Irak Kültür Bakanı Hasan Nazım Şarku’l Avsat’a konuştu: Öncelikli görevim bakanlığın bozulan idari altyapısında reform yapmak

Dr. Hasan Nazım
Dr. Hasan Nazım
TT

Irak Kültür Bakanı Hasan Nazım Şarku’l Avsat’a konuştu: Öncelikli görevim bakanlığın bozulan idari altyapısında reform yapmak

Dr. Hasan Nazım
Dr. Hasan Nazım

Iraklı aydınlar, akademisyen, mütercim ve eleştirmen bir şahsiyet olan Dr. Hasan Nazım’ın Kültür Bakanı seçilmesini iyiye işaret olarak görüyorlar. Irak’ta ilk kez hizipçilik ve mezhep kotasından bağımsız bir isim Kültür Bakanı seçildi.
Nazım, 1996’dan bu yana akademisyen olarak çalıştı. Üniversitelerde Arap Dili ve Edebiyatı dersleri verdi. Arap dünyasındaki bazı üniversitelerde ve batılı araştırma merkezlerinde çeşitli tezlere danışmanlık yaptı. Londra’daki Middlesex Üniversitesi’nin İslami Yüksek Araştırmalar Fakültesi için eğitim müfredatı hazırladı. Arap Dili ve Edebiyatı bünyesinde Hadis Edebiyatı ve Belagati dersleri verdi. Bakan olarak atanmadan önce Kufe Üniversitesi’nde UNESCO Kürsüsü Müdürlüğü’nü yürütürken ayrıca ABD’deki Georgetown Üniversitesi’nde misafir araştırmacı olarak bulundu. Arap Dili ve Edebiyatı alanında birçok makale ve çeviri kitapları bulunuyor. Dr. Hasan Nazım, Kültür Bakanlığı’nı ‘Aydınlar Bakanlığı’ yapma vizyonu ve Irak’taki kültürel çalışmalarla ilgili Şarku’l Avsat’a açıklamalarda bulundu.

- Bağımsız bir isim olarak Kültür Bakanlığı koltuğunu devraldınız. Bakanlığın durumuyla ilgili elinizde tam bir fotoğraf var mı? Diğer bakanlıklardan yönelimleri, stratejisi ve doğası farklı olan Kültür Bakanlığı için bir vizyon hazırladınız mı?
Ben, akademik ve kültürel çevrelerde yetiştim. Kültür Bakanlığı çalışmalarıyla ilgili bilgim, İran-Irak Savaşı’nın patlak verdiği 1980’li yıllara uzanır. Bakanlığın savaşı destekleyici politikası ve yaklaşımı vardı ve hatta o dönem Bakanlık tarafından savaş planını desteklemek amacıyla yüzlerce karar ve talimat çıkarıldı. 2003’deki değişim sonrasında farklı politikalar oluşturuldu. Ancak söz konusu tarihte Bakanlık kargaşanın, kaosun, yolsuzluğun ve bunun gibi durumların kapsam alanına girdi. Bakanlığın durumu, Paul Bremer’den bu yana diğer bakanlıkların içinde bulunduğu durumla aynı. Hatta birbirini izleyen hükümetler Bakanlığın kadroları ve politikalarıyla ilgili bir yığın eleştiriler aldılar. Yeni siyasi rejimde ve atmosferde de önemli ve temel bir Bakanlık olarak görülmedi. Bu bana göre büyük bir sorun.

