Suudi Arabistan, Yemen hükümeti ve Güney Geçiş Konseyi’ni uzlaştırıyor

Suudi Arabistan Savunma Bakanı Yardımcısı Prens Halid bin Selman
Suudi Arabistan Savunma Bakanı Yardımcısı Prens Halid bin Selman
TT

Suudi Arabistan, Yemen hükümeti ve Güney Geçiş Konseyi’ni uzlaştırıyor

Suudi Arabistan Savunma Bakanı Yardımcısı Prens Halid bin Selman
Suudi Arabistan Savunma Bakanı Yardımcısı Prens Halid bin Selman

Suudi Arabistan'ın haftalar içinde gösterdiği çabalar sayesinde, Yemen meşru hükümeti ve Güney Geçiş Konseyi (GGK) arasında Riyad Anlaşması’nı hızlandırma mekanizması üzerinde anlaşıldı. İki tarafın da mekanizmaya onay vermesi, İran projesi ve Husi araçlarıyla mücadelede Yemen saflarının yeniden sıklaştırılması olasılığını artırdı.
Riyad söz konusu mekanizmayı açıklarken, GGK Sözcüsü Mühendis Nizar Heysem, özerklikten vazgeçildiğini duyurdu. Diğer yandan, Başbakan Muin Abdulmelik'i 30 gün içerisinde yeni bir teknokrat hükümet kurmakla görevlendiren Yemen Cumhurbaşkanı Abdurabbu Mansur Hadi, aynı zamanda Ahmed Hamid Lemles’i Aden valiliğine, Tuğgeneral Muhammed Ahmed el-Hamidi’yi ise emniyet müdürlüğüne atadı.
Mekanizma; iki taraf arasında 22 Haziran'dan bu yana yürürlükte olan ateşkesin devamını, askeri kuvvetlerin Aden'den çıkarılmasını, iki tarafın Abyan’daki kuvvetlerinin ayrılması ve önceki konumlarına geri döndürülmesini öngörüyor.
Veliaht Prens Muhammed bin Selman liderliğindeki çabaların meyve verdiğini söyleyen Suudi Arabistan Savunma Bakanı Yardımcısı Prens Halid bin Selman; Yemen meşru hükümeti ve GGK’nın Yemen'de güvenlik, istikrar, barış ve kalkınmayı sağlamak amacıyla Riyad Anlaşması'nın hızlandırılmasını öngören mekanizmayı kabul ettiğini bildirdi.
Twitter hesabından yaptığı açıklamada Yemen meşru hükümeti ile GGK’yı kutlayan Prens Halid bin Selman, iki tarafın da anlaşma şartlarına iltizam sağlayacakları umudunu ve bu konudaki güvenini dile getirerek şu ifadelerde bulundu:
“Yemen taraflarının Riyad Anlaşması'nın uygulanmasını hızlandırma mekanizmasını onaylaması; diyaloğa varmak, çekişme ve anlaşmazlıkları halletmek, bir diğerine anlayışla yaklaşmak, siyasi ortaklık kurmak, kapsamlı bir siyasi çözüme giden yolları desteklemek ve krizi sonlandırmaya dair ciddi arzuyu yansıtıyor. Yemen'in güvenliği, istikrarı ve güçlü bir şekilde geri dönüşü, Yemen meşru hükümetini destekleyen Arap Koalisyonu’nun temel hedefidir; Riyad Anlaşması ise Birleşmiş Milletler (BM) Yemen Özel Temsilcisi’nin Yemen'de kapsamlı bir siyasi çözüme ulaşma yönündeki çabalarını desteklemenin yanı sıra, bu hedefe ulaşmada temel faktördür.”
Yemen dosyasındaki bu adım hem Arap dünyası hem de uluslararası düzeyde memnuniyetle karşılanırken, iki taraf da hükümeti GGK’dan aday gösterilen bakanlar da dahil olmak üzere kuzey ile güney arasından yarı yarıya üyeler ile oluşturmayı kabul etti. Bunun hemen ardından, görevlerine Aden’de başlamaları ve Riyad Anlaşması'nın uygulanmasına devam edilmesi öngörüldü.
Yemen hükümeti yetkililerinden biri, Şarku’l Avsat’a yaptığı açıklamada, “Bu anlaşmanın ardından, Husi darbesiyle mücadelede için yeni bir yapım ve birleşme aşamasına geçilecek” dedi. İsmini vermek istemeyen yetkili, açıklamalarına “Suudi Arabistan ve Birleşik Arap Emirlikleri (BAE), her iki tarafın görüşlerini birbirine yakınlaştırmak için ciddi çaba harcadı. Kısa sürede bu minvalde olumlu sonuçlara tanıklık edeceğiz” ifadeleri ile devam etti.
