Kültürlerin asırlar boyu kesiştiği nokta: Mekke

Mekke. (AP)
Mekke. (AP)
TT

Kültürlerin asırlar boyu kesiştiği nokta: Mekke

Mekke. (AP)
Mekke. (AP)

Mekke, asırlar boyu yapılan yolculuklarla ilgili edebi eserlerde önemli bir rol oynarken doğu ve batıyı buluşturan, birçok kültürün ortak noktası olmuştur.  Bu yüzden ‘Ummu'l-Kura’, yani güvenin ve barışın limanı haline gelmiştir. Mekke’nin üstlendiği bu rolün önemi ve özgünlüğü, Emir Ahmed Hüseyin Han tarafından kaleme alınan, Celal es-Said el-Hafnavi tarafından Arapça'ya çevrilen ve Kahire’deki Ulusal Tercüme Merkezi tarafından yayınlanan ‘Rıhle ila el-Hicaz ve Mısr’ (Hicaz ve Mısır'a Yolculuk) adlı kitapta anlatılmaktadır.
İki bölümden oluşan kitabın ilk bölümünde çevirmen tarafından kapsamlı bir tarih araştırması yapılırken ikinci ve kısa olan bölümde, Han’ın 20. yüzyılın başlarında gerçekleştirdiği Hac yolculuğundan anlatılar yer almaktadır.
Çevirmen Hafnavi, Harem-i Şerif ziyaretinin 19’uncu ve 20’inci yüzyıllarda Urdu edebiyatında Hint Hac gezilerinin ortaya çıkmasının önünü açan önemli faktörlerden biri olduğunu, bu tür yüzlerce yolculuğun yapıldığını ve bu yolculuklar üzerine Farsça ve Urduca eserler kaleme alındığını belirtiyor.
İslam edebiyatında yapılan çeşitli araştırmalar, Urducanın benzersizliğini, Hint gezginlerin Urduca olarak seyahatnameler yazdıklarını ve bu kutsal mekanlara duydukları hisleri en geniş haliyle, Mekke’nin tarihini ise siyasi, sosyal ve manevi yönleriyle birlikte en ince ayrıntısına kadar anlatmaya çabaladıklarını ortaya koydu. Ayrıca başta Hint alimler olmak üzere genel olarak İslam coğrafyasının çeşitli bölgelerinden gelen alimler Mekke ve Medine’deki ders halkalarını tasvir ettiler.
Urdu edebiyatında ‘Hicaz edebiyatı’ adlı Mekke ve Medine’ye yapılan yolculukların anlatıldığı özel bir kategorinin ortaya çıktığını belirten kitap, bunlardan birinin Abdulhak ed-Dihlevi’nin 1589’da kalem aldığı ‘Cezb’ul-Kulub ila Diyari’l-Mahbub’ (Kalpleri sevgi diyarına çekmek) adlı kitabı olduğunu ifade ediyor. Hint yarımadasında Fars dilinde yazılmış en eski Hint Hac seyahatnamelerinden biri olan bu eser, Muhammed Murad Abadi tarafından ‘Diyar Habib’ (Sevgi Diyarı) başlığı altında Urducaya çevrildi.
Çevirmene göre ilk hac seyahatnameleri, o zamanın Hindistan'daki Müslüman yöneticilerinin ve edebiyatın dili olan Farsça olarak kaleme alındı. Hindistan halkı ve özel kesim, İngilizlerin ülkenin hakimiyetini geçirdikleri 1800 yılına kadar Farsça’yı rahatça anlayabiliyorlardı.O yıllarda İngilizler, Kalküta'da Fort William Koleji’ni kurarak ülkede Urduca dilini teşvik ettiler. Urdu dilinde kaleme alınan ilk seyahatname ise Emir Sıddık Hasan Han tarafından 1851'de yazılan ‘Es-Sıddık ila Beytullah el-Atik’ (Sıddık'ın Beytullah’a Yolculuğu) adlı eser oldu. Hint Hac yolcularını kaleme alma usulleri yavaş yavaş benzersiz bir aşamaya yükselirken yazar, eğer eser özellikle Mekke ve Medine'ye olan duygularını incelikle ve zevkli bir dille ifade eden hukukçu, konuşmacı, düşünür, yazar ve siyasetçi Prof. Abdulmecid Deryabadi gibi yetenekli bir yazarın kaleminden çıkmışsa dikkati hak ettiğini vurguluyor.

