Kovid-19 vakalarındaki artış, mart ayındaki senaryoya dönüleceği endişesine neden oldu

Barselona’da koronavirüs testi yapan görevliler. (EPA)
Barselona’da koronavirüs testi yapan görevliler. (EPA)
TT

Kovid-19 vakalarındaki artış, mart ayındaki senaryoya dönüleceği endişesine neden oldu

Barselona’da koronavirüs testi yapan görevliler. (EPA)
Barselona’da koronavirüs testi yapan görevliler. (EPA)

Dünya genelinde 14 milyon 194 bin 726 vaka, 599 bin 438 can kaybının kaydedilmesiyle ülkeler salgın odak noktalarını kontrol altına almak için ‘hedefli kapanış’ uygulamaya devam ediyor. Salgın genişledikçe, mart ve nisan aylarında dünya nüfusunun neredeyse yarısını evlerine kapatan tam izolasyon senaryosunun tekrarlanmasından endişe ediliyor.
Barselona’dan yetkililer dün halka evde kalma çağrısında bulunurken Melbourne ise 5 milyon kişilik nüfusa yönelik uyguladığı kapanışa rağmen yüksek düzeyde vaka kaydetmeye devam ediyor. Sincan’da da salgına dair yeni odak noktaları ortaya çıkıyor..
İlk salgın dalgasını atlatan ülkelerdeki endişe verici artışa rağmen geçtiğimiz haftalarda katı önlemlerin tekrar gündeme gelmesini önleyebilecek olumlu göstergeler ortaya çıktı. Toplumların savunmasız grupları koruma yolundaki önleyici tedbirlere uyumu ve hastanelerdeki tedavilerin olumlu seyri, hem Avrupa hem de ABD’deki ölüm oranları, salgının zirve noktasına kıyasla azaldı. Nitekim son aylarda yaşananlardan ders çıkaran bazı ülkeler hedefli izolasyon önlemleri almak için yerel konseylere ve bölgelere özel yetkiler sağladı.

Barselona’da evde kal çağrısı
Katalonya Bölgesel Hükümet Sözcüsü Meritxell Budo, koronavirüs vakalarında yaşanan artış dolayısıyla halka gerekli durumlar haricinde evden çıkmama çağrısında bulundu. Aynı zamanda sinema, tiyatro ve gece kulüplerinin kapatıldığını, kıyı şehrinde ondan fazla insanın bir araya gelmesinin yasaklandığını bildirdi. Avrupa'nın en önemli turistik yerlerinden biri olan şehirde yaklaşık 4 milyon kişiyi kapsayan tedbirler arasında restoran kapasitelerinin yüzde 50 oranında azaltılması da yer alıyor. Halktan ayrıca ülkenin kuzey doğusundaki ikinci evlerine de gitmemeleri istendi. Bu önlemlerin yaklaşık iki hafta sürmesi bekleniyor.
Sözcü Budo, İspanya'daki izolasyon önlemlerinin kaldırılmasından yaklaşık üç hafta sonra yaptığı açıklamada “Önümüzdeki haftalarda yeniden kapanışa gidilmesini önlemek için bir adım geri adım atmamız gerekiyor” dedi.
İspanya Başbakanı Pedro Sanchez hükümeti salgının İspanya'yı ilk vurduğu arihte, 14 Mart'ta olağanüstü hal (OHAL) ilan etmiş, uluslararası alandaki en sıkı kapatma uygulamasına gitmişti. Vaka sayısında artış kaydedilen Katalonya ve Aragon, ülke çapında 150'den fazla yeni salgın noktasını izleyen İspanyol yetkililer için endişe haline geldi. Barselona’nın batısı, ​​bölgesel hükümet ve adli makamlar arasında konuya dair yaşanan anlaşmazlığın ardından, çarşamba günü Lleida ve çevresindeki kasabalarda yaşayan 160 bin kişiyi izolasyon tedbirlerine tabi tuttu. Nitekim birçok İspanyol bölgesi, toplumsal sosyal mesafe mevcut olsa bile halka açık yerlerde maske uygulamasını zorunlu tuttu.
Avrupa’da virüsten en çok etkilenen ülkelerden biri olan İspanya’da şu ana kadar 28 bin 420 kişi Kovid-19 sebebiyle yaşamını yitirdi.

