Koronavirüs aşıları, ihtiyatla karşılanıyor

Oxford Üniversitesi’nin aşı programı kapsamında Sao Paulo’da bir gönüllüyü kontrol eden bir doktor (Reuters)
Oxford Üniversitesi’nin aşı programı kapsamında Sao Paulo’da bir gönüllüyü kontrol eden bir doktor (Reuters)
TT

Koronavirüs aşıları, ihtiyatla karşılanıyor

Oxford Üniversitesi’nin aşı programı kapsamında Sao Paulo’da bir gönüllüyü kontrol eden bir doktor (Reuters)
Oxford Üniversitesi’nin aşı programı kapsamında Sao Paulo’da bir gönüllüyü kontrol eden bir doktor (Reuters)

Dünya ülkelerinin Kovid-19 salgınının yeniden görülmesi dolayısıyla izolasyon önlemlerini tekrar uygulamaya başladığı bir dönemde, virüse karşı aşı çalışmalarında ilerleme kaydedildi. ABD merkezli Moderna ilaç şirketi, klinik araştırmalarda somut bir ilerleme kaydettiğini açıklarken, bilim adamları ise gereğinden fazla umuda kapılmama, tüm deneylerin sonuçları bekleme uyarısında bulundu. Uzmanlar, Kovid-19 virüsünün doğası ve bağışıklığın verdiği tepkiye etkisi üzerine yapılan çalışılmalar ile birlikte yeni zorlukların ortaya çıktığına değiniyor.

Cesaret verici sonuçlar
Moderna ilaç şirketi, Salı akşamı yaptığı açıklamada, koronavirüse karşı geliştirdikleri aşının klinik çalışmalarının 27 Temmuz’da nihai aşamaya gireceğini duyurdu. AFP’nin haberine göre, bu açıklama aşının güvenli olup olmadığı ya da antikor üretimini uyarıp uyarmadığını doğrulamak üzere yapılan önceki deneylerin sonuçları yayınlandığı sırada geldi. Nitekim aşı çalışmalarının üçüncü ve son aşamasında, ABD’de 30 bin kişi üzerinde klinik deneyler gerçekleştirilecek. Bu kişilerden yarısına aşıdan 100 mikrogramlık bir doz enjekte edilirken diğer yarısına plasebo verilecek.
Araştırmacılar, aşının Kovid-19’a neden olan SARS-CoV-2 enfeksiyonunu önlemede güvenli ve etkili olup olmadığını görmek için, deneye katılanları iki yıl boyunca takip edecek.
Çalışma, aşıya rağmen hastalığa yakalanılması durumda, aşının bu kişilerde hastalığın semptomlarını önleyip önleyemeyeceğini görmeyi amaçlayacak. Bu aşı, aşılanan kişide semptomlar görülse dahi ciddi enfeksiyonların ortaya çıkmasını önlediği taktirde başarılı sınıfına girecek. Söz konusu çalışmanın 27 Ekim 2020’ye kadar devam etmesi, ilk sonuçların bu tarih öncesinde yayınlanması bekleniyor.
Bu açıklama, New England Journal of Medicine dergisinin Moderna aşısı klinik çalışmalarının ilk aşamasında varılan sonuçları yayınlamasından kısa bir süre sonra geldi. Sonuçlar, çalışmalara katılan ilk 45 kişide antikora rastlandığını gösterdi. Moderna şirketi, bugüne kadar 13 milyon 692 bin 606 kişiyi etkisi altına alan, 586 bin 839 kişinin ölümüne yol açan salgına karşı bir aşı geliştirmede dünya çapında yürütülen yarışta ön sıralarda yer alıyor.
Moderna, Mayıs ayında klinik çalışmaların ilk aşamasındaki ‘geçici verileri’ yayınlamış, aşı geliştirmeye katkıda bulunan ABD Ulusal Alerji ve Bulaşıcı Hastalıklar Enstitüsü Direktörü bulaşıcı hastalıklar uzmanı Dr. Anthony Fauci ise bu ön sonuçları ‘cesaret verici’ olarak nitelemişti. Ancak bilim adamları, piyasaya sürülen ilk aşıların en etkili aşılar olmayabileceği konusunda uyarıda bulunuyor. AFP’nin haberine göre, bilim topluluğundaki bazı uzmanlar, tüm sonuçlar ortaya çıkana ve incelenene kadar nihai karar almayacaklarını bildirdi.
RNA’yı temel alan Moderna şirketinin dayandığı teknoloji, laboratuvarda viral proteinlerin üretilmesine ihtiyaç duymadan, Kovid-19’a karşı proaktif bir koruma başlatmak için vücuda genetik bilgiler yüklüyor. Çalışmaları bu teknolojiye dayanan hiçbir aşının düzenleyici kurumlardan onay almadığı biliniyor. Kaliforniya Üniversitesi (Riverside) biyomedikal bilim profesörü, AFP’ye verdiği demeçte, bu teknolojiyi benimseyen önceki araştırmaların ters tepki verdiğini, aşının denendiği kişilerin enfeksiyona karşı daha savunmasız hale geldiklerini bildirdi. Profesör, “Kesin bir şekilde anlamamız gereken şeylerden biri, bağışıklık tepkisini sağlayabilecek uzun vadeli bir etki olup olmadığını bilmek” ifadelerini kullandı.

