Salgının Hindistan'da hız kazanması sağlık personelini endişelendiriyor

Dün Ahmedabad’daki sterilizasyon odasından bir çocuk. (AFP)
Dün Ahmedabad’daki sterilizasyon odasından bir çocuk. (AFP)
TT

Salgının Hindistan'da hız kazanması sağlık personelini endişelendiriyor

Dün Ahmedabad’daki sterilizasyon odasından bir çocuk. (AFP)
Dün Ahmedabad’daki sterilizasyon odasından bir çocuk. (AFP)

Hindistan bu hafta Kovid-19 vakalarında dünya genelindeki en hızlı oranda artışa sahne oldu. Artışın yüzde 20’lerde olduğu ülkede vaka sayısı 1 milyon 754 bin 117’ye çıktı.
Resmi istatistiklere göre dün en az 57 bin yeni vakanın kaydedildiği Hindistan’da her ne kadar iyileşme oranı yüzde 64,50’ye yükselmiş olsa da sağlık sistemi üzerinde daha önce görülmemiş bir baskı var.
24 saat içinde 764 kişinin koronavirüs nedeniyle yaşamını yitirdiği ülkede toplam ölü sayısı 37 bin 415’e yükseldi. Reuters’ın haberine göre bu rakam, ülkedeki vakalar ile karşılaştırıldığında yüksek değil. Ancak salgının yavaşlayacağına dair herhangi bir belirti de bulunmuyor.
Yeni Delhi ve Mumbai gibi büyük şehirlerdeki vakalardaki düşüşe rağmen kırsal alanlardaki vakaların önemli ölçüde artmaya devam etmesi zaten zayıf olan sağlık sisteminin durumla başa çıkamayacağını düşünen sağlık personelini endişelendiriyor.
Vaka sayısı açısından ABD ve Brezilya'dan sonra üçüncü sırada yer alan Hindistan’da virüsün ortaya çıktığı ülke olan Çin’deki vakaların 20 katı kaydedildi. Aynı zamanda Hindistan'daki vakalarının çoğunu hafif semptomlar gösteren veya semptom göstermeyenlerin teşkil etmesi, toplumun arasında sessizce yayılan salgını kontrol altına almanın zorluğunu iki katına çıkarıyor.
Diğer yandan salgını kontrol altına almak amacıyla getirilen kısıtlamaları hafifletmede üçüncü aşamaya giren Hindistan’da 1 Ağustos itibariyle sokağa çıkma yasağının kaldırılması ve spor salonlarının açılmasına izin verilmesi bekleniyor. Ancak okullar, sinemalar ve barlar kapalı kalacak.
Son günlerde Hindistan medyasında ağırlıklı olarak koronavirüse yönelik iyileşme haberleri vardı. Bunlardan en dikkat çekici olan ise 1918'de tüm dünyayı sarsan İspanyol Gribi’nin üstesinden gelen bir adamın 102 sene sonra, 106 yaşında Kovid-19’u da atlattığı haberiydi.
Çoğu salgından en çok zarar gören Maharaştra, Andra Pradeş, Tamil Nadu, Karnataka, Uttar Pradeş gibi eyaletlerden olmak üzere ülkede toplamda 1 milyon 148 bin kişinin iyileştiği bildirildi. Halk Sağlığı Sistemi Desteği Başkan Yardımcısı Preeti Kumar açıklamasında şu ifadeleri kullandı:
“İyileşen kişi sayısının 1 milyon sınırını aşması hem dikkate değer bir husus hem de salgını kontrol altına alma aşamasında kaydedilen resmi sayılar konusunda iyimserlik kaynağıdır.”
 Hindistan'da vakalarda kaydedilen artış, ülkenin strateji olarak virüse karşı toplum bağışıklığına yaklaşması hakkında tartışmalara yol açtı. Başkentte yakın zamanda yapılan bir araştırmaya göre test uygulananların yüzde 23’ünde koronavirüse karşı koyacak antikorlar tespit edildi. Bu sonuçlar, başkent Yeni Delhi'de yaklaşık 5 milyon vatandaşın koronavirüse yakalanmış olabileceği, ülkenin toplum bağışıklığı yolunda olduğu yorumuna yol açtı.
Toplum bağışıklığı, nüfusun büyük bir kısmının salgına yakalandığı, yeni enfeksiyona karşı kendi kendilerine bağışıklık geliştirdikleri zaman gerçekleşiyor. Epidemiyolog Dr. Ramanan Laxminarayan, Indian Business Standard gazetesine verdiği röportajda koronavirüs salgınının Hint toplumunda yayıldığını, virüsün hızla yayılmasının “toplum bağışıklığına doğru yavaş yavaş ilerlendiği” anlamına geldiğini söylemişti.



