Karantinadan aylar sonra işe geri dönme konusunda kendinizi zihinsel olarak nasıl hazırlayabilirsiniz?

Şangay’da bir restoranda çalışırken maske takan bir görevli (EPA)
Şangay’da bir restoranda çalışırken maske takan bir görevli (EPA)
TT

Karantinadan aylar sonra işe geri dönme konusunda kendinizi zihinsel olarak nasıl hazırlayabilirsiniz?

Şangay’da bir restoranda çalışırken maske takan bir görevli (EPA)
Şangay’da bir restoranda çalışırken maske takan bir görevli (EPA)

Dünya çapında birçok çalışan ve işçi koronavirüs (Kovid-19) salgını ve ardından Mart ayında çoğu şirketin mağazalarını tamamen kapatmak zorunda kaldığı karantina yüzünden evlerinden çalışmak ya da işine ara vermek zorunda kaldı.
Eğlence, perakende satış ve konaklama sektörlerinde çalışan işçiler bu salgından en çok zarar gören kesim olarak kabul ediliyor. Zira bu kişilerin yüzde 80’inin maaşı şu an hükümet tarafından ödeniyor. Independent Arabia''nın haberine göre bu program o kadar büyük ki, İngiltere hazinesine şu ana kadar yaklaşık 20 milyar sterline mal oldu.
Bazı işçiler, aylarca evde oturduktan sonra -4 Temmuz’da birçok şirketin yeniden faaliyete geçmesiyle- geçtiğimiz haftalarda işe geri dönmeleri için bir çağrı almış olabilir.
Uzmanlara göre, işyerine geri dönmek için kendinizi psikolojik ve zihinsel olarak nasıl hazırlayacağınıza yönelik tavsiyeler:

*Günlük rutininize geri dönün
Psikolog Richard Reid bu konuda “Eğer bir rahatsızlığa maruz kaldıysanız ve üzerinizde bir tembellik hissi varsa hayatınızda bir boşlukla karşı karşıya kalmış olabilirsiniz” ifadelerini kullanıyor.
Bu yüzden ister uzaktan ister işyerinde olsun işe geri dönmeyi bekliyorsanız “her şeyden önce ilk olarak bazı rutinlerinizi geri kazanmak- ve mümkünse - bunları zamana yayarak yapmaya çalışmak” önemli sayılıyor.
Reid “Bunu yapmak için en iyi yol, belli bir vakitte uyuyup belli bir vakitte uyuma alışkanlığına geri dönmek” ifadelerini kullanarak çalışanların, yeniden üretken bir zihin moduna girmek için kendi “tipik iş kıyafetlerini” giymeleri gerektiğine dikkati çekti.
Uzman çevre psikoloğu Lee Chambers işe geri dönme fikrini “belli bir bir rutine geri dönmek üzere bir meydan okuma olarak” yeniden şekillendirmenin faydalı olabileceğini söylüyor.

*Akıl sağlığınızı koruyun
Salgın sırasında çalışmayarak uzun bir süre evde oturan herhangi bir kişiye işe dönme fikri ağır gelebilir.
Chambers bu konuda şu ifadeleri kullanıyor:
“İşe geri dönme konusunda belli bir düzeyde endişelenmeniz önemli değil… Geçtiğimiz 12 hafta boyunca dünya büyük bir oranda değişti. Artık ofislerde size karşı karşıya olduğumuz tehdidi sürekli hatırlatacak dezenfekte araçları, tarayıcılar ve sosyal mesafe kuralına uyulması ile ilgili talimatlar gibi çeşitli uygulamalar var.”

*İş arkadaşlarınızla ve müdürünüzle iletişime geçin
İşten uzak bir şekilde biraz zaman geçirdikten sonra, iş arkadaşlarınızla ve müdürünüzle düzenli bir şekilde görüştüğünüz zamanların üzerinden belli bir süre geçmiş olabilir.
Ekibinizdeki üyelerle iyi bir iletişim kurmak yalnızca çalışma ortamınıza daha iyi bir şekilde adapte olmanıza yardımcı olmakla kalmaz, aynı zamanda işe geri dönme konusundaki endişelerinizi gidermenize de yardımcı olabilir.

