Cezayir’de bağımsızlık öncüleri için buruk cenaze 

Cezayir’in başkentinde gerçekleştirilen cenaze töreninden bir kare (AFP)
Cezayir’in başkentinde gerçekleştirilen cenaze töreninden bir kare (AFP)
TT

Cezayir’de bağımsızlık öncüleri için buruk cenaze 

Cezayir’in başkentinde gerçekleştirilen cenaze töreninden bir kare (AFP)
Cezayir’in başkentinde gerçekleştirilen cenaze töreninden bir kare (AFP)

Cezayir’de 19’uncu yüzyılda Fransız sömürgesine karşı halk direnişi gerçekleştiren sembol isimlerin ceset kalıntıları için bir cenaze töreni gerçekleştirildi.
Söz konusu cenaze törenine Cezayir Cumhurbaşkanı Abdulmecid Tebbun, hükümet üyeleri ve ordu komutanları da katıldı. Öte yandan Tebbun, ülkesinin önümüzdeki Eylül ayında veya en kötü ihtimalle Ekim ayında yeni bir anayasa için referandum gerçekleştirmek için çalıştığını söyledi. Referandumun geçtiğimiz Haziran ayında gerçekleştirilmesi beklenirken yaşanan sağlık krizi nedeniyle ertelenmişti. Tebbun, cumhurbaşkanlığı yarı başkanlık sistemi kurma ve Parlamentonun yetkilerini genişletme arzusunu dile getirdi.
Tebbun, Fransız hükümetinin naaş kalıntılarını ülkenin bağımsızlık yıldönümünde teslim edilmesinin ‘Hafıza (tarihi) Barışını’ sağlamak için önemli bir adım olduğunu söyledi. Direnişçi şehitlerin torunları, uzak bölgelerden direnişçilerin ailelerinin 170 yıldır beklediği bu tarihi anı görebilmek için geldi. Cenazelerin defin töreni, başkentin doğusundaki bir banliyöde yer alan el-Aliye kabristanındaki ‘Şehitler Meydanı’nda gerçekleştirildi. 1954-1962 yılları arasında gerçekleştirilen Bağımsızlık Devrimi’ni başlatan önde gelen isimler, Cezayir Devleti Kurucusu Abdulkadir el-Cezairi ve Cezayir Devlet Başkanlarının mezarları da burada bulunuyor. Tebbun, defnedilecekleri yere doğru götürülen 24 halk devrim liderinin naaşları ardından yürüdüğü sırada üzüntüsü yüzünden okunuyordu. Cenaze töreni, 132 yıl işgal altında kalan Cezayir’in sömürge karşısında 1 buçuk milyon insanın yaşamını yitirdiği, yüzlerce kadının dul ve yüzlerce çocuğun yetim kaldığı, 7 yıl süren silahlı bir mücadelenin ardından 5 Temmuz tarihinde yeniden bağımsızlığını kazanmasının 58’inci yıldönümü kutlamaları ile aynı güne denk geldi. 
Yetkililer, sağlık koşulları nedeniyle yüzlerce kişinin kabristana girmesine engel oldu. Kabristana alınamayan kişiler, cenaze törenini uzaktan izlemekle yetindi. Resmi makamlar ise koronavirüs (Kovid-19) salgınıyla mücadele kapsamında maske kullanıp sosyal mesafe kurallarına dikkat etti. Büyük bir görkeme sahip olan cenaze konvoyu es-Sekafe Sarayı’ndan yola çıktı. Mezarlığa giden 15 kilometrelik yol boyunca evlerinden balkonlara çıkan halkın sevinç çığlıkları duyuldu. Bir grup insan da cenaze konvoyu geçerken yol kenarlarında saygı duruşu gerçekleştirdi. Büyük bir kısmı 80’li yaşlarda olan bir grup Cezayirli,  cenaze konvoyunu ‘Ulusal Mücahid Örgütü’ yetkililerinin talebi üzerine kabristanın girişinde karşıladı.
Örgütün el-Aliye kabristanın bulunduğu sokaktaki ofisinin yetkilisi Muhammed Şavdar, Şarku'l Avsat’a yaptığı açıklamada, “Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron, şehitlerimizin kemik kalıntılarını teslim ederek Cezayir ile yeni bir sayfa açmak ve Fransız tarihindeki kara sayfayı kapatmak istediğini düşünüyorum ve bu önemli bir şey. Ancak Cezayirliler olarak bu girişimi yeterli bulmuyoruz. Hafızamızdaki yaralar ancak bundan çok daha güçlü bir adımla iyileşebilir. Ancak Fransa, Cezayir’de işlediği insanlık suçunu kabul ederse iyileşebiliriz. Fransız toplumu iki ülke arasında normal ilişkilerin kurulmasını engelleyen bu psikolojik engeli aşmaya hazır mı?” ifadelerini kullandı.
Öte yandan Ulusal Arşiv Kurumu Müdürü Abdulmecid eş-Şeyhi, dün yaptığı basın toplantısında, “Bu 24 direnişinin ceset kalıntılarının bulunduğu İnsan Müzesi’nde hala binlerce Cezayirli şehidin kemikleri bulunuyor. Kanlarını ve canlarını feda ederek savundukları bu topraklarda defnedilmek üzere Cezayir’e iade edilmelerini talep ediyoruz” dedi.
