Ürdünlüler koronavirüsün yasını tutuyor

Sağlık Bakanı: virüs kurudu ve öldü derken, önceki sağlık bakanı bu sözleri yalanladı

Ürdün Sağlık Bakanı Saad Cabir
Ürdün Sağlık Bakanı Saad Cabir
TT

Ürdünlüler koronavirüsün yasını tutuyor

Ürdün Sağlık Bakanı Saad Cabir
Ürdün Sağlık Bakanı Saad Cabir

Ürdün kamuoyu, önceki akşam yerel bir televizyon kanalına, ülkedeki yeni tip koronavirüs (Kovid-19) “kuruyup öldüğü” açıklamalarında bulunan Sağlık Bakanı Saad Cabir’in geniş yankı uyandıran açıklamalarıyla çalkalandı.
Sosyal medya fenomenleri, Bakan Cabir’in Ürdün’ün resmi televizyon kanalı el-Memleke ekranlarından aktarılan virüsün öldüğü yönündeki açıklamasına binaen virüsün yasını tutarken, “sorumsuz” olarak gördükleri bakanın açıklamalarını talihsiz bir açıklama kabul ederek, bu açıklamanın vatandaşların güvenlik önlemlerine bağlılığına zarar verdiği yönünde yorumlar yaptılar.
Ürdünlüler, televizyon programının sona ermesinden hemen sonra, hükümet tarafından salgında istikrarı yakalamaya ve yeniden yüksek kayıplar verme endişesine dayanarak kararlaştırılan, saat 12’den sonra sokağa çıkma yasağıyla ilgili tüm katı kararların ve işe geri dönüşlerin istisna tutulduğu ekonomik sektörlerin kapalılık durumlarının devam etme gerekçelerinin geri alınmasını talep etti.
Koronavirüs krizi günlerinde popüler olan Ürdün Sağlık Bakanı, “yeni tip Koronavirüsün kuruyup öldüğünü, Ürdün dahilinde virüslü bir kişinin ve insanlar arasında virüsü yayacak bir vakanın kalmadığını, krizin başlangıcındaki vakaların iyileşerek hastalık durumlarının sona erdiğini” söyledi.
Gözlemciler, kamu güvenliği önlemlerini hafifletme üzerindeki etkisinin olacağı konusunda uyararak, Sağlık Bakanı’nın açıklamalarının, Sağlık Bakanlığı’nın Koronavirüs salgını hakkındaki günlük brifingindeki, “vaka sayısı düşük olmakla beraber salgın tehlikesi hala devam ediyor” açıklamasıyla büyük ölçüde çeliştiğini belirtti.
Bakan Cabir’in açıklamalarının hemen akabinde, düğün salonları ve sinema salonları sahiplerinin isteklerinde bir artış yaşanırken, Şarku’l Avsat üniversite mezunlarının yılsonu kutlamalarına yönelik taleplerini sosyal medya üzerinde dillendirdikleri gözlemledi. Kalabalık toplantılardan duyulan korku ve öğrencilerle aileler arasında herhangi bir hastalık vakasının bulunması ihtimaline binaen, yılsonu kutlamaları Sağlık Bakanlığı kararıyla iptal edilmişti.
