BMGK toplantısında ABD ve Rusya’dan Suriye seçimlerine karşı farklı tepkiler

BMGK üye ülkelerinin temsilcileri sanal toplantı düzenledi (BM sayfası)
BMGK üye ülkelerinin temsilcileri sanal toplantı düzenledi (BM sayfası)
TT

BMGK toplantısında ABD ve Rusya’dan Suriye seçimlerine karşı farklı tepkiler

BMGK üye ülkelerinin temsilcileri sanal toplantı düzenledi (BM sayfası)
BMGK üye ülkelerinin temsilcileri sanal toplantı düzenledi (BM sayfası)

Washington, Suriye’de yapılan Halk Meclisi Seçimi sırasında, seçim görevlilerinin daha önceden Baas Partisi adayların isimlerinin işaretli olduğu oy pusulaları dağıttığını belirten ‘güvenilir raporlara’ işaret ederek, bu seçimi ‘Birleşmiş Milletlerin (BM) yürüttüğü siyasi sürecin Beşşar Esad rejimi tarafından ortadan kaldırılmasını hedefleyen yalan bir bahane’ olarak niteledi. Moskova ise söz konusu seçimi ‘yürütme yasama yapılarının doğal bir şekilde işlediğinin’ kanıtı şeklinde değerlendirdi.
BM Suriye Özel Temsilcisi Geir Pedersen, video konferans yoluyla düzenlenen BM Güvenlik Konseyi (BMGK) oturumunda brifing verdi. Pedersen, Suriye Anayasa Komisyonu çalışmalarının gelecek ay yeniden başlamasını umduğunu belirtti.
Suriye temsilcisi olarak göreve başladığından bu yana ‘tutuklular, zorla alıkonan/kaçırılan kişiler’ meselesinde ‘çabalarının merkezine’ koyduğunu anlatan Pedersen, bu meselenin ‘toplum içinde ve ayrıca uluslararası ortaklar ve taraflar arasında büyük güven inşa edebilecek insani bir mesele’ olduğunu ifade etti. Bu meselede ‘ilerleme kaydedilmemesinin üzücü olduğunu’ söyleyen Pedersen, Suriye hükümetine ‘tutukluları ve kaçırılan kişileri tek taraflı olarak serbest bırakma’ çağrısında bulundu.
“Şu an Suriyeliler başka bir tsunamiden muzdarip o da ekonominin çöküşüdür” diyen Pedersen, Suriye’deki enflasyon ve işsizlik oranlarında büyük artış yaşandığına, daha fazla şirketin kapandığına ve gıda güvenliği eksikliği oranlarının yükseldiğine ve bu nedenle ‘ailelerin öğün sayısını azaltmak zorunda kaldıklarına’ işaret etti. Suriye’nin birçok bölgesinde yeni tip koronavirüs (Kovid-19) vaka sayısında artış yaşandığını belirten Pedersen, tüm taraflara insani yardımların ulaşmasını güvence altına almaları için çağrıda bulundu.
Suriye’nin güneyinde ve doğusunda ise DEAŞ’ın faaliyetlerinin endişe verici olduğunu ifade eden Pedersen, Haseke’de tutuklu DEAŞ mensuplarının da isyan çıkardığını belirtti.
Uluslararası tarafların ‘daha geniş bir siyasi sürecin ilerletilmesi için çalışmasını’ umduğunu kaydeden Pedersen, “Yalnızca uluslararası taraflar arasında diyalog kurmak bile Suriye ve Suriyelilerin karşı karşıya olduğu insani ihtiyaçlar, tutuklama, yerinden edilme, şiddet, terörizm, yoksulluk, ekonominin kötüleşmesi, Suriye egemenliğinin, bölgesel güvenliğinin ve bağımsızlığının ihlali gibi birçok zorluğu iyileştirmeye başlamamızı mümkün hale getirecektir. Bu zorlukların doğası konusunda çelişkili görüşler duymaya devam ediyoruz; yaptırımlar konusunda yapılan tartışmalar bunlara sadece bir örnektir. Ciddi ve önemli uluslararası diplomasi, karşılıklı adımlar da dahil olmak üzere farklılıkların arasında köprü oluşturmalıdır. Böyle bir diyalogda (Rusya ve ABD arasında) ortak çıkar var. Suriye halkının acılarına son vermek ve geleceklerini tayin etmelerine izin vermek için öne doğru adım adım bir yol çizilmesi gerekir” dedi.