Trump: İran'a karşı sınırlı bir saldırı düzenlemeyi değerlendiriyorum

Başkan Donald Trump, Beyaz Saray Devlet Yemek Salonu'nda Valiler Birliği ile yaptığı kahvaltıda konuşuyor (AP)
Başkan Donald Trump, Beyaz Saray Devlet Yemek Salonu'nda Valiler Birliği ile yaptığı kahvaltıda konuşuyor (AP)
TT

Trump: İran'a karşı sınırlı bir saldırı düzenlemeyi değerlendiriyorum

Başkan Donald Trump, Beyaz Saray Devlet Yemek Salonu'nda Valiler Birliği ile yaptığı kahvaltıda konuşuyor (AP)
Başkan Donald Trump, Beyaz Saray Devlet Yemek Salonu'nda Valiler Birliği ile yaptığı kahvaltıda konuşuyor (AP)

ABD Başkanı Donald Trump bugün İran'a karşı sınırlı bir askeri saldırı düzenlemeyi düşündüğünü söyledi, ancak daha fazla ayrıntı vermedi.

ABD ordusu, İran'a karşı birkaç hafta sürebilecek ve güvenlik tesislerinin yanı sıra nükleer altyapıyı da bombalamayı içerebilecek bir operasyona hazırlanıyor.

İran'ı nükleer programı konusunda anlaşmaya varmaya zorlamak için sınırlı bir saldırıyı düşünüp düşünmediği sorulduğunda, Beyaz Saray'da gazetecilere, "Sanırım bunu düşündüğümü söyleyebilirim" dedi.

Trump dün, İran'ın bir anlaşmaya varması için 10 ila 15 günlük bir sürenin "yeterli" olacağına inandığını söyledi. Ancak görüşmeler yıllardır tıkanmış durumda ve İran, füze programını kısıtlama ve silahlı gruplarla bağlarını koparma yönündeki daha geniş ABD ve İsrail taleplerini görüşmeyi reddediyor.

Şarku'l Avsat'ın Reuters'ten aktardığına göre iki ABD yetkilisi, İran'la ilgili ABD askeri planlamasının ileri bir aşamaya ulaştığını ve seçenekler arasında bireyleri hedef alan bir saldırı, hatta Trump'ın emriyle Tahran'da rejim değişikliğinin de yer aldığını söyledi. Bu askeri seçenekler, diplomatik çabaların başarısız olması durumunda ABD'nin İran'la ciddi bir çatışmaya hazırlandığının son göstergesi.

Son haftalarda yapılan dolaylı görüşmelerde çok az ilerleme kaydedildi ve taraflardan biri veya her ikisi bunu savaşa hazırlıkta geciktirme taktiği olarak kullanıyor olabilir.

İran, geçen yıl İsrail ve ABD'nin nükleer ve askeri tesislerini hedef alan 12 günlük saldırılarının yanı sıra ocak ayındaki kitlesel protestoların şiddetle bastırılmasının ardından, hiç olmadığı kadar savunmasız bir konumda bulunuyor.

 İran'ın BM Güvenlik Konseyi'ne dün yazdığı mektupta, BM Büyükelçisi Emir Said İrevani, ülkesinin "gerilim veya savaş aramadığını ve savaş başlatmayacağını", ancak herhangi bir ABD saldırganlığına "kararlı ve orantılı bir şekilde" karşılık vereceğini belirtti.

Şöyle devam etti: “Bu koşullar altında, bölgedeki tüm düşman üsleri, tesisleri ve varlıkları, İran'ın savunma yanıtı çerçevesinde meşru hedefler olarak kabul edilecektir.”

Bu haftanın başlarında İran, dünyanın ticareti yapılan petrolünün yaklaşık beşte birinin geçtiği Körfez'in dar su yolu olan Hürmüz Boğazı'nda gerçek mühimmatlı tatbikatlar gerçekleştirdi. Ülke içinde de gerilim artıyor; yas tutanlar, 40 gün önce güvenlik güçleri tarafından öldürülen protestocuları anmak için törenler düzenliyor ve bazı gösterilerde yetkililerin tehditlerine rağmen hükümet karşıtı sloganlar atılıyor.


İsrail'in Lübnan'ın güneyindeki Adise kasabası yakınlarında gerçekleştirdiği bombalama operasyonu

İsrail'in ocak ayında Lübnan'ın güneyindeki Kanarit köyüne düzenlediği hava saldırısının yol açtığı hasar, 16 Şubat 2026 (AFP)
İsrail'in ocak ayında Lübnan'ın güneyindeki Kanarit köyüne düzenlediği hava saldırısının yol açtığı hasar, 16 Şubat 2026 (AFP)
TT

İsrail'in Lübnan'ın güneyindeki Adise kasabası yakınlarında gerçekleştirdiği bombalama operasyonu

İsrail'in ocak ayında Lübnan'ın güneyindeki Kanarit köyüne düzenlediği hava saldırısının yol açtığı hasar, 16 Şubat 2026 (AFP)
İsrail'in ocak ayında Lübnan'ın güneyindeki Kanarit köyüne düzenlediği hava saldırısının yol açtığı hasar, 16 Şubat 2026 (AFP)

İsrail güçleri bu sabah erken saatlerde Lübnan'ın güneyindeki Adise kasabası yakınlarında bir bombalama operasyonu gerçekleştirdi.

