Kremlin, Washington ile bir ‘balayını’ mümkün görmüyor

Pompeo, tarafların yakınlaşması konusunda karamsar olduğunu dile getiren Rus mevkidaşı Lavrov ile birlikte (AP)
Pompeo, tarafların yakınlaşması konusunda karamsar olduğunu dile getiren Rus mevkidaşı Lavrov ile birlikte (AP)
TT

Kremlin, Washington ile bir ‘balayını’ mümkün görmüyor

Pompeo, tarafların yakınlaşması konusunda karamsar olduğunu dile getiren Rus mevkidaşı Lavrov ile birlikte (AP)
Pompeo, tarafların yakınlaşması konusunda karamsar olduğunu dile getiren Rus mevkidaşı Lavrov ile birlikte (AP)

Kremlin, Rusya ile ABD arasında anlaşmazlıkların yaşandığı dosyalarda bir çözüme yakınlaşma ve iki ülke arasındaki ilişkileri onarma yeteneği hususunda kötümser olduğunu söyledi. Rusya Devlet Başkanı Sözcüsü Dimitriy Peskov, Vladimir Putin'in bütün taraflarla diyalog kanallarını açmaya hazır olduğunu söylemesine rağmen taraflar arasındaki gerginliğin daha artacağı yönündeki beklentisini dile getirdi.
Kremlin’in bu açıklaması, Rusya'nın sürpriz bir şekilde gerçekleştirdiği geniş çaplı tatbikatlar ile Batı'ya gönderdiği askeri mesajlarla aynı zamana denk geldi. Rusya askeri tatbikatlarla, güçlerinin batı sınırları ve güney bölgeleri boyunca hazır olup olmadığını teyit etmeye çalışıyor.
Peskov, dün gerçekleştirdiği basın toplantısında iki ülke arasındaki ilişkilerin ‘hiçbir zaman çok dostane olmadığını’ söyledi. Taraflar arasında bir balayının imkanına ilişkin herhangi bir işaret olmadığını ifade eden Peskov, “Balayı için önce evlenmemiz gerekiyor. Ancak tarafların böyle bir niyetlerinin olmadığı açıktır” diyerek sözlerini sürdürdü. Putin’in 2000 yılında iktidara gelmesinden beri iki ülke arasındaki ilişkilerin kötüleşmesiyle ilgili çarpıcı değerlendirmelerde bulunan Peskov sözlerine şöyle devam etti:
“2000'den önce iki ülkenin liderleri hayali bir fikre kapılmışlardı. Sovyetler Birliği sırasında var olan çatışmanın nedenleri ortadan kalktığında uluslararası bir uyumun zamanı gelmişti. Bu bir aldatmacaydı. Aldatıldığımızı fark ettik ve Başkan Vladimir Putin bunu çok iyi anladı. Bu nedenle, 2000 yılından bu yana Rusların refahını artırmak için tüm ülkelerle iyi ilişkiler kurmayı amaçlayan bütünüyle tutarlı ve açık bir uluslararası politika izliyor. Salgının patlak vermesi gibi bazı küresel krizlerin, ülkeler arasında gerçek etkileşimi ortaya çıkaracağı ve ortak risklerle yüzleşmek için karşılıklı destek olunacağı yönünde beklentilerimiz vardı. Fakat öyle olmadı.”
Peskov, bu bozulmadan Washington'u sorumlu tuttu. ABD ve Dünya Sağlık Örgütü arasındaki artan çatışmanın, Washington'un sıcak sorunlarla ne şekilde ilgilendiğinin açık bir örneği olduğunu belirterek, “Washington’un Çin'i suçlaması için doğru bir zaman değil. Ancak yine de bu tırmanışa tanık oluyoruz” ifadelerini kullandı.
Peskov, Putin'in herkesle iyi ilişkiler kurmak için çeşitli mekanizmalar aradığına ve karşılıklı yarar sağlayan yapıcı diyaloglar yürütmeye hazır olduğuna işaret ederek, bütün ülkelerin buna karşılık vermediği değerlendirmesinde bulundu.
