Dubai, dört ay sonra kapılarını turistlere açtı

Dubai’de çarşılar ve AVM’ler açıldı, yabancı turistler alınmaya başlandı (Şarku’l Avsat)
Dubai’de çarşılar ve AVM’ler açıldı, yabancı turistler alınmaya başlandı (Şarku’l Avsat)
TT

Dubai, dört ay sonra kapılarını turistlere açtı

Dubai’de çarşılar ve AVM’ler açıldı, yabancı turistler alınmaya başlandı (Şarku’l Avsat)
Dubai’de çarşılar ve AVM’ler açıldı, yabancı turistler alınmaya başlandı (Şarku’l Avsat)

Birleşik Arap Emirlikleri (BAE) ekonomisinin en önemli kalemlerinden olan turizm sektörünün canlandırılmasına yönelik atılan adım çerçevesinde, yeni tip koronavirüs (Kovid-19) salgınıyla mücadele kapsamında dört aydır uygulanan önleyici kapanma tedbirlerinin ardından, Dubai hükümeti sıkı sağlık önlemleri uygulayarak dün yeniden yabancı turistleri kabul etmeye başladı.  
Dubai yetkili makamları tarafından dün yapılan açıklamaya göre, ülkeye gelen turistlerin yolculuktan en fazla dört gün önce yapılmış koronavirüs virüs test sonucunu ibraz etmeleri veya Dubai’de test yaptırmaları gerektiği ifade edildi. Ancak koronavirüs testinin Dubai’de yapılması durumda test sonucu çıkana kadar turistlerini kendilerini karantinaya almaları gerekiyor.
Turizm, yirmi yılı aşkın bir süredir Emirlik ekonomisinin can damarı olarak görülüyor. Sektörde küresel bir felce yol açan salgından önce 20 milyon turist hedefine ulaşmayı hedefleyen ülke, geçen yıl 16 milyon 700 bin turist ağırladı.
Dubai Veliaht Prensi ve İcra Kurulu Başkanı Şeyh Hamdan bin Muhammed bin Raşid Âl Mektum, uluslararası havalimanıyla dünyanın doğusuyla batısı arasında hala bir köprü oluşturan Dubai’nin, Dubai Uluslararası Havalimanı’nda dünyayı yeniden ağırlamaya hazır olduğuna işaret etti. Şeyh Hamdan, Dubai’ye gelen yolcuların güvenliğini sağlamak için uluslararası en iyi güvenlik standartlarına göre düzenlemelerin yapıldığını ve turizm faaliyetlerinin yeniden başlatılması için hazır hale getirildiğini ifade etti.
Dün açıklanan bilgilere göre Dubai, bu yıl ilk defa 3 Temmuz’da Dünya Seyahat ve Turizm Konseyi tarafından verilen “Güvenli Seyahat Damgasını” alarak dünya çapındaki farklı destinasyonlar listesine resmi olarak katıldı. Bu, turistlerin güvenliğinin sağlandığı ve yeni tip koronavirüse karşı gerekli önleyici tedbirlerin alındığı, turistlerin ziyaret ettikleri destinasyonlardaki farklı hükümet ve kuruluşların yükümlülüklerini yerine getirdiğinin onaylaması anlamına geliyor.
Dubai Havalimanı, yolcularının güvenliğini ve sağlığını korumak, salgının yayılmasını önlemek ve turistleri ülkeye kabul ederken en üst düzeyde güvenlik sağlamak için bir dizi koruyucu tedbirler ve önlemler aldı.
Öte yandan, Dubai’de İkamet Eden Yabancılar İşleri Genel Müdürlüğü’ne bağlı Hava Limanları Departmanı Genel Müdür Yardımcısı Talal eş-Şankîtî, Pazar günü Dubai’de yaptığı açıklamada, “Tüm koruyucu önlemleri alarak turist almaya hazırız” ifadelerine yer verdi.
Buna karşılık, Dubai Turizm ve Ticari Pazarlama Kurumu Müdürü İsam Kasım, plajların ve otellerin birkaç hafta önce yeniden açılmasıyla birlikte, “Diğer Emirliklerden turist çekmek, önümüzdeki dönemde turizm sektörünün yeniden doğal seyrine dönmesi için önemli bir adım olacak” açıklamasında bulundu.
Yetkili, “İç turizmi teşvik ederek, insanların kendilerini güvende hissedeceklerini umuyoruz. Bu aynı zamanda, dünyanın farklı ülkelerinden gelecek potansiyel ziyaretçilerin Dubai’de işlerin normale döndüğüne dair güvenini artıracak. Bu nedenle, herkesin sağlığını ve güvenliğini garanti eden en önemli destinasyonlardan birine seyahat etmek uygun ve güvenli hale geldiğinde, turistlerin orayı ziyaret etmeyi düşünebileceğini” ifade etti.
Dubai’de turizm sezonunun yeniden açılması, yarın (Perşembe) başlayacak ve 29 Ağustos’a kadar devam edecek olan 23.’cüsü düzenlenen “Dubai Yaz Sürprizleri Festivaliyle” aynı zamana denk geldi. Festival boyunca Emirliğin birçok alışveriş merkezi ve eğlence mekanları indirimler ve promosyonlara tanıklık edecek.
Dubai Festivaller ve Perakende Kurumu Genel Müdür Ahmed el-Hâce yaptığı açıklamada, “Dubai Yaz Sürprizleri Emirlikler’in içinden ve dışından alışveriş tutkunlarına promosyonlar, çekilişler, etkinlikler ve faaliyetlerle dolu inanılmaz deneyimler sunuyor. Bu etkinliğin Dubai sakinleri ve ziyaretçileri arasında özel bir yer var. Çünkü aileler, arkadaş grupları, ziyaretçiler ve sakinlerine eğlenceli bir yaz sezonu sunmak için şehrin tüm bölgelerinde her yıl meydana getirdiği canlılığa ek olarak, Dubai’de en çok beklenen etkinliklerden biri olarak konumunu güçlendirmeyi başardı. Bu yıl düzenlenecek şenlikte benzeri görülmemiş bir başarı elde etmeyi umuyoruz.” ifadelerine yer verdi.
Buna ek olarak, BAE dün, durumları stabil olan farklı etnik kökenlerden 532 kişiye yeni koronavirüs teşhisi konulduğunu açıkladı. Vakalar için gerekli sağlık önlemlerinin alındığı ve ülke genelindeki toplam vaka sayısının 52 bin 600’e ulaştığı belirtildi.
Sağlık ve Toplum Koruma Bakanlığı, yeni tip koronavirüs (Kovid-19) salgınından etkilenmesi neticesinde 2 kişinin hayatını kaybettiğini ve ülkedeki toplam vefat sayısının 326 yükseldiğini duyurdu. BAE Sağlık Bakanlığı, Kovid-19 hastalarından 993’ünün hastanedeki gerekli tedavi prosedürlerine tabi olduktan sonra tamamen iyileşerek taburcu edildiğini ve iyileşen vaka sayısı toplamının 41 bin 714’e ulaştığını duyurdu.



