Irak Başbakanı Kazimi’nin önündeki yeni sorun: Sınır kapılarında devlet kontrolünü sağlamak

Irak ile İran arasındaki Eş-Şelamce Sınır Kapısı  (Arşiv_Reuters)
Irak ile İran arasındaki Eş-Şelamce Sınır Kapısı (Arşiv_Reuters)
TT

Irak Başbakanı Kazimi’nin önündeki yeni sorun: Sınır kapılarında devlet kontrolünü sağlamak

Irak ile İran arasındaki Eş-Şelamce Sınır Kapısı  (Arşiv_Reuters)
Irak ile İran arasındaki Eş-Şelamce Sınır Kapısı (Arşiv_Reuters)

Ahmed es-Suheyl
Irak Başbakanı Mustafa el-Kazimi, sınır kapılarındaki yolsuzluklara son vermek ve kapılarda devlet kontrolünü sağlamak için hamle yapma konusunda işaretler vermeye devam ediyor.
Bazı gözlemciler, Kazimi’nin bu meseleyi çözebilme gücüne sahip olduğuna şüpheyle yaklaşırken, diğer bazı gözlemciler ise böyle bir adımın sınır kapılarında büyük bir etkiye sahip olan çetelerin ve silahlı grupların geçiş güvenliğini tehlikeye atmalarına sebep olabileceğine dikkat çekiyorlar. Gözlemciler ayrıca Kazimi’nin verdiği sözler arasında bu sorunun çözümünün de yer aldığına işaret ediyorlar.

Başbakan Kazimi’nin verdiği sözler
Ülke sınırlarında denetimin sağlanmasına ilişkin taahhüdünü birçok münasebetle dile getiren Kazimi, daha önceki bir açıklamasında şu ifadeleri kullandı:
“Kapılarda yılda milyarlarca dolar zarar ediyoruz. Bazı zamanlarda çeteler, silahlı gruplar, haydutlar ve nüfuz sahipleri kapıları kontrol ediyor. En yakın zamanda devlet içindeki bazı idari mevkileri değiştirmek için bir dizi önlem alacağız. Bunun akabinde de hükümetin hamlesini çarpıtma kampanyalarına tanık olacağız. Çünkü bu değişikliklerden zarar görenler olacak. Kapılarda kontrolü yeniden sağlamak için yakında bir hamle yapacağız” ifadelerini kullanmıştı. Sınır kapılarından elde edilen vergiler halkın malıdır, nüfuz sahipleri veya kamuoyu çıkarının aleyhine olacak şekilde iradelerini dayatan silah sahiplerinin değil.”
Başbakanlık Sözcüsü Ahmed Molla Talal, 30 Haziran’da yaptığı açıklamada, “Ülke genelinde sınır kapılarının devletin kontrolüne almasını hedefleyen kararlı faaliyetlerin başlaması yakındır” dedi.

Meselenin boyutları
Kazimi hükümeti bu adımını sadece ekonomik sıkıntıların ülkede hakim olduğu bu ortamda bütçeye kaynak sağlamak amacıyla değil bunun yanı sıra İran destekli silahlı güçlerin etkisine son verme çabaları kapsamında da değerlendirmek gerekir. Zira gözlemci ve milletvekillerin aktardıklarına göre, bazı silahlı gruplar sınır kapılarındaki kaçakçılık ve yolsuzluklardan fayda sağlıyor.
Sınırları kontrol altına almak amacıyla yapılacak hamlenin yaklaştığı yönündeki tahminlerin giderek artması ve İran’ın ekonomik kriz nedeniyle Iraklı silahlı örgütlere cılız fonlar aktardığına ilişkin yapılan sızdırmalar, Kazimi’nin bu gruplara baskı uygulamak için siyasi ve ekonomi araçlara başvuracağı varsayımını güçlendiriyor.
Kazimi’nin tüm bu sorunları çözmeye güç yetirebileceğine ihtimal vermeyen gözlemciler, buna gerekçe olarak Kazimi’nin, verdiği sözleri tutmak için gerekli olan özgürce hareket etme imkanını engelleyen siyasi iradeye bağımlı olduğunu ve adımlarını destekleyecek bir Meclis şemsiyesinden mahrum olduğunu ifade ediyorlar.

