Fas kadını özgürlük ve güvenlik arayışı için Avrupa'ya göç ediyor

Ülkenin kadınlarının yarısı toplumun kısıtlamalarından kaçarak isteklerine saygı duyan bir ortam arayışı içine giriyor.

Faslı kadınlar yaşam koşullarını iyileştirmek için ülkelerini terk etmeye en istekli kadınlar. (Sosyal medya siteleri)
Faslı kadınlar yaşam koşullarını iyileştirmek için ülkelerini terk etmeye en istekli kadınlar. (Sosyal medya siteleri)
TT

Fas kadını özgürlük ve güvenlik arayışı için Avrupa'ya göç ediyor

Faslı kadınlar yaşam koşullarını iyileştirmek için ülkelerini terk etmeye en istekli kadınlar. (Sosyal medya siteleri)
Faslı kadınlar yaşam koşullarını iyileştirmek için ülkelerini terk etmeye en istekli kadınlar. (Sosyal medya siteleri)

İlham Talibi
Faslı kadınların, toplumun kısıtlamalarından kaçmak ve mesleki arzularını gerçekleştirmek için bağımsız bir hayat sürme arzularına saygı duyan bir ortam arayışıyla yaşadıkları göç deneyimi, başka bir toplulukla yaşama hayalinin artık sadece Faslı erkeklerin tekelinde olmadığını kanıtlıyor.
“Göç ettim çünkü özgür olmam gerektiğini hissettim”
Bir buçuk yıl önce Fransa’ya göç eden medya mühendisi 34 yaşındaki Zeyneb Bodrouna, "Çalışmak için göç etmedim. Çünkü Fas'ta uluslararası bir şirkette çalışıyordum ve iyi bir maaş alıyordum. Özgür olmam gerektiğini hissettiğim ve daha güvende olmayı istediğim için Fransa'ya göç ettim” diyor.
Şarku’l Avsat’ın Independent Arabia’dan aktardığı habere göre kişiliğine saygı duyan bir ortam arayışı içinde göç ettiğine dikkatleri çeken Zeyneb, “Mühendis olduğum halde ve mesleki anlamda başarılı olmama rağmen akrabalarımın ve komşularımın gözünde, henüz evlenmediğim ve çocuğum olmadığı için başarısız görülüyordum” dedi.

“Faslı kadınların yarısı yurtdışına göç etmek istiyor”
Fas gazetesi "L'Economiste" tarafından 2018 yılında yayınlanan bir ankete göre Faslı kadınların yarısı yurtdışına göç etmek istiyor. Bu da Faslı kadınların geleceğe yönelik korkularını gösteriyor. Anket, Faslı kadınların ülkeyi terk etmek için en istekli kadınlar olduğunu ve 10 Faslı kadından beşinin “yaşam koşullarını iyileştirmek için” göç ettiğini ortaya koydu. Buna karşılık, anket sonuçlarına göre 10 genç Faslı erkekten 4'ü fırsat verildiği takdirde ülkeyi terk etmeye hazır.
Zeyneb, "Fasta kadınlar olarak birçok alanda üstünlüğümüze rağmen hala tek yerimiz mutfak olarak görülüyor” diyor.

"Evlenmemiş bir kadın hayatında hiçbir şey başaramamıştır"
Zeyneb açıklamasında, "Fas toplumundaki bazı gruplar, bir kadın 30 yaşına geldiğinde hala evlenmediyse onu evde kalmış olarak görüyor ve hayatında hiçbir şey başaramadığını düşünüyor" ifadelerini kullanıyor.
Fetiha Şevki, iki yıl önce İtalya'ya göç etmeye karar vermeden önce Fas'ta bir şirkette muhasebeci olarak çalıştı. 31 yaşındaki Fetiha yaşadığı tecrübeden bahsederek, "Fas'ta kalmayı hiç düşünmedim. Küçük bir kızken göç hayalini hep kurardım” diyor.

Muhasebeciden temizlik işçisine
İtalya'nın Milano kentinde bir otelde temizlik işçisi olarak çalışan Fetiha yaşadığı göç hakkında şunları söylüyor: “Göçmenlik zor bir karardır. Muhasebeciyken şimdi bir temizlik işçisi olarak çalışıyorum. Burada tekrar bir meslek sahibi olmaya karar verdim. Hem çalışıp hem okuyorum. Bazen rahat ve sevdiğim işimi terk ettiğim için pişmanlık duyuyorum. Ancak burada kalıp buna katlanarak hayata tekrar başlamalıyım."
Fetiha, Avrupa'ya göç etmesinin nedenleri üzerine şu ifadeleri kullanıyor:
“Kendimi gerçekleştirmek ve özgür olmak için göç ettim. Fas'ta maddi olarak bağımsızdım, ancak sosyal olarak kısıtlandığımı ve bu yüzden istediğim gibi yaşayamayacağımı hissettim.”