Bakanlığın yalnızca Irak’ta değil bilakis Arap dünyasında ve bölgesel çapta bir kamuoyu oluşturmanın ana omurgası olarak görülmediği kanaatindeyim. Irak kültürü, Arap kültür havzasının temeli olsa da Türkiye ve İran gibi çevre ülkeleriyle iç içe bir kültür. Irak’ta ekonomik, toplumsal ve siyasi rejim değişikliğinden bu yana Bakanlık rutin çalışmalarına devam etti ve sanki ortada değiştirilmesi mümkün olmayan bir şey varmış gibi eski rejimin yöntem ve metotlarını takip etmeyi sürdürdü. Farklı etkinliklerle ve farklı şekillerde olsa da çalışma noktasında rutin bir gidişat var. Bu Bakanlığın vizyonlarından biri de üzerinde çalıştığı temeli değiştirmeye çalışmaktır. Yalnızca idari yapı içerisinde orda burada değişiklik yapmayı kastetmiyorum bilakis mevcut vizyonun değişmesinden bahsediyorum. Bence en önemli şey, bu değişimi olumlu istikamette götürecek programların yapılması ve bu sayede Bakanlığın, diğer bakanlıklar gibi, söz konusu değişime şu ya da bu şekilde direnmek zorunda kalmamasıdır. Bakanlığın Irak’ta gerçekleşen bu değişime bir katkısı bulunmuyor. Bence zorluklar cesaretleri kırabilir. Zira hükümetin ömrü kısa ve ülkenin mali sorunları, petrol fiyatı ve aynı şekilde koronavirüs salgını gibi sorunları var. Hem Irak’ta ve hem Irak dışında bizimle yol yürümek isteyenler programlarını netleştirmelidir. Bir tarafta istek ve elverişli koşulların diğer tarafta zorlukların olduğu bu ortamda başta Körfez olmak üzere bölge ülkelerinin terör eylemleriyle imha edilen yapıların yeniden inşası için Irak ile işbirliğini arzuladıklarını iddia ediyorum.

- Bakanlık programınızda öne çıkan noktaları öğrenebilir miyiz?
Önceki Bakanlık tarafından kabul edilen bir program var. Genel olarak bakıldığında uygulanmasında kararlılık gösterilmesi halinde iyi noktalar içeriyor. Bence her bakan, temel hedefleri belirleme meselesine eğildiği zaman bu hükümetin kriz ortamında protestolardan ve eski hükümetin istifasından sonra kurulduğunu, tam bir görev süresine ve uygun bir fona sahip olmadığını ve hedeflerin gerçekleştirilmesi için gerekli doğal koşulların sağlanmadığını göz önünde bulunduruyor. Yani hiçbir şey gerçekleştirmesek bile biz yapabileceğimizden daha fazlasını istemeliyiz. Aynı şekilde başta DEAŞ olmak üzere terör gruplarının imha ettiği bazı yapıları yeniden inşa etmeliyiz. Dediğim gibi, başta Körfez olmak üzere çevre ülkeler Irak’taki tarihi eserlerin yeniden inşası veya restorasyonu noktasında işbirliği için istekliler. UNESCO ile işbirliği içinde ve Irak Kültür, Turizm ve Eserler Bakanı gözetiminde Musul’daki El-Nuri Camii ve Hadba Minaresi, Et-Tahire Kilisesi, Saat Kilisesi’nin yeniden inşası, DEAŞ’ın tahrip ettiği Musul Müzesi ve Kanatlı Öküz heykelinin yanı sıra Başbakan’ın -ben ve ilgili bakanların da katıldığı- Musul ziyareti sırasında bilgi aldığı diğer tarihi eserlerin restorasyonu yapılacak.

