ABD ve Bahreyn, BMGK’dan İran’a uygulanan silah ambargosunun süresinin uzatılmasını istediler

 Bahreyn Dışişleri Bakanı Abdullatif ez-Zeyyani ve ABD’nin İran Özel Temsilcisi Brian Hook ortak basın açıklaması yaptılar. (BNA)
Bahreyn Dışişleri Bakanı Abdullatif ez-Zeyyani ve ABD’nin İran Özel Temsilcisi Brian Hook ortak basın açıklaması yaptılar. (BNA)
TT

ABD ve Bahreyn, BMGK’dan İran’a uygulanan silah ambargosunun süresinin uzatılmasını istediler

 Bahreyn Dışişleri Bakanı Abdullatif ez-Zeyyani ve ABD’nin İran Özel Temsilcisi Brian Hook ortak basın açıklaması yaptılar. (BNA)
Bahreyn Dışişleri Bakanı Abdullatif ez-Zeyyani ve ABD’nin İran Özel Temsilcisi Brian Hook ortak basın açıklaması yaptılar. (BNA)

ABD ve Bahreyn dün, “İran silahlarının taşınma faaliyetlerinin bölgede, özellikle de Bahreyn’de oluşturduğu ciddi tehdidin farkında olarak” Tahran’a uygulanan silah ambargosunun süresinin uzatılması için Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi’ne (BMGK) talepte bulundu.
ABD’nin İran Özel Temsilcisi Brian Hook’un Bahreyn’e yaptığı ziyaret kapsamında gerçekleştirilen ortak basın açıklamasında iki taraf da şu vurguda bulundu:
 “Ambargo, İran’ın ajanlarına silah temin etmesi ile mücadele etmek için önemli bir araç. Bölgesel istikrarı güçlendiriyor ve İran’ın eylemlerinden sorumlu tutulmasına yardımcı oluyor. İran’ın 2019 yılının eylül ayında Suudi Arabistan’daki petrol tesislerine gerçekleştirdiği saldırıyla neler yaptığını gördük. Eğer uluslararası toplum ambargonun süresinin uzatılmasında başarısız olursa Bahreyn Krallığı ve diğer Körfez ülkeleri istikrarın bozulmasına yol açan silahlanma yarışının sıkıntısını çekecek. BMGK, uluslararası barışın ve güvenliğinin sağlanması ve İran’a uygulanan silah ambargosunun süresinin uzatılması konusunda sorumluluk almalı. İki ülke, İran’ın saldırganlığı ve yanlış bilgilendirmesi ile mücadeleyi sürdürme konusuna her zaman güçlü bir şekilde ortak bir duruş sergiliyor. İran mezhep çatışmalarını artırarak ve teröristler ile kendisini destekleyen gruplara silah temin ederek Bahreyn’in istikrarını bozup güvenliğini zayıflatmaya çalıştı. İran’ın tüm bu çabalarına rağmen Bahreyn değerlerine bağlı kaldı ve inanç özgürlüğünü garanti ederek barış içerisinde, bir arada yaşamaya teşvik etmeye özen gösterdi. ABD, Bahreyn’in güvenliğine ve İran yönetimi tarafından desteklenen terörizm ile mücadelede iki ülke arasındaki derin ve etkili ortaklığa bağlı kalmayı sürdürüyor.”
Bahreyn Dışişleri Bakanı Abdullatif ez-Zeyyani, Brian Hook ile gerçekleştirdiği ortak basın açıklamasında ülkesinin “ABD’nin bölge ülkelerinin güvenliği ile istikrarını koruma ve küresel çıkarları savunma konusunda devam eden çabalarını,  özellikle de ABD Deniz Kuvvetleri’nin uluslararası ticaret ve seyrüseferi koruma çabalarını takdir ettiğinin” altını çizdi.
Zeyyani, Hook’un ziyareti sırasında siyasi ve güvenlik alanlarındaki gelişmeleri ile bölgenin güvenliği ve istikrarı üzerindeki yansımalarını görüştüklerini belirtti. Görüşmede, iki dost ülke arasındaki dostluk bağlarının gücüne, tarihi iş birliği ve stratejik ortaklığa, bunları çeşitli alanlarda geliştirme ve büyütme konusundaki ortak isteğe ve hayati öneme sahip bölgede güvenliği ve istikrarı sağlamaya katkıda bulunacak şekilde ortak çıkarlara hizmet edilmesine vurgu yapıldı.
Zeyyani, ABD’nin İran’a uygulanan silah ambargosunun süresinin uzatılması için gösterdiği çabaların ile İran’a bölgedeki davranışlarının Yemen, Lübnan ve Irak’taki milislere silah tedarik etmeye devam etmesinin, bölgedeki ülkelerin iç işlerine karışmayı sürdürmesinin ve BM Antlaşması’nın ilkelerine uymamakta ısrar etmesinin bir sonucu olarak dayatılan yaptırımların önemini vurguladı.
