Koronavirüs aşıları, ihtiyatla karşılanıyor

Oxford Üniversitesi’nin aşı programı kapsamında Sao Paulo’da bir gönüllüyü kontrol eden bir doktor (Reuters)
Oxford Üniversitesi’nin aşı programı kapsamında Sao Paulo’da bir gönüllüyü kontrol eden bir doktor (Reuters)
TT

Koronavirüs aşıları, ihtiyatla karşılanıyor

Oxford Üniversitesi’nin aşı programı kapsamında Sao Paulo’da bir gönüllüyü kontrol eden bir doktor (Reuters)
Oxford Üniversitesi’nin aşı programı kapsamında Sao Paulo’da bir gönüllüyü kontrol eden bir doktor (Reuters)

Dünya ülkelerinin Kovid-19 salgınının yeniden görülmesi dolayısıyla izolasyon önlemlerini tekrar uygulamaya başladığı bir dönemde, virüse karşı aşı çalışmalarında ilerleme kaydedildi. ABD merkezli Moderna ilaç şirketi, klinik araştırmalarda somut bir ilerleme kaydettiğini açıklarken, bilim adamları ise gereğinden fazla umuda kapılmama, tüm deneylerin sonuçları bekleme uyarısında bulundu. Uzmanlar, Kovid-19 virüsünün doğası ve bağışıklığın verdiği tepkiye etkisi üzerine yapılan çalışılmalar ile birlikte yeni zorlukların ortaya çıktığına değiniyor.

Cesaret verici sonuçlar
Moderna ilaç şirketi, Salı akşamı yaptığı açıklamada, koronavirüse karşı geliştirdikleri aşının klinik çalışmalarının 27 Temmuz’da nihai aşamaya gireceğini duyurdu. AFP’nin haberine göre, bu açıklama aşının güvenli olup olmadığı ya da antikor üretimini uyarıp uyarmadığını doğrulamak üzere yapılan önceki deneylerin sonuçları yayınlandığı sırada geldi. Nitekim aşı çalışmalarının üçüncü ve son aşamasında, ABD’de 30 bin kişi üzerinde klinik deneyler gerçekleştirilecek. Bu kişilerden yarısına aşıdan 100 mikrogramlık bir doz enjekte edilirken diğer yarısına plasebo verilecek.
Araştırmacılar, aşının Kovid-19’a neden olan SARS-CoV-2 enfeksiyonunu önlemede güvenli ve etkili olup olmadığını görmek için, deneye katılanları iki yıl boyunca takip edecek.
Çalışma, aşıya rağmen hastalığa yakalanılması durumda, aşının bu kişilerde hastalığın semptomlarını önleyip önleyemeyeceğini görmeyi amaçlayacak. Bu aşı, aşılanan kişide semptomlar görülse dahi ciddi enfeksiyonların ortaya çıkmasını önlediği taktirde başarılı sınıfına girecek. Söz konusu çalışmanın 27 Ekim 2020’ye kadar devam etmesi, ilk sonuçların bu tarih öncesinde yayınlanması bekleniyor.
Bu açıklama, New England Journal of Medicine dergisinin Moderna aşısı klinik çalışmalarının ilk aşamasında varılan sonuçları yayınlamasından kısa bir süre sonra geldi. Sonuçlar, çalışmalara katılan ilk 45 kişide antikora rastlandığını gösterdi. Moderna şirketi, bugüne kadar 13 milyon 692 bin 606 kişiyi etkisi altına alan, 586 bin 839 kişinin ölümüne yol açan salgına karşı bir aşı geliştirmede dünya çapında yürütülen yarışta ön sıralarda yer alıyor.
Moderna, Mayıs ayında klinik çalışmaların ilk aşamasındaki ‘geçici verileri’ yayınlamış, aşı geliştirmeye katkıda bulunan ABD Ulusal Alerji ve Bulaşıcı Hastalıklar Enstitüsü Direktörü bulaşıcı hastalıklar uzmanı Dr. Anthony Fauci ise bu ön sonuçları ‘cesaret verici’ olarak nitelemişti. Ancak bilim adamları, piyasaya sürülen ilk aşıların en etkili aşılar olmayabileceği konusunda uyarıda bulunuyor. AFP’nin haberine göre, bilim topluluğundaki bazı uzmanlar, tüm sonuçlar ortaya çıkana ve incelenene kadar nihai karar almayacaklarını bildirdi.
RNA’yı temel alan Moderna şirketinin dayandığı teknoloji, laboratuvarda viral proteinlerin üretilmesine ihtiyaç duymadan, Kovid-19’a karşı proaktif bir koruma başlatmak için vücuda genetik bilgiler yüklüyor. Çalışmaları bu teknolojiye dayanan hiçbir aşının düzenleyici kurumlardan onay almadığı biliniyor. Kaliforniya Üniversitesi (Riverside) biyomedikal bilim profesörü, AFP’ye verdiği demeçte, bu teknolojiyi benimseyen önceki araştırmaların ters tepki verdiğini, aşının denendiği kişilerin enfeksiyona karşı daha savunmasız hale geldiklerini bildirdi. Profesör, “Kesin bir şekilde anlamamız gereken şeylerden biri, bağışıklık tepkisini sağlayabilecek uzun vadeli bir etki olup olmadığını bilmek” ifadelerini kullandı.

