Kültürlerin asırlar boyu kesiştiği nokta: Mekke

Mekke. (AP)
Mekke. (AP)
TT

Kültürlerin asırlar boyu kesiştiği nokta: Mekke

Mekke. (AP)
Mekke. (AP)

Mekke, asırlar boyu yapılan yolculuklarla ilgili edebi eserlerde önemli bir rol oynarken doğu ve batıyı buluşturan, birçok kültürün ortak noktası olmuştur.  Bu yüzden ‘Ummu'l-Kura’, yani güvenin ve barışın limanı haline gelmiştir. Mekke’nin üstlendiği bu rolün önemi ve özgünlüğü, Emir Ahmed Hüseyin Han tarafından kaleme alınan, Celal es-Said el-Hafnavi tarafından Arapça'ya çevrilen ve Kahire’deki Ulusal Tercüme Merkezi tarafından yayınlanan ‘Rıhle ila el-Hicaz ve Mısr’ (Hicaz ve Mısır'a Yolculuk) adlı kitapta anlatılmaktadır.
İki bölümden oluşan kitabın ilk bölümünde çevirmen tarafından kapsamlı bir tarih araştırması yapılırken ikinci ve kısa olan bölümde, Han’ın 20. yüzyılın başlarında gerçekleştirdiği Hac yolculuğundan anlatılar yer almaktadır.
Çevirmen Hafnavi, Harem-i Şerif ziyaretinin 19’uncu ve 20’inci yüzyıllarda Urdu edebiyatında Hint Hac gezilerinin ortaya çıkmasının önünü açan önemli faktörlerden biri olduğunu, bu tür yüzlerce yolculuğun yapıldığını ve bu yolculuklar üzerine Farsça ve Urduca eserler kaleme alındığını belirtiyor.
İslam edebiyatında yapılan çeşitli araştırmalar, Urducanın benzersizliğini, Hint gezginlerin Urduca olarak seyahatnameler yazdıklarını ve bu kutsal mekanlara duydukları hisleri en geniş haliyle, Mekke’nin tarihini ise siyasi, sosyal ve manevi yönleriyle birlikte en ince ayrıntısına kadar anlatmaya çabaladıklarını ortaya koydu. Ayrıca başta Hint alimler olmak üzere genel olarak İslam coğrafyasının çeşitli bölgelerinden gelen alimler Mekke ve Medine’deki ders halkalarını tasvir ettiler.
Urdu edebiyatında ‘Hicaz edebiyatı’ adlı Mekke ve Medine’ye yapılan yolculukların anlatıldığı özel bir kategorinin ortaya çıktığını belirten kitap, bunlardan birinin Abdulhak ed-Dihlevi’nin 1589’da kalem aldığı ‘Cezb’ul-Kulub ila Diyari’l-Mahbub’ (Kalpleri sevgi diyarına çekmek) adlı kitabı olduğunu ifade ediyor. Hint yarımadasında Fars dilinde yazılmış en eski Hint Hac seyahatnamelerinden biri olan bu eser, Muhammed Murad Abadi tarafından ‘Diyar Habib’ (Sevgi Diyarı) başlığı altında Urducaya çevrildi.
Çevirmene göre ilk hac seyahatnameleri, o zamanın Hindistan'daki Müslüman yöneticilerinin ve edebiyatın dili olan Farsça olarak kaleme alındı. Hindistan halkı ve özel kesim, İngilizlerin ülkenin hakimiyetini geçirdikleri 1800 yılına kadar Farsça’yı rahatça anlayabiliyorlardı.O yıllarda İngilizler, Kalküta'da Fort William Koleji’ni kurarak ülkede Urduca dilini teşvik ettiler. Urdu dilinde kaleme alınan ilk seyahatname ise Emir Sıddık Hasan Han tarafından 1851'de yazılan ‘Es-Sıddık ila Beytullah el-Atik’ (Sıddık'ın Beytullah’a Yolculuğu) adlı eser oldu. Hint Hac yolcularını kaleme alma usulleri yavaş yavaş benzersiz bir aşamaya yükselirken yazar, eğer eser özellikle Mekke ve Medine'ye olan duygularını incelikle ve zevkli bir dille ifade eden hukukçu, konuşmacı, düşünür, yazar ve siyasetçi Prof. Abdulmecid Deryabadi gibi yetenekli bir yazarın kaleminden çıkmışsa dikkati hak ettiğini vurguluyor.

