Irak Kültür Bakanı Hasan Nazım Şarku’l Avsat’a konuştu: Öncelikli görevim bakanlığın bozulan idari altyapısında reform yapmak

Dr. Hasan Nazım
Dr. Hasan Nazım
TT

Irak Kültür Bakanı Hasan Nazım Şarku’l Avsat’a konuştu: Öncelikli görevim bakanlığın bozulan idari altyapısında reform yapmak

Dr. Hasan Nazım
Dr. Hasan Nazım

Iraklı aydınlar, akademisyen, mütercim ve eleştirmen bir şahsiyet olan Dr. Hasan Nazım’ın Kültür Bakanı seçilmesini iyiye işaret olarak görüyorlar. Irak’ta ilk kez hizipçilik ve mezhep kotasından bağımsız bir isim Kültür Bakanı seçildi.
Nazım, 1996’dan bu yana akademisyen olarak çalıştı. Üniversitelerde Arap Dili ve Edebiyatı dersleri verdi. Arap dünyasındaki bazı üniversitelerde ve batılı araştırma merkezlerinde çeşitli tezlere danışmanlık yaptı. Londra’daki Middlesex Üniversitesi’nin İslami Yüksek Araştırmalar Fakültesi için eğitim müfredatı hazırladı. Arap Dili ve Edebiyatı bünyesinde Hadis Edebiyatı ve Belagati dersleri verdi. Bakan olarak atanmadan önce Kufe Üniversitesi’nde UNESCO Kürsüsü Müdürlüğü’nü yürütürken ayrıca ABD’deki Georgetown Üniversitesi’nde misafir araştırmacı olarak bulundu. Arap Dili ve Edebiyatı alanında birçok makale ve çeviri kitapları bulunuyor. Dr. Hasan Nazım, Kültür Bakanlığı’nı ‘Aydınlar Bakanlığı’ yapma vizyonu ve Irak’taki kültürel çalışmalarla ilgili Şarku’l Avsat’a açıklamalarda bulundu.

- Bağımsız bir isim olarak Kültür Bakanlığı koltuğunu devraldınız. Bakanlığın durumuyla ilgili elinizde tam bir fotoğraf var mı? Diğer bakanlıklardan yönelimleri, stratejisi ve doğası farklı olan Kültür Bakanlığı için bir vizyon hazırladınız mı?
Ben, akademik ve kültürel çevrelerde yetiştim. Kültür Bakanlığı çalışmalarıyla ilgili bilgim, İran-Irak Savaşı’nın patlak verdiği 1980’li yıllara uzanır. Bakanlığın savaşı destekleyici politikası ve yaklaşımı vardı ve hatta o dönem Bakanlık tarafından savaş planını desteklemek amacıyla yüzlerce karar ve talimat çıkarıldı. 2003’deki değişim sonrasında farklı politikalar oluşturuldu. Ancak söz konusu tarihte Bakanlık kargaşanın, kaosun, yolsuzluğun ve bunun gibi durumların kapsam alanına girdi. Bakanlığın durumu, Paul Bremer’den bu yana diğer bakanlıkların içinde bulunduğu durumla aynı. Hatta birbirini izleyen hükümetler Bakanlığın kadroları ve politikalarıyla ilgili bir yığın eleştiriler aldılar. Yeni siyasi rejimde ve atmosferde de önemli ve temel bir Bakanlık olarak görülmedi. Bu bana göre büyük bir sorun.

