Hindistan Çin'e karşı ekonomi kılıcını çekti

Hindistan’ın Çin lehine dış ticaret açığı geçtiğimiz yıl 53 milyar dolara ulaştı (Reuters)
Hindistan’ın Çin lehine dış ticaret açığı geçtiğimiz yıl 53 milyar dolara ulaştı (Reuters)
TT

Hindistan Çin'e karşı ekonomi kılıcını çekti

Hindistan’ın Çin lehine dış ticaret açığı geçtiğimiz yıl 53 milyar dolara ulaştı (Reuters)
Hindistan’ın Çin lehine dış ticaret açığı geçtiğimiz yıl 53 milyar dolara ulaştı (Reuters)

Hindistan-Çin sınırında iki ülkenin askerleri arasındaki şiddetli çatışmaların ardından Hindistan, Çin'e karşı ekonomi kılıcını çekti. Çin’in Hindistan'daki yatırımları, Çinli şirketlerden Hint şirketlerine doğrudan nüfuz etme şeklinde yapılıyor.  
Hindistan merkezli Brookings Enstitüsü tarafından hazırlanan bir rapora göre Çin’in Hindistan'daki mevcut ve hayata geçirilmesi planlanan yatırımlarının hacmi 26 milyar doları aşmış durumda. Raporda, Çin merkezli şirketlerin yeni şirketler de dahil olmak üzere Hint şirketlere yönelik yatırımlarını artırdığı belirtildi.
Karşılıklı ticaret açısından Hindistan ve Çin arasındaki ticaretin büyüdüğü (2000'de 3 milyar dolarken 2019'da 100 milyar dolara çıktı) görülse de Hindistan tarafından bakıldığında Çin ile yapılan ticaret diğer ülkelere kıyasla Yeni Delhi aleyhine en büyük ticaret açığına yol açmış durumda. Çin ile Hindistan arasındaki 2019 yılı ticaret açığının 53 milyar dolar olduğu tahmin ediliyor. Hindistan, Çin ürünlerini ithal eden en büyük yedinci ülke olurken Çin'e en fazla ürün ihraç eden ülkeler arasında 27’inci sırada yer alıyor.