Rusya’da yürütülen aşının ilk denemeleri
Rusya, dün, Kovid-19 karşı Temmuz ayı sonuna kadar insanlarda uygulanmak üzere test edilen deneysel bir aşının ilk klinik çalışmalarının tamamlandığını duyurdu. Rusya Savunma Bakanlığı ve N.F. Gamaley Ulusal Epidemiyoloji ve Mikrobiyoloji Araştırma Merkezi tarafından gerçekleştirilen aşının klinik testleri, Haziran ayı ortalarında, Moskova'daki prestijli bir askeri hastanede çoğunluğu Rus askerler ve sivillerden oluşan bir grup gönüllü üzerinde yapıldı. Rusya Savunma Bakanlığı tarafından dün yapılan açıklamada, 18 gönüllüden oluşan ilk grubun ‘test çalışmalarındaki katılımlarının sona erdiği ve hastaneden ayrıldıkları’ belirtildi. Bakanlığın açıklamasına göre, bu ilk grupla yapılan deneyin ana amacı, aşının güvenliğini ve insan vücudunun aşının içeriğine vereceği tepkiyi ölçmekti. İlk olarak 18 Haziran'da aşı yapılan gönüllüler, hastanede kaldıkları 4 haftalık süre içerisinde günlük kontrolden geçirildi.
Açıklamada, bu süreçte aşının yapıldığı gönüllülerin hayati fonksiyonlarının ‘istenmeyen yan etkiler veya komplikasyonlar’ kaydetmeden ‘normal aralıkta’ seyrettiği belirtildi. Test Yönetimi Eş Direktörü Svetlana Volchichina, Savunma Bakanlığı tarafından yayınlanan görüntülerde, “Bağışıklıkları iyi durumda. Vücutları antikorlar üreterek virüse karşı kendisini korumaya aldı” ifadelerini kullandı.
Testlerde gönüllü olan askerlerden Yuri, “Artık (virüsten) yüzde 100 korunacağımızı biliyoruz. Bu yüzden buradan ayrılmaktan korkmuyoruz” şeklinde konuştu. Öte yandan Bakanlık açıklamasında, 23 Haziran'da deneysel aşının yapıldığı 20 kişiden oluşan ikinci bir gönüllü grubunun şu anda tıbbi gözetim altında hastane kontrol altında olduğu belirtildi.  Aşı ile ilgili bu klinik çalışmanın da Temmuz ayı sonuna kadar tamamlanması bekleniyor.

İhtiyatlı karşılama
Harvard Business Review dergisine göre, Merck & Co. ilaç şirketi Yönetim Kurulu Başkanı Kenneth C. Frazier, geliştirilmekte olan aşılarının etkili olacağına dair herhangi bir garantinin bulunmadığını, aşının yıl sonu öncesinde hazır olacağını düşünenlerin ‘kamuoyuna ciddi zararlar’ vermiş olacağını ifade etti. Reuters’ın haberine göre, Pazartesi günü yayınlanan röportajında, olası aşıların çok sayıda insana hızlıca dağıtılması yönünde gerekli özellikleri içermeyebileceğini söyleyen Frazier, “Milyarlarca insan için aşı geliştiriyorsanız, bu aşının neler gerçekleştireceğini bilmek gerekiyor” ifadelerini kullandı.

