Yemen’deki siyasi kart: Kabile gelenekleri

Yemen’in başkenti Sana’daki silahlı Husi milisler (Reuters)
Yemen’in başkenti Sana’daki silahlı Husi milisler (Reuters)
TT

Yemen’deki siyasi kart: Kabile gelenekleri

Yemen’in başkenti Sana’daki silahlı Husi milisler (Reuters)
Yemen’in başkenti Sana’daki silahlı Husi milisler (Reuters)

Halud el-Halali
Yemen’de kabile şeyhlerinin onurlarını korumak için “yüz çevirme” adeti, ülkede yaşanan olumsuzluklara, adaletsizliklere karşı gösterilen geleneksel bir tavır. Geleneklere göre yüz çeviren liderin rızasının alınması ve yüzünü döndürmesi için yalvarılması gerekiyor.   
Ancak bu gelenek, Yemen’de on yıldan fazla bir süredir yaşanan çatışmalarda bir araç olarak kullanılıyor.
Yemen’de söz konusu duruma iki örnek yaşandı: İlk olarak, kabile lideri Şeyh Yasir el-Avadi, Cihad el-Asbahi’nin öldürülmesi üzerine el-Beyda vilayetinde yüz çevirdi. Asbahi, Husi milislerin aradıkları isimleri kovuşturmak için yaptığı bir güvenlik baskınında Husiler tarafından öldürülmüştü.

El-Beyda kabilesi
Öte yandan Husi yayın organları, 27 Nisan’da el-Beyda vilayetindeki et-Tafa kasabasında el-Asbahi aşiretinden bir kadının öldürülmesi sorununu çözmek üzere bir komite görevlendirildiğini duyurdu.
Husilerin siyasi kanadı Ensarullah örgütü Siyasi Büro üyesi Fadl Ebu Talib, Husilere bağlı Dışişleri Bakan Yardımcısı Hüseyin el-Azzi ve el-Beyda vilayeti kanaat önderlerinden Abdullah Ali İdris’i içeren komitenin yayınladığı bildiride, Şeyh Hıdır Abdurrab el-Asbahi’nin yanına gidildiği, komitede kendisini temsil edecek birini seçmesi şartıyla, bir soruşturma komitesi kurulması için uzlaşı sağlandığı aktarıldı. Nitekim Şura Konseyi üyesi Şeyh Maslah Ali Ebu Şaar’ın evinde, bir dizi yetkili, kabile lideri ve toplumsal ismin kalımıyla bir toplantı gerçekleşti.
El-Beyda kabileleri, katillere kısas uygulanmasının içeren bir çözüm benimsemeyen bu arabuluculuğu reddetmeye karar verdiler. Daha sonra Husiler, kabile taleplerini şeytanlaştırmaya yöneldi ve Husi medyası da kabilelere karşı karalama kampanya başlattı.
Yemen Enformasyon Bakan Yardımcısı Abdulbasıt el-Kaidi, Husilerin olası eylemlerinin de el-Beyda kabileleri de dahil Yemenlilere karşı sistematik bir saldırganlığın başlangıcı olduğunu belirtti.
Şarku’l Avsat’ın Independent Arabia’dan aktardığına göre Kaidi’nin yaptığı açıklamada el-Beyda kabilelerinin yüz çevirmesi, ezilenleri destekleme ve milislerin bir kadına karşı gerçekleştirdiği acımasız saldırıya karşı tavrını yansıtıyor.
Geçen Haziran ayının sonunda, Marib’deki Subian aşiretinin meşru hükümet güçleri tarafından saldırıya maruz kaldığı benzer bir olay daha yaşandı.
Husi milisler, durumu istismar ederken, Sana, Zamar, İb, Hudeyde ve Amran kabileleri arasındaki hareketlerini de savaşçı aramak için yoğunlaştırdı.