Manevi özlemler ve duygular
Kitap, Prof. Deryabadi’nin Hac yolculuğu sırasında insanın yaşadığı duygu ve özlemlerin yanı sıra bazı inanç meselelerini de açıkladığını belirtirken Deryabadi kendi eserinde şunları dile getiriyor:
“Akbar gemisi, Bombay limanından 1929 yılının mart ayında bir perşembe akşamı saat 11’de kalktı. Gemi ne harika bir zamanda hareket etti. Bu gerçekten muazzam bir duygu. Peki ya kalbimin nasıl attığını hangi kelimelerle tarif edebilirim? Beytullah’ı ziyaret etme özlemi, her mümini sarhoş eder. Ona doğru yapılan yolculuktaki hiçbir zorluk ve yorgunluk umurunda değildir.” 
Deryadabadi, Mekke-i Mükerreme’ye ve Beytullah’a ulaştığında ilk kez gördüğü Kabe’yi gördüğü o muhteşem sahneyi şöyle anlatıyor:
“Mescid-i Haram dört duvarıyla bize göründüğünde Selam Kapısı’na ulaşıncaya kadar birçok kapısından geçtik. Bizi Selam Kapısı’ndan içeriye aldılar. Bu kapının bir insanın bu temiz yere ve burada kılınan namaz sevabının yüz bin namaz sevabına denk olduğu Mescid-i Haram’a girilen en hayırlı kapı olduğuna inanılıyor. Selam Kapısı’ndan içeriye girip gözlerim siyah bir örtüye bürünmüş binaya düştüğünde sevincimin göklere sığabileceğine inanmazdım. Birden yüksek sesle, ‘Kâbemiz, insan gözü ve aklı nurunun sıcaklığını ve tezahürlerini taşıyamaz!’ diye bağırdım.”
Çevirmen, 1960 sonrası çok sayıda Hint Hac seyahatnamesinin nasıl ortaya çıktığını ve Nesim Hicazi’nin kaleme aldığı ‘Pakistan’dan Harem diyarına’ eserinde olduğu gibi yöntemler, konular ve eğilimlerde değişim yaşandığını açıklıyor. Mekke-i Mükerreme’yi Pakistan’dan gelen resmi bir heyetin üyesi olarak ziyaret eden Hicazi, seyahatini siyasi yönlerine değiniyor. Hicazi’nin kitabı ayrıca kullanılan yüksek edebi üslupla ön plana çıkıyor. Çünkü Hicazi, Urdu edebiyatında kendine yer edinmiş bir yazar, romancı ve gazetecidir. Hicazi’nin seyahatnamesi, Mekke’nin çarşıları, yolları, sokaklarının anlatımlarının yanı sıra Suudi Arabistan hükümeti tarafından Pakistan hükümetine hediye edilen Medine'deki konukevi yer alıyor.
Öte yandan kitapta, Hac ibadetine tarihi, sosyal ve dini açıdan ışık tutan Sultan Davud'un kaleme aldığı ‘Hicaz Sefernamesi’  adlı esere işaret ediliyor. Davud kitabında seyahati sırasında Mekke ve halkının durumuyla ilgili olarak şunları söylüyor:
“Mekke halkı her işlerinde Allah’a tevekkül eden ve açgözlülüğü bilmeyen iyi insanlardır.”
Bununla birlikte şiir de Hindistan’dan Mekke’ye yapılan hac yolculuklarından nasibini almıştır. Hint alt kıtasında, Ummu’l-Kura (Mekke), Medine ve Mescid-i Nebevi’ye olan özlemle ilgili çok sayıda şiir kaleme alınmıştır. Şair Mahir el-Kadiri’nin ‘Hicaz Kafilesi’ adlı şiir kitabı hac yolculuklarında şiirin yeriyle ilgili en önemli örneklerden biridir. 1955 yılında basılan kitapta şu mısralar yer almaktadır:
“Düşünce, hayal gücümüz oldu,
Söz, ihsanla işlenen amel oldu,
Artık kalp ile göz arasındaki perde kalktı”
Çevirmenin de belirttiği üzere Mekke, özellikle Hint ilim adamları olmak üzere İslam coğrafyasının hem doğusundan hem de batısından alimleri çeken bir cazibe merkezi olmaya devam ederken bu durum onu, kadim ve modern İslam medeniyetinin başkenti yaptı. Mekke'nin kültürel konumu ve ilim alanındaki liderliği, İslam dünyasının farklı yerlerinden ilim insanları tarafından yıllarca dalga dalga ziyaret edilmesini sağladı. Alimler, sadece 18’inci yüzyılın sonu ve 19’uncu yüzyılın başlarında başta Hintler olmak üzere çok sayıda ilim insanın ziyaret ettiği Mekke’nin diğer İslam şehirleri arasında eşsiz bir konuma gelmesine katkıda bulundular. Bu insanlar, okullarda, basılı yayınlarda ve üniversite eğitimlerinde yazdıkları kitaplarla asırlar boyu Mekke sakinlerinin sosyal dokusunun bir parçası olan ilmi hareketlerde önemli bir rol oynamışlardır. Hintler ayrıca Mekke-i Mükerreme'de erkek ve kız çocuklarını eğitmek için çok sayıda medrese kurular. Bunlardan en önemlisi, 14’üncü yüzyılın başlarında kurulan Şeyh Ahmed es-Surkati medresesidir.

