Nahda Barajı hususunda Mısır-Sudan ikili koordinasyonu

Bakan Kamil’in ziyareti, başta Nahda Barajı olmak üzere tüm açık meselelere odaklandı (Sudan Egemenlik Kondeyi)
Bakan Kamil’in ziyareti, başta Nahda Barajı olmak üzere tüm açık meselelere odaklandı (Sudan Egemenlik Kondeyi)
TT

Nahda Barajı hususunda Mısır-Sudan ikili koordinasyonu

Bakan Kamil’in ziyareti, başta Nahda Barajı olmak üzere tüm açık meselelere odaklandı (Sudan Egemenlik Kondeyi)
Bakan Kamil’in ziyareti, başta Nahda Barajı olmak üzere tüm açık meselelere odaklandı (Sudan Egemenlik Kondeyi)

Bahaddin Ayad
Nahda (Rönesans) Barajı krizi, önceki müzakere turlarından tamamen farklı bir aşamaya ulaşırken, Mısır ve Sudan da Nil sularındaki su haklarını korumak için, gözlemcilerin ‘ortak harekat’ olarak nitelendirdiği faaliyetlerini sürdürüyor. Aynı şekilde Addis Ababa, Etiyopya’nın ‘Mavi Nil’in Etiyopya gölü olarak mülkiyeti’ hakkındaki açıklamalarına dayalı olarak, iki aşağı havza ülkesi ile ortak bir anlaşmaya varmadan ilk yıl için planlanan dolum işleminin sona erdiğini açıkladı. Her iki ülkedeki su yetkilileri ve medya organları, durumu ‘sendeleyen müzakerelerin devamlılığının yanı sıra, su güvenliğini korumak için birden fazla yola ilişkin ortak eylemi gerektiren kışkırtıcı bir adım’ olarak nitelendirdi.
Mısır Genel İstihbarat Servisi Başkanı General Abbas Kamil, Sudan Egemenlik Konseyi Başkanı Orgeneral Abdulfettah el-Burhan ve Sudan Başbakanı Abdullah Hamduk ile görüşmek üzere Hartum’a ziyarette bulundu. Aynı şekilde Mısır Cumhurbaşkanı Abdulfettah es-Sisi’ye bir mesaj taşıyarak Hartum’a ulaşan Mısırlı temsilci, krizi takip etmek için ilgili komite ile ulusal düzeyde bir başka toplantı daha düzenledi. Mısır ve Sudan hükümetlerinden kaynaklara göre Libya arenasının tanık olduğu tırmanış çerçevesinde gelişen ziyaret, ikili düzeyde ortak güvenlik koordinasyonu meselelerinin yanı sıra Libya krizi ve Türkiye’nin Ulusal Mutabakat Hükümeti’ni (UMH) desteklemeye yönelik adımları hakkında kapsamlı görüşmeler de içerdi.

Etiyopya barajı krizinde ortak tavır
Sudanlı siyasi analist ve yazar Mecdi Abdulaziz, “Bakan Kamil’in ziyareti, Mısır ve Sudan ile bir anlaşma olmaksızın Etiyopya tarafından tek taraflı bir adıma tanık olan Nahda Barajı başta olmak üzere, açık meselelere ve üç tarafın çıkarlarına hizmet eden bağlayıcı bir anlaşmayla Afrika Birliği’nin (AfB) himayesindeki yeni müzakerelere değindi” ifadelerini kullandı.
Mısır İstihbarat Servisi Başkanı’nın Hartum ziyaretiyle eş zamanlı olarak Sudan Bakanlar Kurulu geçtiğimiz Salı günü komite üyeleri, kabine işleri bakanları, Adalet, Dışişleri, Sulama ve Su Kaynakları bakanları, Genel İstihbarat Servisi Başkanı ve İstihbarat Kurumu Genel Müdürü’nün de katılımıyla Nahda Barajı’nı Takip İçin Yüksek Komite’nin ilk toplantısını düzenledi.
Abdulaziz, “Mısır heyeti, baraj konusunda iki ülke arasındaki mevcut koordinasyonuna yoğunlaştı. Çünkü Kahire ve Hartum, tek taraflı uygulamaların reddedilmesi başta olmak üzere, belirli noktalarda hemfikir. Sudan, Nil’in geri çekilmesinden doğrudan etkilendi, içme suyu istasyonları etkilendi. İkinci genel dolumda rezervuarlardaki artışın bir sonucu olarak, diğer tek taraflı adımların da Sudan’a yönelik etkileri, iki katına artıracağı anlamına geliyor. İlk dolum, Sudanlılara Etiyopya barajının etkilerinin kaçınılmaz bir durum olduğunu gösteren pratik bir gerçeklik ortaya koydu. Gelecek müzakerelerin ilk aşamalarına bağlı olarak ortak bir Sudan- Mısır pozisyonu olması muhtemeldir. Bu durum, Sudan’ın bir hafta sonra müzakerelere devam etme talebini haklı çıkarıyor. Etiyopya tarafı uygun bir politika olarak birçok taktik kullandı ve doluma başladı. Çıkarlarımızı korumak ve su meselesinde iki aşağı ülkenin ortak hedeflerine ulaşmak için Sudanlılar olarak Mısır’a danışmalıyız” değerlendirmesinde bulundu.

