Irak: Haşimi’yi Hizbullah Tugayları mı öldürdü?

İran destekli Hizbullah Tugayları Bağdat’taki bir askeri geçit töreni sırasında (AFP-Arşiv)
İran destekli Hizbullah Tugayları Bağdat’taki bir askeri geçit töreni sırasında (AFP-Arşiv)
TT

Irak: Haşimi’yi Hizbullah Tugayları mı öldürdü?

İran destekli Hizbullah Tugayları Bağdat’taki bir askeri geçit töreni sırasında (AFP-Arşiv)
İran destekli Hizbullah Tugayları Bağdat’taki bir askeri geçit töreni sırasında (AFP-Arşiv)

Irak kamuoyunda gündemde olan iddia şöyle: “Haşimi suikasti “Irak Hizbullah Tugayları, Bağdat’taki Yeşil Bölge’ye saldırı hazırlığındaydı. Örgüt, bu hazırlığın Hişam el-Haşimi tarafından Başbakan Mustafa Kazimi’ye bildirildiğini öğrenince Haşimi’yi öldürdü.”
Irak’ta silahlı bir grubun 6 Temmuz Pazartesi akşamı siyaset ve güvenlik uzmanı Hişam el-Haşimi’ye düzenlediği suikast, Iraklı çevrelerin öfkesine yol açmasının yanı sıra güvenlik güçlerinin daima “faili meçhul” diye nitelendirdiği saldırılar yapan milis gruplarla ilgili bazı soruları gündeme getirdi. Haşimi’ye yakın isimler ise onun geçtiğimiz günlerde İran destekli gruplar tarafından ölümle tehdit edildiği bilgisini verdi.

Linç kampanyaları
Haşimi’nin yaptığı iş, DEAŞ ve ondan önce El Kaide’nin faaliyetlerini rapor haline getirmek ve DEAŞ’ın elindeki toprakları kurtarmaya çalışan Irak güvenlik güçlerine örgütle ilgili danışmanlık hizmeti sunmaktı. Haşimi ayrıca silahlı grupların liderleri ile iletişim halinde olan, DEAŞ ile mücadele zamanlarında onlarla diyalog kuran bir isimken, aşamalı bir şekilde gazeteciler ve aktivistlerle birlikte linç kampanyalarının hedefi haline getirildi.
2018’in sonlarında DEAŞ tehlikesinin ortadan kalkmasıyla birlikte DEAŞ ile mücadele döneminde oluşan devlet kontrolü dışındaki silahlı grupların lağvedilmesi çağrıları da arttı. Bunun üzerine silahlı grupların finanse ettiği medya organları, ekranlarda ve sosyal medya mecralarında ‘devletin saygınlığı, silahların devlet elinde toplanması ve Haşdi Şabi’nin orduya entegre edilmesi’ gibi meseleleri dile getiren gazeteci ve aktivistlere karşı sürekli bir hedef gösterme ve linç kampanyası yürüttü.
Aktivistlere ve gazetecilere karşı yürütülen bu kampanyaların dozu 2019’un sonlarına gelindiğinde artık zirveye ulaşmıştı. Zira o dönemlerde Haşdi Şabi’nin kontrolündeki medya, artık açık bir şekilde isim isim gazeteci ve aktivistleri hedef göstermeye başladı. Söz konusu medya medyada o dönemde Haşimi’nin de aralarında bulunduğu birtakım gazeteci ve yazar için ‘ABD ajanı’ ve ‘İsrail ile normalleşme projesinin taşeronu’ gibi ifadeler kullanıldı.
Irak Basın Özgürlüğü İzleme Örgütü 3 Eylül 2019’da yayınladığı raporda, Haşimi’nin de yer aldığı ‘fişleme listesini’ sosyal medyada dolaşıma koyulmasında Haşdi Şabi’nin parmağının olduğunu belgeledi.

