Medeni Kanun’da yapılan değişiklik, Sudanlı kadınların sorunlarını azalttı

Sudanlı kadınlar Aralık devriminin ön saflarındaydı (Hasan Hamid)
Sudanlı kadınlar Aralık devriminin ön saflarındaydı (Hasan Hamid)
TT

Medeni Kanun’da yapılan değişiklik, Sudanlı kadınların sorunlarını azalttı

Sudanlı kadınlar Aralık devriminin ön saflarındaydı (Hasan Hamid)
Sudanlı kadınlar Aralık devriminin ön saflarındaydı (Hasan Hamid)

İsra eş-Şahir
Yıllarca süren ret ve mücadeleden sonra, Sudan Adalet Bakanlığı, Sudanlı kadınları ilgilendiren çeşitli maddeler de dahil olmak üzere, Medeni Kanunu’n temel hak ve özgürlüklerle ilgili fıkralarında değişiklik yapılmasını onayladı. Kadınlar, Aralık devriminin, müzakereler ve geçiş hükümetinin önemli katılımcılarından birini oluşturuyor.
Yapılan değişiklikler, insan hakları ve özgürlükleri ile kadın ve çocukların hakları ile ilgili reformları kapsıyor. Kadın onurunu kıran birçok madde feshedilerek, kadın sünneti suç haline getirildi. Daha önce babanın rızasına bağlı olan Sudan dışına seyahat konusunda annenin çocuklarına eşlik etme hakkı kabul edildi.

Büyük trajedi
Şarku’l Avsat’ın Independent Arabia’dan aktardığı habere göre, Eşlerinden boşanan Sudanlı anneler, eski eşleri tarafından imzalanan bir seyahat izin belgesi olmaksızın yurt dışına çıkma konusunda büyük bir trajedi yaşıyordu. Kadın insan hakları aktivistlerinden bu prosedürün iptal edilmesinin gerekliliğine dair çağrılar yapılıyordu. Eski kocasıyla bu yasa nedeniyle şiddetli bir savaş veren Abir Ebu Şeybe'nin ölümünden sonra bu çağrılar yoğunlaştı. Uzun yıllar boyunca eski eşinden çocuklarıyla birlikte aile üyelerinin bulunduğu Arap ülkelerine seyahat edebilme izni almak için çabalamasının ardından vefat etmesi büyük bir hayal kırıklığı ve üzüntüye neden oldu. 
‘Kadına Karşı Baskıya Hayır Girişimi’ aktivisti Tehani Abbas, Independent Arabia’ya yaptığı açıklamada, değişikliklerin Ceza Kanunu’nun 1991 yılında ilan edildiğinde başlayan ıstırap ve fedakarlık dolu bir yolculuğun ardından geldiğini ifade etti.
Abbas, kararın uygulanmasının Sivil Sicil Dairesi ile havaalanı ve karayolu yetkililerinin kadınlar ve çocuklarını cezalandırmama veya tutuklamamasını gerektireceğini söyledi.  Hala değiştirilmesini istedikleri yasalar olduğuna dikkat çeken Tehani Abbas, reşit olmayanların evliliği konusunun da buna dahil olduğunu ifade etti. Fakat tüm bunların Sudanlı feminist hareketin ve insan hakları savunucularının zaferi olarak kabul edildiğini söyledi.

Tekrarlanan hikayeler
Mey, Independent Arabia’ya çocuklarıyla seyahat etmesini engelleyen kanunla ilgili yaşadıklarını anlattı. Bir buçuk yıl önce eşinden ayrıldığından beri birçok acı durumla karşı karşıya kaldığını söyleyen Mey, en çok yurtdışında kanser tedavisi gören babasını görmek için seyahat etmek kararı aldığı zaman zorlandığını ifade etti. Mey, “Eski kocamın kızım için seyahat izni vermesi gerekiyordu. Kızımla kaçmak istemedim. Ancak reddetti. Ailesinin müdahalesinin ardından kabul ettiğini fakat maddi durumu çok iyi olmasına rağmen kızıma bileti kendisinin satın almayacağını söyledi. Bilet ücretini ödemeyi kabul etmemin ardından gerekli evrakları hazırlama konusunda ihmalkar davranmaya başladı. Sonunda yurt dışına çıkarmayı başardığımda bu kez büyükelçilik vize vermedi. Daha sonraki süreçte yine kızımla birlikte kardeşimin düğün törenine katılmak istedim. Ancak ihmalkarlığı ve zamanında kabul etmemesi nedeniyle gidemedim” şeklinde konuştu.
Burada bu yasa nedeniyle babaların keyfi nedenlerle seyahat izin vermemesi nedeniyle hasta çocukları ile seyahat edemeyen anneler olduğunu da söylemek gerekir. Doğduğundan beri sağlık problemleri yaşayan 3 yaşındaki Lecin, babasının annesiyle yurt dışında tedavi görmesi için seyahat izni vermeyi reddetmesi sonucunda hayatını kaybetmişti.