Bakanlığın yalnızca Irak’ta değil bilakis Arap dünyasında ve bölgesel çapta bir kamuoyu oluşturmanın ana omurgası olarak görülmediği kanaatindeyim. Irak kültürü, Arap kültür havzasının temeli olsa da Türkiye ve İran gibi çevre ülkeleriyle iç içe bir kültür. Irak’ta ekonomik, toplumsal ve siyasi rejim değişikliğinden bu yana Bakanlık rutin çalışmalarına devam etti ve sanki ortada değiştirilmesi mümkün olmayan bir şey varmış gibi eski rejimin yöntem ve metotlarını takip etmeyi sürdürdü. Farklı etkinliklerle ve farklı şekillerde olsa da çalışma noktasında rutin bir gidişat var. Bu Bakanlığın vizyonlarından biri de üzerinde çalıştığı temeli değiştirmeye çalışmaktır. Yalnızca idari yapı içerisinde orda burada değişiklik yapmayı kastetmiyorum bilakis mevcut vizyonun değişmesinden bahsediyorum. Bence en önemli şey, bu değişimi olumlu istikamette götürecek programların yapılması ve bu sayede Bakanlığın, diğer bakanlıklar gibi, söz konusu değişime şu ya da bu şekilde direnmek zorunda kalmamasıdır. Bakanlığın Irak’ta gerçekleşen bu değişime bir katkısı bulunmuyor. Bence zorluklar cesaretleri kırabilir. Zira hükümetin ömrü kısa ve ülkenin mali sorunları, petrol fiyatı ve aynı şekilde koronavirüs salgını gibi sorunları var. Hem Irak’ta ve hem Irak dışında bizimle yol yürümek isteyenler programlarını netleştirmelidir. Bir tarafta istek ve elverişli koşulların diğer tarafta zorlukların olduğu bu ortamda başta Körfez olmak üzere bölge ülkelerinin terör eylemleriyle imha edilen yapıların yeniden inşası için Irak ile işbirliğini arzuladıklarını iddia ediyorum.

- Bakanlık programınızda öne çıkan noktaları öğrenebilir miyiz?
Önceki Bakanlık tarafından kabul edilen bir program var. Genel olarak bakıldığında uygulanmasında kararlılık gösterilmesi halinde iyi noktalar içeriyor. Bence her bakan, temel hedefleri belirleme meselesine eğildiği zaman bu hükümetin kriz ortamında protestolardan ve eski hükümetin istifasından sonra kurulduğunu, tam bir görev süresine ve uygun bir fona sahip olmadığını ve hedeflerin gerçekleştirilmesi için gerekli doğal koşulların sağlanmadığını göz önünde bulunduruyor. Yani hiçbir şey gerçekleştirmesek bile biz yapabileceğimizden daha fazlasını istemeliyiz. Aynı şekilde başta DEAŞ olmak üzere terör gruplarının imha ettiği bazı yapıları yeniden inşa etmeliyiz. Dediğim gibi, başta Körfez olmak üzere çevre ülkeler Irak’taki tarihi eserlerin yeniden inşası veya restorasyonu noktasında işbirliği için istekliler. UNESCO ile işbirliği içinde ve Irak Kültür, Turizm ve Eserler Bakanı gözetiminde Musul’daki El-Nuri Camii ve Hadba Minaresi, Et-Tahire Kilisesi, Saat Kilisesi’nin yeniden inşası, DEAŞ’ın tahrip ettiği Musul Müzesi ve Kanatlı Öküz heykelinin yanı sıra Başbakan’ın -ben ve ilgili bakanların da katıldığı- Musul ziyareti sırasında bilgi aldığı diğer tarihi eserlerin restorasyonu yapılacak.