Alman hükümeti adına toplantıda konuşan Devlet Bakanı Niels Annen, “BMGK, bütün tarafları, keyfi olarak gözaltına alınan tüm kişilerin derhal serbest bırakmaya teşvik etmek için birleşmelidir. Özellikle tutukluların büyük çoğunluğunu alıkoyan Suriye rejimine karşı. Suriye'de barış ve uzlaşma ancak 2254 sayılı karar uyarınca BM himayesinde siyasi bir süreçle sağlanabilir. Suriye’nin tamamında acil ve tam bir ateşkes çağrısında bulunuyorum. Almanya, Suriye'deki çatışmalar sırasında işlenen en ciddi suç ve zulümlerin cezasız kalmaması için başta Suriye’ye yönelik uluslararası, tarafsız ve bağımsız mekanizma ve Soruşturma Komisyonu olmak üzere tüm çabaları desteklemeye devam ediyor. Failler hesap verecek ve kurbanlar adalete kavuşacaklar. Tüm ülkelerden faillerin peşine düşülmesi ve dokunulmazlığa karşı mücadele için ellerindeki tüm hukuki araçları kullanmasını talep ediyorum” ifadelerini kullandı.
ABD’nin BM Daimi Temsilcisi Kelly Craft, toplantı sırasında yaptığı konuşmada şunları kaydetti:
“Gerçek ilerleme ve gerçek müzakereler görmeye ihtiyacımız var, özgür ve şeffaflıktan uzak seçim fırsatları ve fotoğraf çekmeye değil. Trump yönetimi (19 Temmuz’da düzenlenen) seçimleri kesinlikle BM’nin yürüttüğü siyasi sürecin Beşşar Esad rejimi tarafından ortadan kaldırılmasını hedefleyen yalan bir bahane ve Esed rejiminin düzenlediği Suriye halkının liderlerini seçmek için gerçekçi seçenekler bulmadığı uzun seçim süreçleri dizisinden biri olarak görüyor. ABD, seçim görevlilerinin daha önceden Baas Partisi adayların isimlerinin işaretli olduğu oy pusulaları dağıttığını gösteren güvenilir raporlar aldı. Ülke dışında yaşayan -devrimden önce Suriye nüfusunun dörtte birini oluşturan- Suriyelilerin oy kullanmasına izin verilmedi. Suriye'deki seçimler özgür ve adil olmalı, Birleşmiş Milletler tarafından denetlenmeli ve Suriye diasporasının katılımını kapsamalıdır. BMGK, Suriye’de gelecekte düzenlenecek herhangi bir seçimin 2254 sayılı karar doğrultusunda yapılması ve Anayasa Komisyonu’nun yeni Suriye Anayasası’nı yazması için gecikmeksizin ileriye doğru harekete geçmesi yönündeki talebimiz üzerinde birleşmelidir.”
Fransa'nın BM Daimi Temsilcisi Nicolas de Riviere, toplantı sırasında şunları söyledi:
“Tek meşru siyasi süreç Cenevre’de BM gözetiminde yürütülmektedir. Anayasa Komisyonu toplantılarının üçüncüsüne hazırlık için mümkün olan en yakın sürede görüşmeler yeniden başlatılmalıdır. Rejimin Anayasa Komisyonu’nun çalışmasını baltalaması kabul edilemez bir durum. Güvenilir bir siyasi geçiş oluşturmak için Anayasa Komisyonu tek başına yeterli değil. Bilakis Suriye halkının beklentilerinin karşılanması için 2254 sayılı kararın tüm unsurları uygulanmalıdır.”
Rusya’nın BM Daimi Temsilcisi Vasiliy Nebenzya, Suriye’de yapılan son Meclis Seçimin ‘silahlı çatışmanın başlangıcından bu yana ülkede gerçekleşen üçüncü seçim dönemi’ olduğunu belirtti.
Nebenzya, “Seçimlerin organize edilmesiyle, Suriyeli makamlar yasama ve yürütme organı yapılarının doğal bir şekilde çalışmasını sağlıyor” dedi.
Nebenzya, Anayasa Komisyonu’nun yeniden başlatılması için bütün taraflara ‘Suriyeli partilerle ilişki kurarak ve onları yapıcı diyaloga teşvik ederek siyasi süreci desteklemeye’ çağırdı.
Nebenzya, konuşmasının devamında, “Suriye’de barış ve istikrarı sağlamanın tek yolu, Suriye’deki tüm toprakların yeniden Şam'ın kontrolüne girmesi, kapsamlı diyalog üzerinden siyasi çözümün güçlendirilmesi ve bütün Suriye halkının tüm kesimlerini bir araya getirilmesinden geçer. Bunun mümkün olan en kısa sürede gerçekleşmesi için hiçbir çabadan kaçınmamalıyız” dedi.



