Cezayir, Sahra ülkeleri ile takas ticaretini genişletmeye hazırlanıyor

Takas yoluyla alışveriş yapmak Sahel bölgesinin eski geleneklerinden biri. (Sosyal Medya Siteleri)
Takas yoluyla alışveriş yapmak Sahel bölgesinin eski geleneklerinden biri. (Sosyal Medya Siteleri)
TT

Cezayir, Sahra ülkeleri ile takas ticaretini genişletmeye hazırlanıyor

Takas yoluyla alışveriş yapmak Sahel bölgesinin eski geleneklerinden biri. (Sosyal Medya Siteleri)
Takas yoluyla alışveriş yapmak Sahel bölgesinin eski geleneklerinden biri. (Sosyal Medya Siteleri)

Atıf Kadadera
Koronavirüs (Kovid-19) salgını, Cezayir’in en güneyinde yer alan ve Mali ve Nijer ülkeleri ile sınırı bulunan Tamanrasset şehrinde takas ile ticaret yapan tüccarlara bir tür “sokağa çıkma yasağı” getirdi.
Takas, Cezayir’in bağımsızlığının ardından resmi kanuna dahil edilen ve yetkililerce izin verilen ticari bir gelenek olarak ön plana çıkıyor. Ancak son zamanlarda askıya alındı. Bunun sebebi sınır bölgesinde “toplumsal güvenliği” tehdit eden karışıklıkların patlak vermesiydi.

Afrika Sahel Bölgesi
Sahel bölgesinin etrafında, Cezayirliler ve Afrikalılar, Kıta ülkelerine yayılan “Tuareg” kabilelerinin değerlerine ve adetlerine dayanan özel bir ticaret yapıyorlar.
Kağıt veya madeni paranın kullanılmadığı ticari takaslar, Cezayir’in güneyinde en az dört eyalette onlarca yıl ekonominin bel kemiğini oluşturuyor.
Sahel Bölgesi uzun zaman önce tüccarların Sahra Çölü’nün kuzey ve güney şehirleri arasında geçiş yapmaları için doğal bir coğrafyaydı. Ticari kafilelerin içerisinde Sahra şehirlerindeki pazarlarda ve kuzey ile güney kıyılarında takas etmek üzere altın, gümüş, deri, tuz ve tütün gibi çeşitli değerli ürünler ile yüklü yüzlerce deve bulunuyordu.
Cezayir bağımsız olduktan sonra yeni kurulan devlet, ülkenin en güneyinde yaşayan, aralarında kan ve özel bağları olan ve karşılıklı sosyal, ekonomik ve kültürel olaylar ve etkilerle dolu bir tarihe sahip toplulukların yerel kabile baskısına yanıt olarak takasa tabi olan ve gümrük vergilerinden muaf olan eşyalara ilişkin listeleri dahil etti. Cezayir’i Mali ve Nijer ülkeleri ile birbirine bağlayan güney sınırlarına yapılan ticaret geçişini yasallaştırmaya başladı.

