Kahire, su haklarına ‘zarar verecek’ her türlü anlaşmaya karşı çıkacağını duyurdu

Mısır, Etiyopya’nın ‘Nahda Barajı’ nedeniyle su payının azalmasında endişe ediyor. (Reuters)
Mısır, Etiyopya’nın ‘Nahda Barajı’ nedeniyle su payının azalmasında endişe ediyor. (Reuters)
TT

Kahire, su haklarına ‘zarar verecek’ her türlü anlaşmaya karşı çıkacağını duyurdu

Mısır, Etiyopya’nın ‘Nahda Barajı’ nedeniyle su payının azalmasında endişe ediyor. (Reuters)
Mısır, Etiyopya’nın ‘Nahda Barajı’ nedeniyle su payının azalmasında endişe ediyor. (Reuters)

Afrika Birliği’nin Mısır, Etiyopya ve Sudan’a, Addis Ababa tarafından inşa edilen Nahda (Rönesans) Barajı’nın doldurulması ve işletilmesi konusunda nihai bir anlaşmaya varmaları için verdiği sürenin sona ermesine bir hafta kalan Kahire, su hakkına saldırıda bulunan, payına ‘zarar verecek’ ve halkının yaşamını etkileyecek olan herhangi bir anlaşmayı kabul etmeyeceklerini söyledi. Mısır Su Kaynakları Bakanı Muhammed Abdulati de ülkesinin ‘güçlü bir devlet’ olduğunu ve birimlerinin dosyayla ilgilendiğini ifade etti.
Mısır, Etiyopya’nın Nil Nehri’nin ana kolu üzerine kurduğu barajın su payını azaltmasından endişe ediyor. Mısır sularının yüzde 90’ı Nil Nehri’nden karşılanıyor.
Mısır, Sudan ve Etiyopya arasında yaklaşık 10 yıldır devam eden müzakereler, üç tarafın kabul edeceği bir anlaşmaya varılmasını sağlayamadı. Bu durum Mısır’ın geçen ay dosyayı Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi’ne (BMGK) taşımasına neden oldu. Güney Afrika’nın başkanlığındaki AfB geçen cuma günü kendi gözetiminde yeni müzakereler başlatılmasını kabul etti. Açıklamada yasal ve teknik sorunları çözmek için bir komite kurulmasına ve iki hafta içerisinde bir anlaşmaya varılmasına karar verildi.
Mısır, Nahda Barajı konusunda Etiyopya ile iş birliği yapma konusunda iyi niyet ve istek göstermeye önem verdi. Ancak Etiyopya, daima müzakerelerin yürütülmesine engel oldu. Resmi MENA haber ajansına göre Bakan Abdulati dün yaptığı açıklamada, “Mısır, güçlü bir devlet. Tüm birimler, Nahda Barajı dosyası üzerinde çalışıyor. Hakkının ihlaline izin vermeyecektir. Haklarını hafife alan veya halkının yaşamını etkileyen bir anlaşmayı kabul etmeyecektir” ifadelerini kullandı.
Mısırlı Bakan, Etiyopya tarafının Washington’daki üçlü müzakerelerde kabul edilenlerden vazgeçtiğini, dolumu bireysel şart ve vizyonuna göre yapma konusunda ısrar ettiğinin altını çizdi. ABD’nin de diyaloga katıldığını belirten Bakan, bunun üç ülke arasındaki müzakere sürecinde en olumlu zamanlardan biri olduğuna işaret etti. Washington’da yapılan ve 2019 yılının kasım ayında başlayıp geçen şubat ayının sonlarında Etiyopya’nın çekilmesine kadar süren müzakereler, ABD Hazine Bakanlığı ve Dünya Bankası’nın gözetiminde gerçekleştirildi. Etiyopya, Mısır’ın paraf attığı nihai anlaşmayı reddetmişti.
Abdulati, kurak Mısır’ın su varlığının Nil Nehri’ne dayalı olduğunu söyledi ve bu nedenle nüfusun Mısır tarihi boyunca Nil Nehri kenarına yoğunlaştığını vurguladı. Ayrıca Sudan için de çökme korkusu nedeniyle barajın güvenliğinin yüzde 95 oranında öneme sahip olduğuna işarette bulundu. Ancak Mısır’ın yüzde 90 oranında su güvenliği, kuraklık ve bununla ilgili durumlar ile ilgilendiğini söyledi.
Mısır Su Kaynakları Bakanı, Kahire’nin Nil suyundan yaklaşık 55,5 milyar metreküp paya sahip olduğuna işarette bulundu. Nahda Baraj’ının doldurulmasının kuraklık döneminde Mısır’ı etkileyeceğini vurguladı. Kuraklık dönemlerinde Etiyopya’dan depolamayı azaltma talebinde bulunduklarına belirten Abdulati, “Washington’da bu konuda uzlaştık ancak Etiyopya tarafı buna uymadı” dedi.
Kahire, Etiyopya’dan Mısır ve Sudan halkları için bağlayıcı yazılı bir anlaşma ile güvence sağlamasını istiyor. Etiyopya ise bunu kabul etmiyor. "Etiyopya barajının Mısır için endüstriyel ve insani açılardan bir kuraklığa neden olacağını vurgulayan Mısırlı Bakan’a göre bu durum kuraklıkla birleşmesi halinde büyük bir kriz yaratacak. Sudan'ın güvenliğini sağlamak için yürütülen teknik konulara ek olarak Mısır'a zarar vermeden doldurma sürecini yasallaştırma çabasına da işaret etti.
Kahire’nin daima bölgeyi istikrara kavuşturma ve Nahda Barajı konusunda yapılacak herhangi bir diyalog için istikrarlı bir sistem kurmaya çalıştığını belirten Abdulati, AfB’nin müdahalesinden umutlu olduğunu kaydetti.
Bakan, Nahda Barajı’nın yıkılmasının Sudan’ı tamamen yok etmek anlamına geldiğini ifade etti. Sudanlıları endişelendiren bir diğer tehlikeye de işaret eden Abdulati, Etiyopya’nın inşa ettiği barajın diğer barajları da etkileyebileceğinin altını çizdi.
BMGK tarafından geçen çarşamba akşamı yapılan açıklamada, Almanya başkanlığında, temmuz ayı boyunca Mısır, Sudan ve Etiyopya arasındaki Nahda Barajı krizindeki gelişmelerin izleneceği belirtildi. BMGK yönetimi, geçen pazartesi günü düzenlenen oturumla temmuz ayı için Fransa’dan Almanya’ya geçti. Belirlenen gündeme göre Nahda Barajı krizi gelişmeleri yakından takip edilecek ve gerektiğinde konuya dair bir toplantı düzenlenecek. BMGK, Mısır Dışişleri Bakanlığı tarafından sunulan mutabakata dayanarak geçen pazartesi günü bir oturum düzenlemişti. Oturumda Mısır, BMGK’yı ‘Etiyopya'yı bir anlaşmaya varılana kadar barajı doldurmak için tek taraflı önlemler almamaya mecbur bırakacak bir karar vermeye’ çağırmıştı.