- Bazılarının yolsuzluğun yayılmasıyla suçladığı Bakanlığın idari yapısını nasıl düzeltmeyi düşünüyorsunuz? İdari yapının düzeltilmesine yolsuzluk açısından mı bakıyorsunuz?
Bakanlıktaki idari statüko ve idari yapı üzerinde yeniden düşünürsen aynı zamanda buradaki mevkilerin ve bu mevkileri işgal edenleri de düşündüğün anlamına gelir. Bu yapıyı yeniden düzenlerken ne zamana kadar faydalı olacağını hesaplarsın. Tabi bu mesele, uzmanlar tarafından tartışılması ve araştırılması gereken bir mesele. Örneğin bir birimi diğeriyle birleştirerek yeni bir birim oluşturmak gibi. Bu da haliyle bu birimlerin yöneticilerinin değişmesi demek oluyor. Daha etkin bir idari yapı için birimleri birleştirecek misin yoksa lağvetme yoluna mı gideceksin? O zaman bu mesele kişileri veya yöneticileri belirli sebeplerden ötürü hedef alma meselesi değildir kesinlikle. Buradaki esas mesele, Bakanlığın temel altyapısı ve bunun daha fazla nasıl etkili olabileceğiyle ilgilidir.
Bence başlangıç olarak Kültür Bakanlığı’nın tahrip olan idari yapısı üzerinde yeniden düşünmek için acil araştırmaların yaptırılması gerekiyor. Bakanlığın içinde gizli kadrolar ve çalışamayan büyük bir insan kütlesi var. Bu nedenle karar vermelisin. Kendilerinden faydalanılamayan binlerce memur var. Bunlar o veya bu şekilde mevcutlar. Başbakan ve Bakanlar Kurulu kararları, idari yapılara el atmaya odaklanıyor. Kültür Bakanlığı’nda 22 daire yani 22 genel müdür var. Bu rakam, daha önce Turizm ve Tarihi Eserler Bakanlığı ile Kültür Bakanlığı’nın birleşiminden ortaya çıkan böyle bir bakanlık için oldukça büyük bir rakam ve etkili bir şekilde yönetimi zor. Bu birinci zorluğu oluşturuyor. Bence bu, soruna en gerçekçi yaklaşım genel yapı üzerinde yeniden düşünmemizdir. Yasalar içinde kalarak Bakanlıkta yeni bir birimin kurulmasını engelliyor veya kurulmuşsa lağvediyoruz. Bu İdari yapının oluşturulması için plan ortaya koymayı sürdürüyorum. Bu konuda Irak içinde veya dışındaki stratejistlerden ve ayrıca Bakanlığın dışındaki uzmanlardan yardım alıyorum.

- 2003’ten bu yana ilk kez kota sisteminden uzak bir isim olarak Kültür Bakanlığı’na atandınız. Bundan da önemlisi kültür çevrelerinde aydın ve akademisyen kimliğinizle biliniyorsunuz. Bu faktörler programınıza ne ölçüde yansıyacak?
Irak kültür dünyasının içinden ve parti aidiyetlerinden bağımsız bir şekilde Bakanlığa gelişimin olumlu yönleri var ancak bu olumlu yönler aynı zamanda içinde zorlukları barındırıyor. Bağımsız oluşum ve herhangi bir partiye üyeliğimin olmaması muhtemelen daima bir yardımcı unsur olmaz. Siyasete ihtiyacın var. Örneğin 2003’ten bu yana Meclis’te kabul edilemeyen bir dizi yasaları ben hazırlıyorum. Başbakan’ın danışmanları, bir dizi aydın ve tarihçiyle Irak Ulusal Günü üzerine toplantı yaptık. Bütün Iraklıları temsil edecek ve tüm vatandaşların üzerinde uzlaşacağı, Meclis’ten oybirliğiyle geçecek bir gün belirlemek istiyoruz. Bu nasıl gerçekleşir? Bunun gerçekleşmesi senin, kurumunun, düşünce yapının kabul görmesiyle, yaptığın çalışmanın Iraklıların tamamının çıkarına hizmet etmesiyle mümkündür. Bu Bakanlık ve hatta Bakanlar Kurulu tarafından çözülecek bir mesele değil. Bun Meclis’teki siyasi güçler çözer.
Şimdiye kadar iki Kültür Bakanı’nın takibini başlattığı ancak açılmayan yolsuzluk dosyaları var. Kültür Bakanı Dr. Hasan Nazım olarak bu dosyalarla yüzleşecek mi? Bu dosyalar sizin için büyük sorun teşkil ediyor. Örneğin söz konusu yolsuzluk dosyaları arasında ‘Arap Kültür Başkenti Bağdat’ projesi ile ‘Bağdat Operası ve Reşid Tiyatro Salonu’ projeleri bulunuyor.
Bu meselede detaylara girmenin bir faydası yok ancak istediğini vereceğim.  Arap Kültür Başkenti Bağdat projesi üzerinde şüphe var ve karmaşık bir dosya. Şu an geçirdiğim süre içinde bu konuda bir yol alabileceğimi zannetmiyorum. Ayrıca yolsuzluğun belli bir formu bulunmuyor. Yolsuzluk davaları Irak Şeffaflık Kurumu’nu ilgilendirir. Bu çalışmayı yürütecek merci Şeffaflık Kurumu’dur. Mesele Bakanlığın veya Bakan’ın ve soruşturma komitelerinin inisiyatifinde değil. Devlet ve hükümet içinde farklı şekillerde bu dosyalar için gerekli olan çalışmalar yapılıyor. Şeffaflık Kurumu’na sevk edilen bu ve daha birçok yolsuzluk dosyası var. Burada bizim sınırlarımız var. Şöyle ki biz yolsuzluğu tespit ederiz, soruşturma komisyonu kurarak bununla ilgili kanıtları toplar ve dosyayı Şeffaflık Kurumu’na sevk ederiz. Bu noktada kovuşturmayı başlatacak olan mercii Şeffaflık Kurumu’dur. Yani bu noktada bizim rolümüz bitiyor elbette nihai bir şekilde bitmiyor. Fakat alınacak karar bizim elimizde değil. Yalnızca Arap Kültür Başkenti Bağdat projesi için değil diğer tüm dosyalar için bu yol izleniyor.

