Nahda Barajı hususunda Mısır-Sudan ikili koordinasyonu

Bakan Kamil’in ziyareti, başta Nahda Barajı olmak üzere tüm açık meselelere odaklandı (Sudan Egemenlik Kondeyi)
Bakan Kamil’in ziyareti, başta Nahda Barajı olmak üzere tüm açık meselelere odaklandı (Sudan Egemenlik Kondeyi)
TT

Nahda Barajı hususunda Mısır-Sudan ikili koordinasyonu

Bakan Kamil’in ziyareti, başta Nahda Barajı olmak üzere tüm açık meselelere odaklandı (Sudan Egemenlik Kondeyi)
Bakan Kamil’in ziyareti, başta Nahda Barajı olmak üzere tüm açık meselelere odaklandı (Sudan Egemenlik Kondeyi)

Bahaddin Ayad
Nahda (Rönesans) Barajı krizi, önceki müzakere turlarından tamamen farklı bir aşamaya ulaşırken, Mısır ve Sudan da Nil sularındaki su haklarını korumak için, gözlemcilerin ‘ortak harekat’ olarak nitelendirdiği faaliyetlerini sürdürüyor. Aynı şekilde Addis Ababa, Etiyopya’nın ‘Mavi Nil’in Etiyopya gölü olarak mülkiyeti’ hakkındaki açıklamalarına dayalı olarak, iki aşağı havza ülkesi ile ortak bir anlaşmaya varmadan ilk yıl için planlanan dolum işleminin sona erdiğini açıkladı. Her iki ülkedeki su yetkilileri ve medya organları, durumu ‘sendeleyen müzakerelerin devamlılığının yanı sıra, su güvenliğini korumak için birden fazla yola ilişkin ortak eylemi gerektiren kışkırtıcı bir adım’ olarak nitelendirdi.
Mısır Genel İstihbarat Servisi Başkanı General Abbas Kamil, Sudan Egemenlik Konseyi Başkanı Orgeneral Abdulfettah el-Burhan ve Sudan Başbakanı Abdullah Hamduk ile görüşmek üzere Hartum’a ziyarette bulundu. Aynı şekilde Mısır Cumhurbaşkanı Abdulfettah es-Sisi’ye bir mesaj taşıyarak Hartum’a ulaşan Mısırlı temsilci, krizi takip etmek için ilgili komite ile ulusal düzeyde bir başka toplantı daha düzenledi. Mısır ve Sudan hükümetlerinden kaynaklara göre Libya arenasının tanık olduğu tırmanış çerçevesinde gelişen ziyaret, ikili düzeyde ortak güvenlik koordinasyonu meselelerinin yanı sıra Libya krizi ve Türkiye’nin Ulusal Mutabakat Hükümeti’ni (UMH) desteklemeye yönelik adımları hakkında kapsamlı görüşmeler de içerdi.

Etiyopya barajı krizinde ortak tavır
Sudanlı siyasi analist ve yazar Mecdi Abdulaziz, “Bakan Kamil’in ziyareti, Mısır ve Sudan ile bir anlaşma olmaksızın Etiyopya tarafından tek taraflı bir adıma tanık olan Nahda Barajı başta olmak üzere, açık meselelere ve üç tarafın çıkarlarına hizmet eden bağlayıcı bir anlaşmayla Afrika Birliği’nin (AfB) himayesindeki yeni müzakerelere değindi” ifadelerini kullandı.
Mısır İstihbarat Servisi Başkanı’nın Hartum ziyaretiyle eş zamanlı olarak Sudan Bakanlar Kurulu geçtiğimiz Salı günü komite üyeleri, kabine işleri bakanları, Adalet, Dışişleri, Sulama ve Su Kaynakları bakanları, Genel İstihbarat Servisi Başkanı ve İstihbarat Kurumu Genel Müdürü’nün de katılımıyla Nahda Barajı’nı Takip İçin Yüksek Komite’nin ilk toplantısını düzenledi.
Abdulaziz, “Mısır heyeti, baraj konusunda iki ülke arasındaki mevcut koordinasyonuna yoğunlaştı. Çünkü Kahire ve Hartum, tek taraflı uygulamaların reddedilmesi başta olmak üzere, belirli noktalarda hemfikir. Sudan, Nil’in geri çekilmesinden doğrudan etkilendi, içme suyu istasyonları etkilendi. İkinci genel dolumda rezervuarlardaki artışın bir sonucu olarak, diğer tek taraflı adımların da Sudan’a yönelik etkileri, iki katına artıracağı anlamına geliyor. İlk dolum, Sudanlılara Etiyopya barajının etkilerinin kaçınılmaz bir durum olduğunu gösteren pratik bir gerçeklik ortaya koydu. Gelecek müzakerelerin ilk aşamalarına bağlı olarak ortak bir Sudan- Mısır pozisyonu olması muhtemeldir. Bu durum, Sudan’ın bir hafta sonra müzakerelere devam etme talebini haklı çıkarıyor. Etiyopya tarafı uygun bir politika olarak birçok taktik kullandı ve doluma başladı. Çıkarlarımızı korumak ve su meselesinde iki aşağı ülkenin ortak hedeflerine ulaşmak için Sudanlılar olarak Mısır’a danışmalıyız” değerlendirmesinde bulundu.