Husilerden karşı atak
Husi lider Muhammed Alvan, Sana’daki kabile toplantısında “Subian ailesine karşı gerçekleşenler, insani değerlerle ve kabile normlarıyla çelişen bir suçtur” diyerek, durumun kabile geleneklerinde ‘kara bir leke’ olduğunu vurguladı.
Husi lider, bu uygulamaların, sadece dış güçlere hizmet eden ve kabileleri boyun eğdirmeyi amaçlayan Yemen meşruiyet hükümetine sadık kuvvetler tarafından yürütüldüğünü ileri sürdü.
Sana’daki Husi hükümetinde Başbakan Yardımcısı olan Hasan Makbuli, Subian aşiretine karşı işlenen suç sonrasında “Marib vilayetinin kurtuluşunun ve tekfirci milisleri temizlemenin vakti geldiğini” ifade etti.
Makbuli, Yemen’in tüm kabilelerinin Subian aşiretini desteklemesi gerektiğini vurgularken, kabileleri suç eyleminin tekrarlanmaması için Marib şehrinin katillerden temizlenmesi amacıyla ciddi bir adım atmaya çağırdı.
Husi lider, “milislerin kabilelerle olan ilişkisinin, Yemen'in yüksek çıkarları, Yemenlerin onurunun ve egemenliğinin restorasyonu için karşılıklı destekler içerdiğini” söyledi.
Basına konuşma yetkisi olmadığı için isminin verilmesini istemeyen bir Husi lider ise milislerin, Marib’deki Subian aşiretine saldırı suçu işleyen faillere misilleme yapmak için tüm kabilelerin güçlü şekilde seferber olduğunu vurguladı.

Husilerin “yüz çevirme” kartı
Yemen Enformasyon Bakan Yardımcısı Abdulbasit el-Kaidi, “Husilerin Marib’deki tüm eylemlerinin başarısız olması ve vilayette tamamen etkisiz hale getirilmeleri sonrasında Marib’de ele geçirilen Husi hücrelere ilişkin yüz çevirme kartını kullanmaya yöneldiğini” ifade etti. Kaidi, durumu ‘kabileleri kendi kontrol alanlarına çekmek ve onları Marib’e karşı kışkırtmak üzere boş bir kart ve aptalca bir komplo’ olarak niteledi.
Yetkili, Husilerin bu adımının, ‘kabile mensuplarını savaş cephelerine dahil edemediklerinin bir kanıtı olduğunu’ vurguladı.

Hataların sömürülmesi
Yemenli siyasi analist Sam el-Gabari, kabilelerin yüz çevirme adetinin, kabilelerin utançlarını savunmak üzere kabile adetlerinin bir parçası olduğunu ifade etti. Ancak siyasi çekişmeler ve toplumun yapısındaki açık bölünmeler çerçevesinde bu adetin zayıfladığını belirtti.
Gabari, Husilerin işgal altında tuttukları bölgelerde artan yoksulluğu sömürdüğünü ve kabileleri hazinelerin ve fırsatların bulunduğu bölgelere gitmeye ikna etmek için hareket geçirebileceklerine inandığını vurguladı.
Gabari, “Husiler, bu geleneği sadece Marib gibi önemli bir şehri ele geçirmek üzere kullanıyor” dedi.
Sam el-Gabari, yüz çevirme adetinin bilgi devrimi ve iletişim araçları çerçevesinde işe yaramayacağını söylerken, üyelerini kaybedeceğini bilen kabilelerin, iki nedenden dolayı hesaplanmamış bir riski göze almaya cesaret edemeyeceğini ifade etti. Gabari, ilk olarak milisler olarak Husi işgalinin, dayanılmaz bir hale dönüştüğünü ve ilişkilerinin zoraki olduğunu, ikinci nedenin ise çocuklarını Husi milislere teslim eden ailelerin takip ettiği kayıp düzeyinin, kabileleri daha fazla unsur göndermemeye yönelttiğini belirtti.