Silahlı grupların finans kaynaklarını kurutmak
Yapılan sızdırmalara göre, Kazimi sınır kapılarını kontrol altına alma görevini Terörle Mücadele Kurumu’na devretti.
Hükümete yakın kaynaklar, “Sınır kapılarını kontrol etme meselesinin, hükümetin yolsuzlukla mücadele ve gelir kaynaklarını çeşitlendirme kararlılıkla bağlantılı olduğu kadar, yasa dışı bazı silahlı grupların finans kaynaklarını kurutulmasıyla da ilgili olduğunu” söylüyorlar.
Gözlemciler, sınırları kontrol etmenin Terörle Mücadele Kurumu’nun görev sınırları içinde yer almadığını savunurken, kaynaklar “bu kapıların artık yasadışı silahlı gruplara çalıştığını ve bu durumun Terörle Mücadele Kurumu’na müdahale hakkı tanıdığını” belirtiyorlar.
Irak’ta ithalat hacminin yaklaşık 60 milyar dolara ulaştığına işaret eden uzmanlar, yıllık ithalat gelirinin 8 milyar dolara kadar çıktığını ancak bu paradan devletin kasasına giren miktarın 800 milyon doları geçmediğine dikkat çekiyorlar.

İran Devrim Muhafızları Ordusu ile yapılan anlaşmalar
Iraklı Bağımsız Milletvekili Basim Haşşan, Independent Arabia’ya verdiği demeçte, “İslami partiler ve silahlı gruplar, Irak’ın güneyindeki sınır kapılarını kontrol ediyor. Sınırın diğer tarafını da İran Devrim Muhafızları Ordusu kontrol ediyor. Bu durum bazı ticaret çeşitlerinin birbiriyle anlaşma yapan silahlı gruplar ile Devrim Muhafızları Ordusu arasında sınırlı kalmasına neden oluyor. Bununla rekabet etmek mümkün olmuyor” dedi.
Haşşan, konuşmasının devamında şunları söyledi:
“Irak’ın kuzeyinde de Kürt partiler aynı yolu izliyor. İran ile yapılan resmi ve gayri resmi ticaretin hacmi, devasa boyutlara ulaşıyor. Gerçek ticaret hacmine dair rakamlar gizleniyor. Sınır kapılarından 10 milyar bandını aşan gelirler elde edilebilir. Kapıların kontrol altına alınmasıyla ilgili harekete geçilmesi halinde kapıları kontrol eden siyasi partiler ve silahlı gruplar gerginliği tırmandırma yolunu seçebilirler. Bu noktada İran’daki ekonomik kriz nedeniyle silahlı gruplara yapılan yardımların durduğunu ve bu grupların sınır kapılarını ve kaçakçılığı şu an tek gelir kaynağı olarak gördüklerine dikkat çekmek gerekir. Silahlı gruplar ve siyasi gruplar, İran ve Suriye’den buğday ve arpa alarak bunları piyasada Irak menşeli diyerek satıyorlar.”

Silah, para ve uyuşturucu kaçakçılığı
Siyasi Düşünce Merkezi Başkanı İhsan eş-Şammari, “Ülkenin mali sorunlar yaşadığı bu dönemde kamu bütçesine yardımcı olacak bir kaynak olması nedeniyle sınır kapılarının kontrol altına alınması artık bir zorunluluk haline geldi” dedi.
Şarku’l Avsat’ın Independent Arabia’ya aktardığı habere göre Şammari, “Bu adım, hükümet ile siyasi grupların çatışmasına neden olacak. Çünkü bu kapılar artık söz konusu grupların en önemli gelir kapılarından biri haline geldi. Bunun yanı sıra resmi olmayan sınır geçitleri silah, para ve uyuşturucu kaçakçılığı aracına dönüştü. Sınır kapılarının kontrol altına alınması yalnızca gelir çeşitliliği oluşturmak için değil, aynı zamanda devlet otoritesi ve iç güvenliği sağlamak ve siyasi partiler ile bunların silahlı kanatlarının bu gelirlerden nemalanmasına son vermek için gayet önemli. Bu görevin başarısı, devletin aldığı kararları sınır kapılarında ne ölçüde uygulayabileceğine bağlı” ifadelerini kullandı.

