Irak Kültür Bakanı Hasan Nazım Şarku’l Avsat’a konuştu: Öncelikli görevim bakanlığın bozulan idari altyapısında reform yapmak

Dr. Hasan Nazım
Dr. Hasan Nazım
TT

Irak Kültür Bakanı Hasan Nazım Şarku’l Avsat’a konuştu: Öncelikli görevim bakanlığın bozulan idari altyapısında reform yapmak

Dr. Hasan Nazım
Dr. Hasan Nazım

Iraklı aydınlar, akademisyen, mütercim ve eleştirmen bir şahsiyet olan Dr. Hasan Nazım’ın Kültür Bakanı seçilmesini iyiye işaret olarak görüyorlar. Irak’ta ilk kez hizipçilik ve mezhep kotasından bağımsız bir isim Kültür Bakanı seçildi.
Nazım, 1996’dan bu yana akademisyen olarak çalıştı. Üniversitelerde Arap Dili ve Edebiyatı dersleri verdi. Arap dünyasındaki bazı üniversitelerde ve batılı araştırma merkezlerinde çeşitli tezlere danışmanlık yaptı. Londra’daki Middlesex Üniversitesi’nin İslami Yüksek Araştırmalar Fakültesi için eğitim müfredatı hazırladı. Arap Dili ve Edebiyatı bünyesinde Hadis Edebiyatı ve Belagati dersleri verdi. Bakan olarak atanmadan önce Kufe Üniversitesi’nde UNESCO Kürsüsü Müdürlüğü’nü yürütürken ayrıca ABD’deki Georgetown Üniversitesi’nde misafir araştırmacı olarak bulundu. Arap Dili ve Edebiyatı alanında birçok makale ve çeviri kitapları bulunuyor. Dr. Hasan Nazım, Kültür Bakanlığı’nı ‘Aydınlar Bakanlığı’ yapma vizyonu ve Irak’taki kültürel çalışmalarla ilgili Şarku’l Avsat’a açıklamalarda bulundu.

- Bağımsız bir isim olarak Kültür Bakanlığı koltuğunu devraldınız. Bakanlığın durumuyla ilgili elinizde tam bir fotoğraf var mı? Diğer bakanlıklardan yönelimleri, stratejisi ve doğası farklı olan Kültür Bakanlığı için bir vizyon hazırladınız mı?
Ben, akademik ve kültürel çevrelerde yetiştim. Kültür Bakanlığı çalışmalarıyla ilgili bilgim, İran-Irak Savaşı’nın patlak verdiği 1980’li yıllara uzanır. Bakanlığın savaşı destekleyici politikası ve yaklaşımı vardı ve hatta o dönem Bakanlık tarafından savaş planını desteklemek amacıyla yüzlerce karar ve talimat çıkarıldı. 2003’deki değişim sonrasında farklı politikalar oluşturuldu. Ancak söz konusu tarihte Bakanlık kargaşanın, kaosun, yolsuzluğun ve bunun gibi durumların kapsam alanına girdi. Bakanlığın durumu, Paul Bremer’den bu yana diğer bakanlıkların içinde bulunduğu durumla aynı. Hatta birbirini izleyen hükümetler Bakanlığın kadroları ve politikalarıyla ilgili bir yığın eleştiriler aldılar. Yeni siyasi rejimde ve atmosferde de önemli ve temel bir Bakanlık olarak görülmedi. Bu bana göre büyük bir sorun.

Bakanlığın yalnızca Irak’ta değil bilakis Arap dünyasında ve bölgesel çapta bir kamuoyu oluşturmanın ana omurgası olarak görülmediği kanaatindeyim. Irak kültürü, Arap kültür havzasının temeli olsa da Türkiye ve İran gibi çevre ülkeleriyle iç içe bir kültür. Irak’ta ekonomik, toplumsal ve siyasi rejim değişikliğinden bu yana Bakanlık rutin çalışmalarına devam etti ve sanki ortada değiştirilmesi mümkün olmayan bir şey varmış gibi eski rejimin yöntem ve metotlarını takip etmeyi sürdürdü. Farklı etkinliklerle ve farklı şekillerde olsa da çalışma noktasında rutin bir gidişat var. Bu Bakanlığın vizyonlarından biri de üzerinde çalıştığı temeli değiştirmeye çalışmaktır. Yalnızca idari yapı içerisinde orda burada değişiklik yapmayı kastetmiyorum bilakis mevcut vizyonun değişmesinden bahsediyorum. Bence en önemli şey, bu değişimi olumlu istikamette götürecek programların yapılması ve bu sayede Bakanlığın, diğer bakanlıklar gibi, söz konusu değişime şu ya da bu şekilde direnmek zorunda kalmamasıdır. Bakanlığın Irak’ta gerçekleşen bu değişime bir katkısı bulunmuyor. Bence zorluklar cesaretleri kırabilir. Zira hükümetin ömrü kısa ve ülkenin mali sorunları, petrol fiyatı ve aynı şekilde koronavirüs salgını gibi sorunları var. Hem Irak’ta ve hem Irak dışında bizimle yol yürümek isteyenler programlarını netleştirmelidir. Bir tarafta istek ve elverişli koşulların diğer tarafta zorlukların olduğu bu ortamda başta Körfez olmak üzere bölge ülkelerinin terör eylemleriyle imha edilen yapıların yeniden inşası için Irak ile işbirliğini arzuladıklarını iddia ediyorum.