"Gelecekten korkmaya başladım"
Kazablanka'daki bir devlet hastanesinde hemşire olarak çalışan ve Fransa'ya göç etmeye hazırlanan Meryem, "İlk başta hemşire olarak çalışamayacağımı çok iyi biliyorum ama önemli değil. Mezun olmadan önce ülkemde kalıp çalışmayı çok istiyordum. Ancak son yıllarda gelecekten, güvensizlikten ve yaratıcılığa ve çalışmadaki ilerlemeye uygun bir ortamın olmamasından korkmaya başladım” ifadelerini kullanıyor.
İnternet'te istihdam alanında uzmanlaşmış bir web sitesi tarafından yapılan son araştırmaya göre Faslı mezunların yüzde 91'i göçün kariyerlerini ilerletmelerine ve geliştirmelerine yardımcı olacağını düşünerek ülkeyi terk etmeyi ve yurtdışında iş fırsatları bulmayı hayal ediyor.

Özgürlük arayışı
Fas Ulusal Göç Birliği'ne göre 70’li yıllarda Faslı kadınlar kocalarına eşlik etmek için göç ediyorlardı. Ancak son yıllarda farklı sosyal gruplardan çalışan kadınların bireysel göçü görülmeye başladı.
Faslı gazeteci Selma Ferah konuyla alakalı şu açıklamaları yapıyor: "Özgürlük arayışı, Faslı kadınları yurtdışına göç etmeye iten faktörlerden biri. Avrupa ülkelerinde yaşamayı Fas'ta kalmaya tercih eden orta tabakadan varlıklı kadınlar var. Çünkü daha fazla özgürlük olduğunu düşünüyorlar."
Ferah açıklamasının devamında, "Kadınlar Fas'taki mesleki yaşamlarındaki başarılarına rağmen, aileleri için hayatlarını feda eden ve mesleki istekleri ve bireysel yaşamlarıyla ilgilenmeyen ve anne olan Faslı kadın rolünü yerine getirmedikleri için bazı kuralcı yaklaşımlarla karşı karşıya kalmaya devam ediyor” diyor.

“Kadınlar kendilerini kısıtlanmış hissediyorlar”
Ferah, "Fas'taki kadınlar başarılarına rağmen kendilerini kısıtlanmış hissediyorlar. Sokakta cinsel tacize maruz kalıyor ve bu durumda haklarını savunmak istediklerinde toplum onları sorumlu tutuyor" ifadelerini kullanıyor.
Faslı gazeteci, ülke toplumunun görünürde ileri olmasına rağmen hâlâ bağımsız ve özgür kadınlara yönelik kuralları olduğuna dikkat çekerek "kadınların güçlü ve bağımsız oldukları sürece kaçmayı ve göç etmeyi seçmemeleri gerektiğini, ülkelerinde savaşmaları ve erkeklerle eşit şartlarda birlikte yaşama haklarını elde etmeleri gerektiğini” ve “göçün bir çözüm olmadığını” belirtiyor.



İsrail hava saldırısı Beyrut’un merkezindeki bir binayı hedef aldı

TT

İsrail hava saldırısı Beyrut’un merkezindeki bir binayı hedef aldı

Sivil savunma ekipleri, Beyrut’un güney banliyölerinde İsrail’in hedef aldığı bir binada çıkan yangını söndürmeye çalışıyor. (Reuters)
Sivil savunma ekipleri, Beyrut’un güney banliyölerinde İsrail’in hedef aldığı bir binada çıkan yangını söndürmeye çalışıyor. (Reuters)

İsrail bugün Beyrut’un merkezindeki bir binayı hedef alan hava saldırısı gerçekleştirdi. Resmî açıklamalara göre bu, ABD-İsrail’in İran’a karşı başlattığı savaşta Lübnan’da yer alan Hizbullah’ın da sürece müdahil olmasının ardından başkentte ikinci hedefleme oldu.