Reuters’ın haberine göre, ABD’li bir yetkili Pazartesi günü yaptığı açıklamada, ABD hükümeti ile ortaklaşa hareket eden ilaç firmalarının Kovid-19 aşısını yaz sonuna kadar aktif olarak üretmeye başlamak yönünde doğru yolda olduğunu ifade etti. Trump yönetimi, Warp Speed Operasyonu ile 2021 yılı sonuna kadar 300 milyon doz aşı üretmeyi hedefliyor.

Yeni zorluklar
Öte yandan, bilim adamları ise Salı günü yaptıkları açıklamada, Kovid-19 ile savaşacak bağışıklık tepkisini gösteren son kanıtların kısa ömürlü olabileceğini, aşı geliştiricilerine insanları tamamen koruyabilecek önleyici dozlara ulaşmada yeni zorluklar çıkaracağını söyledi. Çin, Almanya ve İngiltere'de yapılan ön çalışmalar, koronavirüs hastaları vücudunun bağışıklık sisteminin bir parçası olarak antiviral koruyucu antikorlar geliştirdiği sonucuna varmıştı; ancak bunların yalnızca birkaç ay aktif kaldığı görülüyor.
Reuters’ın haberine göre, Londra Kraliyet Koleji immünoloji profesörü Daniel Altmann, “Çoğu insan antikor geliştirir, ancak etkileri genellikle hızla kaybolur. Bu da sağlam bir bağışıklığın elde edilemeyebileceğini gösterir” ifadelerini kullandı.
Uzmanlar, Kovid-19 için geliştirilecek olası aşıların bu durum nedeniyle ciddi zorluklar ile karşı karşıya kaldığını söylüyor. Leeds Üniversitesi tıp profesörü Dr. Stephen Griffin, “Ancak bu, salgını kontrol almak için bir aşıya fazla güvenmenin yanlış olduğu anlamına gelmez” ifadelerini kullandı. Aşıların gerçekten etkili olması için iki seçeneğin varlığına değinen Griffin, bunların “Daha sağlam ve daha uzun süreli koruma geliştirme ihtiyacı veya aşının düzenli olarak elde edilmesi” olduğuna değindi.
Dünya çapındaki en az 100 farklı şirket ve araştırma ekibi, Kovid-19 ile mücadele etme yolunda aşı geliştirmeye çalışıyor. Şuanda bunlardan en az 17’si, aşı etkinliğini insanlar üzerinde test ediyor.
İlaç şirketi AstraZeneca’nın Oxford Üniversitesi ile işbirliği içinde domuzlar üzerinde yürüttüğü Kovid-19 aşısı çalışmaları, iki doz aşının tek bir dozdan daha iyi bir antikor tepkisine katkıda bulunduğunu ortaya çıkardı. Ancak şimdiye kadar insanlar üzerinde gerçekleştirilen hiçbir çalışma, antikorların sağladığı herhangi bir bağışıklık tepkisinin yeteri kadar güçlü veya uzun vadeli olup olmadığını gösteren veriler kaydetmedi.



Bilim insanları uzaylı arayışında çığır açan yeni bir yöntem keşfetti

Fotoğraf: AFP
Fotoğraf: AFP
TT

Bilim insanları uzaylı arayışında çığır açan yeni bir yöntem keşfetti

Fotoğraf: AFP
Fotoğraf: AFP

Bilim insanları, başka dünyalarda yaşam bulmalarını sağlayacağını umdukları çığır açıcı yeni bir yöntem keşfetti.

Uzayda yaşam belirtileri bulmak için canlıların geride bıraktığı, "biyoimza" denen izleri aramak gerekiyor. Ancak bunları saptamak zor olabiliyor: Kullanılacak ekipmanın hem sinyalleri algılayacak kadar hassas hem de başka bir gezegene gönderilebilecek kadar küçük olması gerekiyor.

Yapay zekayla elektrik sinyallerini birleştiren Osaka Üniversitesi araştırmacıları, artık dünya dışı yaşamı bulmayı sağlayacak yeni bir yöntem keşfettiklerini düşünüyor. Ayrıca bu yöntemin, evrende yalnız olup olmadığımızı öğrenmek amacıyla başka gezegenlere gönderilebilecek kadar güçlü ve küçük olmasını umuyorlar.

Canlıları keşfedip onları cansız kimyasallar ve süreçlerden ayırmak için genellikle proteinlerin yapıtaşları amino asitler inceleniyor. Amino asitler aynı kimyasal formülü içerse de birbirlerinin aynadaki yansıması olan iki biçimde ortaya çıkıyor; canlılarda neredeyse hepsi L-form, şekerlerde ise D-formken, cansız süreçlerde her iki form da yakın miktarlarda üretiliyor.

