İslam ülkelerinden Suudi Arabistan’ın Hac kararına övgü

Suudi Arabistan’ın sınırlı sayıda bir katılımla Hac yapma kararı, dini vecibenin güvenli bir şekilde yapılması ve İslami hukukunun canın korunması amacını gerçekleştirme istekliliği bağlamında geldi. (Haremeyn İşleri Başkanlığı)
Suudi Arabistan’ın sınırlı sayıda bir katılımla Hac yapma kararı, dini vecibenin güvenli bir şekilde yapılması ve İslami hukukunun canın korunması amacını gerçekleştirme istekliliği bağlamında geldi. (Haremeyn İşleri Başkanlığı)
TT

İslam ülkelerinden Suudi Arabistan’ın Hac kararına övgü

Suudi Arabistan’ın sınırlı sayıda bir katılımla Hac yapma kararı, dini vecibenin güvenli bir şekilde yapılması ve İslami hukukunun canın korunması amacını gerçekleştirme istekliliği bağlamında geldi. (Haremeyn İşleri Başkanlığı)
Suudi Arabistan’ın sınırlı sayıda bir katılımla Hac yapma kararı, dini vecibenin güvenli bir şekilde yapılması ve İslami hukukunun canın korunması amacını gerçekleştirme istekliliği bağlamında geldi. (Haremeyn İşleri Başkanlığı)

Endonezya ve Nijerya hükümetleri, Suudi Arabistan’ın koronavirüs salgını nedeniyle Krallık dahilindeki çeşitli milletlerden sınırlı sayıdaki bir katılımla bu yılki Hac farizasını gerçekleştirme kararını memnuniyetle karşıladı.
Endonezya Diyanet İşleri Bakanı Fahr er-Razi dün yaptığı açıklamada, Suudi Arabistan’ın aldığı kararın Hac ibadetini yerine getirmeyi isteyenlerin güvenliğini göz önünde bulundurduğunu belirtti. Açıklamada şu ifadeler kullanıldı:
“Koronavirüs salgını ışığında, hacıların güvenliği diğer her şeyin önünde gelir. İslam dininin temel prensipleri ‘Zararlı şeylerin önlenmesinin, faydalı şeyleri elde etmeye öncelenmesi gerektiğini’ belirtir. Hacıların iyiliğinin öncelenmesi zorunlu bir durumdur. Bu yüzden Suudi Arabistan Krallığı’nın aldığı karar, hacıların sağlık ve selametinin korunması noktasında doğrudur.”
Nijerya hükümeti de aynı şekilde Suudi Arabistan’ın kararına övgüde bulundu. Nijerya hükümeti tarafından yapılan açıklamada, alınan kararın Suudi Arabistan’ın yeni tip koronavirüs salgınını ve salgının dünya için taşıdığı riskleri önleme çabalarının bir parçası olduğu ifade edildi. Nijerya hükümeti ayrıca bu kararın, özellikle birçok ülkedeki yüksek vaka oranlarıyla beraber, üyeleri arasında güvenli sosyal mesafe sağlamanın zor olduğu dünya devletleri, topluluklar ve insan kalabalıkları arasındaki hareketlilikte salgın hastalık riskini azaltmaya ve dünya sağlığını korumaya yönelik olduğu görüşünü paylaştı.
Nijerya hükümeti, Hac ve Umre Düzenleme Komisyonu’nun Suudi Arabistan’ın güvenliğini hedef alan tüm zorluklarla yüzleşmede, Suudi Arabistan hükümeti ve halkının yanında olduğu tutumunu yeniledi. Suudi Arabistan hükümetinin vatandaşlarının ve ülkesinin sakinlerinin yanı sıra Umre yapmak, Mescid-i Nebevi’yi ziyaret etmek veya turistik amaçla Krallık topraklarına gelme niyetinde olan tüm herkesin güvenliğini sağlamak için alacağı tüm önlemleri desteklediğini açıkladı.
Etiyopya’daki İslam İşleri Yüksek Konseyi, Krallığın kararına tam destek verdiğini duyurdu. Konsey tarafından yapılan açıklamada şu ifadelere yer verildi:
 “Suudi Arabistan’ın kararının sebepsiz olmadığından eminiz. Bu karar daha ziyade, uluslararası sağlık araştırma kurulları ve merkezleri tarafından yayınlanan raporlar ışığında, dünyanın dört bir yanından gelen hacılar arasında güvenli sosyal mesafe sağlamanın zor olması ve insan toplulukları arasında salgın hastalığın yayılma tehlikesine karşı alınmıştır. Bu karar ayrıca Krallığın Haremeyn-i Şerifeyn’i ziyaret etmek için gelen hacıların ülkelerine dönüşlerine kadar onların güvenliklerinin sağlanması hususundaki sürekli endişesini yansıtmaktadır.”
Çad Cumhuriyeti İslami İşler Yüksek Kurulu’nun Fetva Bölümü’nden de karara destek geldi. Yapılan açıklamada, Krallığın bu ihtiyati tedbirlerle ilgili attığı adımların hanif dinin emrettiği hikmete uygun olduğu vurgulandı.
Kenya Alimler Konseyi de yaptığı açıklamada, Suudi Arabistan Krallığı’nın kararının boşuna olmadığını, daha ziyade Müslümanların canlarını korumak ve onların koronavirüsten etkilenmelerini önlemek için alındığını ifade edildi.
Aynı şekilde Şili İslam Merkezi Başkanı Kamil Sufan da Krallığın aldığı karara övgüde bulundu. Başkan Sufan, İslam Merkezi tarafından yayınlanan dünkü açıklamasında şunları söyledi:
“Bu doğru ve isabetli karar, salgının devam eden riskleri, dünya genelinde virüs bulaşmış insanlar için geliştirilmiş bir aşı veya kesin bir tedavi yönteminin bulunmayışı ile küresel sağlığın korunması ışığında geldi. Bu karar Krallığın, Hac ibadetinin sağlıklı ve güvenli bir şekilde yerine getirilmesi ve İslam hukukunun insan canını koruma amacını gerçekleştirme isteğini yansıtmaktadır.”