SPA’ya açıklamada bulunan Suudi resmi bir kaynak ise şöyle söyledi:
“İki taraf da, tarafları bir araya getirmek için BAE’nin de aktif katılımıyla Riyad’da yürütülen çabalara cevap verdi. Böylece, mevcut engellerin üstesinden gelme, Riyad Anlaşması'nın uygulanmasını hızlandırma, kurtarılan bölgelerde kalkınma çarkının döndürülmesi, Yemen krizini sona erdirme yolunda başta BM Yemen Özel Temsilcisi’nin barışa varma çabalarını destekleme yönündeki kararlılıklarını göstermiş oldular.”
Yemen Hükümet Sözcüsü Racih Badi, Suudi Arabistan’ın açıklamalarını memnuniyetle karşılayarak anlaşmayı tam olarak uygulama konusundaki kararlılığını vurguladı. Aynı zamanda, Suudi Arabistan Krallığı'ndaki kardeşlerin çabalarını ve anlaşmanın uygulanmasına verdikleri desteği takdir etti.
GGK’nın özerklikten vazgeçtiği ilanının, söz konusu anlaşmayı uygulama taahhüdünün memnuniyetle karşılandığını söyleyen Badi, anlaşma şartlarının belirtilen zaman aralıklarına göre hızlı bir şekilde uygulanması yönünde adım atılmasının ciddi ve gerçek bir başlangıç ​​olacağına dair umudunu dile getirdi.
Arap Koalisyonu’nun Riyad Anlaşması'nın uygulanmasına destek verdiğinin altını çizen GGK Sözcüsü Mühendis Nizar Heysem, Husi milisleri ve terörist gruplar ile mücadelede ve güney valiliklerinin kalkınması yolunda Arap Koalisyonu ile ortaklığının derinliğine dikkat çekti. Aynı zamanda şu ifadelerde bulundu:
“GGK Suudi Arabistan ve BAE liderliğinin girişimlerine yanıt olarak verdiği özerklik ilanıyla, Riyad Anlaşması'nın uygulanması, 30 gün içinde kuzey ile güney arasında ortaklık temelinde yeni bir hükümet kurulması, Aden'e vali ve emniyet müdürü tayin edilmesi ve askeri güçlerin yerine emniyet güçlerinin getirilmesi gibi hedeflerini gerçekleştirdi. GGK, Arap Koalisyonu’nun Riyad Anlaşmasını uygulayabilmesi için özerklikten vazgeçmiştir.”
Yemen meselesi uzmanları, meşru hükümet ile GGK arasındaki anlaşmazlıkların aşılması ve Suudi Arabistan tarafından sunulan söz konusu mekanizma üzerinde anlaşmaya varılmasının devletin önümüzdeki günlerde kendisini zor şartlar altında bulacak Husi milislerinden temizlenmesi yönünde itici bir gücü teşkil ettiğini düşünüyor.
Yemenli yetkililerin açıkladığına göre, meşru hükümet ve GGK yetkilileri Riyad Anlaşması'nın uygulanması yönündeki ayrıntılarını tartışarak daha sonra herhangi bir sorun çıkmaması için bunlar üzerinde bir anlayışa vardı.
Yemen Meclis Başkanı Sultan el-Barkani, “Şimdi, anlaşmazlıkların üstesinden gelerek ülkenin dört bir yanında barış, güvenlik ve istikrara ulaşma zamanı. Bu oldukça önemli bir husus” ifadelerinde bulundu.
Şarku’l Avsat’a özel röportajda veren Barkani, “Riyad Anlaşması, birçok sorunu çözecek olan noktadır. Bizi ilgilendiren ise tam bir anlaşmaya varmaktır. Bu nedenle anlaşmanın ayrıntılarını inceledik. Bazı konuları başbakan atanıncaya kadar ertelemeyerek tüm konuları tartışmayı tercih ettik. Riyad Anlaşması'nın en mühim kısımları, yeni hükümet kurulmadan önce 30 gün içinde uygulanacak” dedi.
Yemen Enformasyon Bakanı Muammer el-İryani ise Riyad Anlaşması’nı hızlandırma mekanizması üzerinde anlaşmaya varmanın hükümetin geçici başkent Aden'de görevlerini yerine getirmesi yolunda yeni bir aşamaya başlangıç niteliğinde olduğunu belirtti. Bunun kalkınma çarkının döndürülmesi, Husi milislerle mücadeledeki çabaların birleştirilmesi ve üç referansa göre kapsamlı siyasi bir çözüme ulaşılmasını sağlayacağını da vurguladı.



