Balkan ülkelerinde koronavirüs vakalarının artmasından endişe ediliyor

Çarşamba günü Sırbistan’ın başkenti Belgrad'da hükümetin koronavirüs salgınını yönetim şekline karşı yapılan protesto gösterileri (AP)
Çarşamba günü Sırbistan’ın başkenti Belgrad'da hükümetin koronavirüs salgınını yönetim şekline karşı yapılan protesto gösterileri (AP)
TT

Balkan ülkelerinde koronavirüs vakalarının artmasından endişe ediliyor

Çarşamba günü Sırbistan’ın başkenti Belgrad'da hükümetin koronavirüs salgınını yönetim şekline karşı yapılan protesto gösterileri (AP)
Çarşamba günü Sırbistan’ın başkenti Belgrad'da hükümetin koronavirüs salgınını yönetim şekline karşı yapılan protesto gösterileri (AP)

Yeni tip koronavirüs (Kovid-19) vakalarındaki artış Balkanlar'da endişeye neden oldu. Balkan ülkelerinde diğer Avrupa ülkelerine göre vaka sayısı her ne kadar düşük olsa da bu ülkeler sağlık altyapısının zayıflığı sorunuyla karşı karşıyalar.
Fransız Haber Ajansı’nın (AFP) haberine göre Balkanlar'da yeniden yeni vakaların görülmesinin ardından Avrupa ülkeleri gidiş-dönüşlerde 14 günlük zorunlu karantina uygulanması ve vardıklarında negatif test sonucu alınması gibi seyahat kısıtlamaları getirdi.
Sırbistan’da ülkedeki kriz odasının bir üyesi olan epidemiyoloji uzmanı Predrag Kon’un geçtiğimiz cuma günü koronavirüs nedeniyle 18 can kaybı yaşandığını açıkladığı RTS kanalına göre durum, özellikle sağlık sistemine aşırı yüklenilen başkent Belgrad'da, Nisan ayında olduğundan daha kötü. Öte yandan Sırp hükümetinin salgına verdiği yanıt, ülkede her akşam protesto ediliyor. Komşu ülke Kosova’daki Sağlık Sendikaları Başkanı Belirim Silla, önleyici tedbirlerin bulunmaması nedeniyle, nüfusu iki milyon olan bu fakir ülkenin hastalığın ilk vakasının görüldüğü Çin'in Vuhan şehrine atıfta bulunarak ‘Balkanlar’ın Vuhan’ı olacağını’ söyledi. Silla, halihazırda kırılgan olan ‘sağlık sisteminin çökeceği’ tahmininde bulundu. Bu arada Kosovalılar, tıbbi tedavileri için genellikle komşu ülkelere giden bir halktır. Vakaların ve can kayıplarının (Kosova'da cuma günü 8 can kaybı, Bosna'da 500 yeni vaka ve Romanya'da 700 yeni vaka kaydedildi), 3 bin 500'den az kişinin canına mal olan salgından nispeten etkilenmeyen bu bölgenin uluslararası toplumda endişe yaratması pek mümkün görünmüyor. Fakat geçtiğimiz hafta Romanya’dan Arnavutluk’a, Kosova’dan Bosna ve Bulgaristan’a rekor seviyede vaka ve can kaybı sayısı kaydedildi.
AFP’nin yayınladığı istatistiklere göre 10 Temmuz'da Avrupa'da kaydedilen yeni Kovid-19 vakalarının yüzde 15'i kıta nüfusunun yüzde 7'sinden daha azını temsil eden bu ülkelerde kaydedildi. Bu ülkelerin sağlık sistemleri, salgının ilkbaharda Avrupa'nın bir bölümünü kasıp kavuran etkisine benzer bir duruma yanıt vermeye hazır görünmüyor. Dünya Sağlık Örgütü'ne (WHO) göre İtalya'da her bin kişiye 4,1 doktor, Arnavutluk'ta ise Avrupa’nın en düşük oranı olan her bin kişiye 1,2 doktor düşerken Bosna’da her bin kişiye 2 ve Romanya'da ise her bin kişiye 2,2 doktor düşüyor. Sağlık Sendikası Belirim Silla'ya göre Kosova'da da sağlık çalışanları sayısında sıkıntı söz konusu.
Yaklaşık 90 kişinin koronavirüs nedeniyle öldüğü Arnavutluk'ta yetkililer, durumun hala ‘kontrol altında’ olduğunu vurguladılar. Tiran'daki Bulaşıcı Hastalıklar Hastanesi Müdürü de yaptığı açıklamada, “Vatandaşlar, çözümün hastaneye yatış olmadığını anlamalılar. Virüsten ciddi şekilde etkilenen hastaların tedavisi için elimizden gelenin en iyisini yapıyoruz” şeklinde konuştu.
AFP’nin haberine göre salgının olumsuz etkileri, siyasi sınıfa olan güven eksikliği ve bu bölgedeki siyasi istikrarsızlığın üzerine ekleniyor.