Zor bir mesele
Gazeteci yazar Felah ez-Zehebi, Kazimi’nin yolsuzluk ve kontrol dışı silahlara karşı iyi bir sınav veremediğini ve bu durumun sınır kapılarını kontrol etme hamlesinin oldukça zor geçeceği izlenimi verdiğini söyledi.
Independent Arabia’ya konuşan Zehebi şunları kaydetti:
“Sınırlarda kontrolü sağlamak, siyasi irade ve Meclis çatısı altındaki siyasi gruplarla birtakım anlaşmaları gerektirir. Çünkü bu gruplar Başbakan Kazimi’yi düşürebilirler. Bu gruplar Kazimi ile bu konuda asla müzakere kapısını açmayacak. Çünkü bu kapılardan faydalanıyorlar. Bu mesele yalnızca Iraklı aktörlerin iradeleriyle çözülemez bilakis bu meselenin çözümü için bölgesel ve uluslararası anlaşmalar gerekiyor.”

Medya manevrası
Güvenlik konularında araştırmalar yapan Ahmed eş-Şerifi, Independent Arabia’ya verdiği demeçte, “Kazimi yaptığı hareketlerde, icraat yapmaktan ziyade daha önce medyada yaptığı açıklamasından manevra yapmaya odaklandı. İcraata geçtiği vakit, bu yönde vereceği çabalar daha önce ABD güçlerinin hedef alınmasını engellemeye dönük çabaları gibi başarısızlıkla sonuçlanacak. Hükümet, partilerin finans kaynaklarını kurutmayı arzuluyor ancak bunu yapacak gücü yok” dedi.
Şerifi, Terörle Mücadele Kurumu’nun resmi sınır kapılarında kontrolü sağlama gücüne sahip olup olmadığı konusunda, “Bu bağlamda en önemli mesele, kota sistemine göre şekillenen idari birimleri değiştirmektir” ifadesini kullandı.
Ülkedeki güvenlik kurumlarında yaşanan yolsuzluklar nedeniyle gayri resmi yollardan yapılan kaçakçılığın durdurulmasının mümkün olmadığını belirten Şerifi, konuşmasının devamında şunları söyledi:
“Terörle Mücadele Kurumu, sınırların alanlarının çok geniş olması ve kaçakçılık için kullanılan güzergahların sürekli değişmesi nedeniyle bu alanların tamamını kapsamı altına alma gücüne sahip değildir.”
Irak Sınır Kapıları Kurumu’ndan önceki gün yapılan açıklamada, Kurum Başkanı Ömer el-Vaili ile Başbakan Kazimi arasında yapılan toplantıyla ilgili bilgi verildi.
Açıklamada şu ifadelere yer verildi:
“Sınır kapılarında çalışma mekanizmasının denetimini sıkılaştıracak bir dizi tedbir alınması hususunda uzlaşı sağlandı. Gelirleri artıracak planlamaların yapılması, amacı devletin gücünü hafife almak olan her türlü dış müdahalenin engellenmesi ve sınır kapılarında çalışanlara güvenli bir ortam hazırlanmasına vurgu yapıldı.”
Toplantı sırasında sınır kapılarında kontrolü sağlamak amacıyla önemli kararlar alındığına dikkat çekilen açıklamada, sınır kapılarında güvenlik kontrolü, inceleme, denetleme ve kontrol işlemlerinin tavizsiz bir biçimde yürütülmesi için yasalar ve yönetmeliklerin tanıdığı yetkilerin kullanılacağı belirtildi.



Suriye ordusu Rakka’da kontrolü genişletiyor: Petrol ve gaz sahalarını ele geçirdi

Suriye ordusu Rakka’da kontrolü genişletiyor: Petrol ve gaz sahalarını ele geçirdi
TT

Suriye ordusu Rakka’da kontrolü genişletiyor: Petrol ve gaz sahalarını ele geçirdi

Suriye ordusu Rakka’da kontrolü genişletiyor: Petrol ve gaz sahalarını ele geçirdi

Suriye ordusu, ülkenin doğusundaki Rakka ilinde ilerleyişini sürdürdü. Ordu, stratejik öneme sahip Tabka kenti ile Fırat Barajı’nı Suriye Demokratik Güçleri (SDG) savaşçılardan geri aldığını duyurdu. Suriye Arap Haber Ajansı SANA ise SDG’nin Fırat Nehri üzerindeki iki köprüyü havaya uçurduğunu bildirdi.

Suriye ordusu ayrıca, ülkenin en büyük petrol sahası olan el-Ömer petrol sahası ile doğudaki Koniko gaz sahasının kontrolünü ele geçirdi.