Sincan’da endişe hakim
Çin'in batı ucunda yer alan Sincan'ın başkenti, cuma günü şehre düzenlenecek gezilerin büyük bölümünü engelledi. Yetkililer ve resmi basının bildirdiğine göre yeni vakaların kaydedilmesinin ardından hızlı tren ve otobüs seferleri de iptal edildi.
Resmi basın, başkent Urumçi’de şu ana kadar en az beş kişinin koronavirüse yakalandığını aktardı. Bu kişilerden birinin doğudaki Zhejiang eyaletine seyahatinin ardından koronavirüse yakalandığı bildirildi.
Çarşamba günü kaydedilen vakalar, Urumçi’deki resmi medyayı itidalli yayınlar yapmaya yöneltti. Gıda temininde sorun olmadığı ve dükkanların stoklarının dolu olduğu aktarıldı. AFP’nin haberine göre şehir sakinlerine stok yapmama çağrısı yapıldı.
Ülke genelinde sıkı tedbirler kapsamında kapanmaya gidilmesinin ve büyük ölçekli teşhis operasyonlarının yürütülmesinin ardından salgının kontrol altına alındığı duyurulan Çin’de yeni vakalar, aslında koronavirüsü kontrol etmede karşılaşılan zorlukları yansıtıyor. Pekin’de haziran ayında yeni bir salgın odak noktası tespit edilmiş, en az 330 vaka kaydedilmişti.
Havacılık Otoritesi, Urumçi'ye gidiş dönüş uçuşların yüzde 89 oranla iptal edildiğini, şehirde yer alan tek metro hattının perşembe günü geç saatlerden bu yana kapalı olduğunu duyurdu. Ancak normal ulaşım hizmetlerinin ne zaman devam edeceğine ilişkin bilgi verilmedi.
Otobüslerin işletiminden sorumlu yetkililer ise hizmet kısıtlamaları getirildiğini, sterilizasyon işlemleri yapıldığını, personele Kovid-19 kontrollerinden geçme zorunluluğu getirildiğini duyurdu. Çin’de bugüne kadar 83 bin 644 vaka ve 4 bin 634 can kaybı kaydedildi.

Melbourne'da izolasyona rağmen vakalarda artış yaşanıyor
Avustralya'nın ikinci büyük şehri olan 5 milyon nüfuslu Melbourne’de bir haftadan uzun bir süre önce izolasyon önlemlerinin yeniden alınmasına rağmen dün 428 yeni vaka kaydedildi. Bu, mart ayı sonundan bu yana en yüksek rakam sayılıyor.
Victoria Baş Sağlık Sorumlusu Brett Sutton, “Henüz krizin üstesinden gelmiş değiliz” açıklamasında bulundu. Nitekim Avustralya, Melbourne’de yeni vakalar ortaya çıkmadan önce salgını büyük ölçüde kontrol altına almıştı. 
Yeni vaka dalgası, yurt dışından gelen misafirlerin otellerdeki karantina uygulamalarını çiğnemekle suçlanmasına neden oldu. Melbourne sakinlerine ve banliyölerinde geçen hafta, salgınla mücadele kapsamında altı hafta boyunca evde kalma emri verilmişti. Sutton “Bu rakamların önümüzdeki hafta istikrar kazanacağını umuyoruz” dedi.

Hindistan’da 1 milyonun üzerinde vaka
Hindistan’da yerel yetkililer, toplam vaka sayısının dün 1 milyonu aşmasıyla salgının kontrol altına alınması için sağlık kısıtlamalarını ve karantina önlemlerini artırdı.
Sağlık Bakanlığı tarafından açıklanan resmi rakamlara göre 1 milyon 40 bin 746 vaka ve 26 bin 291 can kaybının kaydedildiği Hindistan, vaka sayısında ABD ve Brezilya’nın ardından geliyor.
Nüfus yoğunluğu bakımından dünyada ikinci sırada yer alan ülkede 24 saat içerisinde 30 binin üzerinde vaka kaydedildi. Ülkedeki ölüm oranları ise salgından en kötü etkilenen ülkelere kıyasla nispeten düşük seyrediyor. AFP’nin haberine göre Hindistan’da her 1 milyon kişiden 18’i yaşamını yitiriyor. ABD’de ise bu rakam 417.
Hint yerel makamları, 1,3 nüfuslu ülke genelinde salgınla mücadelede son haftalarda yerel karantina ve sağlık kısıtlamaları getirdi.
Başbakan Narendra Modi hükümeti, mart ayında uygulanmaya başladığı katı kısıtlamaları ekonomiyi canlandırmak için haziran ayında kaldırmaya başlamıştı. Bazı kısıtlamalar ise henüz devam ediyor.

