UMH, Vatiyye Hava Üssü saldırısının intikamını almak isterken, LUO, Libya'nın doğusunda ‘Türkiye'nin askeri varlığına’ karşı savaş sözü verdi

Dün Bingazi'deki Libya Ulusal Ordusu (LUO) Genel Komutanlığı’nda yapılan bir toplantının ardından çekilen hatıra fotoğrafı (LUO)
Dün Bingazi'deki Libya Ulusal Ordusu (LUO) Genel Komutanlığı’nda yapılan bir toplantının ardından çekilen hatıra fotoğrafı (LUO)
TT

UMH, Vatiyye Hava Üssü saldırısının intikamını almak isterken, LUO, Libya'nın doğusunda ‘Türkiye'nin askeri varlığına’ karşı savaş sözü verdi

Dün Bingazi'deki Libya Ulusal Ordusu (LUO) Genel Komutanlığı’nda yapılan bir toplantının ardından çekilen hatıra fotoğrafı (LUO)
Dün Bingazi'deki Libya Ulusal Ordusu (LUO) Genel Komutanlığı’nda yapılan bir toplantının ardından çekilen hatıra fotoğrafı (LUO)

Ulusal Mutabakat Hükümeti (UMH) güçleri, Libya'daki mevcut krize siyasi bir çözüm bulmayı amaçlayan uluslararası müzakereleri tehdit eden karşılıklı bir askeri gerilimin ortasında, başkent Trablus'un 140 kilometre güneybatısında yer alan Vatiyye Hava Üssü’nü hedef alan bombardımanlara sert tepki gösterirken üsse yönelik saldırıyı, Mareşal Halife Hafter liderliğindeki Libya Ulusal Ordusu (LUO) üstlendi. Ukbe Bin Nafi olarak da bilinen stratejik üsse yönelik bombardımanda Türkiye’nin konuşlandırdığı hava savunma sisteminin ve radarların tahrip edilmesinden bir gün sonra Hafter, dün (Libya’nın doğusundaki) Bingazi şehrinde LUO liderleri, bölüm şefleri ve askeri operasyon odalarının yöneticileriyle bir toplantı yaptı.
Toplantının ardından çekilen hatıra fotoğrafında Hafter'in elinde tuttuğu kırmızı kalem, Mısır Cumhurbaşkanı Abdulfettah es-Sisi'nin  ‘Libya'daki Sirte ve Cufra şehirlerinin ülkesinin kırmızıçizgisi’ olduğu şeklindeki açıklamalarına açıkça yapılmış bir gönderme olarak yorumlandı. Hafter’in ofisinden yapılan açıklamaya göre toplantıda bir sonraki aşama için gerekli düzenlemelerin ve planların yanı sıra LUO’nun görevleri ile ilgili her türlü önemli dosya ele alındı.
Dün LUO tarafından yayınlanan ve iki gün öncesine ait olduğu belirtilen bir video kaydında Hafter LUO güçlerine hitaben, “Umarım yakında Libya hava sahasını bozan ve rahatsız etmeye çalışan tüm unsurların varlığını sona erdireceksiniz. Böylece halkımızı dilediği mutluluk, istikrar ve güvenliğe ulaştıracaksınız” ifadelerini kullandı.
Öte yandan Mısır Cumhurbaşkanlığı’ndan yapılan resmi bir açıklamada, Cumhurbaşkanı Sisi’nin dün Mısır Silahlı Kuvvetleri’nin Mısır'ın batısını ve Libya ile ortak sınırları güvence altına alma planlarını ve çabalarını tartıştığını duyurması dikkat çekti.

