Hindistan Çin'e karşı ekonomi kılıcını çekti

Hindistan’ın Çin lehine dış ticaret açığı geçtiğimiz yıl 53 milyar dolara ulaştı (Reuters)
Hindistan’ın Çin lehine dış ticaret açığı geçtiğimiz yıl 53 milyar dolara ulaştı (Reuters)
TT

Hindistan Çin'e karşı ekonomi kılıcını çekti

Hindistan’ın Çin lehine dış ticaret açığı geçtiğimiz yıl 53 milyar dolara ulaştı (Reuters)
Hindistan’ın Çin lehine dış ticaret açığı geçtiğimiz yıl 53 milyar dolara ulaştı (Reuters)

Hindistan-Çin sınırında iki ülkenin askerleri arasındaki şiddetli çatışmaların ardından Hindistan, Çin'e karşı ekonomi kılıcını çekti. Çin’in Hindistan'daki yatırımları, Çinli şirketlerden Hint şirketlerine doğrudan nüfuz etme şeklinde yapılıyor.  
Hindistan merkezli Brookings Enstitüsü tarafından hazırlanan bir rapora göre Çin’in Hindistan'daki mevcut ve hayata geçirilmesi planlanan yatırımlarının hacmi 26 milyar doları aşmış durumda. Raporda, Çin merkezli şirketlerin yeni şirketler de dahil olmak üzere Hint şirketlere yönelik yatırımlarını artırdığı belirtildi.
Karşılıklı ticaret açısından Hindistan ve Çin arasındaki ticaretin büyüdüğü (2000'de 3 milyar dolarken 2019'da 100 milyar dolara çıktı) görülse de Hindistan tarafından bakıldığında Çin ile yapılan ticaret diğer ülkelere kıyasla Yeni Delhi aleyhine en büyük ticaret açığına yol açmış durumda. Çin ile Hindistan arasındaki 2019 yılı ticaret açığının 53 milyar dolar olduğu tahmin ediliyor. Hindistan, Çin ürünlerini ithal eden en büyük yedinci ülke olurken Çin'e en fazla ürün ihraç eden ülkeler arasında 27’inci sırada yer alıyor.