*Esneklik olasılığını tartışın
Hiçbir iş yapmamak ile işinize tekrar dönme arasındaki geçiş süreciniz biraz zaman alabilir. Bunu göz önünde bulundurarak müdürünüze biraz esneklik gösterip gösteremeyeceğini sormak bu geçiş sürecini kolaylaştırmaya yardımcı olabilir.
Henley İşletme Fakültesi Mesleki Gelişim Direktörü Dr. Naime Paşa, çalışanlar işlerinin başına döndükleri sırada şirketlerin kendilerine esnek çalışma konusunda anlayış göstereceklerini umduğunu dile getiriyor.
Paşa “Umarım işe geri dönme süreci istenilen bir biçimde yürür. Çalışanlar bütün eski çalışma yöntemlerine geri dönmek zorunda kalmayacaklar çünkü açık fikirli işverenler, çalışanların esnek çalışma ve bazı işlerini evden yürütme gibi faydalı buldukları bazı şeyleri korumayı idealist bir biçimde düşünecek” değerlendirmesine bulunuyor.

*Düşünmek için bir dakikanızı ayırın
Karantina dönemi boyunca belki de birçok kişi evde durdukları süre boyunca hayatlarını ve mesleki beklentilerini uzun uzun düşünme fırsatı buldu.
Düşünme eylemini sürdürmek işe dönmeye hazırlanan çalışanlara kariyerlerinde nasıl ilerleme kaydedeceklerini keşfetme ya da hatta tamamen yeni bir yola sapma konusunda bir yol gösterebilir.



Canavar'ı izleyip daha iyisini arayanlara 5 suç dizisi

Canavar: Lizzie Borden'ın Hikayesi'nde başroldeki Ella Beatty'ye 42 yaşındaki ödüllü oyuncu Vicky Krieps eşlik ediyor (Netflix)
Canavar: Lizzie Borden'ın Hikayesi'nde başroldeki Ella Beatty'ye 42 yaşındaki ödüllü oyuncu Vicky Krieps eşlik ediyor (Netflix)
TT

Canavar'ı izleyip daha iyisini arayanlara 5 suç dizisi

Canavar: Lizzie Borden'ın Hikayesi'nde başroldeki Ella Beatty'ye 42 yaşındaki ödüllü oyuncu Vicky Krieps eşlik ediyor (Netflix)
Canavar: Lizzie Borden'ın Hikayesi'nde başroldeki Ella Beatty'ye 42 yaşındaki ödüllü oyuncu Vicky Krieps eşlik ediyor (Netflix)

Ryan Murphy'nin her sezon başka bir gerçek suç hikayesini anlattığı Canavar (Monster), 2022'den beri izlenme listelerinde üst sıralarda. Ödül yarışlarında da adı sık geçiyor. Gelgelelim Jeffrey Dahmer'ı anlatan ilk sezonun ardından aynı etkiyi yarattığını söylemek zor.

4. sezonda sıra, 1892'de ABD'de babasıyla üvey annesini baltayla öldürmekle suçlanan Lizzie Borden'da. Ancak Canavar: Lizzie Borden'ın Hikayesi'ni (Monster: The Lizzie Borden Story) beğeneni bulmak, izleyeni bulmaktan biraz daha zor görünüyor. Eleştirmenlerden de seyircilerden de pek yüz bulamayan sezon, buna rağmen izlenme listelerinin zirvesine çıktı. Belli ki Borden ailesinin evinde yaşananları merak etmekle bunların ekrandaki tasvirini beğenmek ayrı meseleler.

Biz de bu ayrımdan yola çıkıp benzer hikayeleri daha iyi anlatan dizileri düşünmeye başladık. Ne de olsa insan bazen gördüklerinden memnun kalmasa da onun aklına düşürdüğü soruları başka bir yerde kurcalamak istiyor. Birine neden inanıyoruz, bir aile neleri saklayabilir, karşımızdaki kendinden emin konuşuyor diye anlattıklarına güvenilir mi?

The Serpent, Ruh Avcısı (The Alienist), Under the Banner of Heaven, Love & Death ve Alias Grace'i seçerken biraz da bu soruların peşinden gittik. Canavar'da aradığınızı bulamadıysanız, bu 5'lide sizi daha çok içine çeken bir hikaye çıkabilir.

The Serpent (2021)

Tatilde tanıştığınız hoşsohbet bir yabancıya ne kadar güvenirsiniz? Hele bir de işiniz düştüğünde yardımınıza koşuyorsa... The Serpent, 1970'lerin Bangkok'unda gezginleri ağına düşüren Charles Sobhraj'ı anlatırken insanın aklından bu soruyu çıkarmıyor.