Amerikalı Hristiyanlar, Suriye ve Tucker Carlson'ın değişimi

 Suriye'nin eski Halep bölgesindeki yıkımın ortasında kilisenin bir bölüm, 10 Aralık 2016
Suriye'nin eski Halep bölgesindeki yıkımın ortasında kilisenin bir bölüm, 10 Aralık 2016
TT

Amerikalı Hristiyanlar, Suriye ve Tucker Carlson'ın değişimi

 Suriye'nin eski Halep bölgesindeki yıkımın ortasında kilisenin bir bölüm, 10 Aralık 2016
Suriye'nin eski Halep bölgesindeki yıkımın ortasında kilisenin bir bölüm, 10 Aralık 2016

Kemal Allam

Son zamanlarda ABD Başkanı Donald Trump ve “ABD'yi Yeniden Harika Yap” (MAGA) hareketinin yakın çevresinde İsrail'i çevreleyen yoğun tartışma hakkında çok şey söylendi ve yazıldı. Zira şu anda ABD, Trump yönetiminin İsrail'e verdiği sarsılmaz desteğe karşı eşi benzeri görülmemiş bir tepkiye sahne oluyor.

Bu tartışma genellikle olduğu gibi Bernie Sanders destekçileri veya radikal sol tarafından değil, ABD'nin güneyindeki muhafazakar Hristiyan çevrelerin kalbi tarafından yönetiliyor. Bu hareketin büyük bir kısmına, tartışmasız Trump'ın yakın çevresindeki en önemli ve etkili isim olan Tucker Carlson öncülük ediyor.

Suriye'deki savaşın ve özellikle Suriyeli Hristiyanların içinde bulunduğu kötü durumun, Tucker'ın Fox News'deki tavrını değiştirmesine neden olduğunu söylemek abartı olmaz. Buna ilave olarak, Arap Hristiyanları tekrar gündeme getirmek ve Amerikan medyasında seslerini duyurmak için uzun bir yolculuk başladı. Amerikalı Hristiyan gruplar da Suriye'yi yavaş yavaş Hristiyanlığın kalbi olarak görür hale geldiler.

Doğu Hristiyanlığının kalbi Suriye

Suriye, 19. yüzyıldaki Osmanlı dönemine kadar giden uzun bir süre boyunca, Amerikalı Hristiyanlar için her zaman özel bir yere sahip oldu. O zamanlar Suriye Antakyası olarak bilinen ve şimdi Türkiye’nin kontrolünde olan Hatay’a yapılan hac yolculuklarında, Amerikalı hacılar Antakya ve Tarsus'tan Şam'a, ardından güneye doğru ilerleyerek Kudüs'te hac yolculuklarını tamamlarlardı.

Suriyeli rahipler Aramice ve Süryanice öğretiyor ve burada çeşitli Amerikan kolejleri kuruluyordu. Ünlü Amerikan Beyrut Üniversitesi bile 1863 yılında öncelikle Suriye Protestan Koleji adıyla açılmıştı. “Suriye” kelimesi ilk Hristiyanlarla yakından ilişkilendirilmiş ve hatta ders kitaplarında Kudüs, Güney Suriye'nin bir parçası olarak kabul edilmişti. Bu, elbette Filistin'in ve özellikle Kudüs'ün Büyük Suriye'nin bir parçası olarak kabul edildiği klasik Arapçadaki “Biladüş-Şam” terimiyle de örtüşüyor. Buna göre Hristiyanlığın beşiği Antakya'dan Şam'a ve Kudüs'e kadar uzanıyordu.