Çin ekonomisine kısıtlama
Hindistan, Çin ile sınırda yaşanan gerginliklerin ardından Çin’e olan ekonomik bağımlılığını azaltmak için ticaret, yatırım ve kurumsal hizmetlere yönelik yoğun ve kapsamlı önlemler almayı düşünüyor. Yeni Delhi'nin almayı planladığı söz konusu önlemler, Çinli şirketlerin Hindistan'daki hükümet ve altyapı projelerine katılımına yönelik bir takım kısıtlamalar içerecek gibi görünüyor. Yeni Delhi, Çin'in finans, bankacılık, savunma ve iletişim gibi stratejik sektörlere yaptığı yatırımlara odaklanmış durumda. Ne var ki Hindistan, Çin'in Hindistan'a artan ihracatına karşı koruma olmadığı bahanesiyle Çin ve diğer ülkeleri kapsayan ‘Bölgesel Kapsamlı Ekonomik Ortaklık’ konulu müzakerelerden çekildi.
Hindistan Demiryolları Bakanlığı söz konusu önlem ve kısıtlamaların başlangıcı sayılabilecek bir adım atarak Çinli bir şirketle yapılan sözleşmeyi feshetti. Bakanlık ayrıca Beijing National Railway Research & Design Institute of Signal & Communication ile 4,7 milyar rupi (yaklaşık 63 milyon dolar) değerindeki bir projeyi sonlandırma kararı aldı.
Aynı şekilde Hindistan Telekomünikasyon Bakanlığı BSNL, MTNL, Jio ve Airtel dahil olmak üzere tüm telekomünikasyon şirketlerine Çinli şirketlerle anlaşmalar yapmamaları ve onların ekipmanlarını kullanmamaları talimatı verdi. Bakanlık büyük bir adım atarak söz konusu şirketlerden hizmetlerini geliştirmek için büyük çoğunluğu Çin'den temin edilen telekomünikasyon ekipmanlarını artık tedarik etmekten kaçınmalarını talep etti.
Bu adım büyük olasılıkla devlete ait telekomünikasyon şirketinin altı departmanını işleten Çin merkezli ZTE şirketinin çalışmalarını olumsuz yönde etkileyecektir.
Hindistan’da son günlerde ülke genelinde Çin ürünlerinin yasaklanmasına ilişkin talepler arttı. Ülkenin çeşitli bölgelerinde bu talebin dile getirildiği protestolar gösterileri düzenlendi. Hatta birçok kişi Çin menşeli ürünleri imha edebileceklerini belirttiler.
Tüm Hindistan Tüccarları Konfederasyonu (CAIT) Genel Sekreteri Praveen Khandelwal konuyla ilgili şunları söyledi:
“CAIT, 70 milyon yerli tüccarla güçlü bir lobidir. Dikkatini büyük ölçüde Çin mallarını boykot etmeye yoğunlaştırmaya karar verdi. Hindistan’da kolayca erişilebilecek 450'den fazla Çin ürününün bir listesini açıkladı.”
Buna karşın Hindistan Ticaret Tanıtım Konseyi (TPCI) Başkanı Mohit Singla ise yaptığı değerlendirmede, “Ekonomik kararlar, gerçekçilik ve pratik konulara dayanmalıdır. Çin ürünlerini boykot etme çağrısı yanlıştır. Çünkü birçok endüstri Çin’in ithalatına bağımlıdır. Hindistan, Çin’in hiçbir yatırımını göz ardı etmemelidir. Herhangi bir hisse senedi yatırımı, Hint şirketlerine değer katacaktır. Bu da son derece önemli bir konudur ve buna ihtiyacımız var” ifadelerini kullandı.
Öte yandan Çin Halk Bankası (Çin Merkez Bankası - PBOC) Hindistan'da faaliyet gösteren HDFC Bank'taki payını artırmaya karar verdikten kısa bir süre sonra Hindistan Nisan ayında doğrudan dış yatırım politikasını değiştirdi. Elde edilen verilere göre hükümet bu konuda önceden herhangi bir uyarıda bulunulmaması nedeniyle durumdan memnun değildi. Hükümet daha sonra Hindistan ile kara sınırlarını paylaşan ülkelerden gelen yatırımlara onay zorunluluğu getirdi.
Ancak Hindistan, Pakistan, Bangladeş, Afganistan, Butan, Nepal ve Myanmar gibi komşu ülkeleri işbirliği yaparken onay zorunluluğundan muaf tutarken bu ülkelerin Hindistan için önemli yatırımcılar olmadığı da ortadaydı ve bu yeni prosedürün başlıca Çinli yatırımcıları hedef aldığı açıktı.

