Hindistan, koronavirüs vaka sayısı sıralamasına üçüncü sıraya yerleşti

Yeni Delhi’de koronavirüs hastalar için bakım merkezine dönüştürülen kapalı spor kompleksinin içinde yer alan inşaat halindeki yoğun bakım ünitesine yatak taşıyan işçiler. (Reuters)
Yeni Delhi’de koronavirüs hastalar için bakım merkezine dönüştürülen kapalı spor kompleksinin içinde yer alan inşaat halindeki yoğun bakım ünitesine yatak taşıyan işçiler. (Reuters)
TT

Hindistan, koronavirüs vaka sayısı sıralamasına üçüncü sıraya yerleşti

Yeni Delhi’de koronavirüs hastalar için bakım merkezine dönüştürülen kapalı spor kompleksinin içinde yer alan inşaat halindeki yoğun bakım ünitesine yatak taşıyan işçiler. (Reuters)
Yeni Delhi’de koronavirüs hastalar için bakım merkezine dönüştürülen kapalı spor kompleksinin içinde yer alan inşaat halindeki yoğun bakım ünitesine yatak taşıyan işçiler. (Reuters)

Yeni tip koronavirüs (Kovid-19) vakalarının artmaya devam ettiği Hindistan hastalıktan en çok etkilenen ülkeler sıralamasında üçüncü sıraya yükseldi. Dünya genelindeki vaka sıralamasında Hindistan’ı, Güney Asya’daki salgının merkez üssü haline gelen Pakistan takip ediyor.
Hintli yetkililer tarafından dün yapılan açıklamaya göre şu ana kadar yaklaşık 700 bin Kovid-19 vakası kayıtlara geçti. Teyit edilen vaka sayısı Rusya’daki vaka sayısını geçti.
Hindistan Sağlık Bakanlığı son 24 saat içinde kayıtlara geçen 24 bin vakanın ardından toplam vaka sayısının 697 bin 358’e yükseldiğini duyurdu. Rusya’daki vaka sayısı da 681 bine ulaştı.
Şu ana kadar en yüksek vaka sayısı ABD ve Brezilya’da kaydedildi. Ancak görünüşe göre Hindistan’ın koronavirüs bilançosu önümüzdeki birkaç hafta içinde zirve yapmayacak.
Uzmanlar, bu ay Hindistan’da 1 milyon vaka eşiğinin aşılmasını beklerken Hindistan’da şu ana kadar 19 bin 963 vefat vakası kaydedildi. Bu sayı, salgından en çok etkilenen birçok ülkeye nazaran daha az ölüm meydana geldiğine işaret ediyor.
Yeni Delhi’de 10 bin yataklı geçici bir hastane kurulurken diğer şehirler vaka sayılarının arışını önlemek için hareket kısıtlamalarını sıkılaştırıyor.
Kerala eyaletinin başkenti Thiruvananthapuram’da pazartesi gününden itibaren tedbir amaçlı olarak toplu taşımanın askıya alınacağı ve sadece eczanelerin açık kalacağı belirtilerek sokağa çıkma yasağı ilan edildi. Bu adım, salgını önlemek için aldığı tedbirler nedeniyle övgü alan eyalet genelinde yüzlerce yeni enfeksiyon vakasının kaydedilmesinin ardından geldi.
Güney Asya’da koronavirüs salgınının merkez üssü haline gelen Pakistan’da yapılan testler, iki bakanın koronavirüs enfeksiyonu kaptığını ortaya çıkardı.
Şarku’l Avsat’ın Bloomberg News’ten naklettiğine göre Sağlık Bakanı Zâfir Mirza dün Twitter üzerinden yaptığı açıklamada, “hafif semptomlar” nedeniyle kendisini evinde izole ettiğini bildirdi. Pakistan Dışişleri Bakanı Mahmud Kurayşi de geçen hafta virüsten etkilendiğini doğrulamıştı.
Pakistan hükümeti, yaklaşık 2 aylık kısmi bir karantinanın ardından mayıs ayının ikinci haftasında yasakları hafifletmeye başladı ve o günden bu yana ülkede koronavirüs vakaları artmaya devam ediyor.
Hükümet, vakaların temmuz ayı sonu itibariyle 1 milyonun üzerine çıkacağını tahmin ederken Başbakan İmran Han’ın Bilim ve Teknoloji Ekibi’nin Başkanı Ataurrahman, yetkililerin geçen ay koronavirüs kaynaklı ölüm oranlarını azalttıkları bilgisini verdi.
Pakistan’daki koronavirüs vaka sayısı dün itibariyle 231 bin 818’e, ölüm vakası ise toplam 4 bin 762’ye yükseldi.

