Yemen’deki siyasi kart: Kabile gelenekleri

Yemen’in başkenti Sana’daki silahlı Husi milisler (Reuters)
Yemen’in başkenti Sana’daki silahlı Husi milisler (Reuters)
TT

Yemen’deki siyasi kart: Kabile gelenekleri

Yemen’in başkenti Sana’daki silahlı Husi milisler (Reuters)
Yemen’in başkenti Sana’daki silahlı Husi milisler (Reuters)

Halud el-Halali
Yemen’de kabile şeyhlerinin onurlarını korumak için “yüz çevirme” adeti, ülkede yaşanan olumsuzluklara, adaletsizliklere karşı gösterilen geleneksel bir tavır. Geleneklere göre yüz çeviren liderin rızasının alınması ve yüzünü döndürmesi için yalvarılması gerekiyor.   
Ancak bu gelenek, Yemen’de on yıldan fazla bir süredir yaşanan çatışmalarda bir araç olarak kullanılıyor.
Yemen’de söz konusu duruma iki örnek yaşandı: İlk olarak, kabile lideri Şeyh Yasir el-Avadi, Cihad el-Asbahi’nin öldürülmesi üzerine el-Beyda vilayetinde yüz çevirdi. Asbahi, Husi milislerin aradıkları isimleri kovuşturmak için yaptığı bir güvenlik baskınında Husiler tarafından öldürülmüştü.

El-Beyda kabilesi
Öte yandan Husi yayın organları, 27 Nisan’da el-Beyda vilayetindeki et-Tafa kasabasında el-Asbahi aşiretinden bir kadının öldürülmesi sorununu çözmek üzere bir komite görevlendirildiğini duyurdu.
Husilerin siyasi kanadı Ensarullah örgütü Siyasi Büro üyesi Fadl Ebu Talib, Husilere bağlı Dışişleri Bakan Yardımcısı Hüseyin el-Azzi ve el-Beyda vilayeti kanaat önderlerinden Abdullah Ali İdris’i içeren komitenin yayınladığı bildiride, Şeyh Hıdır Abdurrab el-Asbahi’nin yanına gidildiği, komitede kendisini temsil edecek birini seçmesi şartıyla, bir soruşturma komitesi kurulması için uzlaşı sağlandığı aktarıldı. Nitekim Şura Konseyi üyesi Şeyh Maslah Ali Ebu Şaar’ın evinde, bir dizi yetkili, kabile lideri ve toplumsal ismin kalımıyla bir toplantı gerçekleşti.
El-Beyda kabileleri, katillere kısas uygulanmasının içeren bir çözüm benimsemeyen bu arabuluculuğu reddetmeye karar verdiler. Daha sonra Husiler, kabile taleplerini şeytanlaştırmaya yöneldi ve Husi medyası da kabilelere karşı karalama kampanya başlattı.
Yemen Enformasyon Bakan Yardımcısı Abdulbasıt el-Kaidi, Husilerin olası eylemlerinin de el-Beyda kabileleri de dahil Yemenlilere karşı sistematik bir saldırganlığın başlangıcı olduğunu belirtti.
Şarku’l Avsat’ın Independent Arabia’dan aktardığına göre Kaidi’nin yaptığı açıklamada el-Beyda kabilelerinin yüz çevirmesi, ezilenleri destekleme ve milislerin bir kadına karşı gerçekleştirdiği acımasız saldırıya karşı tavrını yansıtıyor.
Geçen Haziran ayının sonunda, Marib’deki Subian aşiretinin meşru hükümet güçleri tarafından saldırıya maruz kaldığı benzer bir olay daha yaşandı.
Husi milisler, durumu istismar ederken, Sana, Zamar, İb, Hudeyde ve Amran kabileleri arasındaki hareketlerini de savaşçı aramak için yoğunlaştırdı.