İlişkilerde tutarsızlık
Gazeteci ve yazar Muhammed el-Absi, Husi milislerle kabileler arasında ilişkilere değinirken, her ikisi tarafın da Yemen’de kabile ile olan ilişkilerde iki zıt yönteme güvendiklerini belirtti.
Absi, Yemen toplumunun kabile yapısının Husiler için bir meydan okuma olduğunu, kontrol ve nüfuz açısından hırsa neden olduğunu ifade etti.
Muhammed el-Absi, Husilerin başlangıçta kabilelerin dini duygularını sömürmeye başvurduğunu ve kabilelerin beyinlerini yıkamak için uzun süre çaba sarf ettiklerini hatırlattı.
Gazeteci yazar Absi, Husi milislerin çıkarlar ve nüfuz konusunda dışlanmış kabilelerle ittifaklar kurmaya çalıştığını ifade etti.

Kabile adetleri
Muhammed el-Absi, Husi milislerin kabile halkını kan parası ödemeye ikna etmek ve dini inançlarını tahrif etmek için mevcut tüm araçları kullanarak kabile geleneklerini sömürmeye başvurduğunu belirtti.
Yemenli gazeteci, Husilerin Yemen kabilelerine karşı yüzlerce suç ve ihlal gerçekleştirdiğini söylerken, barınma alanlarını ve ibadet mekanlarını kötüye kullandıklarını, kadınları öldürdüklerini kaydetti. Absi ayrıca, söz konusu faaliyetlerin, ülkenin çoğu bölgesinde, özellikle de kabile alanlarında tekrarlandığını söyledi.
Muhammed el-Absi, Husilerin bugün kendi çıkarlarına ulaşmak için yüz çevirme geleneğini sömürdüklerini de belirtti. Gazeteci, Husilerin kabile sakinlerini aynı başlık altında diğer kabile sakinlerine karşı saldırmaları amacıyla seferber etmeye çalıştığını ifade etti.
Yemenli gazeteci Muhammed el-Absi ayrıca, kabilelerin ve cephelerin birleşmemesinin de milislerin ayakta olmasının arkasındaki nedenlerden biri olduğuna dikkati çekti. Absi’ye göre bu durum düzeltilmeden de ihlaller, yaşanmaya devam edecek.

Yemen’in yakın tarihi
Nüfusunun yüzde 56’sı Sünni yüzde 44’ü Zeydi mezhebine mensup olan Yemen’de bir aşiret olan Husiler, 1979 İran Devrimi sonrası Tahran rejimi tarafından 12 İmam Şiiliğine dönüştürüldüler. Politik olarak Tahran rejimine bağlı bir 12 İmamcı Şii teokrasisi kurmayı hedefleyen Husilerin nüfusa oranı ise yüzde 2’yi geçmiyor.  
1978’den bu yana Kuzey Yemen’i, 1990’daki Kuzey-Güney birleşmesinden bu yana da tüm ülkeyi yöneten Ali Abdullah Salih rejimi “Arap Baharı” sürecinde Kasım 2011’de son buldu.
Salih’in yerine Başkan Yardımcısı Abdu Rabbuh Mansur al-Hadi Ocak 2012’de yapılan seçimlerde cumhurbaşkanı seçilirken genel seçimleri de Islah Partisi kazandı.
İran rejimi tarafından silahlandırılan ve ideolojik/dini dönüşüme uğrayan Husiler ise Eylül 2014'ten bu yana başkent Sana ve bazı bölgeleri işgal ederek yönetime askeri darbe yaptı. Darbe sonrası Husiler ile ittifak yapan Ali Abdullah Salih ise Aralık 2017’de ittifakı bozduğu için Husiler tarafından öldürüldü.
Meşru Yemen Cumhurbaşkanı ve Hükümeti ise darbecilerle mücadele için ülkenin ikinci büyükşehiri Aden’i geçici başkent ilan etti. Yemen Ulusal Ordusu Husi işgalini geriletse de mücadelesi sürüyor.
Suudi Arabistan öncülüğündeki koalisyon güçleri ise Mart 2015'ten bu yana Husilere karşı uluslararası toplumun tanıdığı meşru Yemen hükümetine destek veriyor. Koalisyon Husi darbecilerin yanı sıra Yemen’in doğusunda mevzilenen Arap Yarımadası el-Kaidesi ve DEAŞ Sana Vilayeti terör örgütlerine karşı da  mücadele ediyor.
Suudi Arabistan öncülüğündeki Yemen'de Meşruiyeti Destekleme Koalisyonu’nda Bahreyn, Mısır, Ürdün, Kuveyt, Fas, Senegal, Sudan, ve Birleşik Arap Emirlikleri silahlı kuvvetleri bulunuyor. Amerika Birleşik Devletleri (ABD), İngiltere, Pakistan ve Somali ise koalisyona dışarıdan destek veriyor.