Çin ekonomisine kısıtlama
Hindistan, Çin ile sınırda yaşanan gerginliklerin ardından Çin’e olan ekonomik bağımlılığını azaltmak için ticaret, yatırım ve kurumsal hizmetlere yönelik yoğun ve kapsamlı önlemler almayı düşünüyor. Yeni Delhi'nin almayı planladığı söz konusu önlemler, Çinli şirketlerin Hindistan'daki hükümet ve altyapı projelerine katılımına yönelik bir takım kısıtlamalar içerecek gibi görünüyor. Yeni Delhi, Çin'in finans, bankacılık, savunma ve iletişim gibi stratejik sektörlere yaptığı yatırımlara odaklanmış durumda. Ne var ki Hindistan, Çin'in Hindistan'a artan ihracatına karşı koruma olmadığı bahanesiyle Çin ve diğer ülkeleri kapsayan ‘Bölgesel Kapsamlı Ekonomik Ortaklık’ konulu müzakerelerden çekildi.
Hindistan Demiryolları Bakanlığı söz konusu önlem ve kısıtlamaların başlangıcı sayılabilecek bir adım atarak Çinli bir şirketle yapılan sözleşmeyi feshetti. Bakanlık ayrıca Beijing National Railway Research & Design Institute of Signal & Communication ile 4,7 milyar rupi (yaklaşık 63 milyon dolar) değerindeki bir projeyi sonlandırma kararı aldı.
Aynı şekilde Hindistan Telekomünikasyon Bakanlığı BSNL, MTNL, Jio ve Airtel dahil olmak üzere tüm telekomünikasyon şirketlerine Çinli şirketlerle anlaşmalar yapmamaları ve onların ekipmanlarını kullanmamaları talimatı verdi. Bakanlık büyük bir adım atarak söz konusu şirketlerden hizmetlerini geliştirmek için büyük çoğunluğu Çin'den temin edilen telekomünikasyon ekipmanlarını artık tedarik etmekten kaçınmalarını talep etti.
Bu adım büyük olasılıkla devlete ait telekomünikasyon şirketinin altı departmanını işleten Çin merkezli ZTE şirketinin çalışmalarını olumsuz yönde etkileyecektir.
Hindistan’da son günlerde ülke genelinde Çin ürünlerinin yasaklanmasına ilişkin talepler arttı. Ülkenin çeşitli bölgelerinde bu talebin dile getirildiği protestolar gösterileri düzenlendi. Hatta birçok kişi Çin menşeli ürünleri imha edebileceklerini belirttiler.
Tüm Hindistan Tüccarları Konfederasyonu (CAIT) Genel Sekreteri Praveen Khandelwal konuyla ilgili şunları söyledi:
“CAIT, 70 milyon yerli tüccarla güçlü bir lobidir. Dikkatini büyük ölçüde Çin mallarını boykot etmeye yoğunlaştırmaya karar verdi. Hindistan’da kolayca erişilebilecek 450'den fazla Çin ürününün bir listesini açıkladı.”
Buna karşın Hindistan Ticaret Tanıtım Konseyi (TPCI) Başkanı Mohit Singla ise yaptığı değerlendirmede, “Ekonomik kararlar, gerçekçilik ve pratik konulara dayanmalıdır. Çin ürünlerini boykot etme çağrısı yanlıştır. Çünkü birçok endüstri Çin’in ithalatına bağımlıdır. Hindistan, Çin’in hiçbir yatırımını göz ardı etmemelidir. Herhangi bir hisse senedi yatırımı, Hint şirketlerine değer katacaktır. Bu da son derece önemli bir konudur ve buna ihtiyacımız var” ifadelerini kullandı.
Öte yandan Çin Halk Bankası (Çin Merkez Bankası - PBOC) Hindistan'da faaliyet gösteren HDFC Bank'taki payını artırmaya karar verdikten kısa bir süre sonra Hindistan Nisan ayında doğrudan dış yatırım politikasını değiştirdi. Elde edilen verilere göre hükümet bu konuda önceden herhangi bir uyarıda bulunulmaması nedeniyle durumdan memnun değildi. Hükümet daha sonra Hindistan ile kara sınırlarını paylaşan ülkelerden gelen yatırımlara onay zorunluluğu getirdi.
Ancak Hindistan, Pakistan, Bangladeş, Afganistan, Butan, Nepal ve Myanmar gibi komşu ülkeleri işbirliği yaparken onay zorunluluğundan muaf tutarken bu ülkelerin Hindistan için önemli yatırımcılar olmadığı da ortadaydı ve bu yeni prosedürün başlıca Çinli yatırımcıları hedef aldığı açıktı.

