Yemen’deki siyasi kart: Kabile gelenekleri

Yemen’in başkenti Sana’daki silahlı Husi milisler (Reuters)
Yemen’in başkenti Sana’daki silahlı Husi milisler (Reuters)
TT

Yemen’deki siyasi kart: Kabile gelenekleri

Yemen’in başkenti Sana’daki silahlı Husi milisler (Reuters)
Yemen’in başkenti Sana’daki silahlı Husi milisler (Reuters)

Halud el-Halali
Yemen’de kabile şeyhlerinin onurlarını korumak için “yüz çevirme” adeti, ülkede yaşanan olumsuzluklara, adaletsizliklere karşı gösterilen geleneksel bir tavır. Geleneklere göre yüz çeviren liderin rızasının alınması ve yüzünü döndürmesi için yalvarılması gerekiyor.   
Ancak bu gelenek, Yemen’de on yıldan fazla bir süredir yaşanan çatışmalarda bir araç olarak kullanılıyor.
Yemen’de söz konusu duruma iki örnek yaşandı: İlk olarak, kabile lideri Şeyh Yasir el-Avadi, Cihad el-Asbahi’nin öldürülmesi üzerine el-Beyda vilayetinde yüz çevirdi. Asbahi, Husi milislerin aradıkları isimleri kovuşturmak için yaptığı bir güvenlik baskınında Husiler tarafından öldürülmüştü.

El-Beyda kabilesi
Öte yandan Husi yayın organları, 27 Nisan’da el-Beyda vilayetindeki et-Tafa kasabasında el-Asbahi aşiretinden bir kadının öldürülmesi sorununu çözmek üzere bir komite görevlendirildiğini duyurdu.
Husilerin siyasi kanadı Ensarullah örgütü Siyasi Büro üyesi Fadl Ebu Talib, Husilere bağlı Dışişleri Bakan Yardımcısı Hüseyin el-Azzi ve el-Beyda vilayeti kanaat önderlerinden Abdullah Ali İdris’i içeren komitenin yayınladığı bildiride, Şeyh Hıdır Abdurrab el-Asbahi’nin yanına gidildiği, komitede kendisini temsil edecek birini seçmesi şartıyla, bir soruşturma komitesi kurulması için uzlaşı sağlandığı aktarıldı. Nitekim Şura Konseyi üyesi Şeyh Maslah Ali Ebu Şaar’ın evinde, bir dizi yetkili, kabile lideri ve toplumsal ismin kalımıyla bir toplantı gerçekleşti.
El-Beyda kabileleri, katillere kısas uygulanmasının içeren bir çözüm benimsemeyen bu arabuluculuğu reddetmeye karar verdiler. Daha sonra Husiler, kabile taleplerini şeytanlaştırmaya yöneldi ve Husi medyası da kabilelere karşı karalama kampanya başlattı.
Yemen Enformasyon Bakan Yardımcısı Abdulbasıt el-Kaidi, Husilerin olası eylemlerinin de el-Beyda kabileleri de dahil Yemenlilere karşı sistematik bir saldırganlığın başlangıcı olduğunu belirtti.
Şarku’l Avsat’ın Independent Arabia’dan aktardığına göre Kaidi’nin yaptığı açıklamada el-Beyda kabilelerinin yüz çevirmesi, ezilenleri destekleme ve milislerin bir kadına karşı gerçekleştirdiği acımasız saldırıya karşı tavrını yansıtıyor.
Geçen Haziran ayının sonunda, Marib’deki Subian aşiretinin meşru hükümet güçleri tarafından saldırıya maruz kaldığı benzer bir olay daha yaşandı.
Husi milisler, durumu istismar ederken, Sana, Zamar, İb, Hudeyde ve Amran kabileleri arasındaki hareketlerini de savaşçı aramak için yoğunlaştırdı.