NEOM Limanı, Suudi Arabistan’ın kuzeyinden dünya ticaret haritasını yeniden çiziyor

Suudi Arabistan’daki NEOM Limanı (NEOM)
Suudi Arabistan’daki NEOM Limanı (NEOM)
TT

NEOM Limanı, Suudi Arabistan’ın kuzeyinden dünya ticaret haritasını yeniden çiziyor

Suudi Arabistan’daki NEOM Limanı (NEOM)
Suudi Arabistan’daki NEOM Limanı (NEOM)

Suudi Arabistan’ın NEOM şirketine ait resmi X hesabı, 15 Nisan’da dikkat çeken bir paylaşım yaptı. Kısa ancak güçlü mesajlar içeren paylaşımda “Avrupa – Mısır – NEOM – Körfez: En hızlı rotanız” ifadesi yer aldı. Paylaşıma eşlik eden haritada, Avrupa’dan başlayarak Mısır’daki Dimyat ve Safaga limanları üzerinden NEOM Limanı’na uzanan, buradan da kara yoluyla Kuveyt, Irak, Bahreyn, Katar, Birleşik Arap Emirlikleri (BAE) ve Umman’a dağılan bir ulaşım ağı gösterildi. Söz konusu paylaşım, sıradan bir tanıtımın ötesinde, uzun süredir gündemde olan ticaret koridorunun fiilen hayata geçtiğine işaret eden önemli bir gelişme olarak değerlendirildi.

Aynı gün, Suudi Arabistan Kamu Yatırım Fonu (PIF), 2026-2030 dönemine ilişkin yeni stratejisini onayladığını duyurdu. NEOM’un resmi hesabı da bu duyuruya hızlı şekilde yanıt vererek, projenin Suudi Arabistan’ın ekonomik dönüşüm sürecindeki merkezi rolünü koruduğunu vurguladı. Açıklamada, NEOM’un yeni strateji kapsamında bağımsız bir yapı olarak konumlandırılmasının, projeye verilen desteğin derinliğini yansıttığı ifade edildi. İki açıklamanın aynı zamana denk gelmesi, liman projesi ile daha geniş kapsamlı ulusal strateji arasındaki güçlü bağlantıya işaret etti.

Sahadaki gelişmeler de hız kazanmış durumda. Dünyanın en büyük yük gemilerini kabul edecek şekilde tasarlanan gelişmiş Konteyner Terminali 1’in, 550 metre uzunluğunda giriş kanalı, 18,5 metre derinliği ve 900 metreyi bulan rıhtım duvarıyla bu yıl içinde açılması planlanıyor. Terminalin yıllık kapasitesinin 1,5 milyon TEU’ya ulaşması öngörülüyor.

Geçtiğimiz yıl haziran ayında ise liman, ülkede bir ilk olma özelliği taşıyan, tamamen otomatik ve uzaktan kumanda edilen köprülü vinçlerin ilk sevkiyatını teslim aldı. Yetkililer bu gelişmeyi, Suudi limanları açısından ‘dönüm noktası’ olarak nitelendirdi.

rtfbr
(foto altı) Tamamen otomatik köprülü vinçlerin ilk sevkiyatı (NEOM)

Birkaç gün önce NEOM hesabından yapılan bir başka paylaşımda, limanın Kızıldeniz üzerinde stratejik bir merkez olarak tam kapasiteyle faaliyet gösterdiği vurgulandı. Açıklamada, farklı yük türlerinin yüksek verimlilikle yönetildiği, gelişmiş altyapı ve yüksek operasyon standartlarıyla desteklenen limanın; Kuzey ve Güney Amerika, Avrupa ve Mısır’dan bölgeye uzanan ticaret akışını Körfez ülkeleri ve Irak pazarlarına bağladığı ifade edildi.