Sudan’ın Nahda Barajı krizine dair tavrı
Nahda Barajı’nı Takip İçin Yüksek Komite’nin ilk toplantısı, Sudan’ın önceki tüm aşamalardaki tavrını gözden geçirirken, AfB’nin himayesindeki mevcut turla sona erdi. Toplantıda, Etiyopya tarafının tek taraflı doldurma adımı, adımın Sudan üzerindeki etkisi ve gelecekteki müzakere süreci ele alındı. Toplantıda ayrıca, tüm taraflar için tatmin edici ve bağlayıcı bir anlaşmaya varılması amacıyla müzakerelerin devamlılığı hususunda uzlaşı sağlandı.

İkili koordinasyon
Şarku’l Avsat’ın Independent Arabia’dan aktardığına göre Mısır Temsilciler Meclisi’nde Afrika İşleri Komitesi üyesi Hatem Başat, “Mısırlılar ve Sudanlıların Nahda Barajı’na ilişkin tavırları arasındaki yakınlaşma; Addis Ababa’nın her iki ülkenin çıkarlarını ve su haklarını etkileyen tek taraflı adımlar atması, ayrıca Etiyopya projesine ilişkin bağlayıcı ve bütüncül bir yasal anlaşmaya varılmasını amaçlayan müzakerelerin durması dolayısıyla bir zorunluluktur” dedi. Başat, Mısır İstihbarat Servisi Başkanı’nın ziyaretinin ise, Mısır, Arap ve Afrika ulusal güvenliği ile ilgili çok sayıdaki önemli dosyaya dair ikili düzeyde devam eden koordinasyon ve istişare hareketi çerçevesinde iki ülke arasında resmi temasların yürütüldüğünü ifade etti.

Toplantıda Etiyopya'nın baraj hakkındaki tek tarflı adımları ele alındı (AFP)