Husilerden karşı atak
Husi lider Muhammed Alvan, Sana’daki kabile toplantısında “Subian ailesine karşı gerçekleşenler, insani değerlerle ve kabile normlarıyla çelişen bir suçtur” diyerek, durumun kabile geleneklerinde ‘kara bir leke’ olduğunu vurguladı.
Husi lider, bu uygulamaların, sadece dış güçlere hizmet eden ve kabileleri boyun eğdirmeyi amaçlayan Yemen meşruiyet hükümetine sadık kuvvetler tarafından yürütüldüğünü ileri sürdü.
Sana’daki Husi hükümetinde Başbakan Yardımcısı olan Hasan Makbuli, Subian aşiretine karşı işlenen suç sonrasında “Marib vilayetinin kurtuluşunun ve tekfirci milisleri temizlemenin vakti geldiğini” ifade etti.
Makbuli, Yemen’in tüm kabilelerinin Subian aşiretini desteklemesi gerektiğini vurgularken, kabileleri suç eyleminin tekrarlanmaması için Marib şehrinin katillerden temizlenmesi amacıyla ciddi bir adım atmaya çağırdı.
Husi lider, “milislerin kabilelerle olan ilişkisinin, Yemen'in yüksek çıkarları, Yemenlerin onurunun ve egemenliğinin restorasyonu için karşılıklı destekler içerdiğini” söyledi.
Basına konuşma yetkisi olmadığı için isminin verilmesini istemeyen bir Husi lider ise milislerin, Marib’deki Subian aşiretine saldırı suçu işleyen faillere misilleme yapmak için tüm kabilelerin güçlü şekilde seferber olduğunu vurguladı.

Husilerin “yüz çevirme” kartı
Yemen Enformasyon Bakan Yardımcısı Abdulbasit el-Kaidi, “Husilerin Marib’deki tüm eylemlerinin başarısız olması ve vilayette tamamen etkisiz hale getirilmeleri sonrasında Marib’de ele geçirilen Husi hücrelere ilişkin yüz çevirme kartını kullanmaya yöneldiğini” ifade etti. Kaidi, durumu ‘kabileleri kendi kontrol alanlarına çekmek ve onları Marib’e karşı kışkırtmak üzere boş bir kart ve aptalca bir komplo’ olarak niteledi.
Yetkili, Husilerin bu adımının, ‘kabile mensuplarını savaş cephelerine dahil edemediklerinin bir kanıtı olduğunu’ vurguladı.

Hataların sömürülmesi
Yemenli siyasi analist Sam el-Gabari, kabilelerin yüz çevirme adetinin, kabilelerin utançlarını savunmak üzere kabile adetlerinin bir parçası olduğunu ifade etti. Ancak siyasi çekişmeler ve toplumun yapısındaki açık bölünmeler çerçevesinde bu adetin zayıfladığını belirtti.
Gabari, Husilerin işgal altında tuttukları bölgelerde artan yoksulluğu sömürdüğünü ve kabileleri hazinelerin ve fırsatların bulunduğu bölgelere gitmeye ikna etmek için hareket geçirebileceklerine inandığını vurguladı.
Gabari, “Husiler, bu geleneği sadece Marib gibi önemli bir şehri ele geçirmek üzere kullanıyor” dedi.
Sam el-Gabari, yüz çevirme adetinin bilgi devrimi ve iletişim araçları çerçevesinde işe yaramayacağını söylerken, üyelerini kaybedeceğini bilen kabilelerin, iki nedenden dolayı hesaplanmamış bir riski göze almaya cesaret edemeyeceğini ifade etti. Gabari, ilk olarak milisler olarak Husi işgalinin, dayanılmaz bir hale dönüştüğünü ve ilişkilerinin zoraki olduğunu, ikinci nedenin ise çocuklarını Husi milislere teslim eden ailelerin takip ettiği kayıp düzeyinin, kabileleri daha fazla unsur göndermemeye yönelttiğini belirtti.

İlişkilerde tutarsızlık
Gazeteci ve yazar Muhammed el-Absi, Husi milislerle kabileler arasında ilişkilere değinirken, her ikisi tarafın da Yemen’de kabile ile olan ilişkilerde iki zıt yönteme güvendiklerini belirtti.
Absi, Yemen toplumunun kabile yapısının Husiler için bir meydan okuma olduğunu, kontrol ve nüfuz açısından hırsa neden olduğunu ifade etti.
Muhammed el-Absi, Husilerin başlangıçta kabilelerin dini duygularını sömürmeye başvurduğunu ve kabilelerin beyinlerini yıkamak için uzun süre çaba sarf ettiklerini hatırlattı.
Gazeteci yazar Absi, Husi milislerin çıkarlar ve nüfuz konusunda dışlanmış kabilelerle ittifaklar kurmaya çalıştığını ifade etti.

