Kültürlerin asırlar boyu kesiştiği nokta: Mekke

Mekke. (AP)
Mekke. (AP)
TT

Kültürlerin asırlar boyu kesiştiği nokta: Mekke

Mekke. (AP)
Mekke. (AP)

Mekke, asırlar boyu yapılan yolculuklarla ilgili edebi eserlerde önemli bir rol oynarken doğu ve batıyı buluşturan, birçok kültürün ortak noktası olmuştur.  Bu yüzden ‘Ummu'l-Kura’, yani güvenin ve barışın limanı haline gelmiştir. Mekke’nin üstlendiği bu rolün önemi ve özgünlüğü, Emir Ahmed Hüseyin Han tarafından kaleme alınan, Celal es-Said el-Hafnavi tarafından Arapça'ya çevrilen ve Kahire’deki Ulusal Tercüme Merkezi tarafından yayınlanan ‘Rıhle ila el-Hicaz ve Mısr’ (Hicaz ve Mısır'a Yolculuk) adlı kitapta anlatılmaktadır.
İki bölümden oluşan kitabın ilk bölümünde çevirmen tarafından kapsamlı bir tarih araştırması yapılırken ikinci ve kısa olan bölümde, Han’ın 20. yüzyılın başlarında gerçekleştirdiği Hac yolculuğundan anlatılar yer almaktadır.
Çevirmen Hafnavi, Harem-i Şerif ziyaretinin 19’uncu ve 20’inci yüzyıllarda Urdu edebiyatında Hint Hac gezilerinin ortaya çıkmasının önünü açan önemli faktörlerden biri olduğunu, bu tür yüzlerce yolculuğun yapıldığını ve bu yolculuklar üzerine Farsça ve Urduca eserler kaleme alındığını belirtiyor.
İslam edebiyatında yapılan çeşitli araştırmalar, Urducanın benzersizliğini, Hint gezginlerin Urduca olarak seyahatnameler yazdıklarını ve bu kutsal mekanlara duydukları hisleri en geniş haliyle, Mekke’nin tarihini ise siyasi, sosyal ve manevi yönleriyle birlikte en ince ayrıntısına kadar anlatmaya çabaladıklarını ortaya koydu. Ayrıca başta Hint alimler olmak üzere genel olarak İslam coğrafyasının çeşitli bölgelerinden gelen alimler Mekke ve Medine’deki ders halkalarını tasvir ettiler.
Urdu edebiyatında ‘Hicaz edebiyatı’ adlı Mekke ve Medine’ye yapılan yolculukların anlatıldığı özel bir kategorinin ortaya çıktığını belirten kitap, bunlardan birinin Abdulhak ed-Dihlevi’nin 1589’da kalem aldığı ‘Cezb’ul-Kulub ila Diyari’l-Mahbub’ (Kalpleri sevgi diyarına çekmek) adlı kitabı olduğunu ifade ediyor. Hint yarımadasında Fars dilinde yazılmış en eski Hint Hac seyahatnamelerinden biri olan bu eser, Muhammed Murad Abadi tarafından ‘Diyar Habib’ (Sevgi Diyarı) başlığı altında Urducaya çevrildi.
Çevirmene göre ilk hac seyahatnameleri, o zamanın Hindistan'daki Müslüman yöneticilerinin ve edebiyatın dili olan Farsça olarak kaleme alındı. Hindistan halkı ve özel kesim, İngilizlerin ülkenin hakimiyetini geçirdikleri 1800 yılına kadar Farsça’yı rahatça anlayabiliyorlardı.O yıllarda İngilizler, Kalküta'da Fort William Koleji’ni kurarak ülkede Urduca dilini teşvik ettiler. Urdu dilinde kaleme alınan ilk seyahatname ise Emir Sıddık Hasan Han tarafından 1851'de yazılan ‘Es-Sıddık ila Beytullah el-Atik’ (Sıddık'ın Beytullah’a Yolculuğu) adlı eser oldu. Hint Hac yolcularını kaleme alma usulleri yavaş yavaş benzersiz bir aşamaya yükselirken yazar, eğer eser özellikle Mekke ve Medine'ye olan duygularını incelikle ve zevkli bir dille ifade eden hukukçu, konuşmacı, düşünür, yazar ve siyasetçi Prof. Abdulmecid Deryabadi gibi yetenekli bir yazarın kaleminden çıkmışsa dikkati hak ettiğini vurguluyor.