Tahar Rahim'in canlandırdığı Sobhraj, kurbanlarını uyuşturup soyuyor, çaldığı kimliklerle ülkeden ülkeye geçiyor. Jenna Coleman'ın canlandırdığı Marie-Andrée Leclerc ise yanından ayrılmıyor. Onu izlerken insan, birine bağlı kalmak uğruna neleri görmezden gelebileceğini düşünüyor.

ghyju
The Serpent'ta Fransız dolandırıcı ve katil Charles Sobhraj, kız arkadaşı Marie-Andrée Leclerc'le birlikte mücevher taciri gibi davranarak genç turistleri hedef alıyor (Netflix)

Derken Billy Howle'un canlandırdığı Hollandalı diplomat Herman Knippenberg kayıp turistlerin peşine düşüyor ve hikayeye iyice tutuluyoruz. Knippenberg dosyayı kapatıp önüne bakamıyor, biz de bir sonraki adımını görmeden bırakamıyoruz.

Canavar gibi gerçek bir suçun içindeki insanları irdeleyen The Serpent, Borden ailesinin kapalı dünyasından çıkıp bizi ülkeden ülkeye dolaştırıyor. O sırada Sobhraj bir yerde izini kaybettirip başka bir yerde kendine yeniden güven duyulmasını sağlıyor.

Dönemin kıyafetleri, müzikleri, güneşli manzaraları derken arada tatil planı yapacak gibi oluyorsunuz. Sonra Sobhraj yeniden söze giriyor, hevesiniz kaçıyor.

IMDb: 7,6
Nereden izlenir: Netflix

Ruh Avcısı (2018-2020)

Ruh Avcısı'nın 1896 New York'unda gece yürüyüşüne çıkmak mı? Biz olsak bir daha düşünürdük.

Tarihçi ve yazar Caleb Carr'ın romanından uyarlanan dizide polis komiseri Theodore Roosevelt, şehri sarsan cinayetleri çözmek için gizlice bir ekip kuruyor. İşin merkezinde Daniel Brühl'ün canlandırdığı suç psikoloğu Laszlo Kreizler var. Ona gazete çizeri John Moore, sekreter Sara Howard ve dedektif Isaacson kardeşler eşlik ediyor. Aynı cinayetlerin peşindeler ama herkes başka bir ayrıntıya takılıyor.

gthyju
48 yaşındaki Daniel Brühl (en sağda), Eğitmenler (Die fetten Jahre sind vorbei), Zafere Hücum (Rush) ve Elveda Lenin!'le (Good Bye, Lenin!) de tanınıyor (TNT)

Katilin izini sürmek zaten yeterince zorken bir de kendi kirli çamaşırları ortaya dökülmesin diye ekibin önüne taş koyanlar var. Şehrin sokaklarında dolaştıkça kimin ne sakladığı, en az aradığımız kişinin kimliği kadar merak uyandırıyor.

Canavar: Lizzie Borden'ın Hikayesi gibi cinayetin ardındaki insanları anlamaya çalışan Ruh Avcısı, bizi aile evinden çıkarıp soruşturmanın içine sokuyor. Suçlu profili çıkarmanın henüz yeni geliştiği bir dönemde, katilin nasıl düşündüğünü ekiple birlikte çözmeye çalışıyoruz.

Kostümlere, loş odalara, eski New York'un karanlık sokaklarına dalıp gitmek mümkün elbette. Yalnız, siz yine de manzarayı seyrederken arkanızı kollamayı unutmayın.

IMDb: 7,1
Nereden izlenir: BeIN Türkiye

Under the Banner of Heaven (2022)

Bir cinayeti araştırırken yıllardır inandığınız şeylerden de şüphe etmeye başlarsanız ne yaparsınız? Amerikalı yazar ve dağcı Jon Krakauer'ın aynı adlı kitabından uyarlanan Under the Banner of Heaven'da, Brenda Lafferty ve bebeğinin öldürülmesini araştıran Mormon dedektif Jeb Pyre'ın başına gelen tam da bu.

İki kez Oscar'a aday gösterilen, 2010'ların Örümcek-Adam'ı Andrew Garfield'ın incelikle canlandırdığı Pyre, soruşturma ilerledikçe yalnızca başkalarının sakladıklarını değil, kendi doğrularının ne kadar sağlam olduğunu da kurcalamak zorunda kalıyor. 

rgthyju
43 yaşındaki Andrew Garfield, Under the Banner of Heaven'da 1984'te Utah'ta işlenen vahşi bir cinayeti araştıran dindar bir dedektif rolünde (FX)

Aile sırları, dini fanatizm ve erkek egemenliği birbirine dolandıkça, ilk bakışta güven veren evlerin kapısını çalmak bile insanı tedirgin etmeye yetiyor. 