Takas bir yaşam tarz
Mallar, Tamanrasset kentinin (başkentin bin 900 km güneyinde) sokakları ve caddeleri üzerinden seyyar satıcılardan veya bazı yerel ticari pazarlardan tedarik edilebiliyor. Yasa uyarınca Afrika meyveleri yalnızca dört eyalette satılabiliyor. Bu yüzden örneğin Benin’den gelen mango meyveleri, kuzeydeki Gardaya kentinde satılan fiyattan çok büyük bir farka Tamanrasset pazarlarında satılıyor.
Cezayirli yetkililer, malların ve ürünlerin takas ticareti kapsamında Cezayir’i Nijer ile bağlayan Tamanrasset’in doğusundaki Ayn Kazam’daki sınır kapısından geçirilmesine izin veriyor.
Cezayir, birkaç yıl önce güney komşusunun kuzeyindeki güvenlik durumları yüzünden Mali’ye bakan Timiaouine’deki ikinci geçit üzerinden yapılan ticari trafiği kapatmıştı.
Sivil Aktivist Musa Venikla takas ticaretini “yaşam tarzı ve ülkenin en güneyindeki gençler için herhangi bir alternatif olmadığı için tek ekonomi kaynağı” olarak nitelendiriyor.
Şarku’l Avsat’ın Independent Arabia’dan aktardığı haberde açıklamalar yapan Vanikle şu ifadeleri kullandı:
“Herkes bu bölgedeki Sahra insanlarının ticarete meyilli olduğunu biliyor. Ancak Tuareg kabilelerinin kültüründen miras kalan takas yöntemi eskisi gibi değil. Koronavirüs (Kovid-19) birkaç ay önce tek geçişin de kapanmasına sebep olarak takas ticaretinin son kalesini yıktı. Aynı zamanda Ayn Kazam geçidinin yakınında bir kara limanı kurma projesi de dondurulma ve belki de iptal edilme tehlikesiyle karşı karşıya.”
Venikla, Tin Zaoutine adlı sınır kasabasının, Mali’yle arasındaki son huzursuzluklar ile resmi ticaret (takas) hareketinin durdurulması arasındaki doğrudan bağlantıya dikkat çekti. “Resmi ticari geçitlerin kapatılması insanları yasal olmayan faaliyetlere itiyor. Bu gerçek çünkü burada Afrika ülkeleriyle yapılan ticaret ve takas dışında başka bir geçim kaynağı yok” dedi.
Takas ticareti, sınır gümrük otoritesi altında resmi ve kanuni bir kontrole tabi tutuluyor. İnsanlar mevsimlik mango ve ananas gibi Afrika meyveleriyle ticaret yapıyordu ancak takas yapılmasına izin verilen ürünlerin listesi sınır kentlerdeki tüccarların öfkelenmesine yol açıyor. Bu da listenin gözden geçirilmesine yönelik talepte bulunanların seslerinin yükselmesine neden oluyor. Sivil aktivist Vanikle konuya dair şunları söyledi:
“Bölgenin önde gelenleri, ürün listesini genişletme ve sınır ticaret merkezlerini iki katına çıkarmaya ve buna ek olarak göçebe ve bedevi kesimin durumunun incelenmesine yönelik talebini yineledi. Bu kesim, kırmızı et başta olmak üzere takas ticaretine dahil edilmesini istediği su ve samanın mevcudiyetine göre Cezayir ve Sahel ülkeleri arasında seyahat ediyor.”

Takasın kendine çektiği ticari örgütler
Ticari takas yöntemi Berberi Tuareglerin geleneğine yakın olsa da bugün Cezayir’in “Afrika derinliği” ile ilişkisinde yeni bir dönemin başladığını ilan eden ülkedeki genel bir sloganın parçası olarak ticari ve ekonomik organizasyonları kendine çekiyor.
Örneğin Batı Afrika’daki Cezayir Ekonomik Operatör ve İşadamları Gözlemevi takas ticaretini yasallaştıran mevzuatın ve bu mevzuatın Adrar, Tinduf, Tamanrasset ve İlizi olmak üzere ilgili dört şehirde ticari ve ekonomik verilere adapte edilmesinin kapsamlı bir şekilde gözden geçirilmesi talebinde bulunuyor.
Şu anda ticaretinin yapılmasına izin verilen ürünlerin listesi ağırlıklı olarak hamur, meyveler, sebzeler, demirci aletleri, Naftal Benzin Dağıtım Şirketi’nin ürünleri, bazı yapı malzemeleri, yerel tütün ve elektromanyetik ürünler olarak ön plana çıkıyor.

