Suriye’nin doğusuna yönelik hava saldırısında İran destekli 15 milis öldü

İşgal altındaki Golan Tepeleri’nde tatbikat yapan İsrail güçleri (AFP)
İşgal altındaki Golan Tepeleri’nde tatbikat yapan İsrail güçleri (AFP)
TT

Suriye’nin doğusuna yönelik hava saldırısında İran destekli 15 milis öldü

İşgal altındaki Golan Tepeleri’nde tatbikat yapan İsrail güçleri (AFP)
İşgal altındaki Golan Tepeleri’nde tatbikat yapan İsrail güçleri (AFP)

Suriye’nin doğusundaki Deyri Zor’a bağlı Elbu Kemal yakınlarında İsrail’in düzenlediği tahmin edilen hava saldırılarında İran destekli 15 milisin öldüğü bildirildi.
Suriye İnsan Hakları Gözlemevi’nden dün (Salı) yapılan açıklamaya göre, Elbu Kemal kırsalında Pazartesi gerçekleşen hava saldırılarında Irak uyruklu en az 15 milis öldü. Ölen kişilerin İran destekli milislerin saflarında yer aldığı ifade edildi.
Kaynağı bilinmeyen savaş uçakların Pazartesi sabah saat 5.00’den başlayarak saat 9.00’a kadar düzenlediği yoğun hava saldırılarında, Deyri Zor’un doğu kırsalındaki Elbu Kemal çölü ile Es-Sekke yakınındaki İran güçlerine ve bağlı milislere ait İmam Ali karargahı ateş altına alındı. Saldırı sonucu karargahtaki silah ve mühimmat deposu imha edilirken, Gözlemevi’nin aktardığına göre, söz konusu güçler ölü ve yaralılarını Irak topraklarına taşıdı. Elbu Kemal bölgesindeki İran güçleri alarm durumuna geçti.
Elbu Kemal kentinin güneyindeki El-Hizamu’l-Ahdar bölgesinde konuşlanan İran destekli milislerin mevzilerine Pazartesi akşam saatlerinde yine kaynağı belirsiz uçaklar tarafından hava saldırısı gerçekleştirildi.

İsrail’den Suriye ordusuna saldırı
İsrail ise Pazartesi akşamı Suriye'nin başkenti Şam'ın güneyindeki Suriye ordusuna ait hedefleri vurduğunu açıkladı.
İsrail’e ait savaş uçakları ve helikopterler, Pazartesi akşamı Suriye'nin başkenti Şam'ın güneyindeki Suriye ordusuna ait hedefleri vurdu. Suriye, hava savunma sistemlerinin İsrail füzelerini engellediğini iddia etti. İsrail tarafından yapılan açıklamada, önceki gün Golan bölgesinde yapılan sızma girişimine karşılık olarak, Suriye ordusuna ait gözlem noktaları, istihbarat ekipmanları, uçaksavar bataryaları ve komuta ve kontrol noktalarının vurulduğu duyuruldu.
Suriye tarafından yapılan açıklamada ise, hava savunma sistemlerinin Şam'ın güneyinde İsrail füzelerini engellediği bildirildi. Saldırıda can kaybı yaşanmadığı sadece maddi hasar meydana geldiği belirtildi.
Suriye resmi haber ajansı SANA’ya konuşan Suriyeli bir askeri kaynak, “İsrail düşman helikopterleri Kuneytra'ya doğru cephe hattındaki bazı noktalarımıza füze atışı gerçekleştirdi. Sadece maddi hasar meydana geldi” değerlendirmesinde bulundu.
Gözlemevi, İsrail uçaklarının Kuneytra’nın güneybatı kırsalında yer alan Tel Ahmer bölgesindeki askeri mevzilere düzenlediği hava saldırısı sonrasında bölgede şiddetli patlama seslerinin duyulduğunu belirtti. Gözlemevi, saldırı sonucunda Suriyeli askerlerden veya destek verdiği gruplardan ölü ve yaralılara ilişkin bilgi vermedi.

