ABD Yüksek Mahkemesi, Trump'ın vergi kayıtlarına erişime onay verdi

ABD Yüksek Mahkemesi, Trump'ın vergi kayıtlarına erişime onay verdi
TT

ABD Yüksek Mahkemesi, Trump'ın vergi kayıtlarına erişime onay verdi

ABD Yüksek Mahkemesi, Trump'ın vergi kayıtlarına erişime onay verdi

ABD Yüksek Mahkemesi, New York Federal Bölge Mahkemesinin ABD Başkanı Donald Trump'ın vergi kayıtlarına erişimine onay verdi. Mahkeme, Kongrenin söz konusu belgelere erişim talebini reddetti.
ABD'de New York Federal Mahkemesi, Başkan Donald Trump'ın 2016 seçimlerinde rüşvet aldığı iddiaları ile ilgili yürütmüş olduğu soruşturma kapsamında Trump'tan 8 yıllık geriye dönük vergi beyannamelerini açıklamasını istemişti. Yüksek Mahkeme, New York Federal Bölge Mahkemesi ve kongrenin Trump hakkında yaptığı başvuruları karara bağladı. Mahkeme, Manhattan Bölge Mahkemesine Trump'ın 8 yıllık vergi kayıtları ve mali beyannamelerine erişim hakkı tanırken, Trump'ın söz konusu kayıtlara erişimi engelleyemeyeceği kararını verdi. Mahkeme, ayrıca kongrenin Trump'ın vergi beyannamelerine erişim talebini reddederek, davanın tekrardan gözden geçirilmesi için alt mahkeme olan New York Manhattan Federal Bölge Mahkemesine gönderdi.

Başkan Trump'tan Yüksek Mahkemenin kararına tepki
Başkan Trump, yaptığı açıklamada eski Başkan Barack Obama ve Başkan Yardımcısı Joe Biden'ın kendisinin seçim kampanyasında "casusluk" yaptığını iddia ederek, "Onlar yakalandı ama onlara hiçbir şey olmadı. Bu suç benim başkan olmamdan önce de işleniyordu ve herkes bunu biliyordu. Buna rağmen, kimse korkudan bir şey yapamadı” ifadelerini kullandı.
Trump, “Bu tamamen siyasi bir yargılama. Mueller'in cadı avını ve diğerlerini kazandım, şimdi de siyasi olarak yolsuzluğa bulaşan New York ile mücadele etmek zorundayım. Bu yapılanlar, başkanlığa ya da yönetime karşı adil değil. Demokratların her şeyi siyasi olarak yozlaşmış. Şimdi Yüksek Mahkeme, başka bir başkan için asla vermeyeceği bir karar veriyor. Kampanyama ABD tarihindeki en büyük siyasi suç ve skandal iftirasını attılar. Bunlara rağmen ilk 3,5 yılımda herhangi bir başkandan daha fazlasını yaptım” dedi.



Carney, Trump'ın tehdidine karşılık "Kanada ürünleri satın alma" çağrısında bulundu

Kanada Başbakanı Mark Carney (AP)
Kanada Başbakanı Mark Carney (AP)
TT

Carney, Trump'ın tehdidine karşılık "Kanada ürünleri satın alma" çağrısında bulundu

Kanada Başbakanı Mark Carney (AP)
Kanada Başbakanı Mark Carney (AP)

Kanada Başbakanı Mark Carney, ABD Başkanı Donald Trump'ın yeni gümrük vergisi tehdidine karşılık olarak dün insanları "Kanada malı satın almaya ve Kanada'yı inşa etmeye" çağırdı.

Kanada Yayın Kurumu'na (CBC) göre Carney, diğer ülkelerden gelen ekonomik tehditlere karşı koymak için her şeyi Kanada malı olarak satın alıp inşa etme hakkında kişisel sosyal medya hesabında bir video yayınladı.

Carney videonun başında, "Ekonomimiz yurt dışından gelen tehditler altındayken, Kanadalılar bir karar aldılar: Kontrol edebileceğimiz şeylere odaklanmak," dedi.

Başbakan Carney, Amerika Birleşik Devletleri'nden doğrudan bahsetmese de şunları söyledi: "Diğer ülkelerin ne yaptığını kontrol edemeyiz. Kendi kendimizin en iyi müşterisi olabiliriz. Kanada ürünlerini satın alacağız. Kanada'yı inşa edeceğiz."

Trump dün, Kanada'dan ABD'ye giren mallara yüzde 100 gümrük vergisi uygulama tehdidinde bulundu.