Suudi Arabistan'dan İran'a sert tepki: "Sidr" tankerine ve bölge ülkelerine yapılan saldırıları kınadı

Hürmüz Boğazı'nı geçen gemiler (AFP)
Hürmüz Boğazı'nı geçen gemiler (AFP)
TT

Suudi Arabistan'dan İran'a sert tepki: "Sidr" tankerine ve bölge ülkelerine yapılan saldırıları kınadı

Hürmüz Boğazı'nı geçen gemiler (AFP)
Hürmüz Boğazı'nı geçen gemiler (AFP)

Suudi Arabistan, bugün İran tarafından Hürmüz Boğazı'ndan geçişi sırasında Suudi Arabistan'a ait Sidr tankerinin hedef alınmasını ve saldırıda mürettebatın hayatını kaybetmesini kınadı. Riyad, gerilimin durdurulması ve uluslararası deniz taşımacılığının güvenliği ile emniyetine saygı gösterilmesi çağrısında bulundu.

Suudi Arabistan Dışişleri Bakanlığı tarafından yapılan açıklamada, İran'ın Ürdün, Bahreyn ve Kuveyt'e yönelik saldırılarının da kınandığı belirtildi. Açıklamada, Riyad'ın söz konusu üç ülkeyle tam dayanışma içinde olduğu ve ülkelerin güvenlik ve egemenliklerini her türlü tehdide karşı korumak amacıyla attıkları adımları desteklediği ifade edildi.

Suudi Arabistan, gerilimin düşürülmesi, uluslararası deniz taşımacılığının güvenliği ile küresel enerji arzının emniyetinin yanı sıra iyi komşuluk ilkelerine, devletlerin egemenliğine, Birleşmiş Milletler Şartı'na ve uluslararası hukuk ile teamüllere saygı gösterilmesi gerektiğini vurguladı.

Riyad ayrıca tüm taraflara gerilimi yatıştırma, tırmanışı durdurma ve uluslararası hukuka uyma çağrısı yaparak müzakerelere ve barışçıl çözüm yollarına dönülmesini istedi.