Çatışmanın dozu yüseldi
Terörle Mücadele Kurumu’nun 26 Haziran’da Hizbullah Tugayları mensubu 14 kişiyi tutuklamasının ardından Haşimi ile Hizbullah Tugayları arasındaki çatışmanın dozu daha da arttı. Hizbullah Tugayları’nın finanse ettiği medya kanalları söz konusu kişilerin serbest bırakıldığı yönündeki haberleri dolaşıma koyduğu esnada Haşimi Twitter hesabı üzerinden bu kişilerin halen tutuklu olduğunu yazdı. Hizbullah Tugayları yetkilisi Ebu Ali el-Askeri, Haşimi’nin mesajına tepki göstererek, sosyal medya hesabından, “Emin olman için seni Hizbullah Tugayları karargahına getirmemi ister misin?” diyerek bir tehdit mesajı yayınlamıştı.
Ebu Ali el-Askeri, Hizbullah Tugayları’nın sosyal medyadaki sözcüsü ve grubun açıklamalarını duyurmak için kullanılan takma bir isim. Bu hesabı yöneten kişi daha önce tehdit ettiği ülkeler ve yetkililer arasında ABD ve Suudi Arabistan’ın yanı sıra Başbakan Kazimi, Meclis Başkanı Muhammed el-Halbusi ve Cumhurbaşkanı Berhem Salih de bulunuyor. Nitekim Ebu Ali el-Askeri isimli hesap daha önce gösterilere destek veren açıklamalarda bulunduğu için Salih’i başkent Bağdat’a girmesine izin vermemekle tehdit etmişti. Aynı hesap, silahlı grupların Bağdat’ta içki satan bir mağazaya düzenlediği bombalı eylem için tebrik mesajları yayınlamıştı.
Bu hesap üzerinden ayrıca Kazimi’den önce yoğun gösterilerin baskısı altında Başbakanlıktan istifa eden Adil Abdulmehdi’nin göreve iade edilmesiyle ilgili bir kampanya yürütülse de İran destekli siyasi gruplar bu konuda başarılı olamadı.

Haşimi, Ebu Ali Askeri’nin kimliğini deşifre etti
Gözlemciler, Haşimi’ye yönelik saldırının arkasında, Twitter’daki Ebu Ali Askeri isimli hesabın kullanıcısının kimliğini deşifre eden tweet’i de olduğu görüşünde.
Haşimi, Twitter hesabından paylaştığı mesajda, “Ebu Ali el-Askeri’nin ismi büyük ihtimalle Hüseyin Muennes’tir. Muennes, Hizbullah Tugayları Şura Meclisi üyesi ve devlete tahakküm eden devletsizlik ağlarından sorumlu kişidir” diye yazarak, Muennes’in fotoğrafını paylaşıma ekledi.

Katyuşa hücresi ve Haşimi suikastı
Haşimi’ye yakın gazeteci ve aktivistler önceki akşam gerçekleşen suikast ile ‘Haşimi’nin ‘katyuşa ağıyla’ ilgili bilgilerin resmi makamlara ulaştırılmasında oynadığı aktif rol’ arasında ilişki kuruyor.
Siyasi alanda araştırmalar yapan Ahmed el-Yasiri, suikast öncesinde Haşimi’nin kendisine gönderdiği bir mesajı yayınladı. Söz konusu mesajda Haşimi, Hizbullah Tugayları’nın kendisini ölümle tehdit ettiğini ifade ediyor.
Şarku’l Avsat’ın Independent Arabia’dan aktardığı habere göre Yasiri, “Aramızdaki mesaj uzundu ve milislerin yaptığı suçlamalarla ilgili bir video hakkındaydı. Haşimi birçok münasebetle, Hizbullah Tugayları’nın kendisini doğrudan tehdit ettiğini söyledi. Hizbullah Tugayları, katyuşa füzesiyle Yeşil Bölge’ye saldırı için yaptığı hazırlıkların bilgisini Irak Başbakanı Mustafa el-Kazimi’ye veren kişinin Hişam el-Haşimi olduğunu öğrendikten sonra Haşimi’yi öldürdü” dedi.
Yasiri, “Haşimi suikastı doğrudan Kazimi’nin şahsına ve Iraklılara bir tehdit mesajıdır. DEAŞ’ın işin içinde olduğuna ihtimal vermiyorum” ifadesini kullandı.