İsrail’den egemenliğine yönelik her eyleme karşı koymayı kararlılığı
İsrail, Suriye topraklarından gelecek her türlü saldırının sorumlusunun Suriye rejimini olduğunu ve İsrail Devleti’nin egemenliğine zarar verecek her türlü eyleme karşı koymayı kararlı bir şekilde sürdüreceğini vurguladı.
İsrail ordusunun açıklamasına göre, söz konusu hava saldırıları ‘Golan Tepeleri’nin güneyine el yapımı patlayıcı tuzaklama eylemine’ yanıt olarak gerçekleştirildi. Açıklamada eylemin engellendiği bilgisine yer verildi.
İsrail ordusu Pazar akşamı yaptığı açıklamada, 4 kişiden oluşan silahlı bir grubun İsrail’in Golan Tepeleri’nde kurduğu güvenlik çitine yakın bölgede el yapımı patlayıcı tuzaklamaya çalıştığını bildirdi.
Ordu Sözcüsü Jonathan Conricus, telekonferans yoluyla basına yaptığı açıklamada, kimliğini açıklamadığı 4 kişinin ‘İsrail içinde ancak sınır çitlerinin dışında’ olduklarını söyledi. Sözcü Conricus, İsrail’e bağlı özel kuvvetlerin, keskin nişancıların ve havadan saldırıların eşliğinde sızan 4 kişiye saldırdığını belirterek, bu kişilerin açılan ateş sonucu ölmüş olabileceğini ifade etti.
Gözlemevi Müdürü Rami Abdurrahman, Conricus’un sözünü ettiği 4 kişinin Golan’ın Kurtuluşu İçin Suriye Direnişi’ne üye olduğunu ve İsrail güçleri tarafından açılan ateşte gruptan birinin öldüğünü aktardı.
Hizbullah, ‘Golan’ın Kurtuluşu İçin Suriye Direnişi’ grubunu 6 yıl önce İsrail’e karşı Golan Tepeleri’nde saldırılar düzenlemesi için kurdu. Grup, Hizbullah yöneticilerinden Semir el-Kantar liderliğinde kuruldu. Kantar 2015’te İsrail hava saldırılarında öldü.
İsrailli yetkililer, Tahran ve Şam destekli Hizbullah’ın ‘ikinci cephesinin’ Golan Tepeleri olduğunu ifade ediyorlar.
İsrail ordusu geçen ay ‘muhtemel düşmanlık eylemleriyle mücadelede hazırlık düzeyini yükseltmek’ amacıyla kuzey sınırına askeri takviye gerçekleştirdiğini duyurdu.
İsrail geçen hafta ise Lübnan ile kuzey sınırında Hizbullah ile ‘savaşa’ girdi. İsrail cephesi, kimliğini açıklamadığı ‘bir terör hücresinin sızma girişimini’ engellediğini ilan ederken, Hizbullah cephesi ise, İsrail’in engellediği kişilerin kendi üyeleri olduğu iddiasını yalanladı. Hizbullah, sınır hattında hiçbir şekilde çatışmaya girmediğini ve ateş açmadığını açıkladı. İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu geçen hafta Pazartesi günü, kendilerine saldıran veya saldırı girişiminde bulunanları vurma uyarısında bulundu
İsrail, Suriye’de 9 yıl önce iç savaşın patlak vermesinden bu yana Suriye topraklarında Hizbullah, İran ve Suriye güçlerinin mevzilerine yönelik hava saldırılarının ivmesini gün geçtikçe artırıyor.
Gözlemevi’nin açıklamasına göre, Pazartesi günü Suriye’nin doğusundaki Elbu Kemal kentine İsrail’e ait olduğu tahmin edilen füzeler fırlatıldı. Saldırıda İran destekli 15 Iraklı milis öldü. Gözlemevi daha önce, İsrail’in 20 Temmuz’da Şam’ın güneyine düzenlediği hava saldırılarında da aralarında Hizbullah üyelerinin bulunduğu İran destekli 5 milisin öldüğü, 11 kişinin de yaralandığını aktarmıştı. Bu saldırıda ayrıca Suriye ordusundan 7 askerin öldüğü bildirilmişti.
Suriye rejimine yakın El-Vatan gazetesi, Kuneytra’nın güney kırsalındaki Ayn El-Kadi köyü sakinlerinden 4 sivilin İsrail mermisiyle hayatını kaybettiklerini belirtti.
Kaynaklar, ölenler arasında yer alan Faysal Said adlı kişinin arkadaşlarıyla birlikte Golan ile ayrım hattına bitişik olan köyünün yolunda yürüdükleri sırada İsrail mermilerine hedef olduklarını ve saat 16.00 sularında 4 kişinin hayatını kaybettiğini bildiriyor.