- Bir keresinde ‘Kültür Bakanlığı’nın aydınlara ait olması gerektiğini belirtmiştiniz. Bakanlık bünyesinde çeşitli düzeylerde sorunlar olduğunu hatta görevinin doğasına yabancılaştığının farkındayız. Kültür Bakanlığı’nın aydınların hizmetine verme noktasında nasıl bir yol bulacaksınız?
Kültür Bakanlığı’nın aydınların hizmetinde olması ifadesini bazen yerinde bir ifade olarak görmüyorum. Aydın ve akademisyenler de aynı zamanda Kültür Bakanlığı’na hizmet ediyorlar. Bunlar Kültür Bakanlığı aracılığıyla Irak kültürüne hizmet ediyorlar. Bu konuda sana Irak Ulusal Günü’nün seçimi üzerinden bir örnek vereyim. Bu meseleyi ele almak üzere 18’in üzerinde Iraklı aydın ve tarihçiyle sanal ortamda bir konferans düzenledik. Iraklıları temsil edecek bir gün seçmek için birbirinden önemli Iraklı tarihçi ve aydınların görüşlerini diniyorum. Yani aydın insanlar Kültür Bakanlığı aracılığıyla ülkesine hizmet etmeye çağrılıyorlar. Bunun karşısında ise Bakanlık, aydınların hükümetimizden yardım talebinde bulunduğu Edebiyatçılar Birliği yıllık bursunun sağlayarak onlara hizmet ediyor. Bu hakkı aydınlara, yazar ve şairlere teslim etmeliyiz. Bu çalışmalar doğal akışında seyrediyor. Yani özetle bu kurum yalnızca aydınlara hizmet etmiyor, aydınların da daima bu kuruma hizmet etmeye ihtiyacı var. Kültür, Turizm ve Tarihi Eserler Bakanlığı birçok kuruluşu, fikri, çalışmayı ve projeyi içinde barındırıyor. Bu noktada aynı zamanda Iraklı aydınlarla ilgili bir soruna da işaret etmek istiyorum. Hepsi olmasa da bir kısmı hükümet kurumunun çalışmalarına ciddi bir gözle bakmıyor. Dahası da var. Bir kısım aydınlar ise yönetime ‘yaklaşılmaması gereken pislik’ gözüyle bakıyor. Bu sorun aydınlar ve yönetim ile aydınlar ve siyaset arasındaki ilişkiden kaynaklanıyor. Daima tereddüt içindeydiler. Ben şahsım olarak Irak’ın büyük aydınlarını birlikte çalışmak için çağırdım. Ancak bunu yapmaya yanaşmıyorlar.
 