Husilerden karşı atak
Husi lider Muhammed Alvan, Sana’daki kabile toplantısında “Subian ailesine karşı gerçekleşenler, insani değerlerle ve kabile normlarıyla çelişen bir suçtur” diyerek, durumun kabile geleneklerinde ‘kara bir leke’ olduğunu vurguladı.
Husi lider, bu uygulamaların, sadece dış güçlere hizmet eden ve kabileleri boyun eğdirmeyi amaçlayan Yemen meşruiyet hükümetine sadık kuvvetler tarafından yürütüldüğünü ileri sürdü.
Sana’daki Husi hükümetinde Başbakan Yardımcısı olan Hasan Makbuli, Subian aşiretine karşı işlenen suç sonrasında “Marib vilayetinin kurtuluşunun ve tekfirci milisleri temizlemenin vakti geldiğini” ifade etti.
Makbuli, Yemen’in tüm kabilelerinin Subian aşiretini desteklemesi gerektiğini vurgularken, kabileleri suç eyleminin tekrarlanmaması için Marib şehrinin katillerden temizlenmesi amacıyla ciddi bir adım atmaya çağırdı.
Husi lider, “milislerin kabilelerle olan ilişkisinin, Yemen'in yüksek çıkarları, Yemenlerin onurunun ve egemenliğinin restorasyonu için karşılıklı destekler içerdiğini” söyledi.
Basına konuşma yetkisi olmadığı için isminin verilmesini istemeyen bir Husi lider ise milislerin, Marib’deki Subian aşiretine saldırı suçu işleyen faillere misilleme yapmak için tüm kabilelerin güçlü şekilde seferber olduğunu vurguladı.

Husilerin “yüz çevirme” kartı
Yemen Enformasyon Bakan Yardımcısı Abdulbasit el-Kaidi, “Husilerin Marib’deki tüm eylemlerinin başarısız olması ve vilayette tamamen etkisiz hale getirilmeleri sonrasında Marib’de ele geçirilen Husi hücrelere ilişkin yüz çevirme kartını kullanmaya yöneldiğini” ifade etti. Kaidi, durumu ‘kabileleri kendi kontrol alanlarına çekmek ve onları Marib’e karşı kışkırtmak üzere boş bir kart ve aptalca bir komplo’ olarak niteledi.
Yetkili, Husilerin bu adımının, ‘kabile mensuplarını savaş cephelerine dahil edemediklerinin bir kanıtı olduğunu’ vurguladı.

Hataların sömürülmesi
Yemenli siyasi analist Sam el-Gabari, kabilelerin yüz çevirme adetinin, kabilelerin utançlarını savunmak üzere kabile adetlerinin bir parçası olduğunu ifade etti. Ancak siyasi çekişmeler ve toplumun yapısındaki açık bölünmeler çerçevesinde bu adetin zayıfladığını belirtti.
Gabari, Husilerin işgal altında tuttukları bölgelerde artan yoksulluğu sömürdüğünü ve kabileleri hazinelerin ve fırsatların bulunduğu bölgelere gitmeye ikna etmek için hareket geçirebileceklerine inandığını vurguladı.
Gabari, “Husiler, bu geleneği sadece Marib gibi önemli bir şehri ele geçirmek üzere kullanıyor” dedi.
Sam el-Gabari, yüz çevirme adetinin bilgi devrimi ve iletişim araçları çerçevesinde işe yaramayacağını söylerken, üyelerini kaybedeceğini bilen kabilelerin, iki nedenden dolayı hesaplanmamış bir riski göze almaya cesaret edemeyeceğini ifade etti. Gabari, ilk olarak milisler olarak Husi işgalinin, dayanılmaz bir hale dönüştüğünü ve ilişkilerinin zoraki olduğunu, ikinci nedenin ise çocuklarını Husi milislere teslim eden ailelerin takip ettiği kayıp düzeyinin, kabileleri daha fazla unsur göndermemeye yönelttiğini belirtti.

İlişkilerde tutarsızlık
Gazeteci ve yazar Muhammed el-Absi, Husi milislerle kabileler arasında ilişkilere değinirken, her ikisi tarafın da Yemen’de kabile ile olan ilişkilerde iki zıt yönteme güvendiklerini belirtti.
Absi, Yemen toplumunun kabile yapısının Husiler için bir meydan okuma olduğunu, kontrol ve nüfuz açısından hırsa neden olduğunu ifade etti.
Muhammed el-Absi, Husilerin başlangıçta kabilelerin dini duygularını sömürmeye başvurduğunu ve kabilelerin beyinlerini yıkamak için uzun süre çaba sarf ettiklerini hatırlattı.
Gazeteci yazar Absi, Husi milislerin çıkarlar ve nüfuz konusunda dışlanmış kabilelerle ittifaklar kurmaya çalıştığını ifade etti.

