Fransa ile Türkiye arasında meydana gelen deniz çatışması, NATO’daki çatlakları açığa çıkarıyor

Türkiye Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ve Fransız mevkidaşı Emmanuel Macron (Arşiv- Reuters)
Türkiye Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ve Fransız mevkidaşı Emmanuel Macron (Arşiv- Reuters)
TT

Fransa ile Türkiye arasında meydana gelen deniz çatışması, NATO’daki çatlakları açığa çıkarıyor

Türkiye Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ve Fransız mevkidaşı Emmanuel Macron (Arşiv- Reuters)
Türkiye Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ve Fransız mevkidaşı Emmanuel Macron (Arşiv- Reuters)

Geçtiğimiz ay Akdeniz’de Fransız ve Türk deniz gemileri arasında yaşananlar, Fransa açısından devenin sırtını kıran saman çöpü oldu. Türkiye ise bunu sadece bir “yanlış anlama” olarak değerlendirdi. NATO açısından ise durum, bir dönüm noktası olabilir. 10 Haziran’da NATO komutası altındaki bir Fransız firkateyni, Birleşmiş Milletler’in (BM) silah ambargosunu ihlal ettiği ve Libya’ya silah taşıdığı gerekçesiyle Tanzanya bandıralı bir kargo gemisini kontrol etmeye çalışırken, bu gelişme Doğu Akdeniz’de tansiyonu artırdı. Reuters haber ajansına göre hükümet adına konuşan Fransız Silahlı Kuvvetler Bakanlığı, Türk Deniz Kuvvetleri’ne bağlı kargo gemisine eşlik eden üç geminin, firkateyni taciz ettiğini açıkladı.  
Bakanlık, bir Türk gemisinin radar ışıklarını açtığını, mürettebatının kurşun geçirmez yelek giydiğini ve hafif silahlarını sergilemek için teyakkuzda beklediğini söyledi.
Türkiye, söz konusu iddiaları yalanladı. Ankara, Libya’ya silah kaçakçılığı yaptığı iddialarını kabul etmezken, Çirkin adlı kargo gemisinin insani yardım taşıdığını vurguladı. Türkiye, Fransız donanmasını da saldırgan davranışlarda bulunmakla suçladı.
Türkiye’nin Fransa Büyükelçisi İsmail Hakkı Musa, 1 Temmuz’da yaptığı açıklamada, 3 Türk savaş gemisinin NATO’nun, BM silah ambargosunu uygulamasına yardım ettiğini vurguladı.
NATO, olayla ilgili soruşturma emri verirken, içeriği hakkında bilgi vermedi ve sonuçları hakkında da açıklamada bulunmadı. İki Avrupalı diplomat da Reuters’a yaptığı açıklamada, Fransa’nın Temmuz ayı başlarında NATO Genel Sekreteri Jens Stoltenberg’e ‘gerçekleri doğru bir şekilde kanıtlamadığını’ belirten bir mektup gönderdi. ABD Savunma Bakanlığı (Pentagon), durum hakkında açıklama yapmayı reddetti.
Fransa açısından ise birçok NATO üyesi, Türkiye Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın Avrupalı müttefiklerinin çıkarlarına ve değerlerine yönelme eğilimi sergilediği inancına ışık tutuyor.