Çin, Hindistan’daki telefon pazarına hakim
Çin malları Hindistan ekonomik sistemini ele geçirmiş durumda. Çinli şirketler, Hindistan'daki akıllı telefon pazarını yüzde 50'den fazlası elinde tutuyor. Bu yüzde 50’yi aşkın payın yüzde 31’inden fazlası Xiaomi şirketinin, yüzde 21’den fazlası Vivo şirketinin elinde. Hindistan’daki telefon piyasasında Oppo ve Xiaomi gibi önde gelen Çinli akıllı telefon markaları, Samsung ve Apple'ın geçerek piyasanın yüzde 70'inden fazlasını ellerinde tutuyorlar.
Yukarıdaki Çinli akıllı telefon markalarının Hindistan’da 2019 yılındaki toplam satışları 16 milyar doların üzerinde gerçekleşti. Çinliler ayrıca gelişmekte olan Hint şirketlere 8 milyar dolardan fazla yatırım yaptılar. Alibaba, Xiaomi ve Tencent gibi şirketlerin yanı sıra Çin-Avrasya Ekonomik İşbirliği Fonu, DiDi, Sanwi Capital ve Fosson Capital şirketleri de gelişmekte olan Hint şirketlere yatırım yapan önemli Çinli yatırımcılar arasında yer aldılar. Aynı zamanda Japonya merkezli SoftBank ve ABD merkezli bir şirket olan Sequoia gibi köklü yatırımcılar da bu kervana katıldılar.
Sanwei Capital ve Morningside Furniture’un Hindistan’ın Karnataka eyaletinin başkenti olan Bangalore merkezli ShareChat ve Rapido gibi girişimlere yatırım yapmalarının ardından Alibaba, çevrimiçi ödeme şirketi PayTo ve yemek dağıtım hizmeti şirketi Zomato’ya büyük paralar aktarırken Çinli internet devi Tencent, Ola, Seogi ve Baiji gibi uygulamaları destekledi.
Venture Intelligence Corporation'ın kurumsal verilerine göre 29 unicorn şirketinden en az 16’sı Çinli yatırımcılara ait.
The Takshashila Enstitüsü’nden Anupam Manor konuya ilişkin değerlendirmesinde, “Hindistan’ın gıda ürünlerini boykot etme girişimi, Çin hükümetinden ziyade kendi vatandaşlarına zarar verecektir. Çin’den ithal ettiğimiz her önemli ürün daha pahalı hale gelecektir. Gerçek şu ki, bir gecede güvenilir yerli alternatifler de bulamıyoruz” ifadelerini kullandı.
Hindistan ve Çin arasındaki yeni bir ekonomik anlaşmazlık, Hindistan 59 uygulamayı yasaklamak için geçici bir karar verdi. Yasaklanan bu uygulamalar arasında Tik Tok, UC Browser, Sharen ve Bigo Live ile e-ticaret platformları Club Factory ve Shein yer alıyor. Bu uygulamalar, hem Google Play Store hem de Apple Store’dan kayboldu. Mumbai merkezli düşünce kuruluşu Getaway House Direktörü Blaise Fernandes’e göre Hindistan’ın uygulama pazarı Çin’e büyük ölçüde bağımlı ve 800 milyondan fazla akıllı telefon kullanıcısı telefonlarına bu içerikleri indirme konusunda oldukça istekli.
Yatırımcıları cezbeden ve iş fırsatları sağlayan finansal ödeme uygulamaları gibi ekonomik avantaj sağlayan uygulamaların dışında Hindistan’ı olumsuz sonuçlara maruz bırakmadan kullanıma sunulabilecek başka uygulamalar var.  Alınan bu önlem Çinli şirketlerin değerleri üzerinde büyük bir etkiye sahip olacaktır.
Tik Tok uygulaması kullanıcılarının yüzde 30'unun yani uygulamanın toplam gelirinin yüzde 10'unu sağlayan 20 milyondan fazla Hint kullanıcısı olduğunu belirtmekte fayda var.



Yaptırım etkisi: “İran Merkez Bankası, kripto paraya yöneldi”

İran Merkez Bankası'ndan kripto para işlemlerine dair henüz bir açıklama yayımlanmadı (AFP)
İran Merkez Bankası'ndan kripto para işlemlerine dair henüz bir açıklama yayımlanmadı (AFP)
TT

Yaptırım etkisi: “İran Merkez Bankası, kripto paraya yöneldi”

İran Merkez Bankası'ndan kripto para işlemlerine dair henüz bir açıklama yayımlanmadı (AFP)
İran Merkez Bankası'ndan kripto para işlemlerine dair henüz bir açıklama yayımlanmadı (AFP)

ABD yaptırımları altında ekonomik güçlük çeken İran Merkez Bankası kripto paraya yöneldi.

Kripto para analizi şirketi Elliptic'in araştırmasına göre, İran Merkez Bankası'nın kontrolündeki hesaplarda 507 milyon dolar değerinde Tether var.