- Bazılarının yolsuzluğun yayılmasıyla suçladığı Bakanlığın idari yapısını nasıl düzeltmeyi düşünüyorsunuz? İdari yapının düzeltilmesine yolsuzluk açısından mı bakıyorsunuz?
Bakanlıktaki idari statüko ve idari yapı üzerinde yeniden düşünürsen aynı zamanda buradaki mevkilerin ve bu mevkileri işgal edenleri de düşündüğün anlamına gelir. Bu yapıyı yeniden düzenlerken ne zamana kadar faydalı olacağını hesaplarsın. Tabi bu mesele, uzmanlar tarafından tartışılması ve araştırılması gereken bir mesele. Örneğin bir birimi diğeriyle birleştirerek yeni bir birim oluşturmak gibi. Bu da haliyle bu birimlerin yöneticilerinin değişmesi demek oluyor. Daha etkin bir idari yapı için birimleri birleştirecek misin yoksa lağvetme yoluna mı gideceksin? O zaman bu mesele kişileri veya yöneticileri belirli sebeplerden ötürü hedef alma meselesi değildir kesinlikle. Buradaki esas mesele, Bakanlığın temel altyapısı ve bunun daha fazla nasıl etkili olabileceğiyle ilgilidir.
Bence başlangıç olarak Kültür Bakanlığı’nın tahrip olan idari yapısı üzerinde yeniden düşünmek için acil araştırmaların yaptırılması gerekiyor. Bakanlığın içinde gizli kadrolar ve çalışamayan büyük bir insan kütlesi var. Bu nedenle karar vermelisin. Kendilerinden faydalanılamayan binlerce memur var. Bunlar o veya bu şekilde mevcutlar. Başbakan ve Bakanlar Kurulu kararları, idari yapılara el atmaya odaklanıyor. Kültür Bakanlığı’nda 22 daire yani 22 genel müdür var. Bu rakam, daha önce Turizm ve Tarihi Eserler Bakanlığı ile Kültür Bakanlığı’nın birleşiminden ortaya çıkan böyle bir bakanlık için oldukça büyük bir rakam ve etkili bir şekilde yönetimi zor. Bu birinci zorluğu oluşturuyor. Bence bu, soruna en gerçekçi yaklaşım genel yapı üzerinde yeniden düşünmemizdir. Yasalar içinde kalarak Bakanlıkta yeni bir birimin kurulmasını engelliyor veya kurulmuşsa lağvediyoruz. Bu İdari yapının oluşturulması için plan ortaya koymayı sürdürüyorum. Bu konuda Irak içinde veya dışındaki stratejistlerden ve ayrıca Bakanlığın dışındaki uzmanlardan yardım alıyorum.

- 2003’ten bu yana ilk kez kota sisteminden uzak bir isim olarak Kültür Bakanlığı’na atandınız. Bundan da önemlisi kültür çevrelerinde aydın ve akademisyen kimliğinizle biliniyorsunuz. Bu faktörler programınıza ne ölçüde yansıyacak?
Irak kültür dünyasının içinden ve parti aidiyetlerinden bağımsız bir şekilde Bakanlığa gelişimin olumlu yönleri var ancak bu olumlu yönler aynı zamanda içinde zorlukları barındırıyor. Bağımsız oluşum ve herhangi bir partiye üyeliğimin olmaması muhtemelen daima bir yardımcı unsur olmaz. Siyasete ihtiyacın var. Örneğin 2003’ten bu yana Meclis’te kabul edilemeyen bir dizi yasaları ben hazırlıyorum. Başbakan’ın danışmanları, bir dizi aydın ve tarihçiyle Irak Ulusal Günü üzerine toplantı yaptık. Bütün Iraklıları temsil edecek ve tüm vatandaşların üzerinde uzlaşacağı, Meclis’ten oybirliğiyle geçecek bir gün belirlemek istiyoruz. Bu nasıl gerçekleşir? Bunun gerçekleşmesi senin, kurumunun, düşünce yapının kabul görmesiyle, yaptığın çalışmanın Iraklıların tamamının çıkarına hizmet etmesiyle mümkündür. Bu Bakanlık ve hatta Bakanlar Kurulu tarafından çözülecek bir mesele değil. Bun Meclis’teki siyasi güçler çözer.
Şimdiye kadar iki Kültür Bakanı’nın takibini başlattığı ancak açılmayan yolsuzluk dosyaları var. Kültür Bakanı Dr. Hasan Nazım olarak bu dosyalarla yüzleşecek mi? Bu dosyalar sizin için büyük sorun teşkil ediyor. Örneğin söz konusu yolsuzluk dosyaları arasında ‘Arap Kültür Başkenti Bağdat’ projesi ile ‘Bağdat Operası ve Reşid Tiyatro Salonu’ projeleri bulunuyor.
Bu meselede detaylara girmenin bir faydası yok ancak istediğini vereceğim.  Arap Kültür Başkenti Bağdat projesi üzerinde şüphe var ve karmaşık bir dosya. Şu an geçirdiğim süre içinde bu konuda bir yol alabileceğimi zannetmiyorum. Ayrıca yolsuzluğun belli bir formu bulunmuyor. Yolsuzluk davaları Irak Şeffaflık Kurumu’nu ilgilendirir. Bu çalışmayı yürütecek merci Şeffaflık Kurumu’dur. Mesele Bakanlığın veya Bakan’ın ve soruşturma komitelerinin inisiyatifinde değil. Devlet ve hükümet içinde farklı şekillerde bu dosyalar için gerekli olan çalışmalar yapılıyor. Şeffaflık Kurumu’na sevk edilen bu ve daha birçok yolsuzluk dosyası var. Burada bizim sınırlarımız var. Şöyle ki biz yolsuzluğu tespit ederiz, soruşturma komisyonu kurarak bununla ilgili kanıtları toplar ve dosyayı Şeffaflık Kurumu’na sevk ederiz. Bu noktada kovuşturmayı başlatacak olan mercii Şeffaflık Kurumu’dur. Yani bu noktada bizim rolümüz bitiyor elbette nihai bir şekilde bitmiyor. Fakat alınacak karar bizim elimizde değil. Yalnızca Arap Kültür Başkenti Bağdat projesi için değil diğer tüm dosyalar için bu yol izleniyor.