Zeyyani sözlerini şöyle sürdürdü:
“İran, Bahreyn’in iç işlerine karıştı. Bahreyn, birçok terör içerikli komployu engellemeyi, bu planları uygulamakla görevli İran Devrim Muhafızları Ordusu (DMO) ve Hizbullah tarafından desteklenen terör örgütlerinin üyelerini tutuklamayı başardı. İran’ın Bahreyn’deki teröristlere ve radikallere silah ve patlayıcı tedarik etmesi, onları eğitmesi ve kışkırtması güvenlik güçleri ve sivillerden 35 kişinin yaşamını yitirmesine ve 3 bin 500 kişinin yaralanmasına sebep oldu. Söz konusu saldırılar ağır yaralanmalara ve kalıcı sakatlıklara neden oldu. Buna ek olarak yaklaşık sabotaj eylemleri sonucunda tesisler, elektrik santralleri ve sistemler tahrip edildi. Bu saldırıların hepsi belgelendi. Taraflar, İran’ın bölge ülkelerinin iç işlerine müdahalesi, terör örgütlerine (Hizbullah), radikal milislere ve Yemen’deki Husilere destek vermesi ve Yemen krizine siyasi bir çözüm bulunmasını engellemesi ile mücadele edilmesi gerektiği konusunda hemfikir oldu. Aynı zamanda Suudi Arabistan’ın petrol şirketinin (Saudi Aramco) tesislerine düzenlenen saldırılar ve Husilerin sivil nüfusun yaşadığı bölgeleri balistik füzeler ve İran yapımı insansız hava araçları ile bombalaması sonucu Suudi Arabistan’ın maruz kaldığı düşmanca eylemlerin arkasında İran’ın olduğu konusunda mutabık kalındı.”
İran’ın özellikle nükleer başlık taşıyabilen balistik füze geliştirme programını sürdürmesi ve Nükleer Anlaşma’nın yükümlülüklerini yerine getirmemesi konularında “İran’ın nükleer dosyasının etkileriyle başa çıkmayı” hedefleyen ABD çabalarını desteklediğini belirten Dr. Zeyyani konuya dair şunları söyledi:
“Körfez Arap Ülkeleri İşbirliği Konseyi’ne (KİK) üye olan ülkeler, yıllardır Arap Körfezi bölgesinin ve Ortadoğu’nun nükleer silahlar da dahil olmak üzere bütün kitle imha silahlarından arındırılmış bir bölge haline getirilmesi gerektiği konusunda çağrıda bulunuyorlar. Bunun amacı bölgede güvenliğin hakim olmasının, halkın güven, istikrar ve refah içerisinde yaşamasının sağlamaktır.”
Zeyyani, Bahreyn hükümetinin daima “iyi komşuluk ilkelerini, ülkelerin iç işlerine karışmamayı, anlaşmazlıkların barışçıl yollarla ve yapıcı diyaloglarla çözülmesi gerektiğini” esas alarak İran hükümeti ile her zaman normal ilişkiler kurma çağrısında bulunduğunu vurguladı. Zeyyani ayrıca Bahreyn’in “halka, özellikle de gençlere umut ışığının geri verilmesi ve savaş, göç, yerinden etme ve yıkıma sahne olduktan sonra yeniden inşa edilmesi gereken bölgede barışın, istikrarın ve kalkınmanın sağlanması” çağrısında bulunduğunu vurguladı.
Brian Hook da iki ülkeyi bir araya getiren ilişkilerin sağlam olduğunu vurguladığı açıklamasında Bahreyn’in bölgede istikrarı ve güvenliği sağlamadaki stratejik rolüne övgüde bulundu.
ABD’nin Özel Temsilcisi konuşmasında uluslararası toplumun silah ambargosunu kaldırmayı kabul etmeyen bölge ülkelerini dinlemesi gerektiğini belirtti. “Ambargonun kaldırılması bölgenin güvenliğine zarar verecek. Bu da BM’nin kabul edebileceği bir şey değildir. Ambargonun kaldırılması BM Anlaşması’nda güvenlik ve istikrarı güçlendirmeyi amaçlayan ilkelerin hepsine karşı bir ihanettir” ifadelerini kullandı.
Hook “ABD’nin İran davranışlarını değiştirene, terör örgütlerini desteklemeyi ve komşularına saldırmayı bıraktırana kadar silah ambargosunun kaldırılmasını engellemeye çalışacağını” ifade ederek “ambargonun bölge ülkelerinin çabalarını desteklemeye devam edeceğine ve ABD yönetimi ile Bahreyn yönetiminin terör örgütleri ile mücadele etmek için ortaklıklarını sürdüreceklerine” dikkat çekti.