Bilim insanları, bu farklı biçimleri ve birbirlerine oranlarını yaşamın varlığına işaret edebilecek bir biyoimza olarak kullanabileceklerine inanıyor. Ancak bunu fiilen gerçekleştirmek pek mümkün değil: Araştırmacıların, büyük molekül gruplarını elde etmesi gerekiyor ki bu, gezegenlerin çok uzak olması nedeniyle zor bir iş.

Araştırmacılar bu sorunun üstesinde gelmek için sinyalleri elektrik kullanarak saptamanın yollarını arıyor. Bu yöntemin daha basit olması, ölçüm sırasında titreşimlerden daha az etkilenmesi ve kimyasal reaktif kullanma ihtiyacını ortadan kaldırması bekleniyor.

Araştırmacılar artık bu çalışmalarda bir atılım yaptıklarını söylüyor.

Yeni çalışmada bilim insanları, son derece ince iki altın tel arasındaki boşluktan geçen moleküllerin ölçümünü yapmayı başardı. Bu teller arasından geçen akımın dalga formları, orada bulunan amino asit türüne göre farklılık gösteriyor ve böylece ekipman, geçen molekülleri sayarak bunları birbirinden ayırt etmeyi mümkün kılıyor.

Makalenin başyazarı Takahito Oshiro, "Nano-boşluk geçiş tekniğimizi yapay zekayla birleştirerek amino asitlerin L ve D formlarını yüzde 80'in üzerinde doğrulukla ayırt etmeyi başardık" diyor. 

Tek molekül düzeyinde amino asit kiralitesinin ilk kez ayırt edildiği bu çalışma, kimyasal algılama alanında temel bir ilerlemeyi temsil ediyor.

Araştırmacılar yöntemi Dünya'da elde edilen örneklerle test etti: Avustralya'daki Murchison meteoritinden alınan bir örnek ve Şili'deki Atacama Çölü'nden alınan toprak. Yöntem, geleneksel tekniklerle benzer şekilde işleyerek araştırmacıların örneklerdeki amino asitlerin bileşimini anlamasını sağladı.

Araştırmacılar, bu teknolojiyi kullanarak elektrikle çalışan ve uzaylı yaşamın izlerini tespit edebilen küçük cihazlar üretebilmeyi umuyor.

Çalışma, hakemli dergi Nature Communications'ta yayımlanan "Chiral discrimination of amino acids in meteorite and desert soil extracts via single-molecule nanogap conductance" (Tek molekül nano-boşluk iletkenliği yoluyla meteorit ve çöl toprağı örneklerinde amino asitlerin kiral ayrımı) başlıklı yeni makalede aktarılıyor.

Independent Türkçe


Ünlü oyuncudan gişede batan filmiyle ilgili itiraf

Avcı Kraven'ın başrolünde yer alan 36 yaşındaki Aaron Taylor-Johnson, karakterin çizgi romanlardaki görünümüne sadık kalabilmek için yaklaşık 18 kilo kas kütlesi kazanarak 90 kiloya çıkmıştı (Sony Pictures Releasing)
Avcı Kraven'ın başrolünde yer alan 36 yaşındaki Aaron Taylor-Johnson, karakterin çizgi romanlardaki görünümüne sadık kalabilmek için yaklaşık 18 kilo kas kütlesi kazanarak 90 kiloya çıkmıştı (Sony Pictures Releasing)
TT

Ünlü oyuncudan gişede batan filmiyle ilgili itiraf

Avcı Kraven'ın başrolünde yer alan 36 yaşındaki Aaron Taylor-Johnson, karakterin çizgi romanlardaki görünümüne sadık kalabilmek için yaklaşık 18 kilo kas kütlesi kazanarak 90 kiloya çıkmıştı (Sony Pictures Releasing)
Avcı Kraven'ın başrolünde yer alan 36 yaşındaki Aaron Taylor-Johnson, karakterin çizgi romanlardaki görünümüne sadık kalabilmek için yaklaşık 18 kilo kas kütlesi kazanarak 90 kiloya çıkmıştı (Sony Pictures Releasing)

Yeni X-Men filminde Profesör Xavier'ı canlandıracak Christopher Abbott, Avcı Kraven'da (Kraven the Hunter) yaşadığı zorlu deneyimi anlattı.