Sudan’ın Nahda Barajı krizine dair tavrı
Nahda Barajı’nı Takip İçin Yüksek Komite’nin ilk toplantısı, Sudan’ın önceki tüm aşamalardaki tavrını gözden geçirirken, AfB’nin himayesindeki mevcut turla sona erdi. Toplantıda, Etiyopya tarafının tek taraflı doldurma adımı, adımın Sudan üzerindeki etkisi ve gelecekteki müzakere süreci ele alındı. Toplantıda ayrıca, tüm taraflar için tatmin edici ve bağlayıcı bir anlaşmaya varılması amacıyla müzakerelerin devamlılığı hususunda uzlaşı sağlandı.

İkili koordinasyon
Şarku’l Avsat’ın Independent Arabia’dan aktardığına göre Mısır Temsilciler Meclisi’nde Afrika İşleri Komitesi üyesi Hatem Başat, “Mısırlılar ve Sudanlıların Nahda Barajı’na ilişkin tavırları arasındaki yakınlaşma; Addis Ababa’nın her iki ülkenin çıkarlarını ve su haklarını etkileyen tek taraflı adımlar atması, ayrıca Etiyopya projesine ilişkin bağlayıcı ve bütüncül bir yasal anlaşmaya varılmasını amaçlayan müzakerelerin durması dolayısıyla bir zorunluluktur” dedi. Başat, Mısır İstihbarat Servisi Başkanı’nın ziyaretinin ise, Mısır, Arap ve Afrika ulusal güvenliği ile ilgili çok sayıdaki önemli dosyaya dair ikili düzeyde devam eden koordinasyon ve istişare hareketi çerçevesinde iki ülke arasında resmi temasların yürütüldüğünü ifade etti.

Toplantıda Etiyopya'nın baraj hakkındaki tek tarflı adımları ele alındı (AFP)

Hamduk ile kapalı toplantı
Mısır İstihbarat Servisi Başkanı ve Sudan Başbakanı arasında düzenlenen kapalı toplantı sonrasında Sudan hükümeti tarafından yayınlanan bir bildiride, ‘iki ülke arasındaki ikili ilişkiler ve işbirliği çerçevesinde’ geliştiği belirtilen toplantının ayrıntıları açığa kavuşturulmadı. Sudan Egemen Konseyi Başkanı, Mısırlı yetkiliyi kabul ederken, General Kamil, ‘Nahda Barajı’nın gelişmeleri ve sorunu çözecek bir diyalog ruhuna göre anlaşmazlıkların üstesinden gelmek için sarf edilen çabalar hususunda’ Egemen Konseyi Başkanının Birinci Başkan Yardımcısı Muhammed Hamdan Daklu ve Başbakan Dr. Abdullah Hamduk ile görüşmesinin sonuçlarına göre Egemen Konseyi Başkanına bilgi verdi.
Sudanlı siyasi analist ve yazar Mecdi Abdulaziz, Hamduk ile yapılan görüşmelerin, başbakanın barajla ilgili Afrika zirvesine katılımı çerçevesinde baraj meselesine odaklandığını belirtti. Abdulaziz, Sudan Egemenlik Konseyi tarafından yayınlanan bildirinin, Başbakan ile Nahda Barajı’na ilişkin görüşmeler ve müzakereler çerçevesinde Etiyopya ile anlaşmazlıkların üstesinden gelmek için sarf edilen ortak çabalar hakkında Sudan Egemenlik Konseyi Başkanı Orgeneral el-Burhan’ın notlarını içerdiğini ifade etti.
Mısırlıların ve Sudanlıların anlaşma olmaksızın dolum faaliyetinin başlamasını reddetmesine yanıt olarak, Etiyopya’nın eski Başbakanı Haile Mariam Desalegn, geçtiğimiz Salı günü bir televizyon kanalı aracılığıyla yaptığı açıklamada, 2015 yılında imzalanan Nahda Barajı İlkeleri Beyannamesi’yle ilgili anlaşmanın, barajın ilk dolum faaliyetiyle eş zamanlı yürütülmesini şart koştuğunu belirtti.
Diplomatik ve uluslararası faaliyetler hususunda Etiyopyalı uzman Emmanuel Kabardhan, yaptığı açıklamada, ülkesinin Nil sularının adil kullanımını sağlamaya çalıştığına dikkati çekti. Kabardhan, “Sudan ve Mısır, Nil suyu meselesinin ana aktörleridir. Nehir havzasındaki diğer ülkeler ondan faydalanmıyor. Buradaki ironi, Etiyopya’nın, suyun yüzde 86’sını üretmesi, ancak bundan faydalanamamasıdır. Tüm bunlar, diğer Nil Havzası ülkeleri istisna olarak, Kahire ve Hartum arasında farklı zamanlarda imzalanan anlaşmalardan kaynaklanıyor” ifadelerini kullandı.