Tucker, İsrail'e Hristiyan desteğinin önde gelen isimlerinden Ted Cruz'a meydan okumuş, milyonlarca kişi tarafından izlenen bir videoda onu küçük düşürerek, ABD'nin şimdi İsrail'de ne yaptığını ve Arap Hristiyanları neden görmezden geldiğini sormuştu

Suriye'deki savaşın, Irak'tan Filistin'e kadar Doğu Hristiyanlığına yönelik baskıyı tartışmasız bir şekilde ön plana çıkardığını söyleyebiliriz. Tıpkı 19. yüzyılda olduğu gibi, Amerikalılar bir kez daha Suriye'yi Doğu Hristiyanlığının kalbi olarak görmeye başladılar. Bu aynı zamanda Arap Hristiyanların önemine ilişkin algı ve anlatıda bir değişime yol açtı.

Suriye'deki savaş tüm Suriyelilerin hayatlarını derinden etkiledi. Ancak komşu Irak ve Lübnan'da olduğu gibi, Suriye'deki Hristiyanlar da inançları nedeniyle radikal grupların hedefi haline gelerek ağır bir yük taşıdılar. 2016 yılında, Suriye ve Ortadoğu'daki savaşta Hristiyanların öldürülmesi, Rus Ortodoks Kilisesi Patriği ile Papa Francis arasında 1000 yıl aradan sonra ilk görüşmenin gerçekleşmesine yol açtı.

ABD Başkanı Donald Trump (solda), Arizona'daki canlı yayın turu sırasında Amerikalı yorumcu Tucker Carlson’a canlı bir röportaj vereceği yere geliyor, 31 Ekim 2024 (AFP)ABD Başkanı Donald Trump (solda), Arizona'daki canlı yayın turu sırasında Amerikalı yorumcu Tucker Carlson’a canlı röportaj vereceği yere geliyor, 31 Ekim 2024 (AFP)

Suriye, Carlson ve Amerikalıların dikkatini çekiyor

Bu yılın başlarında, muhafazakâr Amerikalı televizyon sunucusu Tucker Carlson, Washington'un İsrail'in Filistinli Hristiyanları öldürmesine ve onlara zulmetmesine verdiği desteği sorgulayarak, İsrail lobisini ve Hristiyan Siyonist ideolojinin savunucularını kızdırmıştı. Carlson, Beytüllahimli bir papaz olan Evanjelik Lüteriyen Kilisesi'nden Rahip Munther Isaac ile röportaj yaptı. Isaac, ABD'de kutsal topraklardaki Hristiyanlara yönelik muamele konusunda süregelen farkındalık eksikliğini gösteren bir kayıt sundu. O dönemde Fox News sunucusu olan Carlson, 2018'de ana akım Amerikan medyasında Suriyeli Hristiyanların geniş çapta öldürülmesiyle ilgili bir tartışma başlattı. Şarku'l Avsat'ın al Majalla'dan aktardığı analize göre ABD'nin Ortadoğu'daki Hristiyanları hedef alan örgütlere verdiği desteği sürekli sorguladı. Ardından Tucker, İsrail'e Hristiyan desteğinin önde gelen isimlerinden Ted Cruz'a meydan okudu, milyonlarca kişi tarafından izlenen bir videoda onu küçük düşürdü. Cruz'a İncil'in temelleri hakkında sorular sordu. ABD'nin İsrail'deki mevcut eylemlerinin ve Arap Hristiyanlara karşı duyarsızlığının doğru yol olduğunun bu kitabın neresinde söylendiğini sordu.