Direnişçilere ait kafataslarının gönderimi ilerlemeler kaydedildiğini Eski Cumhurbaşkanı Abdulaziz Buteflika döneminde askıya alınmıştı. Bu adım, Fransız sömürgeciliğini suç kabul eden bir yasa çıkarmak için uzun süredir devam eden bir çaba olduğunu gösteriyor. İslamcı bir parlamenter, yeni hükümetin henüz açıklanmamış bir çabayla konuyu yeniden gündeme getirmek için işlemler başlatıldığını söyledi.
Eski bir parlamenter olan tarih araştırmacısı Muhammed Erzaki Firad, “Hiç şüphe yok ki, Cezayir’de Fransız sömürgeciliğinin suç kabul edilmesinin, uzun zaman bile olsa milletvekillerinin görevi olmaya devam edecek. Zaman aşımı kapsamına girmez. Cezayir devletinin egemenliği, bu yasa yürürlüğe girmedikçe parçalanmış kalacak. Bu nedenle, halk hareketinin zaferiyle sonuçlanacak olan yeni dönemde beklenen, Fransız sömürgeciliğinin suçlu kabul edilmesinin önceliklere dahil edilmesi. Çünkü tarih bu toplumun hafızasıdır. Geçmişi unutmak, geleceği kaybetmek anlamına geliyor” ifadelerini kullandı.
Cumhurbaşkanı Tebbun, Fransız haber kanalı ‘France 24’e verdiği röportajda dün akşam yaptığı açıklamada ülkesinin, Fransa ile sakin bir ilişki istediğine işaret etti. İki bağımsız ve egemen ülke arasında bunun mümkün olacağını söyledi. Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron’un güçlü olduğunu söyleyerek övgüde bulunan Cumhurbaşkanı Tebbun, onun ‘dürüst ve temiz’ olduğunu dile getirdi. ‘Temiz’ kelimesinden Fransız Cumhurbaşkanı’nın sömürge geçmişiyle ilgisi olmadığına işaret olduğu anlaşılıyor. Tebbun’a göre Fransa işgal dönemindeki suçlardan dolayı bir özür beyanında bulunduğu takdirde sükûnet ve geçmişi telafi konusunda daha ileri gitme fırsatı bulunuyor.
Tebbun’a eski Cezayir Cumhurbaşkanı Buteflika’nın da eski Başbakan Ahmed Uyahya, Abdulmelik Sellal ve diğer bakanlar gibi yolsuzluk suçlamasıyla yargılanması talepleri hakkında ne düşündüğü sorulunca “Yargıya rolünü yerine çağrısında bulunduk. Ancak, bu fikir konusunda hevesli görünmüyor” şeklinde cevap verdi. Kötü yönetim ve rüşvet yollama emirleri veren kişilerin illaki yolsuzlukla ilişkili olmak zorunda olmadığına dikkat çekti. Tebbun, “Emirleri uygulayanlar, yanlış yola girmiş olabilir. Böylece emirleri verenler de yolsuzluğa bulaşmış olur” dedi.
Tebbun, geçtiğimiz yıl halk hareketlerinin patlak vermesine neden olan Buteflika’nın beşinci dönem adaylığını desteklediği iddialarını reddetti. O dönemde gazeteler, Tebbun’un yönetimde kalmaya devam etmesini desteklediğini yazmıştı. Tebbun’un “30 yıllık dostum ve yanında durmam gerekiyor” dediği iddia edilmişti.
Cezayir Devlet Radyosu'na konuşan Cezayir Cumhurbaşkanı Abdulmecid Tebbun'un Arşiv ve Ulusal Hafızadan Sorumlu Danışmanı Abdulmecid Şeyhi, Fransa'nın başkenti Paris'teki İnsan Müzesi'nde 18 bin kafatası bulunduğunu, bunlardan yaklaşık 2 bininin Cezayirli direnişçilere ait olduğunu kaydetti.
Cezayirli direniş önderlerinin 24'ünün kafatası ve naaş kalıntılarının iade edilmesinin, Cezayir'in tarihi "hafızasıyla" alakalı her şeyi geri alması yolundaki ilk adım olarak nitelendiren Şeyhi, "Ancak, bunu, Fransa'nın 'ötekine', özellikle de Cezayir'e bakışında bir dönüm noktası olarak görmek için erken." dedi.
Şeyhi, iki ülke arasında çözüm bekleyen başka dosyalar da olduğunu, bu nedenle Fransa'dan daha çok adım atmasını beklediklerini kaydetti.
Fransa'dan cuma günü getirilen 24 direnişçinin naaşı bugün defnedilmişti.
Cezayir yönetimi, Fransa'daki arşiv belgeleri ile direnişçilerin naaş kalıntılarının geri alınması, Fransa'nın 1960-1966 tarihlerinde Cezayir çölünde gerçekleştirdiği nükleer deneylerin kurbanlarına tazminat ödenmesi ve 1954-1962 bağımsızlık savaşı sürecinde kaybolan 2 bin 200 kişiyle alakalı olmak üzere 4 meselede Fransa'yla 4 yıldır müzakereler yürütüyor.
Fransa'nın başkenti Paris'teki İnsan Müzesi'nde, dünyanın pek çok yerinden getirildiği belirtilen 18 bin kafatası bulunuyor.
Kimlik tespiti yapılan 500 kafatasından 36'sının, 19'uncu yüzyıl ortalarında, Fransa'nın Cezayir'i sömürgesi altına almaya başladığı dönemde öldürülen Cezayirli mücahitlere ait olduğu belirlendi.
İnsan hakları örgütleri ve tarihçiler, Fransa'nın 1830-1962 yıllarındaki sömürge döneminde Cezayirlilere yönelik katliamlar gerçekleştirildiğini ve yüz binlerce kişinin tehcir edildiğini belirtiyor.