Sisi, Mısırlılara güvence veriyor
Etiyopya Barajı’nın doldurulması ve işletilmesi ile ilgili bir anlaşmaya varılması hususunda AfB himayesinde gerçekleştirilen müzakere süreci, Etiyopya Başbakanı Abiy Ahmed Ali’nin ülkesini ‘bu yıl için kararlaştırılan dolum faaliyetinin gerçekleştirilmesi dolayısıyla tebrik ettiği’ kritik bir aşamaya ulaştı. Mısır Cumhurbaşkanı, geçtiğimiz Salı günü vatandaşlarına hitaben yaptığı konuşmada, ülkenin su haklarını koruyan bir anlaşmaya varmak için müzakerelerin devam ettiğini belirtti. Abdulfettah es-Sisi, Mısır halkına da ülkelerinin hayati kaynaklara ilişkin haklarını tehlikeye sokan bir anlaşmaya dahil olmayacaklarına dair güvence verdi.
Mısır Su Kaynakları Bakanlığı, Pazartesi günü yayınladığı bir bildiride, iki ülkenin ‘toplantıya gölge düşüren ve mevcut müzakere sürecinin gündemi, doldurulması ve işletilmesi için adil bir anlaşmaya varmak üzere Etiyopya tarafından yürütülen tek taraflı faaliyetler’ hakkındaki endişelerini dile getirdi.

Libya meselesi ele alındı
Öte yandan siyasi ve güvenlik meselelerine dair uzmanlaşmış Sudanlı bir siyasi analist, Hartum ve Kahire arasındaki görüşmelerde, Libya’daki koşulların, ateşkese yönelik Kahire Bildirgesi ve Mısır girişiminin ele alındığını ifade etti. Analist, “İki ülke arasındaki geniş ortak sınırlar, kaçakçılık ve radikalizm yanlısı unsurlar dolayısıyla maruz kalınan tehlikeler çerçevesinde terörizm ile mücadele ve güvenlik işbirliği meselelerine odaklanıldı” dedi.
Mısır Temsilciler Meclisi üyesi ise, “Mısır ve Sudan arasındaki ortak güvenlik koordinasyonu meselesi, bu sınırın her zaman Libya’ya ya da Libya’dan silah kaçakçılığına tanık olması dolayısıyla iki ülkenin Libya ile ortak sınırlarıyla ilgilidir” ifadelerini kullandı. Üye, “İki komşu ülke olan Mısır ve Sudan, önemli bir komşuları olan ve savaştan, kaostan ve milislerden olumsuz etkilenen Libya’da güvenlik ve istikrar sağlamak istiyorlar” değerlendirmesinde bulundu.

Mısır ve Sudan arasındaki ortak güvenlik dosyaları arasında Libya'da var (AFP)

Müdahaleler
Sudan hükümeti ve silahlı hareketler arasındaki müzakere süreci hakkında bilgi sahibi olan Sudan kaynakları, “Bazı Sudanlı silahlı hareketlere bağlı paralı askerler, bölgesel ve Arap ülkelerinin teşvik ve desteği yoluyla Libya çatışmasındaki rollerine ilişkin gelişmeler çerçevesinde Kahire’den, bu meseleye ilişkin varlığını ve silahlı hareketlerin (başta Libya olmak üzere) bölgesel çatışmalardan tarafsız olduğunu garanti etme isteğini doğrulaması istendi” açıklamasında bulundu.



