Pompeo, İran’dan Hizbullah’a petrol akışını engelleme sözü verdi

ABD Dışişleri Bakanı Mike Pompeo dün gazetecilerin sorularını yanıtladı (AP)
ABD Dışişleri Bakanı Mike Pompeo dün gazetecilerin sorularını yanıtladı (AP)
TT

Pompeo, İran’dan Hizbullah’a petrol akışını engelleme sözü verdi

ABD Dışişleri Bakanı Mike Pompeo dün gazetecilerin sorularını yanıtladı (AP)
ABD Dışişleri Bakanı Mike Pompeo dün gazetecilerin sorularını yanıtladı (AP)

ABD Dışişleri Bakanı Mike Pompeo ülkesinin, İran’ın müttefiki Lübnan’daki Hizbullah’a petrol akışını engelleyeceğine söz verdi. Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi’ne (BMGK) İran’a uygulanan silah ambargosunu uzatma çağrısında bulunan Pompeo, geçen ay Yemen’deki Husi isyancılarına İran silahları taşıyan bir gemiye el konulduğuna dikkat çekti.
Pompeo dün Dışişleri Bakanlığı’nda düzenlenen basın toplantısında, İran’dan Lübnan’a yapılan petrol sevkiyatına ilişkin “Washington, paraların dünyanın en büyük terör sponsoru olan ülkeye akmasına izin vermeyecek” dedi. Pompeo, Lübnan hükümetinin petrol satın almak için İran ile bir anlaşma imzalaması durumunda yaptırımlarla karşı karşıya kalacağı uyarısında bulunarak “Bu kabul edilemez. Bu kesinlikle yaptırımlara tabi bir sonuç olur. İran’ın (Hizbullah) dahil hiçbir yerde ham petrol satmaya devam etmeyeceğinden emin olmak için elimizden geleni yapacağız” dedi.
Pompeo’nun bu uyarısı, Hizbullah Genel Sekreteri Hasan Nasrallah’ın Lübnan hükümetini İran’dan petrol satın almaya ve İran’ın kendi kendine yeten ekonomi modelini taklit etmeye teşvik etmesinin ardından geldi.
Pompeo ABD’nin “Hizbullah’ı terör örgütü olarak sınıflandırmaya devam edeceğini” belirterek ülkesinin “reformlar başarılı olduğu ve Hizbullah’ın kontrolü azaldığı sürece” Lübnan’ı desteklemeye ve halkına bağımsız bir hükümet kurmak için yardım etmeye devam edeceğini vurguladı.
Pompeo ayrıca BMGK’ya önümüzdeki ekim ayında sona erecek İran’a uygulanan silah ambargosunun süresini uzatma çağrısını yineledi. Reuters haber ajansına göre Pompeo konuya ilişkin yaptığı açıklamada şunları söyledi:
“BMGK’nın bölgede daha fazla çatışmayı önlemek için İran’a uygulanan silah ambargosunun süresini uzatması gerekiyor. Hiç kimse İran’ın aldığı silahları barışçıl amaçlar doğrultusunda kullanacağına inanmaz.”
Pompeo, ABD ve müttefik kuvvetlerin birlikte “geçen ay Yemen’deki İran destekli isyancı Husilere gitmek üzere içinde 27 balistik füzenin de bulunduğu silahlarla dolu bir gemiye el koyduğunu” duyurdu. “İran’ın halen Yemen’deki Husilere silah gönderdiğine” dikkat çekti.
Pompeo, İran’ı kasım ve şubat aylarında el konulan silah sevkiyatlarından sorumlu tutan ve geçtiğimiz günlerde yayınlanan BM raporuna da değindi. Aynı zamanda Husileri BM personelinin Kızıldeniz’de petrol sızdıran FSO Safer adlı petrol tankerine çıkmasını engellemekle suçladı. Söz konusu geminin infilak edebileceği ve bölgede büyük bir çevre kirliliğine yol açabileceği ifade ediliyor.
Pompeo, Irak’la ilgili olarak da “Irak halkının emellerini destekleyen ve İran milisleri tarafından tehdit edilen Iraklı gazeteci ve araştırmacı Hişam el-Haşimi’nin suikastından sorumlu olanların tespit edilmesi, tutuklanması ve yargılanması” çağrısında bulundu. ABD’nin “suikast eylemini kınayan kesimlerin ve ülkelerin yanında yer aldığını ve katillerin cezalandırılması için Irak hükümetine destek verdiğini” belirtti.
Pompeo’nun gündeminde Suriye de vardı. ABD Dışişleri Bakanı, Suriye Devlet Başkanı Beşşar Esed, Rusya ve Çin’i Suriye’ye insani yardım akışına izin veren bir BM kararı çıkarılmasını engellemekle suçladı. Pompeo “Rusya ve Çin gelecekte oluşabilecek konjonktürden yararlanma umuduyla uluslararası kararı bozmak için Güvenlik Konseyi’nde veto hakkını kullandı. Bu da temelde her geçen gün kötüleşen insani durumu daha da ağırlaştırıyor” değerlendirmesinde bulundu.