Rusya’da yürütülen aşının ilk denemeleri
Rusya, dün, Kovid-19 karşı Temmuz ayı sonuna kadar insanlarda uygulanmak üzere test edilen deneysel bir aşının ilk klinik çalışmalarının tamamlandığını duyurdu. Rusya Savunma Bakanlığı ve N.F. Gamaley Ulusal Epidemiyoloji ve Mikrobiyoloji Araştırma Merkezi tarafından gerçekleştirilen aşının klinik testleri, Haziran ayı ortalarında, Moskova'daki prestijli bir askeri hastanede çoğunluğu Rus askerler ve sivillerden oluşan bir grup gönüllü üzerinde yapıldı. Rusya Savunma Bakanlığı tarafından dün yapılan açıklamada, 18 gönüllüden oluşan ilk grubun ‘test çalışmalarındaki katılımlarının sona erdiği ve hastaneden ayrıldıkları’ belirtildi. Bakanlığın açıklamasına göre, bu ilk grupla yapılan deneyin ana amacı, aşının güvenliğini ve insan vücudunun aşının içeriğine vereceği tepkiyi ölçmekti. İlk olarak 18 Haziran'da aşı yapılan gönüllüler, hastanede kaldıkları 4 haftalık süre içerisinde günlük kontrolden geçirildi.
Açıklamada, bu süreçte aşının yapıldığı gönüllülerin hayati fonksiyonlarının ‘istenmeyen yan etkiler veya komplikasyonlar’ kaydetmeden ‘normal aralıkta’ seyrettiği belirtildi. Test Yönetimi Eş Direktörü Svetlana Volchichina, Savunma Bakanlığı tarafından yayınlanan görüntülerde, “Bağışıklıkları iyi durumda. Vücutları antikorlar üreterek virüse karşı kendisini korumaya aldı” ifadelerini kullandı.
Testlerde gönüllü olan askerlerden Yuri, “Artık (virüsten) yüzde 100 korunacağımızı biliyoruz. Bu yüzden buradan ayrılmaktan korkmuyoruz” şeklinde konuştu. Öte yandan Bakanlık açıklamasında, 23 Haziran'da deneysel aşının yapıldığı 20 kişiden oluşan ikinci bir gönüllü grubunun şu anda tıbbi gözetim altında hastane kontrol altında olduğu belirtildi.  Aşı ile ilgili bu klinik çalışmanın da Temmuz ayı sonuna kadar tamamlanması bekleniyor.

