Filistin’de ön cepheden canlı yayın yapan mobil basın

Filistinli gazeteciler birçok zorluk ve tehlike ile karşı karşıya kalıyor. (Getty)
Filistinli gazeteciler birçok zorluk ve tehlike ile karşı karşıya kalıyor. (Getty)
TT

Filistin’de ön cepheden canlı yayın yapan mobil basın

Filistinli gazeteciler birçok zorluk ve tehlike ile karşı karşıya kalıyor. (Getty)
Filistinli gazeteciler birçok zorluk ve tehlike ile karşı karşıya kalıyor. (Getty)

Gazze Şeridi'nin güneyindeki Han Yunus kentinin doğusunda yaşayan gazeteci Hasan Eslayeh, iş hayatında gece ve gündüz arasındaki farkı bilmiyor. İsrail'in saldırıları veya ulusal eğlence ve toplumsal faaliyetler gibi çeşitli etkinlik yerlerine gitmeye 24 saat boyunca hazır olan Hasan, cep telefonunu aracılığıyla gittiği bölgelerden ses kaydediyor, fotoğraf ve videolar çekerek bunları düzenliyor. Ayrıca telefonundan yazdığı haberleri çalıştığı medya kurumlarına göndererek daha sonra haberlerini aktif olduğu Telegram, Instagram ve Facebook gibi çeşitli sosyal medya platformlarında, kendisini acil haberlerin "ilk kaynağı" olarak gören on binlerce takipçisiyle paylaşıyor. 
Hasan Eslayeh Şarku’l Avsat’a verdiği röportajda yaşadığı deneyimle ilgili şu ifadeleri kullandı:
“Cep telefonu çalışmamı çok daha kolay hale getirdi. Yaklaşık 6 yıl önce gazeteciliğim için tek bir araç olarak kullanmaya başladım. 2014’te Gazze'deki son savaşı, 2018'de başlayan geri dönüş yürüyüşlerini, şehitlerin cenazelerini, mahkumların faaliyetlerini, çeşitli toplumsal faaliyetleri ve Gazze Şeridi boyunca koronavirüs krizinin etkilerini telefonumla kaydediyorum.”
Eslayeh, geniş bir gazeteci ve vatandaş kitlesinin telefonuyla çalışmasının önemini kavradığını ve ona sahada çalışmak için iyi bir alan sağladığını belirterek cep telefonuyla onlar için hazırladığı hikayeleri ve klipleri gördükten sonra mutluluklarını dile getirdiklerini ifade etti.
30’lu yaşlarındaki gazeteci Hasan Eslayeh, çalışması boyunca bazıları sosyal medya platformlarında milyonlarca etkileşime ulaşan ve birçok uluslararası medya kuruluşu tarafından paylaşılan binlerce fotoğraf ve video yayınladı. Bu sayede birçok uluslararası haber ajansının önünde tecrübesinden bahsetme fırsatı bularak akıllı telefonun bir gazetecilik aracı olarak kullanılmasının gerekli olduğunu, "mobil gazetecinin" ağır ekipmana ihtiyaç duymadığını ve malzemelerinin gönderilmesi için uzun süre beklemek zorunda olmadığını ifade etti. Aynı zamanda bu araçlar olmadan daha rahat hareket edileceğine dikkat çeken Eslayeh, en büyük sıkıntısının her bölgede bir internet ağı olmamasından kaynaklandığını ifade etti. Ayrıca, Filistin hakkındaki içeriklerle mücadele eden elektronik uygulamalara sahip şirketler tarafından hesaplarının sürekli kapatıldığına dikkat çekti.
Gazeteci Eslayeh’in telefonla olan ilişkisi bölgedeki tek örnek değil. Filistin'de, büyük miktarda para ve çaba gerektiren çeşitli geleneksel basın araçlarına alternatif olarak cep telefonunu hikayeler ve filmler hazırlamak için sahada kullanan birçok gazeteci var. Filistin gerçekliği ve mobil basın arasındaki ilişkiyi ele alan bazı araştırma çalışmalarına göre gazetecilerin daha fazla telefon kullandığı zamanlar İsrail krizleri ve ihlalleri sırasında gerçekleşiyor.
Bu araştırmalar arasında, 2016 yılında Gazze İslam Üniversitesi'nden Said Rıdvan tarafından “Filistinli Gençlerin Kriz Zamanlarında Mobil Gazeteciliğe Bağımlılığı” başlıklı yüksek lisans tezi yer alıyor. Rıdvan’ın söz konusu çalışmasına göre kriz zamanlarında Filistinli gençlerin mobil gazeteciliği kullanma oranı yüzde 79,4. Gençler mobil gazetecilerden aldıkları haberlere basındakilere göre yaklaşık yüzde 72 daha fazla güveniyor. Çalışma, sosyal medya platformlarının gençlerin bilgiye erişmek için kullandıkları en önemli araç olduğunu ve ikinci sırada “mobil tarayıcılar” ve ardından haber uygulamaları, ses ve video platformlarının geldiğini kaydetti.