Tokyo'da rekor rakam
Tokyo’da üst üste üç gündür yüksek vakalar kaydediliyor. Perşembe günü 293 yeni vaka daha tespit edildi. Vaka sayısındaki bu artış, yetkililerin salgını durdurmak konusundaki endişelerini artırdı. Bloomberg’in haberine göre ülke genelindeki vakalarda yükseliş görüldüğü sırada Japon makamları ise vaka sayıları, mevcut sıçrama ve nisan ayında kaydedilen oranlar arasındaki farklılıkları çözmeye çalışıyor.
Hükümetin sağlık uzmanı Shigeru Omi, perşembe günü düzenlenen basın toplantısında şu açıklamalarda bulundu:
“Şu an başka bir acil durum ilan etmeye yönelik tartışmalar yürütülüyor. Tekrar olağanüstü hal ilan edilmesini gerektirecek aşamaya henüz ulaşmadık. Zira vakaların artışı ciddi ölçülerde değil. Ancak ne yazık ki ani bir düşüş de beklemiyoruz.”



Sırbistan’ı sallayan Trump oteli davası başladı: Hepimiz için bir sınav

Bombalanan eski Yugoslav Halk Ordusu karargahının yer aldığı anıt bölgesinde inşa edilmesi planlanan otel, ülkede büyük tartışma yaratmıştı (AFP)
Bombalanan eski Yugoslav Halk Ordusu karargahının yer aldığı anıt bölgesinde inşa edilmesi planlanan otel, ülkede büyük tartışma yaratmıştı (AFP)
TT

Sırbistan’ı sallayan Trump oteli davası başladı: Hepimiz için bir sınav

Bombalanan eski Yugoslav Halk Ordusu karargahının yer aldığı anıt bölgesinde inşa edilmesi planlanan otel, ülkede büyük tartışma yaratmıştı (AFP)
Bombalanan eski Yugoslav Halk Ordusu karargahının yer aldığı anıt bölgesinde inşa edilmesi planlanan otel, ülkede büyük tartışma yaratmıştı (AFP)

Sırbistan'da, ABD Başkanı Donald Trump'ın damadı Jared Kushner'ın otel projesiyle ilgili dava başladı. 

Sırbistan Kültür Bakanı Nikola Selakovic, Kültür Bakanlığı Sekreteri Slavica Jelaca, Sırp Kültür Anıtları Koruma Enstitüsü Başkan Vekili Goran Vasic ve Belgrad Kültür Enstitüsü Müdür Vekili Aleksandar Ivanovic, çarşamba günü mahkemeye çıktı. 

4 yetkili de görevi kötüye kullanma ve belgede sahtecilikle suçlanıyor. 

Selakovic'in avukatı Vladimir Djukanovic, müvekkilinin otel projesinden kişisel kazanç elde etmediğini ve suçlamaların asılsız olduğunu savundu: 

Zarar gören tek taraf Sırbistan Cumhuriyeti oldu, ABD'yle ilişkilerimizi iyileştirebilecek kazançlı bir anlaşma yok edildi.

BBC'nin aktardığına göre sanıklar, suçlu bulunmaları halinde üçer yıl hapis cezası alabilir. Diğer yandan Sırbistan Cumhurbaşkanı Aleksandar Vucic, böyle bir karar verilmesi durumunda yetkililer hakkında af çıkaracağını söylemişti.

Protestocular, mahkeme binasının önünde toplanarak "Hırsızlar!" sloganlarıyla otel projesinde yer alan yetkililere tepki gösterdi. 

Eylemcilerden öğrenci Dimitrije Radojevic, davayı "Hepimiz için bir sınav" diye niteledi.

 Selakovic ve diğer üç sanık, haklarındaki suçlamaları reddetti. Duruşma 15 Nisan'a ertelendi.

Sözkonusu isimler hakkındaki iddianame, Organize Suçlardan Sorumlu Kamu Başsavcılığı'nın internet sitesinde aralıkta yayımlanmıştı. 

Bunun üzerine Kushner'ın firması Affinity Partners hızlıca bir açıklama yayımlayarak Belgrad'ın merkezindeki otel ve apartman kompleksi projesinin iptal edildiğini duyurmuştu.

