Belarus’ta 33 Rusya vatandaşı tutuklandı

Belarus Cumhurbaşkanı Aleksandr Lukaşenko, 30 Temmuz’da düzenlenen acil bir toplantıda Ulusal Güvenlik Konseyi’ne başkanlık etti. (EPA)
Belarus Cumhurbaşkanı Aleksandr Lukaşenko, 30 Temmuz’da düzenlenen acil bir toplantıda Ulusal Güvenlik Konseyi’ne başkanlık etti. (EPA)
TT

Belarus’ta 33 Rusya vatandaşı tutuklandı

Belarus Cumhurbaşkanı Aleksandr Lukaşenko, 30 Temmuz’da düzenlenen acil bir toplantıda Ulusal Güvenlik Konseyi’ne başkanlık etti. (EPA)
Belarus Cumhurbaşkanı Aleksandr Lukaşenko, 30 Temmuz’da düzenlenen acil bir toplantıda Ulusal Güvenlik Konseyi’ne başkanlık etti. (EPA)

Belarus yönetiminin cumhurbaşkanlığı seçimlerinden günler önce ülkedeki iç durumu istikrarsızlaştırmaya çalıştıklarına dair şüpheler nedeniyle onlarca Rus vatandaşını gözaltına alındığını ilan etmesiyle Moskova ve en yakın komşusu Minsk yönetimi arasındaki ilişkilerde benzeri görülmemiş kriz belirtileri görüldü. Kremlin suçlamaları yalanlarken Moskova’nın tutukluların faaliyetlerine ilişkin tam olarak bilgiye sahip olmadığını bildirdi. Minsk’teki soruşturma kaynakları grubun, daha önce Ukrayna ve Suriye’de savaşmış paralı askerleri de içeren Wagner Ordusu çerçevesinde faaliyet gösterdiğini aktardılar.
Belarus’un 33 Rus vatandaşını tutukladığını ve yaklaşık iki yüz kişiyi tutuklamak için kapsamlı arama operasyonları başlattığını duyurması iki müttefik arasındaki ilişkilere büyük bir darbe indirdi. Belarus’ta 10 gün sonra yapılması planlanan cumhurbaşkanlığı seçimleri öncesinde yaşanan krizin zamanlamasının, ‘durumu istikrarsızlaştırma ve bazı Belarus muhalifleriyle iş birliği içinde büyük çaplı isyanlar başlatma girişimleri’ ortaya koyduğu belirtildi. Moskova’daki uzmanlara göre kanıtlandığı takdirde bu durum Rusya-Belarus ilişkileri açısında büyük etkilere yol açacak.
Belarus güvenlik birimleri tutuklama operasyonları düzenlediklerini ve soruşturmalar başlattıklarını ilan ederken Cumhurbaşkanı Aleksandr Lukaşenko, Moskova ile ilişkilerde sert ve benzeri görülmemiş ifadeler kullandığı acil bir toplantıda eski Sovyet ülkesinin Güvenlik Konseyi üyeleri ile bir araya geldi. Lukaşenko, Belarus KGB Teşkilatı Başkanı Valery Vakulchik’e ayrıntılı bir rapor hazırlaması talebinde bulunduğu toplantıda şunları söyledi:
“Rusların tepkisine bakıyorum da gerçekten bahaneler üretiyorlar. Neredeyse onları (paralı askerleri) bizim getirdiğimizi söyleyecekler. Bu durum, kirli niyetleri açık bir şekilde haklı çıkarmanın bir yoludur. Her şey çok açık. Bunlar Rus vatandaşıysa ve sorgulanıyorlarsa neler olduğunu açıklamak için Rusya Federasyonu’ndaki ilgili organlarla hemen iletişime geçmek gerekir.”
Cumhurbaşkanlığına bağlı medya ofisine ‘Rus medya organlarıyla çalışma’ çağrısı yapan Lukaşenko, Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin’in bu şekilde çığ haline gelecek br kartopu yuvarlayamayacağını söyledi. Belarus lideri “Suçlamalar kanıtlanırsa, bu durumdan onurlu şekilde kurtulmak zorundalar. Eğer kanıtlanmazsa da bize yakın olan bir ülkeyi itibarsızlaştırmak için aceleci davranma gibi bir hedefimiz yok” ifadelerini kullandı.
Belarus Güvenlik Konseyi Sekreteri Andrei Ravkov da toplantıda ulusal güvenlik alanında bir dizi meselenin ele alındığını belirtti. Tutuklanan Rusların Wagner’e mensup olduğunu söyleyen Ravkov, “Çalışmalar sürüyor. Tutuklular sorgulanıyor” dedi.
Ravkov sözlerini şöyle sürdürdü:
“Gerçek son derece rahatsız edici. Çünkü özel askeri şirketin savaşçıları, Belarus toprakları üzerinden bir yere nakledilirse bazı özel birimler aracılığıyla belirli yorumlar ortaya koyulmalıdır. Çünkü bu çok ciddi bir sorundur. Minsk, ne Rusya Federal Güvenlik Servisi’nden ne de dış istihbarat ve diğer güvenlik taraflarından herhangi bir bilgi almamıştır.”
Minsk’in Rusya ile olan sınırlarındaki önlemleri derhal güçlendirme kararı alması ise dikkat çekici olarak değerlendirildi. Durum, yeni önlemlerin geçit uygulamalarında güçlü etkilere yol açacağı anlamına geliyor. Aynı şekilde Lukaşenko, güvenlik hizmetleri ‘seçim kampanyası ile ilgili hususlar da dahil olmak üzere kitlesel olaylarının doğru bir şekilde organize edilmesi’ için önlemleri sıkılaştırma talimatı verdi.
Beyaz Rusya Güvenlik Konseyi Sekreteri Andrei Ravkov, tutuklanan unsurlardan en az 14’ünün Donetsk ve Luhansk bölgelerinin yakınlarında, Ukrayna çatışmasına katıldığını belirtti. Açıklama, Ukrayna’yı kriz hattına girmeye iterken Kiev’deki yetkililer de Ukrayna makamlarının Ukrayna topraklarındaki terör eylemlerinin soruşturulması için Belarus’tan tutukluları teslim etmesini isteyebileceğini belirttiler.
Beyaz Rusya Soruşturma Komitesi, Belta haber ajansına yaptığı açıklamada Rus tutukluların muhalif politikacılar Sergei Tikhanovsky ve Nikolai Stankevich ile bağlantılı olduğuna dair soruşturmaların yürütüldüğü bilgisini verdi. Merkez Seçim Komitesi, söz konusu iki ismin daha önce yapılan cumhurbaşkanlığı seçimlerine adaylıklarını kabul etmemişti.
Soruşturma Komitesi, söz konusu isimler de dahil birçok kişiye halk ayaklanması planlamalarına katıldıkları suçlamaları yöneltildiğini doğruladı.
Resmi bir ajans, Minsk makamlarının, tutukluların Rusya’ya bağlı ‘Wagner’ grubunun üyeleri olduğuna dair delillere sahip olduğunu vurguladı.
Tutuklanan Rus unsurların 24 Temmuz gecesi Minsk’e geldiği belirtildiği açıklamada bir otelde konakladıkları, 27 Temmuz’da da başkent yakınlarındaki bir sanatoryuma sevk edildikleri aktarıldı.
Belarus’ta yayın yapan bir kanal da Rus tutukluların görüntülerini yayınladı.
Rusya’dan gelen ilk tepki, Minsk’in ‘ülkeyi istikrarsızlaştırmak için bir Rus askeri şirketine mensup unsurları Belarus’a gönderdiği’ yönündeki suçlamaları yalanlamak oldu.
Rusya Devlet Başkanlığı Sözcüsü Dmitri Peskov, Rusya’daki herhangi bir unsuru istikrarsızlaştırmak amacıyla Belarus’a gönderme iddialarının iftira niteliği taşıdığını vurguladı. “Rusya ve Belarus, Avrupa Birliği ile ortaklıkları olan iki müttefiktir. Bu nedenle bu tür konular hakkında konuşmaya izin verilemez” dedi.
Peskov, Belaruslu yetkililerden, Rusya ‘Wagner’ Grubu üyesi oldukları gerekçesiyle 32 Rus vatandaşını tutuklamasına dair açıklama talep ettiklerini vurguladı.
Kremlin Sözcüsü, söz konusu Rusların tutuklanma nedenleri hakkında uzmanların görüşlerine dikkat edilmesi gerektiğine yönelik uyarı yaptı. “Moskova, durumun sebeplerini bilmiyor” dedi. Ancak Dmitri Peskov gazetecilerin, tutukluların ‘Wagner Grubu’ndan olduklarına ilişkin sorularını yanıtlamayı reddederek Rusya’daki herhangi bir askeri özel şirket hakkında bilgiye sahip olmadığını söyledi.
 Minsk’teki Moskova Büyükelçiliği de ülkedeki 32 Rus vatandaşının tutuklanmasına ilişkin olarak resmi bir bilgi almadıklarını doğruladı.
Büyükelçilik, yayınladığı bildiride, “Beyaz Rusya’daki yetkili makamlardan bize konuyla ilgili bilgi vermesini istedik” ifadesi kullanıldı.



