Dünya ülkelerinden Lübnan’a destek ve yardım açıklamaları: Hangi lider ne mesaj verdi?

Dün Beyrut’ta meydana gelen patlama bölgesindeki yangını söndürmeye katkı sağlayan bir helikopter (AFP)
Dün Beyrut’ta meydana gelen patlama bölgesindeki yangını söndürmeye katkı sağlayan bir helikopter (AFP)
TT

Dünya ülkelerinden Lübnan’a destek ve yardım açıklamaları: Hangi lider ne mesaj verdi?

Dün Beyrut’ta meydana gelen patlama bölgesindeki yangını söndürmeye katkı sağlayan bir helikopter (AFP)
Dün Beyrut’ta meydana gelen patlama bölgesindeki yangını söndürmeye katkı sağlayan bir helikopter (AFP)

Beyrut Limanı’ndan meydana gelen ve ardında onlarca ölü, yüzlerce yaralı ve büyük bir yıkım bırakan patlama sebebiyle dünyadaki birçok ülke ve kuruluş, dayanışma ve yardım çağrısında bulunarak, Lübnan’ın yanında oldukları mesajını verdi.
Suudi Arabistan Krallığı Hükümeti, Dışişleri Bakanlığı aracılığıyla “Beyrut Limanı’nda meydana gelen patlamayı büyük bir endişe ve dikkatle takip ettiklerini” duyurarak, Bakanlık, “Suudi Arabistan Krallığı’nın kardeş Lübnan halkına tam desteğini ve onlarla dayanışma içerisindeki olduğunu” teyit ettiğini açıkladı.

Birleşik Arap Emirlikleri (BAE)
Birleşik Arap Emirlikleri, Lübnan halkına başsağlığı diledi. Abu Dabi Veliaht Prensi Şeyh Muhammed bin Zayid Al Nehyan, Twitter hesabında şu mesajı paylaştı, “Bu zor koşullarda kardeş Lübnan halkıyla birlikte duruyor ve onlarla dayanışma içerisinde olduğumuzu teyit ediyoruz.”
BAE Başbakanı ve Dubai Emiri Şeyh Muhammed bin Raşid Al Mektum Twitter’dan paylaştığı mesajında, “Sevgili Lübnan halkına başsağlığı dileklerimizi iletiyoruz. Allah’ım sana kavuşanlara rahmet eyle, Lübnan halkına lütufta bulun, Allah’ım Lübnan halkına sabır ve dayanma gücü ver!” ifadelerine yer verdi. BAE Dışişleri Bakanı Enver Karkaş ise Twitter hesabında yaptığı paylaşımda, “Kalplerimiz Beyrut ve Beyrut halkıyla birlikte. Bu zor anlarda Allah’tan kardeş ülke Lübnan’ı ve halkını koruması, üzüntülerini azaltıp yaralarını iyileştirmesi ve yuvalarını hüzün ve kederden muhafaza etmesini diliyoruz.” ifadelerine yer verdi. Twitter paylaşımında Karkaş ayrıca, Lübnan bayrağıyla aydınlatılan Burc Halife’nin bir fotoğrafını yayınladı.

Kuveyt
Beyrut Limanı’nı vuran devasa patlama sebebiyle Lübnan vatandaşlarına acil tıbbi yardım gönderilmesi için Kuveyt Emir Yardımcısı ve Veliaht Prens Şeyh Navaf el-Ahmed el-Cabir es-Sabah tarafından talimat verildi.
Patlamada hayatını kaybedenlerin ailelerine başsağlığı, yaralılara acil şifalar dileyen Veliaht Prens’in taziyeleri Emirlik Divanı İşleri Bakanı Şeyh Ali Cerrah es-Sabah tarafından açıklandı. Lübnan’da bulunan Kuveyt Büyükelçiliği, Beyrut’taki tüm Kuveyt vatandaşlarını azami önlemler ve tedbirler almaya, daimi şekilde ikamet adreslerinde durmaya ve elçilikle sürekli iletişim halinde kalmaya çağırdı. Elçilik, Beyrut Limanı’nda meydana gelen patlamanın ardından, Lübnan’da bulunan Kuveyt vatandaşlarına, Lübnan yetkili makamları tarafından verilen talimatlara ve direktiflere uyma çağrısı yaptı. Kuveyt Büyükelçiliği, Kuveytli vatandaşların, “herhangi bir yardıma ihtiyaç duymaları halinde, 0096171171441 numaralı acil durum hattını aramalarını istedi.