Sahte DEAŞ açıklaması
Silahlı grupların finanse ettiği sosyal medya hesapları, DEAŞ’ın Haşimi suikastını üstlendiği yönündeki bir açıklamayı yoğun bir şekilde paylaşmaya başladı. Ancak şüpheli haberleri inceleyen bir doğrulama platformu rolü üstlenen Barış İçin Teknoloji Merkezi, yaptığı açıklamada DEAŞ’a ait medya organlarında suikastın üstlenildiğine dair bir açıklamanın bulunmadığını ve bu iddianın doğru olmadığını belirtti.
Yasiri, “Haşimi’nin suikastı ‘Ekim devriminin’ doğru yolda olduğunu kanıtlıyor. Haşimi’yi öldürdünüz ancak o sizin kökünüzü kazıyacak. İran, Kazimi’nin son hamlesini (14 kişinin tutuklanması) Irak’taki etkisinin son bulması şeklinde okudu ve bu olaylar İran’ın son hamleye yönelik tepkisidir” dedi.

Filistin Caddesi ve Hizbullah Tugayları’nın ağırlığı
Bağdat’ta bulunan Filistin Caddesi ile Haşimi’nin suikasta uğradığı Zeyyune bölgeleri geçtiğimiz yıllarda güvenlik güçleri ile silahlı gruplar arasındaki çatışmalara sahne oldu.
Bağdat Operasyonlar Komutanlığı’nın söz konusu iki bölge üzerinde kontrolü sağlamak için uzun yıllardır gösterdiği çabalar sonuç vermedi.
Öte yandan Başbakan Kazimi, Filistin Caddesi ile Zeyyune bölgelerinin güvenlik sorumlusunu görevden aldı. İçişleri Bakanlığı’ndan yapılan açıklamada, Kazimi’nin talimatı üzerine söz konusu iki bölgeden sorumlu Federal Polis 1. Tümen Komutanı Muhammed Kasım’ı görevden alındığı belirtildi.
Filistin Caddesi, Hizbullah Tugayları’nın en önemli merkezi olarak biliniyor. Hizbullah Tugayları’nın bu bölgeyi faaliyetleri için kullanması nedeniyle geçtiğimiz dönemlerde güvenlik güçleri ile Hizbullah Tugayları arasında çok sayıda çatışma yaşandı.
Eylül 2015’te Hizbullah Tugayları’nın Türk işçileri rehin aldığı yönündeki suçlamalar üzerine güvenlik güçleri Filistin Caddesi’nde Hizbullah Tugayları’na baskın düzenlemiş, Meclis Güvenlik Komisyonu Başkanı Hakim ez-Zamili’nin arabulucu rolüyle olaya müdahalesinin ardından iki taraf arasında muhtemel bir çatışma engellenmişti.
2018’in sonlarında güvenlik güçleri ile Hizbullah Tugayları arasında çatışma meydana geldi. Dönemin İçişleri Bakanı Kasım el-Araci’nin müdahalesiyle çatışmalar son buldu.
Bir güvenlik kaynağı, o dönemki açıklamasında, Hizbullah Tugayları’nın Filistin Caddesi’ni kendisi için güvenli bölge ilan etmeye çalıştığını ancak hükümetin güvenlik alanında aldığı tedbirler sayesinde bundan sonra böyle bir şeye cesaret edemeyeceğini söylemişti.
Filistin Caddesi’nin ismi, hükümet binaları ve yabancı misyon temsilciliklerinin bulunduğu Yeşil Bölge’ye yönelik saldırılarda sık sık gündeme geliyor. Irak hükümetine bağlı Güvenlik Medya Ağı, Şubat’ta Yeşil Bölge’ye yönelik roketli saldırının akabinde, Hizbullah Tugayları’na ait karargahların bulunduğu Filistin Caddesi’nde füze fırlatma rampaları ele geçirdiğini duyurmuştu.

