Brian Hook Şarku’l Avsat’a konuştu: Tahran Körfez, Yemen ve Lübnan'da teröristleri destekliyor

Brian Hook
Brian Hook
TT

Brian Hook Şarku’l Avsat’a konuştu: Tahran Körfez, Yemen ve Lübnan'da teröristleri destekliyor

Brian Hook
Brian Hook

ABD'nin İran Özel Temsilcisi Brian Hook, Tahran’daki yetkililerin sadece bölge ülkeleri için değil, halkları için de bir tehdit oluşturduğunu düşünüyor. Şarku’l Avsat’a verdiği röportajda, Tahran’ın Yemen, Körfez, Lübnan ve İsrail'de teröristleri ve isyancıları desteklediğini söyleyen Hook, 13 yıldır devam eden ve 18 Ekim'de sona erecek olan İran'a yönelik Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi’nin (BMGK) silah ambargosunun uzatılmasıyla ilgili Körfez ve Avrupa ülkelerinin yer aldığı ziyaret turunun bir parçası olarak -BMGK’nın daimi bir üyesi olmayan- Tunus'la yıl başından bu yana görüşmeler yaptığını belirtti.
Hook, İran rejiminin komşu ülkelere sürekli olarak ağır silah tedarik ettiği, Yemen ve Körfez ülkelerinin yanı sıra bölgedeki ve dünyadaki birçok ülkede terörü ve silahlı milisleri desteklediği gerekçesiyle ABD'nin Tahran'a yönelik yaptırımlarını artırmayı amaçlayan görüşmelerinin içeriğinin ayrıntılarını açıkladı.
İşte röportajın tam metni:

*Sayın Brian Hook, BMGK’da İran'a yönelik silah ambargosu konusunda ne gibi bir adım atılması planlanıyor?
BMGK’da daimi üye olsun ya da olmasın, tüm üye ülkeler tarafından onaylanmasına çalıştığımız bir projemiz var. Bundan 13 yıl önce başlayan İran’a yönelik silah ambargosunun süresinin uzatılması önemli bir konu. Çünkü ambargo önümüzdeki 18 Ekim'de sona erecek. Ambargonun yenilenmemesi, hem bölge hem Körfez ülkelerinin yanı sıra tüm dünyadaki dostlarımız için daha fazla tehlike arz edecektir. Aynı zamanda İran'dan Yemen, Suriye, Irak ve Lübnan'a daha fazla silah tedariki ve Hizbullah, Hamas ve diğerlerine daha fazla silah temin edilmesi anlamına gelecektir. Bunu tamamen ve kategorik olarak reddediyoruz. Kalkınma çabalarını desteklemenin ve halkların koşullarını iyileştirmenin yanı sıra radikalizm, terör, yoksulluk, zulüm ve iyi bir hükümetin yokluğu gibi derin nedenleri ortadan kaldırmanın bölge halklarının ve ülkelerinin yararına olduğunu düşünüyoruz.

*ABD yönetimi, bu siyasi eğilimin desteklenmesi yönünde son olarak hangi adımları attılar?
İran’ın bölge ülkelerine yönelik tehditlerini ve neden uygulanan silah ambargosunun uzatılması gerektiğini açıklamak için Avrupa ülkeleri ve başta Arap (Basra) Körfezi çevresi olmak üzere Arap ülkelerini ziyaret edeceğim. Ambargonun yenilenmesinin güvenlik ve siyasi nedenlerine ilişkin daha fazla detay açıklayacağım. Bununla birlikte dünyanın dört bir yanındaki Amerikan büyükelçilerin BMGK’nın ambargo kararı yenilenene ve ekonomik yaptırımlar dahil olmak üzere diğer bir takım yaptırımlar da uygulanana kadar ABD’nin bu konudaki çabalarını açıklamak üzere neler yaptıklarını da takip ediyorum.