Seyfülislam Kaddafi'nin koruması kendini savundu: Suçlu onun kayıtsızlığıdır

“Ebubekir el-Sıddık” taburunun eski komutanı Acmi el-Atiri, Seyfülislam Kaddafi'nin mezarının başında (El-Atiri'nin Facebook sayfası)
“Ebubekir el-Sıddık” taburunun eski komutanı Acmi el-Atiri, Seyfülislam Kaddafi'nin mezarının başında (El-Atiri'nin Facebook sayfası)
TT

Seyfülislam Kaddafi'nin koruması kendini savundu: Suçlu onun kayıtsızlığıdır

“Ebubekir el-Sıddık” taburunun eski komutanı Acmi el-Atiri, Seyfülislam Kaddafi'nin mezarının başında (El-Atiri'nin Facebook sayfası)
“Ebubekir el-Sıddık” taburunun eski komutanı Acmi el-Atiri, Seyfülislam Kaddafi'nin mezarının başında (El-Atiri'nin Facebook sayfası)

Libya’da Seyfülislam Kaddafi’nin korumasını üstlenen askeri tabur komutanının açıklamaları, kamuoyunda geniş yankı uyandırırken, toplumsal bir tartışmanın fitilini ateşledi. Komutan, Kaddafi'nin güvenliğindeki zafiyetleri ve ona yönelik suikast planlarından haberdar olduğunu ilk kez itiraf etti.

Tabur Komutanı Albay Acmi el-Atiri, Seyfülislam Kaddafi’nin geçtiğimiz 3 Şubat’ta suikasta kurban gitmesinden bu yana ilk kez konuştu. Kaddafi’nin 2011 yılından itibaren Zintan şehrinde ikamet ettiği dönemin perde arkasına dair bilgiler paylaşan el-Atiri şunları söyledi:

"Başlangıçta tabur tarafından çok sıkı bir güvenlik çemberine alınmıştı. Ancak 'Genel Af Yasası' çıktıktan sonra, Zintan halkından gönüllülerin yardımıyla kendi güvenliğini kendisi sağlamaya başladı."

Hatalı davrandı, tedbirsizdi

Albay el-Atiri, Kaddafi’nin son dönemindeki tutumunu eleştirerek sürecin nasıl suikasta evrildiğine dair şu dikkat çekici ifadeleri kullandı: Hatalı bir yol izledi. Güvenli olmayan bir bölgede, oldukça kısıtlı koruma ekibiyle kalmayı tercih etti. Durumu hafife aldı, aşırı bir kayıtsızlık içinde hareket etti ve ziyaretçi kabul etmeye başladı.


Irak’ta hükümeti kurmakla görevlendirilen Zeydi, İran Cumhurbaşkanı Pezeşkiyan’a ABD ile arabuluculuk teklifinde bulundu

Irak’ta hükümeti kurmakla görevlendirilen Ali ez-Zeydi, başkent Bağdat'taki bir toplantı sırasında, 27 Nisan 2026 (AP)
Irak’ta hükümeti kurmakla görevlendirilen Ali ez-Zeydi, başkent Bağdat'taki bir toplantı sırasında, 27 Nisan 2026 (AP)
TT

Irak’ta hükümeti kurmakla görevlendirilen Zeydi, İran Cumhurbaşkanı Pezeşkiyan’a ABD ile arabuluculuk teklifinde bulundu