İsrail’den Suriye topraklarına saldırılar: 102 ölü
İsrail’in Suriye topraklarında İran güçleri ve bağlı milislerine ait mevziler başta olmak üzere ‘Suriye rejimine’ ait noktalara giderek daha fazla saldırı düzenlediğini kaydeden Gözlemevi, 20 Nisan’dan bu yana Suriye’nin Şam, Şam kırsalı, Hama, Deyri Zor, Halep, Humus ve Dera kentlerindeki İran varlığına karşı en az 20 saldırının gerçekleştiğini belgeledi
Gözlemevi’nin istatistiklerine göre, söz konusu saldırıların 9’u Deyri Zor’u, 7’si Elbu Kemal ve kırsalını, geriye kalanlar ise Meyadin çölünü hedef aldı. Aynı şekilde Humus’taki İran mevziler 3 kez bombalandı. İsrail ayrıca 20 Nisan’dan bu yana Şam Kırsalı, Hama, Kuneytra ve Şam’ın her birini iki kez hedef alırken, Halep ve Dera’da İran mevzilerine karşı bir kez hava saldırısı düzenledi.
Gözlemevi, İsrail’in söz konusu tarihten bu yana düzenlediği saldırılarda ezici çoğunluğu İran güçleri ve bağlı milislerinden oluşan 102 kişinin öldüğünü aktardı. Ölenler arasında Suriyeli olmayanlar da bulunuyor. Ayrıca bu saldırılarda çok sayıda mühimmat deposu imha edildi.



Suriye ve İsrail gerilimi düşürmek için harekete geçti

Suriye Dışişleri Bakanı Esad el-Şeybani, Reuters ajansına röportaj verirken, (Reuters)
Suriye Dışişleri Bakanı Esad el-Şeybani, Reuters ajansına röportaj verirken, (Reuters)
TT

Suriye ve İsrail gerilimi düşürmek için harekete geçti

Suriye Dışişleri Bakanı Esad el-Şeybani, Reuters ajansına röportaj verirken, (Reuters)
Suriye Dışişleri Bakanı Esad el-Şeybani, Reuters ajansına röportaj verirken, (Reuters)

Suriye Dışişleri Bakanı Esad Şeybani ile İsrail istihbarat servisi Mossad’ın Direktörü Roman Gofman, iki ülke arasındaki gerilimi düşürme çabaları kapsamında dün bir araya geldi. Görüşmenin, kısa süre önce Ebu Zuhur Hava Üssü’nü hedef alan saldırının ardından gerçekleştiği belirtildi. ABD merkezli Axios’a konuşan ve konu hakkında bilgi sahibi iki kaynak, toplantı yapıldığını doğrularken yer konusunda bilgi vermedi.

İsrail medyasına konuşan bir kaynak, görüşmeleri “iyi” olarak nitelendirdi.