UMH: Yanıtımızı bekleyin
Diğer yandan UMH Başkanı Fayiz es-Serrac, Vatiyye Hava Üssü’ne düzenlenen bombardımanın üzerinden iki gün geçmesine rağmen saldırıyla ilgili herhangi bir açıklamada bulunmazken, UMH’den yapılan kısa açıklamada, Serrac’ın Malta’ya resmi bir ziyarette bulunacağı ve Malta Başbakanı ile karşılıklı kaygılarla ilgili görüşmeler yapacağı belirtildi.
Serrac, Avrupa ülkelerini arayarak ziyaret talebinde bulunmuştu. Alman Die Welt gazetesi tarafından yayınlanan ve Hafter'e karşı verilen savaşta daha fazla destek arayan makalesinde Serrac,  uluslararası toplumun, UMH güçlerine verdiği askeri destek için Türkiye'ye tekrar teşekkür etmeden önce Hafter’in saldırılarını durdurmaya yardımcı olması gerektiğine inandığını söyledi. Serrac makalesinde, “Hükümetimiz asla teslim olmayacak ve Libya'nın yeniden diktatörlükle yönetilmesine izin vermeyecektir” ifadelerini kullandı.
UMH'ye bağlı askeri birliklerin sözcüsü Albay Muhammed Kanunu yaptığı açıklamada, “Vatiyye Hava Üssü’ne düzenlenen hain hava saldırısı, Hafter'i destekleyen yabancı bir uçak tarafından gerçekleştirildi” dedi. Albay Kanunu pazar akşamı yaptığı açıklamada, “Bombardımanın amacı, (Hafter yanlısı milisler ve paralı askerlerin) morali yükseltmek ve destekçilerine hala güçlerimizin ilerlemesinin önünde durabileceklerini düşündürmeye çalışmaktı” ifadelerini kullandı. Bu saldırının,  UMH güçlerini Libya’nın tamamını kontrol etme stratejisinden vazgeçiremeyeceğini vurgulayan Albay Kanunu, kararlı bir mücadele verdiklerini belirttikten sonra saldırgan ülkeler olarak tanımladığı taraflara hitaben, “Yanıtımızı bekleyin” dedi.
Türkiye, UMH güçlerinin 18 Mayıs'ta kontrolünü ele geçirdiği Vatiyye Hava Üssü’ne düzenlenen hava saldırısını gerçekleştiren uçağın kimliğine ilişkin herhangi bir açıklama yapmazken sadece askeri kaynaklar tarafından yapılan açıklamada ‘kimliği belirlenemeyen’ bir uçak olduğu belirtildi.