Trump: İran'a karşı sınırlı bir saldırı düzenlemeyi değerlendiriyorum

Başkan Donald Trump, Beyaz Saray Devlet Yemek Salonu'nda Valiler Birliği ile yaptığı kahvaltıda konuşuyor (AP)
Başkan Donald Trump, Beyaz Saray Devlet Yemek Salonu'nda Valiler Birliği ile yaptığı kahvaltıda konuşuyor (AP)
TT

Trump: İran'a karşı sınırlı bir saldırı düzenlemeyi değerlendiriyorum

Başkan Donald Trump, Beyaz Saray Devlet Yemek Salonu'nda Valiler Birliği ile yaptığı kahvaltıda konuşuyor (AP)
Başkan Donald Trump, Beyaz Saray Devlet Yemek Salonu'nda Valiler Birliği ile yaptığı kahvaltıda konuşuyor (AP)

ABD Başkanı Donald Trump bugün İran'a karşı sınırlı bir askeri saldırı düzenlemeyi düşündüğünü söyledi, ancak daha fazla ayrıntı vermedi.

ABD ordusu, İran'a karşı birkaç hafta sürebilecek ve güvenlik tesislerinin yanı sıra nükleer altyapıyı da bombalamayı içerebilecek bir operasyona hazırlanıyor.

İran'ı nükleer programı konusunda anlaşmaya varmaya zorlamak için sınırlı bir saldırıyı düşünüp düşünmediği sorulduğunda, Beyaz Saray'da gazetecilere, "Sanırım bunu düşündüğümü söyleyebilirim" dedi.

Trump dün, İran'ın bir anlaşmaya varması için 10 ila 15 günlük bir sürenin "yeterli" olacağına inandığını söyledi. Ancak görüşmeler yıllardır tıkanmış durumda ve İran, füze programını kısıtlama ve silahlı gruplarla bağlarını koparma yönündeki daha geniş ABD ve İsrail taleplerini görüşmeyi reddediyor.

Şarku'l Avsat'ın Reuters'ten aktardığına göre iki ABD yetkilisi, İran'la ilgili ABD askeri planlamasının ileri bir aşamaya ulaştığını ve seçenekler arasında bireyleri hedef alan bir saldırı, hatta Trump'ın emriyle Tahran'da rejim değişikliğinin de yer aldığını söyledi. Bu askeri seçenekler, diplomatik çabaların başarısız olması durumunda ABD'nin İran'la ciddi bir çatışmaya hazırlandığının son göstergesi.

Son haftalarda yapılan dolaylı görüşmelerde çok az ilerleme kaydedildi ve taraflardan biri veya her ikisi bunu savaşa hazırlıkta geciktirme taktiği olarak kullanıyor olabilir.

İran, geçen yıl İsrail ve ABD'nin nükleer ve askeri tesislerini hedef alan 12 günlük saldırılarının yanı sıra ocak ayındaki kitlesel protestoların şiddetle bastırılmasının ardından, hiç olmadığı kadar savunmasız bir konumda bulunuyor.

 İran'ın BM Güvenlik Konseyi'ne dün yazdığı mektupta, BM Büyükelçisi Emir Said İrevani, ülkesinin "gerilim veya savaş aramadığını ve savaş başlatmayacağını", ancak herhangi bir ABD saldırganlığına "kararlı ve orantılı bir şekilde" karşılık vereceğini belirtti.

Şöyle devam etti: “Bu koşullar altında, bölgedeki tüm düşman üsleri, tesisleri ve varlıkları, İran'ın savunma yanıtı çerçevesinde meşru hedefler olarak kabul edilecektir.”

Bu haftanın başlarında İran, dünyanın ticareti yapılan petrolünün yaklaşık beşte birinin geçtiği Körfez'in dar su yolu olan Hürmüz Boğazı'nda gerçek mühimmatlı tatbikatlar gerçekleştirdi. Ülke içinde de gerilim artıyor; yas tutanlar, 40 gün önce güvenlik güçleri tarafından öldürülen protestocuları anmak için törenler düzenliyor ve bazı gösterilerde yetkililerin tehditlerine rağmen hükümet karşıtı sloganlar atılıyor.


