Washington: Hizbullah Lübnan medyasını susturmaya çalışıyor

ABD Dışişleri Bakanlığı’nın Washington’daki binası (Reuters)
ABD Dışişleri Bakanlığı’nın Washington’daki binası (Reuters)
TT

Washington: Hizbullah Lübnan medyasını susturmaya çalışıyor

ABD Dışişleri Bakanlığı’nın Washington’daki binası (Reuters)
ABD Dışişleri Bakanlığı’nın Washington’daki binası (Reuters)

Lübnan’da bir mahkemenin ABD’nin Beyrut Büyükelçiliği tarafından yapılan açıklamaların yayınlamasını ve Hizbullah hakkında yaptığı açıklamalar nedeniyle ABD’li Büyükelçiyle herhangi bir röportaj yapılmasını yasaklayan bir karar çıkarmasının ardından ABD Dışişleri Bakanlığı’ndan dün yapılan açıklamada Hizbullah'a yönelik sert ifadeler yer aldı.
ABD Dışişleri Bakanlığı, Hizbullah'ı ‘Lübnan medyasını susturmaya çalışmakla’ suçladı. Bunun ‘acınası bir durum’ olduğu belirtilen Bakanlık açıklamasında, “Yargıyı ifade ve basın özgürlüğünü susturmak için kullanmayı düşünmek dahi gülünç. Hizbullah'ın ülkeyi kontrol etmesine karşı Lübnan halkının yanındayız” ifadeleri yer aldı.
Bu arada Lübnan Ulusal Bilgi Ajansı, Lübnan Dışişleri Bakanı Nasif Hitti’nin, yarın ABD'nin Beyrut Büyükelçisi Dorothy Shea ile son açıklamalarına ilişkin bir toplantı yapacağını bildirdi.
Lübnan’ın Sur şehrindeki mahkemenin hakimi Muhammed Mazih, “Görsel, işitsel, yazılı veya elektronik olarak Lübnan topraklarında faaliyet gösteren yerel veya yabancı medya kuruluşlarının bir yıl boyunca ABD’nin Beyrut Büyükelçisi ile röportaj yapması veya onun herhangi bir açıklamasını aktarması yasaklanmıştır” şeklinde bir karar çıkardı.
Karar metnine göre bu yasağa uymayan medya kuruluşlarının bir yıl boyunca yayın yapmasının engellenmesi ve aynı zamanda iki yüz bin dolara kadar para cezasına çarptırılması öngörülüyor.
Mahkeme bahse konu kararı, Büyükelçi Dorothy Shea’nın Suudi Arabistan merkezli televizyon kanalı Al-Hadath’a verdiği röportajın ardından alırken Shea verdiği röportajda, “ABD, terör örgütü olarak sınıflandırdığı Hizbullah’ın rolü konusunda son derece endişeli” ifadelerini kullanmıştı.
İran destekli Hizbullah'ı ‘Lübnan ekonomisinin son derece ihtiyaç duyduğu ekonomik reformları önlemekle’ suçlayan Büyükelçi Shea, Büyükelçiliğin resmi Twitter hesabından şunları yazdı:
“İfade özgürlüğüne ve özgür basının ABD ve Lübnan'da oynadığı önemli role kuvvetle inanıyoruz. Lübnan halkının yanındayız.”
Lübnan’ın resmi haber ajansı Ulusal Bilgi Ajansı tarafından yayınlanan mahkeme açıklamasında “Shea’nın açıklamaları olağan ve alışılmış diplomatik normlardan sapıyor. Birçok Lübnanlının hislerini incitiyor. Bununla birlikte bu tür açıklamalar, Lübnan halkını bir araya getirmeye ve Hizbullah’ın temsil ettiklerine katkıda bulunurken mezhepsel ve politik gerilimleri de kışkırtabilir” ifadeleri yer aldı.
ABD’nin Beyrut Büyükelçiliği Sözcüsü Casey Bonfield da yaptığı açıklamada mahkemece alınan kararı eleştirdi. Bonfield, Şarku’l Avsat’a yaptığı açıklamada, Amerikalıların ifade özgürlüğüne güçlü bir şekilde inandığını vurgulayarak, “Lübnan'ın içinde bulunduğu büyük ekonomik zorluklara rağmen bazı insanların huzursuzluk çıkarma eğiliminde olması oldukça sinir bozucu” şeklinde konuştu.
Bonfield, ifade özgürlüğüne ve medyaya büyük önem veren Lübnan halkını desteklediğinin altını çizdi.
Öte yandan Lübnan Enformasyon Bakanı Menal Abdussamed, mahkeme kararının önemini vurgulayarak, “Bazı diplomatların ülkenin iç işlerine müdahalesinin vatanın güvenliğine zarar vermesini engelleme çabalarını anlıyorum. Ancak hiç kimsenin haber alma ve medya özgürlüğünü kısıtlama hakkı yoktur. Herhangi birinin medyayla ilgili bir sorunu varsa bu sorunun Enformasyon Bakanlığı, Lübnan Basın Sendikası Konseyi’nin danışmanlığında çözüme ulaşılması gerekir” ifadelerini kullandı.
Diğer yandan mahkeme kararı sosyal medyada da yoğun eleştiri aldı.
Bu arada Lübnan’ın yerel kanallarından LBC televizyonu, ‘bağlayıcı ve uygulanabilir olmadığını’ vurguladığı karara uymayacağını duyururken karara itiraz edeceğini belirtti.
MTV Lebanon televizyonu ise kararı çiğneyerek ‘Lübnan halkının ifade özgürlüğü korunmalı’ sloganıyla ABD’nin Beyrut Büyükelçisi Shea’yı dün akşam konuk etti.