LUO: Saldırı LUO ve müttefiklerinin bir ortak eylemi
Kimliğinin gizli tutulması şartıyla Şarku’l Avsat’a konuşan LUO’nun üst düzey bir askeri yetkilisi, Vatiyye’yi hedef alan hava saldırısının, LUO ve müttefiklerinin bir ortak eylemi olduğunu söyledi. Sözünü ettiği müttefiklerin kimler olduğuna değinmeyen askeri yetkili, “Bombardıman, tam koordinasyon ve işbirliği içinde gerçekleştirildi. Öncesinde istihbarat, havadan keşif ve uydu görüntüleri elde edildi” şeklinde konuştu.
Bombardımanı gerçekleştiren uçağın ve ait olduğu ülkenin kimliği belirlemekten kaçınan askeri yetkili, “Bu ilk değildi. Türkiye’nin Libya topraklarındaki askeri varlığı devam ettiği sürece de son olmayacak” ifadeleri kullandı. LUO unsurlarının son gelişmeler ve askeri değişikliklere hazırlıklı olmak için üst düzey alarm durumuna geçtiğini söyleyen askeri yetkili daha fazla detay vermekten kaçındı.
Bir diğer gelişmede ise Libya'nın doğusundaki Bingazi hükümeti, pazar günü Bingazi’de on binlerce vatandaşın sokağa döküldüğü halk hareketini desteklediğini açıkladı.
Tobruk Temsilciler Meclisi (TM) ve LUO yanlısı, Abdullah es-Sani başkanlığındaki Bingazi hükümetinden dün yapılan açıklamada meşru taleplerinde halkın arkasında durulduğu vurgulanırken uluslararası topluma, Libya'ya karşı yapılan saldırganlıkları engellemeye yönelik sorumluluklarını üstlenmesi çağrısı yapıldı. Halk hareketinin tebrik edildiği açıklamada, hareketin Türkiye’nin ‘saldırgan tutumu’ ortadan kalkıncaya kadar devam edeceği vurgulandı. Son olarak Bingazi hükümetinin halkın bir hukuk devleti ve kurumlarının kurulması talebini yerine getirmeye devam ettiği belirtildi.
Öte yandan UMH'ye bağlı güçler tarafından yürütülen Burkan al-Gadab (Öfke Volkanı) Operasyonu Basın Ofisi, mayın ve savaş kalıntılarını temizleme çalışmaları yapan yerel bir grubun iki üyesinin başkent Trablus'un güneyindeki Ayn Zara’daki yerleşim bölgelerindeki çalışmaları sırasında bir mayının patlaması sonucu hayatlarını kaybettiklerini duyurdu. Açıklamada, Rus güvenlik şirketi Wagner'e mensup paralı askerler, söz konusu mayınları döşemekle suçlandı.
Trablus’taki Libya Ulusal Petrol Şirketi (NOC) Başkanı Mustafa Sanallah, yabancı güçleri (ülkenin doğusundaki) Sidre Petrol Limanı’na girmek ve limanı askeri faaliyetler için kullanmaya çalışmakla suçladı. Pazar akşamı televizyon kanalında açıklamalarda bulunan Sanallah, 25 gün önce de Wagner paralı askerlerinin bölgeyi koruyan güçlerle işbirliği yaparak Şerara Petrol Sahası’na girdiklerini söyledi.
Başında bulunduğu NOC’un Şerara Petrol Sahası’nda Wagner paralı askerlerinin olduğuna dair kanıtlar bulduğuna dikkati çeken Sanallah, 2011 yılından bu yana Libya petrol sektöründe yaşanan kapanışlar nedeniyle toplam kaybın 231 milyar dolar olduğunu açıkladı. Sanallah ayrıca birkaç gün önce ülkenin doğusundaki el-Harika Petrol Limanı'nda yapılmak istenen akaryakıt kaçakçılığının engellendiğini sözlerine ekledi.
Yabancı güçlerin Ocak ayından bu yana ham petrol sahaları ve petrol limanlarının faaliyetlerini sürdürme çabalarını engellediklerini söyleyen Sanallah, bölgedeki bazı ülkelerin Libya petrolünün piyasadan çekilmesi için görüşmelerde bulunduklarının düşünüldüğünü ifade etti. Sanallah açıklamasında, “Şu anda Libya'yı yurt dışından kimin kontrol ettiği çok açık. Petrolle ilgili bu karar, Libya’yı kimin kontrol ettiği ile ilgili” şeklinde konuştu.



Hamas, liderlerinin Gazze'den ayrılmasına hazırlanıyor

Filistinli bir adam Gazze'nin güneyindeki Han Yunus'ta ailesinin evinin yıkıntıları yakınında duruyor ve enkaz altında kalan akrabalarını aramaya devam ediyor. (Arşiv- Reuters)
Filistinli bir adam Gazze'nin güneyindeki Han Yunus'ta ailesinin evinin yıkıntıları yakınında duruyor ve enkaz altında kalan akrabalarını aramaya devam ediyor. (Arşiv- Reuters)
TT

Hamas, liderlerinin Gazze'den ayrılmasına hazırlanıyor

Filistinli bir adam Gazze'nin güneyindeki Han Yunus'ta ailesinin evinin yıkıntıları yakınında duruyor ve enkaz altında kalan akrabalarını aramaya devam ediyor. (Arşiv- Reuters)
Filistinli bir adam Gazze'nin güneyindeki Han Yunus'ta ailesinin evinin yıkıntıları yakınında duruyor ve enkaz altında kalan akrabalarını aramaya devam ediyor. (Arşiv- Reuters)

Gazze'deki Hamas kaynakları, örgüt liderlerinin, ABD'nin geçen hafta duyurduğu ateşkes anlaşmasının "ikinci aşaması çerçevesinde Gazze Şeridi'nin geleceğine ilişkin düzenlemeler" yaptıktan sonra, Şeridi "güvenli bir şekilde" terk etmeye hazırlandıklarını açıkladı.

Hamas içindeki saha ve liderlik kademelerinden, tamamı Gazze'de bulunan üç kaynak, Şarku'l Avsat'a bazı önde gelen siyasi ve askeri liderlerin "güvenli bir çıkış" için hazırlık yaptığını söyledi. Kaynaklar, ayrılması muhtemel birkaç liderin adını da zikretti.