ABD arabuluculuğuyla İsveç'te esir takası görüşmeleri yapılıyor

Ürdün ve Suriye dışişleri bakanları ile ABD elçisi Tom Barrack, geçen eylül ayında Şam'da düzenlenen ve "Süveyda yol haritası"nın açıklandığı basın toplantısında (EPA)
Ürdün ve Suriye dışişleri bakanları ile ABD elçisi Tom Barrack, geçen eylül ayında Şam'da düzenlenen ve "Süveyda yol haritası"nın açıklandığı basın toplantısında (EPA)
TT

ABD arabuluculuğuyla İsveç'te esir takası görüşmeleri yapılıyor

Ürdün ve Suriye dışişleri bakanları ile ABD elçisi Tom Barrack, geçen eylül ayında Şam'da düzenlenen ve "Süveyda yol haritası"nın açıklandığı basın toplantısında (EPA)
Ürdün ve Suriye dışişleri bakanları ile ABD elçisi Tom Barrack, geçen eylül ayında Şam'da düzenlenen ve "Süveyda yol haritası"nın açıklandığı basın toplantısında (EPA)

Suriye kaynakları Şarku’l Avsat'a, ABD arabuluculuğuyla Suriye'nin güneyindeki Süveyda vilayetinde bir esir takası konusunda görüşmelerin devam ettiğini doğruladı.

