Yemen’deki siyasi kart: Kabile gelenekleri

Yemen’in başkenti Sana’daki silahlı Husi milisler (Reuters)
Yemen’in başkenti Sana’daki silahlı Husi milisler (Reuters)
TT

Yemen’deki siyasi kart: Kabile gelenekleri

Yemen’in başkenti Sana’daki silahlı Husi milisler (Reuters)
Yemen’in başkenti Sana’daki silahlı Husi milisler (Reuters)

Halud el-Halali
Yemen’de kabile şeyhlerinin onurlarını korumak için “yüz çevirme” adeti, ülkede yaşanan olumsuzluklara, adaletsizliklere karşı gösterilen geleneksel bir tavır. Geleneklere göre yüz çeviren liderin rızasının alınması ve yüzünü döndürmesi için yalvarılması gerekiyor.   
Ancak bu gelenek, Yemen’de on yıldan fazla bir süredir yaşanan çatışmalarda bir araç olarak kullanılıyor.
Yemen’de söz konusu duruma iki örnek yaşandı: İlk olarak, kabile lideri Şeyh Yasir el-Avadi, Cihad el-Asbahi’nin öldürülmesi üzerine el-Beyda vilayetinde yüz çevirdi. Asbahi, Husi milislerin aradıkları isimleri kovuşturmak için yaptığı bir güvenlik baskınında Husiler tarafından öldürülmüştü.

El-Beyda kabilesi
Öte yandan Husi yayın organları, 27 Nisan’da el-Beyda vilayetindeki et-Tafa kasabasında el-Asbahi aşiretinden bir kadının öldürülmesi sorununu çözmek üzere bir komite görevlendirildiğini duyurdu.
Husilerin siyasi kanadı Ensarullah örgütü Siyasi Büro üyesi Fadl Ebu Talib, Husilere bağlı Dışişleri Bakan Yardımcısı Hüseyin el-Azzi ve el-Beyda vilayeti kanaat önderlerinden Abdullah Ali İdris’i içeren komitenin yayınladığı bildiride, Şeyh Hıdır Abdurrab el-Asbahi’nin yanına gidildiği, komitede kendisini temsil edecek birini seçmesi şartıyla, bir soruşturma komitesi kurulması için uzlaşı sağlandığı aktarıldı. Nitekim Şura Konseyi üyesi Şeyh Maslah Ali Ebu Şaar’ın evinde, bir dizi yetkili, kabile lideri ve toplumsal ismin kalımıyla bir toplantı gerçekleşti.
El-Beyda kabileleri, katillere kısas uygulanmasının içeren bir çözüm benimsemeyen bu arabuluculuğu reddetmeye karar verdiler. Daha sonra Husiler, kabile taleplerini şeytanlaştırmaya yöneldi ve Husi medyası da kabilelere karşı karalama kampanya başlattı.
Yemen Enformasyon Bakan Yardımcısı Abdulbasıt el-Kaidi, Husilerin olası eylemlerinin de el-Beyda kabileleri de dahil Yemenlilere karşı sistematik bir saldırganlığın başlangıcı olduğunu belirtti.
Şarku’l Avsat’ın Independent Arabia’dan aktardığına göre Kaidi’nin yaptığı açıklamada el-Beyda kabilelerinin yüz çevirmesi, ezilenleri destekleme ve milislerin bir kadına karşı gerçekleştirdiği acımasız saldırıya karşı tavrını yansıtıyor.
Geçen Haziran ayının sonunda, Marib’deki Subian aşiretinin meşru hükümet güçleri tarafından saldırıya maruz kaldığı benzer bir olay daha yaşandı.
Husi milisler, durumu istismar ederken, Sana, Zamar, İb, Hudeyde ve Amran kabileleri arasındaki hareketlerini de savaşçı aramak için yoğunlaştırdı.