Manevi özlemler ve duygular
Kitap, Prof. Deryabadi’nin Hac yolculuğu sırasında insanın yaşadığı duygu ve özlemlerin yanı sıra bazı inanç meselelerini de açıkladığını belirtirken Deryabadi kendi eserinde şunları dile getiriyor:
“Akbar gemisi, Bombay limanından 1929 yılının mart ayında bir perşembe akşamı saat 11’de kalktı. Gemi ne harika bir zamanda hareket etti. Bu gerçekten muazzam bir duygu. Peki ya kalbimin nasıl attığını hangi kelimelerle tarif edebilirim? Beytullah’ı ziyaret etme özlemi, her mümini sarhoş eder. Ona doğru yapılan yolculuktaki hiçbir zorluk ve yorgunluk umurunda değildir.” 
Deryadabadi, Mekke-i Mükerreme’ye ve Beytullah’a ulaştığında ilk kez gördüğü Kabe’yi gördüğü o muhteşem sahneyi şöyle anlatıyor:
“Mescid-i Haram dört duvarıyla bize göründüğünde Selam Kapısı’na ulaşıncaya kadar birçok kapısından geçtik. Bizi Selam Kapısı’ndan içeriye aldılar. Bu kapının bir insanın bu temiz yere ve burada kılınan namaz sevabının yüz bin namaz sevabına denk olduğu Mescid-i Haram’a girilen en hayırlı kapı olduğuna inanılıyor. Selam Kapısı’ndan içeriye girip gözlerim siyah bir örtüye bürünmüş binaya düştüğünde sevincimin göklere sığabileceğine inanmazdım. Birden yüksek sesle, ‘Kâbemiz, insan gözü ve aklı nurunun sıcaklığını ve tezahürlerini taşıyamaz!’ diye bağırdım.”
Çevirmen, 1960 sonrası çok sayıda Hint Hac seyahatnamesinin nasıl ortaya çıktığını ve Nesim Hicazi’nin kaleme aldığı ‘Pakistan’dan Harem diyarına’ eserinde olduğu gibi yöntemler, konular ve eğilimlerde değişim yaşandığını açıklıyor. Mekke-i Mükerreme’yi Pakistan’dan gelen resmi bir heyetin üyesi olarak ziyaret eden Hicazi, seyahatini siyasi yönlerine değiniyor. Hicazi’nin kitabı ayrıca kullanılan yüksek edebi üslupla ön plana çıkıyor. Çünkü Hicazi, Urdu edebiyatında kendine yer edinmiş bir yazar, romancı ve gazetecidir. Hicazi’nin seyahatnamesi, Mekke’nin çarşıları, yolları, sokaklarının anlatımlarının yanı sıra Suudi Arabistan hükümeti tarafından Pakistan hükümetine hediye edilen Medine'deki konukevi yer alıyor.
Öte yandan kitapta, Hac ibadetine tarihi, sosyal ve dini açıdan ışık tutan Sultan Davud'un kaleme aldığı ‘Hicaz Sefernamesi’  adlı esere işaret ediliyor. Davud kitabında seyahati sırasında Mekke ve halkının durumuyla ilgili olarak şunları söylüyor:
“Mekke halkı her işlerinde Allah’a tevekkül eden ve açgözlülüğü bilmeyen iyi insanlardır.”
Bununla birlikte şiir de Hindistan’dan Mekke’ye yapılan hac yolculuklarından nasibini almıştır. Hint alt kıtasında, Ummu’l-Kura (Mekke), Medine ve Mescid-i Nebevi’ye olan özlemle ilgili çok sayıda şiir kaleme alınmıştır. Şair Mahir el-Kadiri’nin ‘Hicaz Kafilesi’ adlı şiir kitabı hac yolculuklarında şiirin yeriyle ilgili en önemli örneklerden biridir. 1955 yılında basılan kitapta şu mısralar yer almaktadır:
“Düşünce, hayal gücümüz oldu,
Söz, ihsanla işlenen amel oldu,
Artık kalp ile göz arasındaki perde kalktı”
Çevirmenin de belirttiği üzere Mekke, özellikle Hint ilim adamları olmak üzere İslam coğrafyasının hem doğusundan hem de batısından alimleri çeken bir cazibe merkezi olmaya devam ederken bu durum onu, kadim ve modern İslam medeniyetinin başkenti yaptı. Mekke'nin kültürel konumu ve ilim alanındaki liderliği, İslam dünyasının farklı yerlerinden ilim insanları tarafından yıllarca dalga dalga ziyaret edilmesini sağladı. Alimler, sadece 18’inci yüzyılın sonu ve 19’uncu yüzyılın başlarında başta Hintler olmak üzere çok sayıda ilim insanın ziyaret ettiği Mekke’nin diğer İslam şehirleri arasında eşsiz bir konuma gelmesine katkıda bulundular. Bu insanlar, okullarda, basılı yayınlarda ve üniversite eğitimlerinde yazdıkları kitaplarla asırlar boyu Mekke sakinlerinin sosyal dokusunun bir parçası olan ilmi hareketlerde önemli bir rol oynamışlardır. Hintler ayrıca Mekke-i Mükerreme'de erkek ve kız çocuklarını eğitmek için çok sayıda medrese kurular. Bunlardan en önemlisi, 14’üncü yüzyılın başlarında kurulan Şeyh Ahmed es-Surkati medresesidir.