İsrail, Lübnan'da “önleyici” saldırılarını yoğunlaştırdı

İsrail’in dün Lübnan'ın doğusundaki Bekaa Vadisi'ndeki Bednayel Köyü’ne düzenlediği saldırının ardından geride kalan yıkımı inceleyen köy sakinleri (EPA)
İsrail’in dün Lübnan'ın doğusundaki Bekaa Vadisi'ndeki Bednayel Köyü’ne düzenlediği saldırının ardından geride kalan yıkımı inceleyen köy sakinleri (EPA)
TT

İsrail, Lübnan'da “önleyici” saldırılarını yoğunlaştırdı

İsrail’in dün Lübnan'ın doğusundaki Bekaa Vadisi'ndeki Bednayel Köyü’ne düzenlediği saldırının ardından geride kalan yıkımı inceleyen köy sakinleri (EPA)
İsrail’in dün Lübnan'ın doğusundaki Bekaa Vadisi'ndeki Bednayel Köyü’ne düzenlediği saldırının ardından geride kalan yıkımı inceleyen köy sakinleri (EPA)

ABD’nin İran'a yakında saldırı düzenleyeceği yönündeki söylentilerin yeniden gündeme gelmesiyle birlikte İsrail, Lübnan'daki saldırılarını yoğunlaştırdı. Uzmanlar ve gözlemcilere göre bu saldırılar, Hizbullah Genel Sekreteri Naim Kasım'ın İran ile yeni bir savaşın patlak vermesi halinde Hizbullah’ın tarafsız kalmayacağını açıklamasının ardından, Hizbullah'ı askeri ‘destek’ eylemlerinden caydırmak için önleyici bir hamle.

Şarku’l Avsat’a konuşan bakanlık kaynakları, son iki gün içinde iç ve dış temasların yapıldığını, ancak net bir cevap alınamadığını ve Lübnan'ın savaşın tırmanması halinde daha geniş bir çatışmaya sürüklenmeyeceğine dair herhangi bir garanti almadığını bildirdi. Hizbullah'ın tutumu ile ilgili olarak kaynaklar, Meclis Başkanı Nebih Berri'nin verdiği mesajın ‘Hizbullah’ın İran'a saldırı olması durumunda herhangi bir eylemde bulunmayacağı’ yönünde olduğunu belirtti.


