DEAŞ tehlikesinin sürdüğü Irak’ta Musul’un kurtuluşu kutlandı

Musul'da, Dicle'nin kıyısında moloz yığınına dönen yapılar. (AFP)
Musul'da, Dicle'nin kıyısında moloz yığınına dönen yapılar. (AFP)
TT

DEAŞ tehlikesinin sürdüğü Irak’ta Musul’un kurtuluşu kutlandı

Musul'da, Dicle'nin kıyısında moloz yığınına dönen yapılar. (AFP)
Musul'da, Dicle'nin kıyısında moloz yığınına dönen yapılar. (AFP)

Irak’ta dün Musul kentinin DEAŞ’tan kurtarılmasının 3’üncü yıl dönümü dolayısıyla kutlamalar düzenlendi. Kutlamalar, 2014’te Musul’u sözde hilafet devletinin başkenti ilan eden terör örgütünün bazı bölgelerde yeniden aktif hale geldiği bir dönemde gerçekleştirildi.
Irak Başbakanı Mustafa el-Kazimi yaptığı açıklamada şu ifadeleri kullandı:
“Iraklılar Musul’un kurtuluşunu tarihlerine beyaz bir sayfa olarak kaydettiler. Bu tarihi, Irak’ın birliği uğruna terör karanlığını mezara gömmek ve terör günahlarının tüm dünyada son bulması için evlatlarının fedakarlıklarıyla, birlik ve beraberlikleriyle yazdılar.”
Başbakanlık Ofisi’nden yapılan açıklamaya göre Kazimi sözlerini şöyle sürdürdü:
“Uluslar; vahşetin, ırkçılığın ve insanlık düşmanlarının sembolü olan tarihin sert insanlarına karşı zaferleriyle gurur duyarlar. Bugün Iraklılar, tüm ödülleri toplayan ve bunlarla Iraklıların varlıklarını ve iki büyük nehirdeki (Dicle-Fırat) yaşamlarının devam etmesini hedef alan kişilere karşı kazandıkları en belirgin zaferlerinin anısına gurur duyma hakkına sahiptir.”
Kazimi açıklamasının devamında Iraklıların mezhep merkezli uygulamaları ve ayrımcılığı reddetmesinin Musul zaferindeki önemine vurgu yaptı.
Yolsuzluk ve yıkıma karşı savaş verdiklerini belirten Kazimi, Iraklıların ülkelerinin imarında ve yolsuzlukla mücadelede zafer kazanacağını kaydetti.
Kazimi son olarak DEAŞ’a karşı mücadele veren ordu, polis, Terörle Mücadele Kurumu, Haşdi Şabi, Peşmerge ve diğer Iraklı güçlere de övgüde bulundu.
Ninova Valisi Necm el-Cuburi, Şarku’l Avsat’a verdiği demeçte şunları söyledi:
“DEAŞ’a karşı savaşın farklı aşamalarında yer alan bir savaşçı olarak, Musul’u, 3 yılı aşkın bir süre Ninova halkının göğsüne uzanan DEAŞ terör çetelerinin pençelerinden kurtarmanın verdiği mutluluğu tarif edemem. Musul’un kurtarılması ve DEAŞ’ın düşüşü, bu çetelerle mücadelede ve geleceğe nasıl bakılacağı noktasında önemli bir dönüşüm gerçekleştirdi. Özellikle bu kentin ve Ninova vilayeti halkının tamamı, şehirlerini geri alma ve bu örgütün tüm Irak’ta yenilgiye uğratılması için gözle görülür bir kararlığa sahiptiler.”
