Mısır’a yargıtay Nahda grevleri davasında hapis cezalarını onadı

Mısır'daki Yüksek Adalet Divanı (Arşiv - AFP)
Mısır'daki Yüksek Adalet Divanı (Arşiv - AFP)
TT

Mısır’a yargıtay Nahda grevleri davasında hapis cezalarını onadı

Mısır'daki Yüksek Adalet Divanı (Arşiv - AFP)
Mısır'daki Yüksek Adalet Divanı (Arşiv - AFP)

Mısır’daki en yüksek yargı organı Yargıtay, kamuoyunda, 2013’te Gize’de gerçekleşen ‘Nahda grevleri’ olarak bilinen davadaki 56 sanığın sunduğu temyiz talebini reddetti. Yargıtay ayrıca sanıkların müebbet ve ağırlaştırılmış hapis cezasını onadı.
Gize Ceza Mahkemesi, Mayıs 2019'da bir sanığı müebbet hapis cezasına, 52 kişiyi 15 sene ağırlaştırılmış hapis cezasına, iki kişiyi birer yıl, bir diğerini ise üç yıl süreli hapis cezasına çarptırmıştı. 10 sanığın ise beraatine karar verilmişti.
Daha önce ise Başsavcılık, söz konusu davadaki sanıkları “Müslüman Kardeşler’in iktidardan azledilmesinin ardından 2013 yılında Gize’deki Nahda Meydanı’nda kalabalık toplamak, Mısırlılar arasında korku ve terör yaymak, kamu güvenliğini ve vatandaşların hayatını tehlikeye atmak” suçundan mahkemeye sevk etmişti. Davayla ilgili soruşturmaya göre, sanıklar; “kalabalığı dağıtmakla görevli polis memuruna karşı direniş gösterdi, binaları ve kamu mallarını kasıtlı olarak tahrip etti, buraları zorla işgal etti ve yollara barikatlar kurdu, aynı zamanda vatandaşların hareketini kısıtlayarak onları hareket özgürlüğünden mahrum bıraktı, tüm bu eylemlerle 30 Haziran 2013 devrimine karşı koymak için kamu otoritelerinin çalışmalarını etkiledi.” Başsavcılık, sanıklara aynı zamanda “polis memurlarının kasten öldürmek, ruhsatsız bir şekilde soğuk silah, ateşli silah ve mühimmat bulundurmak” suçlarını da isnat etti. 
Mısır’daki Terör Suçları İkinci Dairesi ise dün, Kahire'nin doğusundaki Nasr şehrinde medyada Rabia olayları olarak bilinen davadaki 87 kişinin yeniden yargılanmasını savunma dilekçesini tamamlamak için 9 Temmuz’a ertelemeye karar verdi. Mahkeme daha önce aralarında Müslüman Kardeşler (İhvan) liderleri Muhammed Baltaci, İsam el-Iryan ve Abdurrahman el-Bir de olmak üzere 75 sanığın aleyhinde idam cezası vermişti. Aynı zamanda Müslüman Kardeşler Rehberlik Konseyi Başkanı Muhammed Bedii, Basim Avde ve diğerleri aleyhinde müebbet hapis cezası, diğer sanıklar için ise ağırlaştırılmış hapis cezası hükmedilmişti.
Başsavcılık, sanıklara “Kahire'nin doğusundaki Rabia Meydanı’nda silahlı bir toplantı düzenlemek ve katılmak, yolları kesmek, vatandaşların hareket özgürlüğünü kısıtlamak, vatandaşların ve kalabalığı dağıtmakla görevli polis güçlerinin kasten öldürülmesi” gibi çeşitli suçlar isnat etmişti. Söz konusu Nahda ve Rabia olayları; Mısırlı yetkililer tarafından ‘terörist’ olarak nitelenen Müslüman Kardeşler’e mensup eski Cumhurbaşkanı Muhammed Mursi’nin halk protestolarının ardından 3 Temmuz 2013’te iktidardan azledilmesinin ardından geldi.
Terör Suçları İkinci Dairesi, medyada Yukarı Mısır’daki DEAŞ davası olarak bilinen dava kapsamında, “terörist hücre kurmak ve DEAŞ örgütünü takip edecek bu hücreye katılmak” suçundan yeniden yargılanma prosedürlerindeki bir sanık aleyhinde çıkarılacak hükmü 10 Eylül’e erteledi. Aralarında iki kadın da olmak üzere davadaki sanıklar, daha önce, “örgütün terör operasyonlarını finanse ettikleri” gerekçesiyle ceza mahkemesine sevk edilmişti. Başsavcılık, sanıklara “yasa hükümlerine aykırı bir grup kurmak, buna katılmak ve liderlik etmek, böyle bir grup ile anayasa ve yasa hükümlerinin bozulmasını amaçlamak, devlet kurumlarının ve kamu otoritelerinin faaliyetlerini yerine getirmesini engellemek, vatandaşların kişisel özgürlüklerine saldırmak, ulusal birliğe ve sosyal barışa zarar vermek” suçlarını isnat etmişti.