*ABD’nin özellikle Trump yönetimi sırasında uyguladığı bazı politikalarını eleştiren görüşler hakkında ne düşünüyorsunuz? Bu eleştiriler arasında yaptırımlardan yetkililerin değil de halkın etkilenmesi nedeniyle ABD’nin rejimlere değil, halklara yaptırımlar uyguladığı suçlamaları da yer alıyor.
İranlı yetkililer de bu görüşü destekliyor, ancak gerçek başka. Geçtiğimiz Kasım ayından bu yana 41 yıldır süregelen yerel politikaları ve yüz milyarlarca doları kalkınma, ekonomi, sosyal ve eğitim reform programlarına ve insanların yaşam koşullarını iyileştirmeye harcamak yerine boş yere silahlanmaya ve savaşlara harcadıkları için İranlı yetkililere karşı düzenlenen protesto gösterilerine tanık olduk. İran’da başkent Tahran ve diğer vilayetlerden paylaşılan görüntülerde, binlerce protestocunun, yetkililer tarafından yere çizilen ABD bayrağı resmine basmak yerine yanından geçip gittikleri görüldü. Daha sonra, ABD ve dünya ile savaşmaktan, halkın parasını sağlık ve sosyal hizmetlerin yanı sıra milyonlarca yoksul ve işsiz gencin koşullarını iyileştirmek yerine savaşlara ve silahlara harcamaktan yorulduklarını açıkladılar. İran'ın içişlerine müdahale etmek istemiyoruz, ancak Irak'ta, Suriye'de, Yemen'de, Lübnan'da ve diğer komşu ülkelerinde daha fazla savaş ve gerilimi körüklemesine olanak sağlayacak silahlar tedarik etmesine de izin vermiyoruz.

*Tunus'u ilk kez ziyaret ettiniz. Bu ziyaretin kapsamı ve sonuçları neler?
ABD’nin İran Özel Temsilcisi olarak atandığımdan bu yana Tunus ve Kuzey Afrika ülkelerini ilk kez ziyaret ediyorum.  Bu ziyaret sırasında Cumhurbaşkanlığından ve Dışişleri Bakanlığından üst düzey yetkililere yaptığım görüşmelerden verim aldım. BMGK üyesi olan ABD ve Tunus arasındaki işbirliğinden söz ettik. Bu, BM’nin koronavirüs salgınıyla mücadelesinde Tunus'un rolünü aktifleştirme projesi de dahil olmak üzere, Tunus’un yanı sıra Arap ve Afrika ülkeleri ile süregelen bir işbirliği. Tunus aynı zamanda ABD'nin Suriye'ye insani yardımların ulaştırılmasını kolaylaştırmaya yönelik uluslararası projesini de destekledi.
Öğrenciliğimden beri Kartaca İmparatorluğu, Pön ve Roma dönemlerinde Kuzey Afrika başkentinin kiliselerindeki İncil tercümesi ve o zamanki kültürel, ekonomik ve politik rolü hakkında çok fazla okuma yaptım. Yeni bir hükümet kurmaya hazırlanan Tunus'u ve Kartaca’yı ziyaret etmekten çok mutluyum. Arap-İsrail çatışmasının yaşandığı, İran’ın bölge ülkelerine yönelik tehditleri, silah tedariki, şiddet ve terörü körükleyen milisleri desteklediği Ortadoğu'daki krizlere ve Libya'daki savaşa siyasi ve barışçıl çözümler de dahil olmak üzere ekonomik, askeri ve güvenlik işbirliğinin yanı sıra radikalizm ve terörizmle mücadeleyi destekleyeceğiz.