Kabile adetleri
Muhammed el-Absi, Husi milislerin kabile halkını kan parası ödemeye ikna etmek ve dini inançlarını tahrif etmek için mevcut tüm araçları kullanarak kabile geleneklerini sömürmeye başvurduğunu belirtti.
Yemenli gazeteci, Husilerin Yemen kabilelerine karşı yüzlerce suç ve ihlal gerçekleştirdiğini söylerken, barınma alanlarını ve ibadet mekanlarını kötüye kullandıklarını, kadınları öldürdüklerini kaydetti. Absi ayrıca, söz konusu faaliyetlerin, ülkenin çoğu bölgesinde, özellikle de kabile alanlarında tekrarlandığını söyledi.
Muhammed el-Absi, Husilerin bugün kendi çıkarlarına ulaşmak için yüz çevirme geleneğini sömürdüklerini de belirtti. Gazeteci, Husilerin kabile sakinlerini aynı başlık altında diğer kabile sakinlerine karşı saldırmaları amacıyla seferber etmeye çalıştığını ifade etti.
Yemenli gazeteci Muhammed el-Absi ayrıca, kabilelerin ve cephelerin birleşmemesinin de milislerin ayakta olmasının arkasındaki nedenlerden biri olduğuna dikkati çekti. Absi’ye göre bu durum düzeltilmeden de ihlaller, yaşanmaya devam edecek.

Yemen’in yakın tarihi
Nüfusunun yüzde 56’sı Sünni yüzde 44’ü Zeydi mezhebine mensup olan Yemen’de bir aşiret olan Husiler, 1979 İran Devrimi sonrası Tahran rejimi tarafından 12 İmam Şiiliğine dönüştürüldüler. Politik olarak Tahran rejimine bağlı bir 12 İmamcı Şii teokrasisi kurmayı hedefleyen Husilerin nüfusa oranı ise yüzde 2’yi geçmiyor.  
1978’den bu yana Kuzey Yemen’i, 1990’daki Kuzey-Güney birleşmesinden bu yana da tüm ülkeyi yöneten Ali Abdullah Salih rejimi “Arap Baharı” sürecinde Kasım 2011’de son buldu.
Salih’in yerine Başkan Yardımcısı Abdu Rabbuh Mansur al-Hadi Ocak 2012’de yapılan seçimlerde cumhurbaşkanı seçilirken genel seçimleri de Islah Partisi kazandı.
İran rejimi tarafından silahlandırılan ve ideolojik/dini dönüşüme uğrayan Husiler ise Eylül 2014'ten bu yana başkent Sana ve bazı bölgeleri işgal ederek yönetime askeri darbe yaptı. Darbe sonrası Husiler ile ittifak yapan Ali Abdullah Salih ise Aralık 2017’de ittifakı bozduğu için Husiler tarafından öldürüldü.
Meşru Yemen Cumhurbaşkanı ve Hükümeti ise darbecilerle mücadele için ülkenin ikinci büyükşehiri Aden’i geçici başkent ilan etti. Yemen Ulusal Ordusu Husi işgalini geriletse de mücadelesi sürüyor.
Suudi Arabistan öncülüğündeki koalisyon güçleri ise Mart 2015'ten bu yana Husilere karşı uluslararası toplumun tanıdığı meşru Yemen hükümetine destek veriyor. Koalisyon Husi darbecilerin yanı sıra Yemen’in doğusunda mevzilenen Arap Yarımadası el-Kaidesi ve DEAŞ Sana Vilayeti terör örgütlerine karşı da  mücadele ediyor.
Suudi Arabistan öncülüğündeki Yemen'de Meşruiyeti Destekleme Koalisyonu’nda Bahreyn, Mısır, Ürdün, Kuveyt, Fas, Senegal, Sudan, ve Birleşik Arap Emirlikleri silahlı kuvvetleri bulunuyor. Amerika Birleşik Devletleri (ABD), İngiltere, Pakistan ve Somali ise koalisyona dışarıdan destek veriyor.