Ortadoğu’ya askeri yığınak sürerken Trump: İran’la ilgili her şey önümüzdeki 10 gün içinde netleşecek

ABD uçak gemisi USS Abraham Lincoln ve taarruz grubu, Umman Denizi’nde (Reuters)
ABD uçak gemisi USS Abraham Lincoln ve taarruz grubu, Umman Denizi’nde (Reuters)
TT

Ortadoğu’ya askeri yığınak sürerken Trump: İran’la ilgili her şey önümüzdeki 10 gün içinde netleşecek

ABD uçak gemisi USS Abraham Lincoln ve taarruz grubu, Umman Denizi’nde (Reuters)
ABD uçak gemisi USS Abraham Lincoln ve taarruz grubu, Umman Denizi’nde (Reuters)

ABD Başkanı Donald Trump, Perşembe günü yaptığı açıklamada, Washington’un İran ile “ciddi bir anlaşma” yapması gerektiğini belirterek, Tahran’la yürütülen görüşmelerin iyi gittiğini söyledi.

Trump, Washington’da düzenlenen Barış Konseyi’nin ilk toplantısında, “Görüşmeler iyi. Yıllar içinde İran’la ciddi bir anlaşma yapmanın kolay olmadığı kanıtlandı. Ciddi bir anlaşma yapmalıyız; aksi takdirde sonuçları ağır olur” dedi.

ABD Başkanı, “İran’la ilgili her şey önümüzdeki 10 gün içinde netleşecek” ifadelerini kullandı.

Washington ile Tahran arasındaki kriz hassas bir dönemece girerken, üst düzey ulusal güvenlik yetkililerinin Trump’a, ABD ordusunun olası bir saldırı için “hazır” olduğunu bildirdiği aktarıldı. Cumartesi gününden itibaren uygulanabilecek muhtemel bir operasyon seçeneğinin masada olduğu, ancak nihai kararın Beyaz Saray’da siyasi ve askerî değerlendirmeye tabi tutulduğu belirtildi.

dfvgthy
İranlı askerlerin, Rus askerlerle birlikte Umman Denizi’nde gerçekleştirdiği askerî tatbikattan bir kare (EPA)

Amerikan televizyon ağlarının kaynaklarına göre son günlerde Ortadoğu’ya sevk edilen güçler – ek hava ve deniz unsurları dâhil – konuşlanmalarını tamamladı. Olası bir harekâtın zaman çizelgesinin hafta sonrasına da sarkabileceği ifade edildi.

