Irak Başbakanı Kazimi, sınır kapılarındaki ‘paralel devlete’ son vermek için harekete geçti

Irak Başbakanı Mustafa el-Kazimi. (AP)
Irak Başbakanı Mustafa el-Kazimi. (AP)
TT

Irak Başbakanı Kazimi, sınır kapılarındaki ‘paralel devlete’ son vermek için harekete geçti

Irak Başbakanı Mustafa el-Kazimi. (AP)
Irak Başbakanı Mustafa el-Kazimi. (AP)

Ahmed es-Suheyl
Irak Başbakanı Mustafa el-Kazimi, sınır kapılarında devlet kontrolünün sağlanması için geniş çaplı bir hamlenin başlatılmasıyla ilgili daha önce verdiği sözün gereği olarak askeri gücü harekete geçirdi. Kazimi, bu hamlenin küresel ölçekte petrol fiyatlarında yaşanan çöküşün gölgesinde ülke bütçesine katkı sağlamasını hedeflediğini belirtti. Ancak Kazimi’nin bu adımını baltalaması muhtemel bazı engeller var. Bunların başında da ‘paralel devlet’ gruplarının sınır kapıları üzerindeki hegemonyası geliyor.
Kazimi, güvenlik güçlerine ‘gümrüklerin kutsallığına’ el uzatanlara karşı ateş açma yetkisi vererek, ‘sınır kapılarında yolsuzlukların bittiğini’ söyledi.
Irak’ın İran’a açılan Mendeli Sınır Kapısı’nda gazetecilere konuşan Kazimi konuya dair şunları söyledi:
“Şu anki dönem düzen ve yasayı hakim kılma dönemidir. Bu yalnızca hükümetin talebi değil, aynı zamanda halkın, siyasi grupların ve sivil kuruluşların talebidir. Çeşitli isimler altında (sınır kapılarında) sınırlarda para heba edilme dönemi bitti.”
Sınır kapılarını tamamen devlet kontrolüne girmesi amacıyla hükümetin üç maddelik bir eylem planı oluşturduğunu söyleyen Kazimi söz konusu maddeleri şu şekilde sıraladı:
1- Sınırların kutsallığı askeri güç tarafından korunacak. Askeri güç, bu kutsala el uzatanlara karşı ateş açma yetkisine sahip.
2- Kamu malının yolsuzluğa batanlardan korunması amacıyla gümrüklerin idari yönleriyle ilgili eksiklikler tamamlanacak.
3- İş insanlarını ve tüccarları, mallarını sınırdan geçirmeleri için daha fazla para ödemeye zorlamak adına şantaj uygulayan hayaletler (gizli bir şekilde kapıları kontrol eden etkili gruplar) takip edilecek.

Üstünlük ve zafer arayışı
Kazimi’nin bu yönde attığı adım, yalnızca bütçeye ek kaynaklar oluşturma hedefinin de ötesinde siyasi parti ve silahlı grupların sınır kapıları üzerindeki etkinliğini kırmayı hedefliyor. Gözlemciler bu noktada, geçtiğimiz günlerde hükümet ile silahlı gruplar arasında yaşanan sürtüşmelere dikkat çekiyor.
Araştırmacı akademisyen Basil Hüseyin, Independent Arabia’ya verdiği demeçte, “Hükümetin ‘katyuşa hücresi’ üyeleri ile Hişam el-Haşimi’nin katilini tutuklama hususunda başarısız olmasının ardından Kazimi bu hamleyi silahlı gruplara karşı üstünlük ve zafer arayışı kapsamında başlattı” dedi.
Hüseyin değerlendirmesini şöyle sürdürdü:
“Hizbullah Tugayları’nın Kaim Sınır Kapısı’nın yeni müdürünü tutuklaması karşısında hükümetin herhangi bir adım atmadığı yönündeki resmiyet kazanmayan bilgiler, hükümetin şu anki süreçte herhangi bir silahlı grupla çatışmaktan kaçındığı ve bunu yapacak araçlara sahip olmadığı izlenimi uyandırıyor. Kazimi’nin sıkıntı çektiği sorunlardan biri, siyasi destek şemsiyesi ve bu gruplarla mücadelede yanında yer alacak askeri bir gücün olmayışıdır.”
Hüseyin, sınır kapılarında devlet kontrolünü sağlama hamlesine Haşdi Şabi’nin de dahil edilmesine ilişkin şunları söyledi:
“Kazimi bu adımla sorunun tamamen Haşdi Şabi’yle değil, Haşdi Şabi bünyesinde devletin emirlerine itaat etmeyen İran’a yakın gruplarla olduğu mesajını verdi. Kazimi, Basra’daki sınır kapısına gitmedi. Çünkü birçok siyasi çevrenin yanı sıra milisleri, aşiretleri ve çeteleri karşısına almak istemedi. Mendeli Sınır Kapısı’nı seçti çünkü bu onun için en kolayıydı.”