Bakan Cabir’in açıklamalarından kısa bir süre sonra, salgın hastalıklar uzmanı ve eski Sağlık Bakanı Dr. Saad el-Harabişe, sosyal medya sitesi Facebook’ta yaptığı paylaşımda, “Sağlık Bakanı’nın açıklamalarına saygı duymakla birlikte, bu açıklama ilmi dayanaklardan yoksundur. Bu açıklama, Ürdün halkına, problemin bittiğini ve önleyici tedbirlere uymaya gerek olmadığını söyleyen sahte bir mesaj verebilir.” ifadelerine yer verdi. Eski bakan ayrıca, “Bakan Cabir’in sözlerinin yanlış olduğunu ve söylediklerinin bilimsel ve tıbbi hakikatler cümlesine dahil olmadığını” belirtti.
Ürdün Ulusal Salgın Kurulu Başkanı Nezir Ubeydat, Şarku’l Avsat’a yaptığı açıklamada, ekonomik sektörlerin tam kapasiteyle geri başlamasının, özellikle son aylardaki salgın günlerinde hükümet tarafından kabul edilen kamu güvenliği planının başarısı bağlamında sağlık yetkililerine büyük bir zorluk teşkil edeceğini belirtti. Ubeydat, vatandaşların yerel olarak vaka sayılarındaki gerilemeyi hissetmelerinden sonra, hastalığı önlemeye yönelik tedbirlerin uygulanmasında yumuşamalarına sebep olacağı korkusunu dile getirdi.
Son iki gündür ülkede herhangi bir vaka kaydedilmemiş olsa da, karantina altındaki bölgelerde yaşayan insanlar arasında yeni vakaların kaydedildiğinin duyurulması, sağlık yetkilileri için hala önemli bir tehlike arz ediyor. Ulusal Kriz Merkezi’ndeki Kriz Masası yönetimi, önümüzdeki ayın 10’una kadar yurtdışındaki Ürdünlülerin ülkeye kabul edilmeyi askıya almaya karar verdi.
Bu karar, Ürdün Sağlık Bakanı Saad Cabir’in Iraklı iki vekilin yeni tip Koronavirüs enfeksiyonu sebebiyle Ürdün’de tedavi amaçlı bulunduğu yönündeki açıklamasıyla birlikte geldi. Yerel bir televizyona yaptığı konuşmada, diplomat haricinde Ürdün’e giren bir şahsın muayeneye edildiğine, diplomatın da iki hafta süreyle ev karantinasına tabi tutulduğuna işaret etti.
Bakan Cabir, Iraklı vekillerden birinin diplomatik bir görevle Ürdün’e geldiğini ve ülkeye gelişinden 5 gün sonra hastalık belirtileri göstermeye başladığını ve muayene edildikten sonra virüsten enfekte olduğunun tespit edildiği ifade etti. Virüs taşıdığı tespit edilen diplomatın oturduğu binada karantinaya alındığını, 4 gün sonra aynı şahsın hanımı ve kız çocuğunda da hastalık tespit edildiğini belirtti. Iraklı vekillerin ikincisine gelince, bunun parlamento heyeti içinde ülkeye girdiğini ve diplomatik bir misyonunun bulunmadığını, havaalanında test yapılıp, virüs tespit edildikten sonra hastaneye yatırıldığını ifade etti.