Suriye Askerî Operasyonlar İdaresi, ilerleyen saatlerde yaptığı açıklamada, SDG’nin Fırat’ın batısından çıkarıldığını duyurdu. SDG’nin, Rakka kentine su sağlayan ana boru hatlarını patlatmasının ardından kentte su kesintisinin tamamen yaşandığı belirtildi.


Teknokratlar komitesinin planı Gazze Şeridi'nin yeniden inşasını hızlandıracak mı?

Gazze şehri sahilinde yerinden edilmiş Filistinli ailelerin barındığı çadırlar (AFP)
Gazze şehri sahilinde yerinden edilmiş Filistinli ailelerin barındığı çadırlar (AFP)
TT

Teknokratlar komitesinin planı Gazze Şeridi'nin yeniden inşasını hızlandıracak mı?

Gazze şehri sahilinde yerinden edilmiş Filistinli ailelerin barındığı çadırlar (AFP)
Gazze şehri sahilinde yerinden edilmiş Filistinli ailelerin barındığı çadırlar (AFP)

Filistin’de Gazze Şeridi’nin yönetimi için kurulan ‘teknokratlar komitesinin’ oluşturulması ve ilk toplantısını cuma günü Kahire’de yapması, İsrail engelleri nedeniyle şimdiye kadar toplanamayan ve geçen yıl kasım ayında Mısır’ın ev sahipliğinde düzenlenmesi planlanan Yeniden İmar Konferansı dosyasında yaşanan durgunluğun aşılmasına yönelik umutları artırdı. Bu gelişme, Gazze Şeridi’nin ‘kısmi’ ya da ‘tam’ olarak yeniden imar edilmesine ilişkin farklı yaklaşımların tartışıldığı bir dönemde geldi.

Gazze Yönetim Komitesi Başkanı Ali Şaas, cuma günü yaptığı basın açıklamasında, komitenin kurulmasıyla eş zamanlı atılan en önemli adımın, Dünya Bankası bünyesinde Gazze Şeridi’nin yeniden imarı ve halkın insani ihtiyaçlarının karşılanması için resmen tahsis edilen özel bir mali fonun oluşturulması olduğunu söyledi.

Şaas, yeniden rehabilitasyon ve imar planı kapsamındaki ilk somut adımın, acil olarak Gazze Şeridi’ne 200 bin prefabrik barınma ünitesinin (konteyner) sevk edilmesi ve kurulması olacağını belirtti. Gazze Şeridi’nde konutların yüzde 85’ten fazlasının yıkıldığına dikkat çeken Şaas, barınmanın son derece hayati olduğunu vurguladı.

Gazze Şeridi’nin yeniden imarına ilişkin belirsizlik sürerken, İsrail’in kontrolü altındaki bölgelerde ‘kısmi imar’ yönünde çabalar yürüttüğü, bunun da bu çizgiyi benimseyen ABD tutumuyla örtüştüğü ifade ediliyor. Öte yandan Mısır Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü Temim Hallaf, geçen ay Şarku’l Avsat’a yaptığı açıklamada, Mısır’ın Gazze Şeridi’nin yeniden imarına yönelik ‘bütüncül bir sürecin başlatılmasını’ hedeflediğini söylemişti.

Mısır, komitenin rollerini etkinleştirmeyi ve çalışmalarını Gazze Şeridi içinden yürütebilmesini sağlamayı amaçlıyor. Mısır Dışişleri Bakanı Bedr Abdulati, Bosna Hersek Dışişleri Bakanı Elmedin Konakoviç ile düzenlediği ortak basın toplantısında, Gazze Şeridi’nin yönetimi için oluşturulan komitenin ‘yakın zamanda sahaya gönderilmesinin’ beklendiğini ifade etti. Abdulati, İsrail’in Gazze Şeridi’nden çekilmesi, uluslararası gücün konuşlandırılması, erken toparlanma ve yeniden imar süreçlerine bağlı kalmasının önemine de dikkat çekti.

Ali Şaas dün kendisi ve komite üyelerinin Mısır Genel İstihbarat Servisi Başkanı Tümgeneral Hasan Reşad ile yaptığı görüşmede, komitenin önceliklerinin Gazze halkının yaşam koşullarının iyileştirilmesine odaklandığını vurguladı. Şaas, görüşmede, komitenin Gazze Şeridi’ndeki tüm görev ve yetkileri devralabilmesi için atılması gereken adımların ele alındığını belirtti.