Irak’ta hükümeti kurmakla görevlendirilen Ali ez-Zeydi, başkent Bağdat'taki bir toplantı sırasında, 27 Nisan 2026 (AP)
Irak’ta hükümeti kurmakla görevlendirilen Ali ez-Zeydi, başkent Bağdat'taki bir toplantı sırasında, 27 Nisan 2026 (AP)

Irak’ta hükümeti kurmakla görevlendirilen Ali Falih ez-Zeydi dün, Irak'ın krizleri yönetme ve İran ile ABD arasında arabuluculuk rolü üstlenme kapasitesine sahip olduğunu vurguladı. Irak hükümeti tarafından yapılan açıklamaya göre Zeydi, İran Cumhurbaşkanı Mesud Pezeşkiyan ile yaptığı telefon görüşmesinde ‘Irak'ın diplomatik süreci destekleyen ve anlaşmazlıkların çözümü ile krizlerin yönetiminde diyalogu benimseyen tutumunu’ dile getirdi. Alman Haber Ajansı DPA’nın aktardığına göre Zeydi, Irak'ın İran ile ABD arasında arabuluculuk rolüne katkıda bulunma kapasitesine sahip olduğunu da vurguladı.

Açıklamaya göre görüşmede iki ülke arasındaki iş birliği ilişkileri ve bu ilişkilerin desteklenmesi ile güçlendirilmesinin yolları ele alındı. İki taraf, önümüzdeki dönemde karşılıklı ziyaretler gerçekleştirme konusunda mutabık kaldı.

Hatırlanacağı üzere Pakistan, arabulucu olarak geçtiğimiz ayın başlarında İran ile ABD arasında bir müzakere turuna ev sahipliği yapmış, ancak başta İran'ın nükleer programı olmak üzere çeşitli konulardaki anlaşmazlıklar nedeniyle bu tur başarısızlıkla sonuçlanmıştı.


Gazze anlaşması: Kahire müzakereleri, Mladenov ve arabulucuların girişimlerinin sonuçlarını bekliyor

Gazze Şeridi’nin kuzeyindeki Cibaliye Mülteci Kampı’nda yıkılmış binaların enkazı arasında yürüyen Filistinliler (AFP)
Gazze Şeridi’nin kuzeyindeki Cibaliye Mülteci Kampı’nda yıkılmış binaların enkazı arasında yürüyen Filistinliler (AFP)
TT

Gazze anlaşması: Kahire müzakereleri, Mladenov ve arabulucuların girişimlerinin sonuçlarını bekliyor

Gazze Şeridi’nin kuzeyindeki Cibaliye Mülteci Kampı’nda yıkılmış binaların enkazı arasında yürüyen Filistinliler (AFP)
Gazze Şeridi’nin kuzeyindeki Cibaliye Mülteci Kampı’nda yıkılmış binaların enkazı arasında yürüyen Filistinliler (AFP)

Gazze Şeridi’nde ateşkes anlaşmasının uygulanmasına yönelik müzakereler ikinci haftasına girerken, gözler Gazze Barış Kurulu Yüksek Temsilcisi Nikolay Mladenov ile arabulucuların yürüttüğü temasların sonuçlarına çevrildi. Taraflar arasında anlaşmanın ikinci aşamasına, yani Hamas’ın silahsızlandırılması ve İsrail’in bölgeden çekilmesine geçilememesi dikkat çekerken, Hamas ilk aşamanın tamamlanması gerektiğini vurguluyor. Bu kapsamda özellikle yardımların artırılması ve İsrail ihlallerinin durdurulması öne çıkan başlıklar arasında yer alıyor.

Tarafların ayrıntılarını kamuoyuyla paylaşmaktan kaçındığı bu süreç, uzmanlara göre anlaşmaya varma yolunda zorluklara işaret ediyor. Şarku’l Avsat’a konuşan uzmanlar, arabulucuların yoğun çabalarına ve Mladenov’un İsrail ziyareti gibi diplomatik temaslara rağmen ilerlemenin sınırlı kaldığını belirtiyor. Uzmanlar, İsrail’in somut adımlar atmadan süreci oyalamayı sürdürebileceğini, buna karşılık arabulucuların yeni bir müzakere turu için ısrarcı olacağını öngörüyor.