Gazze Şeridi içindeki kaynaklar, bu ayrılışın "en azından yıllarca kalıcı olacağını" belirtti. Diğer kaynaklar ise bazı liderlerin "Gazze'deki hükümet güvenlik güçleriyle ilgili Mısır'da toplantılar yapmak üzere ayrılıp geri döneceklerini" ifade etti. Ancak, Şeridin dışında ikamet eden üst düzey bir Hamas lideri, liderlerin ayrılacağına dair haberleri yalanlayarak, "Bu konu gündeme gelmedi" dedi.


Mısır'ın Sudan'daki saldırıları bölgesel karşı saldırının habercisi

Mısır Cumhurbaşkanı Abdulfettah es-Sisi ve Sudan Egemenlik Konseyi Başkanı ve Ordu Komutanı Orgeneral Abdulfettah el-Burhan, Kahire’de bir araya geldi, 18 Aralık 2025 (AFP)
Mısır Cumhurbaşkanı Abdulfettah es-Sisi ve Sudan Egemenlik Konseyi Başkanı ve Ordu Komutanı Orgeneral Abdulfettah el-Burhan, Kahire’de bir araya geldi, 18 Aralık 2025 (AFP)
TT

Mısır'ın Sudan'daki saldırıları bölgesel karşı saldırının habercisi

Mısır Cumhurbaşkanı Abdulfettah es-Sisi ve Sudan Egemenlik Konseyi Başkanı ve Ordu Komutanı Orgeneral Abdulfettah el-Burhan, Kahire’de bir araya geldi, 18 Aralık 2025 (AFP)
Mısır Cumhurbaşkanı Abdulfettah es-Sisi ve Sudan Egemenlik Konseyi Başkanı ve Ordu Komutanı Orgeneral Abdulfettah el-Burhan, Kahire’de bir araya geldi, 18 Aralık 2025 (AFP)

Amr İmam

Mısır'ın Hızlı Destek Kuvvetleri’ne (HDK) ait bir askeri ikmal konvoyuna 9 Ocak'ta düzenlediği hava saldırıları, aylar süren ihtiyatlı diplomasi ile uzun süredir ilan edilmiş kırmızı çizgilerin uygulanmasında kararlılığın başladığı yeni bir dönemin başlangıcı olarak bir dönüm noktası oluşturdu. Çeşitli medya haberlerine göre saldırılar Mısır, Sudan ve Libya'yı birbirine bağlayan uzak sınır üçgeninde konvoyu hedef aldı. Konvoyda, HDK’yı takviye etmek üzere Libya'dan yola çıkan zırhlı araçlar ve diğer malzemelerin bulunduğu belirtildi. Bu operasyon, Kahire'nin Sudan'da 2023 yılının nisan atında savaşın patlak vermesinden bu yana benimsediği hassas dengeleme politikasından daha kararlı bir tutuma geçtiğinin sinyaliydi.

Mısır, Sudan'ın birliğini, toprak bütünlüğünü ve devlet kurumlarını korumak için Sudan ordusunu diplomatik olarak sürekli destekledi ve HDK'nın bölgedeki başlıca destekçilerini kışkırtmamak için itidalli bir tutum sergiledi.

Kahire, Sudan’daki savaş boyunca, paramiliter bir güç olan HDK’nın ilerleyişini durdurmak ve yabancı müdahaleyi engellemek umuduyla, Sudan Dörtlüsü (Suudi Arabistan, Mısır, Birleşik Arap Emirlikleri/BAE ve ABD) içindeki çok sayıda görüşme turu da dahil olmak üzere tüm diplomatik yolları denedi, ancak bu çabalar kalıcı bir başarı sağlamadı.

Müzakerelerin tıkanması ve sınırlarındaki tehditlerin artmasıyla Mısır, bölgeyi istikrarsızlaştırmaya devam eden çatışmada itidal politikasını uzatmak yerine, önceliklerini doğrudan dayatmaya yöneliyor.

İlmeğin daha da sıkılması

Sudan'da üçüncü yılına giren savaş güney sınırının çok ötesine yayılarak, Mısır'ın ulusal güvenliği ve hayati damarları için varoluşsal bir tehdit haline geldi. Diplomatik girişimler çatışmayı durdurmada veya yabancı müdahaleyi engellemede başarılı olamadı. Bu da şiddetin tırmanmasına ve Sudan'ın daha küçük, daha kırılgan varlıklara bölünme tehlikesiyle karşı karşıya kalmasına neden oldu.