Canavar'ın Lizzie Borden hikayesinde olduğu gibi burada da aile bağları ve baskı var ama bu kez olanlara dedektifin yanından bakıyoruz. Bize göre dizi, bu bağların insanı nasıl sıkıştırdığını anlatırken çok daha sahici bir yere ulaşıyor.

Katilin kim olduğunu öğrenmek elbette önemli ama burada insanın aklına takılan başka bir şey var: Bunca kötülüğün içinde herkes kendini nasıl bu kadar haklı görebiliyor?

IMDb: 7,5
Nereden izlenir: Disney+

Love & Death (2023)

Kilise korosunda yan yana şarkı söyleyen iki arkadaş, birbirinden ayrılmayan kızları, işleri yolunda giden eşleri...

Love & Death'in aile fotoğrafında herkes yerli yerinde, uzaktan bakınca imrenmek bile mümkün. Ama Candy Montgomery'nin hayatından duyduğu memnuniyetsizlik, arkadaşı Betty Gore'un eşi Allan'la ilişkiye başlamasıyla bambaşka bir yola sapıyor. 

Betty baltayla öldürülüp Candy cinayetle suçlandığında, o samimi komşu sohbetlerini düşünmeden edemiyorsunuz: Bu insanlar birbirini gerçekten ne kadar tanıyordu?

sdfrgthyju
1980'de Teksas'taki küçük bir kasabada geçen Love & Death, Candy Montgomery'nin kiliseden arkadaşı Allan Gore'la yaşadığı yasak aşkı ve bu ilişkinin ardındakileri konu alıyor (Netflix)

David E. Kelley imzalı gerçek suç dizisinde Elizabeth Olsen, Candy'nin neşeli ve girişken halinin altındaki huzursuzluğu öyle iyi taşıyor ki sıradan bir sohbeti izlerken bile söylenenlerden çok yutulan kelimelere kulak kabartıyorsunuz. 

Canavar'ın Lizzie Borden hikayesi gibi Love & Death de evin içindeki sırları kurcalıyor. Ama burada kasvetli odaların yerini kilise buluşmaları, yardımsever komşular, nezaket gösterileri ve banliyö hayatının boğucu rahatlığı alıyor. Malum, perdelerin temiz, sofranın hazır olması o evde her şeyin yolunda gittiği anlamına gelmiyor.

IMDb: 7,5
Nereden izlenir: Netflix

Alias Grace (2017)

Grace Marks'ı dinlerken insan kendi kendine itiraz etmeye başlıyor: Az önce bu kadının masum olduğuna karar vermemiş miydik? 

Margaret Atwood'un gerçek olaylardan esinlenen romanından uyarlanan Alias Grace, 1843'te Kanada'da işlenen iki cinayetten hüküm giymiş İrlandalı hizmetçi Grace Marks'ı anlatıyor. Grace cinayetleri hatırlamadığını söylüyor, onunla görüşmeye başlayan Dr. Simon Jordan da yıllar sonra bu hafızanın kapısını çalıyor.

Amerikan Sapığı'nın (American Psycho) yönetmeni Mary Harron, bu kez bizi Grace'in karşısına oturtuyor. Onu dinleyip kararımızı vereceğiz sanıyoruz. Sonra Grace'i canlandıran Sarah Gadon bir yerde duraksıyor, bakışı değişiyor, sakin anlatımına belli belirsiz bir öfke karışıyor ve az önce vardığımız sonuçtan emin olamıyoruz. Peki Grace'i gerçekten dinliyor muyuz, yoksa kafamızdaki kadına uyup uymadığına mı bakıyoruz?

dfrty6u7
39 yaşındaki Sarah Gadon, 19. yüzyıl Kanadası'nda gerçek bir cinayet davasına odaklanan Alias Grace'in başrolünde (Netflix) 

Canavar'ın Lizzie Borden hikayesiyle akrabalık da burada: Cinayetle suçlanan bir kadını yalnızca anlattıklarıyla değil, nasıl konuştuğuyla, nasıl davrandığıyla da yargılıyoruz. Alias Grace bu meseleyi usul usul ilerleyen sohbetlerle açıyor, gerilmek için birinin sesini yükseltmesi gerekmiyor. Doktorun soruları hazır, bizim de öyle. Ama cevapları duyunca ne yapacağımızdan o kadar emin değiliz.

