Washington: Irak’taki ABD güçlerinin çekilmesi DEAŞ’la mücadeleye bağlı

ABD Merkez Kuvvetler (CENTCOM) Komutanı Orgeneral Kenneth F. McKenzie (AFP)
ABD Merkez Kuvvetler (CENTCOM) Komutanı Orgeneral Kenneth F. McKenzie (AFP)
TT

Washington: Irak’taki ABD güçlerinin çekilmesi DEAŞ’la mücadeleye bağlı

ABD Merkez Kuvvetler (CENTCOM) Komutanı Orgeneral Kenneth F. McKenzie (AFP)
ABD Merkez Kuvvetler (CENTCOM) Komutanı Orgeneral Kenneth F. McKenzie (AFP)

Irak Başbakanlık Sözcüsü Ahmet Mulla Talal, Washington ile yapılacak bir sonraki stratejik diyalog turuna Başbakan Mustafa el-Kazimi’nin başkanlık edeceğini açıkladı. Diğer yandan Washington, DEAŞ’la mücadeleyi sürdürmek için Irak'taki askeri varlığının devam etmesi gerektiğini bir kez daha vurguladı. Irak-ABD stratejik diyalogunun dışişleri bakanları temsilcileri ve uzmanlar düzeyindeki iki gün süren ilk turu geçen haziran ayında gerçekleşirken önümüzdeki ağustos ayında Washington'da yapılacak ikinci tur, Irak Başbakanı Kazimi ve ABD Başkanı Donald Trump’ın katılımıyla liderler seviyesinde olacak.
Diyalog, 2008 yılında iki ülke arasında imzalanan güvenlik anlaşmasını yeniden aktif hale getirmeyi hedeflerken Irak’taki İran’a yakın silahlı gruplar diyalogun sonuçlarını ‘ABD güçlerini Irak'tan çekilmesiyle’ ilgili paragrafa dayandırıyorlar. Bununla birlikte Bağdat'ın merkezindeki Yeşil Bölge'de bulunan ABD Büyükelçiliği’ne ve başkentin güneybatısındaki Bağdat Uluslararası Havaalanı ile yine başkentin kuzeyindeki Taci Askeri Kampı yakınlarında Amerikalıların konuşlu oldukları noktalara katyuşa roketleri ile düzenlenen saldırıların azalması bekleniyordu. Ancak roket saldırıları, 14 silahlı grup üyesinin gözaltına alındığı terörle mücadele baskınının ardından artarak devam etti. Gözaltına alınan 14 kişiden 13’ü bir hafta sonra serbest bırakıldı.
ABD Merkez Kuvvetler (CENTCOM) Komutanı Orgeneral Kenneth F. McKenzie, Irak’ın yeni hükümetinin ABD güçlerinin yardımına ihtiyaç duyduğunu söyledi. Org. McKenzie, ABD güçlerinin Irak'tan çekilmesinin Bağdat'la yapılan diyalogun sonuçlarına değil, DEAŞ’ın ortadan kaldırılmasına bağlı olduğunu vurguladı. Washington Post gazetesine konuşan Org. McKenzie şunları söyledi:
“Kazimi, ABD güçlerini hedef alan İran’a yakın milislerle mücadelede önemli adımlar attı. Kazimi, büyük askeri ve siyasi nüfuza sahip silahlı gruplara meydan okurken ABD'nin sabretmesi gerekiyor.”
Org. McKenzie Bağdat ziyareti sırasında Kazimi ile yaptığı görüşmeyle ilgili olarak Irak Başbakanı Mustafa Kazimi’nin ABD güçlerine ihtiyaç duyduğuna inandıklarını ve bu nedenle Irak’ta kalacaklarını söyledi. Org. McKenzie “Kazimi’nin şu anki tek ihtiyacı ABD güçlerinin Irak’ta kalmasını sağlayacak bir yöntem bulmak” ifadesini kullandı. Irak’tan ayrıldıktan sonra telefon ile gazetecilere açıklamalarda bulunan Org. McKenzie, Irak Meclisi’nin tüm yabancı güçlerin ülke topraklarından çıkarılması kararına rağmen Irak hükümetinin ABD güçlerinin ülkede kalmasını isteyeceğine inandığını dile getirdi.
Söz konusu gelişmeler, ABD'nin Yeşil Bölge’deki Dicle Nehri’ne doğru uzanan ABD Büyükelçilik binasına yönelik son roket saldırısında etkili olduğu kanıtlanan hava savunma sistemi kurduğu bir dönemde yaşandı. Bu arada sistemin saldırıyı engellediği sırada nehrin diğer yakasında vatandaşların zarar görmesi nedeniyle devletin kontrolü dışındaki silahların varlığının devam etmesinin bir sonucu olarak Iraklıları öfkelendirdi.
 Askeri danışman Safa el-A'sam konuyla ilgili değerlendirmesinde şunları söyledi:
“ABD, Ayn el-Esad ve Harir askeri hava üslerindeki Patriot hava sistemlerinin yanı sıra Bağdat Büyükelçiliği binasına Centurion (C-RAM) hava savunma sistemi kurdu. İnsansız hava araçları (İHA) ile orta ve kısa menzilli roketleri püskürten sistem, Patriot sistemlerinde olduğu gibi Irak hükümetinin bilgisi olmadan kuruldu. Irak'taki ABD noktalarında, Irak ordusunun sahip olduğu silahlardan çok daha fazla silah ve hava savunma sistemi bulunuyor. Bu silahlar ve sistemler, özellikle kendi güçlerini koruma bahanesiyle hava savunma alanında kullanılıyorlar.”
Irak Meclisi’nden Fetih Koalisyonu milletvekili Hüseyin ez-Züheyri dün yaptığı basın açıklamasında, -Fetih Koalisyonu’nun ABD ve Türkiye’nin ihlalleri ile ilgili bir dizi gözlem kaydettiğini, hükümetten ve Başbakan’dan bu ihlaller konusunda açık ve cesur bir tutum sergilemesini istediğini öne sürdü. Bu konuda hükümete ve Başbakan’a çeşitli sorular yöneltildiğini belirten Züheyri, “Fetih Koalisyonu, Irak hükümetini ABD'nin Irak topraklarında devam eden ihlallerine yönelik ilgisizliğine karşı defalarca uyardı” ifadelerini kullandı. Züheyri, hükümetin Irak’ın ulusal egemenliğe yönelik ihlalleri önleyememesi halinde farklı bir tutum sergileyecekleri tehdidinde bulundu. Züheyri, tutumlarında ne gibi bir farklılık olacağına ise değinmedi.
Şarku’l Avsat’a konuşan Ulusal güvenlik uzmanı ve Stratejik Araştırmalar Merkezi Başkanı Dr. Hüseyin Allavi de şu değerlendirmelerde bulundu:
“İlk turu geçen ay gerçekleşen bir sonraki turu da önümüzdeki ay yapılacak olan Washington ile Bağdat arasındaki diyalog, ister stratejik, ister finansal isterse yüksek öğrenim, savunma, içişleri, sağlık, petrol ve diğer işbirliği alanları gibi daha önemsiz olmayan diğer açılardan olsun iki taraf arasında çeşitli yönlerde ilerleyebilmek adına bir yol haritası oluşturmak için oldukça önemlidir.”
Başbakan Kazimi'nin söz konusu diyalogu ve çıktılarını destekleyen veya desteklemeyen Iraklı tüm tarafların tutumlarını dikkate alacağına inancında olan Allavi aslında yıllar önce, özellikle 2013'te başlaması beklenen diyalogun yeni bir gelişme olmadığını söyledi. Ancak söz konusu dönemki hükümetin tüm bloklardan, partilerden ve yürütme organlarından siyasi destek alamaması nedeniyle diyalogun ertelendiğini kaydetti.



