Güney Avrupa ülkeleri kurtarma fonu için bir araya geliyor

İtalya Başbakanı Giuseppe Conte (EPA)
İtalya Başbakanı Giuseppe Conte (EPA)
TT

Güney Avrupa ülkeleri kurtarma fonu için bir araya geliyor

İtalya Başbakanı Giuseppe Conte (EPA)
İtalya Başbakanı Giuseppe Conte (EPA)

İtalya Başbakanı Giuseppe Conte, Portekizli meslektaşı Antonio Costa ve İspanya Başbakanı Pedro Sanchez ile görüşmek üzere Kovid-19 krizinin başlangıcından bu yana ilk kez  yurt dışı bir ziyaret gerçekleştirdi. Görüşmeler, Kuzey Avrupa ülkeleri tarafından toplam değeri, kredi ve yardımlara erişim şartları konusunda hala güçlü itirazlarla karşı karşıya olan kurtarma fonunu tartışmak üzere düzenlenecek Avrupa Birliği (AB) zirvesine hazırlık için Güney Avrupa ülkelerinin dayanışmasını güçlendirme amacıyla gerçekleşecek.
Avrupa, düne kadar 2 milyon 750 bin 206 vaka ve 199 bin 942 ölüm kaydetti. 
Conte’nin, Roma'ya döndükten sonra gelecek hafta Perşembe günü Almanya başkanlığında yapılacak ilk zirveye hazırlanmak üzere Lahey, Berlin ve Paris'e bir görüşme turu daha yapması bekleniyor.
Conte'nin görüşmelere başlaması, İtalya'nın hükümet içindeki ve dışındaki siyasi farklılıkların ateşleyen ve sosyal durumu benzeri görülmemiş bir tıkanıklığa iten ekonomik duruma yol açan sağlık krizi nedeniyle biriken ve şiddetlenen sorunlarının derinliğini fark etmeye başlamasıyla gerçekleşti.
İtalyan Hazinesi tarihi bir açık ile çökmeye başlarken kriz nedeniyle en az iki milyon işsiz hala hükümet tarafından vaat edilen yardımı bekliyor. Kapılarını kapatan on binlerce kurum ise söz verilen yardımlar bu ayın sonuna kadar ulaşmazsa iflasını ilan edeceğini duyurdu. Bu nedenle İtalya, gelecek Avrupa zirvesinde veya bu ayın sonundan önce düzenlenecek olan salgından en çok etkilenen ülkelerin kredi almasına gelecek ayın başında izin verecek zirvede kurtarma fonu konusunda nihai bir anlaşmaya varmak için acele ediyor.
Başbakan Conte, İtalya, İspanya, Portekiz ve Yunanistan'ı içeren ve Fransa ve Almanya'nın desteklediği Güney Avrupa ülkelerini güçlendirme konusundaki siyasi girişiminin yanı sıra, kamu sektöründe projeleri uygulamak için anlaşmaları hızlandırmak, şeffaflığı ve gözetimi artırmak için İtalyan hükümeti tarafından yakın zamanda onaylanan bir reform belgesine sahip. Conte bu belgenin, yavaşlığı ve bürokratik komplikasyonları ile tanımlanan İtalyan yönetimi tarihinde bir devrim olacağını söylemişti. 
Conte, hala koşullarında ısrar eden Avrupalı ​​ortaklara yönelik açıklamalar hakkında şu ifadeleri kullandı:
“Konunun sadece bizim sıkıntılarımız konusunda bir dayanışma için değil, ortak Avrupa pazarını kurtarmak ve çıkarlarımızı korumak için tek yol olduğunu anlamalıdırlar. Almanya Başbakanı Merkel'in anladığı şey bu ve eminim başkaları da bunu anlayacak.”
Ancak Kuzey Avrupa ülkeleri, Conte'nin siyasi geleceğinin Avrupa kurtarma fonu zirvesindeki müzakerelerin sonucuna bağlı olduğunu biliyor. Bu nedenle, İtalya ve müttefiklerini şartlarını kabul etmeye zorlamak için baskılarını arttırmalarından endişe ediliyor. İtalya, kurtarma fonundan yardım ve krediler konusunda 170 milyar avro almayı beklerken, İspanya'nın 750 milyar avro olduğu tahmin edilen paketten 140 milyar avro alması bekliyor.
Conte'nin siyasi turu, Portekiz’i ziyaret eden ve Portekiz Başbakanı Antonio Costa ile görüşlerinin iyi geçtiğini belirterek ikinci turda kurtarma fonu konusunda ikna etmek için Lahey'e ve ardından Stockholm'a gideceğini duyuran İspanyol mevkidaşı Pedro Sanchez ile işbirliği içinde ve aynı zamanda başladı. 
Sanchez ve Costa, Lizbon'daki ilk görüşmelerinde yaptıkları açıklamada, Portekiz ve İspanya'nın, geçen ayın ortalarında Avrupa Parlamentosu tarafından büyük bir çoğunluk tarafından onaylanan kurtarma fonuna ilişkin Avrupa Komisyonu önerisinde yer alanlar dışında hiçbir şekilde yeni koşulları kabul etmeyeceklerini, bunun yerine kredi ve yardım miktarında artış çağrısında bulunacaklarını duyurmuşlardı. Costa açıklamasında, "Komisyonun teklifi akıllı, adil ve dengeli. Fonun büyüklüğü 750 milyar avrodan az olmamalı" ifadesini kullanmıştı.
İtalyan siyasi çevreleri, Avrupa Birliği’ndeki güney ülkeleri ile kuzey ülkeleri arasındaki bu yeni savaşın sonucunun, Güney Avrupa ülkelerinin borçlu çıktığı ve çeşitli koşullar dayatıldığı 2011’deki mali krizden farklı olmasını bekliyor. Söz konusu siyasi çevrelerin bu yöndeki iyimserlikleri, bu kez güney ülkelerinin Berlin ve Paris'ten güçlü destek almalarından ve başarısızlığın maliyetinin tüm Avrupa projesi için felaket olacağından emin olmasından kaynaklanıyor.