Kaynaklar, İran’dan gelebilecek misillemelere karşı Savunma Bakanlığı’nın bazı personeli geçici olarak Avrupa’ya ya da ABD içine kaydırdığını belirtti. Bunun rutin bir önleyici tedbir olduğu ve saldırının kaçınılmaz olduğu anlamına gelmediği vurgulandı.

Angajman kuralları değişebilir

Bu gelişme, Trump açısından karmaşık bir denkleme işaret ediyor. Olası bir askerî darbe, bölgede angajman kurallarını değiştirebilir ve Tahran’ın müzakere pozisyonunu zayıflatabilir. Ancak aynı zamanda Körfez’den Doğu Akdeniz’e uzanabilecek geniş çaplı bir bölgesel tırmanma riskini de beraberinde getirebilir.

Öte yandan bekleme stratejisi, ABD iç kamuoyunda ya da Washington’un müttefikleri nezdinde geri adım olarak yorumlanabilir. Bu durum, askerî tehdidin inandırıcılığının test edildiği bir an olarak değerlendiriliyor.

CNN’e konuşan kaynaklar, ABD ordusunun hafta sonu itibarıyla İran’a yönelik bir saldırıya hazır olduğunu, ancak Trump’ın henüz nihai kararını vermediğini bildirdi.

hyjuıko
İran yönetimi karşıtı göstericiler, 17 Şubat 2026’da Cenevre’deki Birleşmiş Milletler Ofisi önünde pankart ve fotoğraflar taşıyor (AFP)

Kaynaklara göre Trump, özel görüşmelerde askerî müdahaleyi destekleyen ve karşı çıkan argümanları dinledi, danışmanları ve müttefiklerinin görüşlerini aldı. Bir kaynak, “Bu konu üzerinde uzun süre düşünüyor” dedi.

Cumhuriyetçi Senatör Lindsey Graham ise televizyonda yaptığı açıklamada, İran’la ilgili kararın fiilen alındığını öne sürdü. Bölgeye yapılan büyük askerî yığınağa dikkat çeken Graham, savaş gemilerinin “bu mevsimde hava güzel olduğu için” bölgeye gelmediğini söyledi.

Daralan müzakere penceresi

Sahadaki gerilim tırmanırken diplomasi de temkinli adımlarla ilerliyor. İran Dışişleri Bakanı Abbas Arakçi, Cenevre’de yapılan dolaylı görüşmelerin ikinci turunda genel “yol gösterici ilkeler” üzerinde anlayış sağlandığını, ancak ihtilaflı başlıkların sürdüğünü açıkladı.

Bir ABD’li yetkili, Tahran’ın önümüzdeki iki hafta içinde yazılı bir teklif sunabileceğini belirterek “ilerleme sağlandı ancak pek çok ayrıntı hâlâ müzakere ediliyor” dedi.

Tahran, müzakerelerin yalnızca nükleer dosya ve yaptırımların kaldırılmasıyla sınırlı kalmasında ısrar ederken, Washington balistik füze programı ve İran’ın bölgesel müttefiklerine verdiği desteğin de gündeme alınmasını istiyor. Bu iki yaklaşım arasındaki siyasi mesafenin kısa sürede kapanması zor görünüyor.

İran Atom Enerjisi Kurumu Başkanı Muhammad Eslami, “Nükleer endüstrinin temeli zenginleştirmedir” diyerek, hiçbir ülkenin İran’ı barışçıl teknoloji hakkından mahrum bırakamayacağını söyledi.