Çatışmanın etkileri ortada. Bir milyondan fazla Sudanlı mülteci Mısır'a geçti ve mevcut ekonomik baskılar altında kaynakları, ortak sınırları ve sosyal hizmetleri zorladı.

Ekonomik açıdan, daha önce yıllık yaklaşık 1,4 milyar dolar olarak tahmin edilen ikili ticaret keskin bir düşüş yaşadı ve mal, yakıt ve temel malzemelerin akışındaki aksaklıklar nedeniyle piyasalar yüz milyonlarca dolar kaybetti.

Jeostratejik düzeyde, Sudan'ın parçalanması, Mısır'ın tatlı su ihtiyacının yüzde 90'ından fazlasını karşılayan Nil sularındaki payını korumak için önemli bir müttefikini kaybetme potansiyeli taşıyor.

Sudan'daki savaş, Ortadoğu ve Afrika Boynuzu'nu saran yaygın kargaşadan ayrı düşünülemez.

Bu durum, Büyük Etiyopya Hedasi (Rönesans) Barajı konusunda Etiyopya ile devam eden gerginlikte Kahire'nin konumunu zayıflatıyor. Addis Ababa, kuraklık dönemlerinde su tahliyesini sınırlayan bağlayıcı bir anlaşmayı imzalamayı reddederken, baraj 2025 sonlarından bu yana tam kapasiteyle çalışıyor ve aşağı havza ülkelerine akan su miktarında önemli bir azalma tehdidi oluşturuyor.

Sudan'daki çatışma, Mısır'ın bir başka can damarı ve ulusal gelirin önemli bir kaynağı olan Süveyş Kanalı için de bir tehdit teşkil ediyor.

Husilerin Kızıldeniz’deki saldırıları küresel deniz taşımacılığının rotasını değiştirmeye zorlar ve Kızıldeniz'de karışıklıklar devam ederken, bazı uluslararası aktörler, Sudan'ın Kızıldeniz kıyılarında nüfuz elde etmek karşılığında Sudan ordusunu desteklemeye istekli görünüyorlar, bu da deniz güvenliğini tehlikeye atabilir.

Kahire'nin kuşatılma endişelerinin yanında, İsrail'in geçtiğimiz aralık ayı sonlarında Somaliland'ı tanıma kararı alması, İsrail, (Kızıldeniz'e erişim arayışında olan) Etiyopya ve diğerlerinden oluşan yeni bir eksenin ortaya çıkacağına dair korkuları artırdı. Bu eksen, Aden Körfezi'nde denizcilik alanında bir dayanak noktası oluşturabilir ve Mısır'ın denizcilik alanındaki etkisini daha da zorlayabilir.

Sudan'ın Darfur bölgesindeki Faşir sokaklarında silahlarıyla kutlama yapan HDK üyeleri, 26 Ekim 2025 (AFP)Sudan'ın Darfur bölgesindeki Faşir sokaklarında silahlarıyla kutlama yapan HDK üyeleri, 26 Ekim 2025 (AFP)

Dolayısıyla Sudan'ın parçalanması, Mısır'ın su, ekonomi ve stratejik açıdan hassas noktalarını doğrudan etkileyen bir çatışma olduğu için uzak bir kriz olarak değerlendirilmemeli.

Parçalama stratejisi

Sudan'daki savaş, Ortadoğu ve Afrika Boynuzu'nu saran yaygın kargaşadan ayrı düşünülemez.

Savaşın seyri ve aynı dış aktörlerin tekrar tekrar müdahil olması arasındaki bariz benzerlikler, Sudan'daki iç savaşın, zaten kırılgan olan devletleri zayıflatan, parçalanmalarını derinleştiren ve onları dış aktörlerin çıkarlarına hizmet eden arenalara dönüştüren, ortaya çıkan jeostratejik sistemin bir parçası olduğunu gösteriyor.