Raporda, Merkez Bankası'nın finansal teknoloji şirketi Tether'in dolara endeksli stabil kripto para birimini "sistemli şekilde biriktirdiği" ifade ediliyor.

Bunun, kripto para ticareti yapmak veya İran riyalini desteklemek amacıyla "küresel bankacılık sistemini atlatmak için sofistike bir strateji" olduğu belirtiliyor.

Şirketin incelemesine göre kripto para biriktirilen 50 hesap "çok büyük ihtimalle" İran Merkez Bankası'nın kontrolünde.

İran'ın "yaptırımlara dayanıklı" bir bankacılık mekanizması kurmak istediği belirtiliyor. Kripto parayı "kayıtdışı euro-dolar hesapları" gibi kullanan Tahran yönetiminin, ABD doları karşısında değer kaybetmeyen bir "gölge finansal sistem" oluşturarak bunu Washington'ın erişimi dışında tutmayı hedeflediği savunuluyor.

Guardian'ın analizinde, ABD ve Birleşmiş Milletler'in uyguladığı yaptırımlar nedeniyle İran'da ticaretin, döviz işlemlerinin ve bankada hesap açmanın zorlaştığı, bu nedenle Tahran yönetiminin Tether'e yöneldiği yazılıyor.

Stabil kripto paralara artan taleple Tether'in USDT'si de büyük değer kazanmış, şirket 2024'te 13 milyar dolar kâr elde ettiğini duyurmuştu. Bu yıllık kazanç, McDonald's'ın kârının bir buçuk katına denk geliyor.

Diğer yandan İsrail yönetimi, İran Devrim Muhafızları'na bağlı olduğunu öne sürdüğü 1,5 milyar dolar değerinde 187 kripto cüzdanına el konduğunu geçen yıl eylülde duyurmuştu. Bu cüzdanlardan yapılan işlemlerin "terör suçlarında kullanıldığı" iddia edilmişti.

Tether, İsrail'in tespit ettiği şüpheli hesapları dondurmuştu. Ancak Guardian'ın aktardığına göre İran Merkez Bankası'nın işlettiği savunulan hesapların çoğu halen aktif.

Kripto para şirketinin açıklamasında, Tahran yönetiminin Tether kullanımına dair sorular yanıtlanmazken, "Finansal ürünlerimizin suç amaçlı kullanımına karşı sıfır tolerans politikası uygulanmaktadır" dendi.

İran riyalinin döviz karşısında çakılmasıyla 28 Aralık'ta patlak veren eylemlerde ölen ya da yaralananlara ilişkin resmi açıklama yapılmıyor. ABD merkezli İran İnsan Hakları Aktivistleri Haber Ajansı'na (HRANA) göre eylemlerde en az 4 bin 519 kişi hayatını kaybederken, 26 bin 314 kişi de gözaltına alındı.

Financial Times'ın aktardığına göre Tahran yönetimi, muhaliflere yönelik baskıları yoğunlaştırarak mülklere ve işletmelere el koymaya başladı.

Tahran Başsavcılığı'ndan salı günü yapılan açıklamada, 15 sporcu ve oyuncuya eylemlere destek verdikleri gerekçesiyle dava açıldığı bildirildi. Ayrıca İran'da oyuncuların kurduğu "Sinema Evi" tarafından yayımlanan muhalif bildiriye imza atan 10 kişi hakkında da yasal işlem başlatıldı.

Bu kişilere ait bazı mülklere el konduğu, bunların protestolarda kamu mallarına verilen zararın tazmini için kullanılacağı aktarıldı.

İran'ın yarı resmi haber ajansı Tesnim de ülkede tanınmış bir kafe zincirinin sahibi Muhammed Saedinia'nın gözaltına alındığını ve tüm mülklerine el konduğunu yazdı.