Bu açıklama, ABD’nin diplomasi başarısız olursa askerî seçeneğin masada olduğunu hatırlatmasının hemen ardından geldi.

Rus haber ajansı Interfax, Rus devlet nükleer şirketi Rosatom CEO’su Aleksey Likhachev’in, anlaşma sağlanması hâlinde İran’dan zenginleştirilmiş uranyumu kabul etmeye hazır olduklarını söylediğini aktardı.

Rusya Dışişleri Bakanlığı ise uranyumun İran’dan çıkarılması önerisinin hâlâ masada olduğunu, ancak nihai kararın Tahran’a ait olduğunu belirtti.

İran Cumhurbaşkanı Mesud Pezeşkiyan, ülkesinin “ne pahasına olursa olsun Amerika’ya boyun eğmeyeceğini” söyledi. İran’ın savaş istemediğini, ancak “aşağılanmayı kabul etmeyeceğini” vurguladı.

Hürmüz mesajı

Tahran, askeri gücünü Hürmüz Boğazı’nda sergiledi. Bir askeri yetkili, boğazın “en kısa sürede kontrol altına alınabileceği ya da kapatılabileceği” uyarısında bulundu. İran Devrim Muhafızları “Hürmüz Boğazı’nda Akıllı Kontrol” adlı tatbikatını tamamladı.

Boğaz, küresel petrol ve doğalgaz ihracatının önemli bölümünün geçtiği stratejik bir hat olarak, İran’ın geleneksel caydırıcılık kartı olarak görülüyor.

Moskova’dan uyarı

Rusya Dışişleri Bakanı Sergey Lavrov, İran’a saldırının “ateşle oynamak” olacağını belirterek siyasi yöntemlere öncelik verilmesi çağrısında bulundu. Kremlin, Tahran’la yapılan ortak deniz tatbikatlarının önceden planlandığını açıkladı.

İsrail’de yayımlanan Maariv gazetesi, Washington’un olası bir saldırıdan kısa süre önce Tel Aviv’i bilgilendireceğinin değerlendirildiğini yazdı.

Polonya Başbakanı Donald Tusk, vatandaşlarına İran’ı derhal terk etmeleri çağrısında bulundu ve çatışma ihtimalinin “oldukça gerçekçi” olduğunu söyledi.

Öte yandan Avrupa Birliği Konseyi, 29 Ocak’taki Dışişleri Konseyi toplantısında varılan mutabakatın ardından 19 Şubat’ta İran Devrim Muhafızları’nı resmen terör örgütleri listesine ekledi. Böylece kurum, AB’nin terörle mücadele yaptırımlarına tabi olacak.


Trump: Gazze’ye 10 milyar dolar yardımın önündeki tek engel Hamas

ABD Başkanı Donald Trump, Perşembe günü Washington’da düzenlenen “Barış Konseyi” toplantısında imzalanan mutabakat zaptını elinde tutarken (AFP)
ABD Başkanı Donald Trump, Perşembe günü Washington’da düzenlenen “Barış Konseyi” toplantısında imzalanan mutabakat zaptını elinde tutarken (AFP)
TT

Trump: Gazze’ye 10 milyar dolar yardımın önündeki tek engel Hamas

ABD Başkanı Donald Trump, Perşembe günü Washington’da düzenlenen “Barış Konseyi” toplantısında imzalanan mutabakat zaptını elinde tutarken (AFP)
ABD Başkanı Donald Trump, Perşembe günü Washington’da düzenlenen “Barış Konseyi” toplantısında imzalanan mutabakat zaptını elinde tutarken (AFP)

ABD Başkanı Donald Trump, ülkesinin Gazze için “Barış Konseyi”ne 10 milyar dolar sağlayacağını açıkladı ve bunu “savaş maliyetleriyle karşılaştırıldığında küçük bir rakam” olarak nitelendirdi. Trump, diğer üye ülkelerden gelen katkıların 7 milyar doları bulduğunu ve bağışların artmasının beklendiğini kaydetti.