Cuburi açıklamasında Musul’un halen birçok sorunla karşı karşıya olduğu vurguladı:
“Sorunlar büyük fakat buna karşılık biz de birçok şeyi şehre geri kazandırdık. Bunlar arasında bazı köprüler de bulunuyor. Şu an hizmet veren köprüler var. Bunun yanı sıra okul inşa ediyoruz ve yolları düzenliyoruz. Hastanelerin bazı bölümleri tamamen faaliyete geçti. Çalışmamızın yapısını büyük ölçüde etkileyen ve birçok şeyi kısıtlayan koronavirüs salgınıyla mücadeleye rağmen bazı hastaneler de hizmete hazır hale getiriliyor.”
Cuburi açıklamasında geleceğe umutla baktığını söyledi:
“Gelecekten ümitliyim. Şehir halkı, şehirlerini korumanın önemi ve sahip oldukları güç ve enerjiyle imar etme konusunda birbirileriyle tamamen dayanışma halinde. Her ne kadar zorlu olsa da Ninova önemli bir gelecek vaat ediyor. Zira Ninova tarım, petrol, turizm, dini turizm, sülfür ve gaz alanlarında zengin kaynaklara sahip. Ninova’nın halkı gayretlidir. 3 yıl içinde şehirlerinin daha önce sahip olduğu birçok şeyi geri kazandırdılar. İster Musul kentinde ister ilçe ve kasabalarda olsun terörü bir kez daha mağlup etmek için amansız bir çalışma sürüyor: Birinci zafer sahada ve askeri alandaydı. Bu kez ise imar ve inşa alanında zafer kazanacağız. Kentte halen yaşananların etkileri görülüyor. Ancak biz bir ekip olarak eldeki imkanlarla çalışmaya devam ediyoruz. Bu da DEAŞ’ın saldırı düzenleme çabalarına rağmen kente güvenlik noktasında istikrar sağlıyor.”
Musul’un geri alınması, DEAŞ’a karşı askeri zaferin giriş kapısı oldu. Irak’ın eski Başbakanı Haydar el-İbadi, 2017’nin sonlarında DEAŞ’a karşı zafer ilan etmişti.
İbadi, dünkü açıklamasında, “DEAŞ terör çetelerine karşı zaferin hikayesi, gurur duymamız gereken Irak’ın zaferidir” dedi.
İbadi ayrıca Musul halkının güvenlik güçlerine bilgi aktarmasının zaferin kazanılmasında büyük bir rolü olduğunu vurguladı.
DEAŞ örgütü 2014’ün ortalarında Irak’ın toplam yüzölçümünün yaklaşık 3’te birini ele geçirdi. Iraklı güvenlik güçleri işgalin üzerinden geçen 3 yılın ardından kentte kontrolü ele geçirmeyi başardı ve örgütü askeri olarak mağlup ederek elindeki bölgeleri geri aldı. Musul’un kurtarılması için başlatılan operasyonlara yaklaşık 10 bin savaşçı katıldı. Örgüt askeri olarak yenilgiye uğratılsa da günümüzde halen Irak hükümeti ve uluslararası toplum için, özellikle de ABD’nin liderliğindeki Uluslararası Koalisyon güçlerine tehdit oluşturuyor. DEAŞ, Irak’taki siyasi bölünmelerden faydalanarak Bağdat çevresi de dahil bazı bölgelerde saldırılar düzenlemeye devam ediyor.