Kabile adetleri
Muhammed el-Absi, Husi milislerin kabile halkını kan parası ödemeye ikna etmek ve dini inançlarını tahrif etmek için mevcut tüm araçları kullanarak kabile geleneklerini sömürmeye başvurduğunu belirtti.
Yemenli gazeteci, Husilerin Yemen kabilelerine karşı yüzlerce suç ve ihlal gerçekleştirdiğini söylerken, barınma alanlarını ve ibadet mekanlarını kötüye kullandıklarını, kadınları öldürdüklerini kaydetti. Absi ayrıca, söz konusu faaliyetlerin, ülkenin çoğu bölgesinde, özellikle de kabile alanlarında tekrarlandığını söyledi.
Muhammed el-Absi, Husilerin bugün kendi çıkarlarına ulaşmak için yüz çevirme geleneğini sömürdüklerini de belirtti. Gazeteci, Husilerin kabile sakinlerini aynı başlık altında diğer kabile sakinlerine karşı saldırmaları amacıyla seferber etmeye çalıştığını ifade etti.
Yemenli gazeteci Muhammed el-Absi ayrıca, kabilelerin ve cephelerin birleşmemesinin de milislerin ayakta olmasının arkasındaki nedenlerden biri olduğuna dikkati çekti. Absi’ye göre bu durum düzeltilmeden de ihlaller, yaşanmaya devam edecek.

Yemen’in yakın tarihi
Nüfusunun yüzde 56’sı Sünni yüzde 44’ü Zeydi mezhebine mensup olan Yemen’de bir aşiret olan Husiler, 1979 İran Devrimi sonrası Tahran rejimi tarafından 12 İmam Şiiliğine dönüştürüldüler. Politik olarak Tahran rejimine bağlı bir 12 İmamcı Şii teokrasisi kurmayı hedefleyen Husilerin nüfusa oranı ise yüzde 2’yi geçmiyor.  
1978’den bu yana Kuzey Yemen’i, 1990’daki Kuzey-Güney birleşmesinden bu yana da tüm ülkeyi yöneten Ali Abdullah Salih rejimi “Arap Baharı” sürecinde Kasım 2011’de son buldu.
Salih’in yerine Başkan Yardımcısı Abdu Rabbuh Mansur al-Hadi Ocak 2012’de yapılan seçimlerde cumhurbaşkanı seçilirken genel seçimleri de Islah Partisi kazandı.
İran rejimi tarafından silahlandırılan ve ideolojik/dini dönüşüme uğrayan Husiler ise Eylül 2014'ten bu yana başkent Sana ve bazı bölgeleri işgal ederek yönetime askeri darbe yaptı. Darbe sonrası Husiler ile ittifak yapan Ali Abdullah Salih ise Aralık 2017’de ittifakı bozduğu için Husiler tarafından öldürüldü.
Meşru Yemen Cumhurbaşkanı ve Hükümeti ise darbecilerle mücadele için ülkenin ikinci büyükşehiri Aden’i geçici başkent ilan etti. Yemen Ulusal Ordusu Husi işgalini geriletse de mücadelesi sürüyor.
Suudi Arabistan öncülüğündeki koalisyon güçleri ise Mart 2015'ten bu yana Husilere karşı uluslararası toplumun tanıdığı meşru Yemen hükümetine destek veriyor. Koalisyon Husi darbecilerin yanı sıra Yemen’in doğusunda mevzilenen Arap Yarımadası el-Kaidesi ve DEAŞ Sana Vilayeti terör örgütlerine karşı da  mücadele ediyor.
Suudi Arabistan öncülüğündeki Yemen'de Meşruiyeti Destekleme Koalisyonu’nda Bahreyn, Mısır, Ürdün, Kuveyt, Fas, Senegal, Sudan, ve Birleşik Arap Emirlikleri silahlı kuvvetleri bulunuyor. Amerika Birleşik Devletleri (ABD), İngiltere, Pakistan ve Somali ise koalisyona dışarıdan destek veriyor.



Lübnan'ın güneyinde patlama: Bir Asker hayatını kaybetti, 2 asker yaralı

Lübnan'ın güneyindeki Kfar Tebnit köyünde meydana gelen patlama bölgesinden duman yükseliyor (AFP)
Lübnan'ın güneyindeki Kfar Tebnit köyünde meydana gelen patlama bölgesinden duman yükseliyor (AFP)
TT

Lübnan'ın güneyinde patlama: Bir Asker hayatını kaybetti, 2 asker yaralı

Lübnan'ın güneyindeki Kfar Tebnit köyünde meydana gelen patlama bölgesinden duman yükseliyor (AFP)
Lübnan'ın güneyindeki Kfar Tebnit köyünde meydana gelen patlama bölgesinden duman yükseliyor (AFP)

Lübnan'ın güneyinde şüpheli bir cismin patlaması sonucu bir Lübnan askeri hayatını kaybetti, iki asker yaralandı. Alman Haber Ajansı'nın (DPA) aktardığına göre olay, bölgedeki güvenlik endişelerini yeniden gündeme getirdi.