Belirsizlik sona erdi: ABD-İran müzakereleri bugün İsviçre'de başlıyor

İran Dışişleri Bakanı Abbas Arakçi, Tahran'da Pakistan İçişleri Bakanı Muhsin Nakvi'yi ağırladı, 20 Haziran 2026 (EPA)
İran Dışişleri Bakanı Abbas Arakçi, Tahran'da Pakistan İçişleri Bakanı Muhsin Nakvi'yi ağırladı, 20 Haziran 2026 (EPA)
TT

Belirsizlik sona erdi: ABD-İran müzakereleri bugün İsviçre'de başlıyor

İran Dışişleri Bakanı Abbas Arakçi, Tahran'da Pakistan İçişleri Bakanı Muhsin Nakvi'yi ağırladı, 20 Haziran 2026 (EPA)
İran Dışişleri Bakanı Abbas Arakçi, Tahran'da Pakistan İçişleri Bakanı Muhsin Nakvi'yi ağırladı, 20 Haziran 2026 (EPA)

ABD ile İran arasındaki müzakerelerin başlayıp başlamayacağına ilişkin belirsizlik, günlerce süren kararsızlık, gerilimin tırmanacağı sinyali veren açıklamalar ve çelişkili sızıntıların ardından nihayet sona erdi. Heyetlerin tamamı cumartesi akşamı İsviçre'nin Zürih dağlarındaki tenha bir tatil beldesi olan Bürgenstock’a ulaştı. Pakistan Dışişleri Bakanlığı'ndan yapılan açıklamaya göre müzakereler pazar sabahı başlayacak.

Müzakerelerin resmen başlamasıyla birlikte mutabakat muhtırasında nihai bir anlaşmaya ulaşmak için öngörülen 60 günlük geri sayım da işlemeye başladı. Muhtıra, iki tarafın mutabık kalması halinde sürenin uzatılabileceğini hüküm altına almış olmakla birlikte uzatma süresine ilişkin herhangi bir üst sınır belirlenmemiş.

ABD heyeti, özel temsilciler Steve Witkoff ve Jared Kushner'ın başkanlığında İsviçre'ye ulaştı. İran ise müzakere tarihinin en üst düzey heyetiyle masaya oturuyor. Meclis Başkanı Muhammed Bakır Kalibaf liderliğindeki heyette Dışişleri Bakanı Abbas Arakçi, Merkez Bankası Başkanı Abdunnasır Hemmeti, Yüksek Ulusal Güvenlik Konseyi Sekreter Yardımcısı Ali Bakıri, Petrol Bakanı Yardımcısı ve Ulusal Petrol Şirketi Başkanı ile Dışişleri Bakanlığı'ndan üst düzey yetkililer yer alıyor.

devfedv
Umman Körfezi'nde, Hürmüz Boğazı ile Arap Denizi'ni birbirine bağlayan rotalarda seyreden tankerler ve yük gemileri (AP)

Aralarında mali uzmanların da bulunduğu İran heyetini oluşturan isimler, Tahran'ın önceliklerinin mutabakat muhtırasında da taahhüt edilen petrol satışına yönelik muafiyetler ile buna bağlı finansal işlemlerin kolaylaştırılması olduğuna işaret ediyor.

Tüm bu gelişmelerden önce bölgede sahadaki gelişmeler de hız kazandı. ‘İsviçre sürecinin’ akıbeti ve anlaşmanın geleceğine ilişkin bölgesel ve uluslararası endişeler de giderek arttı.

Gerilimi tırmandıran adım

Gerilimi tırmandıran önemli bir adım olarak Tahran, cumartesi günü Mehr haber ajansı aracılığıyla Yüksek Ortak Askeri Komutanlığın Hürmüz Boğazı'nı gemi trafiğine kapatma kararı aldığını ‘ilk adım’ olarak duyurdu ve Washington'ın taahhütlerini yerine getirmemesi halinde mutabakatın ‘tehlikeye girebileceği’ uyarısında bulundu.