Husilerden karşı atak
Husi lider Muhammed Alvan, Sana’daki kabile toplantısında “Subian ailesine karşı gerçekleşenler, insani değerlerle ve kabile normlarıyla çelişen bir suçtur” diyerek, durumun kabile geleneklerinde ‘kara bir leke’ olduğunu vurguladı.
Husi lider, bu uygulamaların, sadece dış güçlere hizmet eden ve kabileleri boyun eğdirmeyi amaçlayan Yemen meşruiyet hükümetine sadık kuvvetler tarafından yürütüldüğünü ileri sürdü.
Sana’daki Husi hükümetinde Başbakan Yardımcısı olan Hasan Makbuli, Subian aşiretine karşı işlenen suç sonrasında “Marib vilayetinin kurtuluşunun ve tekfirci milisleri temizlemenin vakti geldiğini” ifade etti.
Makbuli, Yemen’in tüm kabilelerinin Subian aşiretini desteklemesi gerektiğini vurgularken, kabileleri suç eyleminin tekrarlanmaması için Marib şehrinin katillerden temizlenmesi amacıyla ciddi bir adım atmaya çağırdı.
Husi lider, “milislerin kabilelerle olan ilişkisinin, Yemen'in yüksek çıkarları, Yemenlerin onurunun ve egemenliğinin restorasyonu için karşılıklı destekler içerdiğini” söyledi.
Basına konuşma yetkisi olmadığı için isminin verilmesini istemeyen bir Husi lider ise milislerin, Marib’deki Subian aşiretine saldırı suçu işleyen faillere misilleme yapmak için tüm kabilelerin güçlü şekilde seferber olduğunu vurguladı.

Husilerin “yüz çevirme” kartı
Yemen Enformasyon Bakan Yardımcısı Abdulbasit el-Kaidi, “Husilerin Marib’deki tüm eylemlerinin başarısız olması ve vilayette tamamen etkisiz hale getirilmeleri sonrasında Marib’de ele geçirilen Husi hücrelere ilişkin yüz çevirme kartını kullanmaya yöneldiğini” ifade etti. Kaidi, durumu ‘kabileleri kendi kontrol alanlarına çekmek ve onları Marib’e karşı kışkırtmak üzere boş bir kart ve aptalca bir komplo’ olarak niteledi.
Yetkili, Husilerin bu adımının, ‘kabile mensuplarını savaş cephelerine dahil edemediklerinin bir kanıtı olduğunu’ vurguladı.

Hataların sömürülmesi
Yemenli siyasi analist Sam el-Gabari, kabilelerin yüz çevirme adetinin, kabilelerin utançlarını savunmak üzere kabile adetlerinin bir parçası olduğunu ifade etti. Ancak siyasi çekişmeler ve toplumun yapısındaki açık bölünmeler çerçevesinde bu adetin zayıfladığını belirtti.
Gabari, Husilerin işgal altında tuttukları bölgelerde artan yoksulluğu sömürdüğünü ve kabileleri hazinelerin ve fırsatların bulunduğu bölgelere gitmeye ikna etmek için hareket geçirebileceklerine inandığını vurguladı.
Gabari, “Husiler, bu geleneği sadece Marib gibi önemli bir şehri ele geçirmek üzere kullanıyor” dedi.
Sam el-Gabari, yüz çevirme adetinin bilgi devrimi ve iletişim araçları çerçevesinde işe yaramayacağını söylerken, üyelerini kaybedeceğini bilen kabilelerin, iki nedenden dolayı hesaplanmamış bir riski göze almaya cesaret edemeyeceğini ifade etti. Gabari, ilk olarak milisler olarak Husi işgalinin, dayanılmaz bir hale dönüştüğünü ve ilişkilerinin zoraki olduğunu, ikinci nedenin ise çocuklarını Husi milislere teslim eden ailelerin takip ettiği kayıp düzeyinin, kabileleri daha fazla unsur göndermemeye yönelttiğini belirtti.

İlişkilerde tutarsızlık
Gazeteci ve yazar Muhammed el-Absi, Husi milislerle kabileler arasında ilişkilere değinirken, her ikisi tarafın da Yemen’de kabile ile olan ilişkilerde iki zıt yönteme güvendiklerini belirtti.
Absi, Yemen toplumunun kabile yapısının Husiler için bir meydan okuma olduğunu, kontrol ve nüfuz açısından hırsa neden olduğunu ifade etti.
Muhammed el-Absi, Husilerin başlangıçta kabilelerin dini duygularını sömürmeye başvurduğunu ve kabilelerin beyinlerini yıkamak için uzun süre çaba sarf ettiklerini hatırlattı.
Gazeteci yazar Absi, Husi milislerin çıkarlar ve nüfuz konusunda dışlanmış kabilelerle ittifaklar kurmaya çalıştığını ifade etti.