Independent Türkçe, Guardian, Financial Times


Suudi Arabistan Ulusal Altyapı Fonu, Davos'ta HUMAIN için milyar dolarlık finansman sağladığını duyurdu

Suudi Arabistan merkezli HUMAIN şirketinin logosu (Şarku’l Avsat)
Suudi Arabistan merkezli HUMAIN şirketinin logosu (Şarku’l Avsat)
TT

Suudi Arabistan Ulusal Altyapı Fonu, Davos'ta HUMAIN için milyar dolarlık finansman sağladığını duyurdu

Suudi Arabistan merkezli HUMAIN şirketinin logosu (Şarku’l Avsat)
Suudi Arabistan merkezli HUMAIN şirketinin logosu (Şarku’l Avsat)

Davos’ta düzenlenen Dünya Ekonomik Forumu (WEF) kapsamında, Suudi Arabistan Ulusal Altyapı Fonu (Infra), fonun portföyündeki şirketlerden biri olan HUMAIN ile stratejik finansman için 1,2 milyar dolara kadar ulaşabilecek bir çerçeve anlaşması imzaladığını duyurdu. Anlaşma, ülkedeki yapay zekâ ve dijital altyapı projelerinin genişletilmesini desteklemeyi hedefliyor.

Fonun CEO’su İsmail bin Muhammed es-Sellum, Şarku’l Avsat’a verdiği demeçte, bu adımın ‘fonun, hızlı talep gören yeni altyapı varlık sınıflarını destekleme rolünün bir devamı’ olduğunu belirterek, “gelişmiş altyapının, Vizyon 2030 hedeflerinin gerçekleştirilmesinde temel bir şart” olduğunu söyledi.

Suudi Arabistan Başbakanı ve Veliaht Prensi Muhammed bin Selman, 12 Mayıs’ta HUMAIN’i yapay zekâ çözümleri ve teknolojilerinin geliştirilmesi ile sektör ekosistemine yatırım yapmak amacıyla kurmuştu.

fde
Suudi Arabistan Ulusal Altyapı Fonu CEO'su İsmail bin Muhammed es-Sellum (Şarku’l Avsat)

HUMAIN tarafından yayımlanan resmî açıklamaya göre anlaşma, şirketin yapay zekâ veri merkezlerini geliştirmek için bağlayıcı olmayan finansman şartlarını belirliyor. Proje kapsamında, ileri düzey grafik işlem birimleri kullanılarak yapay zekâ modellerinin eğitimi ve uygulanmasına hizmet edecek, toplam kapasitesi 250 megavat olan ultra ölçekli veri merkezleri kurulacak ve bu merkezler hem yerel hem bölgesel hem de küresel müşteri ihtiyaçlarını karşılayacak.

Açıklamada, Infra ve HUMAIN’in, yapay zekâ veri merkezlerine yatırım yapacak bir platform oluşturmayı da araştırmayı kabul ettiği belirtildi. Platform, iki tarafın merkezinde yapılandırılacak ve kurumsal yatırımcıların katılımına imkân sağlayacak; bu adım, HUMAIN’in sektördeki stratejisini genişletme hedefini destekleyecek.

HUMAIN CEO’su Tarık Emin’in açıklamasına göre, “İleri düzey hesaplama kapasitesine talep giderek artıyor ve bu anlaşma, şirketi hızlı ve geniş çapta yanıt verebilecek konuma taşıyor.” Emin, amaçlarının, şirketlerin artan karmaşık hesaplama ihtiyaçlarını karşılayabilecek dünya standartlarında yapay zekâ veri merkezleri altyapısı sunmak olduğunu ifade etti.

Finansman açığını kapatmak

Sellum, Şarku’l Avsat’a yaptığı açıklamada, Ulusal Altyapı Fonu’nun rolünü, stratejik etkiye sahip bazı altyapı projelerinin karşılaşabileceği finansman ve yapısal boşlukları doldurmak olarak tanımladı. Bu rol, ticari finansmanın tek başına ihtiyaçları karşılamaya yetmediği aşamalarda öne çıkıyor. Sellum, fonun rolünün projelere doğrudan finansman sağlamakla sınırlı olmadığını, asıl amacının bu projeleri yatırım yapılabilir hale getirmek olduğunu vurguladı. Bu yaklaşım, sürdürülebilirliği güçlendirirken doğrudan devlet finansmanına olan bağımlılığı da azaltıyor.