Trump'ın gümrük vergilerinin iptal edilmesinin ardından finansal kaos korkusu

Trump, 20 Şubat'ta Beyaz Saray'da Ticaret Bakanı Howard Lutnick ile düzenlediği basın toplantısında (DPA)
Trump, 20 Şubat'ta Beyaz Saray'da Ticaret Bakanı Howard Lutnick ile düzenlediği basın toplantısında (DPA)
TT

Trump'ın gümrük vergilerinin iptal edilmesinin ardından finansal kaos korkusu

Trump, 20 Şubat'ta Beyaz Saray'da Ticaret Bakanı Howard Lutnick ile düzenlediği basın toplantısında (DPA)
Trump, 20 Şubat'ta Beyaz Saray'da Ticaret Bakanı Howard Lutnick ile düzenlediği basın toplantısında (DPA)

Başkan Donald Trump'ın ithalata yeni gümrük vergileri uygulama sözü vermesinin ardından finansal ve ekonomik çalkantı korkuları arasında, Amerika'nın dünya genelindeki ticaret ortakları yeni belirsizlikleri değerlendirmeye başladı.

Yüksek Mahkeme'nin ikinci döneminin başında uygulamaya koyduğu kapsamlı gümrük vergileri paketini iptal etmesinden saatler sonra Trump, farklı bir yasa kapsamında salı gününden itibaren 150 gün süreyle tüm ülkelerden yapılan ithalata yeni gümrük vergileri uygulayacağını söyledi. Başlangıçta yüzde 10 olarak belirlediği oranı, "derhal geçerli olmak üzere" yüzde 15'e çıkardı.

Trump, sosyal medya platformu Truth Social'da yaptığı açıklamada, mahkemenin "son derece Amerikan karşıtı" kararının ardından ithalat tarifelerini "tamamen izin verilen seviyeye" çıkarmaya karar verdiğini söyledi.

Bu karar, ekonomistlerin daha fazla önlem alınabileceği ve bunun da finansal kaosa yol açabileceği konusunda uyarıda bulunmasına neden oldu.


Washington’ın sembolik bir uranyum zenginleştirme seviyesi ile hızlı bir saldırı arasında denge kurma çabası

İran’ın Natanz adlı uranyum zenginleştirme tesisinde gaz enjeksiyon işlemi yapan altıncı nesil santrifüjler (IR-6), Kasım 2019 (Arşiv - İran Atom Enerjisi Kurumu)
İran’ın Natanz adlı uranyum zenginleştirme tesisinde gaz enjeksiyon işlemi yapan altıncı nesil santrifüjler (IR-6), Kasım 2019 (Arşiv - İran Atom Enerjisi Kurumu)
TT

Washington’ın sembolik bir uranyum zenginleştirme seviyesi ile hızlı bir saldırı arasında denge kurma çabası

İran’ın Natanz adlı uranyum zenginleştirme tesisinde gaz enjeksiyon işlemi yapan altıncı nesil santrifüjler (IR-6), Kasım 2019 (Arşiv - İran Atom Enerjisi Kurumu)
İran’ın Natanz adlı uranyum zenginleştirme tesisinde gaz enjeksiyon işlemi yapan altıncı nesil santrifüjler (IR-6), Kasım 2019 (Arşiv - İran Atom Enerjisi Kurumu)

ABD merkezli haber sitesi Axios, ABD'li yetkililere dayandırdığı bir haberde, Başkan Donald Trump yönetiminin İran ile başa çıkmak için birkaç seçenek üzerinde düşündüğünü, bunların arasında İran'ın kendi topraklarında ancak bunun nükleer silah edinmeye giden bir yol olmadığını kanıtlayan ayrıntılı teknik önlemleri içermesi şartıyla, sınırlı ve sembolik şekilde uranyum zenginleştirme yapmasına izin verecek bir formülün kabul edilmesinin de bulunduğunu aktardı.