Çatlaklar
4 diplomat ve yetkili, bir dizi anlaşmazlığın ardından Türkiye’nin Rusya’dan silah satın almasından Kıbrıs yakınlarında gaz sondajına kadar yaşananlar hususunda Fransa’nın, ‘Ankara’nın Libya’ya silah gönderdiği şüphelerinin’ göz ardı edilemeyecek kadar tehlikeli olduğunu belirtti.
Diplomatlar, Fransa’nın Akdeniz’deki NATO misyonuna katılımını askıya aldığını, bunun yerine BM’nin silah ambargosunun uygulanmasını içeren, ancak Türk gemilerini kapsamayan Avrupa Birliği (AB) misyonuna sunduğunu ifade etti.   
Konunun hassasiyeti nedeniyle isminin verilmesini istemeyen, Fransız Silahlı Kuvvetler Bakanlığı’ndan bir yetkili, “NATO’ya bağlı bir kontrol göreviniz olduğunda ne yapardınız?” dedi.
Diplomatlar, ABD’nin ‘Türkiye’nin Rus S-400 füze sistemini satın almasından ve Suriye’deki askeri operasyonlarından memnun olmadığını belirterek’, NATO içerisindeki gerginliği hafifletmeye çalıştığını ifade etti.
Geçtiğimiz Ekim ayında ABD Savunma Bakanı Mark Esper, Türkiye’nin ‘yanlış yönde ilerlediğini’ söylerken, Cumhurbaşkanı Erdoğan ile yakın ilişkilere sahip olan ABD Başkanı Donald Trump ise Türkiye’yi Mayıs ayında Libya çatışmasında tırmanışın hafifletilmesine yardımcı olmaya çağırdı.
ABD Savunma Bakanlığı Sözcüsü Charles Thomas Campbell, Pentagon’un ‘Türk hükümetini S-400 füze sistemi ve diğer anlaşmazlık nedenleriyle ilgili daha yapıcı politikalar izlemeye çağırdığını ve Türkiye ile ilişkilerini sürdürmeye çalıştığını’ vurguladı.

Fransa’nın talepleri
Fransa Savunma Bakanı Florence Parly, 2 Temmuz’da NATO’nun Ankara’yı ‘NATO kurallarını ihlal edemeyeceği’ hususunda uyarması gerektiğini açıkladı. Ancak Fransız diplomatlar, Fransa’nın Türkiye’yi NATO’dan çıkarmak istemediğini, NATO üyelerini cezalandırmak ve çıkarmak gibi resmi bir mekanizmaya sahip olmadığını vurguladı.
Bununla birlikte NATO’nun, Türkiye’yi ‘radar, patriot füzeleri, erken uyarı ve kontrol sistemi uçakları gibi varlıklarını geri çekme hususunda tehdit etmesi muhtemel.
Fransa Dışişleri Bakanı Jean-Yves Le Drian, AB’deki mevkidaşlarına 13 Temmuz’da video konferans aracılığıyla bir toplantı sırasında Ankara’ya yaptırım uygulamayı düşünme çağrısında bulundu.
Carnegie Avrupa Eğitim Merkezi’nde çalışan AB’nin eski Türkiye Büyükelçisi Mark Perini, “AB’nin temel sorunu Rusya’dır. Her kampa ayak basan Türkiye paradoksu endişe verici bir faktördür” açıklamasında bulundu.
Türkiye, NATO’nun en büyük ikinci ordusuna sahip ve örgüte, Karadeniz ve Akdeniz’de özel bir stratejik varlık kazandırıyor. Türk Büyükelçisi Musa, “Türkiyesiz bir NATO hayal edin! Böyle bir NATO olmayacak” dedi.
Fransa, Temmuz ayında Stoltenberg’e gönderdiği mektubunda 4 talepte bulundu. Reuters’a göre 30 NATO üyesinin tamamı, BM’nin Libya’ya uyguladığı silah ambargosuna saygı göstermeyi taahhüt etmesini, ulusal görevlerde NATO ambleminin kullanılmamasını, Akdeniz’de NATO ve AB misyonları arasındaki koordinasyonun geliştirilmesini ve gelecekte benzer olaylardan kaçınılmasını istiyor.
NATO savunma bakanlarının Haziran ayı sonlarında video konferans aracılığıyla düzenledikleri son toplantıda Almanya, İtalya ve İspanya da dahil olmak üzere sekiz ülke, Türkiye’den daha işbirlikçi bir yaklaşım arayışını destekledi.
Fransız diplomatlar, Türkiye’nin Baltık ülkeleri ve Polonya için bir NATO savunma planı imzaladığını belirtti. Ancak analistler, Türkiye’nin rotasını değiştirmemesi halinde NATO içinde uzun vadeli bir bölünme riskinin bulunduğunu söylüyor.
Perini, “Türkiye artık kendisini tüm taraflardan bağımsız kalacak kadar büyük görüyor” dedi.