Lübnan'ın resmi Ulusal Haber Ajansı'na göre, büyük patlama saat 02:20'de meydana geldi.

İsrail ile Lübnan Hizbullahı arasında, bir yıldan fazla süren ve partinin askeri ve liderlik altyapısına darbeler aldığı çatışmanın ardından, 27 Kasım'dan beri yürürlükte olan bir anlaşma bulunuyor.

Anlaşma, Lübnan ordusunun ve Lübnan'daki Birleşmiş Milletler Geçici Gücü'nün (UNIFIL) konuşlandırılmasının güçlendirilmesi karşılığında, Hizbullah savaşçılarının Litani Nehri'nin güneyindeki bölgeden (sınırdan yaklaşık 30 km uzaklıkta) çekilmesini ve askeri altyapısının tasfiye edilmesini öngörüyordu.

Anlaşma ayrıca İsrail'in savaş sırasında girdiği tüm bölgelerden çekilmesini de öngörüyordu. Bununla birlikte, İsrail sınırın her iki tarafını da izleyebilmek için beş yüksek noktada askeri varlığını sürdürdü. Ayrıca, askeri hedefler veya Hizbullah unsurları olduğunu iddia ettiği yerlere neredeyse her gün saldırılar düzenliyor ve güçleri buldozerle yıkım ve tahribat operasyonlarına devam ediyor.


ABD Adalet Bakanlığı genel merkezine Trump'ın posteri asıldı

İşçiler, Donald Trump’ın fotoğrafını taşıyan yeni bir pankartı, Washington’daki ABD Adalet Bakanlığı binasının cephesine yerleştiriyor (AFP)
İşçiler, Donald Trump’ın fotoğrafını taşıyan yeni bir pankartı, Washington’daki ABD Adalet Bakanlığı binasının cephesine yerleştiriyor (AFP)
TT

ABD Adalet Bakanlığı genel merkezine Trump'ın posteri asıldı

İşçiler, Donald Trump’ın fotoğrafını taşıyan yeni bir pankartı, Washington’daki ABD Adalet Bakanlığı binasının cephesine yerleştiriyor (AFP)
İşçiler, Donald Trump’ın fotoğrafını taşıyan yeni bir pankartı, Washington’daki ABD Adalet Bakanlığı binasının cephesine yerleştiriyor (AFP)

ABD Başkanı Donald Trump’ın fotoğrafını taşıyan bir pankart, ABD Adalet Bakanlığı binasına asıldı. Bu adım, Trump’ın Washington’daki bir kuruma kimliğini yansıtma yönündeki son girişimi olarak değerlendiriliyor.

Mavi renkli pankart, dün (perşembe) binanın bir köşesindeki iki sütun arasına yerleştirildi. Pankartta “Amerika’yı Yeniden Güvenli Hale Getirelim” sloganı yer aldı.

Trump, geçen yıl Beyaz Saray’a dönüşünden bu yana federal kurumlar üzerindeki varlığını ve nüfuzunu pekiştirmek için güçlü adımlar atıyor.

Trump, kültürel ve siyasi kurumları yeniden şekillendirirken kendisine yakın isimleri görevlendiriyor, önde gelen kurumların adlarını değiştiriyor ve geçmiş soruşturmalarla bağlantılı yetkilileri geri plana itiyor. Eleştirmenler ise bu adımların, siyasi iktidar ile normal şartlarda bağımsız olması gereken kamu görevleri arasındaki sınırları ortadan kaldırdığını savunuyor.

Geçen yıl Trump’ın fotoğrafını taşıyan pankartlar, ABD Çalışma Bakanlığı, ABD Tarım Bakanlığı ve Amerikan Barış Enstitüsü binalarına da asılmıştı.

Trump tarafından atanan bir yönetim kurulu, Aralık ayında John F. Kennedy Sahne Sanatları Merkezi’ne Trump adının eklenmesi yönünde oy kullandı. Ayrıca Washington’daki Amerikan Barış Enstitüsü binasına da Trump’ın adı verildi.

Son pankarta ilişkin soruları Beyaz Saray, Adalet Bakanlığı’na yönlendirdi. Bakanlık ise şu ana kadar yorum talebine yanıt vermedi.