Hac yolculuğunda yaşananlar
Kitabın ikinci bölümünde ‘Hicaz'a yolculukta’ yaşanan 1903'te kitabın yazarı Emir Ahmed Hüseyin Han’ın anlattığı gibi aktarılıyor. Han anlatımına bir dizi nasihatle başlıyor:
“Sevgili dostlarım, bu yolculuk uzun ve varılacak yer uzaktır. Altı-yedi bin milden fazla bir mesafe vardır. Hem karada hem de denizde birçok zorluğa katlandım. bu yüzden evinizden ayrılırken bu tür hazırlıklar yapmalısınız. Evinizi sanki bir daha dönememek üzere ayrılıyormuşsunuz, taşınabilir ve taşınamaz mallarınızı devrediyormuşsunuz gibi terk etmelisiniz. Herkesle helalleşmeli, hak sahiplerinin haklarını vermelisiniz. Yasalara uygun şekilde vasiyetinizi yazmalısınız. Bir zarf ile kayıt memuruna teslim etmelisiniz. Mirasçıların imzalarının doğrulanması önemlidir. Bu yazılı vasiyetin sırlarınızı ifşa etmeyecek bir zarfta olması istenir. Eğer geriye dönerseniz zarfı olduğu gibi bulacaksınız. Fakat geri dönemezseniz mirasçılarınız talimatlara ve emirlere göre hareket ederler.”
Han anılarında yolculuğun doğasını ve geçmişte bagaj saklama prosedürlerini ise şöyle anlatıyor:
“Eğer Rebiğ yolundan Cidde üzerinden gidersen gemiye binebilirsin. Riske girmekten kaçınmalısın. Gemi yolculuğu hem güvenli oluyor hem de bu rotayı kullanan hacılar için birçok masraftan kurtarıyor. Yanınızda çok fazla bagaj almayın. Bagajlarınızı Mekke-i Mükerreme’ye götürecek emanetçilere bırakın. Çünkü bu beyler Cidde ve Medine'deki bagajınızı korumak için gerekli düzenlemeleri yapabiliyorlar.”
Han’ın kaleme aldığı hac hatıraları, yetkililerin 117 yıl önce hacı adaylarının konforunu sağlamak için yaptıkları hazırlıkları da ortaya koyuyor. Han hatırlarını anlatmaya şöyle devam ediyor:
“23 Ekim 1903 Cuma günü bagajımızla beraber odalarımızda yastıklar ve şilteleriyle oldukça rahat birer yatak bulunan misafirhaneye güvenli bir şekilde geldik. Çok akıllıca ve düşünceli bir güvenlik memuru vardı. Tüm imkanlara sahibiz. Tuvaletler temiz.  Misafirhane önündeki dükkanlarda ihtiyacımız olan her şeyi makul fiyatlarla satın alabiliyoruz.”