İsrail, Gazze Şeridi ile Mısır arasındaki Refah Sınır Kapısı’nı pazar günü açmayı planlıyor

Mısır ile Gazze Şeridi arasındaki Refah Sınır Kapısı’nın Mısır tarafından çekilmiş bir fotoğraf, 29 Ocak 2026 (Reuters)
Mısır ile Gazze Şeridi arasındaki Refah Sınır Kapısı’nın Mısır tarafından çekilmiş bir fotoğraf, 29 Ocak 2026 (Reuters)
TT

İsrail, Gazze Şeridi ile Mısır arasındaki Refah Sınır Kapısı’nı pazar günü açmayı planlıyor

Mısır ile Gazze Şeridi arasındaki Refah Sınır Kapısı’nın Mısır tarafından çekilmiş bir fotoğraf, 29 Ocak 2026 (Reuters)
Mısır ile Gazze Şeridi arasındaki Refah Sınır Kapısı’nın Mısır tarafından çekilmiş bir fotoğraf, 29 Ocak 2026 (Reuters)

İsrail hükümetinin Gazze Şeridi’ndeki faaliyetlerini koordine eden birim, bugün yaptığı açıklamada, Refah Sınır Kapısı’nın Gazze Şeridi ile Mısır arasındaki geçişlere pazar günü yeniden açılacağını duyurdu.

Şarku’l Avsat’ın AP’den aktardığına göre birimden yapılan açıklamada, Mısır’la koordinasyon içinde, yalnızca savaş sırasında Gazze Şeridi’nden ayrılmış olan kişilerin ve İsrail’den önceden güvenlik onayı alanların Mısır’dan Gazze Şeridi’ne dönüşüne izin verileceği belirtildi.

Refah Sınır Kapısı, iki milyondan fazla nüfusa sahip Gazze Şeridi sakinlerinin giriş ve çıkışları için başlıca geçiş noktası konumunda bulunuyor.

İsrail, Gazze savaşının başlamasından yaklaşık dokuz ay sonra, Mayıs 2024’te sınır kapısının kontrolünü ele geçirmişti. Kapının yeniden açılması, ABD Başkanı Donald Trump’ın İsrail ile Hamas arasındaki çatışmaları durdurmaya yönelik planının ilk aşamasında yer alan temel şartlardan biri olarak öne çıkmıştı. Söz konusu plan, ekim ayında varılan ateşkes anlaşmasının ardından gündeme gelmişti.

İsrail, daha önce yaptığı açıklamalarda, Gazze Şeridi’nde tutulan son İsrailli rehinenin cesedinin teslim edilmesinden önce sınır kapısının yeniden açılmayacağını bildirmişti. Bu koşulun bu hafta yerine getirildiği belirtildi.


İsrail, Refah Sınır Kapısı’nı kontrol altına almak için şartlar koyuyor... Bu sırada büyük kaçakçılar sınırlarından giriş yapıyor

İsrail iç istihbarat teşkilatı Şin-Bet Başkanı David Zini (İsrail Ordu Radyosu)
İsrail iç istihbarat teşkilatı Şin-Bet Başkanı David Zini (İsrail Ordu Radyosu)
TT

İsrail, Refah Sınır Kapısı’nı kontrol altına almak için şartlar koyuyor... Bu sırada büyük kaçakçılar sınırlarından giriş yapıyor

İsrail iç istihbarat teşkilatı Şin-Bet Başkanı David Zini (İsrail Ordu Radyosu)
İsrail iç istihbarat teşkilatı Şin-Bet Başkanı David Zini (İsrail Ordu Radyosu)

İsrail, Refah Sınır Kapısı’nın işletilmesine, Mısır’dan Gazze Şeridi’ne kaçakçılığın önlenmesi gerekçesiyle şartlar öne sürerken, Aşkelon Sulh Mahkemesi’nde görülen bir davada, Gazze Şeridi’ne binlerce çeşit mal sokan büyük bir kaçakçılık şebekesinin ortaya çıkarıldığı açıklandı. Savcılık, şu aşamada dosyayı güvenlik değil ceza davası olarak değerlendirse de, kamuoyuna yansıyan suçlamalar, söz konusu malların hem sivil hem de askerî alanlarda kullanılabilecek nitelikte olduğunu gösteriyor. Soruşturmaya İsrail iç istihbarat servisi Şin-Bet’in de dahil olduğu, ayrıca Şin-Bet Başkanı David Zini’nin yakınlarından birinin kaçakçılık şüphesiyle gözaltında bulunduğu bildirildi.