Trump, “Barış Konseyi”nin açılışında yaptığı konuşmada, “Birlikte, yüzyıllar boyunca savaşın yıkımlarına maruz kalmış ve üç bin yıl süren katliamlarla boğulmuş bir bölgede kalıcı barış hayalini gerçekleştirebiliriz. Dünya, diğer çözülmemiş çatışmaların nasıl çözülebileceğini görmeli” dedi ve Birleşmiş Milletler’in çabalarını destekleyeceklerini vurguladı. Trump, Kazakistan, Azerbaycan, Birleşik Arap Emirlikleri, Fas, Bahreyn, Katar, Suudi Arabistan, Özbekistan ve Kuveyt gibi ülkelerin Gazze yardım paketine 7 milyar dolardan fazla katkıda bulunduğunu açıkladı.

Gazze’ye odaklanan Trump, ateşkesin tüm rehinelerin (canlı ve ölü) serbest bırakılmasıyla sonuçlandığını ve Hamas’ın söz verdiği gibi silahlarını teslim edeceğini söyledi, aksi hâlde “sert bir karşılık” verileceğini belirtti. Trump, “Şu anda dünya, önümüzdeki tek engel olan Hamas’ı bekliyor” dedi.

cfvdfv
Suudi Arabistan Dışişleri Bakanı Devlet Bakanı Adil Cübeyr, Perşembe günü Washington’da düzenlenen “Barış Konseyi” toplantısında (AFP)

Trump, toplantıya katılan ülkelerin yalnızca maddi katkıda bulunmadığını, bazı ülkelerin ateşkesi korumak ve kalıcı barışı sağlamak için personel göndermeyi taahhüt ettiğini kaydetti. Ortadoğu’nun “üç bin yıl boyunca imkânsız görülen bir barış” gördüğünü ifade eden Trump, bunun İran’ın nükleer kapasitesinin B-2 bombardıman uçaklarıyla yok edilmesinden kaynaklandığını belirtti ve bunun bölgesel barışın anahtarı olduğunu söyledi.

Norveç ve FIFA İşbirliği

Trump, geleceğe dönük planları da açıkladı; Norveç’in konseye ev sahipliği yapacağı, FIFA’nın Gazze’de projeler (futbol sahaları dahil) için 75 milyar dolar toplama kampanyasına katılacağı ve Japonya’nın bağış toplama girişimlerinde yer alacağı belirtildi. İran’a “barış yoluna katılma” çağrısı yapan Trump, aksi hâlde “farklı bir yol”la karşılaşacağını vurguladı ve İran’ın nükleer silaha erişimini önleme konusundaki kararlılığını yineledi.

Trump, adını taşıyan Barış Enstitüsü’ne övgüde bulunarak, BM ile yakın koordinasyonu vurguladı ve konseyin bu çalışmaları güçlendireceğini ve performansı “denetleyeceğini” belirtti. “Barış savaştan çok daha ucuzdur” diyen Trump, konseyin “kararlı liderlikle imkânsızın mümkün hâle getirilebileceğini” gösterdiğini söyledi.

dsvfdv
Washington’da Perşembe günü gerçekleştirilen “Barış Konseyi” toplantısından genel bir görünüm (AFP)

Konuşmasında ekonomik başarıları, Wall Street’teki gelişmeleri ve ilk yılında sekiz savaşı sona erdiren kişisel diplomatik başarısını öne çıkaran Trump, ekibini – Başkan Yardımcısı J.D. Vance, Dışişleri Bakanı Marco Rubio, özel elçi Steve Witkoff, ve Jared Kushner dahil – “tüm zamanların en iyi ekibi” olarak nitelendirdi.