Peskov’un açıklamaları, Rusya Devlet Başkanı Putin'in Birleşmiş Milletler (BM) Genel Kurulu’nun bir sonraki oturumunun çalışmalarına katılmayı planlamadığını duyurmasından bir gün sonra geldi. Peskov, basında aksi yönde çıkan haberlerin aslı astarı olmadığını söyledi.
İngiltere merkezi The Times’in haberinde, Trump’ın başkanlık seçimleri öncesinde Putin ile bir toplantı yapmak istediği yer aldı. Haberde böyle bir görüşme için “en muhtemel tarihin” New York'ta BM Genel Kurul toplantısının yapılacağı 15 Eylül olduğu kaydedildi. 
Öte taraftan Çin Dışişleri Bakanı Wang Yi, Rus mevkidaşı Sergei Lavrov ile telefon görüşmesi yaptı ve Washington'un dış politikasına dair sert eleştirilerde bulundu. Bakan Wang Yi, “ABD, çıkarlarını açıkça başkalarının çıkarlarının üzerine koyuyor. Bencil ve tek taraflı görünüyor. Ayrıca zorbalık konusunda en uç noktaya varmış durumda. Başka yerde böyle bir politika var mı? ABD salgını başkalarının itibarını lekelemek için kullanıyor” ifadelerini kullandı.
Rus Savunma Bakanlığı, Devlet Başkanı Vladimir Putin'in güney ve batı bölgelerindeki askeri güçlerin hazır olup olmadığının test edilmesi için sürpriz bir emir verdiğini açıkladı. Açıklamada, bu bölgelerde konuşlanan ordu birimlerinin ülkenin güneybatısında güvenlik sağlama yeteneğini ve önümüzdeki Eylül ayında yapılması planlanan ‘Kafkasya 2020’ tatbikatı için hazırlık seviyesini ölçmenin kararlaştırıldığı bildirildi.
Rusya Savunma Bakanı Sergey Şoygu bakanlığın lider kadrosuyla yaptığı görüşmede, bu tatbikatlarda 149 binden fazla kişinin yer alacağını ve 26 binden fazla savaş ekipmanını kullanılacağını açıkladı. Şoygu 56 manevra yapılacağını, tatbikatın Rusya'nın güney ve batıdaki askeri bölgelerini kapsayacağını ve Karadeniz ve Hazar Gölü'ndeki 17 savaş gemisinin de tatbikata dahil edileceğini söyledi.
Öte taraftan Bakan Şoygu, Azerbaycanlı mevkidaşı Zakir Hasanov ile yaptığı telefon görüşmesinde, bu gelişmelerin iki taraf arasındaki çatışmalarla bağlantılı olmadığını açıklamak zorunda kaldı.
Rus hükümetine bağlı haber ajansı Novosti’nin askeri bir yetkiliden aktardığına göre iki bakan dün sabah gerçekleştirdikleri görüşmelerinde askeri kurumlar arasındaki ilişkiler ve işbirliği ile ilgili bazı konuları ele aldılar. Şoygu Azerbaycanlı mevkidaşını, güney ve batı askeri bölgelerinde sürmekte olan hazırlıklar konusunda bilgilendirdi. Ayrıca bu etkinliğin bir süredir planlandığını belirterek, Ermeni-Azerbaycan sınırındaki mevcut durumla ilgisi olmadığını vurguladı.
 



Hegseth, Kara Kuvvetleri Komutanı'ndan istifasını istedi

ABD Savaş Bakanı Pete Hegseth, Pentagon'da düzenlediği basın toplantısında (Reuters)
ABD Savaş Bakanı Pete Hegseth, Pentagon'da düzenlediği basın toplantısında (Reuters)
TT

Hegseth, Kara Kuvvetleri Komutanı'ndan istifasını istedi

ABD Savaş Bakanı Pete Hegseth, Pentagon'da düzenlediği basın toplantısında (Reuters)
ABD Savaş Bakanı Pete Hegseth, Pentagon'da düzenlediği basın toplantısında (Reuters)

Bir ABD yetkilisi, dün ABD Savunma Bakanı Pete Hegseth’in ABD Ordusu Kara Kuvvetleri Komutanı General Randy George'dan istifa etmesini istediğini belirtti.