Kabile adetleri
Muhammed el-Absi, Husi milislerin kabile halkını kan parası ödemeye ikna etmek ve dini inançlarını tahrif etmek için mevcut tüm araçları kullanarak kabile geleneklerini sömürmeye başvurduğunu belirtti.
Yemenli gazeteci, Husilerin Yemen kabilelerine karşı yüzlerce suç ve ihlal gerçekleştirdiğini söylerken, barınma alanlarını ve ibadet mekanlarını kötüye kullandıklarını, kadınları öldürdüklerini kaydetti. Absi ayrıca, söz konusu faaliyetlerin, ülkenin çoğu bölgesinde, özellikle de kabile alanlarında tekrarlandığını söyledi.
Muhammed el-Absi, Husilerin bugün kendi çıkarlarına ulaşmak için yüz çevirme geleneğini sömürdüklerini de belirtti. Gazeteci, Husilerin kabile sakinlerini aynı başlık altında diğer kabile sakinlerine karşı saldırmaları amacıyla seferber etmeye çalıştığını ifade etti.
Yemenli gazeteci Muhammed el-Absi ayrıca, kabilelerin ve cephelerin birleşmemesinin de milislerin ayakta olmasının arkasındaki nedenlerden biri olduğuna dikkati çekti. Absi’ye göre bu durum düzeltilmeden de ihlaller, yaşanmaya devam edecek.

Yemen’in yakın tarihi
Nüfusunun yüzde 56’sı Sünni yüzde 44’ü Zeydi mezhebine mensup olan Yemen’de bir aşiret olan Husiler, 1979 İran Devrimi sonrası Tahran rejimi tarafından 12 İmam Şiiliğine dönüştürüldüler. Politik olarak Tahran rejimine bağlı bir 12 İmamcı Şii teokrasisi kurmayı hedefleyen Husilerin nüfusa oranı ise yüzde 2’yi geçmiyor.  
1978’den bu yana Kuzey Yemen’i, 1990’daki Kuzey-Güney birleşmesinden bu yana da tüm ülkeyi yöneten Ali Abdullah Salih rejimi “Arap Baharı” sürecinde Kasım 2011’de son buldu.
Salih’in yerine Başkan Yardımcısı Abdu Rabbuh Mansur al-Hadi Ocak 2012’de yapılan seçimlerde cumhurbaşkanı seçilirken genel seçimleri de Islah Partisi kazandı.
İran rejimi tarafından silahlandırılan ve ideolojik/dini dönüşüme uğrayan Husiler ise Eylül 2014'ten bu yana başkent Sana ve bazı bölgeleri işgal ederek yönetime askeri darbe yaptı. Darbe sonrası Husiler ile ittifak yapan Ali Abdullah Salih ise Aralık 2017’de ittifakı bozduğu için Husiler tarafından öldürüldü.
Meşru Yemen Cumhurbaşkanı ve Hükümeti ise darbecilerle mücadele için ülkenin ikinci büyükşehiri Aden’i geçici başkent ilan etti. Yemen Ulusal Ordusu Husi işgalini geriletse de mücadelesi sürüyor.
Suudi Arabistan öncülüğündeki koalisyon güçleri ise Mart 2015'ten bu yana Husilere karşı uluslararası toplumun tanıdığı meşru Yemen hükümetine destek veriyor. Koalisyon Husi darbecilerin yanı sıra Yemen’in doğusunda mevzilenen Arap Yarımadası el-Kaidesi ve DEAŞ Sana Vilayeti terör örgütlerine karşı da  mücadele ediyor.
Suudi Arabistan öncülüğündeki Yemen'de Meşruiyeti Destekleme Koalisyonu’nda Bahreyn, Mısır, Ürdün, Kuveyt, Fas, Senegal, Sudan, ve Birleşik Arap Emirlikleri silahlı kuvvetleri bulunuyor. Amerika Birleşik Devletleri (ABD), İngiltere, Pakistan ve Somali ise koalisyona dışarıdan destek veriyor.