Lüks otel Trump markasını taşıyacağı için projede Cumhuriyetçi liderin oğulları Eric ve Donald Jr. tarafından yönetilen Trump Organization da yer alıyordu.

Kushner'ın iki yılı aşkın süredir üzerinde çalıştığı projenin 1999'daki Kosova Savaşı sırasında NATO'nun bombaladığı, kültürel koruma statüsüne sahip eski Genelkurmaylık binasının yer aldığı bölgede yapılması öngörülüyordu.

Vucic, bölgenin kültürel koruma statüsünü 2024'te kaldırmıştı. Ayrıca Kushner'ın firması Affinity Partners'la 99 yıllığına kira sözleşmesi imzalanmıştı. Bunun ardından ülkede büyük protestolar patlak vermişti. 

Cumhurbaşkanının liderliğindeki Sırp İlerleme Partisi, çoğunluğu elinde bulundurduğu Parlamento'da geçen yıl kasımda geçirdiği yasayla inşaatın önünü açmıştı. 

Hükümetin bu hamlesine muhalefetten de sert tepkiler gelmişti. Merkez sol Özgür ve Adalet Parti'den parlamenter Marinika Tepić, hükümeti "Donald Trump'ı memnun etmek uğruna ülke tarihini yok etmekle" suçlamıştı.

Independent Türkçe, BBC, Times of Israel


Birleşik Krallık’ta Epstein şoku: Başbakan Starmer’ın günleri sayılı

Epstein belgeleri nedeniyle yoğun baskı altındaki Keir Starmer'ın bir sonraki adımı merakla bekleniyor (AFP)
Epstein belgeleri nedeniyle yoğun baskı altındaki Keir Starmer'ın bir sonraki adımı merakla bekleniyor (AFP)
TT

Birleşik Krallık’ta Epstein şoku: Başbakan Starmer’ın günleri sayılı

Epstein belgeleri nedeniyle yoğun baskı altındaki Keir Starmer'ın bir sonraki adımı merakla bekleniyor (AFP)
Epstein belgeleri nedeniyle yoğun baskı altındaki Keir Starmer'ın bir sonraki adımı merakla bekleniyor (AFP)

Birleşik Krallık'ın (BK) eski ABD Büyükelçisi Peter Mandelson'ın Jeffrey Epstein'le bağlantıları, İşçi Partisi'ni sarsmaya devam ediyor.  

Başbakan Keir Starmer'ın, Parlamento'da dün düzenlenen oturumda Mandelson'ı büyükelçi olarak atamadan önce siyasetçinin Epstein'le ilişkileri hakkında bilgi sahibi olduğunu söylemesi şok etkisi yarattı. 

İşçi Partisi lideri Starmer, Mandelson hakkında "Büyükelçi olarak atanmasından önce ve görev süresi boyunca Epstein'le ilişkisi sorulduğunda ekibime defalarca yalan söyledi" dedi.

Mandelson'ı büyükelçi olarak atadığı için pişmanlık duyduğunu dile getiren Starmer, "O zaman bugün bildiklerimi bilseydim, hükümetin yakınından bile geçemezdi" dedi.

"Her şey bitti"

Guardian'ın analizinde, Epstein'le ilişkileri hakkında bilgi sahibi olmasına rağmen Mandelson'ı büyükelçi olarak ataması nedeniyle Starmer'ın koltuğunu kaybedebileceği yazılıyor. 

Eskiden Starmer'a yakın olan fakat adının paylaşılmamasını isteyen bir parlamenter, oturuma dair "Atmosferin değiştiğini hissedebiliyordunuz, ortam kararmaya başlamıştı" diyor. 

Başka bir parlamenter de "Bu savunulamaz bir şey. Peter'ın Epstein'le ilişkisini bilmelerine rağmen yine de onu göreve getirdiler" ifadelerini kullanıyor ve ekliyor: 

Keir bunu itiraf ettiği anda her şey bitti.

Eski bir bakan da "Yeni bir başlangıç yapmanın zamanı geldi, ne kadar erken olursa o kadar iyi" diyerek, Starmer'ın geleceğinin tehlikede olduğunu vurguluyor. 

Starmer, Mandelson'ı atarken, Tony Blair ve Gordon Brown hükümetlerindeki görevinin yanı sıra 2004-2008'de Avrupa Komisyonu'nun ticaretten sorumlu üyesi olmasının, Donald Trump yönetimiyle ilişkileri yürütmek için onu ideal bir isim kıldığını savunmuştu. 