Gazze'nin içinden yazılı ve görsel insan hikayeleri hazırlamada uzmanlaşmış bir gazeteci olan Hani Ebu Rızk, Şarku’l Avsat’a yaptığı açıklamada, güzel fotoğraf çekebilme yeteneğini farkettiğini ve geleceği için tartışmasız çok yararı olduğunu bildiği için cep telefonunu birkaç yıl önce iş başında kullanmaya başladığını söyledi. Birden fazla eğitim kursuna katılan Hani, telefonunu basında kullanmak için gerekli becerileri sağlama konusunda uzmanlaştığını, tüm meslektaşlarını telefonlarını sahada kullanmaya teşvik ettiğini ve onları bazı temel beceriler kazandıran rehberlere yönlendirdiğini belirtti.
Mobil ve geleneksel gazetecilik etrafındaki tartışmalara dikkat çeken Ebu Rızk açıklamasında şu ifadelere yer verdi:
“Günümüzde akıllı telefonlar, televizyon kanalları tarafından kullanılan yayın cihazlarının sağladıklarını aşabilecek yüksek kalitede video yayınlayabiliyor. Bir gazetecinin sahip olduğu telefonun kalitesi çalışmalarında onu kullanma tutkusunu gösteriyor. Daha fazla özellik ve kalite söz konusu olduğunda performans da güçlü, hızlı ve etkili olacaktır. Geleneksel kameraları destekleyen tüm araçlar artık daha küçük boyutta ve daha düşük bir fiyatla akıllı telefonlarda mevcut.”
Gazetecilerin yeteneklerini geliştirmekle ilgilenen birçok Filistinli kurum, son beş yılda mobil gazetecilik alanında özel kurslar düzenledi ve telefonlarını ve bazı destek araçlarını kullanarak birçok film ve hikaye üreten yüzlerce gazeteci, Batı Şeria ve Gazze Şeridi'nde iki şubesi olan Filistinli Kadınlar Vakfı da dahil olmak üzere onlardan yararlandı. Filistinli Kadınlar Vakfı, Media Club programı ve Avrupa tarafından finanse edilen bazı projeler aracılığıyla kadın ve erkek gazetecilerin yeteneklerini geliştirmek için çalışıyor. Vakfın Gazze’deki Koordinatörü Mine Hadar yaptığı açıklamada, "Mobil gazeteciliğe odaklanmamız, yeni küresel medyaya ayak uydurma ve gelişmelere katılma çerçevesinde geliyor. Filistin basınında çalışanların sayısını artırmak ve işlerini kolaylaştırmak için çalışıyoruz” dedi.
Batı Şeria’nın kuzey ve güney bölgelerinde ‘Canlı Yayın Gazetecisi’ olarak adlandırılan Mu’tasım Sekaf el-Hayt, neredeyse her gün Facebook sayfasında takipçileri için canlı yayın yapıyor. Yayın süresince İsrail'in vatandaşlara yönelik saldırılarını ve tüm protestoları aktaran Hayt, cep telefonuyla olan deneyiminin, yaşam tarzını tamamen değiştirdiğini ve birçok yerel ve Arap medya ve televizyonu ile çalışmak için önünün açıldığını ifade etti. Hayt “herkesin ondan işini "mobil" yapmasını istediğini, çünkü tüm mesajları ve görüntüleri iletmek için yeterli olduğunu çok iyi bildiklerini” söyledi.
Yakın gelecekte akıllı telefonların geleneksel kamera ve stüdyo araçlarının yerini tamamen alabileceğini düşünen Hayt, “200 dolar ile bir gazeteci artık profesyonel ve entegre bir şekilde işini tamamlamasını sağlayan bir akıllı telefona sahip olabilir” dedi.
Serbest gazeteci Emel Berikeh ise, kısa süre önce sadece mobil cihaz kullanarak bir dizi film ve görsel hikaye üretmeye başladı. Bu sayede toplumsal konulara ve çeşitli zorlu öykülere değindi ve bunları çeşitli yollarla yayınladı. En sonuncusu Temmuz 2019'da Gazze'deki Kadın İşleri Merkezi tarafından düzenlenen "Kadınlar Mobil Film Festivali" olmak üzere mobil filmlere özel bir dizi festivale katıldı. 15 filmin gösterildiği Festival’de filmlerin tamamı birkaç gün boyunca yoğun eğitim gören kadın gazeteciler tarafından akıllı telefonlarla çekildi.
Arap Araştırma ve Çalışmalar Merkezi’nin web sitesinde yayınlanan bir makalede Dr. Şerif el-Laban, akıllı telefonların entegre bir medya aracına dönüştüğünü, özellikle "akıllı telefonların sürekli olarak yeni teknolojilerin ve uygulamaların geliştirilmesi sayesinde mobil gazeteciliğin bir büyüme aşamasında olduğunu kaydetti. Çağdaş ve modern çağdaki konumu sayesinde akıllı telefonların kademeli olarak medya çalışması alanına girdiğini belirten Laban “yıllar önce acil mesajlaşma hizmetleriyle başlayıp gelişen mobil haber endüstrisi için tam bir kurum haline geldiğini” ifade etti.