*Tunus'u Cumhuriyet Bayramı kutladığı ve yeni bir hükümet kurmaya hazırlandığı bir dönemde ziyaret ettiniz. Tunus'un BMGK üyesi olduğu göz önüne alındığında, ziyaretin hedefi yalnızca Tunuslu yetkileri, BM’nin İran'a yönelik silah ambargosunu uzatmaya ikna etmek miydi?
Elbette Tunus'un BM ve BMGK'daki rolünü takdir ediyoruz. Tunus’un dış politikası, her zaman ılımlı ve teröre, şiddete ve yabancı askeri müdahale politikalarına karşı olmuştur. Son 13 yıldır BMGK’nın beş daimi üyesi ve daimi olmayan diğer üyeleriyle, İran’ın Irak ve Suriye üzerinden Yemen ve Lübnan'daki silahlı milislere daha fazla silah göndermesini engellemek için ambargo uyguluyoruz. Tunus'un şuan İran silahlarının ve İran yanlısı silahlı milislerin tehdidi altında olmadığı bir gerçek. Ancak Tunus, tıpkı ABD ve BMGK’nın diğer daimi üyeleri gibi Körfez ve Levant bölgesindeki dost ülkelerin yanı sıra Lübnan ve Suriye'nin içişlerine yönelik müdahaleyi önleme politikalarını destekleyen bir ülkedir.
Tunus, ABD’nin güçlü bir ortağıdır. Yıllardır NATO'da ‘NATO dışı ana müttefik’ statüsüne sahip olan Tunus, üye olmadan NATO’nun tüm üyelerinin haklarından yararlanan bir ülke haline gelmiştir. Bu statü, güvenlik, askeri, siyasi ve ekonomik ortaklıkların geliştirilmesi de dahil olmak üzere Tunus’a yeni haklar veriyor. Tunus’a 2011 yılında hükümetin değişmesinden sonra verilen askeri ve güvenlik desteği bir milyar doları aştı. Bu miktarın neredeyse iki katı ekonomik destek verildi. ABD’nin şirketlerinden gelen heyetlerin ziyaretleri de dahil olmak üzere ticaret bakanlıkları ve devlet kurumlarının bir süredir Washington ve Tunus’ta devam eden ortak aktiviteleri sayesinde bu ekonomik desteğin daha da artması bekleniyor. Tunus ile Libya, Kuzey Afrika, Sahel bölgesi ve Sahra Altı ülkelerindeki terörle mücadele için ortak işbirliği ve koordinasyon programlarımız bulunuyor. Ayrıca Libya'da askeri gerginliğe ve silahlı çatışmaya geri dönülmemesinin yanı sıra barışçıl bir siyasi çözüm seçeneğini desteklemek konusunda fikir birliğimiz var.

*Tunus’la, Washington’ın Libya savaşına ilişkin son tutumunun ardından Libya’daki askeri ve yabancı müdahale dosyalarını tartıştınız mı?
Washington, Libya savaşına siyasi ve barışçıl bir çözüm getirilmesini destekliyor. Bazı ülkelerin, ister düzenli orduları, ister paralı milisler, ister diğer çatışma alanlarından getirilen silahlı çeteler şeklinde olsun, kendilerine bağlı yabancı güçlerle Libya'daki müdahalelerine açıkça karşıyız. Tunus ve Libya’nın komşusu diğer ülkelerin, Libya krizine siyasi çözüm çabalarını başarıya ulaştıran, savaşı ve yabancı güçlerin müdahalesini durduran, Libya topraklarında füze sistemlerinin yoğunlaşmasını önleyen ilk adımı atacaklarına inanıyoruz. Bu ülkeler, Libya'da ve yurtdışında ekonomik çıkarlara sahip olma hakkına sahiptir, ancak bunun yabancı müdahalelerin önlenmesi gerekiyor.

*ABD dış politikasının Müslüman Arap ülkelerinde ve Körfez'deki öncelikleri, özellikle Kasım ayında yapılması planlanan başkanlık seçimlerinden sonra değişir mi?
Donald Trump destekçileri ve Cumhuriyetçilerin güvenini kazandığımıza inanıyoruz. Seçimleri kazanacağız ve ardından ikinci bir döneme hazırlanacağız. İran'ın komşu ülkelere müdahalesinin reddedilmesi ve silah ambargosunun yenilenmesi de dahil olmak üzere dış politika ilkelerinin aynı kalacağına inanıyorum.