Randy George, Kara Kuvvetleri komutanıydı. Genelkurmay Başkanı General Dan Keane’dir. Bu kurul, Ordu, Hava Kuvvetleri, Deniz Kuvvetleri, Deniz Piyadeleri, Uzay Kuvvetleri ve Ulusal Muhafız birliklerinin komutanlarından oluşur.

Yetkili, CBS News'in George'dan derhal emekli olması istendiği yönündeki haberini doğruladı.,

General Randy George (Arşiv- Reuters)General Randy George (Arşiv- Reuters)

Bu talebin ardındaki neden henüz bilinmiyor, ancak CBS, konuyla ilgili bilgi sahibi bir kaynağa atıfta bulunarak, Hegseth'in kara kuvvetlerine ilişkin vizyonuna bağlı kalacak bir komutan istediğini belirtti.

George, Donald Trump'ın ikinci başkanlık döneminde görevden alınan son askeri yetkili oldu. İstifası, ABD ile İran arasındaki devam eden çatışmanın ortasında gerçekleşti.

Cumhuriyetçi başkan ayrıca, Şubat 2025'te Genelkurmay Başkanı General Charles Brown'ı ve Deniz Kuvvetleri ile Sahil Güvenlik'teki diğer yüksek rütbeli askeri yetkilileri de neden belirtmeden görevden almıştı.

Savaş Bakanı Pete Hegseth, başkanın bu pozisyon için en uygun gördüğü kişiyi seçtiği konusunda ısrar ediyor, ancak Demokratlar, geleneksel olarak siyasi arenada tarafsızlığıyla bilinen ABD ordusunun potansiyel siyasallaşması konusundaki endişelerini gizlemiyorlar.

Randy George, yaklaşık kırk yıllık askeri kariyeri boyunca birçok görevde bulundu ve Irak ve Afganistan'da hizmet verdi. 2023 yılında Demokrat Başkan Joe Biden döneminde Kara Kuvvetleri Komutanlığı görevini üstlendi.


Rusya ve Çin neden İran’a yardım etmiyor?

Tahran’a düzenlenen hava saldırısının ardından yükselen dumanlar, 1 Nisan 2026 (AFP)
Tahran’a düzenlenen hava saldırısının ardından yükselen dumanlar, 1 Nisan 2026 (AFP)
TT

Rusya ve Çin neden İran’a yardım etmiyor?

Tahran’a düzenlenen hava saldırısının ardından yükselen dumanlar, 1 Nisan 2026 (AFP)
Tahran’a düzenlenen hava saldırısının ardından yükselen dumanlar, 1 Nisan 2026 (AFP)

İran, Rusya ve Çin ile siyasi ve ekonomik ortaklıklara sahip olmasına rağmen, mevcut gerginlik ortamında bu iki ülkenin doğrudan askeri destek sunmamış olması geniş çaplı soru işaretleri yaratıyor. Uzmanlar, Moskova ve Pekin’in bu tutumunu, stratejik çıkar hesapları, ABD ile doğrudan bir çatışmadan kaçınma isteği ve çatışmanın uzamasından doğabilecek fırsatları değerlendirme gayretiyle açıklıyor.

Jeopolitik ve ABD güvenliği uzmanı Justin Mitchell, bu değerlendirmeyi National Interest dergisinde yayımlanan raporunda dile getirdi.

Mitchell’e göre, İran izole bir durumda ve varlığını sürdürmek için bir savaş yürütüyor. Buna karşın, İran’ın partnerleri olan Çin ve Rusya, dikkat çeken bir şekilde sahnede yok. Her iki ülke de İran’a yönelik saldırıları kınayıp düşmanlıkların sona ermesini talep etse de, büyük bir askeri destek sunmaktan kaçınıyor. Bu sırada ABD, olası bir kara harekâtına hazırlık kapsamında, bölgeye daha fazla asker sevk ediyor.