Hamduk ile kapalı toplantı
Mısır İstihbarat Servisi Başkanı ve Sudan Başbakanı arasında düzenlenen kapalı toplantı sonrasında Sudan hükümeti tarafından yayınlanan bir bildiride, ‘iki ülke arasındaki ikili ilişkiler ve işbirliği çerçevesinde’ geliştiği belirtilen toplantının ayrıntıları açığa kavuşturulmadı. Sudan Egemen Konseyi Başkanı, Mısırlı yetkiliyi kabul ederken, General Kamil, ‘Nahda Barajı’nın gelişmeleri ve sorunu çözecek bir diyalog ruhuna göre anlaşmazlıkların üstesinden gelmek için sarf edilen çabalar hususunda’ Egemen Konseyi Başkanının Birinci Başkan Yardımcısı Muhammed Hamdan Daklu ve Başbakan Dr. Abdullah Hamduk ile görüşmesinin sonuçlarına göre Egemen Konseyi Başkanına bilgi verdi.
Sudanlı siyasi analist ve yazar Mecdi Abdulaziz, Hamduk ile yapılan görüşmelerin, başbakanın barajla ilgili Afrika zirvesine katılımı çerçevesinde baraj meselesine odaklandığını belirtti. Abdulaziz, Sudan Egemenlik Konseyi tarafından yayınlanan bildirinin, Başbakan ile Nahda Barajı’na ilişkin görüşmeler ve müzakereler çerçevesinde Etiyopya ile anlaşmazlıkların üstesinden gelmek için sarf edilen ortak çabalar hakkında Sudan Egemenlik Konseyi Başkanı Orgeneral el-Burhan’ın notlarını içerdiğini ifade etti.
Mısırlıların ve Sudanlıların anlaşma olmaksızın dolum faaliyetinin başlamasını reddetmesine yanıt olarak, Etiyopya’nın eski Başbakanı Haile Mariam Desalegn, geçtiğimiz Salı günü bir televizyon kanalı aracılığıyla yaptığı açıklamada, 2015 yılında imzalanan Nahda Barajı İlkeleri Beyannamesi’yle ilgili anlaşmanın, barajın ilk dolum faaliyetiyle eş zamanlı yürütülmesini şart koştuğunu belirtti.
Diplomatik ve uluslararası faaliyetler hususunda Etiyopyalı uzman Emmanuel Kabardhan, yaptığı açıklamada, ülkesinin Nil sularının adil kullanımını sağlamaya çalıştığına dikkati çekti. Kabardhan, “Sudan ve Mısır, Nil suyu meselesinin ana aktörleridir. Nehir havzasındaki diğer ülkeler ondan faydalanmıyor. Buradaki ironi, Etiyopya’nın, suyun yüzde 86’sını üretmesi, ancak bundan faydalanamamasıdır. Tüm bunlar, diğer Nil Havzası ülkeleri istisna olarak, Kahire ve Hartum arasında farklı zamanlarda imzalanan anlaşmalardan kaynaklanıyor” ifadelerini kullandı.

Sisi, Mısırlılara güvence veriyor
Etiyopya Barajı’nın doldurulması ve işletilmesi ile ilgili bir anlaşmaya varılması hususunda AfB himayesinde gerçekleştirilen müzakere süreci, Etiyopya Başbakanı Abiy Ahmed Ali’nin ülkesini ‘bu yıl için kararlaştırılan dolum faaliyetinin gerçekleştirilmesi dolayısıyla tebrik ettiği’ kritik bir aşamaya ulaştı. Mısır Cumhurbaşkanı, geçtiğimiz Salı günü vatandaşlarına hitaben yaptığı konuşmada, ülkenin su haklarını koruyan bir anlaşmaya varmak için müzakerelerin devam ettiğini belirtti. Abdulfettah es-Sisi, Mısır halkına da ülkelerinin hayati kaynaklara ilişkin haklarını tehlikeye sokan bir anlaşmaya dahil olmayacaklarına dair güvence verdi.
Mısır Su Kaynakları Bakanlığı, Pazartesi günü yayınladığı bir bildiride, iki ülkenin ‘toplantıya gölge düşüren ve mevcut müzakere sürecinin gündemi, doldurulması ve işletilmesi için adil bir anlaşmaya varmak üzere Etiyopya tarafından yürütülen tek taraflı faaliyetler’ hakkındaki endişelerini dile getirdi.

Libya meselesi ele alındı
Öte yandan siyasi ve güvenlik meselelerine dair uzmanlaşmış Sudanlı bir siyasi analist, Hartum ve Kahire arasındaki görüşmelerde, Libya’daki koşulların, ateşkese yönelik Kahire Bildirgesi ve Mısır girişiminin ele alındığını ifade etti. Analist, “İki ülke arasındaki geniş ortak sınırlar, kaçakçılık ve radikalizm yanlısı unsurlar dolayısıyla maruz kalınan tehlikeler çerçevesinde terörizm ile mücadele ve güvenlik işbirliği meselelerine odaklanıldı” dedi.
Mısır Temsilciler Meclisi üyesi ise, “Mısır ve Sudan arasındaki ortak güvenlik koordinasyonu meselesi, bu sınırın her zaman Libya’ya ya da Libya’dan silah kaçakçılığına tanık olması dolayısıyla iki ülkenin Libya ile ortak sınırlarıyla ilgilidir” ifadelerini kullandı. Üye, “İki komşu ülke olan Mısır ve Sudan, önemli bir komşuları olan ve savaştan, kaostan ve milislerden olumsuz etkilenen Libya’da güvenlik ve istikrar sağlamak istiyorlar” değerlendirmesinde bulundu.