Suudi deneyimi... Tarihi bir an, bir yönetim projesine dönüştüğünde

Tarihsel hareketin aşamaları (Araştırmacı Abdurrahman eş-Şukayr tarafından hazırlanan illüstrasyon)
Tarihsel hareketin aşamaları (Araştırmacı Abdurrahman eş-Şukayr tarafından hazırlanan illüstrasyon)
TT

Suudi deneyimi... Tarihi bir an, bir yönetim projesine dönüştüğünde

Tarihsel hareketin aşamaları (Araştırmacı Abdurrahman eş-Şukayr tarafından hazırlanan illüstrasyon)
Tarihsel hareketin aşamaları (Araştırmacı Abdurrahman eş-Şukayr tarafından hazırlanan illüstrasyon)

Sosyolog ve araştırmacı Dr. Abdurrahman eş-Şukayr, Suudi devletinin kuruluş deneyimini daha önce görülmemiş bir yorum çerçevesine oturtuyor. Tarihi, birbirinden kopuk olaylar dizisi olarak değil; nüfus, kaynaklar ve seçkinler arasındaki ölçülebilir ve karmaşık ilişkiler tarafından yönetilen bir sistem olarak ele alıyor. Bu yaklaşımın, karmaşıklık bilimi ile ‘tarihin yasaları’ olarak da bilinen kliodinamik teorisine dayandığını belirten eş-Şukayr, devletlerin nasıl ortaya çıktığını, büyüdüğünü ve ardından seçkinlerin aşırı çoğalması nedeniyle baskı aşamasına girerek kriz ve zirve noktalarına ulaştığını; sonrasında ise istikrarı yeniden üreten bir lider figürünün ortaya çıktığını açıklıyor.