Hacılar huzur içinde Muzdelife'ye geldiler

Hacılar, Hac ibadetinin en önemli şartı olan namazı kılmak için Arafat düzlüğünde bekliyorlar (Fotoğraf: Beşir Salih)
Hacılar, Hac ibadetinin en önemli şartı olan namazı kılmak için Arafat düzlüğünde bekliyorlar (Fotoğraf: Beşir Salih)
TT

Hacılar huzur içinde Muzdelife'ye geldiler

Hacılar, Hac ibadetinin en önemli şartı olan namazı kılmak için Arafat düzlüğünde bekliyorlar (Fotoğraf: Beşir Salih)
Hacılar, Hac ibadetinin en önemli şartı olan namazı kılmak için Arafat düzlüğünde bekliyorlar (Fotoğraf: Beşir Salih)

Kutsal Yerler: Ömer el-Bedevi & İbrahim el-Kureyşi

Yaklaşık 1,7 milyon hacı adayı, hac ibadetinin en önemli rüknü olan Arafat vakfesini güven içinde tamamlamalarının ardından dün gün batımında Müzdelife’ye geçti. Beyaz ihramlarıyla hareket eden hacılar, burada Kurban Bayramı’nın ilk günü sabahına kadar geceyi geçirdi.

Hacıların Arafat’tan Müzdelife’ye intikali sırasında güvenlik ve hizmet ekipleri kutsal bölgelerin tamamında yoğun şekilde görev yaptı. Hacılar, sabah namazının ardından Mina’ya geçerek Akabe Cemresi’ne taş atacak, kurban kesimlerini gerçekleştirecek, ardından tıraş olup ihramdan çıkacak. Daha sonra hac ibadetinin kalan günlerini geçirmek üzere Mina’da kalacaklar.

Rahman’ın misafirleri, Hz. Muhammed’in sünnetine uyarak Arafat’taki Nemire Mescidi’nde öğle ve ikindi namazlarını tek ezan ve iki kametle cem ederek kıldı. Hacılar ayrıca, bu yıl Mescid-i Haram imam ve hatibi Şeyh Dr. Ali el-Huzeyfi tarafından verilen Arafat hutbesini dinledi.

Huzeyfi hutbesinde, “Hac ibadetinde siyasi sloganlara ya da partisel çağrılara yer yoktur. Hac bütünüyle Allah’a teslimiyet, Peygamber’e ittiba ve zahiren-batinen arınmadır” ifadelerini kullandı.

Suudi Arabistan’da Mekke Bölgesi Emir Yardımcısı ve Daimî Hac ve Umre Komitesi Başkan Yardımcısı Prens Suud bin Mişel bin Abdülaziz ise hacıların kurallara ve yönlendirmelere gösterdiği uyumdan duydukları memnuniyeti dile getirdi. Prens Suud, hacıların bilinçli ve disiplinli hareket etmeyi sürdürmelerinin, kendilerine en iyi hizmetin sunulmasına ve ibadetlerini huzur içinde tamamlamalarına katkı sağlayacağını söyledi.


Yeryüzünden gökyüzüne... Hacı adayları için sağlık hizmetleri sunan Suudi kahramanlar

Ambulans helikopterler, hacı adaylarına hizmet etmek için gökyüzünde asılı duran can damarları gibi (Fotoğraf: Beşir Salih)
Ambulans helikopterler, hacı adaylarına hizmet etmek için gökyüzünde asılı duran can damarları gibi (Fotoğraf: Beşir Salih)
TT

Yeryüzünden gökyüzüne... Hacı adayları için sağlık hizmetleri sunan Suudi kahramanlar

Ambulans helikopterler, hacı adaylarına hizmet etmek için gökyüzünde asılı duran can damarları gibi (Fotoğraf: Beşir Salih)
Ambulans helikopterler, hacı adaylarına hizmet etmek için gökyüzünde asılı duran can damarları gibi (Fotoğraf: Beşir Salih)

Kutsal topraklarda, hacı adaylarına sunulan benzersiz Suudi sağlık sistemi aracılığıyla insani değerler ve bakım anlayışının en üst düzey örnekleri sergileniyor. Sistem, hacı adaylarına adım adım eşlik ederek kapsamlı ve tamamen ücretsiz sağlık hizmeti sunuyor. Hiçbir milliyet ayrımı gözetmeyen sağlık sistemi, insan onuru ve sağlığını her şeyin üzerinde tutarken, hacı adaylarının ibadetlerini güven, huzur ve manevi atmosfer içinde yerine getirebilmeleri amacıyla sunulan kapsamlı hizmet ağının önemli bir parçasını oluşturuyor.