Trump: İran ile bir anlaşma yapılmasını umuyoruz... Hamaney'in haklı olup olmadığını göreceğiz

Yetkililerin ‘casus yuvası’ olarak adlandırdığı Tahran'daki ABD Büyükelçiliği’nin dış duvarlarında kan lekeli bir müzakere masasını tasvir eden duvar resminin önünden geçen bir adam (AFP)
Yetkililerin ‘casus yuvası’ olarak adlandırdığı Tahran'daki ABD Büyükelçiliği’nin dış duvarlarında kan lekeli bir müzakere masasını tasvir eden duvar resminin önünden geçen bir adam (AFP)
TT

Trump: İran ile bir anlaşma yapılmasını umuyoruz... Hamaney'in haklı olup olmadığını göreceğiz

Yetkililerin ‘casus yuvası’ olarak adlandırdığı Tahran'daki ABD Büyükelçiliği’nin dış duvarlarında kan lekeli bir müzakere masasını tasvir eden duvar resminin önünden geçen bir adam (AFP)
Yetkililerin ‘casus yuvası’ olarak adlandırdığı Tahran'daki ABD Büyükelçiliği’nin dış duvarlarında kan lekeli bir müzakere masasını tasvir eden duvar resminin önünden geçen bir adam (AFP)

ABD Başkanı Donald Trump dün yaptığı açıklamada, İran’la bir anlaşmaya varmayı umduğunu söyledi. Trump’ın bu açıklaması, İran Dini Lideri Ali Hamaney’in, İslam Cumhuriyeti’ne yönelik herhangi bir saldırının bölgesel bir savaşı tetikleyebileceği yönündeki uyarısının ardından geldi.

Hamaney’in uyarılarını küçümseyen Trump, Florida eyaletinde bulunan Mar-a-Lago’daki malikanesinden gazetecilere yaptığı değerlendirmede, “Elbette bunu söyleyecek” dedi. Trump, “Bir anlaşmaya varmayı umuyoruz. Eğer bu gerçekleşmezse, o zaman haklı olup olmadığını görürüz” ifadelerini kullandı.

Jeopolitik gerilimin arttığı bir dönemde, ABD ile İran arasındaki stratejik çekişme giderek derinleşiyor. Taraflar karşılıklı tehditler ve diplomatik mesajlar verirken, bu durum karmaşık bir ‘psikolojik söz savaşı’ görünümü kazanıyor. Sürecin ya bölgesel bir savaşa ya da tarihi bir müzakere sürecine evrilmesi ihtimali bulunuyor.

Hamaney’in, ABD’nin İran topraklarına yönelik herhangi bir saldırısının bölgesel bir savaşı ateşleyeceği yönündeki uyarısı, Trump’ın Tahran’la ‘ciddi’ bir diyalogdan söz etmeye başlaması ve müzakerelerin İran’ın nükleer silah edinmesini engelleyecek bir anlaşmayla sonuçlanacağına dair umut dile getirmesiyle aynı döneme denk geldi.