İsrail medyasında müzakerelerin ‘çöktüğü’ yönünde haberler yer alırken, Şarku’l Avsat’a konuşan Filistinli bir kaynak bu iddiaları yalanladı. Kaynak, arabulucular ile Hamas ve diğer Filistinli gruplar arasında görüşmelerin sürdüğünü ifade ederek, Mladenov’un Tel Aviv’den döndükten sonra İsrail’in sunulan önerilere vereceği yanıtın beklendiğini aktardı. Bu yanıtın, Kahire’de devam eden müzakerelerin geleceğini ve gerekli düzenlemelerin ardından ‘teknokrat komitenin’ devreye girip girmeyeceğini belirleyeceği kaydedildi.

Arabulucuların sürekli hamleleri

Kahire’de yürütülen müzakereler ikinci haftasına girerken, Mladenov dün Batı Kudüs’te İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu ile bir araya geldi. Görüşme, Mladenov’un ofisinden yapılan açıklamayla duyuruldu.

Görüşmenin ardından Mladenov, X platformundaki hesabından yaptığı paylaşımda, Netanyahu ile ‘gelecek süreç hakkında olumlu ve kapsamlı bir görüşme’ gerçekleştirdiklerini belirtti. Tüm taraflarla birlikte bu taahhütleri somut adımlara dönüştürmek için çalıştıklarını kaydeden Mladenov, ilerleme sağlanabilmesi için bazı kararların alınması gerektiğini ifade etti, ancak bu kararların içeriğine ilişkin detay vermedi.

İsrail Ordu Radyosu ise pazartesi günü, Mladenov’un pazar gecesi İsrail’e ulaştığını duyurdu. Yayında, Mladenov’un Kahire’de Hamas ile yürüttüğü görüşmelerin ‘çökmesinin’ ardından İsrail’e geldiği öne sürülerek, Gazze Şeridi’ne insani yardımların girişine izin verilmesi ve İsrail’in bölgedeki askeri operasyonlarının azaltılması yönünde talepte bulunacağı iddia edildi.

Halil el-Hayye başkanlığındaki Hamas heyeti iki haftadır Kahire’de bulunmayı sürdürürken, İsrail Kamu Yayın Kurumu, hareket ile Mladenov arasında yürütülen görüşmelerin ‘çıkmaza girdiğini’ ileri sürdü.

dsvfd
Gazze Şeridi’nin orta kesimindeki Nuseyrat Mülteci Kampı’nda bir aşevinden dağıtılacak yemeği bekleyen Filistinliler (AFP)

İsrail Kamu Yayın Kurumu ve İsrail Ordu Radyosu, pazar günü yayımladıkları haberlerde, Hamas’ın ikinci aşamaya geçilmeden önce ilk aşama maddelerinin eksiksiz uygulanmasında ısrar ettiğini aktardı. Haberlere göre Hamas, silahsızlanma konusunun yalnızca kapsamlı bir ulusal çerçevede ve Filistin devletinin kurulmasının güvence altına alınması durumunda ele alınmasını talep ediyor. Ayrıca hareketin, Gazze Şeridi’nin yeniden inşasına başlanmadan ve İsrail güçleri bölgeden çekilmeden silahsızlanma dosyasının gündeme getirilmesine karşı çıktığı ifade edildi.

Mısırlı siyasi analist Halid Ukkaşe, İsrail’in çekilme yükümlülüğünden kaçınmak için süreci oyaladığını ve bu tutumunu sürdürmesinin beklendiğini belirtti. Ukkaşe, Kahire’nin müzakerelerin başarıya ulaşmasına ve Gazze anlaşma planındaki yükümlülüklerin hayata geçirilmesine önem verdiğini vurgulayarak, ikinci aşamaya geçilmesinin gerekliliğine dikkat çekti. Mısır’ın görüşmelerin çökmesine izin vermeyeceğini ifade eden Ukkaşe, Washington ile paralel bir diplomatik hat açılarak sürecin ilerletilmeye çalışıldığını dile getirdi.