Manevi özlemler ve duygular
Kitap, Prof. Deryabadi’nin Hac yolculuğu sırasında insanın yaşadığı duygu ve özlemlerin yanı sıra bazı inanç meselelerini de açıkladığını belirtirken Deryabadi kendi eserinde şunları dile getiriyor:
“Akbar gemisi, Bombay limanından 1929 yılının mart ayında bir perşembe akşamı saat 11’de kalktı. Gemi ne harika bir zamanda hareket etti. Bu gerçekten muazzam bir duygu. Peki ya kalbimin nasıl attığını hangi kelimelerle tarif edebilirim? Beytullah’ı ziyaret etme özlemi, her mümini sarhoş eder. Ona doğru yapılan yolculuktaki hiçbir zorluk ve yorgunluk umurunda değildir.” 
Deryadabadi, Mekke-i Mükerreme’ye ve Beytullah’a ulaştığında ilk kez gördüğü Kabe’yi gördüğü o muhteşem sahneyi şöyle anlatıyor:
“Mescid-i Haram dört duvarıyla bize göründüğünde Selam Kapısı’na ulaşıncaya kadar birçok kapısından geçtik. Bizi Selam Kapısı’ndan içeriye aldılar. Bu kapının bir insanın bu temiz yere ve burada kılınan namaz sevabının yüz bin namaz sevabına denk olduğu Mescid-i Haram’a girilen en hayırlı kapı olduğuna inanılıyor. Selam Kapısı’ndan içeriye girip gözlerim siyah bir örtüye bürünmüş binaya düştüğünde sevincimin göklere sığabileceğine inanmazdım. Birden yüksek sesle, ‘Kâbemiz, insan gözü ve aklı nurunun sıcaklığını ve tezahürlerini taşıyamaz!’ diye bağırdım.”
Çevirmen, 1960 sonrası çok sayıda Hint Hac seyahatnamesinin nasıl ortaya çıktığını ve Nesim Hicazi’nin kaleme aldığı ‘Pakistan’dan Harem diyarına’ eserinde olduğu gibi yöntemler, konular ve eğilimlerde değişim yaşandığını açıklıyor. Mekke-i Mükerreme’yi Pakistan’dan gelen resmi bir heyetin üyesi olarak ziyaret eden Hicazi, seyahatini siyasi yönlerine değiniyor. Hicazi’nin kitabı ayrıca kullanılan yüksek edebi üslupla ön plana çıkıyor. Çünkü Hicazi, Urdu edebiyatında kendine yer edinmiş bir yazar, romancı ve gazetecidir. Hicazi’nin seyahatnamesi, Mekke’nin çarşıları, yolları, sokaklarının anlatımlarının yanı sıra Suudi Arabistan hükümeti tarafından Pakistan hükümetine hediye edilen Medine'deki konukevi yer alıyor.
Öte yandan kitapta, Hac ibadetine tarihi, sosyal ve dini açıdan ışık tutan Sultan Davud'un kaleme aldığı ‘Hicaz Sefernamesi’  adlı esere işaret ediliyor. Davud kitabında seyahati sırasında Mekke ve halkının durumuyla ilgili olarak şunları söylüyor:
“Mekke halkı her işlerinde Allah’a tevekkül eden ve açgözlülüğü bilmeyen iyi insanlardır.”
Bununla birlikte şiir de Hindistan’dan Mekke’ye yapılan hac yolculuklarından nasibini almıştır. Hint alt kıtasında, Ummu’l-Kura (Mekke), Medine ve Mescid-i Nebevi’ye olan özlemle ilgili çok sayıda şiir kaleme alınmıştır. Şair Mahir el-Kadiri’nin ‘Hicaz Kafilesi’ adlı şiir kitabı hac yolculuklarında şiirin yeriyle ilgili en önemli örneklerden biridir. 1955 yılında basılan kitapta şu mısralar yer almaktadır:
“Düşünce, hayal gücümüz oldu,
Söz, ihsanla işlenen amel oldu,
Artık kalp ile göz arasındaki perde kalktı”
Çevirmenin de belirttiği üzere Mekke, özellikle Hint ilim adamları olmak üzere İslam coğrafyasının hem doğusundan hem de batısından alimleri çeken bir cazibe merkezi olmaya devam ederken bu durum onu, kadim ve modern İslam medeniyetinin başkenti yaptı. Mekke'nin kültürel konumu ve ilim alanındaki liderliği, İslam dünyasının farklı yerlerinden ilim insanları tarafından yıllarca dalga dalga ziyaret edilmesini sağladı. Alimler, sadece 18’inci yüzyılın sonu ve 19’uncu yüzyılın başlarında başta Hintler olmak üzere çok sayıda ilim insanın ziyaret ettiği Mekke’nin diğer İslam şehirleri arasında eşsiz bir konuma gelmesine katkıda bulundular. Bu insanlar, okullarda, basılı yayınlarda ve üniversite eğitimlerinde yazdıkları kitaplarla asırlar boyu Mekke sakinlerinin sosyal dokusunun bir parçası olan ilmi hareketlerde önemli bir rol oynamışlardır. Hintler ayrıca Mekke-i Mükerreme'de erkek ve kız çocuklarını eğitmek için çok sayıda medrese kurular. Bunlardan en önemlisi, 14’üncü yüzyılın başlarında kurulan Şeyh Ahmed es-Surkati medresesidir.