Şarku’l Avsat’ın Reuters’ten aktardığına göre Şeybani ajansa verdiği röportajda, Şam’ın İsrail ile güvenlik anlaşmasına ilişkin müzakerelerin yakın zamanda yeniden başlamasını beklediğini söyledi. Söz konusu anlaşmanın İsrail güçlerinin Suriye topraklarından çekilmesine zemin hazırlamasını umduklarını belirten Şeybani, İsrail’e “tarihi bir fırsatı” değerlendirme çağrısında bulunarak diplomasi kapısının açık olduğunu vurguladı.

Şeybani, “İran-İsrail savaşının ardından müzakereler donduruldu. Bu süreci tamamlamak için müzakerelerin yakın zamanda yeniden başlamasını umuyoruz” şeklinde konuştu.

Şam’ın İsrail’e yönelik güveninin şu anda bulunmadığını belirten Şeybani, “Şu anda İsrail’e güvenmiyoruz. Onunla iletişim kuruyoruz, ancak şu aşamada güven söz konusu değil” ifadelerini kullandı. Şeybani, hava üssünü hedef alan saldırının ardından iki taraf arasındaki iletişimin kesildiğini de belirtti.

Şeybani, “İletişim kurulması gerekiyor. Özellikle de Suriye’nin güvenliğini sürekli tehdit eden bir tarafla” diyerek, ancak bu iletişimin sonuç vermemesi halinde buna ihtiyaç duymadıklarını belirtti ve “Eğer sonuç getirmeyecekse böyle bir iletişimi kesinlikle istemiyoruz” ifadelerini kullandı.

İsrail Başbakanlık Ofisi ise Reuters’ın konuya ilişkin yorum talebine cevap vermedi.


Medeniyet Kartalları... Mısır ile Çin arasındaki askeri ilişkilere yeni bir ivme

Medeniyet Kartalları 2026 Tatbikatı’ndan bir kare (Askeri Sözcü)
Medeniyet Kartalları 2026 Tatbikatı’ndan bir kare (Askeri Sözcü)
TT

Medeniyet Kartalları... Mısır ile Çin arasındaki askeri ilişkilere yeni bir ivme

Medeniyet Kartalları 2026 Tatbikatı’ndan bir kare (Askeri Sözcü)
Medeniyet Kartalları 2026 Tatbikatı’ndan bir kare (Askeri Sözcü)

Mısır ile Çin arasındaki askeri ilişkiler, bölgede yaşanan gerilimlerin gölgesinde Medeniyetin Kartalları 2026 ortak hava tatbikatının başlamasıyla yeni bir iş birliği aşamasına giriyor.

İki ülke arasında son iki yılda gerçekleştirilen ikinci tatbikat olma özelliğini taşıyan eğitim, Mısır ile Çin arasındaki askeri ilişkilere yeni bir ivme kazandırıyor. Mısırlı askeri ve stratejik bir uzman, Şarku’l Avsat’a yaptığı değerlendirmede, tatbikatın ilerleyen dönemde daha kapsamlı bir askeri iş birliğine dönüşebileceğini belirtti. Uzman, bunun Mısır’ın askeri üretimde tedarik kaynaklarını çeşitlendirme politikası çerçevesinde gerçekleşebileceğini ifade etti.

Mısır ordusu, cumartesi akşamı yaptığı açıklamada, Mısır-Çin ortak hava tatbikatı Medeniyet Kartalları 2026’nın başladığını duyurdu. Açıklamada, farklı modellerde çok amaçlı savaş uçaklarının katıldığı tatbikatın, birkaç gün boyunca Mısır’daki çeşitli hava üslerinde gerçekleştirileceği belirtildi. Tatbikatın, iki ülke arasında düzenlenen ortak manevraların ikinci ayağı olduğu kaydedildi.

