Rusya, İsrail’in Şam’ı bombalamasını görmezden geldi

Suriye hava savunma sistemleri İsrail’in hava saldırılarına karşı faaliyete geçti (AFP)
Suriye hava savunma sistemleri İsrail’in hava saldırılarına karşı faaliyete geçti (AFP)
TT

Rusya, İsrail’in Şam’ı bombalamasını görmezden geldi

Suriye hava savunma sistemleri İsrail’in hava saldırılarına karşı faaliyete geçti (AFP)
Suriye hava savunma sistemleri İsrail’in hava saldırılarına karşı faaliyete geçti (AFP)

Rusya, İsrail’in önceki gün Suriye’nin başkenti Şam’a düzenlediği ve İran yanlısı 5 milisin öldüğü hava saldırılarını görmezden geldi.
Suriye İnsan Hakları Gözlemevi (SOHR), İsrail’in Pazartesi gecesi Şam’ın güneyini hedef aldığı hava saldırılarında İran yanlısı 5 milisin öldüğünü bildirdi.
Gözlemevi’ne göre, İsrail, başkent Şam’ın güneyinde bulunan rejim ve İran yanlısı gruplara ait noktaları 6 füze ile hedef aldı.
Söz konusu saldırılarda İran yanlısı gruplardan Suriyeli olmayan 5 milis ölürken, 4’ü de yaralandı.
SOHR, yaralıların hava savunma güçlerinden olduğunu ve 2’sinin ağır yaralandığını belirtti.
Esed rejiminin resmi haber ajansı SANA ise söz konusu saldırıda 7 askerin yaralandığını bildirdi.
SANA’nın askeri kaynaklara dayandırarak verdiği haberde, İsrail’e ait savaş uçaklarının işgal altındaki Golan Tepeleri üzerinden Şam’ın güneyine doğru füzeler fırlattığı ve hava savunma sistemleri tarafından çoğunun düşürüldüğü bilgisi yer aldı.
Gözlemevi Koordinatörü Rami Abdurrahman, Şam’ın güneyinde konuşlanan İran yanlısı milisler ile rejim güçlerine ait mevzilere en az 6 roketin isabet ettiğini ve Suriye hava savunma sisteminin hiçbirini engelleyemediğini söyledi.

İsrail’in tutumu
İsrail ise hava saldırılarıyla ilgili suçlamaları reddetmediği gibi saldırıları üstlendiğine dair herhangi bir açıklama da yapmadı. Ancak İsrail Pazartesi günü işgal altındaki Golan Tepeleri’nin hava sahasını kapatma kararı aldı ve sivil uçakların geçişini engelledi. İsrail aynı şekilde Akka ve Ras Nakura sahillerini de kapattı. İsrail ordusu bu uygulamaların askeri tatbikat gerekçesiyle yapıldığını iddia etse de İsrailli askeri yetkililer, gazetecilerin ‘bu adımlar İran’ın doğrudan veya Hizbullah üzerinden misillemede bulunma ihtimaline karşı mı atıldı?’ sorusunu yalanlamadı. İsrail makamlarının bu gibi saldırılar sonrası “yorum yapmaması” kamuoyunda saldırıları üstlendiği şeklinde değerlendiriliyor.
İsrail suçlamalar karşısında sessizliğini koruyor. Fakat Tel Aviv’deki kaynakların aktardığına göre, İran Hava Polisi’ne bağlı İran Fars Air Qeshm Havayolu Şirketi'ne ait Boeing 747 tipi (EP-FAB) kargo uçağının Pazar sabah saat 07.00’da Şam Uluslararası Havalimanı’na iniş yaptığını öğleden sonra saat 14.00’te ayrılarak Tahran’a döndüğünü belirtti. Kaynaklar, kargo uçağının Şam’daki havalimanına askeri mühimmat boşalttığını ileri sürdü. Aynı kaynakların ifadelerine göre, İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu, Savunma Bakanı Benny Gantz ve askeri yetkililer, ‘İran’ın Suriye ve Lübnan’a silah transfer etmeyi sürdürmesine ve nükleer silah ile Hizbullah’ın elindeki füzeleri geliştirmesine izin vermeyeceklerini’ vurguladılar.
İsrail ordu yetkilileri, askeri tatbikatın bu sabah (Çarşamba) biteceğini duyurmasına rağmen Golan hava sahasını bu ayın sonuna kadar kapalı tutma kararı aldı. Karar 5 bin feet’in üzerine çıkan tüm sivil uçakları kapsıyor. İsrail ayrıca vatandaşların bu bölgedeki sahilleri kullanmasını yasakladı.
Öte yandan İsrailli yetkililer, son günlerde İran’ın doğrudan veya dolaylı bir şekilde misillemede bulunma ihtimaline işaret ediyorlar.
Haaretz gazetesinde yazan Amos Harel’in aktardığına göre, söz konusu yetkililer, artan hava saldırılarından dolayı İran’ın küçümsendiği duygusuna kapıldığını ve çıkarlarını savunabileceğini göstermek için misilleme hareketine kalkışmasını ihtimal dahilinde görülüyorlar. Harel, bu bağlamda ABD Merkez Kuvvetler (CENTCOM) Komutanı Orgeneral Kenneth McKenzie’nin Washington Post gazetesine verdiği demece dikkat çekti. McKenzie, söz konusu demecinde, ‘İran’ın bölgede yeni bir kriz çıkarmak için İsrail’e karşı misilleme yapabileceğini’ belirtti. McKenzie, “İran, Natanz Nükleer Tesisi'ne yönelik son saldırılardan İsrail’i suçluyor. Tecrübem, onların (İran) karşılık vereceğini söylüyor” ifadesini kullandı.