Hac yolculuğunda yaşananlar
Kitabın ikinci bölümünde ‘Hicaz'a yolculukta’ yaşanan 1903'te kitabın yazarı Emir Ahmed Hüseyin Han’ın anlattığı gibi aktarılıyor. Han anlatımına bir dizi nasihatle başlıyor:
“Sevgili dostlarım, bu yolculuk uzun ve varılacak yer uzaktır. Altı-yedi bin milden fazla bir mesafe vardır. Hem karada hem de denizde birçok zorluğa katlandım. bu yüzden evinizden ayrılırken bu tür hazırlıklar yapmalısınız. Evinizi sanki bir daha dönememek üzere ayrılıyormuşsunuz, taşınabilir ve taşınamaz mallarınızı devrediyormuşsunuz gibi terk etmelisiniz. Herkesle helalleşmeli, hak sahiplerinin haklarını vermelisiniz. Yasalara uygun şekilde vasiyetinizi yazmalısınız. Bir zarf ile kayıt memuruna teslim etmelisiniz. Mirasçıların imzalarının doğrulanması önemlidir. Bu yazılı vasiyetin sırlarınızı ifşa etmeyecek bir zarfta olması istenir. Eğer geriye dönerseniz zarfı olduğu gibi bulacaksınız. Fakat geri dönemezseniz mirasçılarınız talimatlara ve emirlere göre hareket ederler.”
Han anılarında yolculuğun doğasını ve geçmişte bagaj saklama prosedürlerini ise şöyle anlatıyor:
“Eğer Rebiğ yolundan Cidde üzerinden gidersen gemiye binebilirsin. Riske girmekten kaçınmalısın. Gemi yolculuğu hem güvenli oluyor hem de bu rotayı kullanan hacılar için birçok masraftan kurtarıyor. Yanınızda çok fazla bagaj almayın. Bagajlarınızı Mekke-i Mükerreme’ye götürecek emanetçilere bırakın. Çünkü bu beyler Cidde ve Medine'deki bagajınızı korumak için gerekli düzenlemeleri yapabiliyorlar.”
Han’ın kaleme aldığı hac hatıraları, yetkililerin 117 yıl önce hacı adaylarının konforunu sağlamak için yaptıkları hazırlıkları da ortaya koyuyor. Han hatırlarını anlatmaya şöyle devam ediyor:
“23 Ekim 1903 Cuma günü bagajımızla beraber odalarımızda yastıklar ve şilteleriyle oldukça rahat birer yatak bulunan misafirhaneye güvenli bir şekilde geldik. Çok akıllıca ve düşünceli bir güvenlik memuru vardı. Tüm imkanlara sahibiz. Tuvaletler temiz.  Misafirhane önündeki dükkanlarda ihtiyacımız olan her şeyi makul fiyatlarla satın alabiliyoruz.”



Körfez ve Arap ülkeleri, Irak’tan gelen İHA’larla Suudi Arabistan’ın hedef alınmasını kınadı

Körfez İşbirliği Konseyi (KİK) ülkelerinin bayrakları (SPA)
Körfez İşbirliği Konseyi (KİK) ülkelerinin bayrakları (SPA)
TT

Körfez ve Arap ülkeleri, Irak’tan gelen İHA’larla Suudi Arabistan’ın hedef alınmasını kınadı

Körfez İşbirliği Konseyi (KİK) ülkelerinin bayrakları (SPA)
Körfez İşbirliği Konseyi (KİK) ülkelerinin bayrakları (SPA)

Körfez ülkeleri, Irak hava sahasından gelen insansız hava araçlarıyla (İHA) Suudi Arabistan’a yönelik saldırı girişimini kınadı. Körfez ülkeleri, bölgenin güvenliği ve istikrarını tehdit eden ‘saldırılar’ karşısında Suudi Arabistan’la tam dayanışma içinde olduklarını vurguladı.