Hac yolculuğunda yaşananlar
Kitabın ikinci bölümünde ‘Hicaz'a yolculukta’ yaşanan 1903'te kitabın yazarı Emir Ahmed Hüseyin Han’ın anlattığı gibi aktarılıyor. Han anlatımına bir dizi nasihatle başlıyor:
“Sevgili dostlarım, bu yolculuk uzun ve varılacak yer uzaktır. Altı-yedi bin milden fazla bir mesafe vardır. Hem karada hem de denizde birçok zorluğa katlandım. bu yüzden evinizden ayrılırken bu tür hazırlıklar yapmalısınız. Evinizi sanki bir daha dönememek üzere ayrılıyormuşsunuz, taşınabilir ve taşınamaz mallarınızı devrediyormuşsunuz gibi terk etmelisiniz. Herkesle helalleşmeli, hak sahiplerinin haklarını vermelisiniz. Yasalara uygun şekilde vasiyetinizi yazmalısınız. Bir zarf ile kayıt memuruna teslim etmelisiniz. Mirasçıların imzalarının doğrulanması önemlidir. Bu yazılı vasiyetin sırlarınızı ifşa etmeyecek bir zarfta olması istenir. Eğer geriye dönerseniz zarfı olduğu gibi bulacaksınız. Fakat geri dönemezseniz mirasçılarınız talimatlara ve emirlere göre hareket ederler.”
Han anılarında yolculuğun doğasını ve geçmişte bagaj saklama prosedürlerini ise şöyle anlatıyor:
“Eğer Rebiğ yolundan Cidde üzerinden gidersen gemiye binebilirsin. Riske girmekten kaçınmalısın. Gemi yolculuğu hem güvenli oluyor hem de bu rotayı kullanan hacılar için birçok masraftan kurtarıyor. Yanınızda çok fazla bagaj almayın. Bagajlarınızı Mekke-i Mükerreme’ye götürecek emanetçilere bırakın. Çünkü bu beyler Cidde ve Medine'deki bagajınızı korumak için gerekli düzenlemeleri yapabiliyorlar.”
Han’ın kaleme aldığı hac hatıraları, yetkililerin 117 yıl önce hacı adaylarının konforunu sağlamak için yaptıkları hazırlıkları da ortaya koyuyor. Han hatırlarını anlatmaya şöyle devam ediyor:
“23 Ekim 1903 Cuma günü bagajımızla beraber odalarımızda yastıklar ve şilteleriyle oldukça rahat birer yatak bulunan misafirhaneye güvenli bir şekilde geldik. Çok akıllıca ve düşünceli bir güvenlik memuru vardı. Tüm imkanlara sahibiz. Tuvaletler temiz.  Misafirhane önündeki dükkanlarda ihtiyacımız olan her şeyi makul fiyatlarla satın alabiliyoruz.”