- Bir keresinde ‘Kültür Bakanlığı’nın aydınlara ait olması gerektiğini belirtmiştiniz. Bakanlık bünyesinde çeşitli düzeylerde sorunlar olduğunu hatta görevinin doğasına yabancılaştığının farkındayız. Kültür Bakanlığı’nın aydınların hizmetine verme noktasında nasıl bir yol bulacaksınız?
Kültür Bakanlığı’nın aydınların hizmetinde olması ifadesini bazen yerinde bir ifade olarak görmüyorum. Aydın ve akademisyenler de aynı zamanda Kültür Bakanlığı’na hizmet ediyorlar. Bunlar Kültür Bakanlığı aracılığıyla Irak kültürüne hizmet ediyorlar. Bu konuda sana Irak Ulusal Günü’nün seçimi üzerinden bir örnek vereyim. Bu meseleyi ele almak üzere 18’in üzerinde Iraklı aydın ve tarihçiyle sanal ortamda bir konferans düzenledik. Iraklıları temsil edecek bir gün seçmek için birbirinden önemli Iraklı tarihçi ve aydınların görüşlerini diniyorum. Yani aydın insanlar Kültür Bakanlığı aracılığıyla ülkesine hizmet etmeye çağrılıyorlar. Bunun karşısında ise Bakanlık, aydınların hükümetimizden yardım talebinde bulunduğu Edebiyatçılar Birliği yıllık bursunun sağlayarak onlara hizmet ediyor. Bu hakkı aydınlara, yazar ve şairlere teslim etmeliyiz. Bu çalışmalar doğal akışında seyrediyor. Yani özetle bu kurum yalnızca aydınlara hizmet etmiyor, aydınların da daima bu kuruma hizmet etmeye ihtiyacı var. Kültür, Turizm ve Tarihi Eserler Bakanlığı birçok kuruluşu, fikri, çalışmayı ve projeyi içinde barındırıyor. Bu noktada aynı zamanda Iraklı aydınlarla ilgili bir soruna da işaret etmek istiyorum. Hepsi olmasa da bir kısmı hükümet kurumunun çalışmalarına ciddi bir gözle bakmıyor. Dahası da var. Bir kısım aydınlar ise yönetime ‘yaklaşılmaması gereken pislik’ gözüyle bakıyor. Bu sorun aydınlar ve yönetim ile aydınlar ve siyaset arasındaki ilişkiden kaynaklanıyor. Daima tereddüt içindeydiler. Ben şahsım olarak Irak’ın büyük aydınlarını birlikte çalışmak için çağırdım. Ancak bunu yapmaya yanaşmıyorlar.
 