ABD arabuluculuğuyla İsveç'te esir takası görüşmeleri yapılıyor

Ürdün ve Suriye dışişleri bakanları ile ABD elçisi Tom Barrack, geçen eylül ayında Şam'da düzenlenen ve "Süveyda yol haritası"nın açıklandığı basın toplantısında (EPA)
Ürdün ve Suriye dışişleri bakanları ile ABD elçisi Tom Barrack, geçen eylül ayında Şam'da düzenlenen ve "Süveyda yol haritası"nın açıklandığı basın toplantısında (EPA)
TT

ABD arabuluculuğuyla İsveç'te esir takası görüşmeleri yapılıyor

Ürdün ve Suriye dışişleri bakanları ile ABD elçisi Tom Barrack, geçen eylül ayında Şam'da düzenlenen ve "Süveyda yol haritası"nın açıklandığı basın toplantısında (EPA)
Ürdün ve Suriye dışişleri bakanları ile ABD elçisi Tom Barrack, geçen eylül ayında Şam'da düzenlenen ve "Süveyda yol haritası"nın açıklandığı basın toplantısında (EPA)

Suriye kaynakları Şarku’l Avsat'a, ABD arabuluculuğuyla Suriye'nin güneyindeki Süveyda vilayetinde bir esir takası konusunda görüşmelerin devam ettiğini doğruladı.