ABD ordusu, personelinin bir kısmına bugün el Udeyd Hava Üssü'nü terk etmeleri yönünde tavsiyede bulundu

İran'ın Katar'daki el Udeyd hava üssünü hedef alan bir füzesi engellendi (Reuters)
İran'ın Katar'daki el Udeyd hava üssünü hedef alan bir füzesi engellendi (Reuters)
TT

ABD ordusu, personelinin bir kısmına bugün el Udeyd Hava Üssü'nü terk etmeleri yönünde tavsiyede bulundu

İran'ın Katar'daki el Udeyd hava üssünü hedef alan bir füzesi engellendi (Reuters)
İran'ın Katar'daki el Udeyd hava üssünü hedef alan bir füzesi engellendi (Reuters)

Üç diplomat Reuters'e, bazı kişilere bu akşama kadar Katar'daki ABD ordusunun el Udeyd Hava Üssü'nü terk etmeleri tavsiye edildiğini söylerken, Doha'daki ABD Büyükelçiliği konuyla ilgili henüz bir yorumda bulunmadı. Katar Dışişleri Bakanlığı, Reuters'in doğrulama veya yorum talebine yanıt vermedi.

El Udeyd Hava Üssü, yaklaşık 10 bin askere ev sahipliği yapan Ortadoğu'daki en büyük ABD üssüdür.

Şarku'l Avsat'ın Reuters'ten aktardığına göre bir diplomat verdiği demeçte, "Bu bir tahliye değil, duruş değişikliği" dedi ve değişikliğin belirli bir nedeninden haberdar olmadığını ifade etti.

İranlı üst düzey bir yetkili daha önce Reuters'a, ABD Başkanı Donald Trump'ın İran'a müdahale etme tehdidinin ardından Tahran'ın, ABD tarafından saldırıya uğraması halinde, bölgedeki ülkeleri ABD askeri üslerini hedef alacağı konusunda uyardığını söylemişti.

Haziran ayında, ABD'nin İran'a hava saldırıları başlatmasından bir haftadan fazla bir süre önce, bazı personel ve aileleri Ortadoğu'daki ABD üslerinden tahliye edildi. Haziran ayında ABD'nin saldırılarının ardından İran, Katar'daki ABD üssüne füze saldırısı ile yanıt verdi.


Gazze Yönetim Komitesi başkanlığı için adı geçen Ali Şaas hakkında neler biliyoruz?

Gazze Yönetim Komitesi başkanlığı için öne çıkan adaylardan Filistinli Ali Şaas (fotoğrafı ailesi tarafından yayınlandı)
Gazze Yönetim Komitesi başkanlığı için öne çıkan adaylardan Filistinli Ali Şaas (fotoğrafı ailesi tarafından yayınlandı)
TT

Gazze Yönetim Komitesi başkanlığı için adı geçen Ali Şaas hakkında neler biliyoruz?

Gazze Yönetim Komitesi başkanlığı için öne çıkan adaylardan Filistinli Ali Şaas (fotoğrafı ailesi tarafından yayınlandı)
Gazze Yönetim Komitesi başkanlığı için öne çıkan adaylardan Filistinli Ali Şaas (fotoğrafı ailesi tarafından yayınlandı)

Filistinli Ali Şaas, Gazze Yönetim Komitesi’nin başkanlığı için öne çıkan aday olarak dikkat çekiyor. Komitenin üyelerindeki değişiklikler ve geniş çaplı siyasi hareketlilik, Hamas’ın Gazze Şeridi’nin yönetimini devretmesinin yaklaştığını işaret ediyor.

Gazze, ABD Başkanı Donald Trump’ın himayesinde yürütülen ateşkes anlaşmasının ikinci aşamasına geçmek üzere. Söz konusu aşama, bölgedeki süreci yönetecek teknokratlardan oluşan bir komitenin kurulmasını içeriyor ve bu komitenin Hamas yönetiminin yerine geçmesi planlanıyor.