Zeydi, silahların kontrol altına alınması girişiminin başarısız olacağı uyarısında bulundu

Başbakan Ali ez-Zeydi’nin katıldığı “Koordinasyon Çerçevesi” toplantısından (Irak Haber Ajansı)
Başbakan Ali ez-Zeydi’nin katıldığı “Koordinasyon Çerçevesi” toplantısından (Irak Haber Ajansı)
TT

Zeydi, silahların kontrol altına alınması girişiminin başarısız olacağı uyarısında bulundu

Başbakan Ali ez-Zeydi’nin katıldığı “Koordinasyon Çerçevesi” toplantısından (Irak Haber Ajansı)
Başbakan Ali ez-Zeydi’nin katıldığı “Koordinasyon Çerçevesi” toplantısından (Irak Haber Ajansı)

Irak Başbakanı Ali ez-Zeydi, Şii “Koordinasyon Çerçevesi” güçlerini, silahların devlet kontrolünde toplanmasına ilişkin belirlenen takvimlere uymamanın doğuracağı sonuçlar konusunda uyardı. Zeydi, “hükümet kabinesinin tamamlanması da dahil olmak üzere bütün dosyaların sonuçlandırılması ve böylece devletin egemenliği ile ülke ve bölgedeki güvenliğin istikrarının güçlendirilmesi” gerektiğini vurguladı.

Konuya yakın bir kaynak Şarku’l Avsat’a, “Zeydi ayrıca gruplarla müzakereler yürüten komitenin çalışmalarının desteklenmesi ve üzerinde mutabık kalınan takvim doğrultusunda silahların teslim edilmesine ilişkin nihai bir anlaşmaya varılması gerektiğini vurguladı. Zeydi, son Washington ziyaretinde ABD yönetimiyle görüştüğü başlıca konuları ve bu sürecin başarısız olması halinde Irak’ın karşı karşıya kalabileceği ekonomik, siyasi ve güvenlik sonuçlarını da ele aldı” dedi.

Öte yandan Zeydi, “Egemenlik Günü” etkinlikleri kapsamında Bağdat’taki “Tahrir Meydanı”nda düzenlenen askerî geçit sırasında Haşdi Şabi bünyesindeki bazı grupların ABD bayrağına yönelik eyleminin ayrıntılarını ortaya çıkarmak üzere bir soruşturma komisyonu kurulması talimatını verdi.


Yemen, devletin yeniden tesis edilmesi için operasyon başlattı; koalisyon destek veriyor

El-Alimi 
El-Alimi 
TT

Yemen, devletin yeniden tesis edilmesi için operasyon başlattı; koalisyon destek veriyor

El-Alimi 
El-Alimi 

Yemen Başkanlık Konseyi Başkanı Reşad el-Alimi, dün İran’la müttefik olan Husilere karşı, cumhuriyet topraklarının geri kalanını yeniden ele geçirmek, devlet otoritesini ve kurumlarını ülkenin tamamında tesis etmek amacıyla askerî operasyonların başlatıldığını duyurdu.

Alimi’nin açıklamasından saatler sonra, “Meşru Hükümete Destek Koalisyonu” Komutanlığı, Yemen güçlerine tam operasyonel destek sağlanacağını ve “devlet ile kurumları yeniden tesis edilene, terörist Husi milislerinden kurtuluna ve deniz seyrüseferine yönelik tehdid sona erdirilene kadar” meşru hükümetin yanında olunacağını açıkladı.

Koalisyon güçleri Sözcüsü Tümgeneral Türki el-Maliki yaptığı açıklamada, “Terörist Husi milislerinin Suudi Arabistan’a yönelik saldırıları... terörist Husi milislerinin saldırgan eylemlerini caydırmak amacıyla gerekli ve zorunlu tedbirlerin sürdürülmesini gerektiriyor. Bu tedbirler, Krallığın güvenlik ve egemenliğinin yanı sıra bölgesel ve uluslararası güvenliği korumayı amaçlıyor” ifadelerini kullandı.