Suriye, Arap Hristiyanları dünya haritasına yerleştirmekle kalmadı, aynı zamanda Amerikalı Hristiyanların Ortadoğu'ya bakış açısını da değiştirdi

Carlson, ABD'deki muhafazakârları harekete geçiren ve Suriyeli Hristiyanların önemini vurgulayan bir kampanyaya öncülük etti. Brad Hough ve Zachary Wingard, Suriyeli Hristiyanların çektiği acıları ve bunun Doğu Hristiyanlığı üzerindeki etkisini belgeleyen, bu konunun Amerikalı Hristiyanların dikkatini nasıl çekmeye başladığını ayrıntılarıyla anlatan “Çarmıha Gerilen Suriye” adlı ortak bir kitap yazdılar. Suriye'de görev yapmış bir ABD Deniz Piyadeleri gazisi olan Brad Hough, ABD genelinde bir tura çıkarak okullarda ve kiliselerde Arap Hristiyanlar ve Amerikan Hristiyanlığının Huckabee ve Cruz gibi Evanjeliklerin tek taraflı bakış açısından kurtulmasının önemi hakkında konuşmalar yaptı. Şimdi de eskiden “Madam Maga” olarak bilinen ABD’li Temsilci Marjorie Taylor Greene gibi isimlerin, İsrail'i destekleyen egemen Hristiyan akımdan koptuğunu görüyoruz. Önde gelen muhafazakâr bir talk-show sunucusu olan Megyn Kelly, Hristiyanların Arap Hristiyanlara olanları nasıl görmezden gelebildiğini sorguluyor.

Şam Ermeni Apostolik Kilisesi Piskoposu Armaş Nalbandyan, eski Şam bölgesindeki Bab el-Şarki'de bulunan Aziz Sarkis Kilisesi'nde düzenlenen Noel Ayini'nde su kutsaması sırasında bir güvercin heykelini tutuyor, 6 Ocak 2025 (AFP)Şam Ermeni Apostolik Kilisesi Piskoposu Armaş Nalbandyan, eski Şam bölgesindeki Bab el-Şarki'de bulunan Aziz Sarkis Kilisesi'nde düzenlenen Noel Ayini'nde su kutsaması sırasında bir güvercin heykelini tutuyor, 6 Ocak 2025 (AFP)

Arap Hristiyanlar ön planda

Tucker Carlson'ın Suriye, Gazze ve Batı Şeria'daki Hristiyan din adamlarına bir platform sunma hareketine liderlik etmesiyle birlikte, diğer Arap Hristiyanlar da öne çıkmaya başladı. Hem Trump yönetimi içinde hem de Washington’daki siyasi çevrelerde, önde gelen Arap Hristiyanların siyasete liderlik etmesinde kademeli, ancak önemli bir değişim yaşandı. Trump'ın avukatı ve yakın arkadaşı Alina Habba, Keldani ve Irak kökenli. Eski ABD Ulusal Güvenlik Danışmanı ve şu anki ABD Birleşmiş Milletler Daimi Temsilcisi Michael Waltz'un eşi Julia Nesheiwat, Ürdünlü tanınmış bir Hristiyan aileden geliyor. Nesheiwat, Waltz'un eşi olmasının yanı sıra orduda, Beyaz Saray'da ve diğer resmi görevlerde de bulunmuş. Trump'ın kızı da Arap oylarını Trump'a çekmede aktif rol oynayan ve Amerikan siyasetine daha geniş bir Arap Hristiyan tabanı kazandırmaya yardımcı olan tanınmış bir Lübnanlı Hristiyan aileden birisiyle evli. Ayman Abdel Nour, Washington'daki önde gelen Hristiyan seslerden biri ve Capitol Hill'deki Suriye politikasında etkili bir isim. Mısır asıllı Hristiyan Dr. Marty Makary, şu anda Gıda ve İlaç Dairesi Komiseri ve Trump'ın baş tıbbi danışmanı.

Tüm bunların zirve noktası, Hollywood’ın Hz. İsa'yı her zaman sarı saçlı ve mavi gözlü olarak tasvir ederken, şu anda en popüler televizyon dizisi olan The Chosen’un kadrosunda, Hz. İsa'yı canlandıran Mısır-Suriye asıllı Arap-Amerikalı aktör Jonathan Roumi'nin de yer almasıdır.