Irak "koordinasyon çerçevesi" başbakan adayının açıklanmasını yarına erteledi

Irak Başbakan adayı Basim el-Bedri (Facebook)
Irak Başbakan adayı Basim el-Bedri (Facebook)
TT

Irak "koordinasyon çerçevesi" başbakan adayının açıklanmasını yarına erteledi

Irak Başbakan adayı Basim el-Bedri (Facebook)
Irak Başbakan adayı Basim el-Bedri (Facebook)

Irak Şii “Koordinasyon Çerçevesi”, Reuters'ın Nuri el-Maliki yerine Basim el-Bedri'nin Başbakan adayı gösterildiği yönündeki haberlerini yalanladı ve toplantıyı önümüzdeki yarına ertelediğini açıkladı.

Amerika Birleşik Devletleri ve İran, savaş boyunca Irak'a baskı uygulamaya devam etti; Washington, Bağdat hükümetiyle bağlantılı tarafları "İran milislerine mali ve operasyonel destek sağlamakla" suçlarken, Tahran "Irak halkının direnişini ve azmini" övdü.

Bağdat, ABD elçisi Tom Barrack'ın her an gelişini beklerken, çok sayıda habere göre, İran Devrim Muhafızları Kudüs Gücü komutanı İsmail Kaani, Bağdat ziyaretinden bir gün sonra yaptığı açıklamada, ziyaretinin amacının "İran İslam Cumhuriyeti'nin Irak halkına gösterdikleri sempati için ve Irak'taki dini yetkililere ve görevlilere takdir ve teşekkürlerini iletmek" olduğunu söyledi.

İran haber ajansları tarafından dün yayınlanan bir açıklamada şunları belirtti: "Hükümeti kurmak halkın hakkıdır ve Irak, başkalarının, özellikle de insanlığın düşmanı olan suçluların, işlerine karışması için çok büyüktür. Başbakanın seçimi tamamen Irak halkının kararına göre yapılır."


Küresel medya neden bazı savaşlara ilgi gösterip bazılarını görmezden geliyor?

Ukrayna'daki savaştan bir sahne (AFP)
Ukrayna'daki savaştan bir sahne (AFP)
TT

Küresel medya neden bazı savaşlara ilgi gösterip bazılarını görmezden geliyor?

Ukrayna'daki savaştan bir sahne (AFP)
Ukrayna'daki savaştan bir sahne (AFP)

Bazı savaş ve çatışmalar uluslararası medya kuruluşlarının gündeminde üst sıralarda yer alırken, bazıları çok daha yıkıcı insani sonuçlar doğurmasına rağmen görünmez kalabiliyor. Uzmanlara göre bu durumun arkasında; Batı’nın medya üzerindeki hâkimiyeti, yoksul ülkelerdeki çatışmalara düşük ilgi, çatışmaların karmaşıklığı ve uzun sürmesi gibi çeşitli nedenler bulunuyor.

Reuters Gazetecilik Araştırmaları Enstitüsü’nün yakın zamanda yayımladığı bir raporda, Ukrayna ve Ortadoğu’daki çatışmalar dışında diğer savaşların uluslararası medya tarafından geniş ölçüde takip edilme ihtimalinin düşük olduğu belirtildi. Şarku’l Avsat’ın Barış ve Ekonomi Enstitüsü verilerinden aldığı bilgilere göre 2025 itibarıyla dünya genelinde 59 aktif devletler arası çatışma bulunduğu ve bunun İkinci Dünya Savaşı’ndan bu yana en yüksek sayı olduğu ifade edildi

Rapora göre Burkina Faso, Uganda ve Etiyopya’dan çatışma haberciliği yapmış üç gazeteciyle yapılan görüşmelerde, ciddi insani etkileri olan birçok hikâyenin yeterince haberleştirilmemesinden duyulan hayal kırıklığı dile getirildi.

Ayrıca, özellikle Afrika’daki yoksul ülkelerde yaşanan krizlerin daha az ilgi gördüğü vurgulandı. Norveç Mülteci Konseyi’nin 2024 verilerine göre en az haber yapılan büyük yerinden edilme krizlerinin sekizi Afrika’da yaşandı; Kamerun, Etiyopya ve Mozambik bu listenin başında yer aldı.

Jeopolitik öncelikler

Raporda, çatışma haberlerinin çoğunlukla insani aciliyet yerine jeopolitik önem tarafından şekillendirildiği belirtildi. Avrupa Gazetecilik Gözlemevi’nin bir çalışmasına göre Almanya, İsviçre ve Avusturya’daki ana haber bültenlerinde yayın süresinin yalnızca yaklaşık yüzde 10’u Küresel Güney ülkelerine ayrılıyor.

Sudanlı gazeteci ve eski uluslararası haber editörü Muhammed Abdülhamid Abdurrahman, medya, siyaset ve kamuoyu arasında karmaşık bir ilişki bulunduğunu belirterek savaş dönemlerinde medyanın gerçeği olduğu gibi yansıtmak yerine “önemli görülen veya anlatıya uygun olanı” aktardığını söyledi. Abdurrahman’a göre büyük güçlerin ve müttefiklerinin jeopolitik çıkarları, savaşların nasıl ve ne ölçüde haberleştirileceğini belirliyor.