İran Devrim Muhafızları Ordusu’na (DMO) bağlı Fars haber ajansı ise İsviçre'ye giden İran heyetinin ABD'nin şarta bağlı 5 yükümlülüğünün yerine getirilmesini ve İsrail'in Lübnan'daki saldırılarını durdurmasının zorla kabul ettirilmesini talep edeceğini vurguladı.

ABD ordusu ise ‘teyakkuz’ halini koruyarak deniz ulaşım özgürlüğünü desteklemeye yönelik operasyonlarını sürdürdüğünü teyit etti. Cumartesi günü boğazdan geçen 55 ticaret gemisini ve 17 milyondan fazla varil petrol transferini izlediğini açıkladı.

Öte yandan ABD Başkan Yardımcısı JD Vance, Fox News'e verdiği röportajda Hürmüz Boğazı’nı kapatma kararına ilişkin kaygıları önemsiz bularak bunları reddetti. Vance, Trump'ın tutumunu değiştirmesi halinde İran'a el uzatmaya hazır olduğunu, İsrail hükümeti içindeki bazı kesimlerin aksine Başkan’ın müzakerelere şans tanımaya karar verdiğini belirtti.

Vance ayrıca önümüzdeki günlerde İsviçre'yi ziyaret ederek teknik görüşmelere katılmayı planladığını da açıkladı. Pakistan Dışişleri Bakanlığı tarafından yapılan açıklamaya göre bugün başlayacak olan söz konusu teknik görüşmeler, ‘İslamabad Mutabakat Muhtırası’nın takibi amacıyla ABD’li ve İranlı temsilcilerin yanı sıra Pakistan ve Katar'dan arabulucuların katılımıyla yürütülüyor.

İranlı yetkililer, İran heyetinin Tahran'dan ayrılmasına saatler kala İsrail'in Lübnan'daki savaşı sona erdirmesine yönelik güvenceler alınmadan müzakereye katılmayacaklarını kamuoyuyla paylaşmaya devam etti. Ancak Washington daha sonra İsrail'in Lübnan'da ateşkesi kabul ettiğini açıkladı. Hizbullah da bu karara onay verdiğini duyurdu.

İsrail ve Lübnan’daki ateşkes

İsrail televizyonu Kanal 12, Başbakan Binyamin Netanyahu ve Savunma Bakanı Yisrael Katz'ın, işgal altındaki bölgelerden çekilmeksizin Lübnan'da ateşkes emri verdiğini bildirdi. Bu karar, Lübnan'ın güneyinde onlarca kişinin hayatını kaybettiği şiddetli saldırıların ardından alındı. Söz konusu gelişme İran'ı Washington ile sürdürdüğü müzakereleri askıya almakla tehdit etmeye yöneltirken Arap ülkeleri ateşkesi kurtarmak amacıyla Washington nezdinde yoğun diplomatik temaslara girişti.

Şarku’l Avsat'ın Beyrut'taki kaynaklardan edindiği bilgilere göre Körfez ülkeleri, tansiyonu düşürmek ve Lübnan'daki ateşkesi kalıcı kılmak için Washington ile yoğun temaslarını sürdürüyor. Kaynaklara göre bu çabalar şu an ateşkesi denetleyecek bir mekanizma oluşturmaya ve ihlallerin kaynağını tespit etme kapasitesi sağlamaya odaklanmış durumda. Geçtiğimiz yıl varılan ateşkesle kurulan ‘mekanizma komitesinin’ yeniden işler hale getirilmesi de bu süreç için kabul görebilecek seçenekler arasında yer alıyor.

dfvgr
İsrail'in Lübnan'ın güneyinde düzenlediği bombardıman sonucu yükselen duman, 20 Haziran 2026 (Reuters)

İsrail, Hizbullah’a ait mevzilere yönelik saldırılarını sürdürürken Pakistan, Washington ile Tahran arasındaki arabuluculuk rolünü yoğunlaştırdı. İçişleri Bakanı Muhsin Nakvi dün Tahran'a giderek İsviçre’deki müzakerelerin ertelenmemesi talep edilen bir mesaj iletti. Nakvi'nin bu ziyareti, ABD Başkanı'nın Özel Temsilcisi Steve Witkoff'un İsviçre'ye hareket etmesinden yalnızca birkaç saat sonra gerçekleşti. Trump'ın damadı ve müzakere ekibinin üyesi Jared Kushner ise günler önce İsviçre'ye gitmişti.