Mısır
Mısır Cumhurbaşkanı Abdulfettah es-Sisi, dün Lübnan’ın başkenti Beyrut’ta meydana gelen patlama sebebiyle Lübnan hükümetine ve halkına başsağlığı dileklerini iletti. Sisi, Twitter hesabı üzerinden paylaştığı mesajında şu ifadelere yer verdi, “Lübnan’ın başkenti Beyrut’ta meydana gelen trajik patlamada hayatını kaybeden Lübnanlı kardeşlerimize ve Lübnan hükümetine başsağlığı diliyorum. Yüce Allah’tan yararlıları hızlı bir şekilde iyileştirmesini, kurbanlarına ailelerine sabır ve dayanma gücü vermesini niyaz ediyorum” ifadelerine yer verdi.

Katar
Katar Emiri Şeyh Temim bin Hamad Âl Sâni, Lübnan’a sahra hastaneleri gönderdi. Ayrıca meydana gelen patlamanın ardından Lübnan Cumhurbaşkanı Mişel Avn’ı telefonla arayarak, Lübnan’ın yanında olduğunu ifade etti.

Ürdün
Ürdün Dışişleri Bakanı Eymen es-Safadi, Beyrut’ta meydana gelen patlamanın ardından Lübnan’ın ihtiyaç duyduğu her türlü yardımı sunmaya hazır oldukları açıklamasında bulundu.

Suriye
Suriye Devlet Başkanı Beşşar Esed, Lübnanlı mevkidaşı Mişel Avn’a gönderdiği mesajda, “Beyrut Limanı’ndan meydana gelen büyük patlamadan dolayı şahsım ve Suriye halkı adına büyük üzüntü duyduk. Size ve Lübnan halkına içten taziyelerimizi sunuyor, başsağlığı diliyoruz. Bu trajik kazanın etkilerini atlatabileceğinizden eminiz” ifadelerine yer verdi.

Rusya
Öte yandan Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin, Lübnan ile dayanışma içerisinde olduklarını vurgulayarak, hayatını kaybedenlere başsağlığı diledi.

ABD
Beyaz Saray Sözcüsü Kayleigh McEnany, Başkan Donald Trump yönetiminin patlamayı yakından takip ettiğini söyledi. McEnany, “Beyrut’ta yaşanan olay hakkında Trump’a bilgi verildi. Lübnanlıların güvenliği için dua ediyoruz ve durumu yakından takip ediyoruz” ifadelerine yer verdi. Bu açıklamanın öncesinde, Pentagon Merkez Komutanlığı, Beyrut’ta meydana gelen patlamada ağır kayıplar verilmesinden endişe duyduklarını ve gelişmeleri takip ettiklerini belirtti. Konuyla ilgili olarak, ABD Dışişleri Bakanlığı, Beyrut’taki vatandaşlarını Lübnanlı yetkililerin talimatlarına uymaya çağırarak, Lübnan makamlarına yardım sağlamak isteklerini ifade etti. Ayrıca, yaşanan patlamada herhangi bir Amerikan vatandaşının zarar görüp görmediğini öğrenmek için Lübnanlı yetkililerle işbirliği içinde olunduğunu belirtti.