Gazze anlaşmasının ikinci aşaması, yaşanan aksaklıkların üstesinden gelmek için ‘kontrollü bir geçiş’ hedefliyor

Gazze şehrinde yıkılan binaların enkazı arasında kurulan çadırların arasından geçen Filistinliler (AFP)
Gazze şehrinde yıkılan binaların enkazı arasında kurulan çadırların arasından geçen Filistinliler (AFP)
TT

Gazze anlaşmasının ikinci aşaması, yaşanan aksaklıkların üstesinden gelmek için ‘kontrollü bir geçiş’ hedefliyor

Gazze şehrinde yıkılan binaların enkazı arasında kurulan çadırların arasından geçen Filistinliler (AFP)
Gazze şehrinde yıkılan binaların enkazı arasında kurulan çadırların arasından geçen Filistinliler (AFP)

Gazze Şeridi’ndeki ateşkes anlaşmasının ikinci aşaması, ABD’li yetkililerin teorik olarak başlatıldığını duyurmasından bu yana yaklaşık bir aydır ilerleme kaydedemiyor. Sürecin, istikrarın sağlanması ve çatışmaların yeniden başlamasının önlenmesi için düzenli bir geçişle sürdürülmesi yönünde çağrılar yapılıyor.

Şarku’l Avsat’a konuşan uzmanlar, ikinci aşamaya geçişin eş zamanlı ve kademeli şekilde yürütülmesi gerektiğini, Hamas ile İsrail’in yükümlülüklerini paralel biçimde yerine getirmesinin mevcut tıkanıklığı aşabileceğini belirtti. Uzmanlar, savaşın yeniden patlak verme ihtimali ve anlaşmanın uygulanmasındaki gecikmelere ilişkin kaygılara dikkat çekerken, ABD Başkanı Donald Trump’ın Nobel Barış Ödülü hedefi doğrultusunda kişisel bir başarı elde etmek için baskı yapabileceği değerlendirmesinde bulundu.

Mısır resmi haber ajansı MENA dün yaptığı açıklamada, Mısır Kızılayı’nın 15’inci yaralı, hasta ve engelli Filistinli grubunun karşılanması, uğurlanması ve geçiş işlemlerinin tamamlanmasına refakat edilmesine yönelik insani çabalarını sürdürdüğünü bildirdi.

Gazze Şeridi’ne dönmeyi bekleyen bu kişilerin umutları, Washington’ın 15 Ocak’ta başladığını duyurduğu ikinci aşamasında aksaklıklar yaşanan ateşkes anlaşmasına bağlanmış durumda. Uluslararası toplum ise anlaşmayı tehdit eden risklere dikkat çekiyor.

Birleşik Krallık Dışişleri Bakanı Yvette Cooper, Ortadoğu’da kalıcı barış ve güvenliğe ulaşmak için şiddet ve acı döngüsünü kırmaya yönelik önemli bir fırsat bulunduğunu belirtti. Ancak Gazze Şeridi’ndeki ateşkesin kırılganlığını koruduğunu ve her iki taraftan gelen ihlallerin ABD’nin barış planı sürecini zayıflatabileceğini ifade etti.

Cooper, cuma akşamı yaptığı açıklamada, ikinci aşamaya düzenli bir geçiş çağrısında bulunarak, İsrail ordusunun çekilmesiyle eş zamanlı olarak uluslararası bir istikrar gücünün konuşlandırılması ve insani krizin ele alınması gerektiğini vurguladı. Ayrıca Hamas’ın silahsızlandırılması ve gelecekte Gazze Şeridi’nin yönetiminde herhangi bir rol üstlenmemesi şartına dikkat çekti.

dfvgth
Gazze Şeridi’nin orta kesimindeki Nuseyrat Mülteci Kampı’nda yıkılmış evler (AFP)

El-Ahram Siyasi ve Stratejik Araştırmalar Merkezi uzmanlarından Dr. Amr el-Şobaki, ikinci aşamanın esas olarak eş zamanlı bir geçiş gerektirdiğini belirterek, “Trump planı Hamas’ın silahsızlandırılmasını öngörürken, aynı zamanda İsrail’in Gazze Şeridi’nden tamamen çekilmesini de içeriyor. Bu nedenle Gazze’ye tek bir perspektiften bakılmalı ve yükümlülükler bir taraf üzerinde yoğunlaşmadan herkese hatırlatılmalı” dedi.