Diğer yandan Fetih Devrim Konseyi üyesi Usame el-Kavasimi, Şarku’l Avsat’a yaptığı açıklamada, Gazze Yönetim Komitesi’nin oluşturulmasını, ikinci aşamanın pratik bir uygulaması olarak nitelendirdi ve bunun olumlu bir adım olduğunu söyledi. Filistin Yönetimi’nin önceliklerinin, savaşın yeniden başlamasının engellenmesi, vatandaşların Gazze Şeridi’nde tutulması ve ardından yeniden imar adımlarına geçilmesi olduğunu ifade etti.

Komitenin görevlerinin net olduğunu belirten el-Kavasimi, bu görevlerin iç düzenlemeler, güvenliğin sağlanması, yeniden imara uygun altyapının hazırlanması ve Gazze Şeridi’ndeki Filistin halkına insani yardım sağlanmasını kapsadığını dile getirdi. El-Kavasimi, “Filistin tarafında, ikinci aşamanın önceki dönemlere kıyasla Gazze halkı için daha az yıkıcı olacağı yönünde bir iyimserlik var. Umutlar, İsrail kaynaklı yeni engellerin ortaya çıkmaması yönünde” dedi.

Filistin Yönetimi’nin, Arap ülkeleri ve bölgesel aktörlerle birlikte ABD’ye İsrail’i ‘ikinci aşamaya’ geçmeye zorlamak amacıyla izlediği ‘stratejik sabır’ politikasının, yeniden imar da dahil olmak üzere diğer yükümlülüklerin hayata geçirilmesinde de sürdürüleceğini kaydeden el-Kavasimi, erken toparlanma sürecine katkı sunulması ve ateşkesin kalıcı hale getirilmesi için uluslararası toplumla iş birliğine açık olunacağını vurguladı.

dedfvfd
Mısır Genel İstihbarat Servisi Başkanı Tümgeneral Hasan Reşad dün Kahire'de Gazze Yönetim Komitesi Başkanı Ali Şaas'ı kabul etti. (Resmi haber siteleri)

Mısır Basın Enformasyon Kurumu Başkanı Ziya Raşvan, perşembe günü yaptığı basın açıklamasında, Gazze Yönetim Komitesi’nin önümüzdeki dönemde hizmetler ve yeniden imar dosyalarını üstleneceğini söyledi.

Gazze Şeridi’nin yönetimi için kurulan Filistinli teknokratlar komitesi, ilk toplantısını cuma günü Mısır’ın başkenti Kahire’de yaptı. Komitenin, Barış Konseyi’nin denetimi altında Gazze Şeridi’ni geçici olarak yönetmesi öngörülüyor.

Gazze Şeridi’nde yaşayan Filistinli siyaset analisti İmad Ömer, önümüzdeki günlerin komitenin sahadaki koşulları iyileştirmeye yönelik yükümlülükleri yerine getirme kapasitesini ortaya koyacağını belirtti. İsrail’in Filistinlileri her gün hedef almaya devam ettiğine dikkat çeken Ömer, komitenin çalışmalarına başlamasının, ateşkesin öngördüğü protokolü uygulamada İsrail’in tutumu nedeniyle derinleşen insani kriz dosyasının çözümüne yönelik ‘ilk adım’ niteliği taşıdığını ifade etti.

Ateşkes anlaşmasının birinci aşamasının gerekleri arasında yer alan ‘protokol’, her gün 600 yardım ve insani malzeme yüklü tırın Gazze Şeridi’ne girişini öngörüyor. Yardımların tüm bölgelere ulaşmasını sağlamak amacıyla bu tırların 300’ünün kuzey Gazze’ye yönlendirilmesi de protokolde yer alıyor.

Ömer, Şarku’l Avsat’a yaptığı açıklamada, yeniden imara zemin hazırlamayı hedefleyen her türlü pratik adımın, ABD’nin İsrail’i ateşkesin ikinci aşamasına geçmeye zorlamadaki rolüne bağlı olduğunu vurguladı. Bu süreçte Barış Konseyi ve İstikrar Gücü dahil olmak üzere, Gazze Şeridi’nin yönetiminden sorumlu diğer yapıların da çalışmalarına başlaması gerektiğini kaydetti.