UCM: HDK, Sudan'daki “savaş suçlarını” gizlemek için toplu mezarlar açtı

UCM Genel Merkezi (AFP)
UCM Genel Merkezi (AFP)
TT

UCM: HDK, Sudan'daki “savaş suçlarını” gizlemek için toplu mezarlar açtı

UCM Genel Merkezi (AFP)
UCM Genel Merkezi (AFP)

Uluslararası Ceza Mahkemesi Savcı Yardımcısı Nazhat Shameem Khan dün, Sudan'daki Hızlı Destek Kuvvetleri’ni (HDK) ‘ülkenin batısındaki Darfur bölgesinde işlenen savaş suçlarını ve insanlığa karşı suçları’ gizlemek için toplu mezarlar kazmakla’ suçladı.

Şarku'l Avsat'ın AFP'den aktardığı habere göre Khan, Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi'ne (BMGK) verdiği brifingde, Savcılık Ofisi'nin ‘Faşir'de, özellikle ekim ayı sonlarında HDK'nın şehri kuşatmasının zirveye ulaştığı dönemde, savaş suçları ve insanlığa karşı suçlar işlendiği sonucuna vardığını’ söyledi.

Kendisine ABD'ye giriş vizesi verilmediğini açıklayan Khan, videolu brifinginde, Savcılık Ofisi’nin suçlamalarını ‘toplu katliamları ve toplu mezarlar kazarak suçları gizleme girişimlerine dair ses ve video materyalleri ile uydu görüntülerine’ dayandırdığını söyledi.

HDK, 2024 yılının mayıs ayında Kuzey Darfur eyaletinin yönetim şehri Faşir'e uyguladığı kuşatmayı sıkılaştırdı ve 2025 yılının ekim ayında şehrin tam kontrolünü ele geçirdi.

Fransız Haber Ajansı AFP tarafından aralık ayında analiz edilen uydu görüntüleri, 3 bin 600 metrekareyi kaplayan bir alana mezarların yayıldığını gösteriyordu.

ABD’deki Yale Üniversitesi İnsani Yardım Araştırma Laboratuvarı tarafından kasım ayı sonlarında yapılan benzer bir analiz, taşınmış, gömülmüş veya yakılmış ‘insan kalıntılarına benzeyen nesnelerden oluşan yığınlar’ tespit etti.

Faşir savaşından sağ kurtulanlar, sivillerin şehirden kaçarken hedef alındığını, hatta yargısız infazlara ve cinsel şiddete maruz kaldıklarını bildirdi.

Darfurluların ‘toplu işkenceye’ uğradığı uyarısında bulunan Khan, “Faşir’in düşüşü, Arap olmayan toplulukları en derin acılara maruz bırakmak için sistematik ve planlı bir kampanyayla birlikte gerçekleşti” değerlendirmesinde bulundu.

Savcı Yardımcısı, sözlerini şöyle sürdürdü:

“Araştırmalarımıza göre tecavüz dahil cinsel şiddet, Darfur'da bir savaş aracı olarak kullanılıyor ve yavaş yavaş ortaya çıkan tablo, toplu infazlar ve zulümler dahil olmak üzere büyük çaplı organize suçların korkunç bir görüntüsüdür.”

Bu suçların geniş bir coğrafyayı kapsadığını ve Faşir ile sınırlı olmadığını vurgulayan Khan, ‘2023 yılında El-Cenine'de işlenen zulümlerin 2025 yılında Faşir'de tekrarlandığını ve bu suçların Darfur'daki bir bölgeden diğerine aktarıldığını’ gösteren kanıtlardan bahsetti.

Savcı Yardımcısı, bu suçların ‘mevcut çatışma ve cezasızlık sona erene kadar’ devam edeceği konusunda uyarıda bulundu.

Birleşmiş Milletler (BM) uzmanları, HDK’nın Batı Darfur'un El-Cenine kentinde çoğu Masalit kabilesinden olmak üzere 10 bin ila 15 bin kişiyi öldürdüğünü tahmin ediyor.