Mısır ve Sudan arasındaki ortak güvenlik dosyaları arasında Libya'da var (AFP)

Müdahaleler
Sudan hükümeti ve silahlı hareketler arasındaki müzakere süreci hakkında bilgi sahibi olan Sudan kaynakları, “Bazı Sudanlı silahlı hareketlere bağlı paralı askerler, bölgesel ve Arap ülkelerinin teşvik ve desteği yoluyla Libya çatışmasındaki rollerine ilişkin gelişmeler çerçevesinde Kahire’den, bu meseleye ilişkin varlığını ve silahlı hareketlerin (başta Libya olmak üzere) bölgesel çatışmalardan tarafsız olduğunu garanti etme isteğini doğrulaması istendi” açıklamasında bulundu.



Yemen Başkanlık Konseyi, egemenlik kararını korumak için el-Bahsani'ye karşı önlem alacağını açıkladı

Ferec el-Bahsani’nin Şarku’l Avsat ile yaptığı önceki bir röportajdan (Fotoğraf: Turki el-Ukayli)
Ferec el-Bahsani’nin Şarku’l Avsat ile yaptığı önceki bir röportajdan (Fotoğraf: Turki el-Ukayli)
TT

Yemen Başkanlık Konseyi, egemenlik kararını korumak için el-Bahsani'ye karşı önlem alacağını açıkladı

Ferec el-Bahsani’nin Şarku’l Avsat ile yaptığı önceki bir röportajdan (Fotoğraf: Turki el-Ukayli)
Ferec el-Bahsani’nin Şarku’l Avsat ile yaptığı önceki bir röportajdan (Fotoğraf: Turki el-Ukayli)

Yemen Başkanlık Konseyi’nden bir kaynak, Başkanlık Konseyi üyesi Ferec el-Bahsani’nin son açıklamalarını şaşkınlıkla karşıladıklarını belirterek, Bahsani’nin Konsey liderliğince alınan egemen nitelikteki kararlara karşı çıkmasına tepki gösterdi. Kaynak, bu kararların başında, Riyad Anlaşması ve Yetki Devri Bildirgesi’nde öngörüldüğü üzere, Meşruiyeti Destekleme Koalisyonu ile koordinasyon içinde güvenlik güçlerinin Savunma ve İçişleri bakanlıkları çatısı altında birleştirilmesinin geldiğini vurguladı.

Resmî açıklamada, söz konusu ifadelerin Başkanlık Konseyi Başkanı ve üyelerinin yemin ettikleri kolektif sorumluluk ilkesinden açık bir sapma anlamına geldiği, geçiş dönemini düzenleyen referanslarla ve Konseyin askeri ve güvenlik dosyalarını yönetme konusundaki anayasal yetkileriyle çeliştiği kaydedildi. Açıklamada, bu yetkilerin devlet kurumlarının yeniden tesis edilmesi, münhasır yetkilerine yönelik müdahalelerin önlenmesi ve mevcut meydan okumalar karşısında devlet otoritesinin pekiştirilmesi açısından hayati önem taşıdığı ifade edildi.

Kaynak ayrıca, Suudi Arabistan’ın güney diyaloğuna yönelik himaye çabalarının sorgulanmasının ve bu diyaloğun uzlaşıyla belirlenen himaye çerçevesi dışına taşınması çağrılarının olumsuz mesajlar içerdiğini belirtti. Bu tutumun ne tansiyonun düşürülmesine katkı sunduğu ne de Başkanlık Konseyi’nin defalarca vurguladığı üzere ulusal, kapsayıcı bir çerçeve içinde adil ve kapsamlı biçimde ele alınması gereken Güney meselesinin çıkarlarına hizmet ettiği bildirildi.