İngiltere
İngiltere Başbakanı Boris Johnson, ülkesinin elinden gelen her türlü yardımı Beyrut’a göndermeye hazır olduğunu söyledi. Johnson Twitter’da paylaştığı mesajda, “Bu gece Beyrut’tan gelen resimler ve video görüntüleri şok edici. Kalplerimiz ve dualarımız bu korkunç kazadan etkilenenle birlikte. Birleşik Krallık, yaşanan patlamadan etkilenenlere elinden gelen her türlü desteği vermeye hazır” ifadelerine yer verdi.

Fransa
Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron, ülkesinin her zaman Lübnan’ın yanında olduğunu ve Fransa’nın Lübnan’a gönderdiği bir acil yardımın şu anda ulaştığını belirtti. Fransa Dışişleri Bakanı Jean-Yves Le Drian, ülkesinin Lübnan’ın yanında olduğunu ve yardım sağlamaya hazır olduğunu ifade etti. Le Drian Twitter hesabında paylaştığı mesajında, “Fransa her zaman Lübnan’ın ve Lübnan halkının yanında durdu ve durmaya da devam edecek. Lübnan yetkili makamları tarafından belirtilecek ihtiyaca göre yardım sağlamaya hazırız” ifadelerine yer verdi. Le Drian ayrıca, “Fransa Beyrut’taki patlamalardan kötü şekilde etkilenen kurbanların ailelerin başsağlığı diliyor ve hastaların en kısa zamanda iyileşmesini temenni ediyor” dedi.
 
Kanada
Kanada Başbakanı Justin Trudeau, “Lübnan’a her türlü yardım sağlamaya hazırız” dedi.

Türkiye
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ise patlamayla ilgili olarak, “Beyrut Limanı patlamasında hayatını kaybedenlerin akrabalarına ve yakınlarına taziyelerimi sunar, Allah’tan kendilerine sabır ve metanet dilerim. Ayrıca yaralılara acil şifalar dilerim. Türkiye’de bizler, her daim Lübnan’ın ve Lübnanlı kardeşlerimizin yanında duracağız” ifadelerini kullandı.
Cumhurbaşkanlığı sözcüsü İbrahim Kalın, Ankara’nın patlama sonrasında Lübnan’a her türlü yardımı sağlamaya hazır olduğunu vurguladı.

İran
İran Dışişleri Bakanı Muhammed Cevad Zarif, Twitter hesabı üzerinden yaptığı paylaşımda, Lübnan’a her türlü yardım sağlamaya hazır olduklarını ifade etti. Ayrıca, “Kalplerimiz ve dualarımız Lübnan’ın büyük ve sabırlı halkıyla birlikte. Her zaman olduğu gibi İran gerekli her türlü yardıma hazır. Güçlüsün Lübnan” açıklamasında bulundu.

Körfez İşbirliği
Körfez Arap Ülkeleri İşbirliği Konseyi (KİK) Genel Sekreteri Dr. Nayif Falah Mübarek el-Hacraf, dün Lübnan’ın başkenti Beyrut’ta meydana gelen büyük patlamada hayatını kaybeden Lübnan halkına başsağlığı, yaralılara en kısa zamanda iyileşmeleri dileklerini iletirken, KİK’in bu zor zamanlarda kardeş Lübnan halkı ile işbirliği içerisinde olduğunu vurguladı.

İslam İşbirliği Teşkilatı
İslam İşbirliği Teşkilatı (İİT) Genel Sekreterliği’nin Cidde’deki Genel Merkezi’nde, Beyrut Limanı’nda meydana gelen patlamanın sonuçlarını takip edildiği vurgulanarak, Lübnan halkıyla tam bir dayanışma içerisinde olunduğu belirtildi.