Komitenin görevleri ve yöneticileri, hem Filistinli gruplar arasında (özellikle Hamas ve El Fetih arasında) hem de arabulucular, Amerikalılar ve İsrail arasında yoğun tartışmalara ve anlaşmazlıklara yol açtı.

Daha önce komiteyi yöneteceği öngörülen bazı tanınmış isimler konuşulurken, Gazze sakinleri ve gözlemciler, yeni adayların öne çıkmasıyla şaşırdı. Şarku’l Avsat’ın CNN’den aktardığı bilgilere göre Ali Şaas komitenin başkanlığı için en güçlü aday olarak öne çıkıyor.

Ali Şaas kimdir?

Ali Şaas, 1958 yılında Gazze Şeridi’nin güneyindeki Han Yunus bölgesinde doğdu. Köklü bir Filistin ailesine ve bölgede etkili bir aşirete mensup olan Şaas’ın ailesi, ulusal ve siyasi çalışmalarda önemli rol oynamış olup, çoğunluğu El Fetih Hareketi’ne bağlı.

Ali Şaas, 1982 yılında Kahire’deki Ayn Şems Üniversitesi’nden inşaat mühendisliği lisans derecesi aldı. 1986’da aynı üniversiteden yüksek lisansını tamamladı ve 1989 yılında Birleşik Krallık’taki Queen’s Üniversitesi’nden inşaat mühendisliği alanında doktora unvanını aldı. Uzmanlık alanı, altyapı planlaması ve kentsel kalkınma.

Şaas, Filistin Yönetimi’nde çeşitli üst düzey görevlerde bulundu ve yıllardır teknik uzman olarak tanınıyor.

Gazze Yönetim Komitesi başkanlığı için öne çıkan adaylardan Filistinli Ali Şaas (fotoğrafı ailesi tarafından yayınlandı)Gazze Yönetim Komitesi başkanlığı için öne çıkan adaylardan Filistinli Ali Şaas (fotoğrafı ailesi tarafından yayınlandı)

Ali Şaas, derin bir şekilde siyasi partilerle iç içe olmadı. Üstlendiği görevler arasında, Filistin Ulusal Otoritesi’nin kuruluş döneminde eski Planlama ve Uluslararası İşbirliği Bakanı Nabil Şaas ile birlikte çalışarak Filistin devleti için stratejik kalkınma planlarının hazırlanmasına katkıda bulunması yer alıyor.

Ayrıca Ali Şaas, Ulaştırma ve Haberleşme Bakanlığı’nda müsteşarlık görevini yürüttü ve altyapı ile yol ağlarıyla ilgili kritik projeleri denetledi. Filistin Endüstri Kentleri Genel Müdürlüğü’nde CEO olarak bölgelerin yönetimi ve geliştirilmesinde önemli rol oynadı; Filistin Konut Konseyi ve Filistin Liman Otoritesi başkanlıklarını üstlendi. Bunun yanında Filistin Kalkınma ve İmar Kurumu’na danışmanlık yaptı ve emekli olmasına rağmen Filistin Ulusal Otoritesi’nde Konut ve Kamu İşleri Bakanı’na danışmanlık görevini sürdürdü.

Siyasi alanda üstlendiği görevler arasında 2005 yılında nihai statü müzakereleri komitelerinde üyelik yer alıyor. Uzmanlığı, sınır ve deniz kapıları gibi teknik konulara odaklanıyor; ekonomik kalkınma ve yeniden imar alanındaki deneyimi, onu teknokrat komitenin başkanlığı için uygun bir aday hâline getiriyor.

Ali Şaas’ın ailesinden kaynaklar, onun yıllardır Batı Şeria’da yaşadığını ve Gazze’ye yönelik savaş öncesinde orada ikamet ettiğini belirtti. Kaynaklar, Şaas’ın kariyeri boyunca siyasi veya partisel çalışmalara yönelmediğini, görevlerini tamamen teknik uzman olarak yürüttüğünü vurguladı.


