BAE’de yeni vakalarla iyileşenler arasındaki oran azalıyor

Resü'l-Hayme polisi, “Toplumsal sağlığınız için koruma ve emniyet” kampanyası çerçevesinde trafikte bilinçlendirme uygulamaları başlattı. (WAM)
Resü'l-Hayme polisi, “Toplumsal sağlığınız için koruma ve emniyet” kampanyası çerçevesinde trafikte bilinçlendirme uygulamaları başlattı. (WAM)
TT

BAE’de yeni vakalarla iyileşenler arasındaki oran azalıyor

Resü'l-Hayme polisi, “Toplumsal sağlığınız için koruma ve emniyet” kampanyası çerçevesinde trafikte bilinçlendirme uygulamaları başlattı. (WAM)
Resü'l-Hayme polisi, “Toplumsal sağlığınız için koruma ve emniyet” kampanyası çerçevesinde trafikte bilinçlendirme uygulamaları başlattı. (WAM)

Birleşik Arap Emirlikleri’nde (BAE)  aktif vakaların 11 bin 73’e, iyileşenlerin ise yaklaşık 36 bin 411’ye yükselmesiyle birlikte koronavirüs vaka sayısı ile iyileşenlerin sayısı arasındaki fark azaldı. 437 yeni vakanın kaydedildiği ülkede düne kadar toplam 47 bin 797 bulaş vakası kaydedildi.
Sağlık ve Toplum Koruma Bakanlığı, yeni tip koronavirüs sebebiyle iki kişinin öldüğünü ve ülke genelinde yaşamını yitirenlerin sayısının 313’e ulaştığını duyurdu. Bakanlık ayrıca Kovid-19 hastalarından 577’sinin hastanedeki tedavileri tamamladıktan sonra hastalığın tüm semptomlarından kurtularak iyileştiğini ve taburcu edildiklerini açıkladı. Resü'l-Hayme’deki Şeyh Halife İhtisas Hastanesi kendi bünyesindeki koronavirüs vakalarının sıfırlandığını ve şu an hastalarından hiçbirinin koronavirüs taşımadığını bildirdi.
BAE hükümet Sözcüsü Dr. Amine eş-Şemsi, yeni normale kademeli bir şekilde dönüşle birlikte en büyük ve en önemli sorumluluğun vatandaşlara ve ülkede ikamet edenlere düştüğünü belirtti. Başarının devam etmesi için önceki dönem boyunca yürütülen tüm çabaların boşa gitmemesinin ve emeklerin zayi olmamasının vatandaşların talimatlara ve önlemlere uyması ile başarılabileceğini vurguladı.
Dr. Şemsi, koronavirüs gelişmeleri hakkında hükümet medyasına yaptığı açıklamada, ulusal sterilizasyon programının sona erdiğinin duyurulması ve faaliyetlere geri dönülmesinin, normal hayata tam dönüş anlamına gelmediğini belirtti. Dr. Şemsi, bunun daha ziyade dikkatli ve temkinli bir biçimde ihtiyati tedbirlerin uygulanmasıyla kademeli bir dönüş olduğunu belirterek, BAE ülkesinin tüm fertlerinin başta kendi canları olmak üzere kurumları ve ülkeyi korumaktan sorumlu olduğunu vurguladı.
BAE Başsavcılığı’na bağlı Ulusal Acil Durum Kriz ve Afet Yönetimi Kurumu (NCEMA) Başsavcı Vekili Salim ez-Zaabi, başsavcılığın ülkenin elde ettiği kazanımları ve başarıları koruma konusundaki kararlılığına dikkat çekti. Başsavcılığa bağlı Ulusal Acil Durum Kriz ve Afet Yönetimi Kurumu’nun, başsavcılık tarafından daha önce resmi kanallardan ilan edilen kararla para cezalarını ve idari yaptırımları uygulama devam ettiğini vurguladı.
Zaabi, ulusal sterilizasyon programının sona erdiğinin ilan edilmesinin ardından, son birkaç gündür yetkili makamların koruyucu ve önleyici tedbirlere kayıtsızlıkta ve kural ihlallerinde belirgin bir artış gözlemlediğine dikkat çekti.
Yapılan aile ziyaretlerine de dikkat çeken Zaabi, söz konusu ziyaretlerin sadece birinci dereceden akrabalarla sınırlandırıldığını, özellikle yaşlı ve kronik rahatsızlığı olan yakınların ziyaretinde sosyal mesafenin korunması gerektiğini kaydetti.
Zaabi, Başsavcı’nın kararına göre kuralları ikinci kez ihlal edenlere verilecek para cezasının iki katına çıkarılacağını, kuralları üçüncü kez ihlal edenlerin haklarında ise ceza davası açılması için Ulusal Acil Durum Kriz ve Afet Yönetimi Savcılığı tarafından mahkemeye sevk edileceğini bildirdi. Mahkemeye sevk edilenler hakkında 6 aya kadar hapis cezası ve/veya 100 bin dirhem (27 bin dolar) para cezası verileceği konusunda uyardı.
Zaabi, ulusal sterilizasyon programının sona erdiğinin ilan edilmesinin normal hayata yeniden dönüş için önemli bir adım olduğuna dikkat çekerek salgından tamamen kurtuluncaya kadar toplumun tüm fertlerinin kamu sağlığını ve toplumsal güvenliği korumak için ilgili makamlar tarafından verilen kararlara ve talimatlara tam uyumunun önemini vurguladı.