Lübnan Ordusu tarafından bugün yapılan basın açıklamasında, Sur kentine bağlı Mansuri kasabasında orduya ait bir aracın geçişi sırasında şüpheli bir cismin infilak ettiği belirtildi. Açıklamada, bir askerin şehit olduğu, bir subay ile bir askerin ise yaralandığı kaydedildi. Ordunun olayın detaylarını aydınlatmak için soruşturma başlattığı bildirildi.

Cumhurbaşkanı Avn’dan kritik Washington ziyareti

Bu gelişmelerin gölgesinde, Lübnan Cumhurbaşkanı Joseph Avn, ABD Başkanı Donald Trump'ın daveti üzerine bu sabah Washington'a hareket etti. Lübnan Cumhurbaşkanlığı tarafından yapılan açıklamaya göre Avn’a, eşi Nimet Avn eşlik ediyor.

Beyaz Saray'da Trump ile "Lübnan-ABD Zirvesi" gerçekleştirecek olan Avn'ın, üst düzey ABD'li yetkililerle bir dizi görüşme yapması bekleniyor. Şarku’l Avsat’ın aldığı bilgiye göre ziyaretin ana gündem maddeleri arasında; Lübnan'daki durumun değerlendirilmesi, ateşkesin kalıcı hale getirilmesi, ülke genelinde, özellikle de güneyde güvenlik ve istikrarın yeniden tesisi, İsrail'in işgal altında tuttuğu Lübnan topraklarından çekilmesi ve devlet otoritesinin bütün bölgelerde tam olarak hâkim kılınması yer alıyor.

Lübnan, son savaşın ardından İsrail'in işgal ettiği güney bölgelerinden çekilmesine odaklanan müzakereleri sürdürüyor. Cumhurbaşkanı Avn'ın bu ziyareti, 2009 yılında dönemin Cumhurbaşkanı Mişel Süleyman'ın Barack Obama ile görüşmek üzere gerçekleştirdiği ziyaretten sonra bir Lübnan Cumhurbaşkanı tarafından ABD'ye yapılan ilk ziyaret olma özelliği taşıyor.


Libya Ulusal Birlik Hükümeti Savunma Bakan Yardımcısı ile Mısır İstihbarat Başkanı arasındaki görüşmenin anlamı ne?

Mısır Genel İstihbarat Servisi Başkanı Hasan Reşad, Kahire’de Libya Ulusal Birlik Hükümeti (UBH) Savunma Bakan Vekili Abdusselam ez-Zubi’yi kabul etti. (UBH)
Mısır Genel İstihbarat Servisi Başkanı Hasan Reşad, Kahire’de Libya Ulusal Birlik Hükümeti (UBH) Savunma Bakan Vekili Abdusselam ez-Zubi’yi kabul etti. (UBH)
TT

Libya Ulusal Birlik Hükümeti Savunma Bakan Yardımcısı ile Mısır İstihbarat Başkanı arasındaki görüşmenin anlamı ne?

Mısır Genel İstihbarat Servisi Başkanı Hasan Reşad, Kahire’de Libya Ulusal Birlik Hükümeti (UBH) Savunma Bakan Vekili Abdusselam ez-Zubi’yi kabul etti. (UBH)
Mısır Genel İstihbarat Servisi Başkanı Hasan Reşad, Kahire’de Libya Ulusal Birlik Hükümeti (UBH) Savunma Bakan Vekili Abdusselam ez-Zubi’yi kabul etti. (UBH)

Trablus ile Kahire, Libya’nın son dönemde karşı karşıya bulunduğu siyasi ve güvenlik sorunlarına ilişkin istişare ve görüşmelerini genişletti. Görüşmelerde özellikle, yaklaşık 12 yıldır süren bölünmüşlüğü sona erdirecek birleşik bir hükümetin kurulmasını hedefleyen ABD girişiminin hayata geçirilmesi ele alındı.