El-Şobaki, ikinci aşamanın Hamas’ın askeri varlığının sona erdirilmesini kapsadığını ifade ederek, bunun ancak İsrail’in de Gazze Şeridi’nden çekilme, Filistinlileri hedef almama, siyasi bir ufka yönelme, Filistinli bir polis gücüne izin verme ve Gazze’de bir teknokrat komitenin çalışmasına olanak tanıma gibi yükümlülüklerini yerine getirmesi halinde mümkün olacağını söyledi.

Filistinli siyasi analist Eymen er-Rakab ise ikinci aşamanın yalnızca düzenli değil, aynı zamanda sorunsuz bir geçişe ihtiyaç duyduğunu kaydetti. Ancak er-Rakab, bu hususların büyük ölçüde şeklî olduğunu, zira anlaşmanın silahsızlanma, İsrail’in çekilmesi, uluslararası istikrar gücünün konuşlandırılması ve diğer maddeler konusunda mutabakat eksikliği nedeniyle uygulama aşamasında çok sayıda engelle karşı karşıya bulunduğunu dile getirdi.

Bu gelişmelerin gölgesinde AFP, cuma günü Hamas’ın Gazze Şeridi’nde İsrail ordusunun çekildiği bir bölgenin kontrolünü yeniden sağladığını, yerel bir polis gücü konuşlandırdığını ve kamu kurumlarını yeniden faaliyete geçirmeye çalıştığını bildirdi.

ABD Başkanı Donald Trump tarafından Gazze’de savaş sonrası koordinasyonu denetlemek üzere görevlendirilen Nikolay Mladenov, Barış Konseyi toplantısında yaptığı açıklamada, başvuruların açılmasının ardından ilk saatlerde yaklaşık 2 bin Filistinlinin polis teşkilatına kaydolduğunu söyledi.

Gazze Şeridi’ndeki çok uluslu barış gücünün komutanı olarak atanan ABD’li Tümgeneral Jasper Jeffers ise aynı toplantıda, uzun vadeli planın bölgede görev yapacak yaklaşık 12 bin polisi eğitmek olduğunu ifade etti.

scdfgh
Gazze şehrindeki Meçhul Asker Meydanı yakınlarında bulunan bir mülteci kampındaki çadırlar ve barınaklar (AFP)

Er-Rakab, 12 bin polisin eğitileceğine ilişkin açıklamaların Gazze Şeridi’nin güvenliğini sağlamaya yeterli olmayacağını belirterek, Hamas’a bağlı polis gücünün sahadan çekilmesinin yerine bir alternatif oluşturulmadan gerçekleşmesi halinde güvenlik boşluğu doğacağını söyledi. Er-Rakab, Hamas’ın böyle bir durumu kabul etmeyeceğini ve aylar sürebilecek bir geçiş döneminde kısmi bir yetki devri önereceğini ifade etti. Bu nedenle düzenli ve sorunsuz bir geçişin mutabakatlarla hızlandırılması gerektiğini vurgulayan er-Rakab, mevcut durgunluk ortamında Washington’ın İsrail’in kontrolü altındaki bölgelerde yeniden imar sürecini başlatabileceği ve Tel Aviv’e harekete karşı askeri operasyonlara izin verebileceği uyarısında bulundu.

Er-Rakab, en uygun geçiş yolunun Hamas ile güvenlik görevlerinin devrinde kademeli bir anlayışa dayalı mutabakatlardan geçtiğini belirterek, “Sahada gördüklerimiz çatışmayı sona erdirecek bir çözüm değil; krizi uzatmaktan başka sonuç doğurmayan geçici pansuman tedbirlerdir” değerlendirmesinde bulundu.

El-Şobaki ise İsrail’in yalnızca Hamas’ın bedel ödemesinde ısrarcı olduğunu savundu. Buna karşın el-Şobaki, ABD Başkanı Donald Trump’ın kendisini bir barış adamı olarak konumlandırdığına ve Nobel Barış Ödülü dahil çeşitli uluslararası kazanımlar elde etme arayışında olduğuna dikkat çekerek, planın başarısızlığa uğramaması için hâlâ fırsat bulunduğunu ve Trump’ın karmaşık ayrıntılar ile çok sayıdaki zorluğa rağmen daha fazla baskı uygulayabileceğini ifade etti.