Birleşmiş Milletler (BM)
BM Genel Sekreteri sözcüsü Farhan Hak, “Lübnan’daki patlamalar son derece endişe verici. Meydana gelen patlamanın bir kaza sonucu mu yoksa kasıtlı olarak mı ortaya çıktığı konusunda kazanın sebepleri hakkında elimizde herhangi bir bilgi yok. Bu sebeple cevap vermek için bu bilgilere ihtiyacımız olacak” dedi.
BM Lübnan Özel Koordinatörü Jan Kubis, Twitter üzerinden yaptığı paylaşımda, “Yaşanan korkunç bir trajedi. Birleşmiş Milletler ailesi adına, patlamada hayatını kaybedenlerin ailelerine başsağlığı, yaralananlar için acil şifalar diliyoruz. Tüm desteğimiz ve sevgilerimiz Lübnan ve Lübnan halkıyladır” dedi.

Dünya Sağlık Örgütü (WHO)
Dünya Sağlık Örgütü, başkent Beyrut’u sarsan büyük patlamanın sonuçlarıyla ilgili endişelerini dile getirdi. WHO’dan yapılan açıklamada, “Acil ihtiyaçları karşılamak için ortaklarımızla birlikte çalışıyoruz ve kalbimiz bu olaydan etkilenenle birlikte” ifadelerine yer verildi.



Yemen Başkanlık Konseyi, egemenlik kararını korumak için el-Bahsani'ye karşı önlem alacağını açıkladı

Ferec el-Bahsani’nin Şarku’l Avsat ile yaptığı önceki bir röportajdan (Fotoğraf: Turki el-Ukayli)
Ferec el-Bahsani’nin Şarku’l Avsat ile yaptığı önceki bir röportajdan (Fotoğraf: Turki el-Ukayli)
TT

Yemen Başkanlık Konseyi, egemenlik kararını korumak için el-Bahsani'ye karşı önlem alacağını açıkladı

Ferec el-Bahsani’nin Şarku’l Avsat ile yaptığı önceki bir röportajdan (Fotoğraf: Turki el-Ukayli)
Ferec el-Bahsani’nin Şarku’l Avsat ile yaptığı önceki bir röportajdan (Fotoğraf: Turki el-Ukayli)

Yemen Başkanlık Konseyi’nden bir kaynak, Başkanlık Konseyi üyesi Ferec el-Bahsani’nin son açıklamalarını şaşkınlıkla karşıladıklarını belirterek, Bahsani’nin Konsey liderliğince alınan egemen nitelikteki kararlara karşı çıkmasına tepki gösterdi. Kaynak, bu kararların başında, Riyad Anlaşması ve Yetki Devri Bildirgesi’nde öngörüldüğü üzere, Meşruiyeti Destekleme Koalisyonu ile koordinasyon içinde güvenlik güçlerinin Savunma ve İçişleri bakanlıkları çatısı altında birleştirilmesinin geldiğini vurguladı.

Resmî açıklamada, söz konusu ifadelerin Başkanlık Konseyi Başkanı ve üyelerinin yemin ettikleri kolektif sorumluluk ilkesinden açık bir sapma anlamına geldiği, geçiş dönemini düzenleyen referanslarla ve Konseyin askeri ve güvenlik dosyalarını yönetme konusundaki anayasal yetkileriyle çeliştiği kaydedildi. Açıklamada, bu yetkilerin devlet kurumlarının yeniden tesis edilmesi, münhasır yetkilerine yönelik müdahalelerin önlenmesi ve mevcut meydan okumalar karşısında devlet otoritesinin pekiştirilmesi açısından hayati önem taşıdığı ifade edildi.

Kaynak ayrıca, Suudi Arabistan’ın güney diyaloğuna yönelik himaye çabalarının sorgulanmasının ve bu diyaloğun uzlaşıyla belirlenen himaye çerçevesi dışına taşınması çağrılarının olumsuz mesajlar içerdiğini belirtti. Bu tutumun ne tansiyonun düşürülmesine katkı sunduğu ne de Başkanlık Konseyi’nin defalarca vurguladığı üzere ulusal, kapsayıcı bir çerçeve içinde adil ve kapsamlı biçimde ele alınması gereken Güney meselesinin çıkarlarına hizmet ettiği bildirildi.