İl yönetiminin medya ilişkileri direktörü Kuteyba Azzam, Suriye hükümeti ile Şeyh el-Akl ve Hikmet el-Hicri'ye bağlı "Ulusal Muhafız Kuvvetleri" arasında, esir takası anlaşmasına varılması amacıyla görüşmelerin yapıldığını belirtti.

Medyada yer alan haberlere göre ABD elçisi Tom Barrack'ın ofisi, 2025 yazındaki olaylardan bu yana Şam kırsalında gözaltında tutulan Süveyda'dan 61 sivilin serbest bırakılması karşılığında, Savunma ve İçişleri Bakanlıklarından "Ulusal Muhafızlar" tarafından Süveyda'da tutulan 30 mahkumun teslim edilmesini içeren anlaşmanın sonuçlandırılması için her iki taraftan da onay aldı.

Süveyda Valisi Mustafa Bakur, geçen ay Suriye hükümetinin bu sivilleri aşiret güçlerinden teslim aldığını ve takas ayarlamak üzere gözaltına aldığını duyurdu.

Geçtiğimiz temmuz ayındaki olaylardan dolayı gözaltına alınanların serbest bırakılması, geçen eylül ayında Şam'dan Amerikan ve Ürdün'ün desteğiyle açıklanan "yol haritasının" maddelerinden biridir.


Filistin Sağlık Bakanlığı: İsrailli bir yerleşimci Batı Şeria’da ABD vatandaşı Filistinli genci öldürdü

İşgal altındaki Batı Şeria’nın Ramallah kenti yakınlarında bulunan Mihmas köyünde İsrailli bir yerleşimci tarafından öldürülen ABD vatandaşı Filistinli gencin yakınları (Reuters)
İşgal altındaki Batı Şeria’nın Ramallah kenti yakınlarında bulunan Mihmas köyünde İsrailli bir yerleşimci tarafından öldürülen ABD vatandaşı Filistinli gencin yakınları (Reuters)
TT

Filistin Sağlık Bakanlığı: İsrailli bir yerleşimci Batı Şeria’da ABD vatandaşı Filistinli genci öldürdü

İşgal altındaki Batı Şeria’nın Ramallah kenti yakınlarında bulunan Mihmas köyünde İsrailli bir yerleşimci tarafından öldürülen ABD vatandaşı Filistinli gencin yakınları (Reuters)
İşgal altındaki Batı Şeria’nın Ramallah kenti yakınlarında bulunan Mihmas köyünde İsrailli bir yerleşimci tarafından öldürülen ABD vatandaşı Filistinli gencin yakınları (Reuters)

Filistin Sağlık Bakanlığı, 19 yaşındaki ABD vatandaşı Filistinli Nasrallah Muhammed Cemal Ebu Siyam’ın, çarşamba gecesi Batı Şeria’da bir İsrailli yerleşimcinin açtığı ateş sonucu ağır yaralandıktan sonra hayatını kaybettiğini açıkladı.

Bakanlık, Ebu Siyam’ın çarşamba günü işgal altındaki Batı Şeria’da, Ramallah yakınlarında bulunan Mihmas köyünde vurulduğunu bildirdi.

Reuters’a konuşan ABD Büyükelçiliği’nden bir yetkili ise şiddeti kınayarak, “ABD Dışişleri Bakanlığı için yurt dışındaki Amerikan vatandaşlarının güvenliği ve emniyetinden daha yüksek bir öncelik yoktur” ifadesini kullandı.

rgtbrgt
İşgal altındaki Batı Şeria’nın Ramallah kenti yakınlarında bulunan Mihmas köyünde İsrailli bir yerleşimci tarafından öldürülen ABD vatandaşı Filistinli gencin yakınları, cenaze töreninde gözyaşlarına boğuldu. (AFP)

İsrail güvenlik güçlerinin olası misillemesinden çekindiği için isminin açıklanmasını istemeyen Ebu Siyam’ın bir yakını, yerleşimcilerin köye koyun çalmak amacıyla baskın düzenlediğini öne sürdü.

Aralarında Ebu Siyam’ın da bulunduğu köylülerin hırsızlığı engellemeye çalıştığını, bunun üzerine yerleşimcilerin ateş açtığını ve Ebu Siyam ile birlikte bazı kişilerin yaralandığını söyledi.