Altyapı varlıklarının kapsamının genişletilmesi

Sellum, HUMAIN ile yapılan çerçeve anlaşmasını, fonun hızla talep gören yeni altyapı varlık sınıflarını destekleme rolünün bir uzantısı olarak nitelendirdi. Özellikle dijital altyapı ve yapay zekâ veri merkezleri öncelikli alanda yer alıyor.

Sellum’a göre bu tür varlıklar, ‘yüksek ve uzun vadeli sermaye yatırımlarına ihtiyaç duyan, ayrıca genellikle geleneksel finansman koşulları tamamlanmadan önce erken aşamalarda finansman gerektiren’ özellikler taşıyor.

Bu bakış açısıyla, fonun bu aşamadaki müdahalesi, ‘pazar olgunluğunu artırmak, uygun finansal yapıyı belirlemek ve kurumsal yatırımcıların daha geniş ve sürdürülebilir katılımını sağlamak’ amacını taşıyor.

Kapsamlı yaklaşım

Bu adımın yapay zekâ sektörüne özel bir odaklanmayı mı işaret ettiği sorusuna yanıt olarak Sellum, fonun belirli sektörleri hedeflemediğini, aksine altyapı projelerinin ekonomik büyümeyi destekleme ve güçlendirme etkisine odaklandığını söyledi. Sellum, “Bugün yapay zekâ, enerji, su, iletişim ve veri merkezlerini kapsayan birbirine bağlı bir altyapı ekosistemine dayanıyor. Bu projeler sürdürülebilir ekonomik kalkınma hedeflerine ulaşmada ve yatırımları çekmede kritik bir unsur haline geldiğinde, fonun müdahalesi de rolünün doğal bir uzantısı oluyor” dedi.

Esnek finansman çözümleri

Geleneksel ticari finansmanla kıyaslandığında Sellum, fonun sağladığı katma değerin, yatırım yapılan varlığın doğasına uygun bir finansman yapısı sunmak olduğunu vurguladı. Sellum, “Yeni altyapı projelerinde ya da operasyonel ve finansal modellerinde dönüşüm geçiren projelerde, riskler dengesiz veya getiriler uzun vadeli olabilir; bu durum geleneksel ticari finansman şartlarıyla uyumlu değildir. Bu bağlamda fon, özel sektörün katılımını teşvik eden, riskleri hafifleten ve projelerin finansal sürdürülebilirliğini destekleyen esnek finansman çözümleri sunar; hem piyasa dengesini bozmaz hem de ticari finansmanı ikame etmez” dedi.

Yapay zekâ veri merkezleri için yatırım platformu

Sellum, yapay zekâ veri merkezleri için bir yatırım platformu oluşturma çalışmasının, ‘fonun bu tür varlıkları ayrı projeler olarak değil, entegre bir çerçevede ele alma yönelimini yansıttığını’ belirtti. Buna ek olarak, bu yaklaşımın “varlıkları bir araya getirmeyi, standartları tekleştirmeyi ve kurumsal yatırımcılardan uzun vadeli sermaye çekmeyi mümkün kılan, tekrarlanabilir ve ölçeklendirilebilir bir model inşa etmeyi amaçladığını; bu sayede finansmanın verimliliği ve yatırımın sürdürülebilirliği artırılmış olur” dedi.

Finansal sürdürülebilirlik ve özel sektör katılımı

Daha geniş bir çerçevede Sellum bu yaklaşımı Vizyon 2030 hedefleriyle ilişkilendiriyor. Ona göre, “ilerlemiş altyapının geliştirilmesi, dijital altyapı da dahil olmak üzere, bu hedeflerin gerçekleşmesi için temel bir şart.” Bu bağlamda, fonun rolü, bu altyapının finansal olarak sürdürülebilir bir şekilde hızlandırılmasını sağlamak ve özel sektör katılımını güçlendirmek olarak öne çıkıyor.