- Bakanlık programınızda öne çıkan noktaları öğrenebilir miyiz?
Önceki Bakanlık tarafından kabul edilen bir program var. Genel olarak bakıldığında uygulanmasında kararlılık gösterilmesi halinde iyi noktalar içeriyor. Bence her bakan, temel hedefleri belirleme meselesine eğildiği zaman bu hükümetin kriz ortamında protestolardan ve eski hükümetin istifasından sonra kurulduğunu, tam bir görev süresine ve uygun bir fona sahip olmadığını ve hedeflerin gerçekleştirilmesi için gerekli doğal koşulların sağlanmadığını göz önünde bulunduruyor. Yani hiçbir şey gerçekleştirmesek bile biz yapabileceğimizden daha fazlasını istemeliyiz. Aynı şekilde başta DEAŞ olmak üzere terör gruplarının imha ettiği bazı yapıları yeniden inşa etmeliyiz. Dediğim gibi, başta Körfez olmak üzere çevre ülkeler Irak’taki tarihi eserlerin yeniden inşası veya restorasyonu noktasında işbirliği için istekliler. UNESCO ile işbirliği içinde ve Irak Kültür, Turizm ve Eserler Bakanı gözetiminde Musul’daki El-Nuri Camii ve Hadba Minaresi, Et-Tahire Kilisesi, Saat Kilisesi’nin yeniden inşası, DEAŞ’ın tahrip ettiği Musul Müzesi ve Kanatlı Öküz heykelinin yanı sıra Başbakan’ın -ben ve ilgili bakanların da katıldığı- Musul ziyareti sırasında bilgi aldığı diğer tarihi eserlerin restorasyonu yapılacak.

- Bazılarının yolsuzluğun yayılmasıyla suçladığı Bakanlığın idari yapısını nasıl düzeltmeyi düşünüyorsunuz? İdari yapının düzeltilmesine yolsuzluk açısından mı bakıyorsunuz?
Bakanlıktaki idari statüko ve idari yapı üzerinde yeniden düşünürsen aynı zamanda buradaki mevkilerin ve bu mevkileri işgal edenleri de düşündüğün anlamına gelir. Bu yapıyı yeniden düzenlerken ne zamana kadar faydalı olacağını hesaplarsın. Tabi bu mesele, uzmanlar tarafından tartışılması ve araştırılması gereken bir mesele. Örneğin bir birimi diğeriyle birleştirerek yeni bir birim oluşturmak gibi. Bu da haliyle bu birimlerin yöneticilerinin değişmesi demek oluyor. Daha etkin bir idari yapı için birimleri birleştirecek misin yoksa lağvetme yoluna mı gideceksin? O zaman bu mesele kişileri veya yöneticileri belirli sebeplerden ötürü hedef alma meselesi değildir kesinlikle. Buradaki esas mesele, Bakanlığın temel altyapısı ve bunun daha fazla nasıl etkili olabileceğiyle ilgilidir.
Bence başlangıç olarak Kültür Bakanlığı’nın tahrip olan idari yapısı üzerinde yeniden düşünmek için acil araştırmaların yaptırılması gerekiyor. Bakanlığın içinde gizli kadrolar ve çalışamayan büyük bir insan kütlesi var. Bu nedenle karar vermelisin. Kendilerinden faydalanılamayan binlerce memur var. Bunlar o veya bu şekilde mevcutlar. Başbakan ve Bakanlar Kurulu kararları, idari yapılara el atmaya odaklanıyor. Kültür Bakanlığı’nda 22 daire yani 22 genel müdür var. Bu rakam, daha önce Turizm ve Tarihi Eserler Bakanlığı ile Kültür Bakanlığı’nın birleşiminden ortaya çıkan böyle bir bakanlık için oldukça büyük bir rakam ve etkili bir şekilde yönetimi zor. Bu birinci zorluğu oluşturuyor. Bence bu, soruna en gerçekçi yaklaşım genel yapı üzerinde yeniden düşünmemizdir. Yasalar içinde kalarak Bakanlıkta yeni bir birimin kurulmasını engelliyor veya kurulmuşsa lağvediyoruz. Bu İdari yapının oluşturulması için plan ortaya koymayı sürdürüyorum. Bu konuda Irak içinde veya dışındaki stratejistlerden ve ayrıca Bakanlığın dışındaki uzmanlardan yardım alıyorum.