Filistin resmi haber ajansı WAFA ise saldırılarda 5 kişinin yaralandığını, bunlardan 3’ünün -Ebu Siyam dahil- kurşunla yaralandığını bildirdi. Ajans, diğer yaralılara ilişkin ayrıntı paylaşmadı. Reuters’ın olayla ilgili yorum talebine İsrail ordusu tarafından henüz yanıt verilmedi.

dcfgt
İşgal altındaki Batı Şeria’nın Ramallah kenti yakınlarında bulunan Mihmas köyünde İsrailli bir yerleşimci tarafından öldürülen ABD vatandaşı Filistinli gencin yakınları, cenaze töreninin ardından yas tutuyor. (Reuters)

Gazze Şeridi’nde Ekim 2023’te başlayan savaşın ardından Batı Şeria’da İsrailli yerleşimcilerin Filistinlilere yönelik şiddet eylemleri belirgin biçimde arttı. Birleşmiş Milletler (BM) verilerine göre, 2026 yılında yerleşimci saldırıları nedeniyle yaklaşık 700 kişi yerinden edildi.

Uluslararası kuruluş, 2026’da Batı Şeria’da 9 Filistinlinin öldürüldüğünü, 2025 yılında ise bu sayının 240’ı aştığını bildirdi. Verilere göre 2025 yılında Batı Şeria’da iki İsrailli öldü.

İsrail, yerleşimci şiddetiyle ilgili nadiren iddianame düzenliyor. İsrailli izleme kuruluşu Yesh Din, 2025 yılı sonunda yaptığı açıklamada, 7 Ekim 2023’ten bu yana belgeledikleri yüzlerce yerleşimci şiddeti vakasının yalnızca yüzde 2’sinde dava açıldığını duyurdu.

Son iki yılda Batı Şeria’da, aralarında aktivist Ayşenur Ezgi Eygi’nin de bulunduğu bazı ABD vatandaşları, İsrail güçleri ya da yerleşimciler tarafından öldürüldü.


Tunuslu bir milletvekili, Cumhurbaşkanı Kays Said'i eleştirdiği gerekçesiyle sekiz ay hapis cezasına çarptırıldı

Tunus Cumhurbaşkanı Kays Said (Reuters)
Tunus Cumhurbaşkanı Kays Said (Reuters)
TT

Tunuslu bir milletvekili, Cumhurbaşkanı Kays Said'i eleştirdiği gerekçesiyle sekiz ay hapis cezasına çarptırıldı

Tunus Cumhurbaşkanı Kays Said (Reuters)
Tunus Cumhurbaşkanı Kays Said (Reuters)

Yerel medyaya göre Tunus'ta bir mahkeme dün Milletvekili Ahmed Seydani'yi, ülkenin son sel felaketinin ardından sosyal medyada Cumhurbaşkanı Kays Said'i eleştirdiği gerekçesiyle sekiz ay hapis cezasına çarptırdı.

Seydani, bu ayın başlarında, Tunus'un çeşitli bölgelerinde altyapıya zarar veren sellere neden olan olağanüstü yağışların ardından Saïd'in iki bakanla yaptığı görüşmeyle ilgili Facebook'ta yaptığı, "Cumhurbaşkanı, yetki alanını resmi olarak yollara ve su borularına genişletmeye karar verdi. Görünüşe göre yeni unvanı Sanitasyon ve Yağmur Suyu Drenajı Başkomutanı olacak” yorumu nedeniyle tutuklandı.

Şarku'l Avsat'ın AFP'den aktardığına göre Seydani'nin avukatı Husameddin Bin Atya ajansa yaptığı açıklamada, müvekkilinin Telekomünikasyon Kanunu'nun 86. maddesi uyarınca yargılandığını ve bu maddenin “Kamu iletişim ağları aracılığıyla kasıtlı olarak başkalarına zarar veren veya huzurunu bozan herkesi” bir ila iki yıl hapis ve 100 ila 1.000 dinar (yaklaşık 300 avro) para cezası öngördüğünü söyledi.

Tunus'ta geçen ay 70 yıldan fazla süredir görülen en şiddetli yağışların ardından en az beş kişi hayatını kaybetti, birçok kişi ise hala kayıp durumunda.