Çin, Hindistan’daki telefon pazarına hakim
Çin malları Hindistan ekonomik sistemini ele geçirmiş durumda. Çinli şirketler, Hindistan'daki akıllı telefon pazarını yüzde 50'den fazlası elinde tutuyor. Bu yüzde 50’yi aşkın payın yüzde 31’inden fazlası Xiaomi şirketinin, yüzde 21’den fazlası Vivo şirketinin elinde. Hindistan’daki telefon piyasasında Oppo ve Xiaomi gibi önde gelen Çinli akıllı telefon markaları, Samsung ve Apple'ın geçerek piyasanın yüzde 70'inden fazlasını ellerinde tutuyorlar.
Yukarıdaki Çinli akıllı telefon markalarının Hindistan’da 2019 yılındaki toplam satışları 16 milyar doların üzerinde gerçekleşti. Çinliler ayrıca gelişmekte olan Hint şirketlere 8 milyar dolardan fazla yatırım yaptılar. Alibaba, Xiaomi ve Tencent gibi şirketlerin yanı sıra Çin-Avrasya Ekonomik İşbirliği Fonu, DiDi, Sanwi Capital ve Fosson Capital şirketleri de gelişmekte olan Hint şirketlere yatırım yapan önemli Çinli yatırımcılar arasında yer aldılar. Aynı zamanda Japonya merkezli SoftBank ve ABD merkezli bir şirket olan Sequoia gibi köklü yatırımcılar da bu kervana katıldılar.
Sanwei Capital ve Morningside Furniture’un Hindistan’ın Karnataka eyaletinin başkenti olan Bangalore merkezli ShareChat ve Rapido gibi girişimlere yatırım yapmalarının ardından Alibaba, çevrimiçi ödeme şirketi PayTo ve yemek dağıtım hizmeti şirketi Zomato’ya büyük paralar aktarırken Çinli internet devi Tencent, Ola, Seogi ve Baiji gibi uygulamaları destekledi.
Venture Intelligence Corporation'ın kurumsal verilerine göre 29 unicorn şirketinden en az 16’sı Çinli yatırımcılara ait.
The Takshashila Enstitüsü’nden Anupam Manor konuya ilişkin değerlendirmesinde, “Hindistan’ın gıda ürünlerini boykot etme girişimi, Çin hükümetinden ziyade kendi vatandaşlarına zarar verecektir. Çin’den ithal ettiğimiz her önemli ürün daha pahalı hale gelecektir. Gerçek şu ki, bir gecede güvenilir yerli alternatifler de bulamıyoruz” ifadelerini kullandı.
Hindistan ve Çin arasındaki yeni bir ekonomik anlaşmazlık, Hindistan 59 uygulamayı yasaklamak için geçici bir karar verdi. Yasaklanan bu uygulamalar arasında Tik Tok, UC Browser, Sharen ve Bigo Live ile e-ticaret platformları Club Factory ve Shein yer alıyor. Bu uygulamalar, hem Google Play Store hem de Apple Store’dan kayboldu. Mumbai merkezli düşünce kuruluşu Getaway House Direktörü Blaise Fernandes’e göre Hindistan’ın uygulama pazarı Çin’e büyük ölçüde bağımlı ve 800 milyondan fazla akıllı telefon kullanıcısı telefonlarına bu içerikleri indirme konusunda oldukça istekli.
Yatırımcıları cezbeden ve iş fırsatları sağlayan finansal ödeme uygulamaları gibi ekonomik avantaj sağlayan uygulamaların dışında Hindistan’ı olumsuz sonuçlara maruz bırakmadan kullanıma sunulabilecek başka uygulamalar var.  Alınan bu önlem Çinli şirketlerin değerleri üzerinde büyük bir etkiye sahip olacaktır.
Tik Tok uygulaması kullanıcılarının yüzde 30'unun yani uygulamanın toplam gelirinin yüzde 10'unu sağlayan 20 milyondan fazla Hint kullanıcısı olduğunu belirtmekte fayda var.



Veliaht Prens'in talimatları Riyad'daki emlak fiyatlarını yüzde 3 oranında düşürdü

 Suudi Arabistan'ın başkenti Riyad (SPA)
Suudi Arabistan'ın başkenti Riyad (SPA)
TT

Veliaht Prens'in talimatları Riyad'daki emlak fiyatlarını yüzde 3 oranında düşürdü

 Suudi Arabistan'ın başkenti Riyad (SPA)
Suudi Arabistan'ın başkenti Riyad (SPA)

Suudi Arabistan’ın başkenti Riyad’da gayrimenkul fiyatları, yılın son çeyreğinde yüzde 3 oranında geriledi. Bu düşüş, aynı yılın üçüncü çeyreğinde kaydedilen yüzde 1’lik artışın ardından geldi. Söz konusu gelişme, Suudi Arabistan Başbakanı ve Veliaht Prensi Muhammed bin Selman’ın, Krallık genelinde ve özellikle Riyad’da artan gayrimenkul fiyatlarını kontrol altına almak amacıyla aldığı kararların sahaya yansıması olarak değerlendiriliyor.

Suudi Arabistan Genel İstatistik Kurumu (GASTAT) tarafından bugün yayımlanan endekse göre, ülkedeki gayrimenkul fiyat endeksi geçen yılın dördüncü çeyreğinde, 2024’ün aynı dönemine kıyasla yüzde 0,7 oranında düştü. Bu gerilemenin temel nedeni, endeks içindeki ağırlığı en yüksek olan konut sektöründeki performans zayıflığı oldu. Konut sektöründe yıllık değişim oranı yüzde 2,2 oranında azaldı.

Ticari gayrimenkul sektörü ise büyüme hızında sınırlı bir yavaşlama yaşamasına rağmen, yıllık bazda yüzde 3,6’lık pozitif büyümesini korudu.

Gerçek denge

Uzmanlar, Şarku’l Avsat’a yaptıkları değerlendirmelerde, Veliaht Prens Muhammed bin Selman’ın talimatlarının sahada somut biçimde hissedilmeye başlandığını belirtti. Özellikle Riyad’da gayrimenkul fiyatlarının eşi benzeri görülmemiş şekilde yükselmesinin ardından hükümetin müdahaleye gittiğini kaydeden uzmanlar, bu adımların vatandaşların ilk konutlarına yüksek mali yükler altına girmeden sahip olmalarını amaçladığını ifade etti.