DFRGTHY
Medeniyet Kartalları 2026 Tatbikatı etkinliklerinden bir kare (Askeri Sözcü)

Tatbikatın ilk aşamalarında, iki taraf arasındaki muharebe anlayışının ortaklaştırılması amacıyla teorik ve uygulamalı dersler gerçekleştiriliyor. Bunun yanı sıra ortak uçuşlar düzenleniyor, planlama çalışmaları ile müşterek hava operasyonlarının yönetimine ilişkin eğitimler veriliyor.

Mısır ordusunun açıklamasına göre tatbikat, katılan güçlerin deneyim paylaşımında bulunmasını ve becerilerini geliştirmesini hedefliyor. Eğitim, Mısır Silahlı Kuvvetleri’nin kardeş ve dost ülkelerin ordularıyla gerçekleştirdiği ortak tatbikatlar programı kapsamında düzenlenirken, farklı askeri alanlarda iş birliği ilişkilerinin desteklenmesi ve güçlendirilmesi amaçlanıyor.

Çin Savunma Bakanlığı Sözcüsü Chen Shi, 14 Ağustos’ta düzenlediği basın toplantısında, tatbikatın eylül ayının başında sona ereceğini belirterek bunun iki ülke hava kuvvetleri arasındaki ikinci ortak eğitim olduğunu söyledi.

Shi’ye göre tatbikatta hava muharebesi taktikleri, hava üstünlüğü operasyonları, muharebe arama ve kurtarma faaliyetlerinin yanı sıra kuvvetlerin sevk ve kullanımına yönelik eğitimlere odaklanılacak. Ortak eğitimin karşılıklı güveni ve iki ülke arasındaki geleneksel dostluğu güçlendirmeye, iki ordu arasındaki uygulamalı iş birliğini derinleştirmeye ve bölgesel barış ile istikrarın sağlanmasına katkıda bulunmaya devam edeceği belirtildi.

Tatbikatın ilk ayağı ise Nisan 2025’te Medeniyet Kartalları 2025 adıyla düzenlenmişti. Mısır’daki hava üslerinden birinde gerçekleştirilen tatbikata, farklı modellerde çok amaçlı savaş uçakları katılmıştı.

Askeri ilişkilere ivme kazandırmak

Askeri ve stratejik uzman Tümgeneral Semir Ferec, Şarku’l Avsat’a yaptığı değerlendirmede, söz konusu eğitimin iki ülke arasındaki askeri ilişkilerin güçlendirilmesine doğrudan katkı sağladığını belirtti. Ferec, Medeniyet Kartalları tatbikatlarının düzenlenmeye devam etmesinin ilk tatbikatın başarılı olduğunun göstergesi olduğunu ifade etti. Çin savaş uçaklarının ortak eğitim için Mısır’a gelmesinin, Pekin’in bu iş birliğinden önemli ölçüde fayda sağladığını gösterdiğini vurguladı.

Ferec, söz konusu iş birliğinin doğal çerçevesinde değerlendirilmesi ve Mısır’ın dünyanın farklı ülkeleriyle yürüttüğü askeri ilişkilerin bir parçası olarak ele alınması gerektiğini belirterek şunları söyledi: “Bu tatbikata olduğundan daha fazla anlam yüklememeliyiz. Mısır, ilişkilerini çeşitlendirmesiyle bilinen bir ülke. Dünyada en fazla ortak tatbikat gerçekleştiren ülke Mısır’dır. Biz de diğer ülkeler de bu tatbikatlardan fayda sağlıyoruz.”

Genişleyen iş birliği

Çin ile Mısır arasındaki askeri iş birliği daha önce de İsrail’in endişelerine neden olmuştu. Şubat 2025’te İsrail medyasında, Mısır’ın uzun menzilli havadan havaya füzelerle donatılmış Çin yapımı J-10C savaş uçaklarını edinmesinin İsrail güvenlik kurumlarında ciddi kaygılara yol açtığı yönünde haberler yayımlanmıştı.