Suudi Arabistan, ABD'nin Mısır, Ürdün ve Lübnan'daki Müslüman Kardeşler örgütlerini terör örgütü olarak tanımlamasını memnuniyetle karşıladı

2011 yılına ait fotoğrafta, Ürdün'deki Müslüman Kardeşler ve siyasi kolu olan İslami Hareket Cephesi partisinin Amman'daki genel merkezi görülüyor (AFP)
2011 yılına ait fotoğrafta, Ürdün'deki Müslüman Kardeşler ve siyasi kolu olan İslami Hareket Cephesi partisinin Amman'daki genel merkezi görülüyor (AFP)
TT

Suudi Arabistan, ABD'nin Mısır, Ürdün ve Lübnan'daki Müslüman Kardeşler örgütlerini terör örgütü olarak tanımlamasını memnuniyetle karşıladı

2011 yılına ait fotoğrafta, Ürdün'deki Müslüman Kardeşler ve siyasi kolu olan İslami Hareket Cephesi partisinin Amman'daki genel merkezi görülüyor (AFP)
2011 yılına ait fotoğrafta, Ürdün'deki Müslüman Kardeşler ve siyasi kolu olan İslami Hareket Cephesi partisinin Amman'daki genel merkezi görülüyor (AFP)

Suudi Arabistan, ABD'nin Mısır, Ürdün ve Lübnan'daki Müslüman Kardeşler kollarını terör örgütü olarak ilan etmesini memnuniyetle karşıladı.

Suudi Arabistan Dışişleri Bakanlığı yaptığı açıklamada, aşırıcılığı ve terörizmi kınadığını ve Arap devletlerinin güvenliği, istikrarı ve refahına, ayrıca bölgenin ve dünyanın güvenliğine katkıda bulunan tüm çabalara destek verdiğini teyit etti.


El-Hureyf Şarku’l Avsat’a konuştu: Suudi Arabistan'ın çabaları madencilik sektörüne sermaye yatırımı çekiyor

Suudi Arabistan Sanayi ve Maden Kaynakları Bakanı Bender bin İbrahim el-Hureyf, basın toplantısında Şarku’l Avsat’ın sorusunu yanıtlarken (Şarku’l Avsat)
Suudi Arabistan Sanayi ve Maden Kaynakları Bakanı Bender bin İbrahim el-Hureyf, basın toplantısında Şarku’l Avsat’ın sorusunu yanıtlarken (Şarku’l Avsat)
TT

El-Hureyf Şarku’l Avsat’a konuştu: Suudi Arabistan'ın çabaları madencilik sektörüne sermaye yatırımı çekiyor

Suudi Arabistan Sanayi ve Maden Kaynakları Bakanı Bender bin İbrahim el-Hureyf, basın toplantısında Şarku’l Avsat’ın sorusunu yanıtlarken (Şarku’l Avsat)
Suudi Arabistan Sanayi ve Maden Kaynakları Bakanı Bender bin İbrahim el-Hureyf, basın toplantısında Şarku’l Avsat’ın sorusunu yanıtlarken (Şarku’l Avsat)

Suudi Arabistan Sanayi ve Maden Kaynakları Bakanı Bender bin İbrahim el-Hureyf, Suudi Arabistan’ın gerek Uluslararası Madencilik Konferansı aracılığıyla gerekse sektörle ilgili olumsuz algıyı değiştirmeye yönelik çabalarıyla, dünya genelindeki yatırımcıları özellikle Afrika’da madenciliğe yatırım yapmanın önemini yeniden değerlendirmeye teşvik etmeyi hedeflediğini söyledi.