Trump: İran'a karşı sınırlı bir saldırı düzenlemeyi değerlendiriyorum

Başkan Donald Trump, Beyaz Saray Devlet Yemek Salonu'nda Valiler Birliği ile yaptığı kahvaltıda konuşuyor (AP)
Başkan Donald Trump, Beyaz Saray Devlet Yemek Salonu'nda Valiler Birliği ile yaptığı kahvaltıda konuşuyor (AP)
TT

Trump: İran'a karşı sınırlı bir saldırı düzenlemeyi değerlendiriyorum

Başkan Donald Trump, Beyaz Saray Devlet Yemek Salonu'nda Valiler Birliği ile yaptığı kahvaltıda konuşuyor (AP)
Başkan Donald Trump, Beyaz Saray Devlet Yemek Salonu'nda Valiler Birliği ile yaptığı kahvaltıda konuşuyor (AP)

ABD Başkanı Donald Trump bugün İran'a karşı sınırlı bir askeri saldırı düzenlemeyi düşündüğünü söyledi, ancak daha fazla ayrıntı vermedi.

ABD ordusu, İran'a karşı birkaç hafta sürebilecek ve güvenlik tesislerinin yanı sıra nükleer altyapıyı da bombalamayı içerebilecek bir operasyona hazırlanıyor.

İran'ı nükleer programı konusunda anlaşmaya varmaya zorlamak için sınırlı bir saldırıyı düşünüp düşünmediği sorulduğunda, Beyaz Saray'da gazetecilere, "Sanırım bunu düşündüğümü söyleyebilirim" dedi.

Trump dün, İran'ın bir anlaşmaya varması için 10 ila 15 günlük bir sürenin "yeterli" olacağına inandığını söyledi. Ancak görüşmeler yıllardır tıkanmış durumda ve İran, füze programını kısıtlama ve silahlı gruplarla bağlarını koparma yönündeki daha geniş ABD ve İsrail taleplerini görüşmeyi reddediyor.

Şarku'l Avsat'ın Reuters'ten aktardığına göre iki ABD yetkilisi, İran'la ilgili ABD askeri planlamasının ileri bir aşamaya ulaştığını ve seçenekler arasında bireyleri hedef alan bir saldırı, hatta Trump'ın emriyle Tahran'da rejim değişikliğinin de yer aldığını söyledi. Bu askeri seçenekler, diplomatik çabaların başarısız olması durumunda ABD'nin İran'la ciddi bir çatışmaya hazırlandığının son göstergesi.

Son haftalarda yapılan dolaylı görüşmelerde çok az ilerleme kaydedildi ve taraflardan biri veya her ikisi bunu savaşa hazırlıkta geciktirme taktiği olarak kullanıyor olabilir.

İran, geçen yıl İsrail ve ABD'nin nükleer ve askeri tesislerini hedef alan 12 günlük saldırılarının yanı sıra ocak ayındaki kitlesel protestoların şiddetle bastırılmasının ardından, hiç olmadığı kadar savunmasız bir konumda bulunuyor.

 İran'ın BM Güvenlik Konseyi'ne dün yazdığı mektupta, BM Büyükelçisi Emir Said İrevani, ülkesinin "gerilim veya savaş aramadığını ve savaş başlatmayacağını", ancak herhangi bir ABD saldırganlığına "kararlı ve orantılı bir şekilde" karşılık vereceğini belirtti.

Şöyle devam etti: “Bu koşullar altında, bölgedeki tüm düşman üsleri, tesisleri ve varlıkları, İran'ın savunma yanıtı çerçevesinde meşru hedefler olarak kabul edilecektir.”

Bu haftanın başlarında İran, dünyanın ticareti yapılan petrolünün yaklaşık beşte birinin geçtiği Körfez'in dar su yolu olan Hürmüz Boğazı'nda gerçek mühimmatlı tatbikatlar gerçekleştirdi. Ülke içinde de gerilim artıyor; yas tutanlar, 40 gün önce güvenlik güçleri tarafından öldürülen protestocuları anmak için törenler düzenliyor ve bazı gösterilerde yetkililerin tehditlerine rağmen hükümet karşıtı sloganlar atılıyor.