Öte yandan, tansiyonun düşürülmesi amacıyla Türkiye’nin olası arabuluculuğu da gündeme geliyor. Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın öncülüğünde Ankara, İran’la ekonomik ilişkileri ve ABD ile stratejik bağlarını kullanarak kendisini potansiyel bir arabulucu olarak konumlandırıyor.

Axios internet sitesi dün yayımladığı haberinde, Trump yönetiminin İran’a farklı kanallar aracılığıyla bir anlaşma müzakere etmek üzere görüşmeye açık olduğu mesajını ilettiğini aktardı. Aynı zamanda ABD’nin bölgede askeri yığınaklarını sürdürmesi, olası bir askeri saldırı ve daha geniş çaplı bir bölgesel savaşın önlenip önlenemeyeceğine dair beklentileri artırıyor.

Konuya yakın kaynaklar, Türkiye, Mısır ve Katar’ın, gerilimin tırmanmasını önlemeye yönelik diplomatik çabalar kapsamında, önümüzdeki günlerde Ankara’da Beyaz Saray Özel Temsilcisi Steve Witkoff ile üst düzey İranlı yetkililer arasında olası bir toplantı düzenlenmesi için temaslarını sürdürdüğünü bildirdi.

Beyaz Saray yetkilileri ise Başkan Donald Trump’ın İran’a yönelik bir saldırı konusunda henüz nihai bir karar almadığını ve diplomatik seçeneğe açık olmaya devam ettiğini vurguladı. Yetkililer, Trump’ın müzakere söyleminin ‘bir manevra olmadığının’ altını çizdi.

Türkiye ve diğer bölgesel aktörler, olası bir ABD saldırısının bölgesel istikrar üzerindeki risklerine dikkat çekmeye çalışırken, İsrail Genelkurmay Başkanı Eyal Zamir’in Washington’da ABD Savunma Bakanlığı yetkilileriyle gerçekleştirdiği temaslar öne çıkıyor. Bu görüşmelerde, İran içindeki muhtemel hedeflere ilişkin hassas istihbarat bilgileri paylaşılırken, operasyonel senaryolar ve ortak savunma mekanizmaları ele alındı. Söz konusu temaslar, ABD Merkez Kuvvetler Komutanlığı (CENTCOM) Komutanı Oramiral Brad Cooper’ın geçen hafta Tel Aviv’de yaptığı görüşmelerin devamı niteliğinde olup, İsrail’in İran’a karşı belirleyici bir ABD saldırısı yönünde güçlü bir baskı yürüttüğüne işaret ediyor.

Bu gelişmeler, ABD’nin İsrail Büyükelçisi Mike Huckabee’nin İsrail’in Kanal 12 televizyonuna yaptığı açıklamalarla eş zamanlı olarak yaşandı. Huckabee, Trump’ın ‘vaatlerini yerine getiren ve boş tehditlerde bulunmayan bir başkan’ olduğunu söyledi. Olası bir saldırı kararının henüz netleşmediğini belirten Huckabee, ABD Başkanı’nın ‘her zaman en iyi sonucu umduğunu’ vurguladı. Huckabee, Trump’ın The Art of the Deal (Anlaşma Sanatı) kitabının yazarı olduğuna dikkat çekerek, bir anlaşmaya varılması durumunda bunun ‘ideal bir sonuç’ olacağını ifade etti.

ABD Başkanı Donald Trump, 13 Ocak'ta Michigan'daki Ford üretim merkezini ziyaret etti. (Reuters)ABD Başkanı Donald Trump, 13 Ocak'ta Michigan'daki Ford üretim merkezini ziyaret etti. (Reuters)

Amerikan basınında yer alan haberlere göre Trump yönetimi, yürütülen görüşmelerin ve arabuluculuk girişimlerinin başarısız olması ihtimaline karşı, Ortadoğu genelinde hava savunma kapasitesini artırmaya yönelik adımlarını hızlandırdı. Bu hazırlıklar, olası bir ABD saldırısının İran’dan geniş çaplı bir misilleme ve daha büyük bir bölgesel çatışmayı tetikleyebileceği endişesine dayanıyor. Bu kapsamda Pentagon, CENTCOM sorumluluk sahasında ilave Patriot ve THAAD füze savunma sistemleri konuşlandırarak savunma ağını güçlendirmeyi hedefliyor. Ayrıca bölgede, füze ve insansız hava araçlarını (İHA) engelleme kapasitesine sahip 8 ABD donanma muhribinin görev yaptığı bildiriliyor. Uzmanlara göre bu yoğun askeri konuşlanma, doğrudan bir çatışmaya sürüklenmeden caydırıcılık sağlamayı amaçlayan, hesaplı bir stratejiyi yansıtıyor.