İbranice yayın yapan kaynaklar o dönemde, İsrail’i asıl endişelendiren unsurun Çin yapımı savaş uçağı değil, Çin’in uzun menzilli havadan havaya füzesi olduğunu belirtmişti. Mısır Hava Kuvvetleri’nin daha önce sahip olmadığı bu silahın, Mısır savaş uçaklarının İsrail uçaklarını görüş mesafesine girmeden hedef almaya çalışmasına imkân sağlayabileceği ifade edilmişti.

Bunun ardından ABD merkezli National Interest dergisi, aralık ayında Mısır’ın gelişmiş bir insansız hava aracı (İHA) filosu üretmek üzere Çin’e yöneldiğini yazmıştı. Dergi, bu adımın Mısır’ın doğu sınırlarındaki İsrail kaynaklı saldırgan tutumlara karşı koymayı amaçladığını aktarmıştı.

Tatbikatın belirli silah anlaşmalarıyla bağlantılı olduğu yönündeki iddialara da değinen Ferec, J-10 veya başka modellerde savaş uçaklarının satın alınmasına ilişkin konuların mevcut tatbikatın kapsamı dışında olduğunu belirtti. Ferec, “Tatbikatın bununla hiçbir ilgisi yok” dedi.

Ferec, Mısır-Çin askeri ilişkilerinin daha kapsamlı bir ortaklığa doğru ilerlediğine dikkati çekerek, özellikle Mısır’da yerli olarak üretilen insansız hava araçları alanındaki mevcut iş birliğinin önemine işaret etti. Bunun yanı sıra ortak eğitim ve ortak savunma sanayisi üretimi alanlarında da daha fazla askeri iş birliği yapılacağını vurguladı.

Mısır ile Çin arasındaki ilişkilerin köklü bir geçmişi bulunuyor. Geçtiğimiz mayıs ayında iki ülke, 30 Mayıs 1956’da başlayan diplomatik ilişkilerin 70’inci yıl dönümünü kutladı. Mısır, o tarihte Çin ile resmi ilişkiler kuran ilk Arap ve Afrika ülkesi olmuştu.

Mısır Cumhurbaşkanı Abdulfettah Sisi ile Çin Devlet Başkanı Şi Cinping, Mayıs 2024’te Pekin’de, Mısır-Çin Ortaklık Yılı’nın başlatıldığını duyurmuştu. Bu adım, iki ülke arasında ‘kapsamlı stratejik ortaklık’ ilişkilerinin kurulmasının 10’uncu yıl dönümüne denk gelmişti.


Ali et-Tahir savaşı… Hizbullah’ın yeteneklerinin sınanması

Lübnan’ın İsrail ile yürüttüğü müzakereleri protesto etmek amacıyla Hizbullah tarafından düzenlenen bir gösteride, eski Genel Sekreter Hasan Nasrallah’ın fotoğrafını havaya kaldıran bir kadın (AP)
Lübnan’ın İsrail ile yürüttüğü müzakereleri protesto etmek amacıyla Hizbullah tarafından düzenlenen bir gösteride, eski Genel Sekreter Hasan Nasrallah’ın fotoğrafını havaya kaldıran bir kadın (AP)
TT

Ali et-Tahir savaşı… Hizbullah’ın yeteneklerinin sınanması

Lübnan’ın İsrail ile yürüttüğü müzakereleri protesto etmek amacıyla Hizbullah tarafından düzenlenen bir gösteride, eski Genel Sekreter Hasan Nasrallah’ın fotoğrafını havaya kaldıran bir kadın (AP)
Lübnan’ın İsrail ile yürüttüğü müzakereleri protesto etmek amacıyla Hizbullah tarafından düzenlenen bir gösteride, eski Genel Sekreter Hasan Nasrallah’ın fotoğrafını havaya kaldıran bir kadın (AP)

Ali et-Tahir Tepeleri için verilen mücadele, Hizbullah’ı yalnızca tepeyi savunma ve düşmesini önleme kapasitesi açısından değil, aynı zamanda son dönemde geliştirdiği askeri stratejilerin etkinliğini kanıtlama açısından da zorlu bir sınavla karşı karşıya bırakıyor. Zira geleneksel stratejiler, son iki yılda İsrail’in askeri ve teknolojik üstünlüğüne karşı koymakta başarısız oldu.