Körfez İşbirliği Konseyi'nden Husilere karşı uluslararası baskı çağrısı

Yemen donanmasına ait bir gemi, Kızıldeniz'deki Hanış Adası yakınlarında (AF
Yemen donanmasına ait bir gemi, Kızıldeniz'deki Hanış Adası yakınlarında (AF
TT

Körfez İşbirliği Konseyi'nden Husilere karşı uluslararası baskı çağrısı

Yemen donanmasına ait bir gemi, Kızıldeniz'deki Hanış Adası yakınlarında (AF
Yemen donanmasına ait bir gemi, Kızıldeniz'deki Hanış Adası yakınlarında (AF

Körfez Arap Ülkeleri İşbirliği Konseyi (KİK), uluslararası topluma Husilerin saldırıları karşısında kararlı bir tutum alma çağrısında bulundu. Konsey, Suudi Arabistan'ın ve ticari gemilerin hedef alınmasının bölgenin güvenliği ile uluslararası deniz taşımacılığı açısından doğurabileceği sonuçlara karşı uyarıda bulunurken, Riyad'ın güvenliğini ve egemenliğini tehdit eden gelişmeler karşısında Suudi Arabistan'la tam dayanışma içinde olduğunu vurguladı.

KİK Genel Sekreteri Casim Muhammed el-Budeyvi, Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi üyelerinin 7 Ağustos'ta yayımladığı ve Husilerin 13 Temmuz'dan bu yana Suudi Arabistan'a düzenlediği füze saldırıları ile 22 Temmuz'dan itibaren ticari gemileri hedef alan saldırıların kınandığı açıklamayı memnuniyetle karşıladı.

Budeyvi, Suudi Arabistan'a yönelik tekrarlanan saldırıların ülkenin egemenliğinin açık bir ihlali ve güvenliği, istikrarı ile toprak bütünlüğüne yönelik doğrudan bir tehdit olduğunu söyledi. Ticari gemilerin hedef alınması ve uluslararası deniz ulaşım hatlarının tehdit edilmesinin ise bölgesel güvenlik ve istikrarı tehlikeye atan ciddi bir tırmanış anlamına geldiği uyarısında bulundu.

KİK Genel Sekreteri, uluslararası topluma söz konusu saldırılar karşısında sorumluluklarını yerine getirme ve Husileri hesap vermeye zorlamak, saldırılarını ve tekrarlanan ihlallerini durdurmak için kararlı bir uluslararası tutum alma çağrısı yaptı.

Budeyvi ayrıca KİK ülkelerinin Suudi Arabistan'ın yanında olduğunu ve Riyad'la tam dayanışma içinde bulunduğunu belirterek, ülkenin güvenliğini, egemenliğini, vatandaşlarının ve ülkede yaşayanların can güvenliğini korumak amacıyla aldığı tedbirleri desteklediklerini ifade etti.

Husilerden bölgesel güvenliği tehdit eden yeni saldırılar

KİK'in açıklaması, geçen temmuz ayında başlayan ve Suudi Arabistan'ı hedef alan füze saldırılarının yanı sıra ticari gemilere yönelik saldırıları da kapsayan Husilerin tırmanan eylemleri sırasında geldi. Söz konusu saldırılar, gerilimin daha geniş bir alana yayılabileceği ve bunun bölgenin güvenliği ile deniz ulaşımı ve uluslararası ticaret üzerindeki olası etkilerine ilişkin endişeleri artırdı.

Körfez ve Arap ülkeleri daha önce de Husilerin saldırılarını kınayarak Suudi Arabistan'la dayanışmalarını yinelemiş ve Riyad'ın güvenliğini ve egemenliğini korumak için gerekli tedbirleri alma hakkının bulunduğunu vurgulamıştı. Bölgesel ve uluslararası açıklamalarda ise deniz ulaşımına yönelik tehditlerin bölgesel ve uluslararası güvenlik ile istikrar açısından doğurabileceği sonuçlara karşı uyarılarda bulunulmuştu.

Güvenlik Konseyi saldırıları kınadı

BM Güvenlik Konseyi üyeleri, 7 Ağustos'ta yayımlanan açıklamada Husilerin Suudi Arabistan'a yönelik saldırılarının yanı sıra ticari gemileri hedef alan saldırıları da kınadı.

Konsey üyeleri, Yemen'de gerilimin tırmanmasından duydukları endişeyi dile getirerek bunun barış çabalarını sekteye uğratabileceği ve uluslararası barış ve güvenliği tehdit edebileceği uyarısında bulundu.

Güvenlik Konseyi üyeleri, Yemen'in egemenliği, bağımsızlığı, birliği ve toprak bütünlüğüne bağlılıklarını yineledi. Husilere gerilimi tırmandırmaktan kaçınma çağrısı yapan üyeler, BM Yemen Özel Temsilcisi Hans Grundberg'in, üzerinde mutabık kalınan referanslara ve ilgili Güvenlik Konseyi kararlarına dayanan, Yemenlilerin öncülüğünde ve sahipliğinde kapsamlı, müzakere edilmiş bir siyasi çözüme ulaşma çabalarına destek verdiklerini vurguladı.