IMDb: 7,6
Nereden izlenir: Netflix


Uzmanlar uyardı: Aromalı elektronik sigaralar sanılandan daha zararlı

New Jersey'den araştırmacılar, e-sigaralardaki katkı maddelerinin iltihaplanmayı tetiklediği ve hücre ölümüne yol açtığının tespit edildiğini belirtiyor (AFP)
New Jersey'den araştırmacılar, e-sigaralardaki katkı maddelerinin iltihaplanmayı tetiklediği ve hücre ölümüne yol açtığının tespit edildiğini belirtiyor (AFP)
TT

Uzmanlar uyardı: Aromalı elektronik sigaralar sanılandan daha zararlı

New Jersey'den araştırmacılar, e-sigaralardaki katkı maddelerinin iltihaplanmayı tetiklediği ve hücre ölümüne yol açtığının tespit edildiğini belirtiyor (AFP)
New Jersey'den araştırmacılar, e-sigaralardaki katkı maddelerinin iltihaplanmayı tetiklediği ve hücre ölümüne yol açtığının tespit edildiğini belirtiyor (AFP)

Çarşamba günü yayımlanan bir araştırmaya göre milyonlarca Amerikalının kullandığı elektronik sigaralarda sıklıkla bulunan aroma verici katkı maddeleri, nikotin içermese bile eklem sağlığına zarar verebiliyor.

New Jersey'deki Seton Hall Üniversitesi'nden araştırmacılar, tarçın ve mentol aromalarının bilhassa zararlı olduğunu ve ATDC5 kıkırdak hücrelerinin ölümüne yol açtığını söylüyor.

Kimyasal aromaların da hücrelerin sağlıklı doku oluşturma ve bunları sürdürme yeteneğini bozduğu, hücrelerde iltihaplanmaya yol açtığı ve vücutta doku yıkımıyla şişmeye neden olan değişiklikleri tetiklediği gözlemlendi.

Üniversiteden Doçent Jessica Cottrell yaptığı açıklamada, "Bulgularımız, e-sigaralara aroma veren katkı maddelerinin hiç de zararsız olmadığını gösteriyor" diyor.

Nikotin içermese bile bu kimyasal maddelerin metabolizmayı, gen ifadesini ve iltihaplanma yolaklarını değiştirmesi, e-sigara kullanımının daha geniş anlamda kas-iskelet sistemi ve doku sağlığını nasıl etkilediğinin acilen incelenmesi gerektiğini vurguluyor.

Cottrell ve ortak yazarları, tarçın aromalarının ana bileşeni sinnamaldehitin akciğer ve solunum hücrelerinin ölümüne yol açtığının başka araştırmalarda gösterildiğini belirtiyor.

Rutgers Üniversitesi ve Hawai'i Üniversitesi araştırmacılarının yayımladığı diğer çalışmalar da e-sigaralardaki mentolün diğer olumsuz etkilerini ortaya koymuştu.

Araştırmacılar, ABD'deki popülaritesine göre tütün, çilek-kivi ve aromasız katkı maddeleri dahil 5 aroma seçmişti.

Martta yayımlanan son federal verilere göre 2024'te Amerikalı yetişkinlerin yaklaşık yüzde 7'si e-sigara kullandığını bildirmişti. Ayrıca 2025 tarihli Gallup anketinde katılımcıların yüzde 8'i, önceki hafta içinde elektronik sigara kullandığını söylemişti.

E-sigaralar güvenli kabul edilmese de genellikle uzmanlar, herhangi bir maddeyi yakmadığı için bunların tütün ürünlerine kıyasla daha az riskli olduğunu belirtiyor. Amerikan Kanser Derneği'ne göre tüm kanser vakalarının yaklaşık yüzde 20'si tütün içmekten kaynaklanıyor.

Yine de e-sigaralar, bağımlılık yaratan kimyasal bir uyarıcı olan nikotin içeriyor.

Amerikan Kalp Derneği, bataryayla çalışan bu cihazların ağır metaller, uçucu organik bileşikler ve kansere yol açan kimyasallar içerdiği uyarısında da bulunuyor.

Dernek, "E-sigaralarda kullanılan sıvı, kullanım amacından bağımsız şekilde bile tehlike yaratabilir. Çocuklar ve yetişkinler, bu sıvıyı yutarak, soluyarak ya da cilt veya göz yoluyla emerek zehirleniyor" diye yazıyor.