Filistinli siyasi analist Eymen er-Rakab ise Mladenov’un, Gazze Şeridi’nde silahsızlanmanın aşamalı şekilde gerçekleştirilmesine yönelik öneriye İsrail’den yanıt almaya çalıştığını söyledi. Rakab, Tel Aviv’in müzakerelerin başarısız olduğu yönündeki söylemlerinin, Gazze Şeridi’nin geri kalanını kontrol altına alma isteğiyle bağlantılı olabileceğini öne sürdü.

Rakab ayrıca, İsrail’in birkaç ay sonra yapılacak seçimler (ekim ayında) nedeniyle mevcut önerileri kabul etmesinin zor olduğunu ifade etti. İsrail kamuoyunda savaş hedeflerinin gerçekleştirilememiş olmasının bir sorun teşkil ettiğini belirten Rakab, bu şartlarda anlaşmaya varılmasının siyasi kayıp anlamına gelebileceğini savundu.

Öte yandan Rakab, İsrail ile Mladenov arasında bir anlaşma sağlanarak Gazze’ye yönelik bir komitenin devreye girmesi ihtimalini de düşük gördü. Bu değerlendirmesini, İsrail’in seçimler tamamlanana kadar sürece yönelik süregelen itirazlarına ve sahada ne uluslararası istikrar güçlerinin ne de bir Filistin polis gücünün bulunmamasına dayandırdı.

Olası bir savaş

Bu diplomatik hareketlilik, Gazze Şeridi’nde yeni bir savaşın patlak verebileceği yönündeki endişelerle birlikte yaşanıyor. İsrail Kamu Yayın Kurumu cumartesi günü yaptığı haberde, güvenlik kabinesinin, Hamas’ın silahsızlanma anlaşmasına uymadığı sonucuna varılmasının ardından Gazze Şeridi’ne yönelik savaşın yeniden başlatılması ihtimalini değerlendirmeye hazırlandığını aktardı.

Maariv gazetesine konuşan İsrail Genelkurmay Başkanı Eyal Zamir ise, “bir sonraki çatışmanın Gazze Şeridi’nde olabileceğini, çünkü savaşın henüz sona ermediğini” söyledi. Zamir, Hamas’ın silahsızlanma sürecini engellemesi durumunda ordunun savaşı tüm gücüyle yeniden başlatmak zorunda kalabileceği uyarısında bulundu.

ddfvferv
Gazze şehrindeki bir hastanede bir çocuğun cenazesinin yanında göz yaşı döken yakınları (AFP)

Hamas Siyasi Büro üyesi Basim Naim cumartesi günü yaptığı açıklamada, hareketin ‘direnişin silahı’ konusunun müzakere edilmesini reddettiğini söyledi. Naim, bunun meşru bir hak olduğunu vurgulayarak, kalıcı bir ateşkes sağlanmadan ve karşılıklı güvenlik düzenlemeleri oluşturulmadan bu konunun tartışılmasının kabul edilemez olduğunu ifade etti.

Bu çerçevede Ukkaşe, Kahire’nin müzakere sürecinin devamına büyük önem vereceğini ve İsrail’in oyalama taktiklerini boşa çıkarmak amacıyla yeni görüşme turlarının gündeme gelebileceğini belirtti.

Rakab ise Mısır ve Türkiye’nin Hamas ile yürüttüğü temasların yeni turlarla devam etmesini beklediğini dile getirdi. Rakab, hareketin gelecekteki düzenlemelerde söz sahibi olmayı hedeflediğine dikkat çekti. Ayrıca İsrail’in hem seçim hesapları doğrultusunda kazanım elde etmek hem de müzakereler sırasında Hamas üzerinde baskı kurmak için savaş seçeneğini gündemde tutmayı sürdürebileceğini ifade etti.