ABD'nin ikili yaklaşımı

Askerî baskının sürdürülmesi ve savunma sistemlerinin güçlendirilmesiyle birlikte diplomasi ve müzakere kapısının eş zamanlı olarak açık tutulduğu bu iki yönlü yaklaşım çerçevesinde, ABD’deki siyasi ve diplomatik çevrelerde Başkan Donald Trump’ın İran’a yönelik bir askerî saldırıdan, en azından kısa vadede, vazgeçebileceği ihtimali dile getirilmeye başlandı.

Boeing EA-18G Growler elektronik savaş uçağı, 23 Ocak 2026'da Hint Okyanusu'ndaki Nimitz sınıfı uçak gemisi USS Abraham Lincoln'ün güvertesine iniş yapıyor. (AP)Boeing EA-18G Growler elektronik savaş uçağı, 23 Ocak 2026'da Hint Okyanusu'ndaki Nimitz sınıfı uçak gemisi USS Abraham Lincoln'ün güvertesine iniş yapıyor. (AP)

Şarku’l Avsat’ın Wall Street Journal’dan aktardığı bir rapora göre, ABD’nin hava savunma sistemlerini kapsamlı biçimde güçlendirmesini tamamlamadan herhangi bir askerî saldırı başlatması beklenmiyor. Bu durum, Başkan Donald Trump’ın İran’a tanımak istediği süreyi ve bir anlaşmaya varmayı hedefleyen arabuluculuk çabalarını yeniden gündeme taşıyor.

Bu çerçevede Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, bu hafta içinde Türkiye’de nükleer müzakerelere ev sahipliği yapılmasını önererek, krizlerin aşamalı yaklaşımlarla ele alınmasına vurgu yaptı. Dışişleri Bakanı Hakan Fidan da İran’ın ‘nükleer dosya konusunda müzakereye hazır olduğunu’ belirtti; ancak olası bir ABD saldırısının ‘yanlış olacağını ve kaçınılması gerektiğini’ ifade etti.

Buna karşın Washington’un gündeme getirdiği ABD şartları önemli zorluklar barındırıyor. Bu talepler arasında İran’ın hassas nükleer materyalleri teslim etmesi, ülke içinde uranyum zenginleştirmeyi sona erdirmesi, balistik füze programına katı kısıtlamalar getirilmesi ve bölgedeki vekil unsurlara verilen desteğin durdurulması yer alıyor.

Tahran cephesinde ise bu talepler, savunma doktrininin ve bölgesel nüfuzun özüne yönelik bir müdahale olarak değerlendiriliyor. Bazı raporlar, İran Dini Lideri Ali Hamaney’in herhangi bir tavize karşı çıktığını, buna karşılık İran yönetimindeki bazı üst düzey isimlerin daha esnek bir müzakere yaklaşımını savunduğunu ortaya koyuyor.

Türkiye’nin arabuluculuk girişiminin başarı şansına ilişkin değerlendirmeler ise farklılık gösteriyor. Bazı analizler, özellikle diğer bölgesel arabuluculuk çabalarıyla birlikte, krize yönelik aşamalı çözümlerin şekillenebileceğine işaret ediyor. Buna karşılık, İran’ın Trump’ın süresini henüz netleştirmediği bu dönemde temel tavizler vermeyi reddetmesi nedeniyle girişimlerin başarısız olacağını öngören görüşler de bulunuyor. ABD’li yetkililer ise diplomatik çözüm ihtimalini düşük görerek, İran’ın şu ana kadar sunulan şartları kabul etmeye yönelik gerçek bir irade ortaya koymadığını savunuyor.

Trump geri adım atabilir mi?