zxsdefrt
Aden şehrindeki Merkez Bankası genel merkezinin dışında devriye gezen Yemen hükümet güçlerine bağlı bir asker (EPA)

Kaynak, bu tutumların önceki bir bağlamdan bağımsız olmadığını da vurguladı. Kaynak, el-Bahsani’nin daha önce de birden fazla kez Hadramut ve el-Mehra vilayetlerinde isyan ve tek taraflı adımlara yönelik destekleyici ya da müsamahakâr tutumlar sergilediğini ifade etti. Ayrıca el-Bahsani’nin, devletten ve ulusal kurumlarından yana tavır alan bazı ofis çalışanlarını görevden aldığına dikkat çekerek, bu yaklaşımın Başkanlık Konseyi üyeliğine yüklenen egemen nitelikteki görevler ve anayasal sorumluluklarla bağdaşmadığını kaydetti.

Kararlı davranmak

Kaynak, Başkanlık Konseyi’nin bu uygulamalarla ulusal sorumluluğun gerektirdiği şekilde, anayasa ve geçiş dönemini düzenleyen referanslar çerçevesinde hareket edeceğini vurguladı. Açıklamada, egemen karar alma birliğinin korunması, ulusal mutabakata zarar verebilecek ya da güvenlik ve istikrarın yeniden tesisine yönelik çabaları zayıflatabilecek her türlü adımın önlenmesi için gerekli tedbirlerin alınacağı belirtildi.

Kaynak ayrıca, mevcut aşamanın dar hesaplardan uzak, ülkenin karşı karşıya bulunduğu varoluşsal zorluklarla uyumlu, sorumlu bir siyasi dil ve tutum gerektirdiğini kaydederek, yalnızca devletin ve kapsayıcı ulusal projesinin karşıtlarına hizmet eden muğlak mesajlardan kaçınılması gerektiğinin altını çizdi.

Yemen Başkanlık Konseyi daha önce de Birleşik Arap Emirlikleri’nden (BAE), Başkanlık Konseyi üyesi Ferec el-Bahsani’nin topraklarından ayrılarak Riyad’a gitmesine izin verilmesini talep etmişti. Açıklamada, el-Bahsani’nin Konsey liderliğiyle birlikte çalışması ve Suudi Arabistan’ın himayesinde Yemen’deki durumu ele almaya yönelik çabalara katılması gerektiği, bunun da mevcut belirsizlik ve kafa karışıklıklarının giderilmesine katkı sağlayacağı ifade edilmişti.

Başkanlık Konseyi, sorumlu bir kaynak aracılığıyla, Başkanlık Konseyi üyeliğinin bireysel hesaplara ya da devlet çerçevesi dışındaki değerlendirmelere tabi tutulamayacak, üst düzey bir anayasal sorumluluk olduğunun altını çizdi. Açıklamada, ulusal mücadelenin, devlet kurumlarının yeniden tesis edilmesi ve Yemen halkının yaşadığı sıkıntıların sona erdirilmesi için en yüksek düzeyde birlik ve uyum gerektirdiği vurgulandı.


Sudan ordusu ile HDK arasında şiddetli çatışmalar

Sudan Kızılhaçı üyeleri pazar günü Hartum’daki yerel bir mezarlıkta savaş kurbanlarını yeniden gömdü (AP)
Sudan Kızılhaçı üyeleri pazar günü Hartum’daki yerel bir mezarlıkta savaş kurbanlarını yeniden gömdü (AP)
TT

Sudan ordusu ile HDK arasında şiddetli çatışmalar

Sudan Kızılhaçı üyeleri pazar günü Hartum’daki yerel bir mezarlıkta savaş kurbanlarını yeniden gömdü (AP)
Sudan Kızılhaçı üyeleri pazar günü Hartum’daki yerel bir mezarlıkta savaş kurbanlarını yeniden gömdü (AP)

Sudan ordusu ile HDK arasında devam eden savaşta, Sennar eyaletinin Senga kentinde ve Mavi Nil eyaletinin Yabus beldesinde hem askerlerden hem de sivillerden onlara ölü ve yaralı olduğu bildirilirken, iki gün boyunca insansız hava araçlarının (İHA) da dahil olduğu çatışmalar yaşandı.