Bu model, bölgedeki paralel sıcak noktalar göz önüne alındığında netleşiyor. Suriye fiilen nüfuz alanlarına bölünmüş durumda, Yemen güneyde tekrarlanan ayrılıkçı çabalarla karşı karşıya, Somali Somaliland'ın bağımsızlık çabalarından şikayetçi ve Libya rakip gruplar arasındaki derin bölünmelerle boğuşuyor.

Sudan'da ise HDK'nın özellikle Darfur gibi ülkenin batı illerinde elde ettiği geniş kazanımlar, ülkeyi batıda HDK'nın doğuda ise Sudan ordusunun hakimiyetinde olmak üzere iki düşman taraf arasında bölünmeye sürüklüyor gibi görünüyor. Ülkenin doğusu Sudan ordusunun aylardır fiili başkenti ve ana uluslararası kapısı olarak kabul ettiği Port Sudan çevresindeki hayati Kızıldeniz kıyılarını da kapsıyor.

Eğer çatışmalar ülkenin doğusuna yayılırsa veya kıyıların kontrolü için rekabet şiddetlenirse, daha fazla parçalanma meydana gelebilir ve bu da dış güçlerin Sudan'ın Kızıldeniz limanları üzerindeki etkilerini genişletmeleri için daha fazla fırsat yaratabilir.

Görüşmelerin ardından yapılan resmi açıklamada Kahire, 1976 tarihli karşılıklı savunma anlaşmasına açıkça atıfta bulundu. Kritik kırmızı çizgileri korumak için uluslararası hukuka uygun olarak gerekli tüm önlemleri alma ‘tam hakkını’ teyit etti.

Bu tehlike, Kızıldeniz'in güney girişinde, özellikle de Yemen'in Güney Geçiş Konseyi'nin son zamanlarda yaşadığı aksiliklere rağmen ayrılma hedefiyle daha da artmaktadır, zira bu durum bölgedeki güç dengesini değiştirebilir.

İsrail'in Somaliland'ı tanıması, ardından Dışişleri Bakanı Gideon Saar'ın bu ayın başlarında Somaliland'ın başkenti Hargeisa'ya yaptığı ziyaret ve muhtemelen güvenlik düzenlemelerini de içeren iş birliğinin genişletilmesi konusundaki görüşmeler, Kahire'nin endişelerini keskin bir şekilde artırdı.

Bu gelişmeler, Aden Körfezi yakınlarında İsrail'in varlığının artacağına dair korkuları güçlendiriyor. Bu durum, İsrail'e denizdeki varlığını sağlamlaştırma veya Mısır'ın denizcilik çıkarlarını kuşatabilecek bir ittifak ağı kurma imkanı sağlayabilir.

Sudan'ın Kuzey Darfur’un Faşir şehri yakınlarındaki Zemzem Mülteci Kampı, Ocak 2024 (Reuters)Sudan'ın Kuzey Darfur’un Faşir şehri yakınlarındaki Zemzem Mülteci Kampı, Ocak 2024 (Reuters)

Husilerin Kızıldeniz'deki seyir faaliyetlerini kesintiye uğratan saldırıları, Etiyopya'nın denize doğrudan erişim sağlamak için gösterdiği aralıksız çabalar ve kıyı devletleri dışındaki aktörlerin manevraları da eklendiğinde, Mısır'ı çevreleyen stratejik kıskaç daralmakta ve seyrüsefer özgürlüğünü, Süveyş Kanalı gibi ekonomik can damarlarını ve ülkenin ulusal güvenliğini tehdit etmektedir.

Sert bir yaklaşımın başlangıcı

Birçoğu, 2023 yılının nisan ayında çatışmanın patlak vermesinden bu yana Kahire'nin güney komşusuna yönelik sertleşen söylemleri ışığında Mısır'ın Sudan iç savaşındaki rolünün derinleşeceğini bekliyordu.

Bu yoğunlaşmanın en açık işareti, 2025 yılının Aralık ayı ortasında Kahire'de Mısır Cumhurbaşkanı Abdulfettah es-Sisi ile Sudan Ordu K         omutanı Abdulfettah el-Burhan arasında yapılan bir toplantıda ortaya çıktı.