Suriye, Arap Hristiyanları dünya haritasına yerleştirmekle kalmadı, aynı zamanda Amerikalı Hristiyanların Ortadoğu'ya bakış açısını da değiştirdi.

*Bu analiz Şarku’l Avsat tarfından Londra merkezli al Majalla dergisinden çevrilmiştir.


Trump: Venezuela ve çevresindeki hava sahası tamamen kapatılacak

ABD Başkanı Donald Trump (AP)
ABD Başkanı Donald Trump (AP)
TT

Trump: Venezuela ve çevresindeki hava sahası tamamen kapatılacak

ABD Başkanı Donald Trump (AP)
ABD Başkanı Donald Trump (AP)

ABD Başkanı Donald Trump, bugün Venezuela ve çevresindeki hava sahasının tamamen kapatılacağını duyurdu

Trump, Truth Social'da paylaştığı gönderide, "Tüm havayollarına, pilotlara, uyuşturucu kaçakçılarına ve insan kaçakçılarına: Venezuela üzerindeki ve çevresindeki hava sahasının tamamen kapatılacağı konusunda uyarıda bulunun" ifadelerini kullandı.

New York Times'da dün yayınlanan bir habere göre, Trump geçen hafta Venezuelalı mevkidaşı Nicolás Maduro ile görüştü ve görüşmede Amerika Birleşik Devletleri'nde bir görüşme olasılığı ele alındı.

Geçtiğimiz hafta ABD, büyük havayollarını Venezuela üzerinde uçarken "kötüleşen güvenlik koşulları ve ülke içinde ve çevresinde artan askeri faaliyetler" nedeniyle "potansiyel olarak tehlikeli bir durum" konusunda uyardı.

Venezuela, ABD Federal Havacılık İdaresi'nin uyarısı üzerine ülkeye uçuşlarını askıya alan altı büyük uluslararası havayolunun işletme haklarını iptal etti.

Trump yönetimi, Karayipler'deki büyük askeri yığınağıyla, özellikle de dünyanın en büyük uçak gemisini bölgeye konuşlandırarak Venezuela üzerinde yoğun bir baskı uyguluyor.

Washington, amacın uyuşturucu kaçakçılığıyla mücadele olduğunu söylerken, Karakas nihai hedefin rejim değişikliği olduğunu savunuyor. Eylül ayından bu yana ABD güçleri, Karayipler ve Doğu Pasifik'te uyuşturucu kaçakçılığı için kullanıldığından şüphelenilen 20'den fazla tekneyi imha etti ve bu saldırılarda 83'ten fazla kişi hayatını kaybetti.


Papa Francis, Lübnan'a olağanüstü bir ziyaret yapıyor

Papa XIV. Leo, Beyrut'a gitmeden önce Türkiye'yi ziyaret ediyor (Reuters)
Papa XIV. Leo, Beyrut'a gitmeden önce Türkiye'yi ziyaret ediyor (Reuters)
TT

Papa Francis, Lübnan'a olağanüstü bir ziyaret yapıyor

Papa XIV. Leo, Beyrut'a gitmeden önce Türkiye'yi ziyaret ediyor (Reuters)
Papa XIV. Leo, Beyrut'a gitmeden önce Türkiye'yi ziyaret ediyor (Reuters)

Lübnan, yarın öğleden sonra Beyrut'a gelecek ve 2 Aralık Salı günü ayrılacak olan Papa XIV. Leo'yu ağırlamaya hazırlanıyor. Ziyaret, özellikle Lübnan için olağanüstü bir zamanda gerçekleşmesi ve Vatikan dışına ilk çıkışı olması nedeniyle "tarihi" olarak nitelendiriliyor. Papa, Lübnan yolculuğu öncesinde Türkiye'ye de uğrasa da Türkiye ziyaretinin amacı, Hristiyan doktrinini oluşturan ilk ekümenik konsey olan İznik Konsili'nin 1700. yıldönümünü İstanbul Patriği ile birlikte anmaktı.