İhtiyatlı karşılama
Harvard Business Review dergisine göre, Merck & Co. ilaç şirketi Yönetim Kurulu Başkanı Kenneth C. Frazier, geliştirilmekte olan aşılarının etkili olacağına dair herhangi bir garantinin bulunmadığını, aşının yıl sonu öncesinde hazır olacağını düşünenlerin ‘kamuoyuna ciddi zararlar’ vermiş olacağını ifade etti. Reuters’ın haberine göre, Pazartesi günü yayınlanan röportajında, olası aşıların çok sayıda insana hızlıca dağıtılması yönünde gerekli özellikleri içermeyebileceğini söyleyen Frazier, “Milyarlarca insan için aşı geliştiriyorsanız, bu aşının neler gerçekleştireceğini bilmek gerekiyor” ifadelerini kullandı.

Reuters’ın haberine göre, ABD’li bir yetkili Pazartesi günü yaptığı açıklamada, ABD hükümeti ile ortaklaşa hareket eden ilaç firmalarının Kovid-19 aşısını yaz sonuna kadar aktif olarak üretmeye başlamak yönünde doğru yolda olduğunu ifade etti. Trump yönetimi, Warp Speed Operasyonu ile 2021 yılı sonuna kadar 300 milyon doz aşı üretmeyi hedefliyor.

Yeni zorluklar
Öte yandan, bilim adamları ise Salı günü yaptıkları açıklamada, Kovid-19 ile savaşacak bağışıklık tepkisini gösteren son kanıtların kısa ömürlü olabileceğini, aşı geliştiricilerine insanları tamamen koruyabilecek önleyici dozlara ulaşmada yeni zorluklar çıkaracağını söyledi. Çin, Almanya ve İngiltere'de yapılan ön çalışmalar, koronavirüs hastaları vücudunun bağışıklık sisteminin bir parçası olarak antiviral koruyucu antikorlar geliştirdiği sonucuna varmıştı; ancak bunların yalnızca birkaç ay aktif kaldığı görülüyor.
Reuters’ın haberine göre, Londra Kraliyet Koleji immünoloji profesörü Daniel Altmann, “Çoğu insan antikor geliştirir, ancak etkileri genellikle hızla kaybolur. Bu da sağlam bir bağışıklığın elde edilemeyebileceğini gösterir” ifadelerini kullandı.
Uzmanlar, Kovid-19 için geliştirilecek olası aşıların bu durum nedeniyle ciddi zorluklar ile karşı karşıya kaldığını söylüyor. Leeds Üniversitesi tıp profesörü Dr. Stephen Griffin, “Ancak bu, salgını kontrol almak için bir aşıya fazla güvenmenin yanlış olduğu anlamına gelmez” ifadelerini kullandı. Aşıların gerçekten etkili olması için iki seçeneğin varlığına değinen Griffin, bunların “Daha sağlam ve daha uzun süreli koruma geliştirme ihtiyacı veya aşının düzenli olarak elde edilmesi” olduğuna değindi.
Dünya çapındaki en az 100 farklı şirket ve araştırma ekibi, Kovid-19 ile mücadele etme yolunda aşı geliştirmeye çalışıyor. Şuanda bunlardan en az 17’si, aşı etkinliğini insanlar üzerinde test ediyor.
İlaç şirketi AstraZeneca’nın Oxford Üniversitesi ile işbirliği içinde domuzlar üzerinde yürüttüğü Kovid-19 aşısı çalışmaları, iki doz aşının tek bir dozdan daha iyi bir antikor tepkisine katkıda bulunduğunu ortaya çıkardı. Ancak şimdiye kadar insanlar üzerinde gerçekleştirilen hiçbir çalışma, antikorların sağladığı herhangi bir bağışıklık tepkisinin yeteri kadar güçlü veya uzun vadeli olup olmadığını gösteren veriler kaydetmedi.