Görgü tanıkları, HDK'ya ait İHA’ların pazartesi sabahı Senga'yı bombaladığını ve ordunun 17. Piyade Tümeni karargahını hedef aldığını söyledi.

Görgü tanıklarının ifadesine göre 17. Piyade Tümeni karargahında yapılan bir toplantı sırasında gerçekleşen saldırıda askeri personelden ve sivillerden çok sayıda kişi öldürdü. Sennar Eyaleti Sağlık Bakanı İbrahim el-İvad, Ultra Sudan platformunda yayınlanan açıklamalarında 17 kişinin öldüğünü ve 13 kişinin yaralandığını söyledi, ancak ölen ve yaralananların kimler olduğuna değinmedi.

Sennar Hükümeti Sözcüsü Adem Abdullah, olayın önemini küçümseyerek, bir İHA’nın şehri hedef aldığını ve saha savunma sistemleri tarafından durdurulduğunu, sayımı devam eden sivillerin kayıplarının ise saha savunma sistemlerinin İHA’ya verdiği tepki sonucu meydana geldiğini söyledi.

Sudan Egemenlik Konseyi Başkan Yardımcısı Malik Agar'a bağlı Mavi Nil Halk Hareketi, HDK'nın yaydığı ‘kötü niyetli söylentilere kanılmaması’ çağrısında bulunan bir açıklama yayınladı, ancak tam olarak ne olduğu konusunda ayrıntılı bilgi vermedi.

Sudan ordusu henüz bir açıklama yapmazken ordu yanlısı platformlar, HDK'nın insansız hava araçlarının şehirdeki ordu kışlalarını ve sivilleri hedef aldığını bildirdi. Tanıklar ise 17. Piyade Tümeni'nin toplantı yeri yakınlarındaki bir okulun İHA’larla vurulduğunu söyledi.

Görgü tanıkları, saldırının Sennar, El Cezire, Beyaz Nil ve Mavi Nil merkez eyaletlerinin valilerinin tümen karargahında yaptıkları toplantı sırasında gerçekleştiğini söylediler, ancak bu bilgi henüz doğrulanamadı.

xcdfgth
Pazar günü Hartum'daki bir mezarlıkta savaş kurbanlarının bulunduğu çantaları inceleyen Sudanlılar (AP)

Beyaz Nil Valisi, aralarında protokol müdürü ve bir korumasının da olduğu bazı yardımcılarının öldüğünü açıkladı.

Orduya yakınlığıyla bilinen gazeteci Mazmul Ebu el-Kasım, Facebook'ta, stratejik bir İHA saldırısının Sennar eyaletindeki Senga kentinde bulunan 17. Piyade Tümeni karargahını dört füzeyle hedef aldığını söyledi.

HDK komutanlarından Paşa Tabik, Facebook sayfasında yaptığı bir paylaşımda 17. Tümen karargahında yaşananları ‘geçici bir olay” olarak nitelendirdi. Tabik, saldırıya ilişkin daha fazla bilgi vermedi.

Tabik, Sennar'da yaşananların, ‘Egemenlik Konseyi Başkanı Abdulfettah el-Burhan, ordu komutanları ve onların arkasındaki İslamcı hareket ve savaşın devam etmesi gerektiğini savunanlara yönelik doğrudan bir mesaj’ olduğunu söyledi.

Çeşitli savaş bölgelerinde benzer operasyonların devam edeceğini söyleyen Tabik, “Gelecekte yaşananlar daha şiddetli, daha acı ve daha ıstırap verici olacak” dedi.

Öte yandan Sudan ordusundan dün yapılan açıklamada, Senga ve Yabus'taki olaylara değinilmeden ordu güçlerinin son 72 saat içinde Kordofan, Darfur ve Mavi Nil bölgelerindeki savaş alanlarında HDK’ya ait 107 askeri aracı ve bazı yakıt ve mühimmat depolarını imha ettiği, onlarca HDK üyesini öldürdüğü ve yaraladığı belirtildi.