Trump’ın Gazze planı sallantıda: 20 asker zor gönderilecek

Gazze'de ateşkesten bu yana İsrail'in saldırılarında binden fazla kişi yaşamını yitirdi (Reuters)
Gazze'de ateşkesten bu yana İsrail'in saldırılarında binden fazla kişi yaşamını yitirdi (Reuters)
TT

Trump’ın Gazze planı sallantıda: 20 asker zor gönderilecek

Gazze'de ateşkesten bu yana İsrail'in saldırılarında binden fazla kişi yaşamını yitirdi (Reuters)
Gazze'de ateşkesten bu yana İsrail'in saldırılarında binden fazla kişi yaşamını yitirdi (Reuters)

ABD Başkanı Donald Trump'ın öncülüğünde oluşturulan Uluslararası İstikrar Gücü (ISF), Gazze'ye öngörülenden çok daha az asker konuşlandıracak.

Adlarının paylaşılmaması şartıyla Wall Street Journal'a (WSJ) konuşan yetkililer, 20 bin askerden oluşması planlanan ISF'nin ilk etapta Gazze'ye sadece 10 ila 20 asker gönderebileceğini söylüyor.

Arnavutluk, Kazakistan, Kosova ve Fas'ın ISF'ye resmi katılım taahhüdü vermeye hazırlandığı belirtiliyor.

Askerler, ilk aşamada İsrail'in Gazze'deki Kerem Şalom sınır kapısı yakınlarında kurulacak ISF lojistik merkezine gönderilecek. Doğrudan Gazze'ye giremeyecek birlik burada eğitim alacak. ISF'nin Gazze içindeki ana görev merkezinin inşasının ise henüz başlamadığı ifade ediliyor.

Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi (BMGK), Gazze'de Barış Kurulu'nun kurulması ve ISF'nin görev yapmasını öngören ABD tasarısını Kasım 2025'te kabul ederken 31 Aralık 2027'ye kadar süre tanımıştı.