Mahkeme, özellikle Refah Sınır Kapısı’nın yeniden açılmasına ilişkin müzakerelerin en hassas aşamaya geldiği bir dönemde, dosya hakkında başlangıçta tam bir yayın yasağı getirdi. Ancak İbranice yayımlanan gazetelerin talebi üzerine, bir İsrail mahkemesi soruşturmaya ilişkin bazı bilgilerin kamuoyuyla paylaşılmasına izin verdi. Açıklanan ayrıntılar, özellikle şüphelilerden birinin Şin-Bet Başkanı’nın yakını olduğunun ortaya çıkmasıyla İsrail kamuoyunda şaşkınlık yarattı. Savcılık ise Şin-Bet Başkanı’nın suçlamalarla herhangi bir bağlantısının bulunmadığını vurguladı. Aksine, söz konusu şüpheliyle ilgili soruşturmanın polis tarafından yürütülmesine karar verildiği ve Şin-Bet’in bu dosyadan dışlandığı belirtildi.

sdfgt
Refah Sınır Kapısı’nın Filistin tarafındaki yolcular, 14 Ekim 2023 (DPA)

Savcılık, soruşturmaların onlarca şüpheliyi kapsadığını, ancak şu ana kadar kesin suçlamaların 13 kişiyle sınırlı olduğunu açıkladı. Bu kişilerin tamamı, Gazze Şeridi’ne mal kaçakçılığı yapmak ve bunu maddi kazanç sağlama amacıyla gerçekleştirmekle suçlanacak. Zini’nin yakınıyla ilgili soruşturmanın ise sürdüğü, söz konusu kişinin gözaltında bulunduğu ancak henüz şüphelerin iddianameye dönüştürülmesine karar verilmediği belirtildi. Mahkeme, zanlının tutukluluk halinin gelecek pazartesi gününe kadar uzatılmasına hükmetti.

Şin-Bet Başkanı’nın babası Yossi Zini, sosyal medyada yaptığı bir paylaşımda ortada ne cezai ne de güvenlik boyutu olan bir dosya bulunduğunu savundu. Aileden bir yakınının davaya dahil edilmesini, ‘derin devletin sağa karşı yürüttüğü bir başka girişim ve itibarsızlaştırma çabası’ olarak nitelendirdi. Zini, şüpheliler arasında Şin-Bet Başkanı’nın oğlu ile aileden bir başka yakınının da bulunduğunu ima ederek, her ikisinin de masum olduğunu öne sürdü.

Polis, yaptığı açıklamada, yayın yasağının yürürlükte kalacağını ve şüphelilerin kimliklerini ya da soruşturmanın seyrini açığa çıkarabilecek ek ayrıntıların yayımlanmasının yasak olduğunu bildirdi. Açıklamada, yasağın gelecek ayın 10’uncu gününe kadar geçerli olacağı kaydedildi.

Yayımlanmasına izin verilen bilgilerden, söz konusu şebekenin Gazze’de İsrail ordusuna hizmet veren müteahhitleri, kamyon şoförlerini, altyapı çalışanlarını, zaman zaman da savaş sırasında görev yapan muvazzaf askerler, subaylar ve yedek personeli para karşılığında kullanarak, Gazze Şeridi’nin farklı bölgelerine mal ve teçhizat kaçırdığı anlaşılıyor.

İsrail polisi, kaçakçılık faaliyetlerinin sigara, cep telefonları ve ev aletleri gibi malları kapsadığını, ancak bunların arasında askerî amaçlarla kullanılabilecek malzemelerin de bulunduğunu açıkladı. Polis açıklamasında, tünellerin aydınlatılmasında ve içlerindeki elektrikli cihazların çalıştırılmasında kullanılabilecek akülerin de kaçak yollarla Gazze Şeridi’ne sokulduğu belirtildi. Söz konusu malzemelerin yalnızca orduya hizmet veren kamyonlarla kara yoluyla değil, aynı zamanda insansız hava araçları (İHA) aracılığıyla da taşındığı ifade edildi.