- 2003’ten bu yana ilk kez kota sisteminden uzak bir isim olarak Kültür Bakanlığı’na atandınız. Bundan da önemlisi kültür çevrelerinde aydın ve akademisyen kimliğinizle biliniyorsunuz. Bu faktörler programınıza ne ölçüde yansıyacak?
Irak kültür dünyasının içinden ve parti aidiyetlerinden bağımsız bir şekilde Bakanlığa gelişimin olumlu yönleri var ancak bu olumlu yönler aynı zamanda içinde zorlukları barındırıyor. Bağımsız oluşum ve herhangi bir partiye üyeliğimin olmaması muhtemelen daima bir yardımcı unsur olmaz. Siyasete ihtiyacın var. Örneğin 2003’ten bu yana Meclis’te kabul edilemeyen bir dizi yasaları ben hazırlıyorum. Başbakan’ın danışmanları, bir dizi aydın ve tarihçiyle Irak Ulusal Günü üzerine toplantı yaptık. Bütün Iraklıları temsil edecek ve tüm vatandaşların üzerinde uzlaşacağı, Meclis’ten oybirliğiyle geçecek bir gün belirlemek istiyoruz. Bu nasıl gerçekleşir? Bunun gerçekleşmesi senin, kurumunun, düşünce yapının kabul görmesiyle, yaptığın çalışmanın Iraklıların tamamının çıkarına hizmet etmesiyle mümkündür. Bu Bakanlık ve hatta Bakanlar Kurulu tarafından çözülecek bir mesele değil. Bun Meclis’teki siyasi güçler çözer.
Şimdiye kadar iki Kültür Bakanı’nın takibini başlattığı ancak açılmayan yolsuzluk dosyaları var. Kültür Bakanı Dr. Hasan Nazım olarak bu dosyalarla yüzleşecek mi? Bu dosyalar sizin için büyük sorun teşkil ediyor. Örneğin söz konusu yolsuzluk dosyaları arasında ‘Arap Kültür Başkenti Bağdat’ projesi ile ‘Bağdat Operası ve Reşid Tiyatro Salonu’ projeleri bulunuyor.
Bu meselede detaylara girmenin bir faydası yok ancak istediğini vereceğim.  Arap Kültür Başkenti Bağdat projesi üzerinde şüphe var ve karmaşık bir dosya. Şu an geçirdiğim süre içinde bu konuda bir yol alabileceğimi zannetmiyorum. Ayrıca yolsuzluğun belli bir formu bulunmuyor. Yolsuzluk davaları Irak Şeffaflık Kurumu’nu ilgilendirir. Bu çalışmayı yürütecek merci Şeffaflık Kurumu’dur. Mesele Bakanlığın veya Bakan’ın ve soruşturma komitelerinin inisiyatifinde değil. Devlet ve hükümet içinde farklı şekillerde bu dosyalar için gerekli olan çalışmalar yapılıyor. Şeffaflık Kurumu’na sevk edilen bu ve daha birçok yolsuzluk dosyası var. Burada bizim sınırlarımız var. Şöyle ki biz yolsuzluğu tespit ederiz, soruşturma komisyonu kurarak bununla ilgili kanıtları toplar ve dosyayı Şeffaflık Kurumu’na sevk ederiz. Bu noktada kovuşturmayı başlatacak olan mercii Şeffaflık Kurumu’dur. Yani bu noktada bizim rolümüz bitiyor elbette nihai bir şekilde bitmiyor. Fakat alınacak karar bizim elimizde değil. Yalnızca Arap Kültür Başkenti Bağdat projesi için değil diğer tüm dosyalar için bu yol izleniyor.