BBC'nin Newsnight programına katılan İşçi Partili Barry Gardiner, Starmer'ın istifa ihtimaline dair şunları söyledi: 

Bence ülkenin çıkarları için neyin en iyi olduğunu detaylıca düşünmesi gerek.

2020'deki İşçi Partisi liderlik yarışında Starmer'a rakip olan Rebecca Long-Bailey de Mandelson'ın atanmasının "felaket bir karar" olduğunu söyleyerek, başbakanın "yanıtlaması gereken büyük sorularla" karşı karşıya kaldığını ekledi.

Mandelson'ın Epstein'le bağlantıları

ABD'de yürütülen Epstein davasıyla ilgili 9 Eylül'de ortaya çıkan yazışmalarda, Mandelson'ın Epstein'e gönderdiği doğum günü mesajında, iş insanından "En iyi dostum" diye bahsettiği görülmüştü. Bunun ardından Starmer'ın talimatıyla, 10 Şubat 2025'te başladığı büyükelçilik görevinden 11 Eylül 2025'te alınmıştı. 

Geçen hafta yayımlanan belgelerde, 72 yaşındaki siyasetçinin Epstein'den 75 bin dolar civarında ödeme aldığı ortaya çıkmıştı. Ayrıca Epstein'in, Mandelson'ın eşinin osteopati eğitimi için yaklaşık 10 bin sterlin (yaklaşık 592 bin TL) ödeme yaptığı da görülmüştü. 

Mandelson ise bu paraları aldığını hatırlamadığını savunmuş, belgelerin gerçekliğinin araştıracağını söylemişti. 

Mandelson geçen hafta İşçi Partisi'nden, 3 Şubat'ta da Lordlar Kamarası'ndan istifa etmişti. 

frgthy
Son dava belgelerinde Epstein'le Mandelson'un birlikte görüldüğü kareler de paylaşıldı (ABD Temsilciler Meclisi)

Kamu görevini kötüye kullandığı gerekçesiyle hakkında soruşturma başlatılan Mandelson'ın, ekonomik olarak zor durumdaki Avrupa Birliği (AB) üyesi ülkelere destek sağlamak amacıyla planlanan 500 milyar euroluk kurtarma fonuna ilişkin bazı bilgileri Epstein'e sızdırdığı da yeni belgelerdeki iddialar arasında. 

Buna ek olarak Mandelson'ın 2008-2009 finansal krizi sırasında Londra yönetiminin para politikalarına dair hassas bilgileri Epstein'le paylaştığı da savunuluyor. 

Epstein hakkında reşit olmayan kızlara yönelik cinsel istismar suçlamalarıyla 2005'te soruşturma başlatılmıştı. İş insanı, 2008'de mahkemeyle yaptığı anlaşma kapsamında "fuhuşa teşvik" suçunu kabul etmiş, karşılığında 18 aylığına açık cezaevine gönderilmişti. Haftada 6 gün, günde 12 saat ofisine gitmek için izin alan Epstein, 13 ay sonra şartlı tahliyeyle serbest bırakılmıştı. 

"Mandelson ülkemize ihanet etti"

Mandelson ve Epstein arasındaki yazışmaların bu döneme denk gelmesi ve Britanyalı siyasetçinin, hapse girip çıktıktan sonra da iş insanıyla ilişkisini sürdürmesi dikkat çekiyor. 

Başbakan Starmer, Mandelson'ın Epstein'le ilişkisinin detaylarının ve iş insanıyla hassas bilgileri paylaşmasının "son derece öfkelendirici" olduğunu belirterek şunları söyledi: 

Mandelson ülkemize, parlamentomuza ve partime ihanet etti.

Starmer, Mandelson'ın büyükelçi olarak atanması öncesinde yapılan güvenlik soruşturması hakkındaki belgelerin en kısa zamanda yayımlanacağını taahhüt ederken, dokümanlarda ulusal güvenlik ve uluslararası ilişkileri etkileyebilecek unsurların kapsam dışında tutulacağını söyledi. 