Arap ve İslam ülkeleri, BM Güvenlik Konseyi’nin Husi saldırılarını kınayan açıklamasını memnuniyetle karşıladı

Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi (BM)
Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi (BM)
TT

Arap ve İslam ülkeleri, BM Güvenlik Konseyi’nin Husi saldırılarını kınayan açıklamasını memnuniyetle karşıladı

Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi (BM)
Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi (BM)

Birleşmiş Milletler (BM) Güvenlik Konseyi’nin, Husi milislerinin Suudi Arabistan’a ve ticari gemilere yönelik saldırılarını kınayan açıklaması geniş bir memnuniyetle karşılandı. Bildiride; Yemen’in egemenliğine, birliğine ve toprak bütünlüğüne saygı gösterilmesinin yanı sıra bölgesel güvenliği ve seyrüsefer özgürlüğünü tehdit eden eylemlerin reddedildiği vurgulandı. Ayrıca, gerilimin tırmandırılmasından kaçınılması ve Yemen’deki çatışmayı sona erdirecek siyasi sürecin desteklenmesi çağrısında bulunuldu.

Kuveyt

Kuveyt Dışişleri Bakanlığı, BM Güvenlik Konseyi üyelerinin 13 Temmuz’dan bu yana Suudi Arabistan’a yönelik Husi füze saldırılarını ve 22 Temmuz’dan itibaren ticari gemileri hedef alan eylemleri kınayan açıklamasını memnuniyetle karşıladığını bildirdi.

Bakanlıktan yapılan açıklamada, uluslararası hukuka ve başta 2216 sayılı karar olmak üzere BM Güvenlik Konseyi kararlarına bağlılığın, Yemen’in egemenliğine, bağımsızlığına, birliğine ve toprak bütünlüğüne saygı gösterilmesinin yanı sıra bölgesel güvenliği ile deniz seyrüsefer hak ve özgürlüklerini tehdit eden eylemlerin reddedilmesinin takdirle karşılandığı belirtildi.

Kuveyt, Suudi Arabistan’ın güvenliğini ve egemenliğini korumak amacıyla aldığı tüm tedbirlere tam dayanışma ve desteğini yinelerken; Yemen hükümetine ve BM elçisinin ülkede barış ile istikrarı sağlamaya yönelik çabalarına olan desteğini teyit etti.

Katar

Katar Dışişleri Bakanlığı, BM Güvenlik Konseyi açıklamasını memnuniyetle karşıladığını belirterek, Husilerin Suudi Arabistan’a ve ticari gemilere yönelik saldırılarının kınanmasını, uluslararası hukuka ve BM Güvenlik Konseyi kararlarına uyulması gerekliliğinin altının çizilmesini ve bölgesel güvenlik ile deniz seyrüseferini tehdit eden eylemlerin reddedilmesini takdirle karşıladı.

Katar, Suudi Arabistan ile tam dayanışma içinde olduğunu ve ülkenin güvenlik ve egemenliğini korumak adına aldığı tedbirleri desteklediğini yinelerken; Suudi Arabistan’ın güvenliğinin ‘Katar’ın ve Körfez İşbirliği Konseyi (KİK) ülkelerinin güvenliğinin ayrılmaz bir parçası’ olduğunu vurguladı.

Dünya İslam Birliği

Yayımlanan BM Güvenlik Konseyi açıklamasını memnuniyetle karşılayan Dünya İslam Birliği (Rabıta), Husilerin Suudi Arabistan’a ve ticari gemilere yönelik saldırılarının kınanmasını takdirle karşıladı.

Rabıta Genel Sekreteri Şeyh Dr. Muhammed bin Abdulkerim el-İsa, Suudi Arabistan’ın güvenliğini, egemenliğini, vatandaşlarının ve ülke sınırları içerisindeki yerleşik halkın emniyetini korumak adına aldığı tüm tedbirlerde Rabıta olarak tam dayanışma içinde olduklarını ifade etti. El-İsa ayrıca, Yemen hükümetine ve ülkede güvenlik ile istikrarı sağlamayı hedefleyen uluslararası çabalara verdikleri desteği yineledi.