Eş-Şukayr, Şarku’l Avsat’a yaptığı açıklamada, bu çerçeve sayesinde Diriye’nin Muhammed bin Suud öncesinde elit doygunluğa ve yapısal istikrarsızlığa ulaşmış yerel bir sistem olduğunun anlaşılabildiğini söyledi. Buna göre Muhammed bin Suud’un yükselişi, yönetim merkezini yeniden şekillendiren ve yeni bir siyasi döngü başlatan tarihsel bir yeniden ayar anı olarak yorumlanıyor.

Karmaşıklık bilimi

Eş-Şukayr, karmaşıklık biliminin; toplumlar ya da ekonomi gibi birbiriyle bağlantılı çok sayıda parçadan oluşan sistemleri incelediğini belirtti. Bu sistemlerde her küçük unsur diğerini etkilerken, yoğun etkileşim sonucunda yalnızca tek tek parçaların incelenmesiyle anlaşılamayacak yeni örüntü ve davranış biçimleri ortaya çıkıyor. Bu çerçevede karmaşıklık bilimi, zaman içinde küçük etkileşimlerin birikmesi sonucu istikrarın, kaosun ya da büyük ölçekli değişimlerin nasıl ortaya çıktığına odaklanıyor.

Devlet dönüşümünün beş yıllık döngüsü

Eş-Şukayr, devletlerin dönüşümüne ilişkin beş aşamalı döngüye de değinerek, devletlerdeki değişimlerin ölçülebilir dinamiklere tabi olduğunu ve genel eğilimlerinin öngörülebileceğini söyledi. Bu çerçevede toplumların beş aşamalı bir döngü içinde hareket ettiğini belirten eş-Şukayr, süreci şöyle açıkladı:

- Büyüme aşaması: Kaynakların genişlediği ve devletin kontrol kapasitesinin arttığı evreyi ifade ediyor. Bu süreç, nüfus artışı ve seçkinlerin çoğalmasıyla eş zamanlı ilerliyor. Aşama; tarihçilerin metinlerine ihtiyaç duyulmaksızın, nüfus ve ekonomik kaynaklara ilişkin yaklaşık veriler ve göstergeler üzerinden ölçülebiliyor ve öngörülebiliyor.

- Baskı aşaması: Kaynak bolluğunun görece azaldığı, kamu görevlerine talip olanların sayısının arttığı ve mevcut elitlerin konumlarını korumaya çalıştığı dönem olarak tanımlanıyor. Bu durum, devletin herkesi bünyesinde barındırma kapasitesini aşan bir tablo ortaya çıkarıyor. Nüfus artışı, siyasi, ekonomik, bilimsel ve toplumsal elitlerin sayısını artırırken, mevcut pozisyonların sayısı yetersiz kalıyor.

- Kriz aşaması: Seçkinler arasındaki birliğin sarsıldığı ve örtük gerilimlerin açık çatışmalara dönüştüğü evreyi oluşturuyor.

- Zirve aşaması: Kriz ve istikrarsızlığın doruğa ulaştığı bu safhada ittifaklar çözülüyor, dışlamalar ve ayrışmalar hız kazanıyor.

- İstikrar aşaması: Yeni bir liderliğin ya da revize edilmiş bir yönetim sisteminin, nüfus, kaynaklar ve seçkinler arasındaki ilişkiyi toplumun yeni ruhuna uygun biçimde yeniden düzenlemeyi başardığı dönem olarak tanımlanıyor. Bu aşamayla birlikte, önceki döngüye kıyasla daha bütünlüklü yeni bir süreç başlıyor.

Kontrol edilemeyen rekabet

Eş-Şukayr, zirve aşamasının Hicri 1139 yılına yakın dönemde belirginleştiğini belirterek, yönetici kollar arasındaki rekabetin artık kontrol edilemez bir seviyeye ulaştığını ifade etti. Bu süreçte elitler içindeki ayrışmalar hız kazanırken, bazı isimlerin kısa süreli emirlik deneyimleri yaşadığı ve sadakatlerin hızla el değiştirdiği görüldü. Bu tablo, iç dengeleri yönetme kapasitesinin çöktüğünü ortaya koydu. Bu koşullar altında siyasi sistemin sınırına dayandığını kaydeden eş-Şukayr, yönetim makamına talip olanların sayısının emirliğin iktidarı düzenleme kapasitesini aştığını vurguladı. Böylece zirve aşaması, yeniden kurucu bir liderliğin ortaya çıkmasına zemin hazırlayan tam ölçekli bir yapısal çözülme anına dönüştü.