Oyunun kurallarını değiştiren yeni bir coğrafi merkez

Bu çerçevede, Kral Fahd Petrol ve Maden Üniversitesi öğretim üyesi Dr. Abdullah el-Mir, NEOM Limanı’nın diğer Suudi limanlarından ayrışmasını sağlayan özgün bir coğrafi avantaja sahip olduğunu belirtti. El-Mir’e göre, Cidde İslam Limanı ve Kral Abdullah Limanı gibi büyük limanlar batı kıyısında, Kral Abdulaziz Limanı ile petrol limanları ise Arap Körfezi’nde yoğunlaşırken, NEOM Limanı ülkenin kuzeybatısında konumlanarak üç ana bölgenin doğal kesişim noktası haline geliyor: ‘Akdeniz ve Mısır üzerinden Avrupa, Suudi kara koridorları aracılığıyla Körfez ve kuzey hattı üzerinden Irak ile Ürdün’.

El-Mir, Şarku’l Avsat’a yaptığı değerlendirmede, bu konumun limana deniz ve kara taşımacılığını tek bir sistemde birleştiren ‘köprü liman’ rolü kazandırdığını ifade etti. Süveyş Kanalı’na yakınlığın yanı sıra, ülkenin kuzeyi ile Ürdün, Irak ve Kuveyt’ten Umman’a kadar uzanan modern kara yolu ağlarına bağlantının, limanın gelecekteki lojistik merkez konumunu güçlendirdiğini vurguladı. El-Mir, “NEOM Limanı yalnızca Cidde ya da Dammam ile rekabet etmiyor; özellikle Hürmüz Boğazı gibi geleneksel geçiş noktalarındaki gerilimler dikkate alındığında, bölgedeki lojistik haritayı değiştirecek yeni bir coğrafi eksen açıyor” değerlendirmesinde bulundu.

Bu görüş, lojistik uzmanı Neşmi el-Harbi’nin değerlendirmeleriyle de örtüşüyor. El-Harbi, NEOM Limanı’nı mevcut limanlara rakip değil, Suudi Arabistan’ın lojistik sistemini tamamlayan ‘hayati bir unsur’ olarak tanımlarken, tamamen yenilenebilir enerjiye dayalı yapısının operasyonel verimliliği artırdığını ve projeyi sürdürülebilirlik alanında küresel ölçekte öncü konuma taşıdığını ifade etti.

Nakliye süresinde yüzde 50 tasarruf

Zaman tasarrufu açısından ise el-Mir, yeni koridorun geleneksel rotalara kıyasla taşıma sürelerini yüzde 50’den fazla azaltabileceğini belirtti. El-Mir, daha önce Körfez’deki varış noktalarına ulaşması 10 ila 12 gün süren sevkiyatların, bu hat üzerinden yalnızca 4 ila 6 gün içinde teslim edilebildiğini ifade etti. Bu hızlanmanın, Avrupa ile Mısır arasında ve ardından Mısır ile NEOM arasında kısa mesafeli deniz taşımacılığının, Suudi Arabistan içindeki hızlı kara taşımacılığıyla entegre edilmesinden kaynaklandığını vurguladı.

El-Mir’e göre bu dönüşüm yalnızca mesafenin kısalmasından ibaret değil; aynı zamanda limanlardaki bekleme sürelerinin azalması, prosedürlerin sadeleşmesi ve daha istikrarlı, daha az yoğun bir güzergâhın sağlanmasıyla da destekleniyor.

defgth
Koridor ağını gösteren harita (NEOM)

El-Harbi de Şarku’l Avsat’a bu verilerle örtüşen değerlendirmelerde bulunarak, söz konusu koridorun, çok modlu taşımacılığa dayanması sayesinde ‘tedarik zinciri verimliliğinde devrim’ niteliği taşıdığını belirtti. Mevcut jeopolitik zorluklar karşısında daha güvenilir ve esnek bir alternatif sunduğunu ifade etti.