Şarku’l Avsat’ın Yedioth Ahronoth’tan aktardığına göre, üst düzey bir askerî istihbarat yetkilisi, Gazze Şeridi’ndeki Hamas hareketinin bu operasyonların bir parçası olduğunu ve en büyük kazancı elde eden taraf konumunda bulunduğunu söyledi. Yetkiliye göre Hamas, çok amaçlı kullanılan cihazları teslim alıyor ve sigara, cep telefonu ile diğer değerli malların ticaretini kontrol ederek bunları fahiş fiyatlarla satıyor ve büyük gelir elde ediyor.

Polis, bir operasyonda değeri yaklaşık 1 milyon şekel (320 bin dolar) olan mallarla yakalanan kaçakçıları gözaltına aldığını bildirdi. Ele geçirilenler arasında 700 cep telefonu, yüzlerce karton sigara ve tıraş makineleri yer aldı. Bu olayda şüphelilerin Necef’teki Arara kasabasından Arap vatandaşlar olduğu, bir erkek ile eşinin tutuklandığı belirtildi. Ancak polis, kaçakçılık ağlarının büyük bölümünü, ordu hizmeti kapsamında Gazze Şeridi’ne giriş izni bulunan Yahudi siviller ve askerlerin oluşturduğunu kaydetti.

gtyu
Refah Sınır Kapısı’nın Filistin tarafında işgal güçlerinin kullandığı araçlar (Arşiv – Reuters)

Bu dava, İsrail’in Refah Sınır Kapısı’na ilişkin taleplerinin ciddiyeti konusunda birçok soruyu da beraberinde getiriyor. Zira İsrail, fiilen kaçakçılığı yalnızca Mısır’la sınırlıymış gibi göstermeye çalışıyor. Katar ve Türkiye’nin bugün hâlâ Gazze’deki Hamas’a para aktardığı yönündeki suçlayıcı haberler de bu çerçevede servis ediliyor. Ancak söz konusu dosya, kaçakçılığın İsrail tarafında gerçekleştiğine işaret ediyor. Bu durum, İsrail ordusunun Gazze sınır bölgelerinde 40 askerî nokta kurmuş olmasına, bölgeyi sürekli kuşatan büyük askerî yığınaklara ve sınır boyunca hava kuvvetleri, zırhlı birlikler, piyade, çeşitli komando birlikleri ve hatta deniz kuvvetlerinin konuşlandırılmış olmasına rağmen ortaya çıkıyor.

Daha da dikkat çekici olan, İsrail ordusu komuta kademesindeki bazı unsurların, ‘İsrail’in kaçakçılık faaliyetlerine izin vermeyi sürdürmesi halinde bunun Hamas’ın ekonomisini güçlendireceği’ yönünde uyarılarda bulunması. Buna karşılık Yedioth Ahronoth gazetesi, orduyu, istihbarat birimlerini ve diğer güvenlik kurumlarını yetersizlik ve başarısızlıkla suçladı. Gazete, Gazze Şeridi’ne girip çıkan yüzlerce İsrail vatandaşına yönelik denetimin ya çok zayıf olduğunu ya da hiç yapılmadığını yazdı. Üst düzey bir İsrailli subay ise “Bazı kişiler askerlere selam verip bölgeye giriyor; ne üzerleri ne de kamyonlar aranıyor, girişlerini kimin koordine ettiği bile kontrol edilmiyor” ifadelerini kullandı. Subay ayrıca, ordunun kendi bünyesinden bazı unsurların da bu kaçakçılık faaliyetlerine karıştığına dikkat çekti.


Çin lideri Şi Cinping neden en üst düzey askeri komutanlarını tasfiye etti?

Zhang Youxia (ortada), Çin Merkez Askerî Komisyonu Başkan Yardımcısı, Büyük Halk Salonu’nda düzenlenen Ulusal Halk Kongresi’nin dördüncü genel oturumunda seçilmelerinin ardından, Merkez Askerî Komisyonu üyeleri He Weidong (solda) ve Li Shangfu (sağda) ile birlikte yemin ediyor… 11 Mart 2023 (AFP)
Zhang Youxia (ortada), Çin Merkez Askerî Komisyonu Başkan Yardımcısı, Büyük Halk Salonu’nda düzenlenen Ulusal Halk Kongresi’nin dördüncü genel oturumunda seçilmelerinin ardından, Merkez Askerî Komisyonu üyeleri He Weidong (solda) ve Li Shangfu (sağda) ile birlikte yemin ediyor… 11 Mart 2023 (AFP)
TT

Çin lideri Şi Cinping neden en üst düzey askeri komutanlarını tasfiye etti?