Pakistan heyeti, Katar heyeti ve alt düzey bir Amerikan heyeti günlerdir Bürgenstock tatil beldesinde bekliyordu. Ancak bu hafta başlarından bu yana belirsizlik devam etti.

Güvenlik önlemleri

İran ve ABD heyetlerinin müzakerelerin yapılacağı İsviçre’ye geldikleri teyit edilmeden önce tatil beldesinin çevresinde güvenlik önlemleri alınmıştı. Pakistan Başbakanı Şehbaz Şerif'in hafta ortasında İsviçre'ye yapacağı ziyareti iptal etmesi, müzakerelerin gerçekten başlayıp başlamayacağına ilişkin şüpheleri körükleyen ilk işaret oldu. Beyaz Saray'ın Başkan Yardımcısı JD Vance'in perşembe gecesi İsviçre'ye gitmeyeceğini açıklaması ise karamsarlığı daha da derinleştirdi. Bunu İsviçre'nin cuma günü planlanan görüşmelerin iptal edildiğine dair duyurusu izledi. Ancak İsviçre Dışişleri Bakanlığı herhangi bir heyetin gelişine hazırlıklı olmak amacıyla güvenlik önlemlerinin sürdürüleceğini ekledi.

Nitekim Pakistan'ın yoğunlaştırdığı diplomatik temaslar ve İçişleri Bakanı’nın Tahran ziyaretinin ardından İran, pazar günü Amerikalı tarafla müzakere masasına oturmak üzere İsviçre'ye heyet göndereceğini açıkladı. İki tarafın yüz yüze mi yoksa yalnızca arabulucular aracılığıyla mı müzakere edeceği ise hâlâ netlik kazanmadı.

erevgfr
İran ve ABD arasında arabulucuların da katıldığı müzakereler İsviçre'deki Burgstock tatil beldesinde yapılıyor (Arşiv - AFP)

Tüm heyetlerin bir arada bulunacağı tatil beldesinde, tarafların doğrudan karşılaşmasını önlemek amacıyla heyetlerin ayrı ayrı yerleştirilebileceği birden fazla bina yer alıyor. ABD doğrudan müzakere yürütülmesini tercih ederken İran bu yönteme karşı çıkıyor.

İsviçre Dışişleri Bakanlığı ise kısa bir açıklama yayımlayarak Bürgenstock'taki görüşmeler için ‘gizli ve güvenilir bir çerçeve sunmayı’ sürdürdüğünü belirterek “Şu anda sahada bulunan çeşitli ülkelerden diplomatlar, diyaloğun canlı tutulması için çalışmalarını yoğunlaştırıyor. Gizlilik gerekçesiyle hazır bulunan kişiler ve görüşmelerin içeriği hakkında ek bilgi verilmesi mümkün değil” diye ekledi.

2015 yılında İran ile 6+1 ülkeler grubu arasında Avrupa Birliği’nin (AB) arabuluculuğunda varılan anlaşmanın müzakere süreci yaklaşık iki yıl sürdüğünü hatırlatılmalı. Trump'ın birinci başkanlık dönemindeki yönetiminin anlaşmadan çekilmesinin ardından nükleer anlaşmanın yeniden yürürlüğe girmesi için yürütülen müzakereler de yaklaşık iki yıl sürdü ve herhangi bir anlaşmaya varılamadan sona erdi.