İsrail ordusu, Suriye’nin Kuneytra ilindeki birkaç köyü işgal etti

İsrail ordusuna ait tanklar ve buldozerler, 19 Mart'ta Suriye'nin Kuneytra kentinin güneyindeki Ebu Diyab Askeri Üssü’nden geçerken (AFP)
İsrail ordusuna ait tanklar ve buldozerler, 19 Mart'ta Suriye'nin Kuneytra kentinin güneyindeki Ebu Diyab Askeri Üssü’nden geçerken (AFP)
TT

İsrail ordusu, Suriye’nin Kuneytra ilindeki birkaç köyü işgal etti

İsrail ordusuna ait tanklar ve buldozerler, 19 Mart'ta Suriye'nin Kuneytra kentinin güneyindeki Ebu Diyab Askeri Üssü’nden geçerken (AFP)
İsrail ordusuna ait tanklar ve buldozerler, 19 Mart'ta Suriye'nin Kuneytra kentinin güneyindeki Ebu Diyab Askeri Üssü’nden geçerken (AFP)

Suriye ve İsrail'in Paris'te, askeri gerilimi azaltmak ve diplomasiye girişmek için ABD gözetiminde ortak bir iletişim mekanizması kurma konusunda anlaşmaya varmış olmalarına rağmen, İsrail Suriye topraklarını ihlal etmeye devam etti. İsrail ordusu dün, Suriye'nin Golan Tepeleri'ndeki Kuneytra ilinde birkaç köye girdi, es-Samedaniye eş-Şarkiye köyünde askeri kontrol noktası kurdu ve yoldan geçenlerin üstünü aradı.

Yerel kaynaklara göre iki Hilux ve Hummer aracından oluşan bir İsrail gücü, Berika köyü yönünde Bir Acim beldesine girdi, Bir el-Kabbas'ta yaklaşık on dakika durdu ve ardından bölgeden çekildi. Bu arada Suriye'nin resmi yayın kuruluşu El-İhbariyye, İsrail güçlerinin ‘Kuneytra kırsalındaki es-Samedaniye eş-Şarkiye köyünde üç araçtan oluşan bir askeri kontrol noktası kurduğunu ve yoldan geçenleri aradığını’ bildirdi.

Bu olay, İsrail ordusunun Kuneytra'nın doğusundaki el-Ahmer tepesinde mevzilenip İsrail bayrağını göndere çekerek, eski rejimin düşüşüne kadar Suriye'nin kontrolünde olan gözetleme noktaları ve siperler içeren ileri çatışma merkezleri olarak kabul edilen batı ve doğu el-Ahmar tepelerinin kontrolünü ele geçirmesinden birkaç gün sonra meydana geldi.

İsrail basını dün, ABD'nin himayesinde Paris'te düzenlenen Suriye-İsrail müzakerelerinin, ‘ABD'nin etkin katılımıyla sahada çatışmaları önlemeye yönelik bir koordinasyon mekanizması kurulması konusunda sınırlı bir mutabakat’ ile sonuçsuz kaldığını bildirdi. O tarihten bu yana önemli bir ilerleme kaydedilmedi.

İsrail gazetesi Ma'ariv, üst düzey bir İsrailli yetkilinin, İsrail'in pozisyonunun net ve tartışmaya kapalı olduğunu, Hermon (Şeyh) Dağı'ndan çekilmeyeceklerini söylediğini aktardı.

Yetkili, Suriye'nin güvenlik anlaşmasını İsrail'in çekilmesiyle ilişkilendirme talebinin, müzakerelerin teknik koordinasyon aşamasından öteye geçememesinin nedeni olduğunu vurguladı.

dfgrty
Kuneytra'nın batısındaki Tel el-Ahmer'deki İsrail askeri üssü (Facebook)

Araştırmacı ve siyasi analist Muhammed es-Süleyman, Şarku’l Avsat’a yaptığı değerlendirmede, Paris'te yapılan son müzakere turunun, iki taraf arasındaki gerilimi azaltmayı ve İran destekli milislerin sınırdan geri dönmesini engelleyerek bölgedeki istikrara katkıda bulunacak bilgilerin paylaşılmasını amaçladığını söyledi.

Süleyman, müzakerelerin tıkanmasının nedeninin, İsrail'in Suriye topraklarında ihlallerinin yanı sıra Suriye’nin güneyi ve el-Cezire bölgesindeki devlet dışı aktörlere desteğini sürdürmesi olduğunu vurguladı.

Süleyman’a göre İsrail'in bu politikaları müzakerelerde baskı aracı olarak izlediğini, ancak bunun müzakerelerin başlaması konusunda anlaşma olasılığını zayıflatıyor.