İsrailli yetkililer Gazze'yi işgal etme planı öneriyor: Nükleer bomba atmayı teklif ettiler

Aşırılıkçı yerleşimciler, Şubat 2024'te Gazze'ye geçerek bir karakol kurmaya çalıştı (DPA)
Aşırılıkçı yerleşimciler, Şubat 2024'te Gazze'ye geçerek bir karakol kurmaya çalıştı (DPA)
TT

İsrailli yetkililer Gazze'yi işgal etme planı öneriyor: Nükleer bomba atmayı teklif ettiler

Aşırılıkçı yerleşimciler, Şubat 2024'te Gazze'ye geçerek bir karakol kurmaya çalıştı (DPA)
Aşırılıkçı yerleşimciler, Şubat 2024'te Gazze'ye geçerek bir karakol kurmaya çalıştı (DPA)

Üç bakan ve iktidar koalisyonundaki yaklaşık 10 milletvekilinin girişimiyle, dün Knesset'te (İsrail parlamentosu) “Gazze - Ertesi Gün” başlıklı bir konferans düzenlendi. Şeridin Geleceği için Siyasi Plan Yerleşim liderleri ve yüzlerce konuk konferansa katıldı ve konferans sırasında, Yahudilerin tarihi hakkı olduğunu iddia ederek oraya geri dönüp yerleşmeyi müzakere ettiler.

Konferans, Parlamento Anayasa ve Adalet Komitesi Başkanı Simcha Rotman'ın girişimiyle, Yerleşim Bakanı Orit Strock, Yahudi Mirası Bakanı Amichai Eliyahu ve Diaspora İşleri Bakanı'nın katılımıyla gerçekleşti. Bu isimlerin tamamı, Itamar Ben-Gvir ve Bezalel Smotrich liderliğindeki Dini Siyonist bloktan ve Likud'dan Avichai Shekli de konferansa katıldı. Konferansta, Gazze çevresinde yaşanan siyasi olaylarla ilgilenmediklerini, bununla ABD Başkanı Donald Trump'ın savaşı sona erdirme planını kastettiklerini açıkladılar.

Gazze Şeridi'nin işgalini savunanlar, “Gazze Şeridi için tek gerçekçi planın İsrail'in burayı tamamen kontrol altına alması ve yerleşim yerlerini yeniden inşa etmesi olduğunu” iddia ediyorlar. Gazze'deki her binayı ve ev kalıntısını yerle bir eden ordunun mevcut operasyonlarını, kendi faaliyetleri için bir teşvik olarak görüyorlar.

Strook konuşmasında, “Mesele tek bir şeyle ilgili: topraklarımız üzerindeki hakkımızı tanıyıp tanımadığımız” dedi ve ekledi: “Kendimize şunu sormalıyız: Başbakanımız Binyamin Netanyahu, ABD Başkanı'na Gazze'nin bizim olduğunu söyledi mi?” Rotman ise şöyle dedi: “Savaştan öğrendiğimiz en önemli şey, her şeyin Netanyahu ile ilgili olmadığıdır. Ona toplumsal baskı uygulamalıyız.”

cdfgth
İsrailli yerleşimciler, Ağustos 2005'te Gazze'deki Netzarim yerleşiminden ayrılırken yürüyüş yapıyorlar (AP)

Savaşın başında Gazze'ye nükleer bomba atılması çağrısında bulunmasıyla bilinen Bakan Eliyahu, "Bu konferans, hükümet üzerinde kaçınılmaz olarak etki yaratacak ve istenen sonuçları elde edecek güçlü bir kamuoyu baskısının başlangıcıdır" ifadelerini kullandı.

Ona göre, “Gazze'deki gelişmeler, Amerikalıların (Hamas'ın) kendilerine karşı dürüst olmadığını ve iktidarı veya silahlarını bırakmak istemediğini keşfedeceklerini gösteriyor. Bu nedenle İsrail, Gazze'nin kontrolünü ele geçirmeye hazırlanmalı, ancak bu sefer sadece savaşı askeri olarak çözmekle kalmayıp, yerleşimcilerin haklarını geri vermeli ve onları Gazze'deki Gush Katif'e geri döndürmelidir.”