Sadece eğlenmek için izlenecek en iyi 5 kaçış dizisi

Sex and the City'de Carrie ve Mr. Big'in bir dargın bir barışık ilişkisi yoğun, çoğu zaman toksik ama kopması imkansız bir "ruh eşi" hikayesi (HBO)
Sex and the City'de Carrie ve Mr. Big'in bir dargın bir barışık ilişkisi yoğun, çoğu zaman toksik ama kopması imkansız bir "ruh eşi" hikayesi (HBO)
TT

Sadece eğlenmek için izlenecek en iyi 5 kaçış dizisi

Sex and the City'de Carrie ve Mr. Big'in bir dargın bir barışık ilişkisi yoğun, çoğu zaman toksik ama kopması imkansız bir "ruh eşi" hikayesi (HBO)
Sex and the City'de Carrie ve Mr. Big'in bir dargın bir barışık ilişkisi yoğun, çoğu zaman toksik ama kopması imkansız bir "ruh eşi" hikayesi (HBO)

Yaz sıcakları iyice bastırmışken, ekran karşısında bizi derin düşüncelere daldıran ağır ve kasvetli dramaları izleyecek dermanı kendimizde bulmakta zorlanıyoruz. 

Tam da bu yüzden, zihnimizi tamamen nadasa bırakabileceğimiz, izlerken bizi yormayacak ama bir o kadar da kendine bağlayacak dizilerin, o tatlı kaçamakların yani suçlu zevklerimizin hakkını teslim etmek için harika bir liste hazırlamaya karar verdik. 

Hani şu başkalarına "Aslında izlemiyorum ya, öylesine arkada dönüyor" diye yalan söylediğimiz ama yalnız kaldığımızda pür dikkat kesildiğimiz, mantık sınırlarını zorlasalar da bize tarifsiz bir konfor sunan gizli zevklerimizden bahsediyoruz. 

Bu listede, Paris'in büyüleyici manzaraları eşliğinde saçmalık seviyesinde kararlar alan Emily'nin renkli dünyasına kendimizi bırakıyoruz. 

Hemen ardından New York'un genç elitlerinin skandallarla dolu hayatını "XOXO" fısıltısıyla ifşa eden Gossip Girl'ün pırıltılı entrikalarına kapılıveriyoruz. 

Akabinde Manhattan sokaklarında kokteyllerini yudumlarken sarsılmaz dostlukları ve kaotik aşk seçimleriyle yıllardır hayatımızda olan Sex and the City kadınlarına selam duruyoruz. 

Seattle Grace Hastanesi'nin nöbet odalarında geçen aşk üçgenleri ve bitmek bilmeyen tıbbi krizleriyle Grey's Anatomy'nin heyecan dolu pembe dizi girdabına çekiliyoruz. 

Son durakta Kaliforniya'nın güneşli sahillerine uzanıyor ve The O.C. ile 2000'ler nostaljisine teslim oluyoruz. Bu keyifli karmaşaya katılmak isteyenleri de listeye alalım; neticede bizi kim suçlayabilir ki?

Emily in Paris (2020 - )

Bazen tek istediğiniz, son derece absürt kararlar alan birini Paris manzaraları ve kıskanılacak kıyafetler eşliğinde izlemektir. İşte Lily Collins'in canlandırdığı Amerikalı pazarlama uzmanının maceralarını anlatan Emily in Paris, gözümüz gönlümüz açılsın, biraz da pür eğlence ihtiyacımız karşılansın diye ekran başındaki en büyük suçlu zevkimiz haline geldi. 

Kültür şokları, absürt pazarlama hataları, göz alıcı kombinler, her köşeden çıkan yakışıklı erkekler ve güzel kadınlar, bir de bitmek bilmeyen aşk üçgenleri diziyi her saniyesiyle hem "cringe" hem de bağımlılık yapan bir formüle oturtuyor. 