Eski kanuni bir ilke
Cezayir 1968 yılında takas kanunu uygulamaya başladı. Hükümet 1994 ve 1999 yıllarında üzerinde bazı değişiklikler yaptı. Bunun ardından geçen yıl, özellikle Moritanya ile kara ve ticari geçidin açılmasından sonra Afrika pazarı tarafından kendine çekilen büyük üreticileri kapsaması ümidi ile takas mesleğini düzenleyen yasada değişiklikler yapılmasına yönelik tartışmalar başladı.
Ekonomi çevreleri, takasları dörtten fazla şehri kapsayacak şekilde genişletilmesi veya bu kanuna tabi tutulan ürünlerin dışarıda pazarlanmasına izin verilmesi için baskı yapıyor. Zira kanuna göre takas ticareti çerçevesinde ithal edilen malların ilgili eyaletlerin dışına nakledilmesine izin verilmiyor. Söz konusu kanun günümüzde halen yürürlükte bulunuyor.
Cezayir Ticaret Bakanlığı tarafından 2019 yılının ocak ayında yayınlanan bir açıklamaya göre yasa üzerinde onaylanması beklenen değişiklikler arasında takasta kullanılan Cezayir mallarının endüstriyel ürünleri de kapsayacak şekilde genişletilmesinin yanı sıra Moritanya’nın takas yapılmasına izin verilen ülkeler listesine dahil edilmesi de yer alıyor.
Cezayir’deki Tüccar ve Esnaflar Derneği’nin yerel bir üyesi olan İsmail Beşari, Independent Arabia’ya verdiği demeçte derneğin önceden “Ticaret Bakanlığı tarafından komşu ülkelerle yapılan karşılıklı ticareti kolaylaştırmak için takas ticaretini yasallaştırmaya yönelik bir projenin kabulü karşısında duyduğu memnuniyeti” dile getirdiğine dikkat çekti. Beşari, ekonomik çevreler ve yerli üreticilere Afrika pazarının gereksinimlerini tanımaları ve Cezayir ile Nuakşot’u birbirine bağlayan kara yolundan istifade etmeye hazırlanmaları için çağrıda bulunmuştu. Ancak söz konusu proje, geçen yıl Buteflika rejiminin çöküşü ve ardından bu yılın başlarında da koronavirüs (Kovid-19) salgınının yayılmasından dolayı ertelendi.
Kanuni değişiklik ile kapsamın artırılabileceğini belirten Beşari sözlerini şöyle sürdürdü:
“Takas ticareti sadece Ticaret Bakanlığı’na bağlı değildir. Bu konuya Savunma, İçişleri, Dışişleri, Maliye, Cezayir Gümrükleri, Tarım, Kırsal Kalkınma ve Balıkçılık, El Sanatları ve Kültür bakanlıkları da katılıyor.”



Washington, Suriye güçlerini Halep ve Tabka arasında "herhangi bir saldırı eylemini" durdurmaya çağırdı

Suriye ordusu dün Halep'in doğusundaki kırsal kesimde bulunan Meskene'ye girdi (AFP)
Suriye ordusu dün Halep'in doğusundaki kırsal kesimde bulunan Meskene'ye girdi (AFP)
TT

Washington, Suriye güçlerini Halep ve Tabka arasında "herhangi bir saldırı eylemini" durdurmaya çağırdı

Suriye ordusu dün Halep'in doğusundaki kırsal kesimde bulunan Meskene'ye girdi (AFP)
Suriye ordusu dün Halep'in doğusundaki kırsal kesimde bulunan Meskene'ye girdi (AFP)

ABD Merkez Komutanlığı (CENTCOM) komutanı Amiral Brad Cooper, Suriye hükümet güçlerini ülkenin kuzeyindeki Halep ve Tabka şehirleri arasındaki bölgede "herhangi bir saldırı eylemini" durdurmaya çağırdı ve Kürt güçleriyle aralarındaki "gerginliğin artmasını önleme" çabalarını memnuniyetle karşıladı.

Cooper, "Suriye hükümet güçlerini Halep ve Tabka arasında bulunan bölgelerdeki her türlü saldırı operasyonunu durdurmaya çağırıyoruz" diyerek, "Suriye'deki tüm tarafların gerginliğin artmasını önlemek ve diyalog yoluyla bir çözüm aramak için sürdürdüğü çabaları memnuniyetle karşılıyoruz" ifadelerini kullandı.