İl yönetiminin medya ilişkileri direktörü Kuteyba Azzam, Suriye hükümeti ile Şeyh el-Akl ve Hikmet el-Hicri'ye bağlı "Ulusal Muhafız Kuvvetleri" arasında, esir takası anlaşmasına varılması amacıyla görüşmelerin yapıldığını belirtti.

Medyada yer alan haberlere göre ABD elçisi Tom Barrack'ın ofisi, 2025 yazındaki olaylardan bu yana Şam kırsalında gözaltında tutulan Süveyda'dan 61 sivilin serbest bırakılması karşılığında, Savunma ve İçişleri Bakanlıklarından "Ulusal Muhafızlar" tarafından Süveyda'da tutulan 30 mahkumun teslim edilmesini içeren anlaşmanın sonuçlandırılması için her iki taraftan da onay aldı.

Süveyda Valisi Mustafa Bakur, geçen ay Suriye hükümetinin bu sivilleri aşiret güçlerinden teslim aldığını ve takas ayarlamak üzere gözaltına aldığını duyurdu.

Geçtiğimiz temmuz ayındaki olaylardan dolayı gözaltına alınanların serbest bırakılması, geçen eylül ayında Şam'dan Amerikan ve Ürdün'ün desteğiyle açıklanan "yol haritasının" maddelerinden biridir.


Filistin Sağlık Bakanlığı: İsrailli bir yerleşimci Batı Şeria’da ABD vatandaşı Filistinli genci öldürdü

İşgal altındaki Batı Şeria’nın Ramallah kenti yakınlarında bulunan Mihmas köyünde İsrailli bir yerleşimci tarafından öldürülen ABD vatandaşı Filistinli gencin yakınları (Reuters)
İşgal altındaki Batı Şeria’nın Ramallah kenti yakınlarında bulunan Mihmas köyünde İsrailli bir yerleşimci tarafından öldürülen ABD vatandaşı Filistinli gencin yakınları (Reuters)
TT

Filistin Sağlık Bakanlığı: İsrailli bir yerleşimci Batı Şeria’da ABD vatandaşı Filistinli genci öldürdü

İşgal altındaki Batı Şeria’nın Ramallah kenti yakınlarında bulunan Mihmas köyünde İsrailli bir yerleşimci tarafından öldürülen ABD vatandaşı Filistinli gencin yakınları (Reuters)
İşgal altındaki Batı Şeria’nın Ramallah kenti yakınlarında bulunan Mihmas köyünde İsrailli bir yerleşimci tarafından öldürülen ABD vatandaşı Filistinli gencin yakınları (Reuters)

Filistin Sağlık Bakanlığı, 19 yaşındaki ABD vatandaşı Filistinli Nasrallah Muhammed Cemal Ebu Siyam’ın, çarşamba gecesi Batı Şeria’da bir İsrailli yerleşimcinin açtığı ateş sonucu ağır yaralandıktan sonra hayatını kaybettiğini açıkladı.

Bakanlık, Ebu Siyam’ın çarşamba günü işgal altındaki Batı Şeria’da, Ramallah yakınlarında bulunan Mihmas köyünde vurulduğunu bildirdi.

Reuters’a konuşan ABD Büyükelçiliği’nden bir yetkili ise şiddeti kınayarak, “ABD Dışişleri Bakanlığı için yurt dışındaki Amerikan vatandaşlarının güvenliği ve emniyetinden daha yüksek bir öncelik yoktur” ifadesini kullandı.

rgtbrgt
İşgal altındaki Batı Şeria’nın Ramallah kenti yakınlarında bulunan Mihmas köyünde İsrailli bir yerleşimci tarafından öldürülen ABD vatandaşı Filistinli gencin yakınları, cenaze töreninde gözyaşlarına boğuldu. (AFP)

İsrail güvenlik güçlerinin olası misillemesinden çekindiği için isminin açıklanmasını istemeyen Ebu Siyam’ın bir yakını, yerleşimcilerin köye koyun çalmak amacıyla baskın düzenlediğini öne sürdü.