Kurucuları arasında Türkiye dahil 28 ülkenin yer aldığı Barış Kurulu'nun ilk ve tek toplantısı 19 Şubat'ta Washington'da düzenlenmişti. Trump, Gazze savaşının bittiğini ilan ederken, bölgeyi "başarı, güvenlik ve birlik örneği haline getireceğiz" demişti.

Çok geçmeden ABD ve İsrail, 28 Şubat'ta İran savaşını başlattı. Trump ise o günden bu yana Gazze'den nadiren bahsetti.

Barack Obama döneminde İsrail Büyükelçisi olarak görev yapan Daniel Shapiro, İran savaşının hem ABD'nin Gazze'yle ilgili projelerini geciktirdiğini hem de bölgedeki ülkelerin ISF'ye katılımını daha da belirsiz hale getirdiğini söylüyor.

ABD arabuluculuğunda 10 Ekim 2025'te sağlanan ateşkes kapsamında Hamas'ın silah bırakması, İsrail ordusunun bölgeden tamamen çekilmesi ve yeni bir geçiş yönetimi altında Gazze'nin tekrar inşa edilmesi planlanıyor.

Hamas, ateşkes kapsamında hükümeti feshedip yönetimi Filistinli teknokratlardan oluşan geçiş kuruluna teslim edeceğini hafta başında duyurdu. Ancak Gazze'yi 2007'den beri yöneten örgüt, silah bırakacağına dair herhangi bir güvence sunmadı.  

Uzmanlara göre, ateşkese rağmen Gazze'yi bombalamaya devam eden İsrail'le Hamas arasındaki sürecin tıkanması da Trump'ın Barış Kurulu'nun faaliyetlerini zora sokuyor.

Ayrıca ABD Başkanı, Barış Kurulu için 17 milyar dolarlık taahhütte bulunsa da bu miktarın çok azı tahsil edilebildi. WSJ, Gazze'nin Refah bölgesinde yaklaşık 25 bin kişiyi barındıracak yerleşim projesini desteklemek için Birleşik Arap Emirlikleri'nin 100 milyon dolar fon sağladığını aktarıyor. Ancak İsrail-Hamas müzakerelerinde yol kat edilememesi nedeniyle altyapı ve inşaat projelerinin de başlayamadığı belirtiliyor.

Independent Türkçe, Wall Street Journal, Guardian


Avn, Şarku’l Avsat’a konuştu: İşgali ve güney halkının acılarını bitirmek için müzakereyi tercih ettik

Lübnan Cumhurbaşkanı Joseph Avn (AP)
Lübnan Cumhurbaşkanı Joseph Avn (AP)
TT

Avn, Şarku’l Avsat’a konuştu: İşgali ve güney halkının acılarını bitirmek için müzakereyi tercih ettik

Lübnan Cumhurbaşkanı Joseph Avn (AP)
Lübnan Cumhurbaşkanı Joseph Avn (AP)

Güney Lübnan’da, özellikle Hürmüz Boğazı ve çevresinde ABD ile İran arasında artan askeri gerilimin etkisiyle yeni bir çatışma ihtimaline yönelik endişeler sürerken, Lübnan Cumhurbaşkanı Joseph Avn, ülkesini sarsan felaketten çıkış umudunu korumaya çalışıyor. ‘Felaket’ ifadesi abartı olarak görülmüyor. Zira İsrail’in Güney Lübnan’daki işgali ve buna eşlik eden yıkım genişlerken, yerinden edilenlerin yaşadığı sıkıntılar derinleşti, savaşın sorumluluğu ve bundan çıkış yollarına ilişkin iç siyasi ayrışma da belirgin şekilde arttı.

İsrail ordusunun Güney Lübnan’ın bazı bölgelerindeki varlığını sürdürdüğü mevcut tabloda, Lübnan yönetimi çözüm için büyük ölçüde ABD’nin desteğine bel bağlıyor. Beyrut, bu desteğin, 21 Temmuz’da Beyaz Saray’da ABD Başkanı Donald Trump ile Avn arasında yapılması planlanan görüşmenin ardından daha somut bir çerçeveye kavuşmasını umut ediyor.