Evimiz Hollywood'da (Beverly Hills, 90210) ve Sex and the City gibi entrika harikalarının yaratıcısı Darren Star'ın elinden çıkan yapım, Fransız klişelerini gözümüze soksa da Paris'in kartpostallık dokusuyla izleyiciyi bir şekilde avlamayı başarıyor. Her bölüm kolay tüketilen, renkli ve hafif bir kaçış hissi sunarken romantik sürprizler de merak duygusunu sürekli canlı tutuyor. 

scddv d
Emily in Paris, Şikago'da yaşayan genç bir pazarlama uzmanının iş için beklenmedik bir şekilde Paris'e taşınmasıyla başlıyor (Netflix)

Neden izlediğimizi tam olarak açıklayamadığımız ama yeni sezonu düştüğü an tek oturuşta bitirdiğimiz bu rengarenk kaos, 6. sezonuyla veda etmeye hazırlanıyor. Bize de "Kim bilir Emily yine hangi akla ziyan kararıyla Avrupa'yı birbirine katacak?" diye düşünmek kalıyor.

IMDb: 6,8
Nereden izlenir: Netflix

Gossip Girl (2007 - 2012)

New York'un ultra zenginlerinin yaşadığı Upper East Side dünyasının kapılarını aralayan Gossip Girl, bizi gerçek dünyadan tamamen koparıp o pırıltılı ama entrika dolu hayata davet eden tam bir gizli zevk klasiği. 

Serena, Blair, Chuck ve Dan gibi karakterlerin lüks kıyafetler içinde yaşadığı absürt aşk çıkmazları, ihanetler ve skandallar mantık sınırlarını zorlasa da izleyiciyi her saniye ekrana kilitlemeyi başarıyor. 

Herkesin kirli çamaşırlarını ifşa eden gizemli blog yazarının kimliğini çözmeye çalışırken, kendimizi bu şımarık gençlerin dertlerine ortak olmuş halde buluyoruz. 

fbfr
Gossip Girl'de Serena (solda) ve Blair (sağda), birbirlerini kardeş gibi sevse de ikili arasındaki ilişki sürekli bir güç savaşı, kıskançlık ve sadakat sınavı üzerine kurulu (The CW)

Normalde asla kabul etmeyeceğimiz abartılı entrikaları ve mantık hatalarını, sırf o şaşaalı dünya, dev malikaneler, ikonik moda tercihleri ve muhteşem New York manzaraları hatrına gözümüzü kırpmadan sineye çekiyoruz. 

Blake Lively ve Leighton Meester gibi yıldızları henüz yolun başındayken izlediğimiz yapım, zenginliğin getirdiği sahte mükemmelliği arka planda inceden inceye eleştirerek sıradan bir gençlik draması olmadığını da kanıtlıyor. 

Çevrenize "arkada öylesine açık kalmış" diye yalan söyleseniz bile gizlice pür dikkat takip edeceğiniz bu kaotik dünya, kulaklarımızda yankılanan o meşhur "XOXO" fısıltısıyla her defasında bizi kendine bağlamayı biliyor.

IMDb: 7,5
Nereden izlenir: Netflix, HBO Max, Amazon Prime Video

Sex and the City (1998 - 2004)

Millenyumun eşiğindeki New York'un o ışıltılı, partiler ve kokteylleriyle dolu dünyasını önümüze seren Sex and the City, televizyon tarihinin en zamansız kaçamak keyiflerinden biri. 

Carrie, Samantha, Charlotte ve Miranda'nın çarpıcı kombinleri eşliğinde karşımıza çıkan bu rüya gibi Manhattan hayatı, gerçek dünyanın dertlerinden uzaklaşıp sığınabileceğimiz kusursuz bir liman görevi görüyor. 

Diziyi asıl bağımlılık yapıcı kılan ise karakterlerin son derece hatalı, zaman zaman toksik ve bizi ekran başında çileden çıkaran ilişki kararları. 

sdvfrgv
Sex and the City, New York'ta yaşayan, kariyer sahibi ve birbirine sıkı sıkıya bağlı 4 yakın arkadaşın aşk, seks, iş ve sosyal hayatlarını konu alıyor (HBO)

Günümüz gözlüğüyle bakıldığında bazı hikaye detayları demode gelse de kadınların cinselliği özgürce sahiplenmesi, 30'lu yaşlarda bekar olmanın tadını çıkarması, brunch sohbetleri ve en önemlisi sarsılmaz dostlukları asla eskimiyor. 