Independent Türkçe


Robert Pattinson, lüks arabasının başına nasıl bela olduğunu anlattı

Robert Pattinson, Alacakaranlık'ın çekimleri sırasında satın aldığı lüks araba yüzünden utandırıcı olaylar yaşadığını açıkladı (AP)
Robert Pattinson, Alacakaranlık'ın çekimleri sırasında satın aldığı lüks araba yüzünden utandırıcı olaylar yaşadığını açıkladı (AP)
TT

Robert Pattinson, lüks arabasının başına nasıl bela olduğunu anlattı

Robert Pattinson, Alacakaranlık'ın çekimleri sırasında satın aldığı lüks araba yüzünden utandırıcı olaylar yaşadığını açıkladı (AP)
Robert Pattinson, Alacakaranlık'ın çekimleri sırasında satın aldığı lüks araba yüzünden utandırıcı olaylar yaşadığını açıkladı (AP)

Robert Pattinson, şöhrete yükselişi sırasında ters tepen büyük bir alışverişi anlattı.

Britanyalı oyuncu, yakın zamanda GQ'ya verdiği röportajda saat ve purolar gibi lüks ürünlere düşkünlüğünden bahsetti ancak ikonik vampir serisi Alacakaranlık'ta (Twilight) çalıştığı dönemde arabalara yönelik tutkusunu abarttığını açıkladı.

Dergiye konuşan 40 yaşındaki Pattinson, "Alacakaranlık'ta oynarken bir Shelby Mustang aldım, çocukluğumdan beri hep bu arabadan istemiştim" ifadelerini kullandı. Aktör, "Sanırım bir GT350'ydi ya da belki de 60 Saniye'deki (Gone in 60 Seconds) gibi bir Fastback'ti" diyerek 2000 yapımı aksiyon filmine gönderme yaptı.

Arabayla kamusal alanda bazı utandırıcı anlar yaşadığını sözlerine ekleyen oyuncu, "her zaman devasa turist kafilelerinin önünde ya da benzer durumlarda bozulan aracı köşeyi dönene dek itmek zorunda kaldığını" anlattı. 

Pattinson, "Ben de 'Yeter artık. Bıktım bundan. Sadece düzgün çalışan bir şeye ihtiyacım var' dedim" diye konuştu.

Odyssey'nin (The Odyssey) kadrosundaki aktör, arabalar, viski ve puro zevki hakkında şunları söyledi: 

Düşüncesi hoşuma gidiyor ama her zaman ne yaptığımı tam olarak bilmediğimi hissediyorum.

Alacakaranlık'ın 5 filminde de vampir Edward Cullen'ı canlandıran Pattinson, serideki sevgilisi Bella Swan'a hayat veren Kristen Stewart'la başrolleri paylaşmıştı. Seri, 2012'de vizyona giren Şafak Vakti Bölüm 2'yle (Breaking Dawn: Part Two) sona ermişti.

2017 tarihli bir Barnett-Jackson çevrimiçi araba müzayedesi ilanı, Pattinson'ın 224 adet üretilen 1968 model Shelby GT350 Hertz modeline daha önce sahip olduğunu doğruluyor. İlana göre araba 2011'de tamamen restore edildikten sonra yaklaşık 645 km yol kat etmişti.

2012'de Jimmy Kimmel Live'a konuk olan Pattinson, eski arabalara duyduğu ilgiden bahsetmiş ve pazarlık yaparak 2 bin 500 dolara satın aldığı 2001 model Chevrolet Silverado da dahil internetten "birkaç" adet ikinci el araç aldığını itiraf etmişti.

Önceki haftalarda yayımlanan GQ yazısının başka bir bölümünde Pattinson, The Batman'in uzun süredir beklenen (halihazırda Birleşik Krallık'ta çekimleri süren) devam filminin yanı sıra To Catch a Predator'ın sunucusu Chris Hansen'ı canlandırdığı, A24'ün merak uyandıran dram filmi Primetime gibi yaklaşan projelerinden bahsetti.

25 Eylül'de vizyona giren (Türkiye'de 23 Ekim) Primetime'da Pattinson, uzun süredir ekranlarda olan televizyon kişiliğini canlandırıyor. Film, cinsel tacizcileri suçüstü yakalamaya odaklanan NBC Dateline programının kökenini karanlık bir bakış açısıyla ele alıyor. Lance Oppenheim'ın yönettiği filmin kadrosunda Unbelievable'dan Merritt Wever, Skyler Gisondo ve ilk kez oyunculuk yapan şarkıcı Phoebe Bridgers da yer alıyor.

Independent Türkçe