Diğer talepler
Sudan Medeni Kanunu’na göre bir kadın velisi mantıksız nedenlerle bile olsa evliliğini reddediyor olsa da velisinin rızası olmadan evlenemez. Velinin Medeni Kanun’un 40’ıncı maddesine göre 10 yaşındaki kızını evlendirme, 24’üncü maddeye göre ise evliliğini feshetme hakkına sahip bulunuyor.
Aktivistlerin açıklamasına göre bu yasa birçok çiftin evliliğine engel olurken birçok kadın aileleri tarafından sunulan mantıksız gerekçeler nedeniyle evde kaldı.
Bu bağlamda, avukat Mustafa Ahmed Independent Arabia’ya yaptığı açıklamada kadınların velayet, evlilik ve boşanma ile ilgili yasalar nedeniyle uzun yıllar mahkemelerde sürünmesi nedeniyle Medeni Kanun'da yapılan değişikliğin uzun zaman önce yapılması gerektiğini söyledi.
Kadın hakları aktivisit İnas Muzmil, “Medeni Kanun, çocukluktan yaşlanana kadar kadın sünnetinden evliliğe varan sorunlara kadar kadına yöneltilen bir kılıçtır” dedi. Muzmil, Sudan’da yüksek mevkilere sahip Sudanlı kadınların dahi ailesi mantıksız sebeplerden dolayı reddetse bile evlenemediğine dikkat çekti.
İnas Muzmil’e göre lobi oluşturmak ve dikkat çekmek için kampanyalar, gösteriler ve sosyal medya gibi meşru araçların kullanımı hükümeti diğer yasaları değiştirmeye ve toplumu kabullenmeye zorlayabilir. Sudan toplumunun geleneksel bir yapıya sahip olması nedeniyle özellikle de dini konular içeren yasalarda düzenlemeler yapılması gerektiğini ifade etti.
Dolayısıyla, Sudan toplumu, geleneksel bir muhafazakar toplum olduğu için, özellikle kadınlara ve erkeklerle eşitlik söz konusu olduğunda, değişimi kabul etmeyi zor bulabilir. Ancak baskı ve farkındalık kampanyaları konuları netleştirebilir. Sudan kadınların haklarının onurlu bir şekilde yaşamaları garanti edilmeyecekse, devrimin faydası nedir?



Hamas’a silah bırakma teklifi iletildi: 90 günlük süreçte neler öngörülüyor?

Hamas, bağımsız Filistin devletinin kurulmasının önünü açmayacak tekliflere yanaşmayacaklarını bildirmişti (AP)
Hamas, bağımsız Filistin devletinin kurulmasının önünü açmayacak tekliflere yanaşmayacaklarını bildirmişti (AP)
TT

Hamas’a silah bırakma teklifi iletildi: 90 günlük süreçte neler öngörülüyor?

Hamas, bağımsız Filistin devletinin kurulmasının önünü açmayacak tekliflere yanaşmayacaklarını bildirmişti (AP)
Hamas, bağımsız Filistin devletinin kurulmasının önünü açmayacak tekliflere yanaşmayacaklarını bildirmişti (AP)

Hamas'a silahlarını kademeli olarak bırakması için teklif sunuldu.

Adlarının paylaşılmaması şartıyla Times of Israel'e konuşan Arap diplomatlara göre teklif, Hamas'ın 90 gün içinde füze ve roketatar gibi ağır silahlarıyla Gazze Şeridi'ndeki tünel ağının haritalarını teslim etmesini öngörüyor.