Hangi yük türlerinin daha fazla fayda sağlayacağına ilişkin olarak ise iki uzman da zaman hassasiyeti yüksek ürünlerin öne çıktığı konusunda hemfikir. Buna göre hızlı tüketim malları, taze ve soğuk zincir gerektiren gıda ürünleri, tıbbi ve farmasötik ürünler, yedek parçalar, ileri teknoloji ekipmanları, yüksek değerli elektronik ürünler ve gelişmiş inşaat malzemeleri bu koridordan en çok yararlanacak kalemler arasında yer alıyor.

Deneyimden fiili uygulamaya

Altyapı hazırlığı açısından el-Mir, NEOM Limanı’nın ilk deneme aşamasını geride bıraktığını ve artık gerçek ticari hareketliliği destekleyebilecek kapasiteye ulaştığını belirtti. Bununla birlikte limanın operasyonel kapasite bakımından halen ‘kademeli büyüme’ sürecinde olduğunu vurgulayan el-Mir, planlanan genişleme projelerinin tamamlanmasıyla birlikte tesisin büyük bir bölgesel lojistik merkeze dönüşmesini bekliyor. El-Harbi de bu değerlendirmeye katılarak, limanın 2026 itibarıyla ileri bir operasyonel olgunluk seviyesine ulaştığını ve mevcut altyapısının bölgesel ticaret trafiğini karşılamak için yeterli olduğunu ifade etti. El-Harbi, özellikle beşinci ve altıncı nesil iletişim ağları, otomatik vinç sistemleri ve Suudi Arabistan iç bölgeleri ile komşu ülkelere bağlanan modern kara yolu ağı gibi unsurların limanın gücünü artırdığını dile getirdi.

Küresel taşımacılık şirketlerinin tutumuna ilişkin olarak el-Mir, Pan Marine ve DFDS gibi büyük uluslararası firmaların koridorun işletilmesine ana ortaklar olarak katılmasının, NEOM Limanı’na yönelik küresel ilginin izleme aşamasından fiili operasyon aşamasına geçtiğinin açık bir göstergesi olduğunu söyledi. Ancak limanın halen daha geniş ölçekte fizibilitesini kanıtlama sürecinde olduğuna da dikkat çekti.

El-Harbi ise bu ilgiyi, küresel tedarik zincirlerinde yaşanan dalgalanmalar karşısında daha güvenli ve güvenilir alternatifler arayışıyla ilişkilendirdi. Taşıma sürelerini kısaltma vaadi ve limanın yenilikçi teknolojik altyapısının, projeyi uluslararası ölçekte dikkat çeken yeni bir lojistik gerçeklik haline getirdiğini ifade etti.

Vizyon 2030’un stratejik bir ayağı ve Tebük için bir refah dalgası

Ulusal strateji ile proje arasındaki ilişki bağlamında el-Mir, PIF’ın 2026-2030 stratejisinin lojistik ve tedarik zincirlerini ekonomik çeşitlendirme çabalarının merkezine yerleştirdiğini belirtti. El-Mir’e göre NEOM Limanı ve yeni ticaret koridoru, Avrupa, Afrika ve Doğu Asya’yı Körfez ülkelerine kara ve deniz yoluyla bağlayan bir hat oluşturarak bu stratejinin doğrudan uygulama araçlarından biri niteliğini taşıyor. Bu yapı; Körfez ithalat ve ihracatına 60 güne kadar depolama ücreti muafiyeti sağlanması, Körfez ülkelerine ait tırların boş veya yüklü girişine izin verilmesi ve depolama ile yeniden dağıtım bölgeleri girişimi gibi politikalarla da destekleniyor.

Yerel düzeyde ise el-Mir, Tebük bölgesi ekonomisi üzerindeki etkinin büyük ve kademeli olmasını bekliyor. Limanın; operasyon, yük elleçleme ve deniz hizmetlerinde doğrudan istihdam yaratmasının yanı sıra kara taşımacılığı, depolama ve destekleyici lojistik hizmetlerde dolaylı iş imkânları sağlayacağı ifade ediliyor. Ayrıca liman çevresinde lojistik ve sanayi bölgelerinin kurulması için de yeni fırsatlar doğması öngörülüyor.