El-Hureyf bugün Riyad’da, İki Kutsal Caminin Hizmetkârı Kral Selman bin Abdulaziz’in himayesinde düzenlenen Uluslararası Madencilik Konferansı kapsamında Şarku’l Avsat’a yaptığı açıklamada, madencilik sektörünün karşı karşıya olduğu en büyük zorluklardan birinin yatırım akışı olduğunu vurguladı. Bu konunun, Geleceğin Madenleri Konferansı ile yuvarlak masa girişiminin başlatılmasından bu yana gündemde olduğunu hatırlattı.

Dünya Bankası’nın Uluslararası Madencilik Konferansı’na katılımının, sektöre yatırımı destekleyecek çözümler bulunmasının önemine güçlü bir işaret olduğunu belirten el-Hureyf, madenciliği tamamlayıcı sektörlerin desteklenmesine yönelik başka girişimlerin de bulunduğunu ifade etti. Bu kapsamda özellikle lojistik sektörüne, hükümet ortaklıkları, uluslararası kuruluşların desteği ve kalkınma bankaları aracılığıyla destek sağlandığını kaydetti.

Öte yandan, madencilikten sorumlu bakanların katıldığı bakanlar toplantısı, bugün Uluslararası Madencilik Konferansı çerçevesinde gerçekleştirildi. Toplantı, 100’den fazla ülke ile 70’i aşkın uluslararası ve sivil toplum kuruluşunun yanı sıra iş dünyası birlikleri ve küresel ölçekte sektörün önde gelen isimlerinin katılımıyla, madencilik ve maden sektörünün geleceğinin ele alındığı dünyanın en büyük ve en önemli platformu olarak öne çıkıyor.

Toplantıda, ‘üç bakanlık girişimi’ kapsamında kaydedilen ilerlemenin gözden geçirilmesi, bir sonraki çalışma aşamalarının belirlenmesi, uluslararası ortaklarla kapasite geliştirme ve beceri kazandırma alanlarında iş birliğinin ele alınması ve küresel düzeyde vizyon birliği ile iş birliğini güçlendirmeyi amaçlayan Geleceğin Madenleri Çerçevesi’nin bilimsel bir yol haritası olarak hayata geçirilmesi hedefleniyor.


El-Hureyf, Madencilik Konferansı'nın açılışında konuştu: Güvenli maden tedariki olmadan endüstriyel hedefler gerçekleşemez

Suudi Arabistan Sanayi ve Maden Kaynakları Bakanı Bender bin İbrahim el-Hureyf, Uluslararası Madencilik Konferansı'nın açılışında konuştu. (Şarku’l Avsat)
Suudi Arabistan Sanayi ve Maden Kaynakları Bakanı Bender bin İbrahim el-Hureyf, Uluslararası Madencilik Konferansı'nın açılışında konuştu. (Şarku’l Avsat)
TT

El-Hureyf, Madencilik Konferansı'nın açılışında konuştu: Güvenli maden tedariki olmadan endüstriyel hedefler gerçekleşemez

Suudi Arabistan Sanayi ve Maden Kaynakları Bakanı Bender bin İbrahim el-Hureyf, Uluslararası Madencilik Konferansı'nın açılışında konuştu. (Şarku’l Avsat)
Suudi Arabistan Sanayi ve Maden Kaynakları Bakanı Bender bin İbrahim el-Hureyf, Uluslararası Madencilik Konferansı'nın açılışında konuştu. (Şarku’l Avsat)

Suudi Arabistan Sanayi ve Maden Kaynakları Bakanı Bender bin İbrahim el-Hureyf, ülkelerin ekonomi ve sanayi hedefleri ile enerji planlarını gerçekleştirmesinin, güvenli ve esnek metal tedariklerine bağlı olduğunu vurguladı. El-Hureyf, bu tedariklerin sağlanabilmesi için geniş çaplı yatırımlar ve yüksek maliyetli yenilikçi teknolojilerin benimsenmesinin şart olduğunu belirtti.