Görüşmelerin ardından yapılan resmi açıklamada Kahire, 1976 tarihli karşılıklı savunma anlaşmasına açıkça atıfta bulunarak, Sudan'ın birliği, toprak bütünlüğü ve devlet kurumları da dahil olmak üzere kritik kırmızı çizgileri korumak için uluslararası hukuk çerçevesinde gerekli tüm önlemleri alma ‘hakkı olduğunu’ teyit etti ve bunlara yönelik herhangi bir tehdidi Mısır'ın ulusal güvenliğine doğrudan bir tehlike olarak değerlendirdi.

Bu sertleşen üslubun ardından, 9 Ocak'ta Kahire'ye atfedilen hava saldırıları şeklinde bir saha operasyonu gerçekleştirildi.

“Riyad, Yemen hükümet güçlerine askeri destek sağladı. Bu destek, güç dengesini değiştiren ve GGK’nın Hadramaut ve diğer bölgelerde elde ettiği kazanımları ortadan kaldıran hava saldırılarını da içeriyordu.

Saldırılar, Libya Ulusal Ordusu (LUO) Komutan Yardımcısı Saddam Hafter'in, Mısır Savunma Bakanı ve Genelkurmay Başkanı ile acil görüşmeler yapması için Kahire'ye çağrılmasından sadece iki gün önce gerçekleşti.Şarku'l Avsat'ın al Majalla'dan aktardığı analize göre görüşmelerin ana gündem maddeleri askeri iş birliği, sınır güvenliği ve Kahire ile doğu Libya liderliği arasında kronik bir gerginlik kaynağı olan güney Libya üzerinden silah akışının durdurulmasıydı.

HDK destekçilerine, özellikle Libya'dan gelen ikmal yolları konusunda aylarca tekrar tekrar uyarıda bulunan Mısır, ulusal güvenlik çıkarlarını önceliklendiren bir yaklaşıma kesin olarak geçmiş görünüyordu.

Bu tutum, 14 Ocak'ta Sisi'nin Kahire'de ABD Dışişleri Bakanlığı Afrika Kıdemli Danışmanı Massad Fares Boulos ile görüşmesi sırasında daha da güçlendi.

Mısır Cumhurbaşkanı Sisi, ABD’li yetkili Boulos'a, Mısır'ın Sudan'ın güvenliğini ve istikrarını baltalamaya yönelik girişimlerin başarılı olmasına izin vermeyeceğini açıkça belirtti ve iki ülkenin ulusal güvenliği arasındaki varoluşsal bağı vurguladı.

Sudan'ın Port Sudan kentinde, HDK’ya ait İHA’ların yakıt depolama tesislerini hedef alan saldırısının ardından yakıt deposundan yükselen alev ve dumanlar, 5 Mayıs 2025 (Reuters)Sudan'ın Port Sudan kentinde, HDK’ya ait İHA’ların yakıt depolama tesislerini hedef alan saldırısının ardından yakıt deposundan yükselen alev ve dumanlar, 5 Mayıs 2025 (Reuters)

Ancak Mısır'ın eylemleri Sudan'ın ötesine geçiyor. Çünkü bu eylemler, Yemen'in güneyinde Güney Geçiş Konseyi'nin (GGK) ayrılıkçı çabalarını durdurmak için kararlı bir şekilde müdahale eden Suudi Arabistan da dahil olmak üzere bölgesel güçler tarafından benimsenen daha geniş bir karşı stratejinin parçası.

Riyad, Yemen hükümet güçlerine askeri destek sağladı. Bu destek, güç dengesini değiştiren ve GGK’nın Hadramaut ve diğer bölgelerde elde ettiği kazanımları ortadan kaldıran hava saldırılarını da içeriyordu. Bu durum, Kahire'nin Sudan'da parçalanmayı önleme çabalarını yansıtıyor.

Bu adımlar bir arada değerlendirildiğinde, önemli Arap güçlerinin bölgesel dengeyi yeniden sağlamak, devleti korumak ve dış güçlerin çıkarlarına hizmet etmek için devletlerin kırılganlığını istismar eden parçalanma gündemini engellemek amacıyla koordineli bir çaba içinde olduklarını gösteriyor.

Hedeflerine ulaşmaya kararlı düşmanlarla yüzleşmenin önündeki zorluklara rağmen, Mısır'ın Sudan'a ve Suudi Arabistan'ın Yemen'e müdahalesi, bölgede daha fazla çöküşü önlemek için kararlı bir çabanın başlangıcını temsil ediyor.