İlk müdahale

İnsani destek hizmetleri ise hacı adaylarının Suudi Arabistan’a ulaştığı ilk andan itibaren başlıyor ve kutsal bölgelerde hac ibadetlerini yerine getirdikleri süre boyunca devam ediyor. Yaya acil müdahale ekipleri ile gönüllüler, yaya güzergâhlarında ve çadır alanlarında yoğun şekilde görev yapıyor. Sağlık çantalarıyla sahada sürekli devriye gezen ekipler, yürüyerek ya da acil müdahale motosikletleriyle hacılara anında destek sağlıyor. Bu sistem sayesinde hiçbir hacı adayının hastalık, fiziksel yorgunluk ya da aşırı sıcakların yol açtığı bitkinlikle tek başına mücadele etmesine izin verilmemesi hedefleniyor.

Suudi Kızılayı bünyesindeki ambulans helikopterler, gökyüzünde uzanan can damarları olarak görev yapıyor. Bu sistem, milyonlarca kişinin bulunduğu kutsal bölgelerde zamanla yarışmak ve yoğun kalabalık engelini aşmak için en hızlı ve en etkili stratejik çözüm olarak öne çıkıyor.

Filonun insani ve operasyonel rolü, acil ihbarlara dakikalar içinde müdahale edebilme kapasitesinde kendini gösteriyor. Yoğun insan kalabalığını ve kara trafiğindeki sıkışıklığı aşabilen ambulans helikopterler, ağır yaralı ve kritik durumdaki hastaları olay yerinden doğrudan Mekke ve kutsal bölgelerdeki uzman hastanelerin helikopter pistlerine ulaştırıyor.

Ambulans helikopterlerin görevinin yalnızca hızlı nakille sınırlı olmadığını belirten ambulans görevlisi Muhammed el-Enezi, Şarku’l Avsat’a yaptığı özel açıklamada sistemi ‘uçan yoğun bakım ünitesi’ olarak tanımladı. El-Enezi, ambulans helikopterlerin en son uluslararası tıbbi teknolojilerle donatıldığını, bu sayede doktorlar ve sağlık ekiplerinin uçuş sırasında hastaya müdahale edebildiğini, hayati fonksiyonlarını takip ettiğini ve sağlık durumunu stabilize etmeye başladığını söyledi.

sdfrgthy
Kızılay araçları, hacılara Terviye Günü’nü geçirmek üzere Mina’ya doğru yaptıkları yolculuk boyunca eşlik etti. (Fotoğraf: Beşir Salih)

Acil tıp teknisyeni olan el-Enezi, ‘uçan yoğun bakım ünitesinde’ bulunan en önemli ekipmanlardan birinin otomatik göğüs kompresyon cihazı olduğunu söyledi. Bu cihazın, kalp ve solunum durması vakalarında sağlık ekiplerini desteklemek amacıyla bu hac sezonunda devreye alındığını belirten el-Enezi, sistemin acil müdahalelerde hız ve hassasiyet sağladığını ifade etti. El-Enezi ayrıca çocuklar, prematüre bebekler ve yetişkinler için yapay solunum cihazlarının bulunduğunu, modern yaşamsal bulgu takip sistemleri sayesinde hastaların tüm hayati verilerinin anlık olarak operasyon merkezine aktarıldığını söyledi. Bu teknolojinin hava nakli sırasında hastaların durumunun sürekli ve hassas biçimde izlenmesine imkân tanıdığını kaydetti.

Ambulans helikopterlerde ayrıca, tam donanımlı yoğun bakım çantalarının bulunduğunu belirten el-Enezi, bazı hava araçlarının ise aynı anda iki yoğun bakım hastasını sağlık kuruluşları arasında taşıyabilecek şekilde uçan yoğun bakım ünitesi olarak hazırlandığını ifade etti. Bu helikopterlerde gerekli tüm tıbbi ekipmanların eksiksiz şekilde yer aldığını vurguladı.