Zhang Youxia (ortada), Çin Merkez Askerî Komisyonu Başkan Yardımcısı, Büyük Halk Salonu’nda düzenlenen Ulusal Halk Kongresi’nin dördüncü genel oturumunda seçilmelerinin ardından, Merkez Askerî Komisyonu üyeleri He Weidong (solda) ve Li Shangfu (sağda) ile birlikte yemin ediyor… 11 Mart 2023 (AFP)
Zhang Youxia (ortada), Çin Merkez Askerî Komisyonu Başkan Yardımcısı, Büyük Halk Salonu’nda düzenlenen Ulusal Halk Kongresi’nin dördüncü genel oturumunda seçilmelerinin ardından, Merkez Askerî Komisyonu üyeleri He Weidong (solda) ve Li Shangfu (sağda) ile birlikte yemin ediyor… 11 Mart 2023 (AFP)

Çin Devlet Başkanı Şi Cinping’in yürüttüğü uzun soluklu tasfiye operasyonun ardından, Merkez Askerî Komisyonu Başkan Yardımcısı General Zhang Youxia’nın tutuklanması, Çin’in siyasi ve askerî çevrelerinde büyük bir şok etkisi yarattı. Şarku’l Avsat’ın Fransız Le Monde gazetesinde bugün (Cuma) yayımlanan analizden aktardığına göre bu gelişme, Halk Kurtuluş Ordusu’nun (PLA) bütünlüğü ve Şi’ye bağlılığı konusunda ciddi soru işaretlerini beraberinde getirdi. Zhang yalnızca üst düzey bir komutan değil, fiilen ülkenin ikinci askerî beyni ve en deneyimli, en nüfuzlu generallerden biri olarak görülüyordu.

Askerî piramidin zirvesinde sarsıntı

Son üç yıl içinde Çin, neredeyse tüm üst düzey askerî liderlerini kaybetti. 2022’de Merkez Askerî Komisyona atanan yedi üyeden bugün yalnızca Şi Cinping ve disiplin işlerinden sorumlu, tasfiyeleri yürüten Zhang Shengmin görevde kaldı. Çin kamuoyu üst düzey yetkililerin görevden alınmasına alışkın olsa da, 24 Ocak’ta duyurulan Zhang Youxia’nın düşüşü, Şi’nin iktidara gelişinden bu yana Çin siyasetindeki en sarsıcı gelişmelerden biri olarak nitelendiriliyor.

dı8o
Zhang Youxia, Çin Merkez Askerî Komisyonu Başkan Yardımcısı, Vietnam’ın başkenti Hanoi’de Savunma Bakanlığı’nda düzenlenen bir toplantıya katılıyor… 24 Ekim 2024 (EPA)

Zhang Youxia, fiilen hem Genelkurmay Başkanı hem de Savunma Bakanı yetkilerini bir arada toplayan bir konumdaydı. Bundan önce de, Ekim 2025’te sekiz üst düzey generalin tutuklanması dikkat çekmişti. Bu zincirleme tasfiyeler, gözlemciler arasında Çin ordusunun üst düzey liderlikten yoksun şekilde ne ölçüde sorunsuz işleyebileceği sorusunu gündeme getirdi.