Arkadaş grubumuzla buluşup dedikodu yapıyormuş hissi veren keskin mizahı ve bitmek bilmeyen aşk çıkmazları, bu diziyi tembellik etmek istediğimiz her hafta sonunun vazgeçilmezi haline getiriyor. 

İşte bu yüzden, her izlediğimizde Carrie Bradshaw'un kaotik aşk hayatına ve isyan ettiren seçimlerine iç çekip kızsak da o tanıdık dünyaya kendimizi bırakarak "Bile bile lades" demenin keyfini çıkarıyoruz.

IMDb: 7,4
Nereden izlenir: HBO Max ve TV+

Grey's Anatomy (2005 - )

Televizyon tarihinin en uzun soluklu yapımlarından Grey's Anatomy, Ellen Pompeo, Sandra Oh ve Chandra Wilson gibi oyuncuların yarattığı güçlü karakterleriyle öne çıkan ve prestijli ödüllere ambargo koyan bir medikal dramayken zamanla bir gizli zevk klasiğine dönüştü. 

Shonda Rhimes imzalı yapım, hastane koridorlarında geçen akılalmaz tıbbi krizleri, nöbet odalarındaki gizli kaçamakları ve bitmek bilmeyen aşk üçgenlerini harmanlayarak izleyiciyi bir pembe dizi girdabına çekiyor. 

Dizinin her sezonda dozu biraz daha artan absürt kazalar, hastane baskınları ve akılalmaz ölümler gibi aşırı dramatik senaryo hamleleri, mantık sınırlarını zorlasa da seyirciyi ekrana kilitlemeyi her defasında başarıyor. 

dfvfrv
23. sezon onayını alarak televizyon tarihine geçen Grey's Anatomy, Seattle'daki bir hastanede görev yapan cerrahların iş ve özel hayatlarını merkezine alıyor (ABC)

Uzun yıllardır hayatımızda olan bu kaotik hastane ortamı, her ne kadar artık senaryonun tıkandığı hissini verse de tanıdık karakterleri ve düşmeyen temposuyla her an sığınabileceğimiz konforlu bir liman sunuyor. 

Birçok izleyicinin artık "söylenerek izleme" aşamasına geçtiği dizi, her şeye rağmen zihnimizi boşaltan ve bizi dertlerimizden uzaklaştıran vazgeçilmez bir alışkanlık. 

İşte bu yüzden, Meredith Grey ve ekibinin başından geçen mantık dışı felaketlere gözlerimizi devirsek de kendimizi bir kez daha bu duygu fırtınasına bilerek teslim olurken buluyoruz.

IMDb: 7,6
Nereden izlenir: Disney+

The O.C. (2003 - 2007)

2000'lerin başındaki o unutulmaz gençlik rüzgarını estiren The O.C., Kaliforniya'nın ultra lüks bölgesi Newport Beach'in kapılarını bize aralayarak televizyon tarihinin en ikonik kaçamak keyiflerinden biri haline geldi. 

Chino'dan gelen sorunlu ama iyi niyetli Ryan'ın zengin Cohen ailesinin yanına yerleşmesiyle başlayan hikaye, Seth, Summer ve Marissa'nın gençlik buhranlarıyla dönemin kült indie rock parçalarını hayatımıza sokmuştu. 

Diziyi tam bir gizli zevk klasiği yapan unsursa zengin gençlerin o pırıltılı dünyasındaki ihanetlerin, aşırı dozda dramanın ve Tijuana sokaklarındaki baygınlıklardan tutun da imkansız ilişkilere kadar uzanan mantık dışı entrikaların bağımlılık yaratan doğası...

sdvdev
The O.C.'de Newport Beach'in zengin, popüler ama bir o kadar da sorunlu popüler kızı Marissa Cooper'ı Mischa Barton canlandırmıştı (Fox)

Özellikle ilk sezondan sonra senaryo kalitesi düşse ve klişelere teslim olsa da karakterlerin kendi durumlarıyla dalga geçebilen nüktedan dili sayesinde kendisini izletmeyi her daim bildi. 