Yanıt süresi

El-Enezi, ambulans helikopterlerin acil vakalara müdahale süresinde rekor seviyede hız hedeflendiğini belirtti. El-Enezi, hava aracının hazırlanıp havalanmasının en fazla 7 dakika sürdüğünü, ihbar noktasına ise 10 dakikadan daha kısa sürede ulaşıldığını söyledi. Yoğun insan kalabalığının bulunduğu Cemarat gibi alanlarda dahi bu sürelere uyulduğunu ifade eden el-Enezi, hastaların yaklaşık 10 dakika içinde en yakın sağlık kuruluşuna sevk edildiğini kaydetti.

cdgrr
Suudi Arabistan Sağlık Bakanı Fahd el-Celacil, helikopter pisti ziyareti sırasında ambulans helikopter görevlisi Muhammed el-Enezi ile sohbet etti. (Fotoğraf: Beşir Salih)

Helikopter pilotu Şayi Makbul, Şarku’l Avsat’a yaptığı açıklamada, tıbbi hava aracının donanım ve acil müdahale kapasitesi açısından dünyadaki en gelişmiş sistemlerden biri olduğunu söyledi. Makbul, ambulans helikopterlerin uluslararası standartlarda üretilmiş en son tıbbi teknolojilerle donatıldığını belirtti. Makbul, bunun hac sezonunda hacı adaylarına sunulan sağlık hizmetlerinde yaşanan sürekli gelişim ve modernizasyon seviyesini yansıttığını ifade etti.

Seyir yetenekleri

Makbul, ambulans helikopterlerin gelişmiş navigasyon kabiliyetlerine sahip olduğunu belirterek, dar alanlara, hazırlanmamış bölgelere ve asfaltlanmamış noktalara iniş yapabildiğini söyledi. Bu özelliğin, kutsal bölgelerdeki farklı noktalarda bulunan vakalara çok daha hızlı ulaşılmasını sağladığını ifade etti.

Makbul, ambulans helikopterlerde tam donanımlı bir operasyon odası ile gelişmiş kardiyak canlandırma ünitesinin bulunduğunu kaydetti. Bu sistemlerin, hasta nakli sırasında acil tıbbi müdahalenin sürdürülmesine ve hastanın en yakın sağlık kuruluşuna ulaşıncaya kadar durumunun stabil tutulmasına imkân tanıdığını belirtti.

Hava aracındaki teknik donanımın temel amacının, hastayı olay yerinden veya belirlenen buluşma noktasından uygun hastaneye mümkün olan en kısa sürede ulaştırmak olduğunu söyleyen Makbul, müdahale süresinin 7 dakikayı aşmadığını ve bunun hac sezonundaki acil sağlık müdahalelerinin etkinliğini artırdığını vurguladı.

Sağlık filosu kalabalığı

Suudi Kızılayı, hac sezonu kapsamında 2 bin 771 acil sağlık personeli ve gönüllüyü görevlendirirken, ayrıca 100 nitelikli sağlık gönüllüsünü de sahaya sevk etti. Kurum, Mekke genelinde 70, Mescid-i Haram çevresinde 75 ve Mina bölgesinde 178 acil müdahale noktası kurdu. Arafat ve Müzdelife’de ise toplam 203 acil sağlık noktası hizmete alındı. Kızılay filosunda 305 ambulansın yanı sıra erken müdahale ve ilk tedavi süreçlerini hızlandırmak amacıyla kullanılan 20 hızlı müdahale aracı bulunuyor. Filoda ayrıca yoğun bölgelerde hızlı erişim sağlamak için 119 golf aracı, 23 motosiklet, 155 scooter, 200 elektrikli acil müdahale sandalyesi, 80 bisiklet ve 7 ambulans helikopter yer alıyor.

Sağlık hizmetleri yalnızca sahadaki kurtarma operasyonlarıyla sınırlı kalmıyor. Suudi Arabistan Sağlık Bakanlığı, Sanal Sağlık Hastanesi gibi akıllı teknolojiler ile dijital uygulamaları da hacıların hizmetine sunuyor. Bu uygulamalar sayesinde hacı adayları, Arapça konuşma zorunluluğu olmadan tek tuşla acil sağlık çağrısı yapabiliyor ve konum bilgilerini hassas şekilde sağlık ekiplerine iletebiliyor.

dfr
Kritik bir anda yapılan hassas müdahale, Mısırlı bir hacı ile Faslı bir hacının kalıcı görme kaybından kurtulmasını sağladı ve hac ibadetlerini tamamlamalarına olanak tanıdı. (Kral Abdullah Tıp Şehri)

Hastanelerde ise hayat kurtarmak amacıyla ameliyathanelerin kapıları hacı adayları için açılıyor. Açık kalp ameliyatları, uzmanlık gerektiren kateter işlemleri ve diyaliz seansları gibi ileri düzey sağlık hizmetleri tamamen ücretsiz olarak sunuluyor. Bu hizmetler, dini ve ulusal sorumluluk anlayışıyla yürütülen insani bir görev kapsamında sağlanırken, Suudi sağlık sistemi hacı adaylarına yolculukları boyunca eşlik eden güvenilir ve şefkatli bir destek unsuru olarak öne çıkıyor. Amaç, hacıların ibadetlerini güven içinde tamamlayarak ailelerine sağlıklı şekilde dönmelerini sağlamak olarak ifade ediliyor.