Tarihsel hareketin aşamaları (Araştırmacı Abdurrahman eş-Şukayr tarafından hazırlanan illüstrasyon)Tarihsel hareketin aşamaları (Araştırmacı Abdurrahman eş-Şukayr tarafından hazırlanan illüstrasyon)

Muhammed bin Suud’un yükselişi, Diriye’de istikrar koşullarının olgunlaşmasının bir sonucu olarak gerçekleşti. Seçkinlerin aşırı çoğalması, eski yönetim sistemini sürdürülemez hale getirirken, çatışan elitlerin okuyamadığı tabloyu kavrayabilecek bir lideri gerekli kılan tarihsel bir moment ortaya çıktı. Bu çerçevede Muhammed bin Suud’un iktidarı devralması, Diriye içindeki güç dengelerinin yeniden ayarlanması anlamına geldi. Böylece yerel siyasi düzen, yapısal istikrarını yeniden tesis etme kapasitesini kazandı.

Yönetim merkezinin inşası

Muhammed bin Suud, Diriye’de yeni bir büyüme sürecinin başlangıcı olarak et-Turayf mahallesini kurarak burayı yönetim merkezi haline getirdi. Oysa daha önce Diriye emirleri Gusaybe ya da el-Mulaybid bölgelerinde ikamet ediyordu. Muhammed bin Suud, siyasi, dini ve askeri elitleri yeni devlet kurumları içinde yeniden dağıtarak, Diriye’deki iktidar yapılarını düzenleyerek, elit fazlasını azaltarak ve rekabet halindeki kollar arasındaki ilişkileri kontrol altına alarak yönetim merkezini yeniden inşa etti.

Bu yapısal düzenleme, emirliğin nüfus, kaynaklar ve elitleri tek bir çerçeve içinde yönetme kapasitesini yeniden kazanmasını sağladı. Böylece, Diriye merkezli yeni bir kuruluş döngüsünün önü açıldı ve bu süreç Diriye Emirliği olarak bilinen yapının çekirdeğini oluşturdu.

Eş-Şukayr, bu yeni okumanın Arap Yarımadası’nda devletlerin ortaya çıkışını; nüfus, kaynaklar ve seçkinler arasındaki ilişkiyi esas alan yapısal döngüler üzerinden açıklayan yeni bir araştırma ufku sunduğunu belirtti. Yerel çevrelerin farklılığına bağlı olarak denetim mekanizmalarının değiştiğini vurgulayan eş-Şukayr, yaklaşık nüfus ve mali istatistiklerin oluşturulmasının, tarihi test edilebilir ve karşılaştırılabilir bir alana dönüştürmek için zorunlu bir giriş olduğunu ifade etti. Bunun ise bölge tarihine ilişkin verilerin toplanmasını ve sınanabilir hipotezlerin geliştirilmesini gerektirdiğini kaydetti. Bu yaklaşımın, parçalı anlatıların ötesine geçen, daha uzun vadeli, daha hassas ve daha bağımsız bir Arap yorum modeli inşa edilmesine katkı sağlayacağını dile getirdi.

Öte yandan, Muhammed bin Suud hakkında kaleme alınan çalışmaların analitik ve anlatısal boyutunun sınırlı kaldığına dikkat çekildi. Kurucu eylemin mantığını açıklayan kapsamlı bir tarihsel biyografinin bulunmadığı, tarih kayıtlarının ise kuruluş öncesi ve kuruluş sırasındaki gelişmeleri yeterince aydınlatmadığı belirtildi. Bu boşluğun, Muhammed bin Suud’un hayatını olayların iç yapısından hareketle yeniden kurgulamayı gerektiren bir araştırma hattını zorunlu kıldığı ifade edildi. Kararların, ittifakların ve çatışmaların; yönetim tasavvurunu ve devletin koşullarını ortaya koyan anlamlı bir sistem olarak okunmasıyla, gerçekliğin hareketinden süzülen bir tarihsel biyografi ve siyasi projenin seyrine ilişkin bütünlüklü bir yorum üretilebileceği vurgulandı.