Sırbistan’ı sallayan Trump oteli davası başladı: Hepimiz için bir sınav

Bombalanan eski Yugoslav Halk Ordusu karargahının yer aldığı anıt bölgesinde inşa edilmesi planlanan otel, ülkede büyük tartışma yaratmıştı (AFP)
Bombalanan eski Yugoslav Halk Ordusu karargahının yer aldığı anıt bölgesinde inşa edilmesi planlanan otel, ülkede büyük tartışma yaratmıştı (AFP)
TT

Sırbistan’ı sallayan Trump oteli davası başladı: Hepimiz için bir sınav

Bombalanan eski Yugoslav Halk Ordusu karargahının yer aldığı anıt bölgesinde inşa edilmesi planlanan otel, ülkede büyük tartışma yaratmıştı (AFP)
Bombalanan eski Yugoslav Halk Ordusu karargahının yer aldığı anıt bölgesinde inşa edilmesi planlanan otel, ülkede büyük tartışma yaratmıştı (AFP)

Sırbistan'da, ABD Başkanı Donald Trump'ın damadı Jared Kushner'ın otel projesiyle ilgili dava başladı. 

Sırbistan Kültür Bakanı Nikola Selakovic, Kültür Bakanlığı Sekreteri Slavica Jelaca, Sırp Kültür Anıtları Koruma Enstitüsü Başkan Vekili Goran Vasic ve Belgrad Kültür Enstitüsü Müdür Vekili Aleksandar Ivanovic, çarşamba günü mahkemeye çıktı. 

4 yetkili de görevi kötüye kullanma ve belgede sahtecilikle suçlanıyor. 

Selakovic'in avukatı Vladimir Djukanovic, müvekkilinin otel projesinden kişisel kazanç elde etmediğini ve suçlamaların asılsız olduğunu savundu: 

Zarar gören tek taraf Sırbistan Cumhuriyeti oldu, ABD'yle ilişkilerimizi iyileştirebilecek kazançlı bir anlaşma yok edildi.

BBC'nin aktardığına göre sanıklar, suçlu bulunmaları halinde üçer yıl hapis cezası alabilir. Diğer yandan Sırbistan Cumhurbaşkanı Aleksandar Vucic, böyle bir karar verilmesi durumunda yetkililer hakkında af çıkaracağını söylemişti.

Protestocular, mahkeme binasının önünde toplanarak "Hırsızlar!" sloganlarıyla otel projesinde yer alan yetkililere tepki gösterdi. 

Eylemcilerden öğrenci Dimitrije Radojevic, davayı "Hepimiz için bir sınav" diye niteledi.

 Selakovic ve diğer üç sanık, haklarındaki suçlamaları reddetti. Duruşma 15 Nisan'a ertelendi.

Sözkonusu isimler hakkındaki iddianame, Organize Suçlardan Sorumlu Kamu Başsavcılığı'nın internet sitesinde aralıkta yayımlanmıştı. 

Bunun üzerine Kushner'ın firması Affinity Partners hızlıca bir açıklama yayımlayarak Belgrad'ın merkezindeki otel ve apartman kompleksi projesinin iptal edildiğini duyurmuştu.

Lüks otel Trump markasını taşıyacağı için projede Cumhuriyetçi liderin oğulları Eric ve Donald Jr. tarafından yönetilen Trump Organization da yer alıyordu.

Kushner'ın iki yılı aşkın süredir üzerinde çalıştığı projenin 1999'daki Kosova Savaşı sırasında NATO'nun bombaladığı, kültürel koruma statüsüne sahip eski Genelkurmaylık binasının yer aldığı bölgede yapılması öngörülüyordu.

Vucic, bölgenin kültürel koruma statüsünü 2024'te kaldırmıştı. Ayrıca Kushner'ın firması Affinity Partners'la 99 yıllığına kira sözleşmesi imzalanmıştı. Bunun ardından ülkede büyük protestolar patlak vermişti. 

Cumhurbaşkanının liderliğindeki Sırp İlerleme Partisi, çoğunluğu elinde bulundurduğu Parlamento'da geçen yıl kasımda geçirdiği yasayla inşaatın önünü açmıştı. 