Alimi operasyonların, “görev tamamlanıncaya kadar” onaylanan planlar doğrultusunda sürdürüleceğini belirtirken, söz konusu açıklama, Husilerle gerilimi düşürme ve barış sağlama girişimlerinin sonuçsuz kalmasının ardından hazırlık ve seferberlik aşamasından açık askerî harekât aşamasına resmî geçiş anlamına geliyor.

Alimi, Yemen halkına hitaben yaptığı konuşmada, silahlı kuvvetler, güvenlik güçleri ve tüm askerî birliklere görevlerini yerine getirmeleri yönünde talimat verildiğini belirtti. Alimi, savaşın devlet kurumlarını yeniden tesis etmeyi amaçladığını, Husilerin kontrolündeki bölgelerde yaşayanlara, herhangi bir mezhep veya kabileye karşı yürütülmediğini vurguladı.

Husilerin kontrolündeki bölgelerde yaşayanlara askerî mevzilerden, askerî toplanma noktalarından ve ikmal yollarından uzak durmaları çağrısında bulunan Alimi, ailelerden çocuklarının çatışmalara sürüklenmesini engellemelerini istedi. Alimi ayrıca silah bırakarak Husiler safında savaşmayı bırakanlara yönelik güvenli dönüş ve ilan edilen af politikasına bağlı kalacaklarını yineledi.

Hükümet güçlerine ve direniş gruplarına yönelik mesajında Başkanlık Konseyi Başkanı, görevin “yalnızca toprakları geri almak değil, devleti de bu topraklara yeniden götürmek” olduğunu vurguladı. Alimi, sivillerin ve malların korunması ile hukuka uyulması çağrısında bulunarak intikam, misilleme veya masumlara yönelik saldırılara izin verilmeyeceğini belirtti.

Alimi’nin açıklaması, Taiz vilayetindeki çatışmaların şiddetlendiği bir dönemde yapıldı. Şarku’l Avsat’ın edindiği bilgiye göre Husiler, Taiz kentini güney kırsalı ve hükümetin kontrolündeki Lahic ve Aden gibi bölgelerle bağlayan yolları kesme amacıyla kentin güneybatısındaki kırsal kesimlere yönelik saldırılarını yoğunlaştırdı.

Çatışmalar nedeniyle Turba ile Taiz kenti arasındaki yolun ulaşıma kapandı. Bu gelişmenin, Taiz kentinin güney çevresi ve aralarında Aden’in de bulunduğu hükümet kontrolündeki bölgelerle bağlantısının kesilmesi riskini artırdığı belirtiliyor.


Lübnan içinde Hizbullah’ın hangi müttefikleri kaldı?

Hizbullah destekçileri, örgütün eski genel sekreterleri Hasan Nasrallah ve Haşim Safiyuddin’in öldürülmelerinin ikinci yıl dönümü dolayısıyla düzenlenen anma töreninde (DPA)
Hizbullah destekçileri, örgütün eski genel sekreterleri Hasan Nasrallah ve Haşim Safiyuddin’in öldürülmelerinin ikinci yıl dönümü dolayısıyla düzenlenen anma töreninde (DPA)
TT

Lübnan içinde Hizbullah’ın hangi müttefikleri kaldı?

Hizbullah destekçileri, örgütün eski genel sekreterleri Hasan Nasrallah ve Haşim Safiyuddin’in öldürülmelerinin ikinci yıl dönümü dolayısıyla düzenlenen anma töreninde (DPA)
Hizbullah destekçileri, örgütün eski genel sekreterleri Hasan Nasrallah ve Haşim Safiyuddin’in öldürülmelerinin ikinci yıl dönümü dolayısıyla düzenlenen anma töreninde (DPA)

Hizbullah’ın iki eski genel sekreteri Hasan Nasrallah ve Haşim Safiyuddin’in öldürülmelerinin ikinci yıl dönümü, örgütün Lübnan içindeki karşı karşıya olduğu tabloyu ortaya koydu. Anma etkinliğinde, 2024 savaşından önce Hizbullah’ın müttefiki olan bazı isimlerin ilk kez yirmi yıl aradan sonra görülmemesi, örgütün ülkedeki müttefik ağını kaybettiğini gösterdi.