Körfez ve Arap ülkelerinden kınamalar

Öte yandan Körfez ve Arap ülkelerinden, bugün erken saatlerde İran tarafından Kuveyt, Bahreyn ve Ürdün'e yönelik füze ve insansız hava aracı saldırılarına yönelik kınamalar art arda geldi. Açıklamalarda gerilimin durdurulması ve diplomasiye dönülmesi çağrıları öne çıktı.

Kuveyt, İran'ın ülke genelindeki bazı noktaları, aralarında bir konut kompleksinin de bulunduğu bölgeleri füze ve insansız hava araçlarıyla hedef alan saldırılarını şiddetle kınadı ve saldırıları egemenliğinin açık bir ihlali, güvenlik ve istikrarına yönelik bir tehdit olarak nitelendirdi.

Kuveyt Dışişleri Bakanlığı, saldırıların devam etmesinin uluslararası hukuk ve Birleşmiş Milletler Şartı'nın ağır şekilde ihlal edilmesi anlamına geldiğini belirtti. Bakanlık ayrıca saldırıların Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi'nin 2817 sayılı kararına aykırı olduğunu ve bölgenin güvenlik ve istikrarını tehdit eden, gerilimi azaltmaya yönelik diplomatik çabaları baltalayan tehlikeli bir tırmanış oluşturduğunu kaydetti.

Kuveyt, egemenliğini korumak, güvenliğini ve çıkarlarını güvence altına almak, ülkesindeki vatandaşlar ile yabancıların güvenliğini sağlamak amacıyla uluslararası hukuk çerçevesinde gerekli tüm tedbirleri alma hakkını bir kez daha teyit etti.

Katar da İran'ın Ürdün, Bahreyn ve Kuveyt topraklarına yönelik saldırılarının yeniden başlamasını “en güçlü ifadelerle” kınadı. Doha, saldırıları üç ülkenin egemenliği ve toprak bütünlüğünün açık bir ihlali, uluslararası hukuk, Birleşmiş Milletler Şartı ve iyi komşuluk ilkelerine aykırı bir eylem olarak değerlendirdi.

Katar Dışişleri Bakanlığı, saldırıların ve bunların yol açacağı sonuçların tüm hukuki sorumluluğunu İran'a yükledi. Bakanlık, hedef alınan ülkelerle tam dayanışma içinde olduklarını ve bu ülkelerin egemenlik ve güvenliklerini korumak amacıyla attıkları meşru adımları desteklediklerini bildirdi.

Katar, bölgenin güvenlik ve istikrarını tehdit eden askeri faaliyetlerin ve saldırıların derhal ve tamamen durdurulması, gerilimin daha geniş bir alana yayılmaması, diyaloğa ve müzakerelere dönülmesi ve diplomatik çabalarla varılan mutabakatlara bağlı kalınması çağrısında bulundu.

Mısır'dan itidal çağrısı

Kahire ise  İran'ın Bahreyn, Kuveyt ve Ürdün'e yönelik füze ve insansız hava aracı saldırılarını sert şekilde kınadı. Mısır, saldırıların üç ülkenin egemenliği ve toprak bütünlüğünün ihlali olduğunu ve bölgenin güvenliği, istikrarı ve halkların güvenliği açısından ciddi bir tehdit oluşturduğunu belirtti.

Mısır Dışişleri Bakanlığı, Kahire'nin üç Arap ülkesiyle tam dayanışma içinde olduğunu ve bu ülkelerin güvenlik ve egemenliklerine yönelik her türlü saldırıyı reddettiğini açıkladı. Bakanlık, yeniden başlayan çatışmaların devletlerin güvenliği ve uluslararası deniz taşımacılığının serbestisi açısından doğurabileceği sonuçlar konusunda daha önce defalarca uyarıda bulunulduğunu hatırlattı.

Mısır, askeri gerilimin derhal durdurulması, tarafların azami itidal göstermesi, uluslararası hukuka ve iyi komşuluk ilkelerine uyulması ve devletlerin egemenliğine saygı gösterilmesi çağrısında bulundu. Kahire ayrıca diyalog ve diplomasi kanallarının önceliklendirilmesini istedi.

Arap İçişleri Bakanları Konseyi'nden kınama

Arap İçişleri Bakanları Konseyi Genel Sekreterliği de İran'ın Ürdün, Birleşik Arap Emirlikleri, Bahreyn ve Kuveyt'e balistik füzeler ve insansız hava araçlarıyla düzenlediği saldırıları kınadı. Açıklamada, saldırıların uluslararası hukuk ile iyi komşuluk ilkelerinin açık bir ihlali olduğu ifade edildi.