Teknokratlar komitesinin temel görevinin hizmet sunmak, insani krizi hafifletmek, sağlık ve eğitim sistemlerini yeniden işler hale getirmek, altyapıyı onarmak, güvenliği sağlamak ve yardımların ulaşımını temin etmek olduğunu belirten Ömer, yeniden imar konusunda ilk somut ilerlemenin, İsrail üzerinde ağır iş makinelerinin enkaz kaldırma ve Filistinlilerin naaşlarının çıkarılması için Gazze Şeridi’ne girişine izin verilmesi yönünde baskı kurulmasıyla sağlanabileceğini ifade etti. Ayrıca sokak altyapısının hazırlanması ve kanalizasyon sorunlarına çözüm üretilmesinin de öncelikler arasında yer aldığını söyledi.

gthyuj
Mısır Dışişleri Bakanı Bedr Abdulati, Gazze Yönetim Komitesi’nin yakında Gazze Şeridi'nden faaliyetlerine başlamasını bekliyor. (Mısır Dışişleri Bakanlığı)

Birleşmiş Milletler Proje Hizmetleri Ofisi (UNOPS) İcra Direktörü Jorge Moreira da Silva, perşembe günü yaptığı açıklamada, Gazze Şeridi’nin yeniden imarının ertelenemeyeceği uyarısında bulundu. İki yıl süren savaşın yıkıma uğrattığı Filistin topraklarına üçüncü ziyaretinin ardından konuşan da Silva, Birleşmiş Milletler (BM), Avrupa Birliği (AB) ve Dünya Bankası’nın Gazze Şeridi’nin ihtiyaçlarını 52 milyar doların üzerinde olarak tahmin ettiğini belirtti.

Öte yandan ABD’nin Ortadoğu Özel Temsilcisi Steve Witkoff, geçtiğimiz çarşamba günü ABD Başkanı Donald Trump’ın Gazze Şeridi’nde savaşı sona erdirmeyi amaçlayan 20 maddelik planının ikinci aşamasının başlatıldığını açıkladı. Witkoff, söz konusu aşamanın ateşkesten silahsızlanmaya, teknokrat bir yönetimin kurulmasına ve yeniden imar sürecinin başlatılmasına geçişi öngördüğünü ifade etti.


Suriye ordusu stratejik öneme sahip Tabka ilçesi ve Fırat Barajı'nın kontrolünü ele geçirdiğini duyurdu

Suriye'nin kuzeyindeki Rakka ilinin Tabka ilçesinin girişindeki Kürt güçleri (AFP)
Suriye'nin kuzeyindeki Rakka ilinin Tabka ilçesinin girişindeki Kürt güçleri (AFP)
TT

Suriye ordusu stratejik öneme sahip Tabka ilçesi ve Fırat Barajı'nın kontrolünü ele geçirdiğini duyurdu

Suriye'nin kuzeyindeki Rakka ilinin Tabka ilçesinin girişindeki Kürt güçleri (AFP)
Suriye'nin kuzeyindeki Rakka ilinin Tabka ilçesinin girişindeki Kürt güçleri (AFP)

Suriye ordusu bu sabah, on yılı aşkın bir süredir bölgede özerk yönetim uygulayan Kürt güçlerine karşı ilerleyişinde yeni bir adım atarak, ülkenin kuzeyindeki stratejik öneme sahip Tabka ilçesi ve yakınlarındaki Fırat Barajı'nın kontrolünü ele geçirdiğini duyurdu.

Suriye Cumhurbaşkanı Ahmed eş-Şara, iktidara gelmesinden bir yılı aşkın bir süre sonra geçtiğimiz cuma günü, Suriye’nin 1946 yılında bağımsızlığını kazanmasından bu yana ilk kez Kürtçeyi ‘ulusal dil’ ve Nevruz'u ‘ulusal bayram’ ilan eden bir kararname yayınlayarak ve Suriye'de yaşayan tüm Kürtlere vatandaşlık hakkı vererek, ülkedeki kontrolünü yeni bölgelere doğru genişletti.

cdf
Tabka ilçesinin girişinde bir kamyonetteki SDG güçleri (AFP)

Suriye ordusu tarafından daha önce yapılan bir açıklamada, ülkenin en büyük barajı ve Suriye'nin en büyük hidroelektrik santrallerinden birine komşu stratejik şehre girdikten saatler sonra Tabka Askeri Havaalanı’nın kontrolünü ele geçirdiğini doğruladı. Tabka, Halep ile Suriye’nin doğusunu birbirine bağlayan eksende bir ulaşım merkezi olup, stratejik bir askeri üsse dönüştürülmüş havaalanına komşu.