Suikastların üzerinden iki yıl geçerken, Hizbullah’ın durumunu yakından takip edenlere göre örgüt yalnızca kapasitesini yeniden inşa etme ve saflarını toparlama sorunuyla karşı karşıya değil; aynı zamanda yıllar içinde oluşturduğu ittifak ağının da aşınmasıyla mücadele ediyor. Bazı siyasi güçlerin, ülke içindeki ve bölgedeki güç dengelerinin değişmesi karşısında Hizbullah’la ilişkilerini sürdürmenin faydasını yeniden değerlendirdiği görülüyor.

Hasan Nasrallah’ın oğlu Muhammed Mehdi, babasının öldürülmesinin ikinci yıl dönümü anma töreninde iki davetlinin arasında, Beyrut’un güney banliyölerinde (Reuters)
Hasan Nasrallah’ın oğlu Muhammed Mehdi, babasının öldürülmesinin ikinci yıl dönümü anma töreninde iki davetlinin arasında, Beyrut’un güney banliyölerinde (Reuters)

Nasrallah’ın anma töreninde eski müttefiklerinden öne çıkan isimler arasında yalnızca, Cumhurbaşkanı Joseph Avn’ın seçilmesinden önce Hizbullah’ın cumhurbaşkanı adayı olan Marada Hareketi lideri Süleyman Franciyye yer aldı. Törende ayrıca Hizbullah’ın Şii siyasi “ikilisi”ndeki ortağı Emel Hareketi’ni temsil eden liderler de hazır bulundu.

Siyasi destek ağı çözülüyor

Hizbullah, 2006 yılında Özgür Yurtsever Hareket ile mutabakat belgesini imzalamasından itibaren Lübnan’daki çok sayıda mezhep ve siyasi çevreye uzanan geniş bir ittifak ağı kurmayı başarmıştı. Örgütün muhaliflerine göre bu ağ, Hizbullah’a silahlarını elinde tutması ve nüfuzunu artırması için “siyasi örtü” sağladı ve zamanla devlet kurumlarının yanında paralel bir yapı oluşturmasına imkân verdi.

Ancak bu ağ, “Gazze’ye destek savaşı”nın ardından Hizbullah’ın askeri gücünde yaşanan büyük gerileme ve Lübnan’daki konumunun değişmesiyle birlikte aşamalı olarak çözülmeye başladı. Bunun en belirgin göstergelerinden biri, başta Hristiyan siyasi sahnesindeki Özgür Yurtsever Hareket olmak üzere önemli müttefiklerin Hizbullah’tan uzaklaşması ve Sünni ve Dürzi çevrelerdeki müttefiklerinin etkisinin azalması oldu.

Müttefiklerin Hizbullah’tan uzaklaşması yalnızca savaş sonrasında değişen güç dengeleriyle açıklanmıyor. Hizbullah’a yakın olmanın beraberinde getirdiği siyasi ve mali riskler de etkili. ABD’nin Hizbullah’la bağlantılı olduğu veya örgüte destek sağladığı gerekçesiyle bazı kişi ve kuruluşlara uyguladığı yaptırımların yanı sıra, yaptırım listesinin başka siyasi müttefikleri ve isimleri de kapsayacak şekilde genişletilebileceği yönündeki tehditler, bazı müttefikleri hesaplarını yeniden yapmaya itti. Böylece Hizbullah’la ilişki, bazıları açısından siyasi nüfuz kaynağından yaptırım ve maliyet riskine dönüşmeye başladı.

Çıkar temelli ittifaklar

Beyrut Amerikan Üniversitesi siyaset bilimi profesörü Hilal Haşan’a göre Hizbullah’ın siyasi hayata girmesinden itibaren oluşturmaya çalıştığı “mezhepler üstü ağ” esasen “sınırlı” bir niteliğe sahipti. Haşan, örgütün uzun süre askeri gücünü geniş siyasi nüfuz oluşturmak için kullandığını ve kendisini İsrail karşısında denge kurabilecek bir güç olarak sunduğunu belirtiyor.