Koalisyon: Vali ile koordinasyon sağlanmadıkça hiçbir güç Şebva'ya girmeyecektir

Yemen başkanlığına bağlı "Vatan Kalkanı" güçleri, Hadramut'taki askeri noktalardan birinin güvenliğini sağlama operasyonunda (Vatan Kalkanı Güçleri)
Yemen başkanlığına bağlı "Vatan Kalkanı" güçleri, Hadramut'taki askeri noktalardan birinin güvenliğini sağlama operasyonunda (Vatan Kalkanı Güçleri)
TT

Koalisyon: Vali ile koordinasyon sağlanmadıkça hiçbir güç Şebva'ya girmeyecektir

Yemen başkanlığına bağlı "Vatan Kalkanı" güçleri, Hadramut'taki askeri noktalardan birinin güvenliğini sağlama operasyonunda (Vatan Kalkanı Güçleri)
Yemen başkanlığına bağlı "Vatan Kalkanı" güçleri, Hadramut'taki askeri noktalardan birinin güvenliğini sağlama operasyonunda (Vatan Kalkanı Güçleri)

Yemen'deki "Meşruiyeti Destekleme Koalisyonu"nun Ortak Kuvvetler Komutanlığı, Şebva Valiliği'nin istikrarına verdiği desteği yineleyerek, valilikteki yerel yönetimin, Şebva'nın güvenliğini sağlamak ve herhangi bir gerginlikten korumak için koalisyonla koordinasyon ve ortak çalışma yapılacağını teyit eden açıklamasını memnuniyetle karşıladı.

Koalisyon güçlerinin resmi sözcüsü Tümgeneral Turki el-Maliki, koalisyon liderliğinin Şebva Valisi ve Yerel Konsey Başkanı Şeyh Avad Muhammed el-Vezir'in, koalisyonun çabalarına desteğini ve eyaletteki güvenlik ve istikrarı artırmak için koalisyonla iş birliği yapmaya hazır olduğunu vurguladığı açıklamasını memnuniyetle karşıladığını duyurdu.

El-Maliki, “Meşruiyeti Destekleme Koalisyonu”nun Şebva Valiliğini koruma ve istikrarını destekleme, ayrıca orada bulunan yerlerin güvenliğini sağlama konusundaki kararlılığını teyit ederek, devlet kurumlarına ve yerel yönetime saygı çerçevesinde, Şebva valisiyle tam koordinasyon sağlanmadıkça hiçbir gücün valiliğe girmeyeceğini vurguladı.

Aynı bağlamda, Şebva Valiliği'ndeki şeyhler, ileri gelenler ve sosyal şahsiyetlerin istişare toplantısında, Cumhurbaşkanlığı Liderlik Konseyi Başkanı Cumhurbaşkanı Dr. Reşad Muhammed el-Alimi'nin kararlarına tam destek ve onay verildiği, meşru hükümetin askeri ve güvenlik kararlarını birleştirme, devlet kurumlarını koruma ve doğu valiliklerinde güvenlik ve istikrarı sağlama amacıyla izlediği yola destek verildiği açıklandı.

Yemen Başkanlık Konseyi Başkanı Reşad el-Alimi (SABA)Yemen Başkanlık Konseyi Başkanı Reşad el-Alimi (SABA)

Toplantı sonrasında yayınlanan açıklamada, katılımcılar Güney Geçiş Konseyi'nin Hadramut ve el-Mehra vilayetlerine askeri güç ve teçhizat sevk etmesini kınadılar. Daha önce Şebva vilayetine, güvenli ve istikrarlı doğu vilayetlerinin militarizasyonunu, siyasi tercihleri zorla dayatma girişimlerini ve halkın iradesini hiçe sayma çabalarını kategorik olarak reddettiklerini teyit ettiler.

Açıklamada, doğu illerinin halkının “kendilerini temsil etmeyen veya isteklerini ifade etmeyen hiçbir projeye bağlı olmadıkları” belirtilerek, bu illerin militarizasyonunun istikrarsızlığa ve güvenlik sorunlarına yol açabileceği ve ulusal çıkarlara hizmet etmeyen çatışmalara sürükleyebileceği uyarısında bulunuldu.

Danışma toplantısı, Suudi Arabistan'daki kardeşlerimize Yemen'in meşru hükümetini ve doğu illerini destekleyen kararlı tutumları için teşekkür ve takdirlerini ifade etti ve Riyad'ın güvenliği ve istikrarı korumadaki, durumun kaos ve çatışmaya sürüklenmesini önlemedeki rolünü övdü.Şarku’l Avsat’ın aldığı bilgiye göre ayrıca, güney bölgelerinin, güney davası için adil ve kapsamlı vizyon geliştirmek amacıyla bir güney toplantısı düzenleme ve ev sahipliği yapma talebine Riyad'ın verdiği yanıtı da övdü.