Abdurrahman ayrıca uluslararası medyada savaşların görünürlüğünün, büyük güçlerin çıkarlarına etkisiyle doğru orantılı olduğunu ifade etti. Buna örnek olarak Sudan’daki savaşın Gazze çatışması nedeniyle geri plana düşmesini, Gazze’nin ise Ukrayna savaşının gölgesinde kalmasını gösterdi.

Gazeteci, coğrafi uzaklık ve erişim zorluklarının da haber seçiminde önemli rol oynadığını belirterek, karmaşık çatışmaların çoğu zaman basitleştirilemediği için haber değerinin düştüğünü söyledi.

Yeni olayların takibi ve uzayan savaşların göz ardı edilmesi

Abdurrahman’a göre medya kuruluşları genellikle “yeni olanı” takip ederken uzun süren savaşları gündemden düşürüyor. Her yeni kriz, bir öncekini gölgede bırakıyor. Ancak buna rağmen medya, kamuoyu oluşumu ve uluslararası baskı açısından kritik bir rol oynuyor.

Öte yandan, yoğun medya ilgisinin her zaman savaşların sona ermesine yol açmadığı; hatta bazı durumlarda “haber yorgunluğu” nedeniyle kamuoyunun ilgisinin azaldığı ifade ediliyor. Bu durumun özellikle Filistin-İsrail çatışmasında net biçimde görüldüğü belirtildi.

Rapora göre devletler arası çatışmalar, iç savaşlara kıyasla daha fazla haberleştiriliyor çünkü küresel siyaset ve ekonomik istikrar üzerinde daha geniş etkiye sahipler. Ekonomik etkisi düşük bölgelerdeki çatışmalar ise şiddet düzeyinden bağımsız olarak daha az görünür oluyor.

vefv
Gazze’de yıkım (AFP)

ABD’li medya araştırmacısı Joshua Eko, Batı’nın medya ve iletişim alanındaki hâkimiyetinin bu dengesizliği artırdığını, medya içeriklerinin büyük ölçüde tek tipleştiğini ve küresel eşitsizliği derinleştirdiğini belirtiyor.

Eko ayrıca 1977’de kurulan ve “McBride Raporu” olarak bilinen uluslararası iletişim komisyonuna atıfta bulunarak, Küresel Kuzey ile Güney arasındaki medya dengesizliğinin bugün hâlâ devam ettiğini vurguluyor.

1991’de yaptığı bir çalışmaya göre Batı medyası, özellikle CNN ve BBC, savaşlara ilişkin küresel anlatıyı büyük ölçüde belirliyordu ve bu durum günümüzde de önemli ölçüde değişmedi.

Gazze Savaşı ve Medya eşitsizliği

Reuters Enstitüsü raporuna göre Gazze savaşı yoğun biçimde haberleştirilmesine rağmen, bazı ölümler diğerlerine göre çok daha fazla görünürlük kazanıyor. BBC içeriklerinde bir İsrailli ölü için yapılan haber yoğunluğunun, bir Filistinli için yapılan haberden yaklaşık 33 kat fazla olduğu belirtildi.

Ürdün Gazeteciler Sendikası üyesi Halid el-Kudat ise medya tarafsızlığının pratikte tam anlamıyla mümkün olmadığını, birçok medya kuruluşunun uluslararası siyasi pozisyonlarla uyumlu yayın yaptığını ifade etti.

El-Kudat ayrıca çatışma haberlerinin hem yerel hem uluslararası düzeyde farklı şekillerde çerçevelendiğini, bu nedenle haber dilinde ve yaklaşımlarında daha fazla çeşitliliğe ihtiyaç olduğunu vurguladı.