Analistler, Çin’in harekete geçmemesini ‘Pekin’in yaşadığı karışıklığın kanıtı’ olarak nitelendirirken, Rusya’nın ‘kritik bir müttefike yardım edememesi’ durumunu da utanç verici olarak değerlendiriyor.

Ancak durum, ilgisizlik veya ihmal değil; her iki ülke de ulusal çıkarlarını daha disiplinli tanımlıyor ve bu da doğrudan müdahalelerini sınırlıyor. Ayrıca, her iki ülkenin de ABD’nin çatışmaya daha fazla karıştığı sürede stratejik kazanç elde etmesi muhtemel.

Çin, dış politika ve askeri stratejisini öncelikli olarak Asya ve yakın çevresi ekseninde şekillendiriyor. Ortadoğu, enerji ve ticaret açısından önemli olsa da, Pekin onu hiçbir zaman Tayvan, Japonya veya Avrupa kadar öncelikli görmedi. Modern tarihinde Çin, resmi ittifaklara girmekten kaçındı; tek güvenlik anlaşması 1961’den beri Kuzey Kore ile ve bu bağın gücü bile sorgulanabilir düzeyde.

Mitchell, Çin’in İran’a yıllar boyunca silah sağladığını ancak bu ilişkinin Çin’in Rusya veya Kuzey Kore ile olan güvenlik ilişkileriyle kıyaslanamayacağını vurguluyor. İran, Çin için derin bir güvenlik ortağı değil ve Çin’in öncelikli sahasında yer almıyor; bu da Pekin’e İran lehine müdahale etmek için sınırlı gerekçeler sağlıyor.

Enerji, Çin’in İran ile ilişkilerinin temel motoru olarak öne çıkıyor. Sadece 2025 yılında Çin, İran’ın petrol ihracatının yüzde 80’inden fazlasını satın aldı. Bu, Çin’in toplam petrol ithalatının yüzde 13,4’üne denk geliyor. Hürmüz Boğazı’nın kapanması, İran ve diğer Körfez ülkelerinin çoğu petrol ihracatını durduracağından, Çin’in enerji dengesi üzerinde doğrudan etkili olacak.

Mitchell’e göre, savaşın devam etmesi ve petrol akışının aksaması, Çin’i Ortadoğu’daki enerji güvenliğini ABD’ye emanet etme stratejisini yeniden gözden geçirmeye zorlayabilir.

Buna karşın, Çin’in petrol rezervleri, ülkenin ihtiyacını yaklaşık 120 gün boyunca karşılayabilecek kapasitede. Ayrıca Rusya gibi alternatif tedarikçiler, bu şoku hafifletebilir. Petrol piyasasındaki bu çalkantılara rağmen, ABD’nin Asya-Pasifik bölgesinden Körfez’e askeri odak kaydırması ve gücünü yeniden yönlendirmesi, Çin’in stratejik çıkarlarına hizmet ediyor.

Çin’deki askeri planlamacılar, esasen ülke çevresine odaklanan stratejilerini göz önünde bulundurarak, ABD’nin askeri gücünü Çin yakınlarından Ortadoğu’ya kaydırmasını memnuniyetle karşılıyor olabilir. ABD, Hint-Pasifik bölgesinden silah ve birlikleri zaten taşımaya başladı; bunlar arasında Güney Kore’den İran’a sevk edilen bir THAAD füze savunma bataryası da yer alıyor. Savaş, ABD’nin sınırlı önleyici füze stoklarını tüketiyor. Diğer yandan Pentagon bölgeden Ortadoğu’ya kara ve deniz kuvvetlerini kaydırdı.

fdewrv
ABD uçak gemisi USS Abraham Lincoln’de bulunan savaş uçakları (Reuters)

Rusya ise İran’ı dış politikasında belirleyici bir unsur olarak görmüyor. Rusya’nın 2023 yılında açıkladığı Dış Politika Konsepti, ‘yakın çevreyi’ öncelikli alan olarak belirlerken, İran Ortadoğu ülkeleri arasında alt sıralarda yer aldı. Çin’in aksine Rusya, Ortadoğu’ya petrol ve gaz açısından bağımlı değil ve İran ile ticaret hacmi sınırlı.