Güçlü halkanın kontrolü
Gözlemciler, sınır kapılarından elde edilen gelirlerin 10 milyar dolara ulaştığını ancak bu miktardan devletin kasasına giren paranın en iyi ihtimalle 1 milyar dolar ile sınırlı olduğunu belirtiyorlar.
Irak Meclisi Maliye Komisyonu üyesi Ahmed Hama Reşid, Irak’ın Diyala kentinde bulunan ve İran’a açılan Mendeli ve Munduriye sınır kapılarının ‘sistemin en zayıf halkaları’ olması nedeniyle hükümet tarafından hedefe konulduğunu söyledi.
Reşid, “Görünüşe göre Kazimi işe en zayıf halkadan başlamanın güçlü halkayı kontrol altına almayı kolaylaştıracağı yönünde bir kanaate sahip” değerlendirmesinde bulundu.
Kazimi’nin attığı bu adımın ayrıca Irak Kürt Bölgesel Yönetimi’ne (IKBY) ve diğer sınır kapılarına da mesaj niteliğinde olduğunu savunan Reşid, “Bu, bir sonraki süreçte IKBY ve diğer sınır kapılarına hamle yapılacağının mesajıdır” dedi.
Reşid, açıklamasını şöyle sürdürdü:
“Sınır kapılarının kontrolünü sağlama noktasında alınacak güvenlik tedbirleri, idari çözümlerden sonra gelir. Buralarda kontrolü zapt etme işlemi birinci derecede Gümrük ve Vergi Kurumları ve Merkez Bankası üzerinden yapılmalıdır. Güvenlik güçleri ise yardımcı unsurdur.”
Reşid, Kazimi’nin Mendeli Sınır Kapısı’nda yaptığı konuşmada kaçakçılığa değinmemesine de dikkat çekti:
“Kazimi’nin bu noktaya değinmemeye iten şey, Batı’nın eline ‘sınırları kontrol edemiyor ve kaçakçılık karşısında eli kolu bağlı oturuyorlar’ şeklinde bir koz vermeme isteğidir. Özellikle bu noktada bazı Avrupalı ülkelerinin Irak’ı kara listeye alması göz önünde bulundurulmalıdır.”
Independent Arabia’ya açıklamalarda bulunan Siyaset Bilimi Profesörü İyad el-Anbar, “Kazimi’nin bu konuyla ilgili daha önce yaptığı tehditler ve halihazırda attığı adımları karşılaştırınca, sınırları kontrol altına alma hususunda sözünü ettiği büyük adımları atmaktan vazgeçtiği görülüyor” dedi.
Anbar değerlendirmesinde şunları söyledi:
“Kazimi, ‘hayaletler’ nitelemesini herkesçe bilinen gruplar için kullandı. Sınır kapılarını kontrol ederek devletin malını yutanlar aynı zamanda açıkça devlete meydan okuyan ve adı sanı belli olan silahlı gruplar ve aşiretlerdir. Mesele hem yönetim hem de kontrolle ilgilidir. Yalnızca kontrol boyutuna odaklanılmamalı ve bu ikisi gözetilerek adımlar atılmalıdır. Irak’ta yolsuzluğun en çok meydana geldiği yerler yönetim alanlarıdır.”



ABD arabuluculuğuyla İsveç'te esir takası görüşmeleri yapılıyor

Ürdün ve Suriye dışişleri bakanları ile ABD elçisi Tom Barrack, geçen eylül ayında Şam'da düzenlenen ve "Süveyda yol haritası"nın açıklandığı basın toplantısında (EPA)
Ürdün ve Suriye dışişleri bakanları ile ABD elçisi Tom Barrack, geçen eylül ayında Şam'da düzenlenen ve "Süveyda yol haritası"nın açıklandığı basın toplantısında (EPA)
TT

ABD arabuluculuğuyla İsveç'te esir takası görüşmeleri yapılıyor

Ürdün ve Suriye dışişleri bakanları ile ABD elçisi Tom Barrack, geçen eylül ayında Şam'da düzenlenen ve "Süveyda yol haritası"nın açıklandığı basın toplantısında (EPA)
Ürdün ve Suriye dışişleri bakanları ile ABD elçisi Tom Barrack, geçen eylül ayında Şam'da düzenlenen ve "Süveyda yol haritası"nın açıklandığı basın toplantısında (EPA)

Suriye kaynakları Şarku’l Avsat'a, ABD arabuluculuğuyla Suriye'nin güneyindeki Süveyda vilayetinde bir esir takası konusunda görüşmelerin devam ettiğini doğruladı.