Rusya
Rus yetkililer, son 24 saat içinde 6 bin 611 yeni bulaş vakasının kaydedildiğini açıkladıktan sonra pazartesi günü itibariyle Rusya genelindeki Kovid-19 salgınına bağlı toplam vaka sayısı 687 bin 862’ye yükseldi. Yetkililer, yaşamını yitiren 135 kişi ile birlikte ölü sayısı toplamda 10 bin 296’ya ulaştığını açıkladı. Hindistan hafta başında ABD ve Brezilya’dan sonra dünyada en yüksek üçüncü vakayı kaydederek Rusya’yı geride bıraktı.

Çin
Çinli sağlık yetkilileri tarafından dün yapılan açıklamada 4 kişiye daha yeni tip koronavirüs teşhisi konulduğunu, bunların üçünün yurt dışından gelenlerden oluştuğu, birinin ise Pekin’deki yerel bir bulaş vakası olduğu duyuruldu.
Çin Ulusal Sağlık Kurumu, sağlık durumlarından şüphelenilen veya herhangi bir semptom göstermediği halde test sonucu pozitif çıkan 106 kişinin daha karantina altına alındığını açıkladı.
Virüsün geçen yılın sonunda Wuhan kentinde ortaya çıkmasından bu yana ülkede 83 bin 557 bulaş ve 4 bin 634 ölüm vakası kayıtlara geçti.



İran Devrim Muhafızları: Savaşın sonunu biz belirleyeceğiz

Tahran'da vurulan bir petrol depolama tesisinden yükselen yoğun bir duman sütunu (AP)
Tahran'da vurulan bir petrol depolama tesisinden yükselen yoğun bir duman sütunu (AP)
TT

İran Devrim Muhafızları: Savaşın sonunu biz belirleyeceğiz

Tahran'da vurulan bir petrol depolama tesisinden yükselen yoğun bir duman sütunu (AP)
Tahran'da vurulan bir petrol depolama tesisinden yükselen yoğun bir duman sütunu (AP)

İran Devrim Muhafızları bugün, ABD Başkanı Donald Trump'ın İran'a karşı savaşın “çok yakında” sona ereceğini açıklamasının ardından, İran'ın Ortadoğu'daki “savaşın sonunu belirleyeceğini” vurguladı.

Devrim Muhafızları sözcüsü İran medyasında yayınlanan bir açıklamada, “Savaşın sonunu biz belirleyeceğiz” diyerek, “Bölgenin denklemleri ve gelecekteki durumu artık silahlı kuvvetlerimizin elinde. ABD güçleri savaşı sona erdirmeyecek” ifadesini kullandı.

Devrim Muhafızları, ABD ve İsrail'in saldırıları devam ederse İran'ın bölgeden “tek bir litre petrolün” bile ihraç edilmesine izin vermeyeceğini vurguladı.