Suriye ordusu dün sabah, Kürt güçlerinin bölgeden çekilmeyi kabul ettiklerini açıklamasının ardından Halep'in doğu kırsalındaki geniş alanları kontrol altına aldığını duyururken özerk yönetimin sokağa çıkma yasağı uyguladığı Rakka ilini bombalamakla tehdit etti.

Suriye resmi haber ajansı SANA, Enformasyon Bakanı Hamza Mustafa'nın “Suriye ordusu, Suriye'nin en büyük barajı olan Fırat Barajı da dahil olmak üzere Rakka kırsalındaki stratejik Tabka ilçesini kontrol altına aldı” dediğini aktardı.

SANA, Suriye ordusunun Rakka kırsalındaki stratejik öneme sahip Tabka ilçesine giriş anını gösterdiği belirtilen bir video yayınladı.

Kürtlerin liderliğindeki Suriye Demokratik Güçleri (SDG), Rakka'dan yaklaşık 40 kilometre uzaklıktaki bu bölgeye ‘gerekli önlemleri aldığını ve güvenlik ve istikrarı yeniden sağladığını’ duyurdu.

ABD, yıllardır SDG’yi destekliyordu. Ancak şimdi 8 Aralık 2024'te Esed ailesi rejiminin düşmesinden sonra Şam'da kurulan yeni yönetimi de destekliyor.

Anlaşmanın ihlali

ABD Merkez Komutanlığı (CENTCOM) Komutanı Amiral Brad Cooper dün, Suriye hükümet güçlerine ülkenin kuzeyindeki Halep ili ve Tabka ilçesi arasındaki bölgede ‘tüm saldırı eylemlerini’ durdurmaları çağrısında bulunarak, Suriye hükümet güçleri ile Kürt güçleri arasında ‘gerginliğin tırmanmasını önleme’ çabalarından duyduğu memnuniyeti dile getirdi.

SDG komutanı Mazlum Abdi cuma akşamı yaptığı açıklamada, geçtiğimiz yıl 10 Mart'ta taraflar arasında imzalanan anlaşmaya dayanarak, ‘dost ülkeler ve arabulucuların çağrılarına bir yanıt ve Suriyeli yetkililerle entegrasyon sürecini tamamlamada iyi niyet göstergesi olarak’ SDG’nin cumartesi sabahı Halep'in doğusundaki bölgelerden çekileceğini duyurdu.

Suriye ordusundan yapılan ve devlet televizyonunda yayınlanan açıklamada ise “Halep'in doğu kırsalındaki 34 köy ve kasabanın kontrolünü ele geçirdiğimizi duyuruyoruz” ifadeleri kullanıldı. Bu bölgeler arasında Deyr Hafir ve Meskene’nin yanı sıra bir askeri havaalanı da bulunuyor.

Ancak Suriye ordusu, SDG'yi ‘anlaşmayı ihlal etmekle ve orduya karşı ateş açarak iki askeri öldürmek ve diğerlerini yaralamakla’ suçladı.

Suriye ordusu ayrıca, ‘200'den fazla SDG üyesinin silahlarıyla birlikte çıkışını sağladığını’ da ekledi.

dvfdev
Suriye'nin kuzeyindeki Tabka’nın kontrolünü geri almak için düzenlenen operasyon sırasında Suriye ordusu güçleri (AFP)

Öte yandan SDG, Şam’ı ‘uluslararası gözetim altında’ imzalanan ‘anlaşmanın şartlarını ihlal etmekle’ ve ‘SDG güçlerinin geri çekilmesi tamamlanmadan Deyr Hafir ve Meskene ilçelerine girilmesiyle son derece tehlikeli bir duruma yol açmakla’ suçladı. SDG, bir başka açıklamasında ise, ‘ihlallerden kaynaklanan çatışmalardan’ bahsetti.

Açıklamada, Suriye ordusunun ateşiyle sayıları belirtilmeyen sayıda savaşçının öldürüldüğü belirtildi.