Rusya’nın sessizliği
Moskova, İsrail’in Suriye topraklarına düzenlediği hava saldırılarına karşı yorum yapmaktan kaçındı. Rus hükümetine bağlı medya, Rusya Savunma Bakanlığı’nın ‘Suriye hava savunma sistemlerinin İsrail saldırılarını püskürtmesi’yle ilgili açıklamasını aktarmakla yetindi.
Rusya olaya karşı tepkisiz kalırken, Rus analistler, İsrail saldırılarının ‘Tahran-Şam arasında imzalanan son askeri anlaşmaları test etmeyi amaçladığı’ değerlendirmesinde bulundu. Moskova, bu anlaşma karşısında da herhangi bir yorum yapmaktan kaçınmıştı. Gözlemciler Moskova’nın, Suriye ve İran arasındaki askeri bağları güçlendiren bu anlaşmadan rahatsız olduğuna işaret etmişlerdi. İsrail’in Suriye’ye yönelik saldırılarının, Rusya Savunma Bakanı Sergey Şoygu ile İsrailli mevkidaşı Benny Gantz arasında gerçekleşen telefon görüşmesinden sadece iki gün sonra gelmesi dikkat çekici. Rusya Savunma Bakanlığı’nın açıklamasında, tarafların ‘iki ülke arasındaki askeri işbirliğinin güçlendirilmesine ve genel olarak Orta Doğu'daki durumu’ ele aldığını bildirildi.
Açıklamaya göre iki bakan Rusya ile İsrail arasında askeri alandaki ortaklığın sürdürülmesi için ortak çaba gösterilmesinde mutabık kaldı.
Rusya, son iki yılda İsrail’in Suriye’ye dönük yüzlerce saldırısını görmezden geldi veya bazı dönemlerde ‘bu saldırıların sürmesi halinde sahadaki karmaşıklığı artmasına ve ülkedeki siyasi sürecin başlamasını baltalamasına neden olacağı’ şeklindeki ifadelerle yetindi.
Rus uzmanlar ise Moskova’nın, Suriye ordusuna ait altyapıyı hedef almaması şartıyla Tel Aviv’in Tahran destekli güçlerin mevzilerini vurmasına göz yumduğunu ve iki taraf arasında da bu konuda ‘dolaylı bir anlaşma’ bulunduğunu belirtiyorlar.
Rus kaynakların aktardığına göre, Moskova, daha önce Rus güçlerin terk ettiği bölgelere İranlı güçlerin konuşlanmasına rejim tarafından yeşil ışık yakılmasından rahatsızlık duyuyor. Bu bölgelerin başında Suriye’nin güneyi geliyor. Yaklaşık iki yıl önce Ürdün-Rusya-İsrail arasında yapılan anlaşmada İranlı güçlerin güney sınırından 80 kilometre uzaklaşmasına kararı çıkmıştı. Ancak Rusya’nın elindeki son veriler Şam’ın İranlı güçlere yeniden bu bölgeye konuşlanmasına izin verdiğini gösteriyor. Rusya’nın ayrıca İranlı güçlerin Şam Uluslararası Havalimanı çevresinde konuşlanmasından rahatsız olduğu belirtiliyor. Moskova daha önce bu bölgenin İsrail uçaklarının hedefi olmaması için rejimden İranlı güçleri bu bölgeden uzaklaştırmasını talep etmişti.
Diğer taraftan Rusya Dışişleri Bakanı Sergey Lavrov ile İranlı mevkidaşı Muhammed Cevad Zarif arasında dün Moskova’da bir görüşme gerçekleşti.
Görüşmede İran’ın nükleer dosyası ve Suriye’deki gelişmelerin ele alındığı belirtildi. Rusya Dışişleri Bakanlığı görüşme öncesi yaptığı açıklamada, iki tarafın Rusya, Türkiye ve İran liderlerinin geçtiğimiz haftalarda düzenledikleri sanal toplantıda alınan kararların uygulamadaki kararlılığı vurgulandı. İran Dışişleri Bakanlığı’nın açıklamasına göre, Zarif, İran Cumhurbaşkanı Hasan Ruhani’nin Rus mevkidaşı Vladimir Putin’e yazdığı mektubu Lavrov’a teslim etti.