İsrail'in Lübnan'ın güneyindeki Adise kasabası yakınlarında gerçekleştirdiği bombalama operasyonu

İsrail'in ocak ayında Lübnan'ın güneyindeki Kanarit köyüne düzenlediği hava saldırısının yol açtığı hasar, 16 Şubat 2026 (AFP)
İsrail'in ocak ayında Lübnan'ın güneyindeki Kanarit köyüne düzenlediği hava saldırısının yol açtığı hasar, 16 Şubat 2026 (AFP)
TT

İsrail'in Lübnan'ın güneyindeki Adise kasabası yakınlarında gerçekleştirdiği bombalama operasyonu

İsrail'in ocak ayında Lübnan'ın güneyindeki Kanarit köyüne düzenlediği hava saldırısının yol açtığı hasar, 16 Şubat 2026 (AFP)
İsrail'in ocak ayında Lübnan'ın güneyindeki Kanarit köyüne düzenlediği hava saldırısının yol açtığı hasar, 16 Şubat 2026 (AFP)

İsrail güçleri bu sabah erken saatlerde Lübnan'ın güneyindeki Adise kasabası yakınlarında bir bombalama operasyonu gerçekleştirdi.

Lübnan'ın resmi Ulusal Haber Ajansı'na göre, büyük patlama saat 02:20'de meydana geldi.

İsrail ile Lübnan Hizbullahı arasında, bir yıldan fazla süren ve partinin askeri ve liderlik altyapısına darbeler aldığı çatışmanın ardından, 27 Kasım'dan beri yürürlükte olan bir anlaşma bulunuyor.

Anlaşma, Lübnan ordusunun ve Lübnan'daki Birleşmiş Milletler Geçici Gücü'nün (UNIFIL) konuşlandırılmasının güçlendirilmesi karşılığında, Hizbullah savaşçılarının Litani Nehri'nin güneyindeki bölgeden (sınırdan yaklaşık 30 km uzaklıkta) çekilmesini ve askeri altyapısının tasfiye edilmesini öngörüyordu.

Anlaşma ayrıca İsrail'in savaş sırasında girdiği tüm bölgelerden çekilmesini de öngörüyordu. Bununla birlikte, İsrail sınırın her iki tarafını da izleyebilmek için beş yüksek noktada askeri varlığını sürdürdü. Ayrıca, askeri hedefler veya Hizbullah unsurları olduğunu iddia ettiği yerlere neredeyse her gün saldırılar düzenliyor ve güçleri buldozerle yıkım ve tahribat operasyonlarına devam ediyor.


ABD Adalet Bakanlığı genel merkezine Trump'ın posteri asıldı

İşçiler, Donald Trump’ın fotoğrafını taşıyan yeni bir pankartı, Washington’daki ABD Adalet Bakanlığı binasının cephesine yerleştiriyor (AFP)
İşçiler, Donald Trump’ın fotoğrafını taşıyan yeni bir pankartı, Washington’daki ABD Adalet Bakanlığı binasının cephesine yerleştiriyor (AFP)
TT

ABD Adalet Bakanlığı genel merkezine Trump'ın posteri asıldı

İşçiler, Donald Trump’ın fotoğrafını taşıyan yeni bir pankartı, Washington’daki ABD Adalet Bakanlığı binasının cephesine yerleştiriyor (AFP)
İşçiler, Donald Trump’ın fotoğrafını taşıyan yeni bir pankartı, Washington’daki ABD Adalet Bakanlığı binasının cephesine yerleştiriyor (AFP)

ABD Başkanı Donald Trump’ın fotoğrafını taşıyan bir pankart, ABD Adalet Bakanlığı binasına asıldı. Bu adım, Trump’ın Washington’daki bir kuruma kimliğini yansıtma yönündeki son girişimi olarak değerlendiriliyor.

Mavi renkli pankart, dün (perşembe) binanın bir köşesindeki iki sütun arasına yerleştirildi. Pankartta “Amerika’yı Yeniden Güvenli Hale Getirelim” sloganı yer aldı.

Trump, geçen yıl Beyaz Saray’a dönüşünden bu yana federal kurumlar üzerindeki varlığını ve nüfuzunu pekiştirmek için güçlü adımlar atıyor.

Trump, kültürel ve siyasi kurumları yeniden şekillendirirken kendisine yakın isimleri görevlendiriyor, önde gelen kurumların adlarını değiştiriyor ve geçmiş soruşturmalarla bağlantılı yetkilileri geri plana itiyor. Eleştirmenler ise bu adımların, siyasi iktidar ile normal şartlarda bağımsız olması gereken kamu görevleri arasındaki sınırları ortadan kaldırdığını savunuyor.

Geçen yıl Trump’ın fotoğrafını taşıyan pankartlar, ABD Çalışma Bakanlığı, ABD Tarım Bakanlığı ve Amerikan Barış Enstitüsü binalarına da asılmıştı.

Trump tarafından atanan bir yönetim kurulu, Aralık ayında John F. Kennedy Sahne Sanatları Merkezi’ne Trump adının eklenmesi yönünde oy kullandı. Ayrıca Washington’daki Amerikan Barış Enstitüsü binasına da Trump’ın adı verildi.

Son pankarta ilişkin soruları Beyaz Saray, Adalet Bakanlığı’na yönlendirdi. Bakanlık ise şu ana kadar yorum talebine yanıt vermedi.