Gerçek dünyanın monotonluğundan kaçıp her an her şeyin yaşanabileceği uçarı Kaliforniya rüyasına sığınmak, hâlâ izleyiciye tarifsiz bir konfor alanı ve nostalji hissi sunuyor. 

İşte bu yüzden, Marissa'nın bitmeyen buhranları ve hikayenin absürtlüğü karşısında saç baş yolsak da Phantom Planet'in jenerikte çalan meşhur şarkısı California'nın ilk notalarını duyar duymaz kendimizi yeniden Newport Beach'te buluyoruz. Bilerek ve isteyerek...

IMDb: 7,6
Nereden izlenir: Amazon Prime Video

Independent Türkçe


Bilim insanlarından güneş fırtınası uyarısı

(Nithin Sivadas/NASA Goddard Uzay Uçuş Merkezi)
(Nithin Sivadas/NASA Goddard Uzay Uçuş Merkezi)
TT

Bilim insanlarından güneş fırtınası uyarısı

(Nithin Sivadas/NASA Goddard Uzay Uçuş Merkezi)
(Nithin Sivadas/NASA Goddard Uzay Uçuş Merkezi)

Bilim insanları, güneş fırtınalarının ve uzaydaki ekstrem hava olaylarının etkilerinin düşündüğümüzden bile daha tehlikeli olabileceği uyarısını yaptı.

Uzay havası, Dünya'nın manyetik alanlarındaki ve üst atmosferindeki değişikliklerden kaynaklanıyor ve araştırmacılar, etkilerinin ölümcül olabileceği konusunda uzun zamandır uyarıyor. Uzmanlar, ekstrem fırtınaların uydu iletişimini bozabileceğini ve elektrik kesintilerine yol açabileceğini söylüyor.

Ancak araştırmacılar, bu fırtınaların etkilerinin düşündüğümüzden bile daha kötü olabileceği uyarısında bulundu. Onlarca yıldır araştırmacılar Dünya'nın güneş fırtınalarına verdiği tepkinin bir üst sınırı bulunduğu düşünüyordu ancak yeni araştırmalar bunun bir yanılsama olduğunu gösteriyor.

Yeni makaleye göre sorun, güneş rüzgarlarının gücünü nasıl yorumladığımıza ilişkin yanlış bir varsayımdan kaynaklanıyor. Bu da Dünya'nın düşündüğümüz kadar iyi korunmadığı ve uzaydaki ekstrem hava olaylarının teknolojimiz üzerinde tahmin ettiğimizden çok daha çarpıcı etkileri olabileceği anlamına geliyor.

Çalışmayı yöneten, Lancaster Üniversitesi'nden Maria Walach, "Gezegenimizin manyetik alanı, bizi birçok uzay hava olayı etkisine karşı korumada gerçekten harika bir iş çıkarıyor ve bu nedenle bunlar genellikle sadece aksaklıklar veya güzel kutup ışıkları olarak ortaya çıkıyor" dedi.

Ancak uyduların beklenmedik şekilde Dünya'ya düştüğü veya iletişim ve GPS sinyallerini kaybettiğimiz ekstrem durumlar da var.

Sorun, Güneş'ten bize doğru akan sıcak gazlar olan güneş rüzgarının ölçümlerinin, Güneş'e kıyasla Dünya'ya 1,6 milyon km daha yakın bir noktadan alınmasından kaynaklanıyor. Ancak yeni çalışma, Dünya yörüngesinde bulunan bir NASA uzay aracından alınan verileri kullandı ve gezegenimize daha yakın etkileri gösteriyor.

Dr. Walach, "Gezegenimizin güneş rüzgarına verdiği tepkinin bir üst sınırı yoksa, ekstrem durumlar için modelleme yapılırken bu dikkate alınmalı ve uzay hava olaylarına karşı tetikte olmalıyız” dedi.