Şara, cumhurbaşkanlığı görevini üstlenmesinin yıldönümünde şunları söyledi: Geleceği adalet ve kalkınma ile birlikte inşa edeceğiz ve Suriye'yi hak ettiği yere geri döndüreceğiz

Suriye Devlet Başkanı Ahmed el Şara (Reuters)
Suriye Devlet Başkanı Ahmed el Şara (Reuters)
TT

Şara, cumhurbaşkanlığı görevini üstlenmesinin yıldönümünde şunları söyledi: Geleceği adalet ve kalkınma ile birlikte inşa edeceğiz ve Suriye'yi hak ettiği yere geri döndüreceğiz

Suriye Devlet Başkanı Ahmed el Şara (Reuters)
Suriye Devlet Başkanı Ahmed el Şara (Reuters)

Suriye Cumhurbaşkanı Ahmed el-Şara, göreve başlamasının yıldönümünde Suriye haber ajansı SANA'ya göre bugün yaptığı açıklamada, Suriyelilerin "Suriye'yi hak ettiği yere geri getirecek kapsamlı bir kalkınmayla geleceği birlikte inşa edeceklerini" söyledi.

“X” platformunda yaptığı bir paylaşımda el-Şara şunları söyledi: “Suriye Arap Cumhuriyeti başkanlığı görevini üstlenmemin üzerinden bir yıl geçti. Bu süre zarfında, Suriye halkının her alanda gösterdiği fedakarlıkları ve sabrı hatırlıyorum ve Allah'tan bu emanete layık olmamı diliyorum.”

Şöyle devam etti: “Geleceği birlikte, sarsılmaz bir adalet, kalıcı istikrar ve kapsamlı bir kalkınma ile inşa edeceğiz; bu da Suriye'yi hak ettiği yere geri getirecek ve halkının özlemlerini karşılayacaktır.”

Şarku’l Avsat’ın SANA’dan aktardığına göre, 29 Ocak 2025'te Şam'daki Cumhurbaşkanlığı Sarayı'nda, "askeri operasyon komutanlığı ve Suriye devrimci güçlerinin geniş katılımıyla" Suriye devriminin zaferini ilan eden bir konferans düzenlendi.

SANA’nın haberine göre"konferans, Ahmed el-Şara'nın Cumhurbaşkanı olarak atanmasını, tüm askeri grupların ve devrimci siyasi ve sivil organların feshedilmesini ve devlet kurumlarına entegre edilmesini ilan ederek önemli bir dönüm noktası oldu."

Konferansta ayrıca 2012 anayasasının iptali, tüm istisnai yasaların askıya alınması, Beşşar Esed rejiminin ordusunun dağıtılması ve "Suriye ordusunun ulusal temeller üzerine yeniden inşası" ilan edildi.

Alınan kararlar arasında, Esed rejiminin güvenlik aygıtının dağıtılması ve yeni bir güvenlik kurumunun kurulmasının yanı sıra, Halk Meclisi, Arap Sosyalist Baas Partisi, Ulusal İlerici Cephe partileri ve bunlara bağlı örgüt, kurum ve komitelerin feshedilmesi ve herhangi bir isim altında yeniden kurulmalarının yasaklanması da yer alıyordu.