Genel Sekreterlik, saldırıların İran'ın bölgenin güvenlik ve istikrarını bozma ve uluslararası güvenlik ile barışı tehdit etme yönündeki “süregelen düşmanca politikasının” devamı olduğunu kaydetti.

Açıklamada, Ürdün, Birleşik Arap Emirlikleri, Bahreyn ve Kuveyt'in yanı sıra tüm Arap ülkeleriyle tam dayanışma içinde olunduğu ve söz konusu ülkelerin güvenliklerini, egemenliklerini, toprak bütünlüklerini, vatandaşlarını ve ülkelerinde yaşayanları korumak amacıyla aldıkları tüm tedbirlerin desteklendiği bildirildi.


Suudi Ulusal Deniz Taşımacılığı Şirketi "Bahri", "Sidr" adlı tankerin Hürmüz Boğazı'ndaki kazasında Filipin uyruklu iki denizcinin hayatını kaybettiğini açıkladı

Umman’ın Müsendem vilayetinden görünümüyle Hürmüz Boğazı yakınlarındaki gemiler (Reuters)
Umman’ın Müsendem vilayetinden görünümüyle Hürmüz Boğazı yakınlarındaki gemiler (Reuters)
TT

Suudi Ulusal Deniz Taşımacılığı Şirketi "Bahri", "Sidr" adlı tankerin Hürmüz Boğazı'ndaki kazasında Filipin uyruklu iki denizcinin hayatını kaybettiğini açıkladı

Umman’ın Müsendem vilayetinden görünümüyle Hürmüz Boğazı yakınlarındaki gemiler (Reuters)
Umman’ın Müsendem vilayetinden görünümüyle Hürmüz Boğazı yakınlarındaki gemiler (Reuters)

Suudi Arabistan Ulusal Deniz Taşımacılığı Şirketi (Bahri), filosunda bulunan Sidr adlı tankerin 31 Ağustos'ta Hürmüz Boğazı'ndan geçişi sırasında bir güvenlik olayına maruz kaldığını ve Filipin uyruklu iki mürettebatın hayatını kaybettiğini açıkladı.

Şirket tarafından yapılan açıklamada, gemiyle sürekli iletişim halinde olunduğu, olayın gelişiminin takip edildiği, ilgili kurumlar ve diğer taraflarla koordinasyonun sürdürüldüğü belirtildi.

Bahri, mürettebatın güvenliği, deniz çevresinin korunması ve gemilerin güvenli şekilde işletilmesinin şirketin öncelikleri arasında olduğunu vurguladı.

Hürmüz Boğazı'ndan geçen deniz trafiğinin artan güvenlik riskleri ve aksaklıklarla karşı karşıya olduğu bir dönemde yaşanan olayla ilgili gelişmelerin yakından takip edildiği kaydedildi.

Suudi Arabistan'a ait Sidr tankeri, denizcilik kaynaklarının aktardığına göre, Hürmüz Boğazı yakınlarından geçiş sırasında kısa aralıklarla meydana gelen iki faklı olaydan etkilenen iki tankerden biri oldu.


Teröre Karşı İslam İttifakı ve Birleşik Krallık, terörle mücadele ortaklığını güçlendirme yolunda

Görüşmelerde, Teröre Karşı İslam İttifakı ile ilgili İngiliz makamları arasında diyaloğun sürdürülmesi ve deneyimlerin paylaşılmasının önemi vurgulandı (SPA)
Görüşmelerde, Teröre Karşı İslam İttifakı ile ilgili İngiliz makamları arasında diyaloğun sürdürülmesi ve deneyimlerin paylaşılmasının önemi vurgulandı (SPA)
TT

Teröre Karşı İslam İttifakı ve Birleşik Krallık, terörle mücadele ortaklığını güçlendirme yolunda

Görüşmelerde, Teröre Karşı İslam İttifakı ile ilgili İngiliz makamları arasında diyaloğun sürdürülmesi ve deneyimlerin paylaşılmasının önemi vurgulandı (SPA)
Görüşmelerde, Teröre Karşı İslam İttifakı ile ilgili İngiliz makamları arasında diyaloğun sürdürülmesi ve deneyimlerin paylaşılmasının önemi vurgulandı (SPA)

Teröre Karşı İslam İttifakı (IMCTC) Genel Sekreteri Korgeneral Pilot Muhammed bin Said el-Mugidi, Londra'da İngiltere'nin İçişleri ve Dışişleri bakanlıklarından yetkililerle, terörizm ve radikalizmle mücadelede iş birliğinin güçlendirilmesi, dijital alandaki artan tehditlerle yüzleşilmesi, devletlerin terör örgütleriyle mücadele kapasitelerinin desteklenmesi ve toplumların fikri olarak bağışıklık kazanması konularını ele alan üst düzey görüşmeler gerçekleştirdi.