Aralarında Ebu Siyam’ın da bulunduğu köylülerin hırsızlığı engellemeye çalıştığını, bunun üzerine yerleşimcilerin ateş açtığını ve Ebu Siyam ile birlikte bazı kişilerin yaralandığını söyledi.

Filistin resmi haber ajansı WAFA ise saldırılarda 5 kişinin yaralandığını, bunlardan 3’ünün -Ebu Siyam dahil- kurşunla yaralandığını bildirdi. Ajans, diğer yaralılara ilişkin ayrıntı paylaşmadı. Reuters’ın olayla ilgili yorum talebine İsrail ordusu tarafından henüz yanıt verilmedi.

dcfgt
İşgal altındaki Batı Şeria’nın Ramallah kenti yakınlarında bulunan Mihmas köyünde İsrailli bir yerleşimci tarafından öldürülen ABD vatandaşı Filistinli gencin yakınları, cenaze töreninin ardından yas tutuyor. (Reuters)

Gazze Şeridi’nde Ekim 2023’te başlayan savaşın ardından Batı Şeria’da İsrailli yerleşimcilerin Filistinlilere yönelik şiddet eylemleri belirgin biçimde arttı. Birleşmiş Milletler (BM) verilerine göre, 2026 yılında yerleşimci saldırıları nedeniyle yaklaşık 700 kişi yerinden edildi.

Uluslararası kuruluş, 2026’da Batı Şeria’da 9 Filistinlinin öldürüldüğünü, 2025 yılında ise bu sayının 240’ı aştığını bildirdi. Verilere göre 2025 yılında Batı Şeria’da iki İsrailli öldü.

İsrail, yerleşimci şiddetiyle ilgili nadiren iddianame düzenliyor. İsrailli izleme kuruluşu Yesh Din, 2025 yılı sonunda yaptığı açıklamada, 7 Ekim 2023’ten bu yana belgeledikleri yüzlerce yerleşimci şiddeti vakasının yalnızca yüzde 2’sinde dava açıldığını duyurdu.

Son iki yılda Batı Şeria’da, aralarında aktivist Ayşenur Ezgi Eygi’nin de bulunduğu bazı ABD vatandaşları, İsrail güçleri ya da yerleşimciler tarafından öldürüldü.


Tunuslu bir milletvekili, Cumhurbaşkanı Kays Said'i eleştirdiği gerekçesiyle sekiz ay hapis cezasına çarptırıldı

Tunus Cumhurbaşkanı Kays Said (Reuters)
Tunus Cumhurbaşkanı Kays Said (Reuters)
TT

Tunuslu bir milletvekili, Cumhurbaşkanı Kays Said'i eleştirdiği gerekçesiyle sekiz ay hapis cezasına çarptırıldı

Tunus Cumhurbaşkanı Kays Said (Reuters)
Tunus Cumhurbaşkanı Kays Said (Reuters)

Yerel medyaya göre Tunus'ta bir mahkeme dün Milletvekili Ahmed Seydani'yi, ülkenin son sel felaketinin ardından sosyal medyada Cumhurbaşkanı Kays Said'i eleştirdiği gerekçesiyle sekiz ay hapis cezasına çarptırdı.

Seydani, bu ayın başlarında, Tunus'un çeşitli bölgelerinde altyapıya zarar veren sellere neden olan olağanüstü yağışların ardından Saïd'in iki bakanla yaptığı görüşmeyle ilgili Facebook'ta yaptığı, "Cumhurbaşkanı, yetki alanını resmi olarak yollara ve su borularına genişletmeye karar verdi. Görünüşe göre yeni unvanı Sanitasyon ve Yağmur Suyu Drenajı Başkomutanı olacak” yorumu nedeniyle tutuklandı.

Şarku'l Avsat'ın AFP'den aktardığına göre Seydani'nin avukatı Husameddin Bin Atya ajansa yaptığı açıklamada, müvekkilinin Telekomünikasyon Kanunu'nun 86. maddesi uyarınca yargılandığını ve bu maddenin “Kamu iletişim ağları aracılığıyla kasıtlı olarak başkalarına zarar veren veya huzurunu bozan herkesi” bir ila iki yıl hapis ve 100 ila 1.000 dinar (yaklaşık 300 avro) para cezası öngördüğünü söyledi.

Tunus'ta geçen ay 70 yıldan fazla süredir görülen en şiddetli yağışların ardından en az beş kişi hayatını kaybetti, birçok kişi ise hala kayıp durumunda.