İsrail'in Lübnan'ın doğu ve güney bölgelerine düzenlediği baskınlarda 7 kişi öldü

İsrail'in Lübnan'ın güneyindeki Nabatiye'de bir aracı hedef alan hava saldırısının ardından yükselen duman (DPA)
İsrail'in Lübnan'ın güneyindeki Nabatiye'de bir aracı hedef alan hava saldırısının ardından yükselen duman (DPA)
TT

İsrail'in Lübnan'ın doğu ve güney bölgelerine düzenlediği baskınlarda 7 kişi öldü

İsrail'in Lübnan'ın güneyindeki Nabatiye'de bir aracı hedef alan hava saldırısının ardından yükselen duman (DPA)
İsrail'in Lübnan'ın güneyindeki Nabatiye'de bir aracı hedef alan hava saldırısının ardından yükselen duman (DPA)

Lübnan Sağlık Bakanlığı, yaptığı açıklamada, İsrail'in ülkenin doğusundaki Sahmar beldesine düzenlediği hava saldırılarında bir çocuk ve bir kadın dahil 5 kişinin yaşamını yitirdiğini duyurdu.

Bakanlık ayrıca, ülkenin güneyindeki Sur Bölgesi yakınlarına düzenlenen ayrı bir İsrail saldırısında 2 Filistinlinin daha öldüğünü bildirdi.

Saldırıların, dün günün ilerleyen saatlerinde çatışmaların durdurulmasına yönelik açıklamadan kısa süre önce gerçekleştiği belirtildi. İsrail Savunma Kuvvetleri'nden bir yetkili, siyasi makamlar tarafından Güney Lübnan'da Hizbullah ile çatışmaların durdurulması yönünde talimat aldıklarını açıkladı.

İsrailli yetkili, ordunun buna rağmen bölgede "savunma amaçlı" faaliyetlerini sürdürmeye devam edeceğini ifade etti.


Gazze'de İsrail'in saldırılarında aralarında aynı aileden 4 kişi ve bir gazetecinin de bulunduğu 11 Filistinli öldürüldü

Gazze Şeridi'nin merkezindeki Nuseyrat mülteci kampına bakan bir tepeden çocuklar, iki gün önce yakınlardan yükselen duman sütununu izliyor (AFP)
Gazze Şeridi'nin merkezindeki Nuseyrat mülteci kampına bakan bir tepeden çocuklar, iki gün önce yakınlardan yükselen duman sütununu izliyor (AFP)
TT

Gazze'de İsrail'in saldırılarında aralarında aynı aileden 4 kişi ve bir gazetecinin de bulunduğu 11 Filistinli öldürüldü

Gazze Şeridi'nin merkezindeki Nuseyrat mülteci kampına bakan bir tepeden çocuklar, iki gün önce yakınlardan yükselen duman sütununu izliyor (AFP)
Gazze Şeridi'nin merkezindeki Nuseyrat mülteci kampına bakan bir tepeden çocuklar, iki gün önce yakınlardan yükselen duman sütununu izliyor (AFP)

Sivil savunma ve tıbbi kaynaklardan dün yapılan açıklamalara göre, İsrail ordusunun Gazze Şeridi'ne düzenlediği hava saldırılarında, aynı aileden dört kişi ve El Cezire kanalında çalışan bir gazetecinin de aralarında bulunduğu 11 Filistinli hayatını kaybetti.

Sivil Savunma Sözcüsü Mahmud Basal, AFP’ye yaptığı açıklamada, "İsrail'e ait bir savaş uçağının cumartesi sabaha karşı Gazze kentinin güney orta kesimindeki el-Sabra mahallesinde bir apartman dairesini hedef alması sonucu 4 şehit ve 12 yaralı Gazze'deki Şifa Hastanesi'ne nakledildi" dedi. Basal, hayatını kaybeden 4 kişinin bir adam, eşi ve iki kız çocukları olduğunu belirtti.

Hava saldırısı hedef alınan daireyi tamamen yıkarken, birkaç kattan oluşan binada ve çevredeki komşu evlerde de büyük hasara yol açtı.

Şifa Hastanesi Acil Servisi, hayatını kaybeden dört kişinin ve yaralıların hastaneye ulaştığını doğrulayarak, "Yaralılardan birinin durumunun kritik olduğunu ve vücudunun çeşitli yerlerindeki şarapnel parçalarını çıkarmak için acil ameliyata alınması gerektiğini" bildirdi.