Suudi Arabistan, Yemen hükümetine olan sarsılmaz desteğini yineledi

Suudi Arabistan, BM Güvenlik Konseyi üyelerinin 7 Ağustos tarihli bildirisinde yer alan; uluslararası hukuka ve başta 2216 sayılı karar olmak üzere ilgili BM Güvenlik Konseyi kararlarına uyulması, ayrıca Yemen’in egemenliğine, birliğine, bağımsızlığına ve toprak bütünlüğüne saygı gösterilmesi yönündeki vurguları takdirle karşıladı.

Uluslararası topluma Güvenlik Konseyi kararlarının uygulanması konusunda sorumluluk alma çağrısını yineleyen Suudi Arabistan, bölge güvenliğini, uluslararası seyrüsefer ve ticaret emniyetini tehdit eden, aynı zamanda Yemen ve bölgede barışı sağlama çabalarını baltalayan ihlal ve uygulamalara karşı kararlı bir duruş sergilenmesini talep etti.

Riyad yönetimi, kendi güvenliğini ve egemenliğini koruma, her türlü saldırıya karşı kendisini, vatandaşlarını, tesislerini ve kaynaklarını uluslararası hukuka uygun olarak savunma ve gerekli tedbirleri alma konusundaki kararlılığını vurguladı. Açıklamada ayrıca Yemen hükümetine ve BM Yemen Özel Temsilcisi Hans Grundberg öncülüğünde ülkede ve bölgede güvenlik ile istikrarı sağlayacak siyasi bir çözüme ulaşılması amacıyla yürütülen çabalara verilen destek yinelendi.

BM Güvenlik Konseyi bildirisinde neler yer alıyor?

BM Güvenlik Konseyi üyeleri, 7 Ağustos’ta yayımladıkları bildiride Husilerin Suudi Arabistan’a ve ticari gemilere yönelik saldırılarını kınayarak, Yemen’de tırmanan gerilimin barış çabalarını baltalamasından ve uluslararası barış ile güvenliği tehdit etmesinden duydukları endişeyi dile getirdi.

Konsey üyeleri ayrıca, 3 ve 13 Temmuz tarihlerinde Sana ve Hudeyde havalimanlarına Yemen hükümetinin izni ve onayı olmadan yapılan uçak inişlerini kınayarak, bu durumun uluslararası sivil havacılık kurallarının ihlali anlamına geldiğini belirtti.

Yemen’in egemenliğine, bağımsızlığına, birliğine ve toprak bütünlüğüne olan bağlılığın vurgulandığı bildiride, Husilere gerilimi tırmandırmaktan kaçınmaları çağrısında bulunuldu. Bildiride, Güvenlik Konseyi üyelerinin; Grundberg’in, kabul edilen referanslar ve ilgili Güvenlik Konseyi kararları temelinde, Yemen liderliğinde ve sahipliğinde kapsayıcı, müzakere edilmiş bir siyasi çözüme ulaşma çabalarına verdiği destek teyit edildi.

BM Güvenlik Konseyi’nin bu kararlı duruşu, Husilerin Suudi Arabistan’a yönelik füze saldırıları ile ticari gemileri hedef alan eylemlerinin ardından geldi. Yaşanan bu tırmanış, bölgesel güvenlik, uluslararası seyrüsefer ve ticaret özgürlüğünün yanı sıra Yemen’deki çatışmayı sona erdirmeyi amaçlayan barış sürecine yönelik uluslararası endişeleri artırmıştı.


Suudi Arabistan Enerji Bakanlığı: Aramco tesisinde çıkan yangın söndürüldü

Aramco logosu (AFP)
Aramco logosu (AFP)
TT

Suudi Arabistan Enerji Bakanlığı: Aramco tesisinde çıkan yangın söndürüldü

Aramco logosu (AFP)
Aramco logosu (AFP)

Suudi Arabistan Enerji Bakanlığı, X platformundan yaptığı açıklamada, Saudi Aramco'nun sanayi güvenliği itfaiye ekiplerinin, bugün erken saatlerde Cizan'daki Aramco rafinerisine ait bir tesiste çıkan yangını söndürdüğünü bildirdi.

Bakanlık, olayda herhangi bir yaralanma yaşanmadığını ve “ilgili makamların” olayla ilgili gerekli işlemleri sürdürdüğünü belirtti.