Filistin Sivil Toplum Kuruluşları Ağı: Prefabrik evler Gazze Şeridi'ne ulaşmadı

Gazze Şeridi'nin kuzeyindeki yıkılmış evlerin arasında iftar için bir araya gelen Filistinliler (EPA)
Gazze Şeridi'nin kuzeyindeki yıkılmış evlerin arasında iftar için bir araya gelen Filistinliler (EPA)
TT

Filistin Sivil Toplum Kuruluşları Ağı: Prefabrik evler Gazze Şeridi'ne ulaşmadı

Gazze Şeridi'nin kuzeyindeki yıkılmış evlerin arasında iftar için bir araya gelen Filistinliler (EPA)
Gazze Şeridi'nin kuzeyindeki yıkılmış evlerin arasında iftar için bir araya gelen Filistinliler (EPA)

Filistinli sivil toplum kuruluşlarının çatı kuruluşu Filistin Sivil Toplum Kuruluşları Ağı (PNGO) Başkanı Emced eş-Şeva dün yaptığı açıklamada, yerinden edilmiş kişilerin insani ihtiyaçlarının çok büyük olmasına rağmen, şimdiye kadar hiçbir prefabrik evin Gazze Şeridi'ne girmediğini söyledi. Şeva, İsrail ordusunu, ‘Gazze Şeridi'nin geniş alanlarını kontrol etmeye devam etmekle ve sarı hat olarak bilinen alanı yerleşim bölgelerine doğru genişletmekle’ suçladı.

Şeva, Alman Haber Ajansı DPA’nın aktardığı basın açıklamasında, gerçek konut çözümlerinin bulunmaması ve insani yardım anlaşmalarında öngörülen prefabrik evlerin girişine izin verilmemesi nedeniyle binlerce ailenin halen harap haldeki çadırlarda veya açıkta yaşadığını söyledi.

vfvfd
Gazze Şeridi'nin kuzeyindeki yıkıntılar arasında yapılan toplu iftar (EPA)

İsrail ordusunun ‘Gazze Şeridi'nin yaklaşık yüzde 60'ını fiilen kontrol ettiğini’ belirten Şeva, ‘sarı hattın’ genişletilmesinin, özellikle Gazze Şeridi'nin doğu ve kuzey kesimlerinde, sakinlerin kullanabileceği alanları azalttığını kaydetti.

Bu hamlelerin devam etmesinin yardım çalışmalarını zorlaştırdığını ve yerel ve uluslararası kuruluşların en çok etkilenen gruplara ulaşma kabiliyetini sınırladığını söyleyen Şeva, ‘barınak malzemeleri, yeniden inşa malzemeleri ve insani yardımın girişine izin vermek için sınır geçişlerinin tamamen ve düzenli olarak açılması’ çağrısında bulundu.

Sınır geçişlerinin hareketliliği ile ilgili olarak Şeva, yardımların girişinin ‘ihtiyaç duyulanın altında’ kaldığını açıkladı. PNGO Başkanı, inşaat malzemeleri ve prefabrik evlerin girişine getirilen kısıtlamaların, aylardır kötüleşen konut krizini çözme çabalarını engellediğini belirtti. İsrail tarafı bu açıklamalara ilişkin herhangi bir yorumda bulunmadı.

Bu durum, 7 Ekim 2023'te İsrail ile Hamas arasında patlak veren savaşın ardından Gazze Şeridi'nde yaşanan zorlu insani koşullar ve altyapı ile evlerin yaygın olarak tahrip olmasıyla ortaya çıktı.

dsvds
Binlerce Filistinli aile, Gazze Şeridi'nde yıkık evlerinin enkazı arasında, harap çadırlarda veya açık havada yaşamaya devam ediyor (AFP)

Geçtiğimiz ekim ayında bir ateşkes anlaşması yürürlüğe girdi, ancak Gazze'deki yerel kuruluşlar, hareket ve geçiş kısıtlamalarının bölgeye giren yardım ve yeniden inşa malzemelerinin hızını etkilemeye devam ettiğini belirtiyor.

“Sarı hat” terimi, İsrail ordusunun konuşlandırıldığı ve Gazze Şeridi sınırı yakınlarında tampon bölge olarak sınıflandırılan, Gazzelilerin erişiminin kısıtlandığı ve konut ve tarım faaliyetleri için kullanılabilir alanın azaldığı bölgeleri ifade etmek için kullanılıyor.

Birleşmiş Milletler (BM) ve yerel kuruluşlar, yüzbinlerce Filistinlinin halen geçici veya kalıcı barınma çözümlerine ihtiyaç duyduğunu tahmin ederken, uluslararası toplum Gazze Şeridi'ne giden sınır kapılarından insani yardım ve yeniden inşa çalışmalarının kolaylaştırılması için çağrılar yapmaya devam ediyor.