İlk Körfez tepkisi, Körfez İşbirliği Konseyi (KİK) Genel Sekreteri Casim Muhammed el-Budeyvi’den geldi. El-Budeyvi, saldırıyı ‘en sert ifadelerle’ kınayarak, bunun ‘bölgenin güvenlik ve istikrarına yönelik açık bir ihlal’ olduğunu söyledi. Saldırının, hayati tesisler ile altyapının güvenliğini tehdit eden ‘tırmandırıcı yaklaşımın devam ettiğini’ gösterdiğini belirten el-Budeyvi, Körfez ülkelerinin Suudi Arabistan’ın güvenliğini hedef alan her türlü girişime karşı ortak tutum sergileyeceğini ifade etti.

atyh
Körfez İşbirliği Konseyi (KİK) Genel Sekreteri Casim Muhammed el-Budeyvi (KİK)

El-Budeyvi, Suudi Arabistan’ın güvenliğinin ‘KİK ülkelerinin güvenliğinin ayrılmaz bir parçası’ olduğunu vurgulayarak, Körfez ülkelerinin Suudi Arabistan’ın güvenliğini, istikrarını ve egemenliğini korumaya yönelik tüm adımlarında Riyad yönetiminin yanında tek safta durduğunu ifade etti.

Katar da Suudi Arabistan’ın İHA’larla hedef alınmaya çalışılmasını sert şekilde kınadı. Doha yönetimi, saldırıyı ‘kabul edilemez bir saldırı, Suudi Arabistan’ın egemenliğine yönelik ihlal ve hem ülke hem de bölge güvenliğine tehdit’ olarak değerlendirdi.

Katar Dışişleri Bakanlığı tarafından yayımlanan açıklamada, Doha’nın Suudi Arabistan’la tam dayanışma içinde olduğu ve ülkenin güvenliğini, egemenliğini, vatandaşları ile topraklarında yaşayanların emniyetini korumaya yönelik tüm tedbirleri desteklediği belirtildi.

Kuveyt de saldırıyı sert şekilde kınayarak, Irak hava sahasından gelen İHA’larla Suudi Arabistan’ın hedef alınmasının ‘uluslararası hukuk ve Birleşmiş Milletler (BM) Güvenlik Konseyi kararlarının açık ihlaller zincirinin devamı’ anlamına geldiğini bildirdi.

Kuveyt Dışişleri Bakanlığı tarafından yayımlanan açıklamada, bu tür saldırıların bölgesel güvenlik ve istikrarı zayıflattığı ifade edildi. Açıklamada ayrıca Kuveyt’in, Suudi Arabistan’ın güvenliğini, istikrarını ve toprak bütünlüğünü korumaya yönelik tüm adımlarına destek vermeyi sürdüreceği vurgulandı.

Bahreyn Dışişleri Bakanlığı da Irak hava sahasından gelen İHA’larla Suudi Arabistan’ın güvenlik ve istikrarını hedef alan ‘hain terör saldırısını’ sert şekilde kınadığını duyurdu. Bakanlık açıklamasında, saldırının bölgesel güvenlik ve istikrarı tehdit eden ‘tehlikeli bir tırmanış’ olduğu, iyi komşuluk ilkeleri ile uluslararası hukuk kurallarının açık ihlali anlamına geldiği ve BM Güvenlik Konseyi’nin 2817 sayılı kararına aykırı olduğu belirtildi.

Bahreyn yönetimi, iki ülke liderlikleri ve halkları arasındaki köklü kardeşlik bağlarına işaret ederek, Suudi Arabistan’ın egemenliğini, güvenliğini ve istikrarını korumaya yönelik tüm tedbirlerinde Riyad’ın yanında olduğunu yineledi. Açıklamada ayrıca, Suudi hava savunma sistemlerinin İHA’ları engelleme ve imha etmedeki başarısı övüldü.