İran, saldırı “iddiaları” konusunda Türkiye ile iş birliği yapmaya hazır

İran Cumhurbaşkanı Mesud Pezeşkiyan, Tahran'daki bir askeri üretim merkezine yaptığı ziyaret sırasında (Arşiv-DPA)
İran Cumhurbaşkanı Mesud Pezeşkiyan, Tahran'daki bir askeri üretim merkezine yaptığı ziyaret sırasında (Arşiv-DPA)
TT

İran, saldırı “iddiaları” konusunda Türkiye ile iş birliği yapmaya hazır

İran Cumhurbaşkanı Mesud Pezeşkiyan, Tahran'daki bir askeri üretim merkezine yaptığı ziyaret sırasında (Arşiv-DPA)
İran Cumhurbaşkanı Mesud Pezeşkiyan, Tahran'daki bir askeri üretim merkezine yaptığı ziyaret sırasında (Arşiv-DPA)

İran medyası dün, Cumhurbaşkanı Mesud Pezeşkiyan'ın Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'a, Tahran'ın Türkiye'ye füze saldırısı düzenlediği “iddialarını” araştırmak için ortak bir ekip kurmaya hazır olduğunu bildirdiğini duyurdu.

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan (Türkiye Cumhurbaşkanlığı)Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan (Türkiye Cumhurbaşkanlığı)

Türkiye dün, NATO savunma sistemlerinin hava sahasını ihlal eden ikinci bir İran balistik füzesini düşürdüğünü açıkladı ve benzer tehditlere karşı önlem alacağı uyarısında bulundu. Bu, bir hafta içinde düşürülen ikinci İran füzesi.


Irak'ta siyaset ve silahlar: Hamaney suikastının ardından zorlu sınav

Irak İçişleri Bakanlığı bünyesindeki Patlayıcılarla Mücadele Müdürlüğü görevlileri, ülkenin orta kesimlerindeki Babil ilinin Hilla kenti yakınlarındaki Siyahe bölgesinde bir köye düşen roket yakıt tankını incelerken, 1 Mart 2026 (AFP)
Irak İçişleri Bakanlığı bünyesindeki Patlayıcılarla Mücadele Müdürlüğü görevlileri, ülkenin orta kesimlerindeki Babil ilinin Hilla kenti yakınlarındaki Siyahe bölgesinde bir köye düşen roket yakıt tankını incelerken, 1 Mart 2026 (AFP)
TT

Irak'ta siyaset ve silahlar: Hamaney suikastının ardından zorlu sınav

Irak İçişleri Bakanlığı bünyesindeki Patlayıcılarla Mücadele Müdürlüğü görevlileri, ülkenin orta kesimlerindeki Babil ilinin Hilla kenti yakınlarındaki Siyahe bölgesinde bir köye düşen roket yakıt tankını incelerken, 1 Mart 2026 (AFP)
Irak İçişleri Bakanlığı bünyesindeki Patlayıcılarla Mücadele Müdürlüğü görevlileri, ülkenin orta kesimlerindeki Babil ilinin Hilla kenti yakınlarındaki Siyahe bölgesinde bir köye düşen roket yakıt tankını incelerken, 1 Mart 2026 (AFP)

İyad el-Ahber

28 Şubat Cumartesi günü şafak sökene kadar, ABD ve İsrail'in İran’a saldırısı için sıfır saatinin geldiğine dair hiçbir işaret yoktu. ABD'nin Ortadoğu'da askeri güçlerini artırmasına rağmen, bir gün önce Maskat ve Cenevre'de Tahran ve Washington arasında müzakereler yapılıyordu. Ancak savaş çığırtkanları, barışın istisna, çatışma ve savaşın ise norm olduğu bu bölgede, Donald Trump ve Binyamin Netanyahu'nun yeniden harekete geçme sinyalini bekliyorlardı.

Şubat ayının son cumartesi gününden sekiz ay önce, Time dergisi kapağında ‘Yeni Ortadoğu’ başlığı ile İran’ın Dini Lideri (Rehber) Ali Hamaney'in yarısı yırtılmış bir resmini yayınladı. Burada, yeni Ortadoğu'da Hamaney'in liderliğindeki İran rejiminin yer almayacağı mesajı verildi. O dönemde gözlemciler, başlık ve fotoğraftan verilen mesajı yorumlamakla meşguldü. Derginin kapak fotoğrafıyla 2003 yılında rejimi düşmeden önce Irak Devlet Başkanı Saddam Hüseyin'e ve 2011 yılında öldürülen Libya Devlet Başkanı Muammer Kaddafi'ye olanların benzerliği hatırlatıldı.