DYK, BM'nin reddetmesine rağmen seçim komisyonuna yeni atamalar yaptı

DYK Başkanı Muhammed Takala, UBH Ulaştırma Bakanı ve Mali Danışmanı Muhammed eş-Şuhubi’yi ağırladı (DYK)
DYK Başkanı Muhammed Takala, UBH Ulaştırma Bakanı ve Mali Danışmanı Muhammed eş-Şuhubi’yi ağırladı (DYK)
TT

DYK, BM'nin reddetmesine rağmen seçim komisyonuna yeni atamalar yaptı

DYK Başkanı Muhammed Takala, UBH Ulaştırma Bakanı ve Mali Danışmanı Muhammed eş-Şuhubi’yi ağırladı (DYK)
DYK Başkanı Muhammed Takala, UBH Ulaştırma Bakanı ve Mali Danışmanı Muhammed eş-Şuhubi’yi ağırladı (DYK)

Libya Devlet Yüksek Konseyi (DYK), Birleşmiş Milletler'in (BM) tüm uyarılarına rağmen ‘adil ve şeffaf bir seçim süreci’ olarak nitelendirdiği süreçte, ülkenin batı ve güney bölgelerinden Yüksek Seçim Komisyonu'na üç yeni üyenin atandığını duyurdu.

Öte yandan Temsilciler Meclisi, Merkez Bankası yetkililerinin celpnamelerini ertelemek ve likidite, döviz kurları ve maaşları izlemek üzere bir teknik komite kurulması kararı aldı.

DYK, Muhammed Takala başkanlığındaki oturumunda, onaylanmış siyasi anlaşmalar çerçevesinde ve Libya halkının beklenti ve hedeflerine uygun bir şekilde, Temsilciler Meclisi ile mutabık kalınarak ‘egemen pozisyonlara’ atama rolünü yerine getirdiğini değerlendirdi.

DYK’nın bu hamlesini kısa bir süre önce kamuoyu önünde açık bir şekilde reddeden ve uyaran üç taraf, yani Yüksek Seçim Komisyonu, Temsilciler Meclisi ve BM Libya Destek Misyonu (UNSMIL), konuyla ilgili herhangi bir resmi açıklamada bulunmadı.

DYK Başkanı Takala, pazartesi akşamı, başkent Trablus'ta Ulusal Birlik Hükümeti (UBH) Ulaştırma Bakanı ve Mali Danışmanı Muhammed eş-Şuhubi ile bu yılın devlet bütçesinin onaylanmaması durumunda önümüzdeki dönemde izlenecek mali durum ve ödeme mekanizması hakkında görüş alışverişinde bulundu. Görüşmede ayrıca Trablus Uluslararası Havalimanı'nda tamamlanan aşamalar, ülkenin çeşitli bölgelerinde şu anda uygulanmakta olan bazı projeler ve bu projelerde elde edilen tamamlanma oranları ele alındı.

Öte yandan Temsilciler Meclisi dün ülkenin doğusundaki Bingazi şehrindeki genel merkezinde Akile Salih başkanlığında, birinci ve ikinci başkan yardımcıları ile raportörünün katıldığı kapalı bir oturum düzenledi.

Pazartesi akşamı yapılan oturumun sonlarında, Temsilciler Meclisi, Libya Merkez Bankası Başkanı Naci İsa Belkasım, yardımcısı Meri Berasi, bankanın yönetim kurulu üyeleri, Temsilciler Meclisi tarafından atanan Usame Hammad hükümeti ve Ulusal Petrol Şirketi yetkililerinin çağrılmasını gelecek bir oturuma ertelediğini duyurdu ve çeşitli nedenlerle özür diledikten sonra hazırlık yapmaları için onlara zaman tanıdı.