Hükümetin bu hamlesine muhalefetten de sert tepkiler gelmişti. Merkez sol Özgür ve Adalet Parti'den parlamenter Marinika Tepić, hükümeti "Donald Trump'ı memnun etmek uğruna ülke tarihini yok etmekle" suçlamıştı.

Independent Türkçe, BBC, Times of Israel


Birleşik Krallık’ta Epstein şoku: Başbakan Starmer’ın günleri sayılı

Epstein belgeleri nedeniyle yoğun baskı altındaki Keir Starmer'ın bir sonraki adımı merakla bekleniyor (AFP)
Epstein belgeleri nedeniyle yoğun baskı altındaki Keir Starmer'ın bir sonraki adımı merakla bekleniyor (AFP)
TT

Birleşik Krallık’ta Epstein şoku: Başbakan Starmer’ın günleri sayılı

Epstein belgeleri nedeniyle yoğun baskı altındaki Keir Starmer'ın bir sonraki adımı merakla bekleniyor (AFP)
Epstein belgeleri nedeniyle yoğun baskı altındaki Keir Starmer'ın bir sonraki adımı merakla bekleniyor (AFP)

Birleşik Krallık'ın (BK) eski ABD Büyükelçisi Peter Mandelson'ın Jeffrey Epstein'le bağlantıları, İşçi Partisi'ni sarsmaya devam ediyor.  

Başbakan Keir Starmer'ın, Parlamento'da dün düzenlenen oturumda Mandelson'ı büyükelçi olarak atamadan önce siyasetçinin Epstein'le ilişkileri hakkında bilgi sahibi olduğunu söylemesi şok etkisi yarattı. 

İşçi Partisi lideri Starmer, Mandelson hakkında "Büyükelçi olarak atanmasından önce ve görev süresi boyunca Epstein'le ilişkisi sorulduğunda ekibime defalarca yalan söyledi" dedi.

Mandelson'ı büyükelçi olarak atadığı için pişmanlık duyduğunu dile getiren Starmer, "O zaman bugün bildiklerimi bilseydim, hükümetin yakınından bile geçemezdi" dedi.

"Her şey bitti"

Guardian'ın analizinde, Epstein'le ilişkileri hakkında bilgi sahibi olmasına rağmen Mandelson'ı büyükelçi olarak ataması nedeniyle Starmer'ın koltuğunu kaybedebileceği yazılıyor. 

Eskiden Starmer'a yakın olan fakat adının paylaşılmamasını isteyen bir parlamenter, oturuma dair "Atmosferin değiştiğini hissedebiliyordunuz, ortam kararmaya başlamıştı" diyor. 

Başka bir parlamenter de "Bu savunulamaz bir şey. Peter'ın Epstein'le ilişkisini bilmelerine rağmen yine de onu göreve getirdiler" ifadelerini kullanıyor ve ekliyor: 

Keir bunu itiraf ettiği anda her şey bitti.

Eski bir bakan da "Yeni bir başlangıç yapmanın zamanı geldi, ne kadar erken olursa o kadar iyi" diyerek, Starmer'ın geleceğinin tehlikede olduğunu vurguluyor. 

Starmer, Mandelson'ı atarken, Tony Blair ve Gordon Brown hükümetlerindeki görevinin yanı sıra 2004-2008'de Avrupa Komisyonu'nun ticaretten sorumlu üyesi olmasının, Donald Trump yönetimiyle ilişkileri yürütmek için onu ideal bir isim kıldığını savunmuştu. 

BBC'nin Newsnight programına katılan İşçi Partili Barry Gardiner, Starmer'ın istifa ihtimaline dair şunları söyledi: 

Bence ülkenin çıkarları için neyin en iyi olduğunu detaylıca düşünmesi gerek.

2020'deki İşçi Partisi liderlik yarışında Starmer'a rakip olan Rebecca Long-Bailey de Mandelson'ın atanmasının "felaket bir karar" olduğunu söyleyerek, başbakanın "yanıtlaması gereken büyük sorularla" karşı karşıya kaldığını ekledi.