Bu mesaj İran'da pek iyi karşılanmamış gibi görünüyor, zira çoğu gözlemci savaşın kaçınılmaz olduğu ve bu seferki ana hedefin İran siyasi rejiminin başını ortadan kaldırmak olduğu konusunda hemfikirdi. Ancak İran'ın siyasi liderleri, Körfez ve Ortadoğu'daki Amerikan çıkarlarına karşı açık savaş tehditleri ve uyarılarının, İran'a karşı yeni bir savaş başlatma düşüncesini caydıracağına inanıyordu. Washington ile müzakere masasına oturmayı kabul etmenin, Donald Trump'ın ABD başkanlığı görev süresinin sonuna kadar mümkün olduğunca fazla zaman kazandıracağını ummuştu.

Siyasi sürecin dışında kalan sadece iki silahlı grup var. Bunlar Hizbullah Tugayları ve Nuceba Hareketi. Her ikisi de İran'ın ABD ve İsrail'e karşı savaşında ona olan desteğini açıkça ilan etti.

Başkan Trump, savaşın ilk gününün akşamı, ABD’nin ‘Destansı Öfke’ adını verdiği, İsrail'in ise ‘Kükreyen Aslan’ olarak adlandırdığı askeri operasyonların başında Ali Hamaney'in öldürüldüğünü duyurdu. İran devlet televizyonu da ertesi gün şafak vakti suikastı doğruladı. Ancak İran'ın tepkisi, daha önce yaşanan 12 günlük savaşın başlangıcında olduğu kadar gecikmedi. İranlıların ‘Ramazan Savaşı’ olarak adlandırdığı operasyonda füzeler, sadece Tel Aviv'i değil, Bahreyn'den Suudi Arabistan ve Birleşik Arap Emirlikleri’ne (BAE), Katar’dan Kuveyt'e kadar Körfez ülkelerini de hedef aldı. Tahran ile Washington arasındaki müzakerelere ev sahipliği yapan Umman bile İran füzeleri ve insansız hava araçlarının (İHA) hedefi oldu.

Iraklılar arasındaki bölünme

İran propagandasının, ülkenin orta kesimleri ve güneyinde Şii bölgelerindeki halk kitleleri arasında kendini pazarlama konusundaki başarısı yadsınamaz. Bu propaganda, Şiiliğin doktrinsel derinliğinin İran İslam Cumhuriyeti'nde somutlaştığı, doktrinin sembolizminin İran'daki Velayet-i Fakih konumunda siyasi olarak varlık kazandığı ve Şiiliğin bekasının İran'daki Velayet-i Fakih sisteminin devamına bağlı olduğu fikrine dayanıyor.

Şiizmin dini merkezi, Velayet-i Fakih’in mutlak otoritesi teorisiyle tam olarak uyuşmayan bir düşünce ekolünü somutlaştıran Necef'teki dini ekol olmasına rağmen, İran'ın 2003'ten beri yürüttüğü siyasi propaganda Necef’teki dini ekolün sahip olduğu dini sembolizmi gölgede bırakarak, dikkatleri Tahran'daki Şiiliğin siyasi merkezine çekmeyi başardı.

İran liderliğinde 2014 yılından sonra başlayan ‘Direniş Ekseni’ ile ideolojik olarak bağlantılı silahlı grupların yükselişiyle, Şii siyasi alanda etkili birçok isim İran'daki İslam Devrimi liderine ideolojik bağlılıklarını açıkça ilan ettiler.

sdfgth
Irak’taki İran yanlısı grup Hizbullah Tugayları üyelerinin cenaze töreninde yas tutan bir kişi Ali Hamaney'in resmini taşırken, 5 Mart 2026 (AFP)