Bu konuşlandırma, Suriye ordusunun SDG üyelerini geçtiğimiz hafta Suriye'nin ikinci büyük şehri Halep'teki Eşrefiyye ve Şeyh Maksud mahallelerinden çıkarmayı başarmasının ve Fırat Nehri'nin 30 kilometre doğusuna uzanan bölgeyi tahliye etmelerini talep etmesinin ardından gerçekleşti.

Kürt güçleri dün, bölgede ilerleyen ve eyaletteki askeri hedefleri bombalamayı planladığını açıklayan Suriye ordusu ile çatışmaların sürdüğü Suriye'nin kuzeyindeki Rakka'da sokağa çıkma yasağı ilan etti.

Diğer taraftan Suriye Savunma Bakanlığı, il içindeki konumları gösteren bir harita yayınladı ve sivillere bu konumlardan uzak durmaları çağrısında bulunarak, Rakka kenti yakınlarındaki bir hedef de dahil olmak üzere bu konumları ‘nokta atışı’ vurmakla tehdit etti.

Ancak Suriye ordusu kısa süre sonra, PKK militanlarını ‘Tabka Askeri Havaalanı içinde kuşatarak’ stratejik öneme sahip Tabka ilçesine ‘birkaç eksenden paralel olarak’ girmeye başladığını duyurdu.

Bu arada Suriyeli yetkililer, Safyan petrol sahasını ve Rakka ilindeki Tabka ilçesi yakınlarındaki es-Sevre petrol sahasını kontrol altına aldıklarını duyururken, devlete ait Suriye Petrol Şirketi iki sahayı ‘tekrar hizmete sokmak’ üzere devraldığını açıkladı.

10 Mart anlaşması ve karşılıklı suçlamalar

Şam ve Kürt yönetimi aylarca 2025 yılı sonuna kadar tamamlanması öngörülen ve Kürt özyönetim kurumlarının Suriye devletine entegrasyonunu öngören 10 Mart anlaşmasının uygulanmaması konusunda birbirlerini suçladılar.

SDG komutanı Abdi cumartesi günü, Erbil'de ABD'nin Suriye Özel Temsilcisi Tom Barrack ve Irak Kürt Bölgesel Yönetimi (IKBY) Başkanı Neçirvan Barzani ile bir araya geldi.

Diğer yandan Elysee Sarayı'ndan yapılan açıklamaya göre Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron ve Barzani cumartesi günü Suriye'de ‘acilen gerilimin azaltılması’ ve ‘kalıcı ateşkes anlaşması’ çağrısında bulundu.

Beşşar Esed rejiminin düşmesinin ardından Kürtler, Şam’daki yeni yetkililere karşı esnek bir tutum sergilediler ve bölgelerinde Suriye bayrağını göndere çektiler. Ancak, ademi merkeziyetçi bir yönetim sistemi ve haklarının anayasada güvence altına alınması konusundaki ısrarları Şam'da olumlu karşılık bulmadı.

Cumhurbaşkanı Şara cuma günü, ülkesinin 1946 yılında bağımsızlığını kazanmasından bu yana ilk kez Suriyeli Kürtlere ulusal haklar tanıyan bir kararname yayınladı.

Kararnamede, “Suriye'deki Kürt vatandaşlar Suriye halkının ayrılmaz bir parçasıdır, Kürtçe ulusal dildir ve Suriye topraklarında ikamet eden tüm Kürt kökenli vatandaşlara Suriye vatandaşlığı verilir ve Nevruz (21 Mart) ulusal bayram olarak kabul edilir” ifadeleri yer aldı.

Suriye’de 1962 yılında yapılan tartışmalı bir nüfus sayımı sonrasında Kürtlerin yaklaşık yüzde 20'si vatandaşlıklarından mahrum bırakılmıştı.

Kürt özerk yönetimi tarafından dün yapılan açıklamada, Şara’nın imzaladığı kararname ‘ilk adım’ olarak nitelendirilse de bu adımın ‘Suriye halkının beklentilerini karşılamadığını’ belirtildi.

Suriye'nin kuzey ve doğusunda kontrol sahibi olan özerk yönetim, ‘hakların geçici kararnamelerle değil, tüm halkların ve bileşenlerin iradesini ifade eden anayasalarla korunduğunu’ belirtti.

Açıklamada, hak ve özgürlükler sorununa ‘radikal çözümün’ ‘merkezi olmayan demokratik bir anayasada’ yattığı savunuldu ve bu konuda ‘kapsamlı bir ulusal diyalog başlatılması’ çağrısı yapıldı.