Bahreyn Dışişleri Bakanlığı, Irak’ın bu ‘suç ve terör eylemlerine’ karışan tüm tarafları derhal ve kararlı şekilde hesap vermeye zorlayacak adımlar atması gerektiğini vurguladı. Açıklamada, Irak topraklarının ya da hava sahasının bölge ülkelerinin güvenlik ve istikrarını hedef alan saldırılarda kullanılmasının engellenmesi çağrısı yapıldı. Bakanlık ayrıca, sivillerin ve kritik altyapının korunmasına katkı sağlayacak bölgesel ve uluslararası iş birliğinin güçlendirilmesi gerektiğini belirterek, bölgesel ve uluslararası barış ile güvenliğin pekiştirilmesi çağrısında bulundu.

Birleşik Arap Emirlikleri (BAE) de Irak hava sahasından gelen ve Suudi Arabistan hava sahasına girdikten sonra imha edilen İHA’larla düzenlenen saldırıları ‘en sert ifadelerle’ kınadı.

BAE Dışişleri Bakanlığı tarafından yayımlanan açıklamada, söz konusu saldırıların ‘kardeş Suudi Arabistan’ın egemenliğine yönelik ihlal ve ülkenin güvenlik ile istikrarına tehdit’ oluşturduğu belirtildi. Açıklamada ayrıca Abu Dabi yönetiminin Suudi Arabistan’la tam dayanışma içinde olduğu ve ülkenin güvenlik ile istikrarını korumaya yönelik tüm adımları desteklediği ifade edildi.

Mısır ve Ürdün de Suudi Arabistan topraklarının İHA’larla hedef alınmaya çalışılmasını sert şekilde kınadı.

Mısır Dışişleri Bakanlığı’nın bugün yayımladığı açıklamada, Kahire yönetiminin Suudi Arabistan’la tam dayanışma içinde olduğu ve her türlü tehdide karşı Riyad’a verdiği desteğin sürdüğü belirtildi. Açıklamada ayrıca Suudi Arabistan’ın egemenliğini korumak ve vatandaşları ile ülkede yaşayanların güvenliğini sağlamak amacıyla aldığı tedbirlerin desteklendiği ifade edildi.

Mısır, Körfez ülkelerinin güvenliğini ‘Mısır ulusal güvenliğinin ve bölgesel istikrarın temel unsurlarından biri’ olarak gördüğünü vurgulayarak, uluslararası hukukun açık ihlali niteliğindeki bu saldırıların mevcut bölgesel krizi daha da karmaşık hâle getirebileceği ve gerilimi düşürme çabalarını sekteye uğratabileceği uyarısında bulundu.

Ürdün ise Suudi Arabistan’a yönelik saldırının ülkenin egemenliğine açık bir ihlal, güvenliği, istikrarı ve toprak bütünlüğüne yönelik tehdit olduğunu belirterek, bunun aynı zamanda uluslararası hukuk ile BM Şartı’nın ağır şekilde ihlali anlamına geldiğini kaydetti.

Ürdün Dışişleri Bakanlığı tarafından yayımlanan açıklamada, Amman yönetiminin Suudi Arabistan’la tam dayanışma içinde olduğu ve ülkenin egemenliğini, güvenliğini ve istikrarını korumaya yönelik tüm adımlarında Riyad’ın yanında yer aldığı vurgulandı.

Mısır Dışişleri Bakanı Bedr Abdulati de Suudi mevkidaşı Prens Faysal bin Ferhan ile yaptığı telefon görüşmesinde, ‘ülkesinin Suudi Arabistan ve diğer kardeş Körfez ülkeleriyle, güvenlik ve istikrarlarını hedef alan her türlü girişime karşı tam dayanışma içinde olduğunu’ yineledi.

Dün gerçekleştirilen telefon görüşmesinde taraflar, bölgede hızla gelişen olaylar karşısında Kahire ile Riyad arasındaki yakın koordinasyonu ele aldı. İki bakan, ‘bölgesel gerilimin düşürülmesine yönelik çabaları ve tırmanışın sürmesinin Ortadoğu’yu uluslararası güvenlik ve istikrarı da etkileyecek bir kaos ortamına sürükleme riskini’ değerlendirdi.

Mısır Dışişleri Bakanlığı’nın bugün yaptığı açıklamaya göre Abdulati ile Faysal bin Ferhan arasındaki görüşmede, ABD ile İran arasındaki müzakere sürecindeki gelişmeler de ele alındı. Taraflar, ‘bu sürecin yeniden başlatılması ve başarıya ulaşmasının önemine’ dikkat çekerken, ‘krizin çözümünde tek yolun diyalog ve diplomatik çözümler olduğu, bunun da bölgeyi hesaplanmamış çatışmalara sürüklenme riskinden koruyacağı’ görüşünde birleşti.