Neyse ki bu çok ekstrem durumlar nadir ancak bu aynı zamanda elimizde sınırlı veri olduğu anlamına geliyor. Bin yılda bir görülen türden ekstrem olaylarda ne yaşanacağını ancak zaman gösterecek.

Independent Türkçe


OpenAI donanım işine girdi: "Dünyanın en havalı teknoloji ürünü" yolda

OpenAI, Codex Micro klavyesini 15 Temmuz 2026'da tanıttı (OpenAI)
OpenAI, Codex Micro klavyesini 15 Temmuz 2026'da tanıttı (OpenAI)
TT

OpenAI donanım işine girdi: "Dünyanın en havalı teknoloji ürünü" yolda

OpenAI, Codex Micro klavyesini 15 Temmuz 2026'da tanıttı (OpenAI)
OpenAI, Codex Micro klavyesini 15 Temmuz 2026'da tanıttı (OpenAI)

OpenAI, Apple'ın ticari sırlarını çaldığı yönündeki suçlamalar sürerken ilk donanım ürününü tanıttı.

ChatGPT'nin yaratıcısı, çarşamba günü piyasaya sürdüğü 230 dolarlık minyatür klavye Codex Micro'yu, Codex aracının kullanıcıları için yapay zeka kodlama asistanı olarak tanıttı.

Donanım tasarım şirketi Work Louder'la işbirliği içinde geliştirilen ürün, bir kontrol kolu (joystick), bir döner kadran, 12 klavye tuşu, bir USB-C bağlantısı ve Bluetooth özelliklerine sahip.

OpenAI tanıtım videosunda, "Görevler arasında geçiş yapmayı hiç olmadığı kadar kolaylaştırıyor" ifadelerini kullanıyor.

Bu arada analog kontrol kolu, Codex’in görevini tamamlamasını beklerken harika bir stres atma oyuncağı oluyor.

dfgthyjuık
Codex Micro klavye, Work Louder'la işbirliği içinde geliştirildi (OpenAI)

Apple'ın, Cupertino merkezli şirketin eski çalışanları aracılığıyla donanım sırlarını çalma suçlamasıyla OpenAI'a dava açmasının üzerinden bir hafta geçmeden Codex Micro tanıtıldı.

OpenAI yaptığı açıklamada, "bu iddianın geçerliliğine dair herhangi bir kanıta rastlamadığını" söylemişti.

Şirket, "Adil rekabete ve kişilerin istedikleri yerde çalışma özgürlüğüne inanıyoruz ve her yerdeki insanları güçlendiren yenilikçi teknolojiler geliştirmeye odaklanıyoruz" diye eklemişti.

OpenAI, gündelik kullanım için "insan benzeri" bir eşlikçi görevi görecek başka bir yapay zeka cihazı üzerinde de çalışıyor ancak henüz bir çıkış tarihi belirlenmedi.

Uzun süredir beklenen cihaz, eski iPhone tasarımcısı Jony Ive'la birlikte geliştiriliyor ve ekransız bir akıllı hoparlör şeklinde sunulması bekleniyor.

OpenAI CEO'su Sam Altman geçen yıl yayımlanan bir tanıtım videosunda bu aracı, "üçüncü çekirdek cihaz" (birinci ve ikinci çekirdekler bilgisayar ve akıllı telefon) diye tanımlamış ve bunun "dünyanın şimdiye kadar göreceği en havalı teknoloji ürünü" olduğunu söylemişti.

Sızdırılan bir şirket içi personel toplantısında daha fazla ayrıntı veren Altman, cihazın "kullanıcının çevresini ve yaşantısını tamamen algılayabileceğini, göze batmayacağını ve cepte ya da masada durabileceğini" iddia etmişti.

Bloomberg, cihazın kullanıcının çevresini "algılayabilmesi" için kamera ve ek sensörlerle birlikte geleceğini ve her yere taşınabilmesini sağlayacak şarj edilebilir bir bataryası olacağını bu hafta bildirmişti.

Cihazın 2027'de piyasaya sürülmesinin planlandığı söyleniyor.

Independent Türkçe