Sadece masum sivillerdi

Hayatını kaybedenlerin yakınlarından Nail el-Safadi, yaşananları şu sözlerle anlattı:

"Gece saat iki sularında kuzenlerim uyurken (İsrail) onları füzeyle vurdu. Hamas'la ya da başka bir şeyle hiçbir bağları yoktu. Masum çocuklar... Günahları neydi? Onlar sadece sivil."

Saldırı bölgesinden gelen görüntülerde, hedef alınan dairenin dış duvarının tamamen yıkıldığı, hasar gören binanın içine ise molozlar, kıyafetler ve yataklar gibi ev eşyalarının saçıldığı görüldü.

Saldırıdan yaralı kurtulan ve alnı sargılı olan Muhammed el-Safadi ise "Vallahi hâlâ rüyadayım, inanamıyorum. Başımıza böyle bir şey geleceğini hiç tahmin etmezdim" diyerek, "Vurdukları insanların hepsi sivil. Ben bir sivilim; yemin ederim hayatımda hiç silah taşımadım, hiç ateş etmedim" ifadelerini kullandı.

Gazze Şeridi'ndeki savaşta İsrail askerleri (Arşiv- AFP)Gazze Şeridi'ndeki savaşta İsrail askerleri (Arşiv- AFP)

Öte yandan Şifa Hastanesi yetkilileri, Gazze kentinin kuzeybatısındaki İbad el-Rahman mahallesinde bir grup vatandaşı hedef alan İsrail insansız hava aracı (İHA) saldırısında hayatını kaybeden bir kişinin daha cenazesinin hastaneye getirildiğini, saldırıda 4 kişinin de yaralandığını bildirdi.

El Cezire muhabiri hayatını kaybetti

Sivil savunma ekiplerinin aktardığına göre dün ilerleyen saatlerde İsrail'in düzenlediği diğer saldırılarda, Gazze Şeridi'nin orta kesimindeki el-Bureyc mülteci kampında bir evin hedef alınması sonucu biri gazeteci olmak üzere 6 kişi daha hayatını kaybetti.

Sivil Savunma tarafından yapılan açıklamada, "İşgal güçlerine ait uçakların Gazze Şeridi'nin merkezindeki el-Bureyc kampında bir evi hedef alması sonucu, aralarında El Cezire Mübaşir kanalı muhabiri gazeteci Ahmed Vişah'ın da bulunduğu 3 şehit verdik ve çok sayıda kişi yaralandı" denildi.

El Cezire Medya Ağı, Ahmed Vişah'ın hayatını kaybetmesiyle birlikte, savaşın başından bu yana Gazze'de öldürülen 12. çalışanı olduğunu duyurarak, İsrail'in gazetecilere yönelik "süregelen suçlarını" kınadı. Kanaldan yapılan açıklamada şu ifadelere yer verildi:

"Ağımız, işgal güçlerinin Gazze'deki muhabirlerine ve çalışanlarına karşı işlediği bu suçların devam etmesini şiddetle kınamakta; uluslararası topluma ve ilgili hukuki kurumlara, bu vahşi suçlara karışan İsrail sorumlularının cezalandırılması için acil ve somut adımlar atma çağrısını yinelemektedir."

İsrail ordusu ise yaptığı açıklamada gazeteci Vişah'ın öldürüldüğünü doğrulayarak, kendisinin "Hamas bünyesinde faaliyet gösteren bir terör unsuru" olduğunu iddia etti.

Sivil savunma ekipleri farklı açıklamalarında; Han Yunus (güney), Beyt Lahiya (kuzey) ve Gazze kentinin batısındaki el-Raşid Caddesi'ne düzenlenen saldırılarda 3 kişinin daha hayatını kaybettiğini bildirdi.

Şarku’l Avsat’ın Gazze'deki Sağlık Bakanlığı makamlarından elde ettiği bilgiye göre, geçtiğimiz ekim ayında ilan edilen ateşkesin ardından Gazze Şeridi'nde 1000'den fazla Filistinli hayatını kaybetti. Birleşmiş Milletler (BM), söz konusu bakanlığın verilerini güvenilir kabul ediyor.

İsrail ordusu ise ateşkes ilanından bu yana Gazze Şeridi'nde 5 askerinin öldüğünü açıkladı.