İsrail ayrıca 8 Aralık 2024 tarihinden sonra işgal ettiği bölgelerden çekilmeyi reddediyor. Bu durum, ‘İsrail'in 8 Aralık öncesi sınırlarına tamamen çekilmesini’ ısrarla talep eden ve ‘bu sınırlar içinde bir tampon bölge kurulmasını ulusal egemenliğin ihlali’ olarak nitelendirerek reddeden Şam için kabul edilemez.

Suriyeli araştırmacı Süleyman, Şam'ın ‘bölgedeki gerilimi azaltmanın ve ihlalleri durdurmak amacıyla sınırlı bir güvenlik anlaşması yapmanın yanı sıra İsrail ile Suriye'nin güneyindeki ve Suriye'nin El-Cezire bölgesindeki devlet dışı aktörler arasındaki iletişimi durdurmak istediğini söyledi.

İsrail'in bu bağlantıları, Suriye devletinin istikrarını bozan aktörleri desteklemek için kullandığı göz önüne alındığında bu talebin doğal olduğuna işaret eden Süleyman, İsrail'in, ‘gerçek bir caydırıcı unsur olmaksızın’ ihlallerine devam etmek için ABD'nin desteğini kullandığının altını çizdi.

dfrgty
Hermon (Şeyh) Dağı'ndaki bir kontrol noktasının yanında duran bir İsrail askeri, 8 Ocak 2025 (AFP)

İsrail ordusu bir yılı aşkın bir süredir, neredeyse her gün Suriye topraklarını işgal etmeye devam ediyor. Özellikle Kuneytra vilayetinin kırsal kesiminde sınır hattı üzerinde bulunan köylerde kontrol noktaları kuruyor, yoldan geçenleri tutuklayıp sorguluyor, tarım arazilerini buldozerlerle yıkıyor ve ekinleri tahrip ediyorlar.

6 Ocak'ta, bilgi alışverişini koordine etmek, askeri gerilimi azaltmak ve diplomasi ve ticaret fırsatlarını değerlendirmek için ABD gözetiminde ortak bir iletişim mekanizması oluşturulması konusunda anlaşmaya varılmasına rağmen, İsrail'in uygulamaları azalmadı. Geçtiğimiz hafta Fransa'nın başkenti Paris’te Suriye, İsrail ve ABD temsilcilerinin katıldığı iki günlük yoğun görüşmelerin ardından yayınlanan üçlü bildiride böyle belirtildi.

Araştırmacı Muhammed Süleyman'a göre İsrail'in askeri kuleler ve karakollar inşa etmesi, bölgenin parçalanmasına katkıda bulunrken sınırların kontrolünü kolaylaştırıyor ve bölgeyi tek taraflı bir askeri bölgeye dönüştürüyor. Süleyman, İsrail'in sivillere ve Suriye'nin egemenliğine yönelik uygulamalarının şüphesiz ‘orta ve uzun vadede genişleme ve yerleşim korkularını artırdığını’ belirtti.

Öte yandan Suriye hükümetinden bir kaynak, bu ayın 5'inde İsrail ile müzakerelerin yeniden başlamasının ‘Suriye'nin müzakere edilemez ulusal haklarını geri kazanma konusundaki sarsılmaz kararlılığını teyit ettiğini’ açıkladı.

fgthyu
Suriye'nin güneyinde, İsrail sınırına yakın Kuneytra şehrindeki bir gözlem noktasında Birleşmiş Milletler Ateşkes Gözlemci Gücü (UNDOF) mensubu bir asker (AFP)

Görüşmelerde Suriye, İsrail ile arasında 1974'te imzalanan ‘Kuvvetlerin Ayrıştırılması Anlaşmasının’ yeniden yürürlüğe konmasını talep etti. Böylece Suriye'nin egemenliğini diğer tüm hususların üzerinde tutan ve Suriye'nin iç işlerine herhangi bir müdahalenin önlenmesini garanti eden adil bir güvenlik anlaşması çerçevesinde İsrail güçlerinin 8 Aralık 2024 tarihinden önceki konumlarına çekilmesi garanti edilecekti.