DYK ayrıca, çoğunluk oyuyla, Merkez Bankası Başkanı, Başkan Yardımcısı ve Yönetim Kurulu ile bir teknik komite oluşturulmasına karar verdi. Bu komite, likidite sıkıntısı, döviz kuru, maaş gecikmeleri ve bunların nasıl çözüleceği gibi DYK’nın yanıtlaması gereken konuları görüşmek ve bir sonraki oturuma katılmak üzere, raporunu mümkün olan en kısa sürede DYK’ya sunmakla yükümlü. DYK, görüşülmesi için önerilen ‘Kara Para Aklama ve Terörle Mücadele Yasası’nı gelecek bir oturuma erteledikten sonra oturumu kapattı.

Öte yandan Avrupa Birliği'nin (AB) Libya Delegasyonu Başkanı Büyükelçi Nicola Orlando, salı günü Trablus'ta Suudi Arabistan'ın Libya Büyükelçiliği Maslahatgüzarı Abdullah es-Salimi ile Libya ve bölgedeki güncel gelişmeleri görüştüğünü söyledi. Orlando, siyasi süreci ilerletmek ve Libya'nın istikrarını, birliğini ve refahını teşvik etmek için BM'nin kolaylaştırdığı yol haritasını desteklemenin önemi konusunda mutabık kaldıklarını belirtti.

rgty
Mareşal Halife Hafter ile LUO komutanlarının Bingazi'de yaptığı toplantıdan bir kare (LUO Genel Komutanlığı)

Öte yandan, ülkenin doğusunda bulunan Libya Ulusal Ordusu (LUO) Başkomutanı Mareşal Halife Hafter, Bingazi'deki karargahında, oğlu Genelkurmay Başkanı Korgeneral Halid Hafter ve diğer komutanların katıldığı genişletilmiş bir toplantı düzenleyerek, son askeri ve güvenlik gelişmelerini görüştü. Toplantıda, tüm askeri birimlerde savaş etkinliğini artırmak ve sürekli hazırlığı güçlendirmek amacıyla gelecekteki eylem planları da gözden geçirildi.

Yurt içinde ve yurt dışında Libya vatandaşlarını korumanın LUO liderliğinin en önemli önceliği olduğunu vurgulayan Mareşal Hafter, ülkenin doğusundaki Bingazi'de, güneydeki Kufra kentinin ileri gelenlerinden oluşan bir heyetle yaptığı görüşmede, LUO’nun ‘her zaman tüm Libyalılar için koruyucu kalkan olmaya devam edeceğini ve onların güvenliğini ve emniyetini sağlamak için her türlü önlemi almaktan çekinmeyeceğini’ belirtti.

Heyet, Çad sınırında kısa süre önce gözaltına alınan Kufralılar için LUO liderliğinin müdahalesi ve çabaları ile bu çabaların sonucunda onların serbest bırakılmasından duydukları memnuniyeti iletti.

Diğer taraftan UBH ve Ankara arasındaki iş birliği çerçevesinde UBH Ekonomi ve Ticaret Bakanı Muhammed el-Huveyc, Trablus'taki bakanlık merkezinde Türk iş adamları ve sanayicilerden oluşan bir heyetle, iki ülke arasındaki ekonomik ve ticari iş birliği ile yatırım ve ortaklık fırsatlarının geliştirilmesi konusunda görüşmelerde bulundu.

Bakanlık tarafından pazartesi akşamı yapılan açıklamada, toplantıda Libya-Türkiye ekonomik ilişkilerinin geliştirilmesinin yollarının ele alındığı, Libya pazarındaki umut vaat eden yatırım fırsatlarının gözden geçirildiği, ayrıca ulusal ekonominin desteklenmesi, yatırım için cazip bir ortam yaratılması ve Türk özel sektörüyle stratejik ortaklıkların güçlendirilmesine katkıda bulunacak şekilde sanayi, tarım, şehir planlama ve fuar ve konferansların düzenlenmesi alanlarında iş birliği mekanizmalarına değinildiği belirtildi.