Trump, toplantıya katılan ülkelerin liderlerine teşekkür etti; Arnavutluk Başbakanı Edi Rama, Arjantin Cumhurbaşkanı Javier Milei, Macaristan Başbakanı Viktor Orban, Endonezya Cumhurbaşkanı Prabowo Subianto ve Pakistan Başbakanı Şahbaz Şerif’i örnek göstererek, Pakistan-Hindistan ve Ermenistan-Azerbaycan gibi çatışmaların çözümünde oynadığı rolü vurguladı. Arap ülkelerine de teşekkür etti.

Filistinli Katılım

ABD Dışişleri Bakanı Marco Rubio, Gazze için “Barış Konseyi” dışında bir “alternatif plan” olmadığını belirtti. Konsey koordinatörü Nikolay Mladenov, Perşembe günü, Hamas’ın etkisinden bağımsız bir Filistin Ulusal Polisi oluşturmak üzere başvuruların açıldığını duyurdu. Mladenov, “Sadece ilk birkaç saatte bin kişi başvuruda bulundu” dedi.

fvgthyju
Endonezya Cumhurbaşkanı, Perşembe günü Washington’da düzenlenen Barış Konseyi toplantısında (AFP)

Filistin yönetiminin Gazze işlerini yönetecek teknik komitesinin başkanı Ali Şaas kısa bir konuşma yaptı; hükümetin Gazze’de istikrar sağlama yetkisine sahip olduğunu, ancak zorlu şartlarda çalıştığını belirtti. Şaas dört önceliği açıkladı: güvenliği sağlamak, iki ay içinde 5 bin askeri eğitip konuşlandırmak, onurlu iş imkânları yaratmak, insani yardımların devamını ve temel hizmetlerin yeniden sağlanmasını temin etmek.

Trump, Perşembe günü 47’den fazla ülke liderinin, başbakan, dışişleri bakanı ve BM, AB, Dünya Bankası temsilcilerinin katıldığı konseyin ilk kurucu toplantısını açtı. Konseyin tartışmaları, yıkıcı savaşın ardından Gazze’nin yeniden inşası ve istikrarın sağlanmasına odaklandı.

fdbghyju
Washington’da Perşembe günü gerçekleştirilen Barış Konseyi toplantısından bir kare (AFP)

Bu zirve, BM Güvenlik Konseyi’nin ABD destekli ateşkes planını kabul etmesinden yaklaşık üç ay sonra gerçekleşti. Plan, iki yıl süreyle konseyin silahsızlanma ve Gazze’nin yeniden inşasını denetlemesini öngörüyordu. Başlıca sorunlar, Hamas’ın silahsızlanması, İsrail’in Gazze’den çekilmesi, yeniden inşanın boyutu ve insani yardımların akışı. Ateşkes hâlen kırılgan; taraflar ihlal iddialarını sürdürüyor.

Hamas’ın silahı sorunu

Trump yönetimi, Hamas’ı silahsızlandırma konusunda resmi bir plan açıklamadı. Mısır, Katar ve Türkiye ile görüşmelerin sürdüğü belirtiliyor. İsrail, Hamas ve diğer Filistin grupları silahsızlanmayı kabul etmeden geniş çaplı yeniden inşaya izin vermeyeceğini açıkladı. BM’de ABD Daimi Temsilcisi Mike Waltz, Hamas’a iki seçenek sunduklarını söyledi: “Kolay ya da zor yoldan silahsızlanma”.

Hamas, İsrail’in olası misillemelerinden endişe ederek silah teslim etmeye hazır görünmüyor. Hareket, Gazze yönetimini yeniden üstlenmiş ve ABD destekli teknik komiteye yetki devretmeye hazır. Ancak İsrail, komitenin Gazze’ye girişine izin vermedi. İsrail Başbakanı Benjamin Netanyahu, “Hamas silahsızlanmadan yeniden inşa olmayacak” dedi.