İl yönetiminin medya ilişkileri direktörü Kuteyba Azzam, Suriye hükümeti ile Şeyh el-Akl ve Hikmet el-Hicri'ye bağlı "Ulusal Muhafız Kuvvetleri" arasında, esir takası anlaşmasına varılması amacıyla görüşmelerin yapıldığını belirtti.

Medyada yer alan haberlere göre ABD elçisi Tom Barrack'ın ofisi, 2025 yazındaki olaylardan bu yana Şam kırsalında gözaltında tutulan Süveyda'dan 61 sivilin serbest bırakılması karşılığında, Savunma ve İçişleri Bakanlıklarından "Ulusal Muhafızlar" tarafından Süveyda'da tutulan 30 mahkumun teslim edilmesini içeren anlaşmanın sonuçlandırılması için her iki taraftan da onay aldı.

Süveyda Valisi Mustafa Bakur, geçen ay Suriye hükümetinin bu sivilleri aşiret güçlerinden teslim aldığını ve takas ayarlamak üzere gözaltına aldığını duyurdu.

Geçtiğimiz temmuz ayındaki olaylardan dolayı gözaltına alınanların serbest bırakılması, geçen eylül ayında Şam'dan Amerikan ve Ürdün'ün desteğiyle açıklanan "yol haritasının" maddelerinden biridir.


Filistin Sağlık Bakanlığı: İsrailli bir yerleşimci Batı Şeria’da ABD vatandaşı Filistinli genci öldürdü

İşgal altındaki Batı Şeria’nın Ramallah kenti yakınlarında bulunan Mihmas köyünde İsrailli bir yerleşimci tarafından öldürülen ABD vatandaşı Filistinli gencin yakınları (Reuters)
İşgal altındaki Batı Şeria’nın Ramallah kenti yakınlarında bulunan Mihmas köyünde İsrailli bir yerleşimci tarafından öldürülen ABD vatandaşı Filistinli gencin yakınları (Reuters)
TT

Filistin Sağlık Bakanlığı: İsrailli bir yerleşimci Batı Şeria’da ABD vatandaşı Filistinli genci öldürdü

İşgal altındaki Batı Şeria’nın Ramallah kenti yakınlarında bulunan Mihmas köyünde İsrailli bir yerleşimci tarafından öldürülen ABD vatandaşı Filistinli gencin yakınları (Reuters)
İşgal altındaki Batı Şeria’nın Ramallah kenti yakınlarında bulunan Mihmas köyünde İsrailli bir yerleşimci tarafından öldürülen ABD vatandaşı Filistinli gencin yakınları (Reuters)

Filistin Sağlık Bakanlığı, 19 yaşındaki ABD vatandaşı Filistinli Nasrallah Muhammed Cemal Ebu Siyam’ın, çarşamba gecesi Batı Şeria’da bir İsrailli yerleşimcinin açtığı ateş sonucu ağır yaralandıktan sonra hayatını kaybettiğini açıkladı.

Bakanlık, Ebu Siyam’ın çarşamba günü işgal altındaki Batı Şeria’da, Ramallah yakınlarında bulunan Mihmas köyünde vurulduğunu bildirdi.

Reuters’a konuşan ABD Büyükelçiliği’nden bir yetkili ise şiddeti kınayarak, “ABD Dışişleri Bakanlığı için yurt dışındaki Amerikan vatandaşlarının güvenliği ve emniyetinden daha yüksek bir öncelik yoktur” ifadesini kullandı.

rgtbrgt
İşgal altındaki Batı Şeria’nın Ramallah kenti yakınlarında bulunan Mihmas köyünde İsrailli bir yerleşimci tarafından öldürülen ABD vatandaşı Filistinli gencin yakınları, cenaze töreninde gözyaşlarına boğuldu. (AFP)

İsrail güvenlik güçlerinin olası misillemesinden çekindiği için isminin açıklanmasını istemeyen Ebu Siyam’ın bir yakını, yerleşimcilerin köye koyun çalmak amacıyla baskın düzenlediğini öne sürdü.