Independent Türkçe, BBC, Guardian, CNN, Reuters


Trump'tan göçmenlik politikasında geri adım

ABD Başkanı Donald Trump, Minnesota'daki göçmenlik karşıtı sert politikasında yönetiminin "biraz daha yumuşak bir yaklaşım benimseyebileceğini" kabul etti (Saul Loeb/AFP)
ABD Başkanı Donald Trump, Minnesota'daki göçmenlik karşıtı sert politikasında yönetiminin "biraz daha yumuşak bir yaklaşım benimseyebileceğini" kabul etti (Saul Loeb/AFP)
TT

Trump'tan göçmenlik politikasında geri adım

ABD Başkanı Donald Trump, Minnesota'daki göçmenlik karşıtı sert politikasında yönetiminin "biraz daha yumuşak bir yaklaşım benimseyebileceğini" kabul etti (Saul Loeb/AFP)
ABD Başkanı Donald Trump, Minnesota'daki göçmenlik karşıtı sert politikasında yönetiminin "biraz daha yumuşak bir yaklaşım benimseyebileceğini" kabul etti (Saul Loeb/AFP)

Geçen ay Minneapolis sokaklarında federal ajanların iki ABD vatandaşını vurarak öldürmesinin ardından ABD Başkanı Donald Trump, göçmenlik konusundaki sert önlemlerinde "biraz daha yumuşak bir yaklaşım sergileyebileceğini" itiraf etti.

Çarşamba günü yayımlanan, Trump'ın Super Bowl öncesinde NBC News'ten Tom Llamas'a verdiği röportajdan bir kesitte başkan, İç Güvenlik Bakanlığı'nın ülke genelinde protestolara yol açan Minnesota'daki geniş kapsamlı göçmenlik operasyonuna değindi.

Minneapolis'ten ne ders çıkardığı sorulunca Trump, "Belki biraz daha yumuşak bir yaklaşım sergileyebiliriz diye düşündüm. Ama yine de sert olmak zorundayız. Gerçekten tehlikeli suçlularla uğraşıyoruz" dedi.

Trump yönetimi Minnesota'da "kötülerin en kötüsü"nün peşinde olduğunu iddia ederken, üç çocuk annesi Renee Good ve yoğun bakım hemşiresi Alex Pretti, operasyonda öldürülmüştü.

37 yaşındaki Good, 7 Ocak'ta arabasının direksiyonunda Göçmenlik ve Gümrük Muhafaza ajanı Jonathan Ross tarafından vurularak hayatını kaybetmişti.

Yine 37 yaşındaki Pretti ise 24 Ocak'ta Sınır Devriyesi ajanlarıyla girdiği arbede sırasında açılan ateş sonucu ölmüştü.

Trump yönetimi her iki olayı da meşru müdafaa olarak nitelendirdi ancak bu gerekçe sorgulanıyor.

İç Güvenlik Bakanlığı'na göre Minnesota'daki federal ajanlar son haftalarda binlerce kişiyi gözaltına aldı.

Minnesota Star Tribune'un yakın tarihli bir haberine göre, Minnesota'daki bir federal binada tutulanlar, yiyecek ve tıbbi bakımdan mahrum bırakılma da dahil insanlık dışı koşulları anlattı.

Minnesota'daki karışıklık ortamında, Trump'ın sınır sorumlusu Tom Homan çarşamba günü erken saatlerde 700 federal ajanın Minnesota'dan çekileceğini ve eyalette yaklaşık 2 bin görevlinin kalacağını duyurdu.

Homan, "çekilmenin kamu güvenliği tehditlerinin topluma geri salınmasını önlemek için ilçe hapishaneleri ve ICE arasında yasal bir şekilde koordinasyonu artırma" konusunda eyalet ve yerel yetkililerle yapılan "verimli görüşmelerin" sonucu olduğunu söyledi.

Minnesota Valisi Tim Walz, X'te Homan'ın duyurusunun "doğru yönde bir adım olduğunu ancak güçlerin daha hızlı ve daha fazla çekilmesine ihtiyaç duyulduğunu" yazdı. Walz ayrıca Good ve Pretti'nin öldürülmesiyle ilgili eyalet öncülüğünde soruşturulma çağrısında bulundu.

Minneapolis Belediye Başkanı Jacob Frey, kalan 2 bin ajanı gerekçe göstererek, çekilmenin "gerilimi azaltma anlamına gelmediğini" savundu. İç Güvenlik Bakanlığı'nın Minnesota'daki operasyonunun "sakinlerle işletmeler için felaket olduğunu ve derhal sona ermesi gerektiğini" söyledi.

Independent Türkçe