Peki İsrail, ateş gücü, hava gücü ve istihbarat faaliyetleriyle bölgedeki gücü kuşatarak direniş kapasitesini ortadan kaldırabilecek mi? Yoksa Hizbullah’ın yer altında hazırladığı tahkimatlar, tüneller, depolar ve savaş kapasitesi, İsrail güçlerini yıpratmayı sürdürmesi ve çatışmanın süresini uzatması için ona hareket alanı sağlayabilecek mi?

Manevra kabiliyeti

Emekli Tuğgeneral Beha Helal, Hizbullah’ın askeri durumuna ilişkin değerlendirmesinde, “Toprak, Hizbullah açısından hâlâ stratejik değer taşıyor. Ancak kontrol edilen bir bölgeden açık ve gözetim altındaki bir alana dönüşmesi halinde savunma açısından taşıdığı değer kendiliğinden azalıyor… Hizbullah’ın asıl gücü yalnızca tepenin zirvesini elinde tutmasında değil, özellikle derinlikte ve çevrede faaliyet gösterebilme kapasitesinde yatıyor. Buna karşılık İsrail, hava ve istihbarat üstünlüğünü kalıcı bir kara üstünlüğüne dönüştürmeye çalışıyor” ifadelerini kullandı.

CSDFVBG
Nebatiye şehrinin doğusunda yer alan Ali et-Tahir Tepeleri (Şarku’l Avsat)

Helal, Şarku’l Avsat’a yaptığı açıklamada, “Hizbullah’ın karşı karşıya olduğu temel zorluk, manevra kabiliyetini korumak. İsrail bölgede kalıcı bir varlık oluşturmayı, yükselti çevresinde bir tampon bölge kurmayı ve Hizbullah’ın hareket etmesini engellemeyi başarırsa, güç dengesi kademeli olarak İsrail’in lehine değişmeye başlar” değerlendirmesinde bulundu.

Bu bağlamda yer altı tahkimatları, savunma tarafının yararlanabileceği en önemli araçlardan biri olarak öne çıkıyor. Bu tahkimatlar, hava üstünlüğünün etkisini azaltmaya, belirli ölçüde süreklilik ve hayatta kalma kapasitesini korumaya ve savaşın yalnızca yüzeyin kontrol altına alınmasıyla sonuçlanmasını engellemeye olanak sağlıyor. Ancak Helal, bombardımanlara karşı koruma sağlayan tahkimatların, çevresindeki bölgenin kuşatılmış veya izole edilmiş bir alana dönüşmesi halinde tersine bir yük haline gelebileceği uyarısında bulundu.

Yer altındaki tesisler izole ceplere mi dönüştü?

Helal’e göre Ali et-Tahir savaşında temel soru da burada ortaya çıkıyor: “Yer altındaki tesisler hâlâ bütünleşik bir manevra ve iletişim ağı oluşturuyor mu, yoksa birbirinden izole ceplere mi dönüştü?”

Helal, karar alma, alınan kararı iletme ve uygulama kapasitesinin yanı sıra baskı altında iletişim kanallarını korumanın Hizbullah’ın karşı karşıya olduğu en önemli sınamalar arasında yer alacağını belirtti. Ancak Hizbullah’ın tarihsel olarak belirli ölçüde ademi merkeziyetçilik ve esneklik üzerine kurulu yapısının, bir mevzinin veya yerel bir komutanlığın hedef alınmasının bütün yapının çökertilmesi için mutlaka yeterli olmayabileceğini ifade etti.