Rusya, Belarus ve Kolektif Güvenlik Antlaşması Örgütü (CSTO) ülkeleriyle güvenlik düzenlemelerine bağlı, ayrıca Çin ile ‘kapsamlı ortaklık ve stratejik iş birliği’ ilişkisi sürdürüyor. Rusya, İran’a çok sayıda silah satışı gerçekleştirdi. Ancak buna rağmen İran, Rusya için yeterli önemde değil.

Mitchell’e göre, Çin’de olduğu gibi Rusya da bu savaştan özellikle enerji alanında önemli kazançlar elde edebilir. İran’ın Hürmüz Boğazı’nı kapatması, Çin ve Hindistan gibi ülkeleri Rusya’dan daha fazla petrol ithal etmeye zorlayacak. Küresel enerji fiyatlarındaki keskin artış ve petrol yaptırımlarının askıya alınması ise fosil yakıtlara dayalı Rus ekonomisi için ihtiyaç duyulan ek gelirleri sağlayabilir.

ABD’nin İran’a müdahalesi aynı zamanda Rusya’nın Ukrayna’daki savaşına da dolaylı destek sunuyor. ABD operasyonları özellikle önleyici füzeleri tüketiyor; THAAD, Patriot veya Tomahawk sistemlerinden İran’a yönlendirilen her füze, Ukrayna’daki cephelere ulaşamayacak. Ayrıca Rusya, İran’a ABD güçlerini hedef alırken istihbarat desteği sunarak Ortadoğu’daki Amerikan askeri tesislerinin konumlarını belirlemesine yardımcı olma fırsatına da sahip.

fvvfr
ABD’ye ait USS Delbert D. Black destroyeri, Epic Fury Operasyonu kapsamında bir Tomahawk füzesi fırlatırken (Reuters)

Böylece Rusya, ABD ile doğrudan bir çatışmaya girmeden İran’a dolaylı ve uzaktan destek sağlayabilir, savaşın avantajlarından faydalanabilir.

Mitchell’e göre, Çin ve Rusya’nın gösterdiği bu ölçülü tutum, ihmal değil, stratejik bir disiplinin göstergesi. ABD ordusunun kaynaklarının tükenmiş ve çok sayıda cepheye dağıtılmış olması, Çin’in Pasifik bölgesindeki çıkarlarına ve Rusya’nın Ukrayna’daki savaşına hizmet ediyor. Savaş ne kadar uzun sürerse, her iki ülke için potansiyel kazançlar da o kadar artıyor.


Pentagon, İran’a kara operasyonu planını hazırladı: Tarihin en karmaşık harekatı olacak

ABD ve İsrail, geçen yıl haziranda hedef aldıkları İsfahan'ı 28 Şubat'ta başlayan savaşta da vurdu (AFP)
ABD ve İsrail, geçen yıl haziranda hedef aldıkları İsfahan'ı 28 Şubat'ta başlayan savaşta da vurdu (AFP)
TT

Pentagon, İran’a kara operasyonu planını hazırladı: Tarihin en karmaşık harekatı olacak

ABD ve İsrail, geçen yıl haziranda hedef aldıkları İsfahan'ı 28 Şubat'ta başlayan savaşta da vurdu (AFP)
ABD ve İsrail, geçen yıl haziranda hedef aldıkları İsfahan'ı 28 Şubat'ta başlayan savaşta da vurdu (AFP)

ABD Başkanı Donald Trump'ın talimatıyla Savunma Bakanlığı (Pentagon), İran'daki uranyum stoklarını ülkeden çıkarmak için kara harekatı planı hazırladı.

Adlarının paylaşılmaması şartıyla Washington Post'a (WP) konuşan yetkililer, yaklaşık 450 kilogramlık uranyumun taşınması için hazırlanan planın geçen hafta Trump'a sunulduğunu belirtiyor.