Avn’ın Trump ile görüşmesindeki öncelikleri

Baabda Sarayı’nda konuşan Avn, Şarku’l Avsat’ın, Beyaz Saray’da yapılacak görüşmeden beklentilerine ilişkin sorusunu yanıtlarken, “Öncelikle Lübnan dosyasının ABD’nin gündeminde kalmasını istiyoruz. ABD ile iyi ilişkilere sahip olmanın önemini hatırlatmaya gerek yok. Başkan Donald Trump’ın ülkemize yardım etme isteğini dile getirmesinden faydalanmak istiyoruz. Onun rolü hayati önem taşıyor ve buna güveniyoruz. Son derece zor ve karmaşık bir süreçten geçiyoruz. ABD’nin, İsrail hükümeti üzerinde baskı kurarak Beyrut’un güney banliyösünü, altyapıyı hedef almasını ya da Güney Lübnan’daki işgal alanlarını genişletmesini engelleyebilecek tek taraf olduğunun farkındayız. Bu rolü üstlenebilecek başka bir aktör bulunmuyor” dedi.

Avn, “ABD yönetiminin, topraklarımızın tamamını geri almamıza yardımcı olmasını istiyoruz. Toprağımızdan bir karıştan, vatandaşlarımızdan ise tek bir kişiden dahi vazgeçmeyeceğiz. Egemenlik konusu bizim için taviz verilebilecek ya da farklı yorumlara açık bir mesele değildir. Bu, bağlı kaldığımız temel ulusal ilkelerin başında geliyor. Topraklarımızın geri verilmesini ve yalnızca Lübnan ordusunun, yani meşru Lübnan devlet kurumlarının denetiminde olmasını istiyoruz” ifadelerini kullandı.

Lübnan’ın bu çerçevede talebinin, meşru devlet kurumlarının otoritesini ülke topraklarının tamamında tesis etme yönündeki doğal hakkı olduğunu vurgulayan Avn, “Güney Lübnan’ı bölgedeki gelişmelerin insafına bırakamayız. Bölge halkı, farklı dönemlerde canları ve mallarıyla çok ağır bedeller ödedi. Ayrıca Lübnan’ın kaderi, güvenlik, ekonomi ve istikrar açısından güneyinin kaderinden ayrı düşünülemez” diye konuştu.

csvf
Güney Lübnan’daki bir kasabada savaşın bıraktığı enkaz (AP)

Avn, “Başkan Trump’tan, topraklarımızın tamamının geri alınmasına yönelik haklı taleplerimize destek vermesini istiyoruz. Kendisinin, İsrail’i Lübnan’dan çekilmeye ikna edebileceğini düşündüğünü görüyoruz. Güney Lübnan’daki durumu ve mevcut tablonun sürmesi ya da yeniden tırmanacak bir çatışmanın doğuracağı riskleri kendisine aktarmak istiyorum. Ayrıca, üstlendiği görev son derece zorlu olan ve desteğe ihtiyaç duyan Lübnan ordusuna ABD’nin destek vermesini umut ediyoruz. Savaşın yol açtığı yıkımın yeniden inşası ve ağır kayıplar yaşayan Lübnan ekonomisinin yeniden canlandırılması için de ABD’den destek ve yardım bekliyoruz” dedi.

İsrail ile doğrudan müzakere hesapları

Avn, İsrail ile doğrudan müzakere yöntemine ilişkin ülkede yaşanan görüş ayrılıklarına değinirken, “İdeal seçeneklere sahip olduğumuz bir durumda değildik. Savaşın daha da genişlemesi ve buna bağlı olarak işgal altındaki bölgelerin artması tehlikesi vardı. Yerinden edilenlerin dramı ve yıkım manzaraları son derece ağırdı. Beyrut’un ve ülkenin altyapısının geniş çaplı bir yıkıma uğraması riskiyle karşı karşıyaydık. Güç dengesindeki büyük eşitsizlik nedeniyle fiilen tek seçeneğimiz vardı. ABD’den yardım istemekten başka çaremiz yoktu. Doğrudan müzakereler, topraklarımızdaki işgal süresini kısaltmak, yerinden edilenlerin acılarını hafifletmek, köylerine dönüşlerinin önünü açmak ve savaşın yıktığı bölgelerin yeniden inşasını başlatmak için elimizdeki tek ciddi seçenekti” dedi.