Tuğgeneral Mugidi, İngiltere İçişleri Bakanlığı Terörle Mücadele Müdürlüğü Genel Müdürü Jemima Murray ile bir araya geldi. Görüşmede internet üzerinden aşırılık tehlikesinin büyümesi ve aşırılık yanlısı grup ve örgütlerin kendi söylemlerini yaymak, bireyleri kazanmak, fikir ve kanaatleri etkilemek için sömürdüğü dijital ortamda yaşanan hızlı dönüşümler ele alındı.

Görüşmede, bu tehditlerle yüzleşmek için önleyici araçların geliştirilmesinin, toplumsal bilincin artırılmasının, aşırılığın önlenmesi alanında ulusal kapasitelerin oluşturulmasının önemi vurgulandı. Aynı zamanda sadece güvenlik ve askeri mücadeleyle sınırlı kalmayıp fikri aşırılığın köklerine hitap eden kapsamlı yaklaşımların benimsenmesi, toplumların bağışıklık kazanmasına ve itidal ile hoşgörü değerlerinin güçlendirilmesine katkı sağlanması gerektiği teyit edildi.

efrgthyju
IMCTC Genel Sekreteri Korgeneral Pilot Muhammed bin Said el-Mugidi, Londra’da dijital ortamda yaşanan ve radikal gruplar ile örgütlerin kendi söylemlerini yaymak için kullandıkları hızlı dönüşümleri ele aldı (SPA)

IMCTC Genel Sekreteri Korgeneral Pilot Mugidi, Londra ziyareti sırasında, Birleşik Krallık Dışişleri, Milletler Topluluğu ve Kalkınma Bakanlığı'ndan (FCDO), Ulusal Güvenlik ve Ekonomik Güvenlik Ulusal Müdürlüğü Direktörü Thomas Parry ve DEAŞ ile Mücadele Hücresi Başkanı Martin Worrall'ın yer aldığı üst düzey bir heyetle de bir araya geldi.

Görüşmede, bölgesel ve uluslararası düzeydeki terör tehditlerinin gelişmeleri, başta DEAŞ örgütü olmak üzere grup ve örgütlerle mücadeleyle ilgili zorlukların yanı sıra, eğitim, tecrübe ve bilgi alışverişi alanlarında koordinasyon ve iş birliğini güçlendirmenin yolları ve devletlerin terörizm ve aşırılıkla mücadele kapasitelerini geliştirme çabalarını destekleme konuları ele alındı.

Korgeneral Pilot Mugidi, her iki görüşme sırasında IMCTC’nin çalışma alanlarını, üye devletleri desteklemek ve ihtiyaçlarına ve karşılaştıkları zorluklara göre kapasitelerini artırmak için yürüttüğü özel program ve girişimleri gözden geçirdi; özellikle aşırılık yanlısı örgütlerin yöntemlerinin gelişmesi ve dijital teknolojileri ve platformları işe alım ile aşırılık yanlısı ideolojileri yaymada kullanımının genişlemesi çerçevesinde, uluslararası ortaklıkların ve terörizmle mücadelede çabaların bütünleşmesinin önemini vurguladı.

Öte yandan Jemima Murray, Koalisyonun çalışma alanlarını ve üye devletlere sunduğu desteği överek, özellikle entelektüel alandaki çabalarını ve terörizmin finansmanıyla mücadelesini takdir etti ve bu çabaların, terörizmin kökenlerini ele almada, kaynaklarını kurutmada ve aşırılık yanlısı düşüncenin yayılmasını sınırlamadaki önemine vurgu yaptı.

Görüşmelerde, IMCTC ile ilgili İngiliz makamları arasında diyalog ve tecrübe ve deneyim alışverişine devam edilmesinin önemi teyit edildi ve uluslararası çabaların terörizm ve aşırılıkla mücadeledeki etkinliğini artıracak, toplumların ve devletlerin geleneksel ve ortaya çıkan tehditlerle başa çıkma kapasitesini yükseltecek yeni iş birliği ufukları keşfedildi.

Bu görüşmeler, IMCTC’nin uluslararası ortaklıklarını genişletme ve terörizmle mücadeleden sorumlu kurum ve kuruluşlarla iş birliğini güçlendirme çabaları çerçevesinde gerçekleşirken, üye devletleri destekleme, kapasitelerini geliştirme ve bölgesel ve uluslararası düzeyde güvenlik ve istikrarın güçlendirilmesine katkıda bulunma misyonunu destekliyor.