Kazimi’ye çağrı
Muvatinun Grubu lideri Gays et-Tamimi, Haşimi’nin son olara kendisine gönderdiği mesajları yayınlayarak, Haşimi’nin geçtiğimiz dönemlerde Hizbullah Tugayları tarafından tehditler aldığını söyledi.
Tamimi, Twitter hesabından Haşimi’nin fotoğrafını ekleyerek paylaştığı mesajda, “Söz verdiğim gibi, Ey Hişam! sana karşı bir vefa olarak susmayacağım. Delilleri kamuoyundan gizleyerek ölümüne ortak olmayacağım” diye yazdı.
Tamimi, mesajının devamında, “Hişam’ın kanı bizim sorumluluğumuzdadır. Gençler! Onların suçları karşısında susmamalıyız, katiller güven içinde uyumamalıdır. Kazimi kardeşim, sorumluluk senindir, bizde daha fazlası var” ifadesini kullandı.
Tamimi, Başbakan Kazimi’yi etiketlediği diğer tweet’inde ise elinde Haşimi cinayetine kimin karıştığını gösteren belgeler olduğunu söyledi. Tamimi, “Haşimi onları (belgeleri) bana verdi ve ben de size bütün detayları aktarmaya hazırım” diye yazdı.
ABD merkezli El-Hurra televizyon kanalına konuşan Tamimi, Haşimi ile aralarında geçen diyalogda, Haşimi’nin kendisine, “Hizbullah Tugayları beni ölümle tehdit etti” dediğini aktardı.

Maskeler düştü
Haşimi’ye yakın gazeteci ve yazarlar, Hizbullah Tugayları’nı Haşimi suikastında parmağı olmakla suçlayarak, silahlı örgütlerin geçirdiği bu dönüşümün Irak için oldukça tehlikeli olduğuna dikkat çekiyorlar.
Güvenlik tehlikesi nedeniyle isminin açıklanmasını istemeyen Iraklı bir gazeteci, Independent Arabia’ya verdiği demeçte, “Faaliyetlerinde gerçekleşen dönüşüme bakılırsa silahlı gruplar artık gelişmelere savaş durumu gözüyle bakıyor ve yanında olmayan herkesi düşman olarak görüyor. Hişam el-Haşimi, Terörle Mücadele Kurumu’nun Hizbullah Tugayları’na yaptığı baskına güçlü destek verdi” diye konuştu.
Gazeteci, “Kazimi artık maskelerin düştüğünü ve silahlı grupların kendileriyle mücadeleye yeltenenlere ‘karşılık vermek için kurşunumuz var’ diye yanıt vermeye başladıklarını görmelidir. Bana göre, önceden korkutma amaçlı yapılan tehditler artık eyleme dökülüyor. Şu an tehdit değil, öldürme döneminde yaşıyoruz. Kazimi hükümetinin gerçekçi ve büyük bir adım atmaması halinde Kazimi de dahil Cumhurbaşkanı ve bütün askeri liderlerin hayatı tehlikeye girer. Bugün sokağın güvenliği devletin değil, bu grupların elinde” ifadelerini kullandı.

Son tweet
Haşimi, hayatını kaybettiği olaydan yaklaşık 1 saat önce, Twitter hesabı üzerinden paylaştığı mesajda, Irak’ta bölünmelerin iyice derinleşmesinde etkili olan 3 maddeyi şöyle sıraladı:
1- İşgalle birlikte gelen kotaların benimsenmesi (Şii, Sünni, Kürt, Türkmen ve azınlıklar). Bunlar Irak’taki oluşumların özüdür.
2- Bölünmeler üzerinden kazanımlarını pekiştirmek isteyen etkin partiler (Şii, Sünni, Kürt ve Türkmen).
3- Parti rekabetini mezhepçi rekabetle değiştiren dini partiler.
İngiltere merkezli Chatham House ve ABD merkezli Uluslararası Politika Merkezi gibi ileri gelen düşünce merkezlerine makaleler yazan Haşimi, DEAŞ başta olmak üzere silahlı radikal gruplar konusunda araştırmalar yürütüyordu.
Haşimi, Irak ve Suriye’de DEAŞ’a karşı savaş verilen yıllarda akademik bilgilerinden yola çıkarak yaptığı güvenilir analizler sayesinde örgütün tepe kadrosunun çözülmesine katkı sağladı. Haşimi ayrıca DEAŞ lideri Ebubekir el-Bağdadi gibi örgüt içindeki üst düzey mevkilerde bulunan isimlerle ilgili geniş bir arşive sahipti.