Lübnan'ın Cel el Dib kentindeki Psikiyatri Hastanesi'nde Papa XIV. Leo'yu tasvir eden poster (Reuters)Lübnan'ın Cel el Dib kentindeki Psikiyatri Hastanesi'nde Papa XIV. Leo'yu tasvir eden poster (Reuters)

Bu bağlamda, Papalık ziyaretinin resmi kilise koordinatörü Piskopos Mişel Avn, "Papa, Lübnan ve Lübnan halkının büyük acılar çektiğinin farkındadır ve yalnızca Lübnan halkı düzeyinde değil, aynı zamanda ziyaretinin Lübnan'a dünya çapında ışık tutması nedeniyle de bu ülkenin yanında durmayı gerektiren zor durumu anlamaktadır" dedi. Piskopos Avn, Şarku'l Avsat'a yaptığı açıklamada, Papa'nın Beyrut'tan açıklayacağı tutumların "Lübnan'ın mesajını ve bir arada yaşama taahhüdünü vurgulayacağını, böylece bölgesel veya uluslararası olsun, dünyadaki tüm karar vericilerin bunları duyacağını" belirtti. Papa, bizzat Lübnanlılara hitap edecek ve Beyrut'taki liderleri tüm vatandaşlarına layık bir devlet kurmak için birleşmeye çağıracak. Ayrıca tüm dünya için açık bir mesaj olacak"ifadesini kullandı. Avn, bu nedenle "Papa, ziyaretinde, Vatikan'ın Lübnan'ın varlığına, çağrısına ve misyonuna önem verdiğini söylemek için Lübnan'ın yanında yer aldığını" vurguladı.

Büyük Ayin

Piskopos Avn, Papa'nın seyahat programındaki durakların belirlenmesinin nedenlerini anlattı. Ziyaretin en önemli etkinliği olan ve yaklaşık yüz bin Lübnanlının katılması beklenen Büyük Ayin'in yanı sıra gençlerle buluşma da bu kapsamda değerlendirildi. Papa'nın insani yardım odaklı bir yeri ziyaret etme isteği doğrultusunda, Ortadoğu'da türünün tek örneği olan Deyr el-Salib Ruh ve Sinir Hastalıkları Hastanesi seçildi.

Dini Liderlerle Toplantı

Lübnan, diyalog ve Müslüman-Hristiyan birlikteliğinin ülkesi olarak bilindiği için Beyrut şehir merkezinde düzenlenecek "Ekümenik Toplantı" önemli bir etkinlik olacak. Lübnan'daki dini toplulukların liderleri, 1 Aralık Pazartesi günü saat 16:00'da Papa'nın etrafında toplanacak. Piskopos Avn'a göre resmi bir diyalog olmayacak, bunun yerine dört Müslüman ve dört Hristiyan liderin yapacağı sekiz konuşmanın ardından Papa konuşacak. Papa ayrıca, başta Harissa'daki din adamlarıyla bir toplantı ve Aziz Çarbel türbesinin bulunduğu Annaya'daki Aziz Maron Manastırı olmak üzere çeşitli yerleri ziyaret ederek, dua edecek.

Beyrut Limanı'nda Dua

Bu ziyaretin dikkat çeken bir özelliği de 4 Ağustos 2020'de Lübnan'ı vuran büyük patlamada hayatını kaybedenlerin anısına Beyrut Limanı'nda bir dakikalık saygı duruşunda bulunulacak olmasıdır. Ziyaretin başlayacağı Cumhurbaşkanlığı Sarayı'nda üç cumhurbaşkanı yetkililerle bir araya gelecek. Üç cumhurbaşkanının, Papa'yı Beyrut Uluslararası Havalimanı'na varışında karşılayacakları da unutulmamalıdır.

Piskopos Avn, bu ziyaretin kilise üzerinde olumlu bir etki yaratmasını umduğunu belirterek, "Duanın amacı sadece ziyaretin herhangi bir güvenlik sorunu yaşanmadan barışçıl bir şekilde geçmesi değil, aynı zamanda Kutsal Hazretleri'nden gelecek önemli mesajları ve sunacağı davetleri almaya hazırlanmaktır" dedi.