SDG, Şam ile kapsamlı bir anlaşmaya vardığını duyurdu: İşte anlaşmanın maddeleri

Haseke’de Suriye Demokratik Güçleri (SDG) mensupları (AFP)
Haseke’de Suriye Demokratik Güçleri (SDG) mensupları (AFP)
TT

SDG, Şam ile kapsamlı bir anlaşmaya vardığını duyurdu: İşte anlaşmanın maddeleri

Haseke’de Suriye Demokratik Güçleri (SDG) mensupları (AFP)
Haseke’de Suriye Demokratik Güçleri (SDG) mensupları (AFP)

Suriye Demokratik Güçleri (SDG) ile Şam yönetimi, bugün (Cuma) ateşkes ve taraflar arasında askeri, güvenlik ve idari kurumların kademeli entegrasyonunu öngören kapsamlı bir anlaşmaya varıldığını açıkladı. Anlaşma kapsamında Kürt halkının medeni ile eğitim hakların düzenlenecek.

Anlaşma kapsamında, temas hatlarındaki askeri birliklerin çekilmesi ve İçişleri Bakanlığı’na bağlı güvenlik güçlerinin Haseke ve Kamışlı merkezlerine konuşlandırılması öngörülüyor. Ayrıca, ağırlıklı olarak Kürtlerin liderliğindeki SDG bünyesinden tugaylar içeren bir askeri tümen kurulması kararlaştırıldı.

SDG, anlaşmanın maddelerini önce bir açıklamayla duyururken, Şam yönetimi daha sonra resmi medya aracılığıyla anlaşmayı teyit etti. Yeni düzenleme, SDG’den üç tugayı kapsayan bir askeri tümenin oluşturulmasını ve Kobani (Ayn el-Arab) güçlerinden bir tugayın Halep’e bağlı bir tümen içine alınmasını içeriyor.

frgty6u7
Haseke’de Suriye Demokratik Güçleri (SDG) unsurları (AFP)

Anlaşma metninde, “özerk yönetim” kurumlarının Suriye devlet kurumlarına entegre edilmesi ve sivil personelin statülerinin korunması da yer aldı.

Anlaşma metninde Metinde, yerinden edilenlerin bölgelerine geri dönüşlerinin garanti altına alınacağı da belirtiliyor.

Anlaşma hangi maddeleri içeriyor?

SDG’nin resmi internet sitesinde yapılan açıklamanın tamamı şöyle:

“Suriye Demokratik Güçleri ile Suriye Hükümeti Arasındaki Anlaşma Metni;

Suriye Demokratik Güçleri ile Suriye hükümeti arasında, kapsamlı bir anlaşma uyarınca ateşkese varılmış; iki taraf arasındaki askeri ve idari güçlerin kademeli bir entegrasyon süreci üzerinde de mutabakata varılmıştır.

Anlaşma; askeri güçlerin temas hatlarından çekilmesini, İçişleri Bakanlığı'na bağlı güvenlik güçlerinin Haseke ve Kamışlo şehir merkezlerine girmesini ve bölgedeki güvenlik güçlerinin entegrasyon sürecinin başlatılmasını, Suriye Demokratik Güçleri'nden üç tugayı içeren bir askeri tümen oluşturulmasını ve buna ek olarak Halep vilayetine bağlı bir tümen bünyesinde Kobani güçleri için bir tugay kurulmasını kapsamaktadır.

Anlaşma ayrıca, sivil memurların kadrolarının korunmasıyla birlikte Özerk Yönetim kurumlarının Suriye devlet kurumlarına entegre edilmesini de içermektedir.

Ayrıca Kürt halkının medeni ve eğitim haklarının düzenlenmesi ve yerinden edilenlerin bölgelerine geri dönüşlerinin garanti altına alınması konusunda da anlaşmaya varılmıştır.

Anlaşma, ilgili taraflar arasındaki işbirliğini güçlendirerek ve ülkeyi yeniden inşa etme çabalarını birleştirerek, Suriye topraklarını birleştirmeyi ve bölgede tam entegrasyon sürecini gerçekleştirmeyi amaçlamaktadır.”

Öte yandan, 24 Ocak’ta Şam ile SDG, aralarındaki ateşkesi 15 gün uzattıklarını ve görüşmelerin sürdüğünü açıklamıştı.