Happy Sad Confused adlı podcast programına katılan oyuncu, Örümcek-Adam evreninden doğan 2024 yapımı filmde canlandırdığı Yabancı (The Foreigner) hakkında, "O filmde ne yaptığımı bilmiyorum" dedi.

Abbott, karakterinin hipnozla bağlantılı güçlerinin nasıl işlediğini bile anlamadığını itiraf etti:

Süper gücünün ne olduğunu anlamıyordum; neler olup bittiğini bilmiyordum. Gözlüklerimi çıkarıyorum, peki sonra ne oluyor? Bana kalırsa kimsenin buna doğru düzgün bir cevabı yoktu.

Oyuncu, çekimler sırasında da işlerin "iyi gitmediğini" düşündüğünü belirtti ve ekledi:

O filmde ne giydiğimi de bilmiyorum. Bunları zihnimin derinliklerine gömdüm sayılır... İnsan böyle böyle öğreniyor.

Avcı Kraven'da başrolü Aaron Taylor-Johnson üstlenmişti. Oyuncu, Marvel çizgi romanlarında uzun süredir Örümcek-Adam'ın başına bela olan ve filme adını veren avcıyı canlandırıyordu. 

Film, bir aslan saldırısının ardından babası tarafından ölüme terk edilen Sergei Kravinoff'un özel güçler kazanarak Avcı Kraven'a dönüşmesini anlatıyordu.

J. C. Chandor imzalı yapım, dünya genelinde yalnızca 60 milyon dolar hasılatla gişede başarısız oldu. Abbott ise şimdi başka bir süper kahraman projesinin kadrosunda: X-Men.

Ancak 40 yaşındaki Abbott, X-Men kadrosuyla birlikte D23 etkinliğinde sahneye çıktığında beklediği karşılığı bulamadığını söylüyor.

Geçen hafta The Cut'a konuşan Abbott, o anı şöyle anlatmıştı:

Sanırım sahneye oldukça hevesli bir şekilde çıkmaya başladım. Sonra oradaki pek çok kişinin kim olduğumu bilmediğini hissettim ve bir anda enerjim değişti.

X-Men, 5 Mayıs 2028'de vizyona girecek.

Independent Türkçe, Happy Sad Confused, GamesRadar, The Cut


Shyamalan'dan sürpriz prömiyer: Yeni filmine övgü bombardımanı

Benimle Kal'da Oscar adayı Jake Gyllenhaal'a Bridgerton'la yıldızı parlayan 31 yaşındaki Phoebe Dynevor eşlik ediyor (Warner Bros. Pictures)
Benimle Kal'da Oscar adayı Jake Gyllenhaal'a Bridgerton'la yıldızı parlayan 31 yaşındaki Phoebe Dynevor eşlik ediyor (Warner Bros. Pictures)
TT

Shyamalan'dan sürpriz prömiyer: Yeni filmine övgü bombardımanı

Benimle Kal'da Oscar adayı Jake Gyllenhaal'a Bridgerton'la yıldızı parlayan 31 yaşındaki Phoebe Dynevor eşlik ediyor (Warner Bros. Pictures)
Benimle Kal'da Oscar adayı Jake Gyllenhaal'a Bridgerton'la yıldızı parlayan 31 yaşındaki Phoebe Dynevor eşlik ediyor (Warner Bros. Pictures)

M. Night Shyamalan, yeni gerilim filmi Benimle Kal'ın (Remain) dünya prömiyerini geçen hafta Los Angeles'taki Beyond Fest'te sürpriz bir gösterimle yaptı.

Sosyal medyadaki ilk yorumlarda başrol oyuncusu Jake Gyllenhaal'un performansı "inanılmaz" diye övülürken, filmin yönetmenin daha önce çektiği hiçbir yapıma benzemediği belirtiliyor.

Shyamalan'ın senaryosunu Nicholas Sparks'la birlikte yazdığı, doğaüstü unsurlar içeren romantik filmin şubatta vizyona girmesi planlanıyor. Altıncı His'in (The Sixth Sense) özel gösterimi için festivale gelen izleyiciler ise Benimle Kal'ı vizyona girmesinden aylar önce izleme fırsatı buldu.

Filmin resmi özetine göre Gyllenhaal, akut depresyon tedavisinin ardından yeni bir başlangıç yapmak isteyen New Yorklu mimar Tate Gordon'ı canlandırıyor. 