Barış Gücü

Endonezya, yaklaşık 8 bin asker göndereceğini açıkladı. Arnavutluk, Fas ve Yunanistan’ın da Gazze’ye barış gücü olarak katılacağı belirtiliyor. Bu güç sınır konularını ele alacak, ancak Hamas’ın silahsızlanmasını denetleme yetkisine sahip olup olmayacakları belirsiz.

Gazze’deki Uluslararası İstikrar Gücü Komutanı General Jasper Gievers, beş ülkenin – Endonezya, Fas, Kazakistan, Kosova ve Arnavutluk – katılımını duyurdu. Ayrıca Mısır ve Ürdün polis eğitimine destek verecek. Endonezya, gücün yardımcı komutanlığı görevini üstlenecek.

Eleştiriler

Fransa Dışişleri Sözcüsü Pascal Confavreux, Avrupa Komisyonu’nun toplantıya katılımını sürpriz olarak nitelendirdi; Komisyon’un üye ülkeleri temsil yetkisi olmadığını vurguladı. Fransa, konseyin faaliyetlerini BM kararlarıyla uyumlu hâle getirmeden katılmayacağını belirtti.

Eleştiriler, konseyin BM’nin rolünü azaltabileceği ve ABD’nin alternatif bir yapı kurmak istediği endişelerinden kaynaklandı. Başkan Trump’ın geniş yetkileri – ömür boyu başkanlık, üye kabul ve fon kullanımı üzerinde tek yetki – eleştirildi.

Analistler, başarının mali taahhütlerle değil, üç temel zorluğun çözümüyle ölçüleceğini belirtiyor: Hamas’ın silahsızlanması, İsrail’in Trump planına göre çekilmesi ve uluslararası ve yerel meşruiyete sahip istikrar gücü oluşturma kapasitesi.


Eski Güney Kore Devlet Başkanı, sıkıyönetim ilan ettiği gerekçesiyle ömür boyu hapis cezasına çarptırıldı

Eski Güney Kore Devlet Başkanı Yoon Suk Yeol (Reuters)
Eski Güney Kore Devlet Başkanı Yoon Suk Yeol (Reuters)
TT

Eski Güney Kore Devlet Başkanı, sıkıyönetim ilan ettiği gerekçesiyle ömür boyu hapis cezasına çarptırıldı

Eski Güney Kore Devlet Başkanı Yoon Suk Yeol (Reuters)
Eski Güney Kore Devlet Başkanı Yoon Suk Yeol (Reuters)

Güney Kore’nin eski Devlet Başkanı Yoon Suk Yeol, 2024’ün sonlarında kısa süreli sıkıyönetim ilan etmesi nedeniyle bugün ömür boyu hapis cezasına çarptırıldı.

Seul Merkez Bölge Mahkemesi yargıcı Ji Gwi-yeon, karar duruşmasında “İsyan suçundan Yoon’u ömür boyu hapis cezasına mahkûm ediyoruz” ifadesini kullandı.

Böylece eski muhafazakâr lider, savcılığın talep ettiği idam cezasından kurtulmuş oldu.

Yoon Suk Yeol, 3 Aralık 2024 akşamı yaptığı sürpriz konuşmada sıkıyönetim ilan etmiş ve orduya Ulusal Meclis’e girme talimatı vermişti. Ancak askerler tarafından kuşatılan binaya yeterli sayıda milletvekili girmeyi başarmış, yapılan oylamada bu güç kullanımına karşı karar alınmış ve dönemin devlet başkanı geri adım atmak zorunda kalmıştı.

Sivil yönetim fiilen yalnızca altı saatliğine askıya alınsa da, söz konusu girişim ülkede derin ve uzun süreli bir siyasi krize yol açmıştı.

Gözaltında yargılanan Yoon, bu eylemleri nedeniyle nisan ayında görevden alınmıştı.

Mahkemenin, eski Savunma Bakanı Kim Yong-hyun’u da mahkûm etmesinin ardından, Yoon ile birlikte yargılanan diğer sanıklar hakkında da kısa süre içinde karar vermesi bekleniyor.