Lübnan Ulusal Haber Ajansı (NNA), saldırının ‘Aişe Bekar bölgesinde bir binayı’ hedef aldığını duyurdu. Bölge, şehirdeki en büyük alışveriş merkezlerinden birine yakın, yoğun nüfuslu bir semt olarak biliniyor.

rtgrt
Beyrut’un güney banliyölerinde İsrail’in düzenlediği hava saldırısı sonucu yükselen dumanlar (AP)

Şarku’l Avsat’ın AFP’den aktardığına göre, saldırı sonucu binanın yedinci ve sekizinci katlarında ciddi hasar oluştu, yakınlardaki araçlar da zarar gördü. Olay yerinde güvenlik güçlerinin yoğun bir şekilde konuşlandığı bildirildi.

Ortadoğu’daki savaşın Lübnan’a sıçraması, Hizbullah’ın İsrail’e roket saldırıları başlatmasıyla başladı. Bu saldırılar, ABD-İsrail’in 28 Şubat’ta başlattığı hava ve kara operasyonlarına yanıt niteliği taşıyor. İsrail, o tarihten itibaren Lübnan’a geniş çaplı hava saldırıları düzenlerken, güney bölgelerine de kara birlikleri göndermeye devam ediyor.

Geçtiğimiz hafta İsrail ordusu, Beyrut’un merkezinde bir otele saldırmıştı. Tahran’ın Birleşmiş Milletler (BM) Daimî Temsilciliği, saldırıda dört İranlı diplomatın hayatını kaybettiğini açıkladı.

fd
Sivil savunma ekipleri, Beyrut’un güney banliyölerinde İsrail’in hava saldırısı sonucu yıkılan bir binayı inceliyor. (Reuters)

NNA bugün, İsrail’in Beyrut’un güney banliyölerine yeni hava saldırıları düzenlediğini duyurdu.

İsrail ordusu ise saldırıların Hizbullah’ın altyapısını hedef aldığını belirterek, bir ‘hava saldırısı dalgası’ başlattığını açıkladı.

Hizbullah dün yayımladığı ayrı açıklamalarda, güney sınırındaki el-Hıyam ve el-Adise kasabalarında İsrail güçlerine saldırdığını ve İsrail’in çeşitli bölgelerine füzeler attığını duyurdu. Daha sonra, sınır kasabası Aytarun yakınlarında bir İsrail birliğiyle hafif ve orta kalibreli silahlarla çatıştıklarını açıkladı.

Lübnan hükümetinin Afet Yönetimi Birimi dün yayımladığı günlük raporda, 2 Mart’tan bu yana savaş nedeniyle ‘kendi beyanıyla’ kaydedilen mülteci sayısının 759 bin 300’e ulaştığını belirtti. Bunların arasında 122 binden fazlası, hükümetin denetimindeki resmi barınma merkezlerinde bulunuyor.

Lübnan Sağlık Bakanlığı bugün yayımladığı açıklamada, İsrail’in Sur ilçe merkezine bağlı Kana kasabasına düzenlediği art arda saldırılarda beş kişinin hayatını kaybettiğini, beş kişinin de yaralandığını bildirdi.

Bakanlık ayrıca, Sur ilçesinin Hanaviye kasabasında aralarında bir sağlık görevlisinin de bulunduğu üç kişinin hayatını kaybettiğini açıkladı.

Bekaa Vadisi’ndeki Zelaya kasabasına düzenlenen bir saldırıda ise bir kişinin yaşamını yitirdiği kaydedildi.


Somali kurumlarının görev süresinin uzatılması ve seçimlerin ertelenmesi... Çözüm görünmeyen yeni bir bölünme

Somali Cumhurbaşkanı Hasan Şeyh Mahmud, Somali’nin Geleceği Konseyi üyeleri ve yetkilileriyle gerçekleştirdiği önceki bir toplantıda (SONNA)
Somali Cumhurbaşkanı Hasan Şeyh Mahmud, Somali’nin Geleceği Konseyi üyeleri ve yetkilileriyle gerçekleştirdiği önceki bir toplantıda (SONNA)
TT

Somali kurumlarının görev süresinin uzatılması ve seçimlerin ertelenmesi... Çözüm görünmeyen yeni bir bölünme

Somali Cumhurbaşkanı Hasan Şeyh Mahmud, Somali’nin Geleceği Konseyi üyeleri ve yetkilileriyle gerçekleştirdiği önceki bir toplantıda (SONNA)
Somali Cumhurbaşkanı Hasan Şeyh Mahmud, Somali’nin Geleceği Konseyi üyeleri ve yetkilileriyle gerçekleştirdiği önceki bir toplantıda (SONNA)

4 Mart’ta resmen kabul edilen Somali anayasa değişiklikleri, hükümet ile muhalefet arasında yeni bir siyasi krize yol açtı. Hükümet, söz konusu değişikliklerin devlet kurumlarının görev süresini bir yıl uzatacağını ve bunun da 2026 seçimlerinin ertelenmesi anlamına geldiğini belirtirken, muhalefet anayasanın bu şekilde kabul edilmesine karşı çıkıyor.