Veliaht Prens'in talimatları Riyad'daki emlak fiyatlarını yüzde 3 oranında düşürdü

 Suudi Arabistan'ın başkenti Riyad (SPA)
Suudi Arabistan'ın başkenti Riyad (SPA)
TT

Veliaht Prens'in talimatları Riyad'daki emlak fiyatlarını yüzde 3 oranında düşürdü

 Suudi Arabistan'ın başkenti Riyad (SPA)
Suudi Arabistan'ın başkenti Riyad (SPA)

Suudi Arabistan’ın başkenti Riyad’da gayrimenkul fiyatları, yılın son çeyreğinde yüzde 3 oranında geriledi. Bu düşüş, aynı yılın üçüncü çeyreğinde kaydedilen yüzde 1’lik artışın ardından geldi. Söz konusu gelişme, Suudi Arabistan Başbakanı ve Veliaht Prensi Muhammed bin Selman’ın, Krallık genelinde ve özellikle Riyad’da artan gayrimenkul fiyatlarını kontrol altına almak amacıyla aldığı kararların sahaya yansıması olarak değerlendiriliyor.

Suudi Arabistan Genel İstatistik Kurumu (GASTAT) tarafından bugün yayımlanan endekse göre, ülkedeki gayrimenkul fiyat endeksi geçen yılın dördüncü çeyreğinde, 2024’ün aynı dönemine kıyasla yüzde 0,7 oranında düştü. Bu gerilemenin temel nedeni, endeks içindeki ağırlığı en yüksek olan konut sektöründeki performans zayıflığı oldu. Konut sektöründe yıllık değişim oranı yüzde 2,2 oranında azaldı.

Ticari gayrimenkul sektörü ise büyüme hızında sınırlı bir yavaşlama yaşamasına rağmen, yıllık bazda yüzde 3,6’lık pozitif büyümesini korudu.

Gerçek denge

Uzmanlar, Şarku’l Avsat’a yaptıkları değerlendirmelerde, Veliaht Prens Muhammed bin Selman’ın talimatlarının sahada somut biçimde hissedilmeye başlandığını belirtti. Özellikle Riyad’da gayrimenkul fiyatlarının eşi benzeri görülmemiş şekilde yükselmesinin ardından hükümetin müdahaleye gittiğini kaydeden uzmanlar, bu adımların vatandaşların ilk konutlarına yüksek mali yükler altına girmeden sahip olmalarını amaçladığını ifade etti.

Gayrimenkul uzmanı Halid el-Mubeyyid, Şarku’l Avsat’a yaptığı açıklamada, 2025 yılının dördüncü çeyreğinde gayrimenkul fiyat endeksinde kaydedilen yüzde 0,7’lik düşüşün, yıllar süren hızlı artışların ardından piyasanın gerçek bir denge aşamasına girdiğini gösterdiğini söyledi. El-Mubeyyid, bunun piyasayı zayıflatan değil, aksine sürdürülebilirliği güçlendiren sağlıklı bir gösterge olduğunu vurguladı.

El-Mubeyyid, “Bugün yaşanan durum bir değer kaybı değil. Aksine konut sektöründe artan arz, daha iyi düzenlemeler ve alıcılar ile yatırımcılar arasında yükselen farkındalık sayesinde ortaya çıkan makul bir fiyat düzeltmesi” değerlendirmesinde bulundu.

El-Mubeyyid, bu dengenin nihai faydalanıcı için daha iyi fırsatlar sunduğunu ve kısa vadeli spekülasyonu sınırladığını, bunun da orta ve uzun vadede gayrimenkul ekonomisine hizmet ettiğini açıkladı.