Kaynaklar, silahlarını teslim eden örgüt üyelerine iş ve maddi destek sağlanacağını da söylüyor.

Hamas önceden de ağır silahlarını bırakabileceğini ancak örgüt üyelerinin kendilerini savunabilmek için hafif silahlarını vermeyeceğini bildirmişti.

Teklife göre silahların, bölgede yeni kurulacak polis gücüne verilmesi öngörülüyor. ABD Başkanı Donald Trump'ın öncülüğünde oluşturulan Barış Kurulu'na bağlı Gazze İdaresi Ulusal Komitesi de süreci takip edecek.

Daha önce Hamas bünyesinde memur olarak görev yapmış Filistinlilerin yeni polis teşkilatına başvurmalarına da izin verilecek. Ancak bu kişilerin kabul edilmesi için İsrail'in güvenlik incelemesinden geçmesi şart koşulacak. Buna ek olarak İsrail'in 7 Ekim 2023'teki Aksa Tufanı'nda yer aldığını savunduğu örgüt üyelerine bu hakların tanınmayabileceği aktarılıyor.

Silahların yetkililere teslim edilmesinin Gazze'nin güneyinden başlaması öngörülüyor. Bölgede süreç tamamlandıktan sonra İsrail askerlerinin buradan çekilmesi, onların yerine Filistin polisi ve Uluslararası İstikrar Gücü'nün geçmesi planlanıyor.

Silahsızlanma süreci devam ederken, İsrail askerlerinin de Gazze'den kademeli olarak çekilmesi isteniyor. Ayrıca Tel Aviv yönetiminin bölgeye inşaat ve insani yardım malzemelerinin girişine izin vermesi talep ediliyor.

İsrail yönetimi, kademeli silah bırakma planına yanaşmayacağını birçok kez dile getirmişti. Bunun yerine Hamas'ın tek seferde tüm silahlarını teslim etmesini istemişti.

Ancak Arap diplomatların anlattığına göre arabulucu Türkiye, ABD, Katar ve Mısır, Binyamin Netanyahu yönetiminin talebini gerçekçi bulmadı.

İsrail yönetimi, bu hafta Kahire'de Hamas müzakerecilerine sunulan tekliften haberdar. Kaynaklara göre Netanyahu yönetimi, Hamas'ın teklifi reddedeceğini öngörerek plana itiraz etmemiş.

New York Times'ın analizindeyse Netanyahu yönetiminin, ABD'nin baskısıyla kademeli silahsızlanma planını kabul ettiği savunuluyor.

Habere göre Filistinli örgütün teklife haftaya yanıt vermesi bekleniyor. Gazzeli analist Ekrem Atallah, Hamas'ın iki devletli çözümü garanti etmeyen bu teklifi reddedeceğini savunuyor:  

Bu, bildiğimiz şekliyle Hamas'ın, yani İsrail'e silahla direnen bir örgütün dağılmasını gerektiriyor. Üstelik bu hamle, bir Filistin devleti kurulmasını bile sağlamayacak.

Analize göre kabul edilmesi halinde Barış Kurulu'nun teklifinin uygulanması 8 aya kadar sürebilir.

Independent Türkçe, Times of Israel, New York Times


Fransa’nın Lübnan'daki arabuluculuk çabalarında ortaya çıkan belgede hangi önemli maddeler yer alıyor?

İsrail topçuları, Lübnan topraklarının derinliklerine doğru ilerleme girişimleriyle eş zamanlı olarak Lübnan topraklarına ateş açtı (AFP)
İsrail topçuları, Lübnan topraklarının derinliklerine doğru ilerleme girişimleriyle eş zamanlı olarak Lübnan topraklarına ateş açtı (AFP)
TT

Fransa’nın Lübnan'daki arabuluculuk çabalarında ortaya çıkan belgede hangi önemli maddeler yer alıyor?