- Bir keresinde ‘Kültür Bakanlığı’nın aydınlara ait olması gerektiğini belirtmiştiniz. Bakanlık bünyesinde çeşitli düzeylerde sorunlar olduğunu hatta görevinin doğasına yabancılaştığının farkındayız. Kültür Bakanlığı’nın aydınların hizmetine verme noktasında nasıl bir yol bulacaksınız?
Kültür Bakanlığı’nın aydınların hizmetinde olması ifadesini bazen yerinde bir ifade olarak görmüyorum. Aydın ve akademisyenler de aynı zamanda Kültür Bakanlığı’na hizmet ediyorlar. Bunlar Kültür Bakanlığı aracılığıyla Irak kültürüne hizmet ediyorlar. Bu konuda sana Irak Ulusal Günü’nün seçimi üzerinden bir örnek vereyim. Bu meseleyi ele almak üzere 18’in üzerinde Iraklı aydın ve tarihçiyle sanal ortamda bir konferans düzenledik. Iraklıları temsil edecek bir gün seçmek için birbirinden önemli Iraklı tarihçi ve aydınların görüşlerini diniyorum. Yani aydın insanlar Kültür Bakanlığı aracılığıyla ülkesine hizmet etmeye çağrılıyorlar. Bunun karşısında ise Bakanlık, aydınların hükümetimizden yardım talebinde bulunduğu Edebiyatçılar Birliği yıllık bursunun sağlayarak onlara hizmet ediyor. Bu hakkı aydınlara, yazar ve şairlere teslim etmeliyiz. Bu çalışmalar doğal akışında seyrediyor. Yani özetle bu kurum yalnızca aydınlara hizmet etmiyor, aydınların da daima bu kuruma hizmet etmeye ihtiyacı var. Kültür, Turizm ve Tarihi Eserler Bakanlığı birçok kuruluşu, fikri, çalışmayı ve projeyi içinde barındırıyor. Bu noktada aynı zamanda Iraklı aydınlarla ilgili bir soruna da işaret etmek istiyorum. Hepsi olmasa da bir kısmı hükümet kurumunun çalışmalarına ciddi bir gözle bakmıyor. Dahası da var. Bir kısım aydınlar ise yönetime ‘yaklaşılmaması gereken pislik’ gözüyle bakıyor. Bu sorun aydınlar ve yönetim ile aydınlar ve siyaset arasındaki ilişkiden kaynaklanıyor. Daima tereddüt içindeydiler. Ben şahsım olarak Irak’ın büyük aydınlarını birlikte çalışmak için çağırdım. Ancak bunu yapmaya yanaşmıyorlar.
 



Arap Koalisyonu liderliğindeki askeri komite, Yemen güçlerini birleştirmek ve devleti yeniden kurmak için harekete geçti

Aden Valisi ve yeni Devlet Bakanı Abdurrahman Şeyh, Alimi'nin huzurunda yemin etti (SABA)
Aden Valisi ve yeni Devlet Bakanı Abdurrahman Şeyh, Alimi'nin huzurunda yemin etti (SABA)
TT

Arap Koalisyonu liderliğindeki askeri komite, Yemen güçlerini birleştirmek ve devleti yeniden kurmak için harekete geçti

Aden Valisi ve yeni Devlet Bakanı Abdurrahman Şeyh, Alimi'nin huzurunda yemin etti (SABA)
Aden Valisi ve yeni Devlet Bakanı Abdurrahman Şeyh, Alimi'nin huzurunda yemin etti (SABA)

Yemen Başkanlık Liderlik Konseyi Başkanı Reşad el-Alimi, Yemen’de Meşruiyeti Destekleme Koalisyonu liderliğinde, tüm askeri güçlerin ve oluşumların hazırlanmasından, donatılmasından ve komutasından sorumlu olacak bir yüksek askeri komite kurulduğunu duyurdu. Bu komite, askeri karar alma sürecini birleştirmek ve Husilerin barışı reddetmesi durumunda devletin kurumlarını barışçıl yahut zorla yeniden kurmaya hazır olmasını sağlamak amacıyla kuruldu.

Dün televizyonda yayınlanan konuşmasında Alimi, Hadramut ve Mahra illeri, geçici başkent Aden ve kurtarılan diğer bölgelerdeki askeri kampların devrinin tamamlandığını doğruladı. Alimi, devletin güney davasına bağlılığını, Suudi Arabistan'ın himayesinde kapsamlı bir güney diyalog konferansının düzenlenmesini desteklediğini ve konferansın sonuçlarının bölgesel ve uluslararası garantiler altında uygulanacağını bir kez daha teyit etti.