Gayrimenkul uzmanı Halid el-Mubeyyid, Şarku’l Avsat’a yaptığı açıklamada, 2025 yılının dördüncü çeyreğinde gayrimenkul fiyat endeksinde kaydedilen yüzde 0,7’lik düşüşün, yıllar süren hızlı artışların ardından piyasanın gerçek bir denge aşamasına girdiğini gösterdiğini söyledi. El-Mubeyyid, bunun piyasayı zayıflatan değil, aksine sürdürülebilirliği güçlendiren sağlıklı bir gösterge olduğunu vurguladı.

El-Mubeyyid, “Bugün yaşanan durum bir değer kaybı değil. Aksine konut sektöründe artan arz, daha iyi düzenlemeler ve alıcılar ile yatırımcılar arasında yükselen farkındalık sayesinde ortaya çıkan makul bir fiyat düzeltmesi” değerlendirmesinde bulundu.

El-Mubeyyid, bu dengenin nihai faydalanıcı için daha iyi fırsatlar sunduğunu ve kısa vadeli spekülasyonu sınırladığını, bunun da orta ve uzun vadede gayrimenkul ekonomisine hizmet ettiğini açıkladı.

Konut istikrarı

Gayrimenkul uzmanı Ahmed Ömer Basudan da Şarku’l Avsat’a yaptığı açıklamada, sektörün Krallık genelinde birçok bölgede gerileme kaydettiğini belirtti. Basudan, alıcıların Veliaht Prens’in talimatları doğrultusunda hükümet tarafından alınan kararların etkilerini beklemeyi tercih ettiğini, ayrıca son dönemde atılan bir dizi adımın da bu durumu pekiştirdiğini söyledi. Bu adımlar arasında, Kuzey Riyad’da indirimli fiyatlarla ve bölgenin en iyi mahallelerinde tahsis edilen arsaların hak sahiplerinin açıklanması da yer alıyor.

Basudan, Riyad’da konut kira fiyatlarının beş yıl süreyle sabitlenmesinin de başkentteki gayrimenkul piyasasında gerilemeye yol açtığını ifade etti. Kiracıların görece bir konut istikrarı dönemine girmesi nedeniyle, mevcut aşamada satın alma talebinin sınırlı kaldığını kaydetti.

Basudan, “Arazi ve boş gayrimenkullere ilişkin ücretlerde yapılan son düzenlemeleri de unutmamak gerekir. Bu düzenlemeler hayata geçirildi ve devlet söz konusu ücretleri tahsil etmeye başladı. Bu durum, arsa sahiplerini bazı arazilerini elden çıkarmaya ve söz konusu maliyetlere katlanmamak için rekabetçi fiyatlarla satışa yöneltti” dedi.

GASTAT verilerine göre, konut sektöründeki gayrimenkul fiyatları geçen yılın dördüncü çeyreğinde, 2024’ün aynı dönemine kıyasla yüzde 2,2 oranında düştü. Bu gerileme, konut arsalarında yüzde 2,4, daire fiyatlarında yüzde 2,5, villa fiyatlarında yüzde 1,3 ve müstakil evlerde yüzde 0,2 oranındaki düşüşlerden kaynaklandı.

Üç aylık karşılaştırma

Buna karşılık, gayrimenkul fiyat endeksi geçen yılın dördüncü çeyreğinde çeyreklik bazda yüzde 0,4 oranında geriledi. Ancak bu düşüş, üçüncü çeyrekte kaydedilen gerilemeye kıyasla daha sınırlı oldu.

Gayrimenkul fiyat endeksi, konut sektöründe yaşanan yüzde 0,4’lük düşüşten etkilendi. Bu gerilemede, konut arsası fiyatlarının yüzde 0,7, daire fiyatlarının yüzde 0,4 ve müstakil ev fiyatlarının yüzde 0,2 oranında düşmesi etkili oldu. Buna karşılık, villa fiyatları yüzde 0,8 oranında artış kaydetti.

İdari bölgeler

Geçen yılın dördüncü çeyreğinde ülke genelinde gayrimenkul fiyat endeksindeki yıllık değişim yüzde 0,7 oranında düşüş gösterirken, idari bölgelerin bu değişim üzerindeki etkileri de dikkat çekti. Bu çerçevede Riyad’da fiyatlar yüzde 3 oranında geriledi. Başkentte, aynı yılın üçüncü çeyreğinde ise yüzde 1’lik artış kaydedilmişti.