Kürtlerin öncülüğünde, Arap savaşçıları da bünyesinde barındıran SDG, Suriye iç savaşında kilit bir rol oynadı. ABD desteğiyle DEAŞ’a karşı mücadele eden SDG, örgütü Suriye’de büyük ölçüde yenilgiye uğrattı. Bu süreçte, kuzey ve doğu Suriye’de petrol sahalarını da içeren geniş alanların kontrolünü ele geçirerek özerk bir yönetim kurdu. Ayrıca binlerce radikal unsuru gözaltında tuttu; Uluslararası Af Örgütü, Ağustos 2023’te bu sayıyı yaklaşık 10 bin olarak tahmin etmişti.

Ancak Beşşar Esed’in devrilmesinin ardından, Ahmed eş-Şara liderliğindeki yeni Suriye yönetimi, ülkenin devlet güçleri altında birleştirilmesi hedefiyle SDG ile güçlerin ve kurumların entegrasyonu konusunda müzakerelere başladı. Görüşmeler zaman zaman tıkanırken, bir askeri çatışmanın ardından taraflar yeni bir anlaşmaya ulaştı.

Suriye hükümeti ile Suriye Demokratik Güçleri (SDG) arasında kapsamlı bir anlaşmaya varıldı. Anlaşma kapsamında SDG'den askeri tümen kurulacak, askeri ve idari güçlerin kademeli entegrasyonu sağlanacak ve Kürt halkının medeni ile eğitim hakların düzenlenecek.

Anlaşma metnine göre, “askeri güçler temas hatlarından çekilecek ve Suriye İçişleri Bakanlığı'na bağlı güvenlik güçleri Haseke ile Kamışlo şehir merkezlerine girecek”. Ayrıca SDG'ye bağlı üç tugaydan oluşan bir askeri tümen kurulacak ve Kobani güçleri için de Halep vilayetine bağlı bir tümen bünyesinde ayrı bir tugay oluşturulacak.


ABD’nin İsrail Büyükelçisi, Gazze'de yaşanan insanlık dramına karşı uyarıları engelledi

İsrail’in Gazze Şeridi’ne yönelik askeri operasyonu sırasında, kuzeydeki Beyt Lahiya’da ağır hasar gören Filistinlilere ait evler (18 Aralık 2024 – Reuters)
İsrail’in Gazze Şeridi’ne yönelik askeri operasyonu sırasında, kuzeydeki Beyt Lahiya’da ağır hasar gören Filistinlilere ait evler (18 Aralık 2024 – Reuters)
TT

ABD’nin İsrail Büyükelçisi, Gazze'de yaşanan insanlık dramına karşı uyarıları engelledi

İsrail’in Gazze Şeridi’ne yönelik askeri operasyonu sırasında, kuzeydeki Beyt Lahiya’da ağır hasar gören Filistinlilere ait evler (18 Aralık 2024 – Reuters)
İsrail’in Gazze Şeridi’ne yönelik askeri operasyonu sırasında, kuzeydeki Beyt Lahiya’da ağır hasar gören Filistinlilere ait evler (18 Aralık 2024 – Reuters)

ABD Uluslararası Kalkınma Ajansı (USAID) çalışanları, 2024’ün ilk aylarında, Gazze’nin kuzeyinde gıda ve tıbbi yardım eksikliğinin kritik boyutlara ulaştığına dair uyarılarını, dönemin ABD Başkanı Joe Biden yönetimindeki üst düzey yetkililere iletti. Şarku'l Avsat'ın Reuters’tan aktardığı habere göre, söz konusu uyarılar kurum içi yazışmalar yoluyla yapıldı.

Hamas’ın 7 Ekim 2023’teki saldırılarının ve İsrail’in Gazze’ye kara harekâtının üzerinden üç ay geçtikten sonra hazırlanan iç mesajda, Ocak ve Şubat aylarında iki aşamada bölgeye giden Birleşmiş Milletler çalışanlarının sahada gözlemlediği sarsıcı manzaralar ayrıntılı biçimde yer aldı.

frgtyu7
Gazze Şeridi’nin kuzeyindeki Beyt Lahiya’da, hayır mutfağından pişmiş yemek almak için bekleyen Filistinliler, 28 Nisan 2025 (Reuters)

Çalışanlar, yollarda insan uyluk kemiği ve başka kemikler gördüklerini, araçlarda bırakılmış cesetlere rastladıklarını aktardı. Ayrıca özellikle gıda ve temiz içme suyu başta olmak üzere insani ihtiyaçlarda “felaket düzeyinde” bir eksiklik bulunduğunu vurguladılar.