Başkan Donald Trump’ın açıklamaları, bir anlaşmaya varmayı tercih ettiğine işaret ederken, diplomatik çabaların başarıya ulaşması halinde askerî saldırıdan vazgeçme ihtimalinin yüksek olduğunu gösteriyor. Özellikle olası bir savaşın küresel petrol fiyatları üzerindeki ağır maliyeti, bu ihtimali güçlendiren unsurlar arasında yer alıyor. Trump’ın askerî seçeneği geri plana itmesi durumunda ise bunun, aynı anda hem olumlu hem de olumsuz sonuçlar doğurabilecek çeşitli yansımaları olabileceği değerlendiriliyor.

8 Ocak'ta Hint ve Pasifik okyanuslarında Yedinci Filo'nun rutin operasyonları sırasında USS Abraham Lincoln uçak gemisinin yanında uçan bir Sikorsky SH-60C Seahawk helikopteri (ABD ordusu)8 Ocak'ta Hint ve Pasifik okyanuslarında Yedinci Filo'nun rutin operasyonları sırasında USS Abraham Lincoln uçak gemisinin yanında uçan bir Sikorsky SH-60C Seahawk helikopteri (ABD ordusu)

Olumlu açıdan bakıldığında, bu seçenek doğrudan bir çatışmaya sürüklenmeden ‘maksimum baskı’ politikasının sürdürülmesine imkân tanıyor. Atlantic dergisinin bir raporuna göre, mevcut ABD deniz varlığı Hürmüz Boğazı üzerinde daha sıkı bir kontrol sağlanmasına, petrol tankerlerine el konulmasına ve özellikle protestoların yeniden alevlenmesi ihtimaliyle İran üzerinde iç baskının artırılmasına olanak verebilir. Ayrıca hava savunma sistemlerinin güçlendirilmesi, müttefiklerin korunmasına ve İran’ın doğrudan askerî tırmanışa başvurmadan caydırılmasına katkı sağlıyor.

Öte yandan, bu yaklaşımın olası olumsuz yönleri de bulunuyor. Bunların başında, Tahran’ın müzakere pozisyonunun güçlenmesi geliyor; zira İran tarafı zamanın kendi lehine işlediği kanaatine varabilir. ABD’nin askerî saldırıdan kaçınması, İran’ın dolaylı yollarla gerilimi artırmasına da yol açabilir. Bu kapsamda Irak veya Suriye’deki müttefik gruplar üzerinden saldırılar düzenlenmesi ya da Hürmüz Boğazı’ndaki deniz trafiğinin tehdit edilmesi, petrol fiyatlarını yükselterek küresel ekonomiyi olumsuz etkileyebilir. Wall Street Journal’ın da uyardığı üzere, bu sürecin ABD kaynaklarını yıpratma riski bulunuyor. Özellikle sınırlı sayıda bulunan THAAD hava savunma sistemleri (yalnızca 7 batarya) ve önceki çatışmalarda tüketilen mühimmat stokları, bu riskleri artırıyor. İsrail ise ABD’nin olası bir geri adımının zayıflık olarak algılanabileceği ve bunun İran’ı daha sert bir tutum benimsemeye, müzakere şartlarında ısrarcı olmaya teşvik edebileceği uyarısında bulunuyor.


İngiliz Dışişleri Bakanı: Etiyopya ziyareti göç konusuna odaklanacak

İngiltere İçişleri Bakanı Yvette Cooper, Uluslararası Sınır Güvenliği Zirvesinde konuşma yapıyor (AFP)
İngiltere İçişleri Bakanı Yvette Cooper, Uluslararası Sınır Güvenliği Zirvesinde konuşma yapıyor (AFP)
TT

İngiliz Dışişleri Bakanı: Etiyopya ziyareti göç konusuna odaklanacak

İngiltere İçişleri Bakanı Yvette Cooper, Uluslararası Sınır Güvenliği Zirvesinde konuşma yapıyor (AFP)
İngiltere İçişleri Bakanı Yvette Cooper, Uluslararası Sınır Güvenliği Zirvesinde konuşma yapıyor (AFP)

İngiliz Dışişleri Bakanı, bugün Etiyopya'ya yapacağı ziyarette, Afrika Boynuzu'ndan İngiltere'ye ulaşmaya çalışan göçmen sayısındaki artışı durdurmayı amaçlayan önlemlere odaklanacağını söyledi.