Abdulaziz el-Hılu liderliğindeki HDK’nın müttefiki olan silahlı grup Sudan Halk Kurtuluş Hareketi-Kuzey (SPLM-N) ise yaptığı açıklamada, ordunun bir savaş uçağının pazar günü Mavi Nil eyaletindeki Yabus beldesini bombaladığını, bu saldırıda çoğu kadın ve çocuk olmak üzere 93 sivilin öldüğünü ve 32 kişinin yaralandığını bildirdi.

Sudan ordusu olayla ilgili yorum yapmasa da orduya bağlı platformlar, Sudan'ın Etiyopya sınırına yakın Yabus beldesindeki HDK mevzilerine hava saldırıları düzenlediğini, onlarca askeri aracın imha edildiğini ve HDK’ya ağır kayıplar verdirildiğini bildirdi.

Bu platformlara göre Sudan ordusu, 15 Nisan 2023'te savaşın başlamasından bu yana HDK’nın Etiyopya sınırındaki mevzilerini ilk kez hedef aldı.

Bununla birlikte İslamcı çizgideki Sudan Doktorlar Ağı tarafından yapılan açıklamada, dün Güney Kordofan eyaletinin Habila bölgesindeki Kartala beldesinde bir HDK konvoyunun bombalanması sonucu beş kişinin öldüğü ve bazı kişilerin de yaralandığı ifade edildi.

Dilling ve Kadugli şehirlerindeki kuşatmayı kırmak amacıyla geçici olarak kontrolünü ele geçirdikten sonra geçtiğimiz hafta Habila şehrinin kontrolünü kaybeden ordu güçleri Kartala beldesinden çekilmişti.


İsrailli yetkililer Gazze'yi işgal etme planı öneriyor: Nükleer bomba atmayı teklif ettiler

Aşırılıkçı yerleşimciler, Şubat 2024'te Gazze'ye geçerek bir karakol kurmaya çalıştı (DPA)
Aşırılıkçı yerleşimciler, Şubat 2024'te Gazze'ye geçerek bir karakol kurmaya çalıştı (DPA)
TT

İsrailli yetkililer Gazze'yi işgal etme planı öneriyor: Nükleer bomba atmayı teklif ettiler

Aşırılıkçı yerleşimciler, Şubat 2024'te Gazze'ye geçerek bir karakol kurmaya çalıştı (DPA)
Aşırılıkçı yerleşimciler, Şubat 2024'te Gazze'ye geçerek bir karakol kurmaya çalıştı (DPA)

Üç bakan ve iktidar koalisyonundaki yaklaşık 10 milletvekilinin girişimiyle, dün Knesset'te (İsrail parlamentosu) “Gazze - Ertesi Gün” başlıklı bir konferans düzenlendi. Şeridin Geleceği için Siyasi Plan Yerleşim liderleri ve yüzlerce konuk konferansa katıldı ve konferans sırasında, Yahudilerin tarihi hakkı olduğunu iddia ederek oraya geri dönüp yerleşmeyi müzakere ettiler.

Konferans, Parlamento Anayasa ve Adalet Komitesi Başkanı Simcha Rotman'ın girişimiyle, Yerleşim Bakanı Orit Strock, Yahudi Mirası Bakanı Amichai Eliyahu ve Diaspora İşleri Bakanı'nın katılımıyla gerçekleşti. Bu isimlerin tamamı, Itamar Ben-Gvir ve Bezalel Smotrich liderliğindeki Dini Siyonist bloktan ve Likud'dan Avichai Shekli de konferansa katıldı. Konferansta, Gazze çevresinde yaşanan siyasi olaylarla ilgilenmediklerini, bununla ABD Başkanı Donald Trump'ın savaşı sona erdirme planını kastettiklerini açıkladılar.

Gazze Şeridi'nin işgalini savunanlar, “Gazze Şeridi için tek gerçekçi planın İsrail'in burayı tamamen kontrol altına alması ve yerleşim yerlerini yeniden inşa etmesi olduğunu” iddia ediyorlar. Gazze'deki her binayı ve ev kalıntısını yerle bir eden ordunun mevcut operasyonlarını, kendi faaliyetleri için bir teşvik olarak görüyorlar.