Ancak Reuters’in görüştüğü dört eski yetkili ile incelenen belgelere göre, ABD’nin İsrail Büyükelçisi Jack Lew ve yardımcısı Stephanie Hallett, telgrafların yeterli tarafsızlık içermediği gerekçesiyle ABD hükümeti içinde daha geniş biçimde dağıtılmasını engelledi.

Gazze’deki duruma resmî itiraf meselesi

Altı eski ABD’li yetkili, Şubat 2024’te gönderilen telgrafın, yılın ilk yarısında iletilen ve İsrail’in Gazze’ye yönelik savaşı nedeniyle sağlık, gıda, hijyen koşullarındaki hızlı bozulmayı ve toplumsal düzenin çöküşünü belgeleyen beş telgraftan biri olduğunu söyledi.

vf
Gazze Şeridi’nin kuzeyindeki Cibaliye’de, savaşta yıkılan binaların enkazı arasında yürüyen Filistinliler, 6 Ocak 2026 (Reuters)

Reuters bu telgraflardan birini inceledi. Diğer dört telgrafın da Lew ve Hallett tarafından “tarafsızlık” kaygısıyla engellendiğini, içeriklerini bilen dört eski yetkili doğruladı.

Üç eski ABD’li yetkili, bu telgraflardaki ayrıntıların olağanüstü derecede sarsıcı olduğunu ve yönetim içinde geniş biçimde paylaşılsaydı üst düzey karar alıcıların dikkatini çekeceğini belirtti. Yetkililere göre bu durum, Biden’ın aynı ay yayımladığı ve ABD istihbarat ve silah tedarikini İsrail’in uluslararası hukuka uyumuna bağlayan ulusal güvenlik muhtırasına yönelik denetimi de sıkılaştırabilirdi.

O dönem USAID’de Batı Şeria ve Gazze’den sorumlu bilgi birimi başkan yardımcısı olan Andrew Hall, “Telgraflar insani bilgiyi aktarmanın tek yolu değildi; ancak büyükelçinin Gazze’deki gerçek durumu resmen kabul etmesi anlamına gelirdi” dedi.

ABD’nin Kudüs Büyükelçiliği, bölgedeki diğer büyükelçiliklerden gelenler de dahil olmak üzere Gazze’ye ilişkin telgrafların çoğunun hazırlanması ve dağıtımını denetliyordu. Üst düzey bir eski yetkili, Büyükelçi Lew ve yardımcısı Hallett’in sık sık USAID yönetimine, telgraflardaki bilgilerin zaten medyada geniş biçimde yer aldığını söylediklerini aktardı.

Eski Dışişleri Bakanı Antony Blinken ile Biden’ın temsilcileri, söz konusu telgrafların hiçbir zaman ABD hükümetinin üst kademelerine ulaşmadığı iddiasına ilişkin yorum taleplerine yanıt vermedi.

Gazze savaşı, Hamas’ın 7 Ekim 2023’te düzenlediği ve 1.250’den fazla kişinin öldüğü saldırıların ardından başladı. Filistin Sağlık Bakanlığı verilerine göre Gazze’de hayatını kaybedenlerin sayısı 71 bini aştı.

ABD Başkanı Donald Trump, geçen yıl eylülde Beyaz Saray’da İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu’nun yanında Gazze için barış planını açıklamış olsa da, çatışmalar durmadı. Filistin Sağlık Bakanlığı’na göre, ateşkesin yürürlüğe girmesinden bu yana yaklaşık 481 kişi daha öldürüldü.

Biden yönetiminin savaş boyunca İsrail’e verdiği destek, Demokrat Parti içinde derin bir bölünmeye yol açtı ve konu parti adayları açısından hâlâ çözülmüş değil. Reuters/Ipsos’un geçen ağustosta yaptığı ankete göre, Demokratların yüzde 80’inden fazlası İsrail’in Gazze’deki askerî karşılığının aşırı olduğunu ve ABD’nin açlık riskiyle karşı karşıya olan Gazze halkına yardım etmesi gerektiğini düşünüyor.