Helal, Hizbullah’ın güçlü yönleri arasında coğrafyaya hâkimiyetini, örgütsel derinliğini, dağlık arazinin özelliklerinden yararlanma kapasitesini ve mevzilerini kaybetmesine rağmen faaliyetlerini sürdürebilme kabiliyetini sıraladı. Buna karşılık en önemli zayıflıkların ise İsrail’in istihbarat ve hava gücündeki üstünlüğü ile kuşatılma riski olduğunu belirtti.

İsrail’in Ali et-Tahir’i Hizbullah’ın daha geniş operasyonel alanından ayırmayı başarmasının, burada bulunan gücü daha zorlu bir savunma pozisyonuyla karşı karşıya bırakacağını söyleyen Helal, köylerin, yolların ve evlerin tahrip edilmesinin de stratejik açıdan ciddi bir baskı oluşturduğunu ifade etti. Helal’e göre bunun nedeni, yerel güçlerin hareket ettiği sosyal ve coğrafi ortamın bir bölümünü hedef alması.

Tünel ağı

Bunun yanı sıra emekli Tuğgeneral George Nader, Ali et-Tahir Tepesi’nin Lübnan Nehri’nin kuzeyindeki geniş bir bölgeye ve güneyindeki geniş kesimlere hâkim olması nedeniyle büyük taktik öneme sahip olduğunu belirtti. Nader, tepenin daha önce İsrail işgali altında bulunması nedeniyle tarihsel bir sembol niteliği taşıdığına da dikkat çekti.

HYJUI
İsrail’in Lübnan’ın güneyindeki Ali et-Tahir Tepeleri’nin zirvesini hedef alan hava saldırılarının ardından yükselen dumanlar (AFP)

Nader, Şarku’l Avsat’a yaptığı açıklamada, elde ettiği bilgilere göre tepenin Rıdvan Güçleri komutanlığı açısından önemli bir mevzi olduğunu ifade etti. Tepede mühimmat, lojistik, füze ve insansız hava araçları (İHA) ile savaşçılar ve operasyon merkezleriyle bağlantılı yer altı tesisleri ve tünel ağının bulunduğunu belirtti.

Bir pazarlık kozu

Nader, İsrail’in tepeyi kontrol altına almasının, özellikle askeri kontrolü sahada kalıcı bir duruma dönüştürmeyi başarması halinde, müzakerelerin gelecek turlarında elini güçlendireceğini ve şartlarını dayatma kapasitesini artıracağını düşünüyor.

İsrail’in sahip olduğu yıkıcı ve teknolojik kapasitenin bu tesisleri ve tünelleri hedef almasını mümkün kıldığını belirten Nader, bölgede büyük miktarda mühimmat ve füze bulunmasının, kapsamlı bir imha operasyonunun ciddi sonuçlar doğurabileceği uyarısında bulundu.

İsrail’in büyük saldırısı

Buna dayanarak Nader, İsrail’in tepeyi kontrol altına almak amacıyla kapsamlı bir saldırı düzenlemesini bekliyor. Nader, bu hedefin İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu açısından siyasi boyutlar da taşıyabileceğini düşünüyor. Netanyahu’nun, bölgedeki tepenin kontrolünü Hizbullah’ın güneydeki komuta merkezini vurmayı başardığını göstermek ve kuzeydeki yerleşimlerin güvenliğini güçlendirmek amacıyla kullanmayı hedeflediğini belirten Nader, bunun İsrail’deki seçimler öncesinde önem taşıdığına dikkat çekti.

Hizbullah’ın buna karşı atabileceği adımların ise sınırlı göründüğünü belirten Nader, Litani Nehri’nin güneyinde hareket etmenin zorluğuna işaret etti. Nader’e göre bu durum, Hizbullah’ın İsrail güçlerinin dikkatini dağıtmasını veya bölgede başka hareket cepheleri açarak İsrail ordusunu çabalarını farklı noktalara yöneltmeye zorlamasını güçleştiriyor.