Somali muhalefeti bu gelişmeleri, zaten eş-Şebab örgütünün saldırılarıyla boğuşan ülkede ‘siyasi ve güvenlik açısından yeni bir istikrarsızlık dalgasının habercisi’ olarak değerlendiriyor. Afrika siyaseti üzerine çalışan uzmanlar ise mevcut tablonun kısa vadede çözüm ihtimali bulunmayan derin bir siyasi bölünmeye yol açabileceği görüşünde.

Somali’nin Geleceği Konseyi adıyla bilinen muhalefet koalisyonu pazartesi günü yaptığı açıklamada, anayasa değişiklikleri sonrasında federal hükümet kurumlarının görev süresinin uzatılmasına yönelik her türlü girişime karşı olduklarını duyurdu. Koalisyon, son değişikliklerle birlikte cumhurbaşkanı ve parlamentonun görev süresinin beş yıl olarak belirlenmesinin böyle bir uzatmanın önünü açabileceği uyarısında bulundu.

Muhalefet konseyinin açıklamasında, 2012 tarihli geçici anayasaya göre federal parlamentonun görev süresinin 14 Nisan 2026’da sona ereceği, Cumhurbaşkanı Hasan Şeyh Mahmud’un görev süresinin ise aynı yıl 15 Mayıs’ta biteceği hatırlatıldı. Açıklamada, “2012 geçici anayasasında belirlenen tarihlerden sonra görev süresinin uzatılmasına yönelik her türlü girişimi açık ve net biçimde reddediyoruz” ifadesine yer verildi.

Ayrıca Somali’nin daha önce görev süresi uzatma girişimlerinin olumsuz sonuçlarını yaşadığı vurgulandı. Açıklamada özellikle 2021’de yaşanan siyasi krize dikkat çekilerek, devlet kurumlarının görev süresini uzatmayı öngören bir önerinin Mogadişu sokaklarında güvenlik güçlerinin bazı birlikleri arasında silahlı çatışmalara yol açtığı hatırlatıldı.

Muhalefet konseyine göre bu deneyim, ülkeyi yeniden siyasi ve güvenlik krizine sürükleyebilecek bir sürece dönülmemesi gerektiğine dair açık bir uyarı niteliği taşıyor.

Öte yandan Temsilciler Meclisi Başkanı Adem Muhammed Nur Madobe, yaklaşık bir hafta önce anayasa değişikliklerinin kabul edilmesinin ardından yaptığı açıklamada, yeni anayasa uyarınca devlet kurumlarının görev süresinin bir yıl uzatıldığını duyurmuştu.

Madobe, Cumhurbaşkanı tarafından imzalanan değişikliklerin yürürlüğe girdiğini ve buna göre cumhurbaşkanı ile parlamentonun görev süresinin dört yıl yerine beş yıl olarak uygulanacağını belirtmişti.

Afrika işleri uzmanı ve Nairobi merkezli Doğu Afrika Araştırmaları Merkezi Direktörü Abdullah Ahmed İbrahim, Cumhurbaşkanlığı’ndan henüz resmi bir karar açıklanmamış olsa da parlamento başkanının yeni kabul edilen anayasaya dayanarak cumhurbaşkanı ve parlamentonun görev süresinin uzatıldığını ilan etmesinin fiilen resmi bir teyit niteliği taşıdığını söyledi. İbrahim’e göre mevcut anlaşmazlıklar, hükümet ile muhalefet arasındaki ayrışmayı daha da derinleştirecek.

Afrika siyaseti uzmanı Ali Mahmud Kelni ise yeni anayasanın ülkenin siyasi sisteminin yapısında önemli değişiklikler içerdiğine dikkat çekti. Kelni’ye göre değişiklikler arasında federal merkezi hükümetin yetkilerinin güçlendirilmesi, daha önce federal eyaletlere tanınan bazı yetkilerin azaltılması ya da kaldırılması ve cumhurbaşkanı ile parlamentonun anayasal görev süresinin dört yıldan beş yıla çıkarılması yer alıyor.

Kelni, söz konusu düzenlemelerin federal hükümet ile eyaletler arasındaki ilişkinin niteliğinde önemli bir dönüşümü temsil ettiğini belirterek, bunun devlet yönetiminde daha güçlü bir merkezileşme eğilimine işaret ettiğini ve yaşanan siyasi anlaşmazlıkların temel nedenlerinden birinin de bu olduğunu ifade etti.