Öte yandan, Yemen cumhurbaşkanlığından bir kaynak, Birleşik Arap Emirlikleri’ne (BAE), Başkanlık Konseyi üyesi Ferec el-Bahsani'nin, Konsey liderliğiyle çalışmak ve Suudi Arabistan'ın desteklediği devam eden çabalara katılmak üzere Riyad'a gitmesine izin vermesini istedi.

Son günlerde Bahsani ile iletişime geçmenin imkansız olduğunu doğrulayan kaynak, BAE’li yetkililerin onun Başkanlık Konseyi'ndeki görevlerini yerine getirmek için ülkeyi terk etmesine izin vermediğini ima etti.


Suriye: SDG'nin Fırat Nehri'nin su pompalama işlemini durdurmasının ardından Halep'te su kesintisi yaşandı

Halep'te Suriye güvenlik güçlerine ve orduya ait araçlar (Reuters)
Halep'te Suriye güvenlik güçlerine ve orduya ait araçlar (Reuters)
TT

Suriye: SDG'nin Fırat Nehri'nin su pompalama işlemini durdurmasının ardından Halep'te su kesintisi yaşandı

Halep'te Suriye güvenlik güçlerine ve orduya ait araçlar (Reuters)
Halep'te Suriye güvenlik güçlerine ve orduya ait araçlar (Reuters)

Suriye Demokratik Güçleri (SDG) Halep'in doğusundaki Fırat Nehri'nden su pompalama işlemini durdurduktan sonra, dün akşam Halep şehrine su temini aksadı, şehirde ve kırsal kesimde yaşayan milyonlarca insan susuz kalma tehlikesiyle karşı karşıya kaldı.

Şarku'l Avsat'ın DPA'dan aktardığına göre Suriye Enerji Bakanlığı yaptığı açıklamada, “Halep'in doğu kırsalındaki el-Babiri istasyonundan su pompalanması, SDG'ye bağlı askeri unsurların doğrudan emriyle bugün saat 17:30'da durduruldu” ifadesini kullandı.

Enerji Bakanlığı'nın açıklamasında, “El-Babiri istasyonu SDG'nin kontrolü altında ve Halep şehri ile kırsalının ana su kaynağıdır. İstasyonun kapatılması, tüm vilayete doğrudan zarar vermiş ve vatandaşların yaşamları ile temel hizmetler üzerinde olumsuz bir etki yaratmıştır” denildi.


Bishara Bahbah: Salı günkü Barış Konseyi'nin ardından Gazze Yönetim Komitesi toplanacak

Bishara Bahbah, ABD Başkanı Donald Trump ve Başkan Yardımcısı JD Vance arasında (Bahbah'ın X hesabı)
Bishara Bahbah, ABD Başkanı Donald Trump ve Başkan Yardımcısı JD Vance arasında (Bahbah'ın X hesabı)
TT

Bishara Bahbah: Salı günkü Barış Konseyi'nin ardından Gazze Yönetim Komitesi toplanacak

Bishara Bahbah, ABD Başkanı Donald Trump ve Başkan Yardımcısı JD Vance arasında (Bahbah'ın X hesabı)
Bishara Bahbah, ABD Başkanı Donald Trump ve Başkan Yardımcısı JD Vance arasında (Bahbah'ın X hesabı)

Gazze'deki arabulucu ve “Barış İçin Arap Amerikalılar" komitesinin başkanı Bishara Bahbah, dün Şarku’l Avsat'a verdiği demeçte, aldığı bilgilere göre ABD Başkanı Donald Trump'ın 13 Ocak Salı günü Gazze Şeridi için geçici bir yönetimi denetleyecek "Barış Konseyi"ni açıklayacağını söyledi. Bunun ardından bir veya iki gün sonra Kahire'deki toplantılar sırasında Filistinli teknokratlardan oluşan bir komitenin kurulacağını belirtti.

Filistin kökenli Amerikalı Bahbah, “Barış Konseyi”nin Katar, Mısır ve BAE de dahil olmak üzere birçok ülkeyi içereceğini ve teknokratlardan oluşacak komitesinin isimlerinin “İsrail'in itirazıyla karşılaştığını, perşembe ve cuma günleri Gazze'deki (Barış Konseyi) direktörlüğü pozisyonuna aday olan Nikolay Mladenov'un İsrail ve Ramallah'a yaptığı iki ziyaret sırasında bu isimler üzerinde anlaşmaya varıldığını” açıkladı.