Aralarında Ebu Siyam’ın da bulunduğu köylülerin hırsızlığı engellemeye çalıştığını, bunun üzerine yerleşimcilerin ateş açtığını ve Ebu Siyam ile birlikte bazı kişilerin yaralandığını söyledi.

Filistin resmi haber ajansı WAFA ise saldırılarda 5 kişinin yaralandığını, bunlardan 3’ünün -Ebu Siyam dahil- kurşunla yaralandığını bildirdi. Ajans, diğer yaralılara ilişkin ayrıntı paylaşmadı. Reuters’ın olayla ilgili yorum talebine İsrail ordusu tarafından henüz yanıt verilmedi.

dcfgt
İşgal altındaki Batı Şeria’nın Ramallah kenti yakınlarında bulunan Mihmas köyünde İsrailli bir yerleşimci tarafından öldürülen ABD vatandaşı Filistinli gencin yakınları, cenaze töreninin ardından yas tutuyor. (Reuters)

Gazze Şeridi’nde Ekim 2023’te başlayan savaşın ardından Batı Şeria’da İsrailli yerleşimcilerin Filistinlilere yönelik şiddet eylemleri belirgin biçimde arttı. Birleşmiş Milletler (BM) verilerine göre, 2026 yılında yerleşimci saldırıları nedeniyle yaklaşık 700 kişi yerinden edildi.

Uluslararası kuruluş, 2026’da Batı Şeria’da 9 Filistinlinin öldürüldüğünü, 2025 yılında ise bu sayının 240’ı aştığını bildirdi. Verilere göre 2025 yılında Batı Şeria’da iki İsrailli öldü.

İsrail, yerleşimci şiddetiyle ilgili nadiren iddianame düzenliyor. İsrailli izleme kuruluşu Yesh Din, 2025 yılı sonunda yaptığı açıklamada, 7 Ekim 2023’ten bu yana belgeledikleri yüzlerce yerleşimci şiddeti vakasının yalnızca yüzde 2’sinde dava açıldığını duyurdu.

Son iki yılda Batı Şeria’da, aralarında aktivist Ayşenur Ezgi Eygi’nin de bulunduğu bazı ABD vatandaşları, İsrail güçleri ya da yerleşimciler tarafından öldürüldü.


Tunuslu bir milletvekili, Cumhurbaşkanı Kays Said'i eleştirdiği gerekçesiyle sekiz ay hapis cezasına çarptırıldı

Tunus Cumhurbaşkanı Kays Said (Reuters)
Tunus Cumhurbaşkanı Kays Said (Reuters)
TT

Tunuslu bir milletvekili, Cumhurbaşkanı Kays Said'i eleştirdiği gerekçesiyle sekiz ay hapis cezasına çarptırıldı

Tunus Cumhurbaşkanı Kays Said (Reuters)
Tunus Cumhurbaşkanı Kays Said (Reuters)

Yerel medyaya göre Tunus'ta bir mahkeme dün Milletvekili Ahmed Seydani'yi, ülkenin son sel felaketinin ardından sosyal medyada Cumhurbaşkanı Kays Said'i eleştirdiği gerekçesiyle sekiz ay hapis cezasına çarptırdı.

Seydani, bu ayın başlarında, Tunus'un çeşitli bölgelerinde altyapıya zarar veren sellere neden olan olağanüstü yağışların ardından Saïd'in iki bakanla yaptığı görüşmeyle ilgili Facebook'ta yaptığı, "Cumhurbaşkanı, yetki alanını resmi olarak yollara ve su borularına genişletmeye karar verdi. Görünüşe göre yeni unvanı Sanitasyon ve Yağmur Suyu Drenajı Başkomutanı olacak” yorumu nedeniyle tutuklandı.

Şarku'l Avsat'ın AFP'den aktardığına göre Seydani'nin avukatı Husameddin Bin Atya ajansa yaptığı açıklamada, müvekkilinin Telekomünikasyon Kanunu'nun 86. maddesi uyarınca yargılandığını ve bu maddenin “Kamu iletişim ağları aracılığıyla kasıtlı olarak başkalarına zarar veren veya huzurunu bozan herkesi” bir ila iki yıl hapis ve 100 ila 1.000 dinar (yaklaşık 300 avro) para cezası öngördüğünü söyledi.

Tunus'ta geçen ay 70 yıldan fazla süredir görülen en şiddetli yağışların ardından en az beş kişi hayatını kaybetti, birçok kişi ise hala kayıp durumunda.