Uluslararası toplum Lübnan'da sadece ateşkes değil, silahsızlanma da istiyor

Beyrut'taki Refik Hariri Uluslararası Havalimanı yolunda Lübnan ordusunu destekleyen afişler (Arşiv – AP)
Beyrut'taki Refik Hariri Uluslararası Havalimanı yolunda Lübnan ordusunu destekleyen afişler (Arşiv – AP)
TT

Uluslararası toplum Lübnan'da sadece ateşkes değil, silahsızlanma da istiyor

Beyrut'taki Refik Hariri Uluslararası Havalimanı yolunda Lübnan ordusunu destekleyen afişler (Arşiv – AP)
Beyrut'taki Refik Hariri Uluslararası Havalimanı yolunda Lübnan ordusunu destekleyen afişler (Arşiv – AP)

Son günlerde, Lübnan resmî makamlarının 2006’da kabul edilen ve 2024’te güncellenen 1701 sayılı Birleşmiş Milletler (BM) Güvenlik Konseyi kararının uygulanmasına bağlılık vurgusu ile, yalnızca ateşkesin kalıcı hale getirilmesini değil, silahların bırakılmasını ve gücün devlet elinde toplanmasını açıkça dile getirmeye başlayan uluslararası aktörlerin yaklaşımı arasındaki çelişki giderek belirginleşiyor. Bu yeni yaklaşım, Lübnan devletini son derece hassas bir siyasi ve güvenlik sınavıyla karşı karşıya bırakıyor.

İsrail’in artan askeri faaliyetleri ve Litani Nehri’nin güneyi ile kuzeyine yönelik hava saldırılarının sürmesi eşliğinde, Lübnan devleti 1701 sayılı kararın tüm hükümlerine bağlılığını ortaya koymaya çalışıyor. Resmî açıklamalarda, Lübnan ordusunun Mavi Hat boyunca görevlerini yerine getirdiği ve Birleşmiş Milletler Lübnan Geçici Görev Gücü (UNIFIL) ile iş birliği içinde sükûneti sağlamaya çalıştığı vurgulanıyor.

Lübnan Cumhurbaşkanı Joseph Avn da Lübnan’ın ‘ateşkese bağlı olduğunu ve uluslararası yükümlülüklerine saygı gösterdiğini’ yineleyerek, 2006’dan bu yana geçerli olan çerçevenin korunması yönündeki iradeye işaret etti.

Ancak Lübnan’ın bu yaklaşımı Batılı başkentleri artık ikna etmiyor. Son dönemde ABD ve Avrupa’dan gelen açıklamalar, ‘uluslararası toplumun istikrarı yönetme aşamasından, değişimi dayatma aşamasına geçtiğini’ açık biçimde ortaya koyuyor. Özellikle Lübnan ordusunun güneyde sahadaki planını uygulamaya başlamasının ardından, silahların devlet otoritesi altında toplanması gerekliliği yönündeki söylem daha da güç kazanmış durumda.

Uluslararası silahsızlanma takvimi

Eski milletvekili Faris Said, Şarku’l Avsat’a yaptığı açıklamada, uluslararası toplumun Lübnan’daki tüm yasadışı silahların tasfiyesi, özellikle de Hizbullah’ın silahları için bir takvim belirlediğinin artık netleştiğini, bunun yalnızca Litani Nehri güneyindeki silahları kapsayan 1701 sayılı karar ile sınırlı olmadığını söyledi.

Said, “Lübnan yetkilileri bu takvimden haberdar, ancak kamuoyuna açıklanmadı. Yetkililerin bu konuda ciddi adımlar atması gerekiyor, çünkü gecikme ülkeyi büyük siyasi ve güvenlik risklerine maruz bırakır” ifadelerini kullandı.

Said’e göre mevcut aşama, uluslararası yaklaşımda bir değişimi gösteriyor: “Artık odak sadece güneydeki durumu düzenleyen 1701 sayılı kararın uygulanmasında değil. Zira şimdi tüm milislerin silahsızlandırılması yönünde açık talepler öne çıkıyor” (yani 1559 sayılı karar). Said bu değişimi, ‘Lübnan siyasetinde silahın egemenliğine son verme iradesi’ olarak nitelendirdi.