Doğu Bölgesi, yüzde 4 ile gayrimenkul fiyatlarında en yüksek artışın görüldüğü bölge olurken, Mekke bölgesi yüzde 2,5 ile onu izledi. Tebük ve Cizan bölgelerinde fiyatlar yüzde 1,1’er oranında artarken, Cevf bölgesinde artış yüzde 0,4 seviyesinde kaldı.

Buna karşılık, Hail, Kuzey Sınır ve Medine bölgeleri en yüksek düşüşlerin kaydedildiği yerler oldu. Bu bölgelerde gayrimenkul fiyatları sırasıyla yüzde 8,9, yüzde 6,8 ve yüzde 6,1 oranında geriledi.


IMF yapay zeka balonunu değerlendirdi: “Hem riskli hem dengeleyici”

IMF'nin raporunda, küresel ticaretin öngörülenden daha dayanıklı olduğu vurgulanıyor (Reuters)
IMF'nin raporunda, küresel ticaretin öngörülenden daha dayanıklı olduğu vurgulanıyor (Reuters)
TT

IMF yapay zeka balonunu değerlendirdi: “Hem riskli hem dengeleyici”

IMF'nin raporunda, küresel ticaretin öngörülenden daha dayanıklı olduğu vurgulanıyor (Reuters)
IMF'nin raporunda, küresel ticaretin öngörülenden daha dayanıklı olduğu vurgulanıyor (Reuters)

Uluslararası Para Fonu (IMF) yapay zeka balonunun ciddi risk yarattığını belirtirken, sektöre yapılan yatırımların, ticaretle ilgili sorunların küresel ekonomide yarattığı olumsuz etkiyi dengelediğini bildirdi.

IMF, Dünya Ekonomik Görünüm Raporu'nun ocak sayısını "Küresel Ekonomi: Ayrışan Güçler Arasında İstikrarlı" başlığıyla dün yayımladı.

Raporda, ABD ve Çin arasındaki gümrük tarifesi çekişmesinin küresel ekonomide "şok etkisi" yarattığı ancak yapay zeka başta olmak üzere teknoloji sektörüne yatırımların artmasıyla bunun bir nebze dengelendiği belirtiliyor.

Geçen yıl yüzde 3,3 büyüyen küresel ekonominin bu yıl da aynı oranı koruyarak direncini sürdürmesinin beklendiği aktarılıyor. Büyümenin 2027'de 3,2 oranında olması öngörülüyor.

ABD'nin ekonomik üretiminde yapay zeka başta olmak üzere bilişim teknolojisi sektörüne yatırımların 2001'den bu yana en yüksek seviyeye çıktığına dikkat çekiliyor.

Raporda bu durum, 1995-2000'deki dot-com balonuyla da karşılaştırılıyor. ABD'nin o yıllardaki bilişim teknolojisi yatırımlarının şimdiki seviyelerde olduğuna dikkat çekilirken, son dönemdeki artışın daha kademeli ve ılımlı olduğu vurgulanıyor.

IMF Baş Ekonomisti Pierre-Olivier Gourinchas, BBC'yle şu değerlendirmeleri paylaştı:

Küresel ekonominin büyüme hızı çok yüksek olmasa da oldukça dirençli ve sağlam bir tabloyla karşı karşıyayız. Bir bakıma küresel ekonomi, 2025'teki ticaret kesintilerinin etkilerini üzerinden atıyor ve beklentilerimizin ötesinde bir performans sergiliyor.

Diğer yandan raporda, yapay zeka sektörünün büyümesine ilişkin beklentilerin fazla iyimser çıkması halinde ani bir piyasa düzeltmesinin görülebileceği uyarısında bulunuluyor.

Gourinchas, yapay zeka balonunun patlama ihtimalinin yanı sıra "siyasi ve jeopolitik gerginliklerin yeni belirsizlikler yaratarak küresel ekonomiye ağır yük bindirebileceğine" işaret ediyor.

Merkez Bankası uyarısı

Kuruluşun çalışmasında merkez bankalarının bağımsızlığının "makroekonomik istikrar ve ekonomik büyüme için çok önemli" olduğu da vurgulanıyor.

Rapor, ABD Başkanı Donald Trump'la ABD Merkez Bankası (Fed) Başkanı Jerome Powell arasındaki çekişmenin arttığı bir dönemde yayımlandı.