Suriye'nin kuzeydoğusundaki Haseke kırsalında bulunan Kamışlı'da iki patlama meydana geldi

Suriye'nin Kamışlı kentinde meydana gelen bir bombalı saldırı. 11 Kasım 2019 (Arşiv -Reuters)
Suriye'nin Kamışlı kentinde meydana gelen bir bombalı saldırı. 11 Kasım 2019 (Arşiv -Reuters)
TT

Suriye'nin kuzeydoğusundaki Haseke kırsalında bulunan Kamışlı'da iki patlama meydana geldi

Suriye'nin Kamışlı kentinde meydana gelen bir bombalı saldırı. 11 Kasım 2019 (Arşiv -Reuters)
Suriye'nin Kamışlı kentinde meydana gelen bir bombalı saldırı. 11 Kasım 2019 (Arşiv -Reuters)

Suriye medyası, Suriye'nin kuzeydoğusunda bulunan Haseke kırsalındaki Kamışlı kentinde iki patlama meydana geldiğini bildirdi.

Suriye'deki yetkililer ve Kürt yetkililer dün yeni bir ateşkes ilan ederek Kürt güçlerinin hükümet kurumlarına entegre edilmesi konusunda daha fazla görüşmenin önünü açtı. Diğer yandan Washington, yıllarca destekledikleri DEAŞ'la mücadelede Kürtlerin rolünün sona erdiğini açıkladı.


Tunus'ta eşi benzeri görülmemiş yağışlar nedeniyle dört kişi hayatını kaybetti

Yağmur sularında yürümeye çalışan bir kadın (EPA)
Yağmur sularında yürümeye çalışan bir kadın (EPA)
TT

Tunus'ta eşi benzeri görülmemiş yağışlar nedeniyle dört kişi hayatını kaybetti

Yağmur sularında yürümeye çalışan bir kadın (EPA)
Yağmur sularında yürümeye çalışan bir kadın (EPA)

Tunus'ta rekor seviyedeki yağışlar nedeniyle meydana gelen sellerde dört kişi hayatını kaybetti ve özellikle başkentte okullar eğitime ara vermek zorunda kaldı. Dün bir yetkili, bazı eyaletlerdeki durumun "çok zor" olduğunu ifade etti.

Tunus başkentinin yakınlarındaki bölgede bir adam, evindeki suyu kovayla boşaltıyor (AFP)Tunus başkentinin yakınlarındaki bölgede bir adam, evindeki suyu kovayla boşaltıyor (AFP)

Ulusal Meteoroloji Enstitüsü'nde tahminlerden sorumlu müdür Abdulrezak Rehal, "Ocak ayında Monastir (doğu-orta), Nabeul (kuzeydoğu) ve Büyük Tunus gibi bölgelerde olağanüstü miktarda yağış kaydettik" dedi.

Bu bölgelerde 1950'den beri benzer miktarlarda yağış kaydedilmediğini belirtti.

Sivil Koruma sözcüsü Halil el-Meşri, Monastır Valiliği'ne bağlı Moknine şehrinde dört kişinin öldüğünü açıkladı.

 Sosyal medyada, sokaklarda yükselen sel sularının görüntüleri yayıldı; çok sayıda aracın mahsur kaldığı ve su seviyesinin kapı girişlerine kadar ulaştığı görüldü.

Sivil savunma görevlileri, Tunus'ta arabasıyla mahsur kalan bir kişiye yardım ediyor (EPA)Sivil savunma görevlileri, Tunus'ta arabasıyla mahsur kalan bir kişiye yardım ediyor (EPA)

Şarku'l Avsat'ın AFP'den aktardığına göre Savunma Bakanlığı'ndan bir kaynak yaptığı açıklamada, Ulusal Afet Yardım Komitesi üyesi olan ordunun kurtarma operasyonlarına katıldığını söyledi.

Pazartesi akşamından itibaren başkent Tunus ve orta-doğu bölgesindeki diğer yerlerde şiddetli yağmur neredeyse aralıksız devam ediyor.