Mandelson'ın Epstein'le bağlantıları

ABD'de yürütülen Epstein davasıyla ilgili 9 Eylül'de ortaya çıkan yazışmalarda, Mandelson'ın Epstein'e gönderdiği doğum günü mesajında, iş insanından "En iyi dostum" diye bahsettiği görülmüştü. Bunun ardından Starmer'ın talimatıyla, 10 Şubat 2025'te başladığı büyükelçilik görevinden 11 Eylül 2025'te alınmıştı. 

Geçen hafta yayımlanan belgelerde, 72 yaşındaki siyasetçinin Epstein'den 75 bin dolar civarında ödeme aldığı ortaya çıkmıştı. Ayrıca Epstein'in, Mandelson'ın eşinin osteopati eğitimi için yaklaşık 10 bin sterlin (yaklaşık 592 bin TL) ödeme yaptığı da görülmüştü. 

Mandelson ise bu paraları aldığını hatırlamadığını savunmuş, belgelerin gerçekliğinin araştıracağını söylemişti. 

Mandelson geçen hafta İşçi Partisi'nden, 3 Şubat'ta da Lordlar Kamarası'ndan istifa etmişti. 

frgthy
Son dava belgelerinde Epstein'le Mandelson'un birlikte görüldüğü kareler de paylaşıldı (ABD Temsilciler Meclisi)

Kamu görevini kötüye kullandığı gerekçesiyle hakkında soruşturma başlatılan Mandelson'ın, ekonomik olarak zor durumdaki Avrupa Birliği (AB) üyesi ülkelere destek sağlamak amacıyla planlanan 500 milyar euroluk kurtarma fonuna ilişkin bazı bilgileri Epstein'e sızdırdığı da yeni belgelerdeki iddialar arasında. 

Buna ek olarak Mandelson'ın 2008-2009 finansal krizi sırasında Londra yönetiminin para politikalarına dair hassas bilgileri Epstein'le paylaştığı da savunuluyor. 

Epstein hakkında reşit olmayan kızlara yönelik cinsel istismar suçlamalarıyla 2005'te soruşturma başlatılmıştı. İş insanı, 2008'de mahkemeyle yaptığı anlaşma kapsamında "fuhuşa teşvik" suçunu kabul etmiş, karşılığında 18 aylığına açık cezaevine gönderilmişti. Haftada 6 gün, günde 12 saat ofisine gitmek için izin alan Epstein, 13 ay sonra şartlı tahliyeyle serbest bırakılmıştı. 

"Mandelson ülkemize ihanet etti"

Mandelson ve Epstein arasındaki yazışmaların bu döneme denk gelmesi ve Britanyalı siyasetçinin, hapse girip çıktıktan sonra da iş insanıyla ilişkisini sürdürmesi dikkat çekiyor. 

Başbakan Starmer, Mandelson'ın Epstein'le ilişkisinin detaylarının ve iş insanıyla hassas bilgileri paylaşmasının "son derece öfkelendirici" olduğunu belirterek şunları söyledi: 

Mandelson ülkemize, parlamentomuza ve partime ihanet etti.

Starmer, Mandelson'ın büyükelçi olarak atanması öncesinde yapılan güvenlik soruşturması hakkındaki belgelerin en kısa zamanda yayımlanacağını taahhüt ederken, dokümanlarda ulusal güvenlik ve uluslararası ilişkileri etkileyebilecek unsurların kapsam dışında tutulacağını söyledi. 

Independent Türkçe, BBC, Guardian, CNN, Reuters


Trump'tan göçmenlik politikasında geri adım

ABD Başkanı Donald Trump, Minnesota'daki göçmenlik karşıtı sert politikasında yönetiminin "biraz daha yumuşak bir yaklaşım benimseyebileceğini" kabul etti (Saul Loeb/AFP)
ABD Başkanı Donald Trump, Minnesota'daki göçmenlik karşıtı sert politikasında yönetiminin "biraz daha yumuşak bir yaklaşım benimseyebileceğini" kabul etti (Saul Loeb/AFP)
TT