Bu açıklama, el-Hureyf’in Kral Selman bin Abdulaziz’in himayesinde Riyad’da düzenlenen beşinci Uluslararası Madencilik Konferansı’ndaki açılış konuşmasında geldi. El-Hureyf, maden kaynaklarının elektrik dönüşümü ve dijitalleşmeyi yönlendiren teknolojilerin özünü oluşturduğunu, aynı zamanda sanayi gelişimi ve hem üretici hem de tüketici ülkelerde geleceğin istihdam alanlarının temelini teşkil ettiğini ifade ederek, bu kaynakların küresel büyümenin başlıca itici güçlerinden biri olduğunu söyledi.

El-Hureyf, son beş yılda yürütülen ortak çalışmaların beklenenden fazla ilerleme sağladığını belirtti ve bu ilerlemenin detaylarının katılımcılara sunulan kitapçıkta yer aldığını kaydetti. Öne çıkan örnekler arasında, maden keşfi finansmanındaki boşluğu gidermek amacıyla Dünya Bankası ile iş birliği ve altyapı finansmanının küresel gündeme güçlü biçimde dahil edilmesi yer aldı.

El-Hureyf ayrıca, şeffaflık ve tedarik zincirinin izlenmesine odaklanan yeni bir diyaloğun başlatıldığını, mevcut durumu yansıtan standartların geliştirildiğini ve yetenek, sürdürülebilirlik ve teknik kapasite alanlarında bir ‘mükemmellik merkezleri ağı’ oluşturulduğunu belirtti. Bu girişimlerin, tedarikçi ve tüketici ülkeler arasındaki zorlu konularda ortak bir zemin sağlama ve hükümetler, sanayi kuruluşları ve çok taraflı örgütleri tek çatı altında buluşturma amacını yansıttığını ifade etti.

El-Hureyf, konferansa katılan çok sayıda bakan ve temsilcinin, ister ilk kez ister düzenli katılımcı olarak bulunmalarını, uluslararası iş birliğinin önemini yansıtan bir işaret olarak değerlendirdi.

El-Hureyf, 2022’de düzenlenen ilk Bakanlar Yuvarlak Masası’nın 32 ülkeyi ağırladığını ve o dönemde Afrika ile Batı ve Orta Asya’yı kapsayan büyük bölgeye odaklandığını hatırlattı. Bugün ise 100’ün üzerinde ülke ve 70 uluslararası kuruluşun üst düzey temsilcilerinin katılım gösterdiğini belirtti.

Katılımcı sayısındaki bu genişlemenin, Latin Amerika gibi diğer bölgelerden gelen taleplerin bir yanıtı olduğunu ve küresel diyaloğun önemini, çözüm geliştirme kapasitesini ortaya koyduğunu vurguladı. El-Hureyf, bugün masada bulunan temsilin rakamların ötesine geçtiğini; G20 ülkeleri, tedarikçi ve tüketici devletleri kapsadığını, bu sayede diyaloğun doğru taraflarla, doğru zamanda ve doğru yerde yürütüldüğünü ifade etti.

El-Hureyf, bu katılımın, metallere dayalı yeni bir küresel kalkınma, refah ve istikrar çağının şekillendirilmesinde ortak sorumluluğu temsil ettiğini belirterek, madenlerin küresel kalkınmanın temel dayanağı olduğunu vurguladı.

Öte yandan el-Hureyf, proje geliştirme süreçlerinin yavaşlığı, küresel politika parçalanması, altyapı boşlukları, finansman kısıtları ve sektöre yönelik güven eksikliği gibi mevcut zorlukları da kabul etti. Ancak bu sorunların tek başına çözülemeyeceğini, ülkeler arası gerçek ve planlı iş birliğinin fark yaratabileceğini ifade etti.

Konuşmasını, ortak zamanı akıllıca kullanma, uzun vadeli bir bakış açısıyla hareket etme ve gezegenin geleceği için somut ve aktif tartışmalarla canlı bir eylem planı oluşturma çağrısıyla tamamlayan el-Hureyf, kolektif çalışmanın dünya için gerekli metal tedariklerinin temelini oluşturduğunu vurguladı.