Said ayrıca, “Lübnan’da Hizbullah tarafından yapılan sözlü tırmanış, gerçek durumla uyumlu değil. Hizbullah medyada tonunu yükseltiyor, ancak geniş çaplı bir askeri çatışmaya girişecek kapasitesi yok” değerlendirmesinde bulundu. Said, Hizbullah içinde iki eğilim olduğunu belirterek, birinin İran-ABD müzakerelerini beklediğini, diğerinin ise Hizbullah’ı çıkmazdan kurtaracak bir Arap çözümü arayışında olduğunu bildirdi.

 Hizbullah tarafından Lübnan'ın güneyindeki Kaleviyeh köyüne yerleştirilen bir füze maketi… Duvarda “Silahlarımızı bırakmayacağız” yazıyor. (EPA)Hizbullah tarafından Lübnan'ın güneyindeki Kaleviyeh köyüne yerleştirilen bir füze maketi… Duvarda “Silahlarımızı bırakmayacağız” yazıyor. (EPA)

1701 sayılı BM Güvenlik Konseyi kararının uygulanmasının geçmiş yıllarda Hizbullah’ın silahları ve siyasi sisteme derinlemesine nüfuzu nedeniyle aksadığını belirten Said, Hizbullah’ın seçim yasası ve mezhep ötesi ittifakları aracılığıyla kendisine bir siyasi güvenlik ağı oluşturduğunu söyledi.

Said sözlerini şöyle noktaladı: “Artık Lübnan devletinin zaman kaybetme lüksü yok. Devlet, BM gözetiminde tek bir masada oturup bekleyen meseleleri çözmeli ve müzakerelere parti mantığıyla değil, devlet mantığıyla başlamalı. Zamanla yarış içindeyiz; eğer bu yılı da aşarsak ve silah konusunda siyasi çözümler bulamazsak, tüm Lübnan’ın yeniden şiddet sarmalına gireceği düşüncesi gerçek olabilir.”

1701 sayılı karar artık uygulanabilir değil

Lübnan devleti, uluslararası meşruiyet politikasını savunmak zorunda kalırken, ülkedeki en etkili güçlerden Hizbullah, kararı kabul eden devletlerin yorumladığı şekliyle 1701 sayılı kararın sınırlarını tanımıyor.

Hukuk profesörü Dr. Ali Murad, “Lübnan, savaşın ve ateşkes anlaşmasının ortaya çıkardığı güç dengeleri ışığında son derece zor bir gerçeklikle karşı karşıya” dedi. Murad, İsrail’in, Lübnan hükümetinin son olarak silahları devletin elinde toplama çabalarına rağmen, ‘adım adım’ dengesini aştığını belirtti.

Murad, güç dengelerinin bugün her zamankinden daha fazla İsrail lehine döndüğünü, özellikle Suriye rejiminin çöküşü ve Hizbullah’ın yanıt verememesi sonrası, herkesin durumu objektif şekilde değerlendirmesi gerektiğini vurguladı. Murad, “2006’da kabul edilen 1701 sayılı karar, o dönemdeki koşullar değiştiği için artık uygulanabilir değil” ifadesini kullandı.

Mevcut durumun çok daha zor olduğunu belirten Murad, Hizbullah’ın o dönemde silahlarını karar gereği teslim etmemesinin, sonraki uygulamaları daha karmaşık hale getirdiğini söyledi. Murad, savaş sonrası kabul edilen yorum çerçevesinde ateşkesin artık uygulanabilir olmadığını, durumun daha karmaşık ve zor hale geldiğini vurguladı.

Murad, Lübnan devletinin dolaylı müzakere fikrini kabul etmesinin, ulusal çıkarı koruma sorumluluğunu beraberinde getirdiğini belirterek, bunun; saldırıların durdurulması, İsrail’in çekilmesi, tutukluların geri dönmesi ve yeniden imar sürecinin başlatılması gibi açık hedefleri kapsaması gerektiğini ifade etti. Murad, “Bu hedeflerin hiçbiri Hizbullah’ın silahlarıyla artık gerçekleştirilemez” dedi.