Trump, Sisi'ye gönderdiği mesajda: Mısır ve Etiyopya arasındaki arabuluculuk görüşmelerine yeniden başlamaya hazırız dedi

ABD Başkanı Donald Trump (AFP)
ABD Başkanı Donald Trump (AFP)
TT

Trump, Sisi'ye gönderdiği mesajda: Mısır ve Etiyopya arasındaki arabuluculuk görüşmelerine yeniden başlamaya hazırız dedi

ABD Başkanı Donald Trump (AFP)
ABD Başkanı Donald Trump (AFP)

ABD Başkanı Donald Trump, dün Mısırlı mevkidaşı Abdülfettah el-Sisi'ye gönderdiği mektupta, ABD'nin Nil Nehri sularının paylaşımı sorununu çözmek için Mısır ve Etiyopya arasında arabuluculuğa yeniden başlamaya hazır olduğunu belirtti.

Truth Social'da yayınlanan bir mektupta şunları yazdı: "Nil sularının paylaşımı sorununu sorumlu ve kesin bir şekilde çözmek için Mısır ve Etiyopya arasında Amerikan arabuluculuğuna yeniden başlamaya hazırım." Şöyle devam etti: "Mısır, Sudan ve Etiyopya'nın su ihtiyaçlarının karşılanmasını sağlayacak bir çözüme ulaşmanıza yardımcı olmak istiyorum."

Nil Havzası ülkelerinin tamamı için kalıcı bir anlaşmaya müzakereler ve ABD'nin taraflar arasındaki koordinasyonu yoluyla ulaşılabileceğine inanıyor, "Büyük Etiyopya Rönesans Barajı etrafındaki gerilimlerin çözülmesi en önemli önceliklerim arasında yer alıyor" diye vurguladı.

Başarılı bir yaklaşım sayesinde, Mısır ve Sudan'daki kuraklık dönemlerinde su tahliyesinin garanti altına alınabileceğini belirtti. Etiyopya ayrıca önemli miktarda elektrik üretebilir ve bunun bir kısmını Mısır veya Sudan'a sağlayabilir veya satabilir.

Şarku’l Avsat’ın edindiği bilgiye göre “Hiçbir ülke Nil sularını tek taraflı olarak kontrol etmemelidir” ifadesini kullandı.

Sisi'yi ve 7 Ekim 2023'ten bu yana Mısır ve bölgedeki güvenlik ve insani sorunların yönetimindeki rolünü övdü.


"Gazze Yönetim Komitesi"... "temkinli" bir başlangıç

Bir Filistinli, dün Gazze Şeridi'nin merkezindeki Deyr el-Belah'ta bir eve düzenlenen İsrail saldırısının yol açtığı yıkımı gösteriyor (AP)
Bir Filistinli, dün Gazze Şeridi'nin merkezindeki Deyr el-Belah'ta bir eve düzenlenen İsrail saldırısının yol açtığı yıkımı gösteriyor (AP)
TT

"Gazze Yönetim Komitesi"... "temkinli" bir başlangıç

Bir Filistinli, dün Gazze Şeridi'nin merkezindeki Deyr el-Belah'ta bir eve düzenlenen İsrail saldırısının yol açtığı yıkımı gösteriyor (AP)
Bir Filistinli, dün Gazze Şeridi'nin merkezindeki Deyr el-Belah'ta bir eve düzenlenen İsrail saldırısının yol açtığı yıkımı gösteriyor (AP)

Kahire dün, Filistinlilerin mutabakatı ve Amerika'nın desteği ile İsrail'in önceki çekincelerine rağmen resmi bir itiraz olmaksızın, ancak sahada engeller çıkarılma niyetinin açıkça ortada olduğu bir ortamda, Gazze Şeridi'nin idaresinden sorumlu “Teknokrat Komite”nin ilk toplantısına tanık oldu.

Filistin Ulusal Gazze Şeridi Yönetim Komitesi Başkanı Ali Şaas ilk basın toplantısında, komitenin mali destek aldığını ve iki yıllık görev süresi için bir bütçe belirlendiğini söyledi. Şaas, Gazze'nin yeniden inşası ve yardım için Dünya Bankası'nda bir fon kurulmasını istedi.

Şaas, yardım planının 2025 yılının Mart ayında Arap Birliği tarafından onaylanan Mısır planına dayandığını açıkladı. (Bu planın uygulanması beş yıl sürecek ve maliyeti yaklaşık 53 milyar dolar olacak.) Avrupa tarafından memnuniyetle karşılanan planla ilgili olarak Şaas, “Gazze Şeridi Yönetim Komitesi'nin attığı ilk adım, Şerid'e 200n bin prefabrik konut birimi sağlamak” olduğunu vurguladı.

Hamas, Şeridi teknokrat yönetime devretmeye hazır olduğunu açıkladı. Hamas açıklamasında, Gazze'de devam eden “katliamların” Tel Aviv'in “ateşkes anlaşmasını sabote etme ve Şerid'deki durumu istikrara kavuşturma çabalarını bozma politikasını” sürdürdüğünü doğruladığını belirtti.