Toplantıda, "Güney Geçiş Konseyi" liderliğine sağduyulu davranmaları, Şebva, Hadramut ve el-Mehra vilayetlerinden güçlerini çekmeleri, önceki konumlarına dönmeleri, birliği korumak ve en yüksek ulusal çıkarlara hizmet etmek için meşru bileşenlerin ve güneydeki bileşenlerin geri kalanıyla diyalog ve uzlaşma diline bağlı kalmaları çağrısında bulunuldu.

Aynı zamanda, Suudi Arabistan'ın Yemen Büyükelçisi Muhammed el Cabir, Krallığın güney liderlerinin olumlu ve sorumlu tutumlarını memnuniyetle karşıladığını belirterek, bu tutumların güney davasının adaletini korumak ve kapsamlı bir siyasi çerçeve içinde müzakere etmek için önemli bir adım olduğunu vurguladı.

Büyükelçi el Cabir, X platformundaki resmi hesabında yaptığı paylaşımda, Şebva valisinin Krallığın Riyad'da güney davası konulu bir konferans düzenleme çağrısını memnuniyetle karşılamasının, Cumhurbaşkanı Reşad Muhammed el-Alimi'nin talebine yanıt niteliğinde olduğunu ve güney liderlerinin siyasi çözüme yönelik sorumlu yaklaşımını yansıttığını açıkladı.

Bu tutumların “güney halkının davalarının adaletini korumak ve tüm beklentilerini karşılayacak şekilde tartışmaya açmak için doğru yönde ilerlediğini teyit ettiğini” belirten Bakan, Krallığın konferansın başarısına ve Yemen'de siyasi istikrarın sağlanmasına katkıda bulunacak yapıcı tutumlar sergileyen tüm güneyli liderlerin katılımını memnuniyetle karşıladığını ifade etti.

Şebva Valisi Şeyh Avad Muhammed el-Vezir ise Suudi Arabistan'ın liderliğine ve Yemen'i desteklemedeki önemli rolüne olan güvenini yineledi ve yerel yönetimin, eyaletteki güvenlik ve istikrarı pekiştirmek için “Meşruiyeti Destekleme Koalisyonu” ile iş birliği yapma taahhüdünü vurguladı.

Bakan, Şebva'nın “eyaleti çatışmalardan kurtarmak için koalisyonla birlikte çalışacağını” belirterek, Yemen'in güneydoğusundaki stratejik açıdan en önemli eyaletlerinden birinde güvenliği ve kalkınmayı güçlendirmeye yönelik siyasi ve askeri çabaları desteklediğini vurguladı.


Doğu Yemen Vilayetleri Konseyi, Şebve ve Sokotra’nın tamamen kurtarılmasını talep etti

Güney Geçiş Konseyi'ne (GGK) bağlı güçler, birkaç gün önce Mukalla'da bulundukları sırada (AFP)
Güney Geçiş Konseyi'ne (GGK) bağlı güçler, birkaç gün önce Mukalla'da bulundukları sırada (AFP)
TT

Doğu Yemen Vilayetleri Konseyi, Şebve ve Sokotra’nın tamamen kurtarılmasını talep etti

Güney Geçiş Konseyi'ne (GGK) bağlı güçler, birkaç gün önce Mukalla'da bulundukları sırada (AFP)
Güney Geçiş Konseyi'ne (GGK) bağlı güçler, birkaç gün önce Mukalla'da bulundukları sırada (AFP)

Doğu Yemen Vilayetleri Konseyi, Hadramut vilayetinde son dönemde yaşanan saha gelişmelerini memnuniyetle karşıladı. Söz konusu gelişmeleri güvenlik ve istikrarın pekiştirilmesi yolunda önemli bir adım olarak nitelendiren Konsey, Hadramut halkı ile Vatan Kalkanı Güçleri’nin güvenliği sağlama ve toplumsal barışı koruma konusundaki rolünü övdü.