El-Mir, NEOM’un Irak, Ürdün ve Kuveyt’e yakın konumunun, bölgesel bir geçiş kapısı olarak rolünü güçlendirdiğini belirterek, bunun Tebük’ün yatırım çekiciliğini artıracağını ve bölgesel ticaretin merkezine yerleştireceğini ifade etti.


İran, ABD’ye karşı Hürmüz kılıcını tekrar çekti: Körfez ülkeleri endişeli

İran yönetimi Hürmüz Boğazı'ndan geçişleri açmış ancak ABD'nin ablukayı sürdürmesi nedeniyle gemi trafiğini tekrar sınırlandırmıştı (Reuters)
İran yönetimi Hürmüz Boğazı'ndan geçişleri açmış ancak ABD'nin ablukayı sürdürmesi nedeniyle gemi trafiğini tekrar sınırlandırmıştı (Reuters)
TT

İran, ABD’ye karşı Hürmüz kılıcını tekrar çekti: Körfez ülkeleri endişeli

İran yönetimi Hürmüz Boğazı'ndan geçişleri açmış ancak ABD'nin ablukayı sürdürmesi nedeniyle gemi trafiğini tekrar sınırlandırmıştı (Reuters)
İran yönetimi Hürmüz Boğazı'ndan geçişleri açmış ancak ABD'nin ablukayı sürdürmesi nedeniyle gemi trafiğini tekrar sınırlandırmıştı (Reuters)

Körfez ülkeleri, ABD ve İran arasındaki olası ikinci tur müzakerelerin Tahran'ın Hürmüz Boğazı üzerindeki hakimiyetini pekiştirmesinden endişeleniyor.

Yetkililer ve analistler, İslamabad'da yapılması planlanan bir sonraki müzakerelerde Hürmüz Boğazı'ndaki krizin ve İran'ın uranyum zenginleştirme programının gündemde olacağını düşünüyor.

Devrim Muhafızları'nın boğazdaki gemi trafiğinin neredeyse durma noktasına getirmesi nedeniyle müzakerelerde İran'ın balistik füze programı ve bölgedeki Şii örgütlere desteği gibi konularsa ikinci plana atıldı.  

ABD ve İran, Pakistan'daki ilk tur müzakerelerde anlaşamayaınca Washington yönetimi, Hürmüz'ü ablukaya almıştı. İran Meclis Başkanı Muhammed Bakır Kalibaf, abluka kaldırılmadan ABD'yle müzakere etmeyeceklerini bildirdi. İki ülkenin tekrar ne zaman görüşeceği henüz belli değil.

Adlarının açıklanmaması şartıyla Reuters'a konuşan Körfez ülkelerinden yetkililer, Beyaz Saray'ın görüşmelerde ilerleme sağlayabilmek için Tahran'ın Hürmüz Boğazı üzerindeki hakimiyetini "zımnen kabul etmesinden" endişelenildiğini söylüyor.

Kaynaklardan biri şu ifadeleri kullanıyor:

Sonuçta Hürmüz kırmızı çizgi olacak. Daha önce bu bir sorun değildi. Artık bir sorun. Kurallar değişti.

Diğer yandan İran yönetimi, ABD ve İsrail'in uranyum zenginleştirmeyi sonlandırma talebini başından beri reddediyor. Tahran hükümeti, Washington ve Tel Aviv, uranyum stoklarının ülke dışına çıkarılması talebine de yanaşmıyor.

ABD ve İsrail'in saldırılarıyla 28 Şubat'ta başlayan savaşta Amerikan basını, uranyumun İran dışına çıkarılması için ülkeye özel harekatçıların gönderilebileceğini yazmıştı. Ancak Washington yönetimi kara harekatı başlatılacağına dair bir açıklama yapmadı.

Rusya Güvenlik Konseyi Başkan Yardımcısı Dmitriy Medvedev de 8 Nisan'da X'ten yaptığı paylaşımda, Hürmüz Boğazı'nı "İran'ın nükleer silahı" diye niteleyerek Tahran'ın boğaz üzerindeki hakimiyetinin müzakerelerdeki önemine dikkat çekmişti.