Yerel baro birliği, durum nedeniyle Büyük Tunus'taki mahkeme oturumlarının askıya alındığını duyurdu.

Yerel medya, yetkililerden alınan bilgilere dayanarak, başkent ve diğer bölgelerdeki okullarda da dersler askıya alındı. Toplu ve özel ulaşım ciddi şekilde aksadı ve bazı bölgelerde tamamen durdu.

 Yetkililer, hava koşulları nedeniyle ülkenin 24 ilinden 15'inde kamu ve özel okullar ile üniversitelerde bugün derslerin askıya alınacağını duyurdu.

Mervani'ye göre, Sayada şehrinde sadece birkaç saat içinde metre kareye 250 milimetre yağmur yağdı.

Ulusal Meteoroloji Enstitüsü yetkilisi Serhan Rehali'ye göre, Tunus'un banliyölerindeki turistik Sidi Bou Said bölgesinde ise 206 milimetre yağmur kaydedildi.

Enstitünün bir diğer yetkilisi Mahrez Gannuşi, Facebook üzerinden yaptığı açıklamada, bazı bölgelerdeki durumu "çok zor" olarak nitelendirdi.

Bu yağmurlar, Tunus'un son yıllarda iklim değişikliğinin de etkisiyle uzun süreli kuraklıklar yaşadığı ve barajlardaki su seviyelerinde önemli düşüşle karşılaştığı bir dönemde geldi.

Bu durum, özellikle tarım sektörü ve içme suyu kaynaklarını etkileyen ciddi su baskısına yol açtı; özellikle yaz aylarında birçok bölgede su kısıtlamaları ve hatta kesintileri yaşandı.

Komşu Cezayir'de ise birçok bölgede şiddetli yağmur ve sel yaşandı.

Sivil koruma yetkilileri, Cezayir'in batısındaki Relizane vilayetinde selde ölen altmışlı yaşlarında bir adamın cesedinin bulunduğunu açıkladı.


Şam, SDG'ye 4 günlük süre verdi... ve Washington, Kürtlerin DEAŞ ile mücadeledeki misyonunun sona erdiğini ilan etti

Şam, SDG'ye 4 günlük süre verdi... ve Washington, Kürtlerin DEAŞ ile mücadeledeki misyonunun sona erdiğini ilan etti
TT

Şam, SDG'ye 4 günlük süre verdi... ve Washington, Kürtlerin DEAŞ ile mücadeledeki misyonunun sona erdiğini ilan etti

Şam, SDG'ye 4 günlük süre verdi... ve Washington, Kürtlerin DEAŞ ile mücadeledeki misyonunun sona erdiğini ilan etti

Şam ve Suriye'deki Kürt yetkililer, Kürt güçlerinin hükümet kurumlarına entegrasyonuna ilişkin bir anlaşmanın tamamlanmasının ön adımı olarak yeni bir ateşkes ilan ederken, Washington, yıllarca destekledikleri DEAŞ ile mücadelede Kürtlerin rolünün sona erdiğini söyledi.

Şam'ın yeni bir anlaşmaya varıldığını ve Kürtlere bunun uygulanması konusunda anlaşmaları için dört günlük bir süre tanındığını duyurması, son yıllarda Suriye topraklarının yaklaşık dörtte birini kontrol eden Kürt güçlerinin, ülkenin kuzeydoğusundaki son kaleleri olan Haseke vilayetinde Kürtlerin çoğunlukta olduğu şehir ve köylere çekilmesinin sonrasında geldi.

Suriye ordusu daha önce, Suriye Demokratik Güçleri'nin (SDG) kampı korumaktan çekilmesinin ardından, iç güvenlik güçleriyle birlikte El-Hol kampı bölgesine girerek kampın güvenliğini sağlayacağını duyurmuştu. SDG daha sonra kamptan "zorla" çekildiğini açıkladı.

Kürdistan İşçi Partisi (PKK) Suriye Kürtlerini terk etmeyeceğine dair söz verirken, Kürt özerk yönetiminden bir yetkili dün, Suriye hükümeti ile Suriye Demokratik Güçleri (SDG) arasındaki müzakerelerin "tamamen çöktüğünü" doğruladı.