Powell, ABD Adalet Bakanlığı'nın kendine büyük jüri celbi tebliğ ettiğini 11 Ocak'ta duyurmuştu. Celbin geçen yıl haziranda Senato'nun Bankacılık Komitesi'nde, Fed binalarının yenilenmesine ilişkin verdiği ifadeyle bağlantılı bir "cezai iddianame tehdidi" içerdiğini aktarmıştı.

"Eşi benzeri görülmemiş" bu hamlenin asıl nedeninin, Trump'ın sıkça eleştirdiği Fed'in para politikası kararları olduğunu söylemişti.

Faizleri indirmediği gerekçesiyle Powell'ı sıkça eleştiren ABD Başkanı ise soruşturmadan önceden haberi olmadığını öne sürmüştü. Diğer yandan 29 Aralık'taki açıklamasında Powell hakkında hukuki işlem başlatılmasını değerlendirdiğini bildirmişti.

Independent Türkçe, Reuters, BBC, IMF Blog


Nasser Davos'ta konuştu: Yapay zekâ Aramco'ya 6 milyar dolar kazandırdı

 Saudi Aramco Başkanı ve CEO'su Amin Nasser (Dünya Ekonomik Forumu)
Saudi Aramco Başkanı ve CEO'su Amin Nasser (Dünya Ekonomik Forumu)
TT

Nasser Davos'ta konuştu: Yapay zekâ Aramco'ya 6 milyar dolar kazandırdı

 Saudi Aramco Başkanı ve CEO'su Amin Nasser (Dünya Ekonomik Forumu)
Saudi Aramco Başkanı ve CEO'su Amin Nasser (Dünya Ekonomik Forumu)

Saudi Aramco Başkanı ve CEO'su Amin Nasser, şirketin mali ve operasyonel performansında yapay zekâ teknolojilerinin benimsenmesi sayesinde kayda değer dönüşümler yaşandığını açıkladı. Nasser, 2023 ve 2024 yıllarında yapay zekânın sağladığı değerin 6 milyar dolara ulaştığını; önceki yıllarda ise bu rakamın 300 milyon doları geçmediğini belirtti.

Nasser, 2026 Dünya Ekonomik Forumu yıllık toplantısında, İsviçre’nin Davos kentinde düzenlenen panelde, yapay zekânın tek başına bu değerin yüzde 50’sinden sorumlu olduğunu söyledi. Şirketin 2025 yılı rakamlarını önümüzdeki ay açıklayacağını ve 3-5 milyar dolar arasında ek değer ve tasarruf sağlaması beklendiğini ifade etti.

Operasyonel etkiler hakkında bilgi veren Nasser, yapay zekânın keşif ve üretim sektöründe dikkat çekici sonuçlar ortaya koyduğunu aktardı. ‘Akıllı Yer Modeli’ sayesinde bazı kuyuların verimliliğinin yüzde 40 oranında arttığını ve yer altındaki üretim alanlarının tespit doğruluğunun yüzde 90’ı aştığını belirtti. Nasser, bu teknolojilerin maliyetleri ve emisyonları azalttığını, operasyonel güvenilirliği artırdığını vurguladı.

Nasser, küresel enerji sektörüne yönelik mesajında, “İş yalnızca çip veya grafik işlem birimlerini satın almakla ilgili değil; veri kalitesi ve yetenek geliştirmekle de ilgili” dedi. Nasser ayrıca, Aramco’nun şu anda yapay zekâ alanında eğitim almış 6 bin yeteneğe sahip olduğunu kaydetti.

Şirketin mevcut ölçekli projelerine de dikkat çeken Nasser, “Bugün 100 milyar dolarlık projelerimiz inşaat aşamasında” bilgisini verdi. Nasser, yapay zekânın bu büyük projelerde entegrasyonunun ek değer yaratacağını ifade etti.

Geleceğe dönük planlarını da paylaşan Nasser, hedefin ‘otonom operasyonlar’ olduğunu; büyük bulut sağlayıcılarıyla iş birliği yapılacağını ve güvenlik ile kontrol standartlarının titizlikle korunacağını belirtti. Nasser, yapay zekânın gerçek değerinin, çeviri veya hukuki destek gibi yardımcı işlevlerde değil, doğrudan operasyonlarda ortaya çıktığını vurguladı.