dcfgthyju
Lübnan Cumhurbaşkanı Joseph Avn, Washington’a gitmeden önce Lübnan müzakere heyetiyle bir araya geldi. (Lübnan Cumhurbaşkanlığı)

Devletin ülkenin her karış toprağından ve her vatandaşından sorumlu olduğunu vurgulayan Avn, “Zor kararları ulusal sorumluluğumuz gereği aldık. Başka herhangi bir taraf adına bedel ödemeyi sürdürmemiz mümkün değil. Lübnan’ın kararları, meşru devlet kurumlarında alınmalıdır. Ülke kendi çıkarlarını, egemenliğini ve istikrarını savunmalıdır. Bu nedenle hiç kimsenin bizim adımıza ya da bizim yerimize müzakere etmesini ve Lübnan’ın başkalarının hesaplarında bir pazarlık unsuruna dönüşmesini kabul etmeyeceğimizi söyledik” ifadelerini kullandı.

Trump’ın Beyaz Saray’da kendisiyle İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu’yu bir araya getirme önerisinin ardından gündeme gelen tartışmalarla ilgili de konuşan Avn, “Böyle bir görüşme fikri zaten gerçekçi değil. Ancak zaman zaman sosyal medya ve bazı çevreler, gerçeğe dayanmayan senaryolar üretebiliyor” değerlendirmesinde bulundu.

Hükümeti devirme girişimleri

Hükümete karşı çıkan çevrelerin çerçeve anlaşmasını gerekçe göstererek kabineyi düşürme ihtimaline ilişkin değerlendirmede bulunan Avn, “Hükümet değişikliğinin anayasal çerçevede işleyen bir süreci vardır. Hükümeti sokak hareketleriyle düşürmeye çalışmak kabul edilemez. Devlet kurumları da imkânları ölçüsünde görevlerini yerine getiriyor. Hükümetin performansı son derece iyi, bakanlar verimli şekilde çalışıyor” dedi.

cdvfghyj
Hizbullah destekçileri, ABD, İsrail ve Lübnan arasında imzalanan üçlü anlaşmayı protesto etmek amacıyla Beyrut’un güney banliyölerindeki havaalanına giden eski yolu trafiğe kapattı. (AFP)

Hizbullah ile mevcut kopukluğa ilişkin ise Avn, “Biz kimseyle ilişkileri kesmeyi tercih etmedik. Kapımız da ofislerimiz de istisnasız herkese açık. Devletin, işgal süresini ve halkın yaşadığı sıkıntıları kısaltmak amacıyla benimsediği seçeneğe itiraz ediliyor. Bu hedefe ulaşmak için daha iyi bir önerisi olan varsa getirsin, birlikte değerlendirelim. Savaşın sürmesi bir seçenek değildir. Kapımız da gönlümüz de açıktır” ifadelerini kullandı.

ABD-İran mutabakatında Lübnan’daki ateşkese ilk maddede yer verilmesinin, Lübnan’ın İsrail ile imzaladığı çerçeve anlaşmasına etkisine ilişkin soruya ise Avn, “Lübnan’ın çıkarlarıyla örtüşen her türlü desteği memnuniyetle karşılarız. ABD, İsrail üzerinde baskı kurabilecek ya da onu ikna edebilecek tek ülkedir. İran ise Hizbullah ve kararları üzerinde etkide bulunabilecek tek aktördür. Ancak Lübnan’ı ilgilendiren her konuda müzakereyi yürütecek tarafın Lübnan’ın kendisi olduğu da açıktır” yanıtını verdi.

Meclis Başkanı Nebih Berri’nin İsrail ile yapılan çerçeve anlaşmasına yönelik muhalefeti hakkında da konuşan Avn, “Sayın Berri bir devlet adamıdır. İç barışın korunması, ordunun itibarı ve rolüne zarar verilmemesi ile sorunların sokakta çözülmesine karşı çıkılması gibi kırmızı çizgiler konusunda aynı görüşü paylaşıyoruz” dedi. Avn ayrıca, Başbakan Nevvaf Selam ile ilişkilerinin de son derece iyi olduğunu belirtti.