İranlı bir yetkili de "İran coğrafyasına kök salmış, paha biçilmez bir hazine" diye nitelediği Hürmüz Boğazı kozuna ilişkin şunları söylüyor:

İran, Hürmüz Boğazı'nın kapatılmasını içeren bir senaryoya yıllardır hazırlanıyordu, bunun her adımı planlandı. Bu, İran'ın en etkili araçlarından biri haline geldi; güçlü bir caydırıcı unsur olarak işlev gören bir coğrafi avantaj.

Devrim Muhafızları'na yakın bir kaynak da Hürmüz Boğazı'nı "kınından çekilmiş bir kılıç" diye niteleyerek, dış güçlere karşı güçlü bir koz elde ettiklerini vurguluyor..

Analizde, Körfez ülkelerinin İran'a yönelik yaptırımları tamamen kaldırmaması için Washington'a uyarıda bulunduğuna da dikkat çekiliyor. Özellikle İran'ın balistik füze programı ve Şii milislere desteğinin Körfez için yarattığı risklerin en aza indirilmesi isteniyor.

Suudi Arabistan merkezli Körfez Araştırma Merkezi Başkanı Abdulaziz Sager, İran meselesinin ele alınmasının "farklı bir yaklaşım" gerektirdiğini belirtiyor:

ABD, bölgesel güvenliğin ayrılmaz bir parçası. Ancak bu, tek taraflı hareket etmek, bölgeyi sürece dahil etmeden tek başına harekete geçmek anlamına gelmiyor.

Independent Türkçe, Reuters, TASS, Tesnim


Körfez ekranlarının hanımefendisi Hayat el-Fahd vefat etti

Kuveytli sanatçı Hayat el-Fahd (El-Fahd Sanat Vakfı’nın Instagram hesabı)
Kuveytli sanatçı Hayat el-Fahd (El-Fahd Sanat Vakfı’nın Instagram hesabı)
TT

Körfez ekranlarının hanımefendisi Hayat el-Fahd vefat etti

Kuveytli sanatçı Hayat el-Fahd (El-Fahd Sanat Vakfı’nın Instagram hesabı)
Kuveytli sanatçı Hayat el-Fahd (El-Fahd Sanat Vakfı’nın Instagram hesabı)

Kuveytli sanatçı Hayat el-Fahd, uzun süredir devam eden sanat kariyerinin ardından bugün hayatını kaybetti. Elli yılı aşkın bir döneme yayılan kariyeri boyunca Körfez ve Arap tiyatro tarihine damga vuran el-Fahd’ın vefatı, sanat dünyasında büyük üzüntü yarattı.

Körfez televizyon dramalarının öncülerinden biri olarak kabul edilen el-Fahd, 1960’lı yıllarda başladığı sanat hayatında çok sayıda televizyon ve tiyatro eserinde yer aldı. Toplumsal ve insani konuları işleyen yapımlardaki rolleriyle Körfez tiyatro kimliğinin şekillenmesine önemli katkı sağladı.

Sanatçının vefatı, resmi sosyal medya hesapları üzerinden duyuruldu. Körfez ve Arap sanat çevrelerinde derin üzüntüye neden olan vefat haberi sonrasında el-Fahd, ‘Körfez tiyatrosunun ikonu’ olarak anıldı.

Son günlerinde sağlık durumunun kötüleştiği, yoğun bakıma alındığı ve uzun süredir devam eden bir hastalık sürecinin ardından hayatını kaybettiği belirtildi. Böylece elli yılı aşan üretken sanat yolculuğu sona erdi.

Kariyeri boyunca onlarca başarılı yapımda rol alan el-Fahd, Körfez ve Arap dünyasında geniş bir izleyici kitlesi tarafından takip edildi. Karmaşık karakterleri canlandırmadaki başarısıyla ‘Körfez ekranlarının hanımefendisi’ olarak anıldı ve farklı kuşakların sevgisini kazandı.

Tiyatro oyunları, sinema filmleri ve televizyon dizilerinden oluşan geniş bir sanat mirası bırakan el-Fahd, aynı zamanda yazarlık ve yapımcılık alanlarında da faaliyet gösterdi. El-Fahd, toplumsal meseleleri ele alan projelere katkı sağladı ve genç yeteneklerin yetişmesine destek oldu.