İran'ın üzerinde çatışma tehlikesi artıyor

Haziran 2019'da ABD Merkez Komutanlığı sorumluluk alanında ortak tatbikatlar düzenleyen USS Abraham Lincoln uçak gemisi ve bir ABD Hava Kuvvetleri B-52 bombardıman uçağı, (Arşiv AP)
Haziran 2019'da ABD Merkez Komutanlığı sorumluluk alanında ortak tatbikatlar düzenleyen USS Abraham Lincoln uçak gemisi ve bir ABD Hava Kuvvetleri B-52 bombardıman uçağı, (Arşiv AP)
TT

İran'ın üzerinde çatışma tehlikesi artıyor

Haziran 2019'da ABD Merkez Komutanlığı sorumluluk alanında ortak tatbikatlar düzenleyen USS Abraham Lincoln uçak gemisi ve bir ABD Hava Kuvvetleri B-52 bombardıman uçağı, (Arşiv AP)
Haziran 2019'da ABD Merkez Komutanlığı sorumluluk alanında ortak tatbikatlar düzenleyen USS Abraham Lincoln uçak gemisi ve bir ABD Hava Kuvvetleri B-52 bombardıman uçağı, (Arşiv AP)

İran, bölgede yeni bir savaşın işaretleriyle çevrili durumda; Ankara ise İsrail'in çatışmayı yeniden alevlendirme konusunda ABD'den daha istekli olacağı görüşünde.

Türkiye Dışişleri Bakanı Hakan Fidan, İsrail'in hâlâ İran'a saldırı düzenlemeye çalıştığına dair "açık işaretler" olduğunu belirterek, herhangi bir çatışmanın "geniş belirsizlik kapıları" açacağını vurguladı.

Bu arada, İsrail'in dün yaptığı değerlendirmeler, Ortadoğu bölgesindeki Amerikan askeri varlığının bu hafta en yüksek seviyesine ulaştığını ve bu konuşlandırmanın İran'ı hedef alan büyük ölçekli bir saldırı için olası bir platform olabileceğini veya Tahran'ı daha sıkı şartlarda nükleer anlaşmaya varmaya zorlamayı amaçlayan bir tehdit olabileceğini gösterdi.

Buna karşılık, İranlı bir yetkili ülkesinin yüksek alarmda olduğunu vurgulayarak, herhangi bir hareketin benzeri görülmemiş bir karşılıkla alacağı ve "topyekün savaş" olarak değerlendirileceği uyarısında bulundu.


Pentagon'un yeni stratejisi: Askeri üniformalı Önce Amerika

ABD uçak gemisi USS Abraham Lincoln (Arşiv - AFP)
ABD uçak gemisi USS Abraham Lincoln (Arşiv - AFP)
TT

Pentagon'un yeni stratejisi: Askeri üniformalı Önce Amerika

ABD uçak gemisi USS Abraham Lincoln (Arşiv - AFP)
ABD uçak gemisi USS Abraham Lincoln (Arşiv - AFP)

ABD Savunma Bakanlığı (Pentagon) tarafından yayınlanan yeni Ulusal Savunma Stratejisi, öncelikler, tehditler ve taahhütlerde bilinçli bir siyasi değişimi yansıtıyor. ‘Vatan savunmasını’, yani ‘Önce Amerika’ sloganını öne çıkaran yeni strateji, ABD güçlerinin ‘vatan savunmasına’ ve Hint-Pasifik bölgesine odaklanacağına karar vererek, ittifak felsefesinde bir değişiklik sinyali veriyor. Bu da ‘diğer yerlerdeki müttefikler ve ortakların’ kararlı, ancak daha sınırlı ABD desteği ile kendi savunmaları için birincil sorumluluğu üstlenmeleri gerektiği anlamına geliyor.

Aynı zamanda, bu strateji Çin'i denklemin dışına itmiyor, aksine ona yönelik ‘çatışma değil, güç yoluyla caydırıcılık, stratejik istikrar hedefi ve sürtüşme ya da gerginlik olasılığını azaltmak için askeri iletişim kanallarının genişletilmesi’ şeklindeki yaklaşımını yeniden şekillendiriyor.

Ortadoğu'da, strateji gerektiğinde ABD'nin ‘kararlı ve odaklanmış eylem’ kapasitesini korurken, ana yükü bölgesel müttefiklere kaydırıyor. İsrail'i desteklemeye, Körfez ortaklarıyla iş birliğini derinleştirmeye ve Abraham Anlaşmaları'nın izinden giderek bölgesel entegrasyonu teşvik etmeye vurgu yapıyor. Öte yandan yeni strateji, İran'a karşı zaferci bir anlatı benimsiyor ve belirli bir süreç içinde nükleer programını ‘yok etmekten’ bahsediyor.