Avn ile Ordu Komutanı arasındaki ilişki

Avn, ülkedeki mevcut koşullar altında ordunun birlik ve bütünlüğünü koruyup koruyamadığı ve Ordu Komutanı Orgeneral Rudolf Heykel ile arasında sorun yaşandığı yönündeki iddialara ilişkin soruya, “Ordu birlik ve bütünlüğünü koruyor, görevini de aksatmadan yerine getiriyor. Zaten hükümetin aldığı kararları, elindeki imkânlar çerçevesinde uyguluyor. Ordu ve tüm güvenlik kurumları ellerinden geleni yapıyor. Orgeneral Heykel ile ilişkimiz günlük temas düzeyinde ve son derece iyi. Bazı basın organlarında yer alan iddialar gerçeği yansıtmıyor” yanıtını verdi.

fdbfb
Lübnan Cumhurbaşkanı Joseph Avn, Ordu Komutanı General Rudolf Heykel ile görüştü. (Lübnan Cumhurbaşkanlığı)

Arap ülkelerinin Lübnan’a verdiği destekten duyduğu memnuniyeti de dile getiren Avn, “Suudi Arabistan, her zaman olduğu gibi, haklarımızı ve egemenliğimizi yeniden tesis etmeye yönelik çabalarımıza destek amacıyla talep ettiğimiz hiçbir yardımı esirgemedi. Bu vesileyle Suudi yönetimine, özellikle de Veliaht Prens Muhammed bin Selman’a, Lübnan ürünlerinin yeniden ithal edilmesine izin verilmesi yönündeki kararı dolayısıyla teşekkür etmek istiyorum. Ayrıca Katar hükümetine Lübnan’a sağladığı destekten, Birleşik Arap Emirlikleri’ne (BAE) de vatandaşlarının yeniden Lübnan’ı ziyaret etmesine izin vermesinden dolayı teşekkür ediyorum” dedi.

Kendi güvenliğine ilişkin endişe duyup duymadığı yönündeki soruya ise Avn, gülümseyerek, “Bizi koruyan Allah’tır. Hiç kimse vakti gelmeden ölmez” cevabını verdi.


Belgeler, Sudan ordusu Amerikan barış planını kabul etme şartı olarak HDK’nin şehirlerden çekilmesini istedi

Sudan HDK mensupları (Arşiv- AFP)
Sudan HDK mensupları (Arşiv- AFP)
TT

Belgeler, Sudan ordusu Amerikan barış planını kabul etme şartı olarak HDK’nin şehirlerden çekilmesini istedi

Sudan HDK mensupları (Arşiv- AFP)
Sudan HDK mensupları (Arşiv- AFP)

Sudan ordusu, üç yıldır devam eden iç savaşı sona erdirmeyi amaçlayan ABD destekli barış teklifini kabul etmek için paramiliter Hızlı Destek Kuvvetleri’nin (HDK) kontrolü altındaki bütün şehirlerden tamamen çekilmesini şart koştu.

Reuters haber ajansının ulaştığı ve üst düzey yetkililer tarafından içeriği doğrulanan belgelere göre, geçtiğimiz ay sunulan ABD teklifi, her iki tarafın da 90 günlük insani bir ateşkese derhal uymasını öngörüyor. Söz konusu teklif; kalıcı bir ateşkesin müzakere edilmesi ve seçime giden süreçte siviller liderliğindeki barışçıl bir geçişin önünün açılmasını hedefliyor.

Şarku’l Avsat’ın Reuters’ten aktardığına göre belgelerde yer alan bilgilerde, Sudan hükümeti (ordu yönetimi), teklifin maddelerinin büyük bir kısmını kabul etti. Ancak "sınırlı geri çekilme" maddesine itiraz eden ordu yönetimi, barış planının; HDK’nin  11 Mayıs 2023 tarihinden bu yana ele geçirdiği bütün şehirlerden tamamen çekilmesini kapsaması gerektiğini vurguladı.