En yakın arkadaşına bir yazlık tasarlamak için Cape Cod'a giden Tate, kız kardeşinin yasını hâlâ tutarken özenle kurduğu düzeni altüst eden genç Wren'le (Phoebe Dynevor) tanışıyor.

İlk yorumlara bakılırsa Benimle Kal, Beyond Fest izleyicilerini etkilemiş.

FilmSpeak sunucusu ve eleştirmen Griffin Schiller'e göre filmde Shyamalan'ın "en içten ve samimi hali" görülüyor. Schiller, yapımı yönetmenin ilk dönem çalışmalarını hatırlatan "duygu dolu ve romantik" bir film diye niteledi.

Schiller'e göre Gyllenhaal, "Shyamalan için kusursuz bir başrol oyuncusu" ve "ölçülü ama duygu dolu" bir performans sergiliyor. Dynevor ise "büyüleyici".

Oyuncu ve sinemacı Luke Barnett da filmin gişede büyük başarı kazanacağını öngörerek şu değerlendirmeyi yaptı:

Benimle Kal ortalığı kasıp kavuracak. Sinemada izlerken hem korkutup hem eğlendiren filmleri kimsenin M. Night kadar iyi yapamadığını bir kez daha hatırlatıyor. İşaretler'in (Signs) mizahıyla Altıncı His'in sağlam kurulmuş, duygusal hayalet hikayesini birleştiriyor. İnsanı yerinden sıçratan pek çok an var. Vizyona girdiğinde büyük perdede, sesi sonuna kadar açılmış bir salonda izleyin.

Yazar ve komedyen Josh Levesque, filmi "hem ödünüzü koparan hem de yürek burkan" bir yapım diye tanımladı. AccordingToSeth adıyla paylaşım yapan eleştirmen ise Benimle Kal'ın, Shyamalan'ın bugüne kadar yaptığı hiçbir şeye benzemediğini söyledi:

Şimdiye kadarki en komik filmi ama aynı zamanda yürek burkan, iç ısıtan, korkutucu, romantik ve tek kelimeyle güzel.

Avengers serisinin yönetmeniyle aynı adı taşıyan yazar Joe Russo da övgüsünü şu sözlerle dile getirdi:

M. Night Shyamalan'ın Benimle Kal'ı, son 10 yıldaki çalışmalarının doruk noktası; üstelik bunları kendi parasıyla finanse ettiğini de unutmayın. Kendini 'ilginç bir şef' diye tanımlayan yönetmen, doğru malzemeleri arıyordu. Onları burada bulmuş. İşaretler ve Köy'den (The Village) bu yana yaptığı en iyi iş.

Yazar Will Landman, filmin festivalde yarattığı etkiyi anlattığı paylaşımında şöyle yazdı:

Beyond Fest'te izleyicileri coşturan Benimle Kal'ı o zamandan beri aklımdan çıkaramıyorum. Shyamalan bu filmde başka deneysel yönetmenleri hatırlatan tercihler yapıyor; insanların filmi görecek olması beni çok heyecanlandırıyor. Planların kompozisyonu, kariyerindeki en iyi örnekler arasında ve her tercih son derece bilinçli görünüyor.

Filmi ilk izleyenlerden bir başkası, Alfred Hitchcock klasiği Ölüm Korkusu'yla (Vertigo) karşılaştırma yaptı:

Benimle Kal, M. Night Shyamalan'ın kendi Ölüm Korkusu'su. Eski formuna tam anlamıyla dönmüş. Shyamalan'dan bildiğimiz ve beklediğimiz kitsch unsurları korurken Hitchcock'a hiç olmadığı kadar yaklaşıyor.

Sosyal medyada paylaşılan bir diğer yorumda ise şu ifadeler yer aldı:

Bunu öylesine söylemiyorum: M. Night Shyamalan'ın yeni filmi Benimle Kal bir başyapıt. Altıncı His'le birlikte iki filmlik bir gösterim için kusursuz bir seçim. Tek başına da dokunaklı, korkutucu ve güzel bir film.

İzleyiciyi hazırlıksız yakalayan bu sürpriz, Shyamalan'ın tarzına uygun bir hamleydi. İlk yorumlar da şubattaki vizyon tarihine kadar sürecek bekleyişi hayranları için biraz daha zorlaştıracak gibi görünüyor.

Benimle Kal, Türkiye'de 5 Şubat 2027'de vizyona girecek. 

Independent Türkçe, Variety, Hollywood Reporter, GamesRadar