Khan, Sudanlı yetkililere, UCM’nin tutuklama emri çıkardığı kişileri, özellikle de eski Cumhurbaşkanı Ömer el-Beşir döneminde iktidar partisinin lideri olan Ahmed Harun'u teslim etmeleri çağrısını yineledi.

Savcı Yardımcısı, Harun'un teslim edilmesini öncelikli bir konu olarak görüyor. Çünkü Harun, 2000’li yılların başlarında Darfur'da ve 2011 yılında Güney Kordofan'da yetkililerin isyanı bastırma sürecinde işlediği cinayet, tecavüz ve işkence dahil olmak üzere onlarca insanlığa karşı suç ve savaş suçu ile suçlanıyor. Harun ise hakkındaki bu suçlamaları reddediyor.


Lübnan ordus komutanı, şubat ayı başlarında kritik bir ziyaret için Washington'a gidiyor

Lübnan Ordu Komutanı General Rudolph Heykel, askeri personel eşliğinde (Ordu Komutanlığı)
Lübnan Ordu Komutanı General Rudolph Heykel, askeri personel eşliğinde (Ordu Komutanlığı)
TT

Lübnan ordus komutanı, şubat ayı başlarında kritik bir ziyaret için Washington'a gidiyor

Lübnan Ordu Komutanı General Rudolph Heykel, askeri personel eşliğinde (Ordu Komutanlığı)
Lübnan Ordu Komutanı General Rudolph Heykel, askeri personel eşliğinde (Ordu Komutanlığı)

Lübnan Ordusu Komutanı General Rudolph Heykel, önümüzdeki ayın başlarında Washington'a yapacağı resmi ziyaret için hazırlık yapıyor. Bu ziyaret hem siyasi hem de askeri düzeyde çok önemli bir olay. Ziyaret, Lübnan Ordusu'nu desteklemeye adanmış ve 5 Mart'ta yapılması planlanan Paris Konferansı öncesinde kritik bir döneme denk geliyor.

Bu arada, artan gerilimler ve güneydeki devam eden İsrail hava saldırıları nedeniyle Lübnan ordusu güney sınır boyunca yüksek alarma geçirildi. Yerel kaynaklar Şarku'l Avsat'a şunları söyledi: "Lübnan ordusu Adaysseh kasabasının güneyinde yeni bir mevzi kurarken, İsrail ordusu sınır duvarının dışına bir Merkava tankı yerleştirerek, Lübnan askerlerini geri çekilmeye zorlamak amacıyla toplarını onlara çevirerek doğrudan bir provokasyonda bulundu. Ancak Lübnan ordusu geri çekilmeyi reddetti ve bölgedeki mevzisini kurmaya devam etti."


Irak İçişleri Bakanı: Suriye'de olup bitenleri yakından takip ediyoruz ve Suriye ile olan sınırımız en yoğun şekilde tahkim edilmiş sınır

Irak'taki el-Kaim ile Suriye'deki el-Bukamal arasındaki sınır geçişinin Irak tarafı (AFP)
Irak'taki el-Kaim ile Suriye'deki el-Bukamal arasındaki sınır geçişinin Irak tarafı (AFP)
TT

Irak İçişleri Bakanı: Suriye'de olup bitenleri yakından takip ediyoruz ve Suriye ile olan sınırımız en yoğun şekilde tahkim edilmiş sınır

Irak'taki el-Kaim ile Suriye'deki el-Bukamal arasındaki sınır geçişinin Irak tarafı (AFP)
Irak'taki el-Kaim ile Suriye'deki el-Bukamal arasındaki sınır geçişinin Irak tarafı (AFP)

Irak İçişleri Bakanı Abdülemir el-Şemmari dün yaptığı açıklamada, Irak'ın Suriye'deki gelişmeleri günlük olarak takip ettiğini ve özellikle Suriye ile olan uluslararası sınırları boyunca tahkimatlar kurulduğunu söyledi.

Irak Haber Ajansı, el-Şemmari'nin şu sözlerini aktardı: "Tüm Irak sınırları güvenli... ve Suriye ile olan sınırımız en güvenli ve tahkim edilmiş olanıdır."

Irak ordusuna ait, Suriye ile 600 kilometrelik sınırda bulunan bir gözlem kulesi (AFP)Irak ordusuna ait, Suriye ile 600 kilometrelik sınırda bulunan bir gözlem kulesi (AFP)

Bakan açıklamasında, tahkimat çalışmalarının sınır boyunca 620 kilometre uzunluğunda bir hendek kazılmasını ve sınır noktalarına gece gündüz çalışan termal kameraların yerleştirilmesini içerdiğini belirtti.

Sınırda konuşlandırılan birliklerin yeterli olduğunu, hepsinin gerekli teçhizat ve personelle donatıldığını ve herhangi bir acil durumda müdahale etmeye hazır yedek birliklerin bulunduğunu da belirten yetkili, "Irak sınırına yaklaşan herkesin ateşle karşılanacağı" uyarısında bulundu.