Mısır Genel İstihbarat Servisi Başkanı Hasan Reşad, perşembe günü el-Alameyn kentinde, Libya Ulusal Birlik Hükümeti (UBH) Savunma Bakan Vekili Abdusselam ez-Zubi ile bir araya geldi. Zubi’nin Mısır’a gerçekleştirdiği ilk resmî ziyaret kapsamında yapılan görüşmede, ABD Başkanı Donald Trump’ın kıdemli danışmanı Massad Boulos’un himayesindeki girişime ilişkin tutum değerlendirildi.

Libya Ulusal Birlik Hükümeti (UBH) Başbakanı Abdulhamid Dibeybe, Trablus’ta Mısır Genel İstihbarat Servisi Başkanı Hasan Reşad’ı ağırladı. (Dibeybe’nin ofisi)Libya Ulusal Birlik Hükümeti (UBH) Başbakanı Abdulhamid Dibeybe, Trablus’ta Mısır Genel İstihbarat Servisi Başkanı Hasan Reşad’ı ağırladı. (Dibeybe’nin ofisi)

Mısır, Libya krizinin çözümüne yönelik yaklaşımında, ülkenin birliği ve toprak bütünlüğünün korunması, ulusal kurumların birleştirilmesi ve tamamen Libyalılar arasında yürütülecek siyasi süreçle kapsamlı bir çözüme ulaşılması gerektiği görüşünü sürdürüyor. Kahire, bu sürecin cumhurbaşkanlığı ve parlamento seçimlerinin önünü açmasını hedefliyor.

Süreci yakından izleyen çevreler, Mısır’ın Libya’daki bölünmüşlüğü derinleştirebilecek ve ülke kurumlarının istikrarlı temeller üzerinde birleştirilmesini zorlaştırabilecek plansız adımlardan endişe duyduğunu belirtiyor. Aynı çevreler, UBH’nin ABD girişimine ilişkin henüz net bir tutum açıklamadığını, bu konunun Kahire ile yürütülen görüşmelerde ele alınan başlıklardan biri olduğunu ifade ediyor.

Kahire yönetimi, Reşad ile Zubi arasındaki görüşmenin ayrıntılarını açıklamazken, Trablus merkezli UBH, toplantının Libya’daki son gelişmeler hakkında iki taraf arasında sürdürülen istişareler ile iki ülkenin güvenlik ve istikrarına hizmet edecek ortak koordinasyonun güçlendirilmesi kapsamında gerçekleştirildiğini bildirdi.

UBH açıklamasında, görüşmede Libya’daki siyasi gelişmeler, ulusal kurumların birleştirilmesine yönelik çabaların desteklenmesi ile güvenlik ve askerî iş birliğinin güçlendirilmesi gibi ortak öneme sahip konuların ele alındığı, bunun da istikrarın pekiştirilmesine ve siyasi sürecin ilerlemesi için uygun ortamın hazırlanmasına katkı sağlayacağı belirtildi.

Reşad ile Zubi arasındaki görüşmede ayrıca, bölgesel güvenlik tehditlerine karşı koordinasyon ve istişare mekanizmalarının güçlendirilmesi ele alındı. Taraflar, bölgenin güvenlik ve istikrarını destekleyecek ve iki ülkenin ortak çıkarlarını koruyacak iş birliğinin sürdürülmesinin önemini vurguladı.

Görüşme, Libya’da yeni bir hükümetin belirlenmesine yönelik Cenevre’de yürütüldüğü öne sürülen gayriresmi müzakerelerin gündemde olduğu bir dönemde yapıldı. Batı Libya’dan üst düzey bir hükümet yetkilisi ise söz konusu iddiaları ne doğruladı ne de yalanladı.

ABD Başkanı Donald Trump’ın danışmanı Massad Boulos, yazılı olmayan bir girişimin hayata geçirilmesi için temaslarını sürdürürken, girişime karşı çıkan bazı kesimler bunun Libya’yı Dibeybe ve Hafter aileleri arasında bölmeyi amaçladığını öne sürüyor. Boulos ise bu iddiaları reddederek girişimin askerî, güvenlik ve ekonomik bölünmüşlüğü sona erdirmeyi hedeflediğini söyledi.

Boulos son günlerde Kahire, Misrata ve Trablus arasında yoğun diplomatik temaslarda bulunurken, Reşad da üst düzey bir heyetle Libya’yı ziyaret etti. Reşad’ın UBH Başbakanı Abdulhamid Dibeybe ile yaptığı görüşmede Libya krizindeki son gelişmeler ele alınırken, Dibeybe görüşmenin iki ülkenin ortak çıkarlarını ve kalkınma çabalarını destekleyecek iş birliğinin geliştirilmesine odaklandığını söylemekle yetindi.