İsrail topçuları, Lübnan topraklarının derinliklerine doğru ilerleme girişimleriyle eş zamanlı olarak Lübnan topraklarına ateş açtı (AFP)
İsrail topçuları, Lübnan topraklarının derinliklerine doğru ilerleme girişimleriyle eş zamanlı olarak Lübnan topraklarına ateş açtı (AFP)

İsrail, Lübnan ile ateşkes sağlamaya yönelik arabuluculuk çabalarına karşı, dört eksende eş zamanlı kara saldırıları düzenleyerek saldırı alanını genişletiyor ve işgale karşı direnen savunma güçlerini dağıtmaya ve herhangi bir görüşme öncesinde Lübnan'a ateş gücüyle baskı uygulamaya çalışıyor.

İsrail'in Lübnan sınırına takviye birlikleri göndermesi üzerine, İsrail ordusu Hıyam ve Taybe eksenlerine yönelik saldırılarını yeniledi ve Bint Cibeyl şehri civarındaki Marun er-Ras ve Aytarun eksenindeki hareketlerine devam ederken, batı kesiminde Naqura kasabasına doğru yeni bir eksen açtı.

Bu saldırı, Lübnan'ın iç kesimlerindeki onlarca kasabayı hedef alan yoğun hava ve topçu bombardımanıyla birlikte gerçekleşti ve saldırılardan biri sivil savunma merkezini vurdu.

 Fransa Dışişleri Bakanı Jean-Noel Barrot’un Tel Aviv ziyareti, İsrail’in Fransız arabuluculuğuna karşı herhangi bir taviz vermesiyle sonuçlanmasa da Şarku’l Avsat, üç aşamadan bahseden ve Lübnan’ın İsrail’i tanıdığını açıkça belirtmeyen Fransız belgesinin içeriğini elde etti. İlk madde, “Lübnan Devleti'nin İsrail'in egemenliğini ve toprak bütünlüğünü saygı gösterme taahhüdünü” teyit ederken, ikinci madde ise “Lübnan'ın İsrail ile kapsamlı ve kalıcı bir saldırmazlık anlaşması imzalamaya hazır olduğunu” belirtmektedir. Ancak en önemli paragraf, “kapsamlı ve kalıcı bir saldırmazlık anlaşmasının imzalanmasını, böylece Lübnan ve İsrail’in aralarındaki savaş durumunun sona erdiğini ilan etmelerini ve birbirlerine karşı herhangi bir güç kullanmaktan kaçınmayı taahhüt etmelerini” öngörüyor.


İsrail'in güney Lübnan'a düzenlediği hava saldırısında bir kişi öldü, iki kişi yaralandı

İsrail'in Beyrut'un güney banliyölerine düzenlediği baskının ardından duman yükseliyor (DPA)
İsrail'in Beyrut'un güney banliyölerine düzenlediği baskının ardından duman yükseliyor (DPA)
TT

İsrail'in güney Lübnan'a düzenlediği hava saldırısında bir kişi öldü, iki kişi yaralandı

İsrail'in Beyrut'un güney banliyölerine düzenlediği baskının ardından duman yükseliyor (DPA)
İsrail'in Beyrut'un güney banliyölerine düzenlediği baskının ardından duman yükseliyor (DPA)

Lübnan resmi medyasına göre İsrail'in Lübnan'ın güneyindeki bir kasabada bir evi hedef alan hava saldırısında bir kişi öldü, iki kişi de yaralandı.

Ulusal Haber Ajansının haberine göre “İsrail savaş uçakları, Bint Cubey bölgesindeki Ganduziye kasabasında bir eve şafak vakti şiddetli bir saldırı düzenledi; bir kişi öldü, iki kişi yaralandı.Yaralılar enkaz altından çıkarıldı» dedi.

İsrail ordusu, Lübnan'ın başkenti Beyrut'un güney banliyölerindeki birkaç mahalle sakinlerine tahliye uyarısı verdikten sonra, bu sabah “Hizbullah”ın Beyrut'taki hedeflerine bir dizi hava saldırısı düzenlediğini duyurdu.

Ordu kısa açıklamasında, güçlerinin "şu anda Beyrut'ta Hizbullah terör örgütüne ait hedeflere saldırdığını" belirtti. İsrail askeri sözcüsü daha önce, Hizbullah'ın kalesi olan güney banliyölerinde yaşayanları hava saldırıları başlamadan önce evlerini boşaltmaları konusunda uyarmıştı.