Bakan Shekli, “İsrail'in bu savaşta evlatlarının kanıyla elde ettiği kazanımlar, yüzeysel siyasi anlayışlarla heba edilmemeli, aksine yerleşimcilik gibi büyük bir Siyonist eylemle taçlandırılmalıdır. Bunun başlangıcının, bugün tamamen İsrail'in kontrolünde olan Kuzey Gazze Şeridi'nde olması gerektiğini" belirtti.

vfevfe
İsrailli yerleşimciler, Ağustos 2005'te Gazze'deki Netzarim yerleşiminden ayrılırken yürüyüş yapıyorlar (AP)

Bakan Yardımcısı Almog Cohen, konferansın başlığına itiraz ederek şunları söyledi: “Gazze'den sonraki günü istemiyorum. Şimdi gereken düşmanın ortadan kaldırılmasıdır. Öfkem henüz dinmedi ve sönmedi. Düşmandan daha fazla kan dökülmesini istiyorum (...) Araplar toprak kaybetmeli ki onları yendiğimizi anlasınlar.”

Bu yerleşim faaliyetinin, Doğu Kudüs ve Batı Şeria'daki İsrail yerleşim projelerinin yoğunlaştığı ve İsrail ordusunun himayesinde yerleşimcilerin Filistinlilere yönelik saldırılarının arttığı bir dönemde gerçekleştiği unutulmamalıdır.

Son günlerde, Eriha yakınlarındaki Ras Ein el-Auja'da evlerinin yakınlarına bir karakol kurulmasının ardından 100'den fazla vatandaş evlerini terk etmek zorunda kaldı.

Şarku’l Avsat Haaretz'den aktardığına göre güvenlik yetkilileri, ordunun 7 Ekim'den bu yana Batı Şeria'da Filistinlilere yönelik bin 720 yerleşimci saldırısı kaydettiğini; geçen yıl ise 845 olayın kaydedildiğini, bu olaylarda 200 kişinin yaralandığını ve 4 kişinin öldüğünü söyledi.

40 binden fazla konutun inşası onaylandı, 69 yerleşim yeri kuruldu ve mevcut yerleşim yerlerinin alanları iki katına çıkarılarak genişletildi.

İsrail hükümeti, bir bölgedeki çatışmayı körükleyerek başka bir bölgedeki faaliyetlerden dikkati dağıtmak gibi bilinen bir yöntemi izliyor; örneğin, Gazze savaşı sırasında Batı Şeria'da yerleşim genişletme ve yerinden etme operasyonları yürüttü. Bunun tam tersi de geçerli.


Filistinli bir yazarın katılmasına izin verilmemesinin ardından, Avustralya'nın önde gelen edebiyat festivali iptal edildi

Filistinli bir yazarın katılmasına izin verilmemesinin ardından, Avustralya'nın önde gelen edebiyat festivali iptal edildi
TT

Filistinli bir yazarın katılmasına izin verilmemesinin ardından, Avustralya'nın önde gelen edebiyat festivali iptal edildi

Filistinli bir yazarın katılmasına izin verilmemesinin ardından, Avustralya'nın önde gelen edebiyat festivali iptal edildi

Avustralya'nın en büyük yazarlar festivallerinden birinin organizatörleri, 180 yazarın etkinliği boykot etmesinin ardından bugün etkinliği iptal etti. Festival direktörü istifa ederek, Filistinli bir yazarı susturmaya ortak olmayacağını ve Sidney'deki toplu katliamın ardından protestoları yasaklama girişimlerinin ifade özgürlüğünü tehdit ettiği uyarısında bulundu.

Holokost'tan sağ kurtulan ebeveynleri olan Louise Adler, bugün yaptığı açıklamada, festival yönetim kurulunun Filistin kökenli Avustralyalı bir yazarın davetini iptal etme kararı almasının ardından, şubat ayında düzenlenecek Adelaide Kitap Festivali'ndeki görevinden istifa ettiğini söyledi.

Şarku'l Avsat'ın Reuters'ten aktardığına göre Filistinli romancı ve akademisyen Randa Abdul Fettah, bu kararın “utanç verici, bariz bir anti-Filistin ırkçılığı ve sansür eylemi” olduğunu belirtti.