Trump'tan göçmenlik politikasında geri adım

ABD Başkanı Donald Trump, Minnesota'daki göçmenlik karşıtı sert politikasında yönetiminin "biraz daha yumuşak bir yaklaşım benimseyebileceğini" kabul etti (Saul Loeb/AFP)
ABD Başkanı Donald Trump, Minnesota'daki göçmenlik karşıtı sert politikasında yönetiminin "biraz daha yumuşak bir yaklaşım benimseyebileceğini" kabul etti (Saul Loeb/AFP)

Geçen ay Minneapolis sokaklarında federal ajanların iki ABD vatandaşını vurarak öldürmesinin ardından ABD Başkanı Donald Trump, göçmenlik konusundaki sert önlemlerinde "biraz daha yumuşak bir yaklaşım sergileyebileceğini" itiraf etti.

Çarşamba günü yayımlanan, Trump'ın Super Bowl öncesinde NBC News'ten Tom Llamas'a verdiği röportajdan bir kesitte başkan, İç Güvenlik Bakanlığı'nın ülke genelinde protestolara yol açan Minnesota'daki geniş kapsamlı göçmenlik operasyonuna değindi.

Minneapolis'ten ne ders çıkardığı sorulunca Trump, "Belki biraz daha yumuşak bir yaklaşım sergileyebiliriz diye düşündüm. Ama yine de sert olmak zorundayız. Gerçekten tehlikeli suçlularla uğraşıyoruz" dedi.

Trump yönetimi Minnesota'da "kötülerin en kötüsü"nün peşinde olduğunu iddia ederken, üç çocuk annesi Renee Good ve yoğun bakım hemşiresi Alex Pretti, operasyonda öldürülmüştü.

37 yaşındaki Good, 7 Ocak'ta arabasının direksiyonunda Göçmenlik ve Gümrük Muhafaza ajanı Jonathan Ross tarafından vurularak hayatını kaybetmişti.

Yine 37 yaşındaki Pretti ise 24 Ocak'ta Sınır Devriyesi ajanlarıyla girdiği arbede sırasında açılan ateş sonucu ölmüştü.

Trump yönetimi her iki olayı da meşru müdafaa olarak nitelendirdi ancak bu gerekçe sorgulanıyor.

İç Güvenlik Bakanlığı'na göre Minnesota'daki federal ajanlar son haftalarda binlerce kişiyi gözaltına aldı.

Minnesota Star Tribune'un yakın tarihli bir haberine göre, Minnesota'daki bir federal binada tutulanlar, yiyecek ve tıbbi bakımdan mahrum bırakılma da dahil insanlık dışı koşulları anlattı.

Minnesota'daki karışıklık ortamında, Trump'ın sınır sorumlusu Tom Homan çarşamba günü erken saatlerde 700 federal ajanın Minnesota'dan çekileceğini ve eyalette yaklaşık 2 bin görevlinin kalacağını duyurdu.

Homan, "çekilmenin kamu güvenliği tehditlerinin topluma geri salınmasını önlemek için ilçe hapishaneleri ve ICE arasında yasal bir şekilde koordinasyonu artırma" konusunda eyalet ve yerel yetkililerle yapılan "verimli görüşmelerin" sonucu olduğunu söyledi.

Minnesota Valisi Tim Walz, X'te Homan'ın duyurusunun "doğru yönde bir adım olduğunu ancak güçlerin daha hızlı ve daha fazla çekilmesine ihtiyaç duyulduğunu" yazdı. Walz ayrıca Good ve Pretti'nin öldürülmesiyle ilgili eyalet öncülüğünde soruşturulma çağrısında bulundu.

Minneapolis Belediye Başkanı Jacob Frey, kalan 2 bin ajanı gerekçe göstererek, çekilmenin "gerilimi azaltma anlamına gelmediğini" savundu. İç Güvenlik Bakanlığı'nın Minnesota'daki operasyonunun "sakinlerle işletmeler için felaket olduğunu ve derhal sona ermesi gerektiğini" söyledi.

Independent Türkçe