Suriye Arap Ordusu, SGD mensuplarına "örgütten ayrılın" çağrısı yaptı; SDG'den yanıt geldi: Siyasi ve askeri iflas

Fotoğraf: Independent Türkçe
Fotoğraf: Independent Türkçe
TT

Suriye Arap Ordusu, SGD mensuplarına "örgütten ayrılın" çağrısı yaptı; SDG'den yanıt geldi: Siyasi ve askeri iflas

Fotoğraf: Independent Türkçe
Fotoğraf: Independent Türkçe

Suriye Arap Ordusu’nun SDG mensuplarına yönelik “örgütten ayrılın” çağrısına, Suriye Demokratik Güçleri’nden sert bir açıklama geldi. SDG, çağrıyı “siyasi ve askeri iflasın göstergesi” olarak nitelendirerek, birlik ve vatanseverlik vurgusu yaptı.

Suriye Arap Ordusu Harekat Komutanlığı, resmi haber ajansı SANA aracılığıyla Suriye Demokratik Güçleri (SDG) bünyesindeki mensuplara yönelik bir çağrı yayımladı. Açıklamada, SDG saflarında yer alan Suriyelilere, etnik ya da mezhepsel ayrım gözetilmeksizin örgütten ayrılmaları ve en yakın Suriye Arap Ordusu noktasına yönelmeleri istendi.

Komutanlık, SDG’den ayrılanların “ülkeleri tarafından her zaman ve her yerde kabul edileceğini” vurgulayarak, sorunun halkla değil, PKK ile bağlantılı milis yapılar ve “devrik rejimin kalıntıları” ile sınırlı olduğunu savundu. Açıklamada bu unsurların sivilleri hedef aldığı ve Suriye toplumunu parçalamayı amaçladığı öne sürüldü.

Suriye Arap Ordusu Harekat Komutanlığı açıklamasında şu ifadeler yer aldı:

“Kürt ya da Arap ayrımı gözetmeksizin, SDG bünyesinde yer alan tüm Suriyelilere sesleniyoruz: Gecikmeden bu örgütten ayrılın ve devletinize, halkınıza geri dönün. SDG’den ayrılan herkes, ülkesi tarafından her zaman ve her yerde kabul edilecektir. Sorunumuz halkımızla değil; PKK terör örgütüne bağlı milislerle ve Suriye toplumunu yok etmeyi hedefleyen unsurlarladır.”

SDG'den sert yanıt

Bu çağrıya, aynı gün içinde Suriye Demokratik Güçleri Medya Merkezi’nden yazılı bir açıklamayla yanıt geldi. SDG açıklamasında, Şam’daki Savunma Bakanlığı kaynaklı çağrıların sahadaki gerçeklerle bağdaşmadığı savunularak, bu tür açıklamaların bölgedeki topluluklar arasında ayrılık yaratma girişimi olduğu ifade edildi.

Açıklamada şu ifadelere yer verildi:

Suriye Demokratik Güçleri’nin vatanseverliği, tüm ayrılık çağrılarından daha güçlüdür. Şam’daki ‘Savunma Bakanlığı’ tarafından savaşçılarımızı hedef almaya çalışan bu çağrılar, siyasi ve askeri iflas durumunu yansıtan, bölgedeki topluluklar arasında ayrılık tohumları ekme girişiminin başarısız bir örneğidir.

SDG, yapısının çok kimlikli olduğunu vurgulayarak Kürt, Arap, Süryani ve diğer halklardan oluşan savaşçıların terörizme karşı ortak bir mücadele yürüttüğünü belirtti. Açıklamada, bu birlikteliğin yıllara dayanan fedakarlıklarla güçlendiği ifade edildi:

Kürt, Arap, Süryani ve diğer savaşçılarıyla Suriye Demokratik Güçleri, terörizme karşı mücadelede ve sivillerin korunmasında kan bağıyla birleşmiş, birleşik bir ulusal güçtür. Bu savaşçılar ve aileleri bu toprakların evlatlarıdır; bağlılıklarında vatanseverdirler, seçimlerinde nettirler ve yıllarca süren fedakarlıklarıyla birliklerinin her türlü kışkırtmadan daha güçlü olduğunu kanıtlamışlardır.

SDG açıklamasında, safları bölmeye yönelik girişimlerin sonuç vermeyeceği belirtilerek, bu tür çağrıların tam tersine daha güçlü bir kenetlenmeye yol açacağı savunuldu:

Safları bölme ve ayrılık tohumları ekme girişimleri, sahadaki gerçekleri değiştirmeyecektir. Suriye Demokratik Güçleri, Kuzey ve Doğu Suriye halkıyla birlikte terörizme ve onu yeni biçimlerde yeniden canlandırmaya çalışanlara karşı birlik içinde kalacaktır.

Independent Türkçe, SANA, Telegram