Avustralya Başbakanı Anthony Albanese bugün 22 Ocak'ı, geçen ay Sidney'deki Bondi Plajı'nda bir Yahudi kutlaması sırasında meydana gelen silahlı saldırıda hayatını kaybeden 15 kişiyi anmak için ulusal yas günü ilan etti.

Polis, saldırganların militan grup DEAŞ'tan ilham aldığını söylüyor. Olay, ülke çapında antisemitizmle mücadele çağrılarına, eyalet ve federal hükümetlerin nefret söylemi yasalarını sıkılaştırma girişimlerine yol açtı.

Festival yönetim kurulu bugün yaptığı açıklamada, Randa Abdul Fettah'ın “Bondi olayından kısa bir süre sonra” edebiyat etkinliğine katılması, kültürel hassasiyetleri göz ardı ettiği gerekçesiyle davetini iptal etme kararının “bu felaketin acısını yaşayan topluma saygıdan” alındığını duyurdu. Yönetim kurulu açıklamasında, “Ancak bu karar daha fazla bölünmeye yol açtı ve bunun için içtenlikle özür dileriz” denildi.

Yönetim kurulu, festivalin gerçekleştirilmeyeceğini ve kalan yönetim kurulu üyelerinin görevlerinden istifa edeceğini duyurdu.

Avustralya medyası, Yeni Zelanda eski Başbakanı Jacinda Ardern, İngiliz yazar Zadie Smith, Avustralyalı yazar Kathy Lette, ⁠ve Pulitzer Ödülü sahibi Amerikalı yazar Percival Evert ile eski Yunanistan Maliye Bakanı Yanis Varufakis'in önümüzdeki ay Güney Avustralya'da düzenlenecek festivale katılmayacaklarını açıkladıklarını bildirdi.

Festival yönetim kurulu bugün, Randa Abdul Fettah'a “kararın sunulma şekli” nedeniyle özür diledi.

Açıklamada, “Bu, kimlik veya muhalefetle ilgili değil, Avustralya tarihinin en kötü terör saldırısının ardından ülkemizde ifade özgürlüğünün kapsamı konusunda ulusal söylemde yaşanan hızlı ve sürekli bir değişimle ilgilidir” denildi.

Adler daha önce The Guardian gazetesinde, konseyin kararının “ifade özgürlüğünü zedelediğini ve lobiciler ile siyasi baskılar kimin konuşma hakkına sahip olduğunu belirlediği, daha az özgür bir ulusu müjdelediğini” yazmıştı.


Suriye ordusu, sivilleri Halep kırsalındaki silahlı grupların mevzilerinden uzak durmaya çağırdı

Suriye ordusuna ait araçlar (SANA)
Suriye ordusuna ait araçlar (SANA)
TT

Suriye ordusu, sivilleri Halep kırsalındaki silahlı grupların mevzilerinden uzak durmaya çağırdı

Suriye ordusuna ait araçlar (SANA)
Suriye ordusuna ait araçlar (SANA)

Suriye Ordusu Harekat Komutanlığı bugün sivillere Halep'in doğu kırsalındaki silahlı grupların bulunduğu bölgelerden uzak durmaları çağrısında bulundu.

Suriye Haber Ajansı (SANA), Harekat Komutanlığı'nın “Suriye Demokratik Güçleri (SDG) ile Kürdistan İşçi Partisi (PKK) terörist milisleri ve rejim kalıntılarının bu bölgede güçlerini seferber etmeye devam etmeleri ve bu bölgenin Halep şehrini bombalayan İranlıların saldırılarının başlangıç noktası olması nedeniyle” kırmızı ile işaretlenen bölge, bu tarihten itibaren kapalı askeri bölge olarak kabul edilecektir."

xssfr
Suriye Ordusu Harekat Komutanlığı tarafından yayınlanan uyarı haritası (SANA)

Operasyon Komutanlığı yaptığı açıklamada, “Sivil halkımızı bu bölgedeki SDG mevzilerinden uzak durmaya çağırıyoruz. Bu bölgedeki tüm silahlı gruplar Fırat Nehri'nin doğusuna çekilmelidir... Hayatlarınızı kurtarın” ifadelerini kullandı.

Açıklama şu şekilde sona erdi: “Suriye Arap Ordusu, bu bölgede toplanan silahlı grupların burayı suç faaliyetleri için üs olarak kullanmasını önlemek için gerekli her şeyi yapacaktır.”