Bu, birçok Iraklının ABD ve İsrail'in İran'a karşı yürüttüğü savaşı, Ortadoğu'da nüfuzlarını dayatmaya çalışan ülkeler arasındaki çıkar çatışması olarak değil, Şiiliği hedef alan dini bir savaş olarak görmelerinin nedenini açıklıyor. Bu yüzden Iraklılar arasında bölünme gayet doğal, özellikle de Irak'taki siyasi aktörler krizlerinin ancak dış güçler tarafından çözülebileceğine her zaman inandıkları için bu normal karşılanıyor. Dolayısıyla sıradan vatandaşların bölgesel gelişmelere tepki göstermesi veya bunlardan korkması şaşırtıcı değildir, çünkü bu gelişmelerin er ya da geç kendi ülkelerinde de yankı bulacağının farkındadırlar.

Direniş ekseni ile bağlantılı olduğunu iddia eden gruplar ise şu an her zamankinden daha fazla bölünmüş durumda. Siyasi sürecin dışında kalan sadece iki silahlı grup var. Bunlardan biri Hizbullah Tugayları, diğeri Nuceba Hareketi. Her ikisi de İran'ın ABD ve İsrail'e karşı savaşında ona olan desteğini açıkça ilan etti ve savaşın ilk gününden itibaren roketleri ve İHA’larıyla savaşa dahil oldu.

Odağını silahlı mücadele ve Direniş Ekseni’nden siyasi eyleme kaydıran diğer gruplar ise ABD’nin Bağdat Büyükelçiliği’nin bulunduğu Yeşil Bölge yakınlarında gösteriler düzenlemeyi tercih ettiler ve Hamaney suikastının ardından destekçilerini yas konseyleri kurmaya çağırdılar. Temsilciler Meclisi'nde 80'den fazla milletvekiline sahip olmalarına rağmen, parlamentonun olağanüstü toplantıya çağrılmasını talep etmediler!

İran, savaş başladıktan sonra fazla beklemedi ve füzeleri ve İHA’ları istisnasız tüm Körfez ülkelerinin başkentlerine ve şehirlerine ulaştı.

Hatta cumhurbaşkanının seçilmesi ve yeni hükümeti kurmak üzere başbakanın atanmasıyla ilgili anayasal haklar konusu, İran'a karşı savaşın başlamasından bir gün önce son kez tartışılmıştı! Bu konu, Tahran, Tel Aviv ve Washington arasındaki gerginlikler yatışana kadar ertelendi. Birçok politikacı, Irak'ta İran'ın nüfuzu altında yapılan seçimlerin sonuçlarından çok uzak, yatıştırma temelli bir güç paylaşımı formülü üzerine bahis oynuyor olabilir. Savaş bittiğinde, cumhurbaşkanlığı veya başbakanlık makamına aday olan şu veya bu kişinin reddedilmesi ya da onaylanması bile tamamen farklı olacağına şüphe yok. Çünkü İran savaştan sonra bir daha eski İran olmayacak. İran'da aynı iktidar rejimi kalsa bile, iç meselelerini çözme konusundaki endişesi, dış etkisini düzenleme konusundan önce gelecek. Dahası, Trump yönetimindeki ABD’nin Irak'taki nüfuzu daha da netleşmeye başladı. Trump, siyasi varlığa ve hükümetin oluşumuna müdahaleye odaklanmaya başladı. Irak'ta Tahran ile Washington arasında eski etki paylaşımı denklemini kabul etmeyecek. Trump'ın Nuri el-Maliki'nin başbakanlığa aday olarak gösterilmesine karşı çıkması da bunun açık bir kanıtı.

Dolayısıyla İran'ın etkisinin azalması ve ABD'nin bir sonraki hükümetin oluşumuna müdahale etmesi ile birlikte, bir sonraki aşama açıkça ve net bir şekilde ABD'nin himayesi altında geçecek. Irak'taki tüm siyasi partiler bunun farkında ve Trump'ın başkanlık döneminin Irak'ta çatışmasız geçmesi umuduyla, bazı siyasi nüfuz ve ekonomik kazanımlarını kaybetmek anlamına gelse bile, kabul ve itiraz etmeme mesajları gönderiyorlar.