Murad sözlerini şu ifadelerle bitirdi: “2006 versiyonu artık geçerli değil, mevcut ateşkes versiyonu ise gerçeklik tarafından aşılmış durumda. Lübnan devleti ve Hizbullah, durumu olduğu gibi değerlendirmeli, inkâr veya kaçma yoluna başvurmamalı.”


İsrail: Hamas'ı iki ay içinde silahsızlandırın... yoksa savaşla karşı karşıya kalırsınız

Gazze'deki Hamas savaşçıları (Arşiv- Reuters)
Gazze'deki Hamas savaşçıları (Arşiv- Reuters)
TT

İsrail: Hamas'ı iki ay içinde silahsızlandırın... yoksa savaşla karşı karşıya kalırsınız

Gazze'deki Hamas savaşçıları (Arşiv- Reuters)
Gazze'deki Hamas savaşçıları (Arşiv- Reuters)

İsrail, Gazze Şeridi'ndeki Filistinli gruplara silahsızlanmaları için iki aylık bir ültimatom verdi ve bunu uygulamak için yeniden askeri müdahale tehdidinde bulunarak, savaşı yeniden alevlendirebileceğini belirtti.

İsrail kaynakları, Tel Aviv'in bu ültimatomu ABD ile tam bir mutabakat içinde verdiğini ve silahsızlanma sürecinin niteliğini ve kriterlerini İsrail'in belirleyeceğini ifade etti.

İsrail medya kuruluşu Kanal 12'ye göre ordu şimdiden bir askeri operasyon senaryosuna hazırlanıyor ve ABD Başkanı Donald Trump, "Onlar (Hamas) bunu kolay yoldan da zor yoldan da yapabilirler" diyerek İsrail'in pozisyonunu güçlendirdi.

13 Ocak 2026'da Gazze Şehri sahilinde yerinden edilmiş Filistinliler için kurulan bir kamp (AP)13 Ocak 2026'da Gazze Şehri sahilinde yerinden edilmiş Filistinliler için kurulan bir kamp (AP)

Kanal haberinde, “Barış Konseyi ve teknokrat yönetim kurulduğu andan itibaren Hamas'a silahsızlanması için iki ay süre verilecek. Eğer bunu gönüllü olarak yapmazsa, İsrail ordusu müdahale edecek” ifadelerini kullandı.

İsrail'de bu tehditkar tavrın, ABD Başkanı Donald Trump ile İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu arasında tam bir anlaşmanın sonucu olduğu iddiası var.

İsrailli bir güvenlik kaynağı, Hamas'ın belirtilen süre içinde silahsızlandırılmaması durumunda "İsrail ordusunun şimdiden planlar hazırladığını" belirtti.

İsrail güvenlik teşkilatının değerlendirmesine göre Hamas hâlâ sahada faaliyet gösteriyor, zaman onların lehine işliyor ve hareket çatışmalar sırasında ağır hasar görmüş olsa da çöküşten çok uzak.

Güvenlik değerlendirmelerine göre, “örgüt hâlâ Gazze’nin bazı bölgelerinde otorite ve askeri kontrolü sürdürüyor, sahada faaliyet gösteriyor ve özellikle hâlâ etkin kontrolü altında bulunan bölgelerde silahlanmaya ve büyümeye devam ediyor… Ortaya çıkan geçiş dönemi (Hamas'a) hizmet ediyor ve yeteneklerini yeniden inşa etmesine, yeraltı altyapısını harekete geçirmesine ve bir savaş gücünü yeniden kurmasına olanak tanıyor.”

 Gazze'yi yönetmekle görevlendirilen teknokrat komite dün Kahire'de toplandı (Reuters)Gazze'yi yönetmekle görevlendirilen teknokrat komite dün Kahire'de toplandı (Reuters)

İsrail'deki bilgili kaynaklar, bu durum ışığında "mevcut aşamayı uzatmanın bir seçenek olmadığını" belirterek, "belirli ve sınırlı bir zaman çizelgesi belirlendiğini ve bu çizelgenin sonunda kesin bir karar verileceğini" vurguladı.