Farid Hazen: Ziyaretin Manevi ve Siyasi derinliği var

Papa'nın ziyaretinin dini öneminin ötesinde, siyasi bir boyutu da var. Patrikhane ile uzun süredir devam eden ilişkisinden güç alan Milletvekili Farid Hazen, bu noktayı Şarku'l Avsat'a şöyle anlattı: "Ziyaretin zamanlaması oldukça önemli. Papa'nın ilk ziyaretlerinden biri olmasının yanı sıra, asıl etken Vatikan'ın Lübnan'ı bölgedeki Hristiyanların son kalesi olarak görmesi ve Hristiyan varlığını ve Hristiyanların Lübnan'daki statüsünü korumak istemesidir." Hazen, "Bir diğer nokta da genel bölgesel durum, Güney Lübnan'da yaşananlar ve İsrail ile yaşanan savaş. Tüm bu tehlikeler, Papa'nın gelip 'Medeniyetlerin bir mesajı ve buluşma noktası, bir arada yaşama ve birlik Lübnan'ı olarak Lübnan'a bağlıyız ve Lübnan'da istikrara bağlıyız' demesi için birincil ve ilave bir motivasyon kaynağı" değerlendirmesinde bulundu.

Papa XIV. Leo'nun Beyrut'ta karşılanışı için 21 Kasım'da asılan bir poster, (AP)Papa XIV. Leo'nun Beyrut'ta karşılanışı için 21 Kasım'da asılan bir poster, (AP)

Cumhurbaşkanlığı Sarayı'ndan gelen mesajla ilgili olarak Hazen, "Vatikan Devlet Başkanı olarak vereceği mesajın büyük olasılıkla Lübnan devletinin, kurumlarının, Lübnan'daki barışçıl yolun ve genel olarak barışın onayını içereceğini" belirtiyor.

Güvenlik garantileri

Güvenlik açısından Hazen, ziyaretin iptal edilmesinin söz konusu olmadığını vurguladı. Vatikan ve Kilise'nin ziyaretin planlandığı gibi devam edeceğine dair güvence aldığını belirten Hazen, "Vatikan'ın, güvenlik sağlanacağından emin olmadan Papa Hazretleri'ni getirme riskini göze alacağını sanmıyorum" dedi.

Papa'nın ziyareti, lojistik, güvenlik ve medya düzenlemelerinin yanı sıra, özellikle seyahat edeceği güzergahlar için yol planlarını da içeriyor. İsviçre Muhafızları ve İtalyan Jandarma yetkilileri, Papa'nın gezileri sırasında güvenliğinden sorumlu.

Aktif Vatikan Diplomasisi

El-Hazen, "Lübnan yararına uluslararası toplumla temaslar aracılığıyla dünyada aktif, etkili ve çok etkili bir Vatikan diplomasisi"nden bahsediyor ve ekliyor: "Bu ziyaretin doğrudan etkisinden çok dolaylı bir etkisi var." "(Dolaylı etki) dediğimde, asıl önemli olanın ziyaret değil, Hazretleri'nin ziyaretten sonra yapacağı çalışmalar olduğunu kastediyorum."

El-Hazen, Vatikan'ın tüm mezheplerden uzak durduğunu ve aralarında birlik, iş birliği ve iletişimi teşvik etmeye kararlı olduğunu teyit ettiği için çeşitli dini toplulukların bir araya gelmesinin olağanüstü önem taşıdığını belirtti. El-Hazen, bu çoğulculuk ve çeşitlilik olmadan, Lübnan'ın Vatikan'ın hayal ettiği Lübnan olmayacağına inanıyor.

Papa'nın Lübnan'a Dördüncü Ziyareti

Papa'nın Lübnan'a yaptığı bu ziyaret, bir papanın ilk ziyareti değil. İlk ziyaret, Papa VI. Paul'ün Hindistan'a giderken Beyrut'u ziyaret ettiği ve havaalanında resmi bir karşılama aldığı 1964 yılındaydı.

Olağanüstü önem kazanan ikinci ziyaret, Papa II. Jean Paul'ün 10 ve 11 Mayıs 1997 tarihlerinde, üçüncüsü ise Papa XVI. Benedict'in 14, 15 ve 16 Eylül 2012 tarihlerinde yaptığı ziyaretti.