Hacı adayının durumunu göz önünde bulundurmak

Suudi Arabistan Sağlık Bakanlığı, hac ibadetini yerine getirmeden önce ciddi sağlık sorunları nedeniyle hastaneye kaldırılan hacı adaylarının durumunu da dikkate alıyor. Bakanlık, her yıl Tıbbi Hac Konvoyu girişimini hayata geçiriyor. Entegre bir acil sağlık sistemi olarak yürütülen uygulama kapsamında hastalar, sedyeleri üzerinde sağlık ekiplerinin gözetiminde kutsal bölgelere taşınıyor. Gözyaşları ve sevinç içinde Arafat Vakfesi’ne ulaştırılan hacı adaylarına, ibadetlerinin en önemli rüknünü yerine getirebilmeleri için doktorlar ve hemşireler anbean eşlik ediyor. Böylece hastaların sağlık durumları yakından takip edilirken hac ibadetlerini tamamlamalarına da imkân sağlanıyor.


Hacılar bugün Arafat’tta

Mina'ya hacı akışı, tüm hizmetlerin desteğiyle sorunsuz ve kolay bir şekilde ilerledi (Fotoğraf: Ali Hemec)
Mina'ya hacı akışı, tüm hizmetlerin desteğiyle sorunsuz ve kolay bir şekilde ilerledi (Fotoğraf: Ali Hemec)
TT

Hacılar bugün Arafat’tta

Mina'ya hacı akışı, tüm hizmetlerin desteğiyle sorunsuz ve kolay bir şekilde ilerledi (Fotoğraf: Ali Hemec)
Mina'ya hacı akışı, tüm hizmetlerin desteğiyle sorunsuz ve kolay bir şekilde ilerledi (Fotoğraf: Ali Hemec)

Hac için kutsal yolculuğun en önemli aşaması olan Arafat Dağı’na çıkış, bugün şafak vaktiyle birlikte başladı. Mina’da “Terviye Günü” kapsamında geceyi geçiren hacılar, sabahın ilk ışıklarıyla birlikte Arafat’a doğru hareket etti.

Hac ibadetinin “en önemli rüknü” olarak kabul edilen Arafat vakfesi için hacıların hareketi sırasında, kutsal bölgeler arasında geçişlerin düzenli ve akıcı olduğu bildirildi. Süreç, çeşitli güvenlik birimlerinden on binlerce personelin koordinasyonuyla takip edildi.

Suudi Arabistan yetkilileri, hac organizasyonunun tüm aşamalarında kapsamlı bir hazırlık yapıldığını ve devlet kurumlarının tüm imkânlarının hacıların ibadetlerini güvenli ve rahat şekilde yerine getirmesi için seferber edildiğini belirtti.

Suudi Arabistan Hac ve Umre Bakanlığı, bu yılki hac sezonu için erken planlamalar yapıldığını ve Arafat ile diğer kutsal alanlara geçişlerin düzenli ve kademeli bir şekilde sağlanması için ayrıntılı programlar hazırlandığını açıkladı.

Suudi Arabistan Hac ve Umre Bakanlığı, bu yılki hac sezonu için hazırlıklara erken başladığını, bunun “hacıların hizmet kalitesini sürekli geliştirmeyi ve yolculuklarını en başından itibaren kolaylaştırmayı hedefleyen proaktif bir yaklaşım” olduğunu belirtti.

Şarku’l Avsat’a açıklamalarda bulunan Hac ve Umre Bakan Yardımcısı Hassan bin Yahya el- Manakhra, hacıların kutsal topraklardaki hareketinin düzenli ve kademeli şekilde sağlanması için ayrıntılı planlar hazırlandığını belirterek, “Hacıların kutsal mekânlardaki güzergâhlarına düzenli ve kontrollü biçimde dağıtılmasını garanti eden hassas planlar oluşturuldu” ifadelerini kullandı.