ABD Dışişleri Bakanı Marco Rubio ve Libya Ulusal Ordusu (LUO) Genel Komutan Yardımcısı Orgeneral Saddam Hafter, Washington’da daha önce gerçekleşen bir görüşmede (LUO Genel Komutanlığı)ABD Dışişleri Bakanı Marco Rubio ve Libya Ulusal Ordusu (LUO) Genel Komutan Yardımcısı Orgeneral Saddam Hafter, Washington’da daha önce gerçekleşen bir görüşmede (LUO Genel Komutanlığı)

Kaynaklara göre ABD girişimi, yeni Başkanlık Konseyi’nin başına Libya Ulusal Ordusu (LUO) Genel Komutan Yardımcısı Saddam Hafter’in getirilmesini, buna karşılık Dibeybe’nin ise kurulması için çalışmaların sürdüğü birleşik hükümetin başbakanı olarak görevini sürdürmesini öngörüyor.

Misrata’daki askerî liderler, kanaat önderleri, aşiret temsilcileri ve sivil toplum kuruluşları ise Boulos’a girişime neden karşı çıktıklarını iletti. Söz konusu çevreler, ‘Libya’nın askerileştirilmesine’ ve uluslararası raporlarda yolsuzluk ile insan hakları ihlalleriyle ilişkilendirilen isimlerin yönetime taşınmasına karşı olduklarını vurguladı.

Öte yandan, Siyasi Diyalog Forumu olarak adlandırılan oluşum, dün Cenevre’de düzenlediği bağımsız toplantının ardından sürpriz bir kararla Libyalı Mustafa el-Meczub’u Libya’nın başbakanı olarak seçtiğini duyurdu. Ancak Birleşmiş Milletler Libya Destek Misyonu (UNSMIL) Sözcüsü Muhammed el-Esadi, Şarku’l Avsat’a yaptığı açıklamada, “Bu girişimle hiçbir bağlantımız yok” dedi.

Libyalı taraflar arasında nihai anlaşmanın imzalanmasının ertelenmesi ise yeni bir müzakere turunun önünü açtı. Geçtiğimiz salı günü Tunus’ta düzenlenen BM toplantısı, Yüksek Seçim Komisyonu Başkanlığı ve seçim sürecinin hukuki çerçevesine ilişkin anlaşmazlıkların giderilememesi nedeniyle sonuçsuz sona ermişti.


Gazze'de İsrail ateşiyle üç Filistinli hayatını kaybetti

Gazze Şeridi'nin merkezindeki Nuseyrat mülteci kampında Filistinli çocuklar (AP)
Gazze Şeridi'nin merkezindeki Nuseyrat mülteci kampında Filistinli çocuklar (AP)
TT

Gazze'de İsrail ateşiyle üç Filistinli hayatını kaybetti

Gazze Şeridi'nin merkezindeki Nuseyrat mülteci kampında Filistinli çocuklar (AP)
Gazze Şeridi'nin merkezindeki Nuseyrat mülteci kampında Filistinli çocuklar (AP)

Gazze şehrinin doğusuna düzenlenen İsrail saldırısında 3 Filistinli hayatını kaybetti, çok sayıda kişi yaralandı.

Filistin Medya Merkezi’nin aktardığına göre İsrail güçleri Gazze şehrinin doğusundaki Zeytun Mahallesi'nde bulunan "Devlet Kavşağı" (Mefrak ed-Devle) bölgesinde sivilleri hedef aldı. Saldırı sonucunda 3 kişinin şehit olduğu bildirildi.

Öte yandan, aynı bölgedeki Şucaiyye Mahallesi'nde bulunan el-Zehra Okulu kampına bir İsrail İHA'sı tarafından ateş açıldı; saldırıda en az bir kişinin yaralandığı bildirildi. Ayrıca, Deyr el-Belah şehrinin doğusunda "Sarı Hat" olarak bilinen bölge yakınındaki ilaç fabrikasının çevresinde konuşlanan İsrail askeri araçlarının da bölgeye yönelik ateş açtığı rapor edildi.

Şarku’l Avsat’ın DPA’dan aktardığına göre bu saldırılar, dün Gazze şehrinin çeşitli bölgelerinde düzenlenen ve aralarında bir kız çocuğunun da bulunduğu 12 Filistinlinin hayatını kaybettiği bir dizi hava saldırısının ardından geldi.