Wall Street Journal, Beyaz Saray'ın kara harekatını değerlendirdiğini yazmıştı ancak Trump'ın doğrudan operasyon planı hazırlattığı bilinmiyordu.

Plan radyoaktif maddelerin kazılarak çıkarılması ve toplanmasını sağlamak için binlerce askerin ve ağır ekipmanın hava yoluyla İran'a gönderilmesini gerektiriyor.

Uluslararası Atom Enerjisi Kurumu'na (UAEK) göre İran'da yüzde 60 seviyesinde zenginleştirilmiş yaklaşık 440 kilogram uranyum stoku var. Bunun yarısının İsfahan'daki tesislerde yerin yaklaşık 90 metre altında depolandığı düşünülüyor. Geri kalan uranyumunsa Natanz ve diğer nükleer tesislerde saklandığı tahmin ediliyor.

Kaynaklar, plan kapsamında özel harekatçıların bölgeye gönderilebileceğini, Isfahan'daki tünellerden çıkarılan uranyum konteynerlerinin hava yoluyla taşınabileceğini söylüyor.

Ancak bazı uzmanlar bunun çok tehlikeli bir operasyon olacağına dikkat çekiyor. Emekli CIA görevlisi ve Deniz Piyadesi subayı Mick Mulroy şunları söylüyor:

Bu, tarihin en karmaşık özel operasyonlarından biri olacaktır. Silahlı kuvvetler için büyük bir risk teşkil ediyor.

ABD Merkez Kuvvetler Komutanlığı (CENTCOM) ve Özel Harekat Komutanlığı'nın başında bulunmuş emekli General Joseph Votel, uranyumu almanın en iyi yolunun ateşkes sağlandıktan sonra UAEK personeliyle koordineli çalışmak olduğunu belirtiyor.

Diğer yandan "Oraya girmek için savaşmak zorunda kalırsanız, bu şekilde de yapılabilir" diyor ve ekliyor:

Pek çok risk var. Son derece karmaşık bir planlama gerektiriyor. Muhtemelen kayıplar yaşanacaktır. Ancak bu, ABD Özel Harekat Kuvvetleri'nin üstlenmesi gereken bir görev. Bizim işimiz bu. Bu tür ortamlara girmek üzere özel olarak eğitilmiş personelimiz var.

Askeri yetkililer, ocak ayında Venezuela'ya düzenlenen harekata ya da 2011'de Usame bin Ladin'in Pakistan'da öldürüldüğü operasyona kıyasla bunun çok daha karmaşık ve ölümcül olacağını vurguluyor.

Amerikan komandolarının, mühendislerinin ve iş makinelerinin sürekli düşman ateşi altında çalışmak zorunda kalacağı ve büyük kayıplar verilebileceği belirtiliyor. Uzmanlara göre süreç sorunsuz ilerlese bile operasyonun tamamlanması haftalar alabilir.

Trump, İran savaşının temel hedeflerinden birinin Tahran yönetiminin nükleer silah üretmesini engellemek olduğunu öne sürüyor.

Cumhuriyetçi lider, savaşın başlarında İran'ın ABD anakarasını vurabilecek nükleer bombaları çok kısa sürede üretebileceğini iddia etmiş ancak istihbarat yetkilileri bu yönde raporlar olmadığını söylemişti.

Öte yandan Trump, çarşamba günü Reuters'a verdiği röportajda İran'daki uranyum stokuna dair şunları söyledi:

Bunlar yerin çok altında, dolayısıyla umurumda değil. Oradaki durumu uydularla her zaman takip edebiliriz.

ABD Başkanı, çarşamba gecesi Beyaz Saray'da yaptığı ulusa sesleniş konuşmasında İran'ın uranyum stokunu kullanmak için hamle yaptığını gördükleri an "füzelerle çok sert saldırılar düzenleyeceklerini" söylemişti.

Independent Türkçe, Washington Post, Guardian