İsrail'in Lübnan'ın güneyindeki Adise kasabası yakınlarında gerçekleştirdiği bombalama operasyonu

İsrail'in ocak ayında Lübnan'ın güneyindeki Kanarit köyüne düzenlediği hava saldırısının yol açtığı hasar, 16 Şubat 2026 (AFP)
İsrail'in ocak ayında Lübnan'ın güneyindeki Kanarit köyüne düzenlediği hava saldırısının yol açtığı hasar, 16 Şubat 2026 (AFP)
TT

İsrail'in Lübnan'ın güneyindeki Adise kasabası yakınlarında gerçekleştirdiği bombalama operasyonu

İsrail'in ocak ayında Lübnan'ın güneyindeki Kanarit köyüne düzenlediği hava saldırısının yol açtığı hasar, 16 Şubat 2026 (AFP)
İsrail'in ocak ayında Lübnan'ın güneyindeki Kanarit köyüne düzenlediği hava saldırısının yol açtığı hasar, 16 Şubat 2026 (AFP)

İsrail güçleri bu sabah erken saatlerde Lübnan'ın güneyindeki Adise kasabası yakınlarında bir bombalama operasyonu gerçekleştirdi.

Lübnan'ın resmi Ulusal Haber Ajansı'na göre, büyük patlama saat 02:20'de meydana geldi.

İsrail ile Lübnan Hizbullahı arasında, bir yıldan fazla süren ve partinin askeri ve liderlik altyapısına darbeler aldığı çatışmanın ardından, 27 Kasım'dan beri yürürlükte olan bir anlaşma bulunuyor.

Anlaşma, Lübnan ordusunun ve Lübnan'daki Birleşmiş Milletler Geçici Gücü'nün (UNIFIL) konuşlandırılmasının güçlendirilmesi karşılığında, Hizbullah savaşçılarının Litani Nehri'nin güneyindeki bölgeden (sınırdan yaklaşık 30 km uzaklıkta) çekilmesini ve askeri altyapısının tasfiye edilmesini öngörüyordu.

Anlaşma ayrıca İsrail'in savaş sırasında girdiği tüm bölgelerden çekilmesini de öngörüyordu. Bununla birlikte, İsrail sınırın her iki tarafını da izleyebilmek için beş yüksek noktada askeri varlığını sürdürdü. Ayrıca, askeri hedefler veya Hizbullah unsurları olduğunu iddia ettiği yerlere neredeyse her gün saldırılar düzenliyor ve güçleri buldozerle yıkım ve tahribat operasyonlarına devam ediyor.


ABD Adalet Bakanlığı genel merkezine Trump'ın posteri asıldı

İşçiler, Donald Trump’ın fotoğrafını taşıyan yeni bir pankartı, Washington’daki ABD Adalet Bakanlığı binasının cephesine yerleştiriyor (AFP)
İşçiler, Donald Trump’ın fotoğrafını taşıyan yeni bir pankartı, Washington’daki ABD Adalet Bakanlığı binasının cephesine yerleştiriyor (AFP)
TT

ABD Adalet Bakanlığı genel merkezine Trump'ın posteri asıldı

İşçiler, Donald Trump’ın fotoğrafını taşıyan yeni bir pankartı, Washington’daki ABD Adalet Bakanlığı binasının cephesine yerleştiriyor (AFP)
İşçiler, Donald Trump’ın fotoğrafını taşıyan yeni bir pankartı, Washington’daki ABD Adalet Bakanlığı binasının cephesine yerleştiriyor (AFP)

ABD Başkanı Donald Trump’ın fotoğrafını taşıyan bir pankart, ABD Adalet Bakanlığı binasına asıldı. Bu adım, Trump’ın Washington’daki bir kuruma kimliğini yansıtma yönündeki son girişimi olarak değerlendiriliyor.

Mavi renkli pankart, dün (perşembe) binanın bir köşesindeki iki sütun arasına yerleştirildi. Pankartta “Amerika’yı Yeniden Güvenli Hale Getirelim” sloganı yer aldı.

Trump, geçen yıl Beyaz Saray’a dönüşünden bu yana federal kurumlar üzerindeki varlığını ve nüfuzunu pekiştirmek için güçlü adımlar atıyor.

Trump, kültürel ve siyasi kurumları yeniden şekillendirirken kendisine yakın isimleri görevlendiriyor, önde gelen kurumların adlarını değiştiriyor ve geçmiş soruşturmalarla bağlantılı yetkilileri geri plana itiyor. Eleştirmenler ise bu adımların, siyasi iktidar ile normal şartlarda bağımsız olması gereken kamu görevleri arasındaki sınırları ortadan kaldırdığını savunuyor.

Geçen yıl Trump’ın fotoğrafını taşıyan pankartlar, ABD Çalışma Bakanlığı, ABD Tarım Bakanlığı ve Amerikan Barış Enstitüsü binalarına da asılmıştı.

Trump tarafından atanan bir yönetim kurulu, Aralık ayında John F. Kennedy Sahne Sanatları Merkezi’ne Trump adının eklenmesi yönünde oy kullandı. Ayrıca Washington’daki Amerikan Barış Enstitüsü binasına da Trump’ın adı verildi.

Son pankarta ilişkin soruları Beyaz Saray, Adalet Bakanlığı’na yönlendirdi. Bakanlık ise şu ana kadar yorum talebine yanıt vermedi.