Suriye yetkilileri, Beşşar Esed rejiminin düşmesinden bu yana, ABD'nin arabuluculuğunda İsrailli yetkililerle bazı müzakereler gerçekleştirdi, ancak herhangi bir ilerleme kaydedilemedi. İsrail, Suriye topraklarında silahsız bir tampon bölge kurulmasında ısrar ederken, Şam bunu reddediyor.


Uluslararası toplum Lübnan'ın silahların devlet kontrolünde olması için başlattığı girişimi destekliyor

Bağlılık yemini eden Hizbullah üyeleri. (AP /Huseyin Malla)
Bağlılık yemini eden Hizbullah üyeleri. (AP /Huseyin Malla)
TT

Uluslararası toplum Lübnan'ın silahların devlet kontrolünde olması için başlattığı girişimi destekliyor

Bağlılık yemini eden Hizbullah üyeleri. (AP /Huseyin Malla)
Bağlılık yemini eden Hizbullah üyeleri. (AP /Huseyin Malla)

Fransa'nın başkenti Paris'te 5 Mart'ta Lübnan ordusunu desteklemek için bir konferansın düzenleneceğinin duyurulması, meşru kurumların silahların devletle sınırlandırılması kararını uygulamaya koyma yönündeki uluslararası iradeyi yansıtıyordu.

Dün yapılan duyuru, Suudi Arabistan, ABD, Fransa, Mısır ve Katar temsilcilerinden oluşan beşli grubun desteğiyle uluslararası bir ivme kazandı. Bu adım, ordunun görevlerini, özellikle de Hizbullah'ın silahsızlandırılmasını tamamlamasını sağlamak için atılan bir adım olarak görüldü.

Konferans öncesinde, ihtiyaç ve gereklilikleri belirlemek üzere Lübnan ordusu komuta kademesi ile bağışçı ülkeler arasında toplantılar düzenlenmesi planlanıyor.

Buna karşın Hizbullah iç savaşla tehdit etti. Hizbullah Siyasi Konseyi Başkan Yardımcısı Mahmud Kamati yaptığı açıklamada, yetkililerin Litani Nehri’nin kuzeyi hakkındaki açıklamalarının ‘hükümetin kaos ve istikrarsızlığa, kimsenin memnun olmayacağı bir iç duruma ve belki de iç savaşa doğru gittiği anlamına geldiğini’ söyledi.


Şara: SDG, Halep'te bize saldırdı ve kurtuluş mücadelesini engellemeye çalıştı

Suriye Devlet Başkanı Ahmed eş Şara (Arşiv- Reuters)
Suriye Devlet Başkanı Ahmed eş Şara (Arşiv- Reuters)
TT

Şara: SDG, Halep'te bize saldırdı ve kurtuluş mücadelesini engellemeye çalıştı

Suriye Devlet Başkanı Ahmed eş Şara (Arşiv- Reuters)
Suriye Devlet Başkanı Ahmed eş Şara (Arşiv- Reuters)

Suriye Cumhurbaşkanı Ahmed eş-Şara dün yaptığı açıklamada, “SDG (Suriye Demokratik Güçleri) Halep'te bize saldırdı ve kurtuluş savaşını engellemeye çalıştı, ardından şehrin stratejik bölgelerine yayıldı” dedi.

Eş-Şara, haber kanallarında yayınlanan bir televizyon röportajında, "Kürt unsuru Suriye'deki durumla bütünleşmiş durumda ve Kürtlerin orduda, güvenlikte ve parlamentoda yer almasını istiyoruz, ancak PKK (Kürdistan İşçi Partisi) onları kalkınma fırsatlarından mahrum bırakmak istiyor" ifadelerini kullandı.

Suriye Devlet Başkanı, “SDG örgütünün sorunu, birden fazla lideri olması ve askeri kararlarının PKK örgütüyle bağlantılı olmasıdır” diyerek, “(SDG) Halep'te sivil ve ekonomik hayatı engelledi ve Nisan anlaşmasının şartlarına uymadı” şeklinde konuştu.