Konsey bugün yayımladığı açıklamada, “Hadramut vilayetinde elde edilen zaferleri tebrik ediyor, güvenlik ve istikrarı pekiştirmek ve ulusal kazanımları korumak için gösterilen kahramanlıkları selamlıyoruz” ifadesine yer verdi. Açıklamada ayrıca, yaşanan gelişmelerin Hadramut halkının kendi güvenliğini savunma ve vilayeti bir çatışma veya kaos alanına dönüştürme girişimlerine karşı durma kararlılığını yansıttığı vurgulandı.

a bulundukları sırada (AFP)Güney Geçiş Konseyi'ne (GGK) bağlı güçler, birkaç gün önce Mukalla'da bulundukları sırada (AFP)

Bu bağlamda Konsey, ‘Şebve ve Sokotra vilayetlerinin tamamen özgürleştirilmesini’ talep etti. Açıklamada, Doğu vilayetlerinin kendi bölgelerini yönetme yetkisinin sağlanmasının sürdürülebilir istikrarın inşasında ve adil, dengeli bir ulusal ortaklığın güçlendirilmesinde temel bir adım olduğu vurgulandı.

Konsey ayrıca, Suudi Arabistan’ın Yemen’de barış konulu bir konferans düzenleme çağrısını memnuniyetle karşıladığını belirtti. Açıklamada, konferansın ‘Doğu vilayetleri bölgesini kapsayan Hadramut, Şebve, el-Mehra ve Sokotra’nın ağırlığını yansıtacak şekilde temsil edilmesinin’ önemine dikkat çekildi. Bu temsilin, bölgenin coğrafi, tarihi ve jeopolitik konumuna uygun olması gerektiği ifade edildi.

Konsey’e göre, planlanan konferans, 2012 yılında Körfez Girişimi ve uygulama mekanizmasının imzalanmasından, 2014 Ulusal Kapsamlı Diyalog Konferansı çıktıları ve ilgili uluslararası meşruiyet kararlarına kadar Yemen’de barışın sağlanması yönündeki çabaların doğal bir uzantısı niteliğinde. Açıklamada, Suudi Arabistan’ın ‘barış sürecinin güvenilir hamisi’ olduğu ve Yemen hükümetiyle, özellikle Başkanlık Konseyi Başkanı Reşad Muhammed el-Alimi koordinasyonu ve iş birliği içinde hareket ettiği vurgulandı.

Yemen'in doğusundaki el-Mehra vilayetinde yaşayan bir grup vatandaş, son Başkanlık Konseyi kararlarına desteklerini ifade ediyor. (SABA)Yemen'in doğusundaki el-Mehra vilayetinde yaşayan bir grup vatandaş, son Başkanlık Konseyi kararlarına desteklerini ifade ediyor. (SABA)

Konsey, açıklamasında Suudi Arabistan’a olan güvenini ve Doğu’nun dört vilayetinin halkının beklentilerini gözetmedeki cömert desteğini yeniden vurguladı. Konsey, halkın bölgesini yönetme hakkını kullanmasını, kaynaklarını değerlendirmesini ve siyasi-ekonomik kazanımlarını korumasını desteklediklerini belirtti. Bu çabaların, adil bir federal devlet çerçevesinde ve Ulusal Diyalog ile üzerinde uzlaşılan üç temel referansa uygun şekilde yürütülmesi gerektiği ifade edildi.

Konsey, açıklamasını Doğu vilayetlerinde barış ve istikrarın sağlanmasının Yemen’de kapsamlı bir çözümün temel direğini oluşturduğunu ve kriz yönetiminden devlet ve kurum inşasına geçiş için fırsatları artırdığını vurgulayarak sonlandırdı.