Yvette Cooper, iş yaratacak ortaklıkların insanların Etiyopya'dan ayrılma girişimlerini caydıracağını, ayrıca kolluk kuvvetleri arasındaki iş birliğinin artırılmasının kaçakçılık çeteleriyle mücadele ve İngiltere'de kalma hakkı olmayan göçmenlerin geri dönüşünü hızlandırmak için şart olduğunu söyledi.

Cooper açıklamasında, “Yasadışı göçün ekonomik nedenlerini ve küresel çapta faaliyet gösteren ve insan kaçakçılığından kar elde eden suç çetelerinin varlığını ele almak için birlikte çalışıyoruz” dedi. Sözlerine şöyle devam etti: “Bu, ticareti geliştirmek ve Etiyopya'da binlerce insana yakışır iş yaratmak için yeni ortaklıkları içeriyor; böylece insanlar tehlikeli yolculuklar yapmak yerine anavatanlarında daha iyi bir yaşam bulabilirler.”

Birleşik Krallık'ta ardı ardına gelen hükümetler, yasadışı göç krizini ele almaya çalıştı ve bu da Nigel Farage'ın Reform UK partisini kamuoyu anketlerinde ön sıralara taşıdı. İngiliz Dışişleri Bakanlığı, son iki yılda küçük teknelerle Manş Denizi'ni geçenlerin yaklaşık yüzde 30'unun Etiyopya, Eritre, Somali ve Sudan'dan olduğunu belirtti.

Cooper, Etiyopya'da istihdam yaratımını artırmak amacıyla İngiliz yatırım şirketi Gridorex liderliğindeki iki elektrik iletim projesine devam etmek için ülke ile bir anlaşma imzalamaya hazırlanıyor. Ayrıca, kadın ve kız çocuklarına yönelik şiddetle mücadele, yetersiz beslenen 68 bin çocuğa yardım ve iç göçmenlerle ilgili projeleri desteklemek için 17 milyon sterlinlik bir fon açıklaması da bekleniyor.


ABD ve İsrail genelkurmay başkanları cuma günü Pentagon'da bir araya geldi

ABD Genelkurmay Başkanı Dan Keane, 1 Kasım 2025'te İsrail Genelkurmay Başkanı Eyal Zamir ile birlikte İsrail ziyaretinde (İsrail ordu videosundan)
ABD Genelkurmay Başkanı Dan Keane, 1 Kasım 2025'te İsrail Genelkurmay Başkanı Eyal Zamir ile birlikte İsrail ziyaretinde (İsrail ordu videosundan)
TT

ABD ve İsrail genelkurmay başkanları cuma günü Pentagon'da bir araya geldi

ABD Genelkurmay Başkanı Dan Keane, 1 Kasım 2025'te İsrail Genelkurmay Başkanı Eyal Zamir ile birlikte İsrail ziyaretinde (İsrail ordu videosundan)
ABD Genelkurmay Başkanı Dan Keane, 1 Kasım 2025'te İsrail Genelkurmay Başkanı Eyal Zamir ile birlikte İsrail ziyaretinde (İsrail ordu videosundan)

İki ABD'li yetkili, Reuters'e verdiği demeçte, İran'la artan gerilimler arasında ABD ve İsrail'in üst düzey generallerinin cuma günü Pentagon'da görüşmeler yaptığını söyledi.

İsimlerinin açıklanmasını istemeyen yetkililer, ABD Genelkurmay Başkanı General Dan Keane ile İsrail Genelkurmay Başkanı Eyal Zamir arasında yapılan kapalı kapılar ardındaki görüşmelerin ayrıntılarını vermedi. Görüşme daha önce duyurulmamıştı.

ABD Başkanı Donald Trump'ın İran'ı müzakere masasına oturmaya zorlamak amacıyla defalarca tehdit etmesinin ardından, ABD Ortadoğu'daki deniz gücünü ve hava savunmasını güçlendirdi.

İran yönetimi dün, ABD'nin bir saldırı başlatması durumunda bölgesel bir çatışmanın yaşanabileceği konusunda uyardı.