 Hizbullah destekçileri, Hasan Nasrallah’ın öldürülmesinin ikinci yıl dönümü anmasında sloganlar atıyor (DPA)
Hizbullah destekçileri, Hasan Nasrallah’ın öldürülmesinin ikinci yıl dönümü anmasında sloganlar atıyor (DPA)

Haşan’a göre Hizbullah yıllar boyunca, bazı parti ve güçlere siyasi koruma sağlarken, karşılığında kendi politikaları ve silahları için siyasi destek elde etti. Bu nedenle birçok ittifak, kalıcı siyasi veya ideolojik ortaklıklardan ziyade çıkar ve karşılıklı menfaat ilişkilerine yakındı.

Haşan, örgütün bu ilişkileri yönetmesini sağlayan güç dengesinin bozulmasının, eski ittifak ağını yeniden kurmasını son derece zorlaştıracağını düşünüyor. Ona göre, geçmişte Hizbullah’la ittifaktan siyasi kazanım ve koruma elde edeceğini düşünen güçler artık farklı bir tabloyla karşı karşıya. Haşan, önümüzdeki dönemde Şii toplumunun siyasi liderliğinin yeni yüzler aracılığıyla Emel Hareketi’ne geçebileceğini öngörüyor.

Uzaklaşmanın artması bekleniyor

Siyasi yazar ve Cenubiye internet sitesinin genel yayın yönetmeni Ali el-Emin ise Hizbullah’ın uzun yıllar boyunca müttefikleri ve siyasi himaye ilişkileri açısından bir çekim merkezi olduğunu, ancak “Gazze’ye destek savaşının” başlamasından üç yıl sonra artık aynı konumda bulunmadığını belirtiyor.

El-Emin, örgütün bugün müttefiklerden yoksun olduğunu ve hem içeride hem dışarıda baskıyla karşı karşıya bulunduğunu belirtiyor. El-Emin’in Şarku’l Avsat’a yaptığı açıklamaya  göre bu durum, eski genel sekreterleri Nasrallah ve Safiyuddin’in ölüm yıl dönümündeki törende açık biçimde görüldü; geçmişte ön sıralarda yer almak için birbirleriyle yarışan isimlerin büyük çoğunluğu bu kez etkinlikte yoktu.

El-Emin, Hizbullah’a yönelik bu uzaklaşmanın artabileceğini düşünüyor. Silah meselesinin ise örgütün rolü ve Lübnan’daki konumuyla bağlantılı ayrı bir konu olduğunu belirten el-Emin, Hizbullah’ın yaşadığı gelişmelere rağmen İran’daki dini liderliğin belirlediği hesaplara bağlı bir yapı olarak hareket etmeyi sürdürdüğünü ifade ediyor.

Çağrı cihazı patlamalarında yaralanan bir Hizbullah mensubu, eski Genel Sekreter Hasan Nasrallah’ın fotoğrafının bulunduğu telefonu, Nasrallah’ın öldürülmesinin ikinci yıl dönümü anmasında taşıyor (AFP)
Çağrı cihazı patlamalarında yaralanan bir Hizbullah mensubu, eski Genel Sekreter Hasan Nasrallah’ın fotoğrafının bulunduğu telefonu, Nasrallah’ın öldürülmesinin ikinci yıl dönümü anmasında taşıyor (AFP)

El-Emin’e göre mevcut siyasi ve güvenlik koşullarında ve Hizbullah’ın yeni gerçeklikle örtüşmeyen söylemini sürdürmesi halinde, örgütün kendi tabanı dışında destek bulması zorlaşacak. Bazı siyasi çevrelere gerçekleştirdiği ziyaretlerin de eski ittifaklarını veya siyasi dostluklarını yeniden tesis ettiğini gösterecek bir sonuç doğurmadığını belirten el-Emin, bunun örgütün devlet merkezli bir zeminde yeniden yapılanmasını daha da güçleştirdiğini kaydetti.

El-Emin, mevcut koşullar altında Hizbullah’ın çatlayan ittifaklarını onarmasının kolay görünmediğini; aksine bu ittifakların daha da zayıflaması ve dağılması riskinin bulunduğunu belirtti.