SDG: El-Şeddadi cezaevi artık bizim kontrolümüz dışında ve Koalisyon müdahale taleplerimizi reddetti

Suriye hükümet güçleri, Kürt güçleriyle anlaşmaya varmalarından bir gün sonra, bugün Suriye'nin doğusundaki Deyrizor'a konuşlandı (AFP)
Suriye hükümet güçleri, Kürt güçleriyle anlaşmaya varmalarından bir gün sonra, bugün Suriye'nin doğusundaki Deyrizor'a konuşlandı (AFP)
TT

SDG: El-Şeddadi cezaevi artık bizim kontrolümüz dışında ve Koalisyon müdahale taleplerimizi reddetti

Suriye hükümet güçleri, Kürt güçleriyle anlaşmaya varmalarından bir gün sonra, bugün Suriye'nin doğusundaki Deyrizor'a konuşlandı (AFP)
Suriye hükümet güçleri, Kürt güçleriyle anlaşmaya varmalarından bir gün sonra, bugün Suriye'nin doğusundaki Deyrizor'a konuşlandı (AFP)

Suriye Demokratik Güçleri (SDG), dün varılan ateşkes anlaşmasına rağmen, Şam'daki merkezi hükümete bağlı silahlı grupların ülkenin kuzeydoğusundaki Ayn İsa ve Şeddadi kasabaları ile Rakka şehrinde Kürt liderliğindeki güçlere yönelik saldırılarını bugün sürdürdüğünü açıkladı.

SDG’nin yaptığı açıklamada, “Şu anda DEAŞ tutuklularının bulunduğu Rakka'daki El-Aktan hapishanesi çevresinde güçlerimiz ile bu gruplar arasında şiddetli çatışmalar yaşanıyor; bu çok tehlikeli bir gelişme” denildi. SDG daha sonra ayrı bir açıklamada, Şam'daki merkezi hükümete bağlı silahlı grupların tekrarlanan saldırıları sonrasında, binlerce DEAŞ mahkumunun bulunduğu El-Haseke vilayetindeki El-Şeddadi hapishanesinin artık kontrollerinden çıktığını belirtti. SDG, ABD liderliğindeki koalisyonun, defalarca yapılan çağrılara rağmen olaylara müdahale etmediğini kaydetti.

Suriye hükümet güçleri, 19 Ocak 2026'da Suriye'nin doğusundaki Deyrizor'da konuşlandı (AFP)Suriye hükümet güçleri, 19 Ocak 2026'da Suriye'nin doğusundaki Deyrizor'da konuşlandı (AFP)

SDG, "güvenlik felaketini önlemek" amacıyla El-Şeddadi hapishanesine düzenlenen saldırıları püskürtürken onlarca savaşçısının öldüğünü ve çok sayıda yaralı olduğunu açıkladı.

Suriye devlet televizyonunun haberine göre Savunma Bakanlığı medya departmanı direktörü Asım Galyun, Suriye ordu güçlerinin Rakka vilayetindeki El-Aktan hapishanesinin çevresine ulaşarak bölgeyi güven altına aldığını söyledi.

Suriye dün, uluslararası alanda geniş yankı uyandıran yeni bir anlaşma imzaladığını duyurdu. Anlaşmaya göre, geçen aydan beri devam eden kanlı çatışmaların ardından, tüm cephelerde ve temas noktalarında tam ve derhal ateşkes uygulanacak ve Deyrizor ile Rakka vilayetlerinin idari ve askeri yönetimi Suriye hükümetine devredilecek.

Suriye Cumhurbaşkanı Ahmed eş-Şara, Suriye devlet kurumlarının, yıllardır Suriye Demokratik Güçleri'nin (SDG) kontrolünde olan kuzeydoğu Suriye'deki Rakka, Deyrizor ve Haseke illerine gireceğini söyledi. Şarku’l Avsat’ın aldığı bilgiye göre SDG ile yapılan anlaşma, DEAŞ mahkumları ve kamplarından sorumlu idarenin yanı sıra bu tesisleri korumakla görevli güçlerin de Suriye hükümetine entegre edilmesini içeriyor.