Siyasi ve güvenlik kaynakları, bu kararın ABD ile tam koordinasyon içinde alındığını ve Washington ile Tel Aviv arasında doğrudan varılan anlaşmaların bir parçası olduğunu doğruladı. Şarku’l Avsat’ın aldığı bilgiye göre bu anlaşmalar, Hamas'ın silahsızlandırılmasının sadece belirtilen bir hedef değil, Gazze Şeridi'ndeki herhangi bir ilerleme için bağlayıcı bir koşul olduğu konusunda da mutabakatı içeriyor.

Kaynaklar, İsrail'in "silahsızlanma" tanımının, kriterlerinin, nasıl doğrulanacağının ve ne zaman gerçek ve tamamlanmış sayılacağının tam kontrolüne sahip olacağını ifade etti.

İsrail kaynakları, kısmi bir dağılmanın veya sembolik bir adımın kabul edilmeyeceğini ve Hamas askeri yeteneklere sahip olduğu sürece "sarı hat’tan" geri adım atılmayacağını vurguladı.

İsrail, Hamas silahsızlandırılana kadar Gazze'de kurulan teknokrat hükümetle iş birliğinin sınırlı ve temkinli olmasına karar verdi.

Kaynaklar, İsrail'in teknokrat hükümetin bileşimini ve üyelerinin isimlerini incelediğini belirtti.

Tel Aviv'de hakim olan varsayım, Hamas'ın kendi isteğiyle silahsızlanmayacağı yönünde ve ültimatom, (askeri olarak) harekete geçmeden önce net bir zaman çerçevesi belirlemeyi de amaçlıyor.

 Gazze'nin güneyindeki Refah'ta, Hamas'ın silahlı kanadı olan Kassam Tugayları mensupları (Arşiv- Reuters)Gazze'nin güneyindeki Refah'ta, Hamas'ın silahlı kanadı olan Kassam Tugayları mensupları (Arşiv- Reuters)

İsrail'in uyarısı, yıkıcı bir savaştan iki yıl sonra geldi ve İsrail'in Hamas karşısında başka ne yapacağı bilinmiyor.

İsrail, Gazze Şeridi'ndeki her türlü silahı ortadan kaldırmak ve tüm tünelleri yok etmek istiyor.

Hamas, Gazze Şeridi'nde iktidarı teknokrat bir hükümete devredeceğini açıkladı, ancak silahsızlanacağına dair bir açıklama yapmadı.

ABD yetkilileri, Axios'a daha önceki bir raporda, Hamas'ın gizli iletişimlerde, Gazze anlaşmasının ikinci aşamasının başlangıcıyla eş zamanlı olarak ABD'nin silahsızlanma planını kabul etmeye istekli olduğunu ifade ettiğini söylemişti.

Rapora göre, Trump'ın Hamas'ı silahsızlandırma planı, tüneller ve silah fabrikaları gibi askeri altyapının imha edilmesi, füzeler ile ağır silahların İsrail'e karşı kullanılmasını engelleyecek depolama alanlarına yerleştirilmesiyle başlayarak, aşamalı olarak uygulanmasını öngörüyor.

Aynı aşamada, Gazze Şeridi'nde teknokrat bir hükümete bağlı, güvenlik ve düzeni sağlamaktan sorumlu ve Şerit içinde silah bulundurma yetkisine sahip tek kurum olacak bir polis gücü oluşturmak için çalışmalar sürüyor.

İnternet sitesi, bir ABD yetkilisinin Hamas'ın silahsızlanma konusunda "olumlu sinyaller" gönderdiğini söylediğini aktarırken, ateşkesin başarısının ve kalıcı bir barışa dönüşmesinin, hareketin silahlarını bırakmasına ve İsrail güçlerinin Gazze'den çekilmesine bağlı olduğunu vurguladı.

Amerika Birleşik Devletleri ve İsrail, kişisel silahlarını teslim etmeye ve askeri faaliyetlerden vazgeçmeye istekli Hamas üyelerine özel af çıkarma olasılığını değerlendiriyor.