Axios, Trump'ın çeşitli askeri seçenekleri de değerlendirdiğini, ancak ara seçim yılındaki ABD ekonomisi üzerindeki etkisinden korktuğu için uzun soluklu bir savaş yerine Venezuela'da olduğu gibi hızlı saldırıları tercih ettiğini ekledi. Axios’a göre bazıları Trump’a hava saldırıları ile tek başına bunu başarmanın zorluğu nedeniyle, Tahran'da rejim değişikliği fikrinden vazgeçmesini tavsiye etti.

Öte yandan Trump, dünya önünde zayıf görünmemek için, askeri harekat ya da anlaşma yoluyla İran'a karşı bir zafer elde etmeden geri adım atmaktan korkuyor. Reuters, Beyaz Saray'dan üst düzey bir yetkilinin, Trump'ın agresif söylemlerine rağmen, Washington'da İran'a yönelik bir sonraki adım konusunda hala bir fikir birliği bulunmadığını, Trump'ın ise Tahran'ın yeni bir anlaşma taslağı şeklinde hazırladığı öneriyi beklediğini söylediğini aktardı.

Diğer taraftan İran Cumhurbaşkanı Mesud Pezeşkiyan dün yaptığı açıklamada, ülkesinin dünya güçlerinin baskısına ‘boyun eğmeyeceğini’ söyledi. Başka bir gelişmede ise Tahran üniversitelerinde Erbain Yas Törenleri ile eş zamanlı olarak protestolar yeniden başladı.

 


Pezeşkiyan: İran, küresel güçlerin baskısına boyun eğmeyecek

İran Cumhurbaşkanı Mesud Pezeşkiyan, (Reuters)
İran Cumhurbaşkanı Mesud Pezeşkiyan, (Reuters)
TT

Pezeşkiyan: İran, küresel güçlerin baskısına boyun eğmeyecek

İran Cumhurbaşkanı Mesud Pezeşkiyan, (Reuters)
İran Cumhurbaşkanı Mesud Pezeşkiyan, (Reuters)

İran Cumhurbaşkanı Mesud Pezeşkiyan bugün yaptığı açıklamada, ülkesinin ABD ile nükleer görüşmeler sürerken dünya güçlerinin baskısına "boyun eğmeyeceğini" söyledi.

Reuters'ın haberine göre Pezeşkiyan televizyonda yayınlanan konuşmasında, "Dünya güçleri bizi boyun eğmeye zorlamak için sıraya giriyor... ama bize yarattıkları tüm sorunlara rağmen başımızı eğmeyeceğiz" ifadelerini kullandı.

ABD Başkanı Donald Trump perşembe günü, İran'a iki taraf arasındaki devam eden müzakerelerde "anlamlı bir anlaşmaya" varması için 15 günlük bir ültimatom verdi, aksi takdirde "kötü sonuçlarla" karşılaşacakları uyarısında bulundu. Tahran ise uranyum zenginleştirme hakkını yineledi.

ABD'nin bölgedeki askeri yığılması devam ederken, İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu, ABD müttefiki olan ülkesinin Tahran'ın herhangi bir saldırısına güçlü bir şekilde karşılık vereceği konusunda uyardı.

ABD ve İran, Umman'ın arabuluculuğuyla 6 Şubat'ta dolaylı görüşmelere yeniden başladı. Salı günü Cenevre'de ikinci tur görüşmeleri gerçekleştirdikten sonra müzakerelere devam etme niyetlerini açıkladılar.

İran çarşamba günü bu müzakereleri ilerletmek için bir taslak çerçeve hazırladığını açıklarken, ABD, Tahran'a saldırmak için "birden fazla neden" olduğunu belirterek uyarı tonunu korudu.

Trump, “Yıllar içinde İran'la uygulanabilir bir anlaşmaya varmanın kolay olmadığı kanıtlandı. Uygulanabilir bir anlaşmaya varmalıyız, yoksa kötü şeyler olacak” dedi.

Şöyle devam etti: “Bir adım daha ileri gitmemiz gerekebilir, gitmeyebiliriz veya bir anlaşmaya varabiliriz. Bunu muhtemelen önümüzdeki 10 gün içinde öğreneceksiniz.” Daha sonra Trump, gazetecilere sürenin “10-15 gün” olduğunu söyledi.