Savaş tecrübesi ve devrimci soy

Şoku derinleştiren bir diğer unsur ise Zhang’ın Şi Cinping’e yakınlığıydı. Zhang, üst düzey subaylar arasında gerçek savaş tecrübesine sahip az sayıdaki isimden biriydi; 1979’daki kısa Çin-Vietnam savaşına ve sonraki sınır çatışmalarına katılmıştı. Ayrıca “kızıl prensler” olarak bilinen elit gruba mensuptu: Babası, Mao Zedong’un ordusunda komutanlık yapmıştı. Aynı şekilde Şi Cinping’in babası da Çin Komünist Devrimi’nin önde gelen isimlerindendi.

frgtyu7
Çin Devlet Başkanı Şi Cinping, 2017 yılında kentin İngiliz yönetiminden devrinin 20. yıl dönümü dolayısıyla düzenlenen etkinlik kapsamında Hong Kong’daki birlikleri denetliyor (Reuters)

Eski ABD’li yetkililer, Zhang’ı profesyonel, görece açık fikirli ve özellikle Tayvan dosyasında, ordunun zayıf noktaları ve olası bir askerî çatışmanın maliyeti konusunda Şi’ye gerçekçi tavsiyeler sunabilen bir komutan olarak tanımlıyordu.

İsyan suçlaması mı, siyasi gerekçe mi?

Resmî askerî medya, Zhang Youxia ve tutuklanan Genelkurmay Başkanı Liu Zhenli’yi, “Merkez Askerî Komisyon Başkanının mutlak liderliği ilkesini zayıflatmakla” suçladı. Bu ifade, Şi Cinping’in otoritesine meydan okunduğu imasına işaret ediyor. Resmî başyazılarda ise tutuklamalar, yolsuzluğa karşı uzun soluklu mücadelenin parçası olarak savunuldu ve soruşturma derinleştikçe ortaya çıkanların daha da ağırlaştığı vurgulandı.

Ancak bu söylem şüpheleri gidermek yerine, Şi ile ordu arasındaki en kritik bağın neden hedef alındığına dair belirsizliği artırdı.

Askerî ilerleme ve yapısal sorunlar

Tasfiyeler, Çin’in hipersonik füzelerden hayalet uçaklara ve modern uçak gemilerine kadar askerî kapasitesinde büyük sıçramalar yaptığı bir dönemde gerçekleşiyor. Buna karşın, özellikle Roket Kuvvetleri ve silahlanma programları gibi hassas birimlerde devam eden yolsuzluk skandalları, bu teknik ilerlemeyle keskin bir tezat oluşturuyor. 2023’ten bu yana yürütülen soruşturmalar, derin yapısal sorunları gözler önüne serdi.

fgthyu
Çin Merkez Askerî Komisyonu Başkan Yardımcısı Zhang Youxia (solda) ile Rusya Savunma Bakanı Sergey Şoygu, Pekin’de düzenlenen Xiangshan Forumu’na geliyor… 30 Ekim 2023 (AFP)

Zhang Youxia, geçmişte ekipman geliştirmeden sorumlu birimi yönetmişti. Bu alan, yolsuzluk iddialarına en açık sektörlerden biri olarak biliniyor. Bu durum, rütbe satışı ya da savunma ihalelerinin kötü yönetimi gibi ihtimalleri gündeme getirse de şu ana kadar doğrulanmış bilgiler bulunmuyor.

Tayvan dosyası merkezde

Yaşananlara ilişkin yorumlar farklılaşıyor: Bu süreç köklü bir yolsuzlukla mücadele mi, ordu içindeki sadakat çatışması mı, yoksa Tayvan’a yönelik olası bir askerî senaryonun hazırlık takvimi konusunda yaşanan görüş ayrılıklarının sonucu mu? Bazı komutanlar önce zafiyetlerin giderilmesini savunurken, diğerleri 2027’ye kadar belirli bir askerî hazır olma düzeyine ulaşmayı öncelik olarak görüyor.

sdfrgt
Çin Halk Kurtuluş Ordusu askerleri, Pekin’deki Tiananmen Meydanı’nda düzenlenen askerî geçit töreni sırasında… 1 Ekim 2019 (Reuters)

Kesin olan şu ki, 2023’ten bu yana 60’tan fazla üst düzey askerî komutan ve savunma sanayii yetkilisi soruşturma altında. Bu soruşturmalar, Çin’deki güç dengelerini doğrudan etkiliyor. Asıl soru ise şu: Bu tasfiyeler, daha disiplinli ve lidere daha bağlı bir ordu mu yaratacak, yoksa özellikle Tayvan başta olmak üzere Çin’in en hassas stratejik dosyalarında karar alma süreçlerini etkileyecek tehlikeli bir deneyim boşluğuna mı yol açacak?