Siyasi anlaşmazlığın herhangi bir uzlaşı sağlanmadan sürmesi durumunda bunun ülkenin siyasi sürecini olumsuz etkileyebileceği değerlendiriliyor. Kelni’ye göre ortaya çıkabilecek senaryolardan biri, Cumhurbaşkanı Hasan Şeyh Mahmud hükümetinin görev süresini uzatmak için gerekçe bulması olabilir. Muhalefet çevreleri de en çok bu ihtimalden endişe ediyor. Kelni, krizin uzaması halinde muhalefetin kendi içinde de zamanla bölünmeler yaşanabileceğini göz ardı etmedi.

Anayasa değişikliklerinin kabul edilmesinin ardından Hasan Şeyh Mahmud, anayasanın gözden geçirilme süreci konusunda endişelerini dile getiren muhalif siyasetçilere seslenerek sonuçlara saygı gösterilmesi ve yeni anayasanın korunması çağrısında bulundu. Mahmud, gelecekte yapılabilecek olası değişikliklerin ise yalnızca anayasal prosedürler çerçevesinde gerçekleştirileceğini vurguladı.

Mahmud, anayasa dışı siyasi uzlaşılar yerine anayasal mekanizmalara başvurulmasının önemine dikkat çekerek, anayasanın siyasetçilerin yetkilerini belirleyen ve devlet yönetiminin kurallarını ortaya koyan bir ‘toplumsal sözleşme’ olduğunu ifade etti.

Ancak hükümet ile muhalefetin mevcut tutumlarını koruması nedeniyle, Abdullah Ahmed İbrahim’e göre krizi çözmeye yönelik herhangi bir diplomatik girişim ya da arabuluculuk işareti henüz görülmüyor. İbrahim, muhalefetin 10 Nisan’da Puntland’ın başkenti Garove’de toplanma tehdidinde bulunduğunu hatırlatarak, söz konusu tarihin mevcut kurumların görev süresinin sona ereceği döneme denk geldiğini belirtti. Muhalefetin bu toplantıda istişarelerde bulunabileceği, hatta paralel seçimler düzenleyerek alternatif bir hükümet kurma seçeneğini değerlendirebileceği ifade ediliyor.

Öte yandan Kelni’ye göre krizin en gerçekçi çözümü, mevcut hükümetin anayasal görev süresini önümüzdeki mayıs ayında tamamlaması ve seçimlerin planlanan tarihte yapılabilmesi için gerekli koşulların hazırlanması. Kelni, yeni anayasanın uygulanmasının ise seçimlerden sonra kurulacak yeni hükümet dönemine bırakılmasının daha uygun olacağını düşünüyor.

Kelni’ye göre bunun dışında bir yol izlenmesi, özellikle görev süresinin uzatılması ya da muhalefetin güç kullanılarak bastırılması gibi senaryoların gündeme gelmesi durumunda ülkede yeni siyasi ve güvenlik krizlerinin ortaya çıkma riskini artırabilir.


Şam-SDG anlaşmasının en geniş kapsamlı uygulaması

Sipan Hamo (SDG)
Sipan Hamo (SDG)
TT

Şam-SDG anlaşmasının en geniş kapsamlı uygulaması

Sipan Hamo (SDG)
Sipan Hamo (SDG)

Suriye'de dün, Suriye Devlet Başkanı Ahmed eş-Şara ile Suriye Demokratik Güçleri (SDG) lideri Mazlum Abdi arasında 29 Ocak'ta imzalanan anlaşmanın uygulanması doğrultusunda, SDG'nin birleşme anlaşması dosyasında en geniş ilerleme kaydedildi.

Savunma Bakanlığı medya ve iletişim direktörü, “Sipan Hamo'nun ülkenin doğu bölgesi savunma bakan yardımcısı olarak atandığını” bildirdi. Şarku’l Avsat’ın aldığı bilgiye göre Hamo, en önde gelen Kürt askeri liderlerden biri ve Şam ile müzakerelere katıldı.

Yine dün, Haseke vilayetinde yaşayan yaklaşık 400 aile, yıllarca süren yerinden edilmenin ardından Halep kırsalındaki Afrin bölgesinde bulunan evlerine geri döndü. Haseke-Halep uluslararası yolu da savaşın büyük bir bölümünde kapalı kaldıktan sonra sivil trafiğe açıldı.