Konut istikrarı

Gayrimenkul uzmanı Ahmed Ömer Basudan da Şarku’l Avsat’a yaptığı açıklamada, sektörün Krallık genelinde birçok bölgede gerileme kaydettiğini belirtti. Basudan, alıcıların Veliaht Prens’in talimatları doğrultusunda hükümet tarafından alınan kararların etkilerini beklemeyi tercih ettiğini, ayrıca son dönemde atılan bir dizi adımın da bu durumu pekiştirdiğini söyledi. Bu adımlar arasında, Kuzey Riyad’da indirimli fiyatlarla ve bölgenin en iyi mahallelerinde tahsis edilen arsaların hak sahiplerinin açıklanması da yer alıyor.

Basudan, Riyad’da konut kira fiyatlarının beş yıl süreyle sabitlenmesinin de başkentteki gayrimenkul piyasasında gerilemeye yol açtığını ifade etti. Kiracıların görece bir konut istikrarı dönemine girmesi nedeniyle, mevcut aşamada satın alma talebinin sınırlı kaldığını kaydetti.

Basudan, “Arazi ve boş gayrimenkullere ilişkin ücretlerde yapılan son düzenlemeleri de unutmamak gerekir. Bu düzenlemeler hayata geçirildi ve devlet söz konusu ücretleri tahsil etmeye başladı. Bu durum, arsa sahiplerini bazı arazilerini elden çıkarmaya ve söz konusu maliyetlere katlanmamak için rekabetçi fiyatlarla satışa yöneltti” dedi.

GASTAT verilerine göre, konut sektöründeki gayrimenkul fiyatları geçen yılın dördüncü çeyreğinde, 2024’ün aynı dönemine kıyasla yüzde 2,2 oranında düştü. Bu gerileme, konut arsalarında yüzde 2,4, daire fiyatlarında yüzde 2,5, villa fiyatlarında yüzde 1,3 ve müstakil evlerde yüzde 0,2 oranındaki düşüşlerden kaynaklandı.

Üç aylık karşılaştırma

Buna karşılık, gayrimenkul fiyat endeksi geçen yılın dördüncü çeyreğinde çeyreklik bazda yüzde 0,4 oranında geriledi. Ancak bu düşüş, üçüncü çeyrekte kaydedilen gerilemeye kıyasla daha sınırlı oldu.

Gayrimenkul fiyat endeksi, konut sektöründe yaşanan yüzde 0,4’lük düşüşten etkilendi. Bu gerilemede, konut arsası fiyatlarının yüzde 0,7, daire fiyatlarının yüzde 0,4 ve müstakil ev fiyatlarının yüzde 0,2 oranında düşmesi etkili oldu. Buna karşılık, villa fiyatları yüzde 0,8 oranında artış kaydetti.

İdari bölgeler

Geçen yılın dördüncü çeyreğinde ülke genelinde gayrimenkul fiyat endeksindeki yıllık değişim yüzde 0,7 oranında düşüş gösterirken, idari bölgelerin bu değişim üzerindeki etkileri de dikkat çekti. Bu çerçevede Riyad’da fiyatlar yüzde 3 oranında geriledi. Başkentte, aynı yılın üçüncü çeyreğinde ise yüzde 1’lik artış kaydedilmişti.

Doğu Bölgesi, yüzde 4 ile gayrimenkul fiyatlarında en yüksek artışın görüldüğü bölge olurken, Mekke bölgesi yüzde 2,5 ile onu izledi. Tebük ve Cizan bölgelerinde fiyatlar yüzde 1,1’er oranında artarken, Cevf bölgesinde artış yüzde 0,4 seviyesinde kaldı.

Buna karşılık, Hail, Kuzey Sınır ve Medine bölgeleri en yüksek düşüşlerin kaydedildiği yerler oldu. Bu bölgelerde gayrimenkul fiyatları sırasıyla yüzde 8,9, yüzde 6,8 ve yüzde 6,1 oranında geriledi.