Vali Hanbeşi, Hadramut Vadisi'nde hayati öneme sahip tüm bölgelerin güvenliğinin sağlandığını duyurdu

 Hadramut Valisi, Vilayet Güvenlik Komitesi Başkanı ve vilayetteki Vatan Kalkanı Güçleri Komutanı Salim el-Hanbeşi (Şarku’l Avsat)
Hadramut Valisi, Vilayet Güvenlik Komitesi Başkanı ve vilayetteki Vatan Kalkanı Güçleri Komutanı Salim el-Hanbeşi (Şarku’l Avsat)
TT

Vali Hanbeşi, Hadramut Vadisi'nde hayati öneme sahip tüm bölgelerin güvenliğinin sağlandığını duyurdu

 Hadramut Valisi, Vilayet Güvenlik Komitesi Başkanı ve vilayetteki Vatan Kalkanı Güçleri Komutanı Salim el-Hanbeşi (Şarku’l Avsat)
Hadramut Valisi, Vilayet Güvenlik Komitesi Başkanı ve vilayetteki Vatan Kalkanı Güçleri Komutanı Salim el-Hanbeşi (Şarku’l Avsat)

Hadramut Valisi, Vilayet Güvenlik Komitesi Başkanı ve vilayetteki Vatan Kalkanı Güçleri Komutanı Salim el-Hanbeşi, Hadramut Vadisi'ndeki askeri kampların güvenliğinin tamamen sağlandığını ve operasyonun başarıyla tamamlandığını açıkladı.

Hanbeşi bugün, Yemen resmi haber ajansı SABA’ya yaptığı açıklamada, güçlerin tüm hayati noktalarda konuşlandırılmasının tamamlandığını, Seyun Uluslararası Havalimanı ile Hadramut Vadisi'ndeki egemenlik ve hizmet tesislerinin bütünüyle güvence altına alındığını bildirdi.

Yerel yönetimin, hizmetlerin ve günlük yaşamın kesintisiz sürdürülmesini sağlamak amacıyla kapsamlı bir normalleşme planını fiilen uygulamaya başladığını vurgulayan Hanbeşi, vatandaşlar ile aşiret mensuplarının sergilediği yüksek bilinç ve sorumluluk duygusunu övdü. Hanbeşi, bu kesimlerin güvenlik geçiş sürecinde kamu düzeninin korunmasında emniyet güçleri için gerçek bir destek ve güvenlik supabı olduğunu ifade etti.

Hanbeşi ayrıca, Mukalla kentindeki tüm güvenlik ve askeri personel, din âlimleri, toplumsal komiteler, sosyal şahsiyetler ve kanaat önderlerine, mülklerin ve kurumların korunması konusunda farkındalık çalışmalarını artırmaları çağrısını yineledi.

Hanbeşi, “Hadramut bugün güvenli ve istikrarlı bir geleceğe doğru kararlı adımlarla ilerliyor. Burada düzen ve hukukun sesi her şeyin üzerinde; Hadramut halkının topraklarını koruma ve geleceklerini inşa etme hakkı esastır” dedi.

Hadramut'taki kampları ele geçirmek için operasyon başlatan Vatan Kalkanı Güçleri (Şarku’l Avsat)Hadramut'taki kampları ele geçirmek için operasyon başlatan Vatan Kalkanı Güçleri (Şarku’l Avsat)

Hanbeşi, Yemen Başkanlık Konseyi Başkanı Dr. Reşad Muhammed el-Alimi’nin Hadramut’taki gelişmeleri yakından takip etmesini takdirle karşıladığını belirterek, sağlanan destek ve yardımlar dolayısıyla teşekkür etti. Hanbeşi ayrıca, Suudi Arabistan’ın Hadramut’ta güvenliğin tesis edilmesi ve hayatın normale dönmesi yönündeki çabalarına verdiği destekten ötürü memnuniyetini dile getirdi.

Hanbeşi, Mukalla kentindeki kamu ve özel mülklerin korunmasının önemine dikkat çekerek, kentteki kamu ve özel tesislerin Hadramut halkına ait olduğunu, bunlara verilecek her türlü zararın vilayetteki her haneyi olumsuz etkileyeceğini vurguladı.

“Hadramut’un güvenliği herkesin omuzlarında bir emanettir” diyen Hanbeşi, halkın güvenlik güçleriyle dayanışmasının, fırsat kollayan kesimlere karşı en güçlü güvence olduğunu ifade etti. Hadramut’un her zaman bilinç ve olgunluğun simgesi olarak kalacağını belirten Hanbeşi, kentin ulusal imkânlara ve vatandaşların mülklerine zarar verilmesini reddeden bir hoşgörü kültürünün toprağı olduğunu söyledi.