Berri Şarku’l Avsat’a ABD’nin ateşkesin uzatılmasına yönelik bir girişimi bulunduğunu açıkladı

Lübnan Meclis Başkanı Nebih Berri, ABD’nin Lübnan Büyükelçisi Michel Issa’yı kabul etti. (Lübnan Meclis Başkanlığı)
Lübnan Meclis Başkanı Nebih Berri, ABD’nin Lübnan Büyükelçisi Michel Issa’yı kabul etti. (Lübnan Meclis Başkanlığı)
TT

Berri Şarku’l Avsat’a ABD’nin ateşkesin uzatılmasına yönelik bir girişimi bulunduğunu açıkladı

Lübnan Meclis Başkanı Nebih Berri, ABD’nin Lübnan Büyükelçisi Michel Issa’yı kabul etti. (Lübnan Meclis Başkanlığı)
Lübnan Meclis Başkanı Nebih Berri, ABD’nin Lübnan Büyükelçisi Michel Issa’yı kabul etti. (Lübnan Meclis Başkanlığı)

Lübnan Meclis Başkanı Nebih Berri, ABD’nin Lübnan ile İsrail arasındaki ateşkesin uzatılmasına yönelik bir girişimi bulunduğunu açıkladı. Öte yandan Lübnan Cumhurbaşkanı Joseph Avn, ikili müzakerelerin Lübnan adına Büyükelçi Simon Karam başkanlığındaki bir heyet tarafından yürütüleceğini, bu süreçte hiçbir tarafın Lübnan’ın yerini almayacağını veya ona eşlik etmeyeceğini ifade etti.

ABD’nin Lübnan Büyükelçisi Michel Issa, 10 günlük ateşkesin ilan edilmesinin ardından ilk kez Beyrut’a dönüşü kapsamında Avn ve Berri ile bir araya geldi. Ancak Issa herhangi bir basın açıklaması yapmadı. Berri ise Şarku’l Avsat’a yaptığı açıklamada, Washington’ın ateşkesi uzatma yönünde bir çaba içinde olduğunu belirtti, ancak Avn’ın planladığı ‘doğrudan İsrail ile müzakere sürecine’ ilişkin tutumunu açıklamaktan kaçındı.

Avn, müzakere seçeneğinin hedefinin çatışmaların durdurulması, güneydeki İsrail varlığının sona erdirilmesi ve uluslararası olarak tanınan güney sınırına kadar Lübnan ordusunun konuşlandırılması olduğunu vurguladı.

Avn yaptığı açıklamada, ABD Başkanı Donald Trump’ın kendisiyle gerçekleştirdiği telefon görüşmesinde Lübnan’ın taleplerine tam anlayış ve destek gösterdiğini belirtti. Avn, Trump’ın İsrail nezdinde girişimde bulunarak ateşkesin sağlanması ve mevcut ‘anormal durumun’ sona erdirilmesine yönelik bir müzakere sürecinin başlatılması için adım attığını, bu sürecin Lübnan devlet otoritesinin ve egemenliğinin, özellikle güney bölgeler dahil olmak üzere ülkenin tamamında yeniden tesis edilmesini hedeflediğini ifade etti. Avn, temasların ateşkesin korunması ve müzakerelerin başlatılması amacıyla süreceğini, bu sürecin geniş bir ulusal destekle yürütülmesi gerektiğini ve böylece müzakere heyetinin hedeflerine ulaşabileceğini vurguladı.

Yaklaşan müzakerelerin diğer süreçlerden bağımsız olacağını kaydeden Avn, Lübnan’ın iki seçenekle karşı karşıya olduğunu söyledi: “Ya savaşın insani, sosyal, ekonomik ve egemenlik açısından ağır sonuçlarıyla devam edilmesi ya da müzakere yoluyla bu savaşa son verilmesi ve kalıcı istikrarın sağlanması.” Avn, tercihinin müzakere olduğunu vurgulayarak, “Lübnan’ı kurtarabileceğimize inanıyorum” dedi.