Muhammed bin Selman, Medine'de alimleri, bakanları ve vatandaşları kabul etti

Suudi Arabistan Veliaht Prensi Muhammed bin Selman, Medine'de alimler, bakanlar ve bir grup vatandaşı kabul ederken (SPA)
Suudi Arabistan Veliaht Prensi Muhammed bin Selman, Medine'de alimler, bakanlar ve bir grup vatandaşı kabul ederken (SPA)
TT

Muhammed bin Selman, Medine'de alimleri, bakanları ve vatandaşları kabul etti

Suudi Arabistan Veliaht Prensi Muhammed bin Selman, Medine'de alimler, bakanlar ve bir grup vatandaşı kabul ederken (SPA)
Suudi Arabistan Veliaht Prensi Muhammed bin Selman, Medine'de alimler, bakanlar ve bir grup vatandaşı kabul ederken (SPA)

Suudi Arabistan Başbakan Yardımcısı Veliaht Prens Muhammed bin Salman bin Abdulaziz, mübarek Ramazan ayının gelişi vesilesiyle kendisini tebrik etmek ve kutlamak için gelen alimleri, bakanları ve bir grup vatandaşı Medine'de kabul etti.

Hazır bulunanlar, mübarek ay vesilesiyle tebriklerini Veliaht Prens'e ilettiler, Veliaht Prens de herkesin oruçlarını, dualarını ve iyi amellerini Allah'ın kabul etmesini diledi.

Prens Muhammed bin Salman, mübarek Ramazan ayı vesilesiyle Medine'de tebriklerini kabul ediyor (SPA)Prens Muhammed bin Salman, mübarek Ramazan ayı vesilesiyle Medine'de tebriklerini kabul ediyor (SPA)

Resepsiyona Medine Bölgesi Valisi Prens Selman bin Sultan bin Abdulaziz, Devlet Bakanı ve Bakanlar Kurulu Üyesi Prens Turki bin Muhammed bin Fahd bin Abdulaziz, Riyad Bölgesi Vali Yardımcısı Prens Muhammed bin Abdulrahman bin Abdulaziz, Medine Bölgesi Vali Yardımcısı Prens Suud bin Nahar bin Suud bin Abdulaziz, Kültür Bakanı Prens Bedr bin Abdullah bin Ferhan, Prens Suud bin Selman bin Abdulaziz, Prens Faisal bin Bedr bin Muhammed bin Celavi, Prens Fahd bin Selman bin Sultan bin Abdulaziz, Prens Nahar bin Suud bin Nahar bin Suud bin Abdulaziz ve bakanlar katıldı.


Veliaht Prens Mescid-i Nebevi’yi ziyaret etti

Suudi Arabistan Veliaht Prensi ve Başbakanı Prens Muhammed bin Seman,(SPA)
Suudi Arabistan Veliaht Prensi ve Başbakanı Prens Muhammed bin Seman,(SPA)
TT

Veliaht Prens Mescid-i Nebevi’yi ziyaret etti

Suudi Arabistan Veliaht Prensi ve Başbakanı Prens Muhammed bin Seman,(SPA)
Suudi Arabistan Veliaht Prensi ve Başbakanı Prens Muhammed bin Seman,(SPA)

Suudi Arabistan Veliaht Prensi ve Başbakanı Prens Muhammed bin Seman bin Abdulaziz, dün Mescid-i Nebevi’yi ziyaret ederek Ravza-i Şerif'te namaz kıldı. Ayrıca Peygamberimiz Hz. Muhammed'i (Sallallahu aleyhi ve sellem) ve iki sahabesini (Allah onlardan razı olsun) selamlama şerefine nail oldu.