Strook konuşmasında, “Mesele tek bir şeyle ilgili: topraklarımız üzerindeki hakkımızı tanıyıp tanımadığımız” dedi ve ekledi: “Kendimize şunu sormalıyız: Başbakanımız Binyamin Netanyahu, ABD Başkanı'na Gazze'nin bizim olduğunu söyledi mi?” Rotman ise şöyle dedi: “Savaştan öğrendiğimiz en önemli şey, her şeyin Netanyahu ile ilgili olmadığıdır. Ona toplumsal baskı uygulamalıyız.”

cdfgth
İsrailli yerleşimciler, Ağustos 2005'te Gazze'deki Netzarim yerleşiminden ayrılırken yürüyüş yapıyorlar (AP)

Savaşın başında Gazze'ye nükleer bomba atılması çağrısında bulunmasıyla bilinen Bakan Eliyahu, "Bu konferans, hükümet üzerinde kaçınılmaz olarak etki yaratacak ve istenen sonuçları elde edecek güçlü bir kamuoyu baskısının başlangıcıdır" ifadelerini kullandı.

Ona göre, “Gazze'deki gelişmeler, Amerikalıların (Hamas'ın) kendilerine karşı dürüst olmadığını ve iktidarı veya silahlarını bırakmak istemediğini keşfedeceklerini gösteriyor. Bu nedenle İsrail, Gazze'nin kontrolünü ele geçirmeye hazırlanmalı, ancak bu sefer sadece savaşı askeri olarak çözmekle kalmayıp, yerleşimcilerin haklarını geri vermeli ve onları Gazze'deki Gush Katif'e geri döndürmelidir.”

Bakan Shekli, “İsrail'in bu savaşta evlatlarının kanıyla elde ettiği kazanımlar, yüzeysel siyasi anlayışlarla heba edilmemeli, aksine yerleşimcilik gibi büyük bir Siyonist eylemle taçlandırılmalıdır. Bunun başlangıcının, bugün tamamen İsrail'in kontrolünde olan Kuzey Gazze Şeridi'nde olması gerektiğini" belirtti.

vfevfe
İsrailli yerleşimciler, Ağustos 2005'te Gazze'deki Netzarim yerleşiminden ayrılırken yürüyüş yapıyorlar (AP)

Bakan Yardımcısı Almog Cohen, konferansın başlığına itiraz ederek şunları söyledi: “Gazze'den sonraki günü istemiyorum. Şimdi gereken düşmanın ortadan kaldırılmasıdır. Öfkem henüz dinmedi ve sönmedi. Düşmandan daha fazla kan dökülmesini istiyorum (...) Araplar toprak kaybetmeli ki onları yendiğimizi anlasınlar.”

Bu yerleşim faaliyetinin, Doğu Kudüs ve Batı Şeria'daki İsrail yerleşim projelerinin yoğunlaştığı ve İsrail ordusunun himayesinde yerleşimcilerin Filistinlilere yönelik saldırılarının arttığı bir dönemde gerçekleştiği unutulmamalıdır.

Son günlerde, Eriha yakınlarındaki Ras Ein el-Auja'da evlerinin yakınlarına bir karakol kurulmasının ardından 100'den fazla vatandaş evlerini terk etmek zorunda kaldı.

Şarku’l Avsat Haaretz'den aktardığına göre güvenlik yetkilileri, ordunun 7 Ekim'den bu yana Batı Şeria'da Filistinlilere yönelik bin 720 yerleşimci saldırısı kaydettiğini; geçen yıl ise 845 olayın kaydedildiğini, bu olaylarda 200 kişinin yaralandığını ve 4 kişinin öldüğünü söyledi.

40 binden fazla konutun inşası onaylandı, 69 yerleşim yeri kuruldu ve mevcut yerleşim yerlerinin alanları iki katına çıkarılarak genişletildi.

İsrail hükümeti, bir bölgedeki çatışmayı körükleyerek başka bir bölgedeki faaliyetlerden dikkati dağıtmak gibi bilinen bir yöntemi izliyor; örneğin, Gazze savaşı sırasında Batı Şeria'da yerleşim genişletme ve yerinden etme operasyonları yürüttü. Bunun tam tersi de geçerli.