Arap Birliği Genel Sekreteri Ahmed Ebu Gayt da bugün yaptığı açıklamada, Suudi Arabistan hava sahasını ihlal eden İHA’larla gerçekleştirilen saldırıyı ‘en sert ifadelerle’ kınadı. Ebu Gayt, ‘bu korkak saldırının hiçbir şekilde kabul edilemeyeceğini veya meşrulaştırılamayacağını’ belirtti.

Ebu Gayt ayrıca Arap Birliği’nin, Suudi Arabistan’ın topraklarını ve vatandaşlarını korumak amacıyla uluslararası hukuk çerçevesinde alacağı tüm tedbirlerde Riyad yönetimiyle tam dayanışma içinde olduğunu ifade etti.

Suudi Arabistan Savunma Bakanlığı ise dün yaptığı açıklamada, Irak’tan gelen İHA’ların Suudi hava sahasına girdikten sonra imha edildiğini duyurmuştu. Bakanlık Sözcüsü Tümgeneral Turki el-Maliki, Suudi Arabistan’ın uygun zaman ve yerde karşılık verme hakkını saklı tuttuğunu belirterek, ülkenin egemenliğini, güvenliğini ve vatandaşları ile topraklarında yaşayanların emniyetini hedef alan her türlü tehdide karşı gerekli tüm operasyonel tedbirlerin alınacağını vurguladı.


Suudi Arabistan: Irak'tan gelen üç insansız hava aracı imha edildi

Suudi Arabistan Savunma Bakanlığı sözcüsü Tümgeneral Turki Al-Maliki (Şarku’l Avsat)
Suudi Arabistan Savunma Bakanlığı sözcüsü Tümgeneral Turki Al-Maliki (Şarku’l Avsat)
TT

Suudi Arabistan: Irak'tan gelen üç insansız hava aracı imha edildi

Suudi Arabistan Savunma Bakanlığı sözcüsü Tümgeneral Turki Al-Maliki (Şarku’l Avsat)
Suudi Arabistan Savunma Bakanlığı sözcüsü Tümgeneral Turki Al-Maliki (Şarku’l Avsat)

Suudi Arabistan Savunma Bakanlığı sözcüsü Tümgeneral Türki el-Maliki, dün Irak hava sahasından gelerek Suudi hava sahasına giren üç insansız hava aracının önlenerek imha edildiğini açıkladı.

Tümgeneral el-Maliki yaptığı açıklamada, Suudi Arabistan'ın uygun zaman ve yerde karşılık verme hakkını saklı tuttuğunu belirterek, Krallığın egemenliğine, güvenliğine ve topraklarındaki vatandaşlarının ve sakinlerinin güvenliğine yönelik herhangi bir saldırı girişimine karşılık vermek için gerekli tüm operasyonel önlemleri alacağını ve uygulayacağını vurguladı.


Hilal göründü: Suudi Arabistan Kurban Bayramı tarihini resmen açıkladı

Zilhicce hilali, pazar akşamı gözlemlendiği sırada (Mecmaa Üniversitesi)
Zilhicce hilali, pazar akşamı gözlemlendiği sırada (Mecmaa Üniversitesi)
TT

Hilal göründü: Suudi Arabistan Kurban Bayramı tarihini resmen açıkladı

Zilhicce hilali, pazar akşamı gözlemlendiği sırada (Mecmaa Üniversitesi)
Zilhicce hilali, pazar akşamı gözlemlendiği sırada (Mecmaa Üniversitesi)

Suudi Arabistan Yüksek Mahkemesi, pazartesi gününün hicri takvime göre Zilhicce ayının ilk günü olduğunu açıkladı. Buna göre Arafat vakfesi 26 Mayıs Salı günü yapılacak, Kurban Bayramı ise bir sonraki gün olan çarşamba günü idrak edilecek.

Yüksek Mahkeme, pazar akşamı bu yıla ait Zilhicce hilalinin görülmesine ilişkin kendisine ulaşan bilgileri değerlendirmek üzere toplandı. Mahkeme, güvenilir tanıkların hilali gördüklerine dair şahitlikte bulunmalarının ardından, 17 Mayıs Pazartesi gününün Zilhicce ayının başlangıcı olduğuna hükmetti.