Geri dönüşü olmayan nokta

İran, savaş başladıktan sonra savaşın kapsamını genişletme tehdidini gerçekleştirmek için fazla beklemedi. Füzeleri ve İHA’ları, sadece ABD ordusunun silah depolarını ve İsrail’in çeşitli şehirlerini değil, istisnasız tüm Körfez devletlerinin başkentlerini ve şehirlerini de hedef aldı. Şarku’l Avsat’ın Al Majalla’dan aktardığı analize göre böylece İran, bölgesel çevresine yönelik düşmanlığında geri dönüşü olmayan bir noktaya ulaşarak etki alanı için rekabet etmekten, askeri gücünü kullanarak çevredeki ülkelere saldırıya geçti.

Yakın gelecekte ortaya çıkacak zorluk, Şii siyasi güçlerin bölgesel ortamla uyumlu bir siyasi model sunmaları olacaktır.

Irak'ın yönetici sınıfının, özellikle de Şii siyasi güçlerin sorunu, yirmi yılı aşkın bir süredir politikalarının İran ile uyum içinde olması. Arap ülkelerinden komşularıyla inişli çıkışlı ilişkilerine ve hükümetlerinin Arap Körfez ülkelerine karşı sürdürdüğü açık tutumuna rağmen, Irak'ın bölgesel politikaları, İran'ın bölgeye yönelik gündeminden ve tutumlarından herhangi bir kopuşa işaret etmiyor.

Bu nedenle, “Aksa Tufanı” savaşı ve Tahran ile Tel Aviv arasındaki on iki günlük savaşın ateşinden uzak kalan Irak'ın, 28 Şubat 2026 savaşından, ya da İranlıların deyimiyle Ramazan savaşından sonra da bu durumunu koruyacağını beklemek kolay değildir.

Silahlı gruplar, destek bayrağı altında bu savaşa girdiklerini açıkladılar. Hükümetin resmi tutumuna gelince, yapılan açıklamalarda Tahran'a karşı savaşı reddetmek ile Körfez ülkerine karşı saldırıyı reddetmek arasında gidip geldiler. Irak Dışişleri Bakanı Fuad Hüseyin’in de ifade ettiği üzere İran, Erbil'deki ABD konsolosluğunu ve el-Harir Askeri Üssü’nü bombalarken, İsrail ve ABD'nin Irak'ın orta kesimleri ve güneyindeki silahlı grupların karargahlarını bombalaması tuhaf bir paradoks oluşturuyor. Sanki savaşan taraflar, Irak'ın füzeleri ve İHA’ları için ortak bir arena olması dışında hiçbir konuda anlaşamamış gibiler!

xcvfgth
Irak'taki Şii silahlı grupların destekçileri Bağdat'taki Yeşil Bölge'de bulunan ABD’nin Bağdat Büyükelçiliği’ne doğru yürüyüşe geçerken, İran'ın Dini Lideri Ali Hamaney'in resmini taşıyan bir protestocu, 1 Mart 2026 (Reuters)

Yakında Şii siyasi güçlerin bölgesel çevreleriyle uzlaşan bir siyasi model sunma zorluğunun ortaya çıkması bekleniyor. Çünkü bölgedeki İran etkisinin kalıntıları nedeniyle tehlike hissetmeye devam edecekler. Bu tehdidin bölgesel çevrelerinde kalmasını önlemeye çalışacaklar. Irak’ın ilerleyen süreçte bölgesel çevreye entegrasyonunu tehdit eden silahlı güçlerin nüfuzu ve hakimiyetinden uzaklaşması ve bu ortamda ekonomik ve siyasi ortaklıklar yoluyla hareket etmesi gerekiyor. Dolayısıyla Iraklıların 28 Şubat 2026'da başlayan savaş sonrası dönem için yeni bir vizyon ve konsepte ihtiyacı var.

* Bu analiz Şarku'l Avsat tarafından Londra merkezli al Majalla dergisinden çevrilmiştir.