zxsdefrt
Aden şehrindeki Merkez Bankası genel merkezinin dışında devriye gezen Yemen hükümet güçlerine bağlı bir asker (EPA)

Kaynak, bu tutumların önceki bir bağlamdan bağımsız olmadığını da vurguladı. Kaynak, el-Bahsani’nin daha önce de birden fazla kez Hadramut ve el-Mehra vilayetlerinde isyan ve tek taraflı adımlara yönelik destekleyici ya da müsamahakâr tutumlar sergilediğini ifade etti. Ayrıca el-Bahsani’nin, devletten ve ulusal kurumlarından yana tavır alan bazı ofis çalışanlarını görevden aldığına dikkat çekerek, bu yaklaşımın Başkanlık Konseyi üyeliğine yüklenen egemen nitelikteki görevler ve anayasal sorumluluklarla bağdaşmadığını kaydetti.

Kararlı davranmak

Kaynak, Başkanlık Konseyi’nin bu uygulamalarla ulusal sorumluluğun gerektirdiği şekilde, anayasa ve geçiş dönemini düzenleyen referanslar çerçevesinde hareket edeceğini vurguladı. Açıklamada, egemen karar alma birliğinin korunması, ulusal mutabakata zarar verebilecek ya da güvenlik ve istikrarın yeniden tesisine yönelik çabaları zayıflatabilecek her türlü adımın önlenmesi için gerekli tedbirlerin alınacağı belirtildi.

Kaynak ayrıca, mevcut aşamanın dar hesaplardan uzak, ülkenin karşı karşıya bulunduğu varoluşsal zorluklarla uyumlu, sorumlu bir siyasi dil ve tutum gerektirdiğini kaydederek, yalnızca devletin ve kapsayıcı ulusal projesinin karşıtlarına hizmet eden muğlak mesajlardan kaçınılması gerektiğinin altını çizdi.

Yemen Başkanlık Konseyi daha önce de Birleşik Arap Emirlikleri’nden (BAE), Başkanlık Konseyi üyesi Ferec el-Bahsani’nin topraklarından ayrılarak Riyad’a gitmesine izin verilmesini talep etmişti. Açıklamada, el-Bahsani’nin Konsey liderliğiyle birlikte çalışması ve Suudi Arabistan’ın himayesinde Yemen’deki durumu ele almaya yönelik çabalara katılması gerektiği, bunun da mevcut belirsizlik ve kafa karışıklıklarının giderilmesine katkı sağlayacağı ifade edilmişti.

Başkanlık Konseyi, sorumlu bir kaynak aracılığıyla, Başkanlık Konseyi üyeliğinin bireysel hesaplara ya da devlet çerçevesi dışındaki değerlendirmelere tabi tutulamayacak, üst düzey bir anayasal sorumluluk olduğunun altını çizdi. Açıklamada, ulusal mücadelenin, devlet kurumlarının yeniden tesis edilmesi ve Yemen halkının yaşadığı sıkıntıların sona erdirilmesi için en yüksek düzeyde birlik ve uyum gerektirdiği vurgulandı.


Sudan ordusu ile HDK arasında şiddetli çatışmalar

Sudan Kızılhaçı üyeleri pazar günü Hartum’daki yerel bir mezarlıkta savaş kurbanlarını yeniden gömdü (AP)
Sudan Kızılhaçı üyeleri pazar günü Hartum’daki yerel bir mezarlıkta savaş kurbanlarını yeniden gömdü (AP)
TT

Sudan ordusu ile HDK arasında şiddetli çatışmalar

Sudan Kızılhaçı üyeleri pazar günü Hartum’daki yerel bir mezarlıkta savaş kurbanlarını yeniden gömdü (AP)
Sudan Kızılhaçı üyeleri pazar günü Hartum’daki yerel bir mezarlıkta savaş kurbanlarını yeniden gömdü (AP)

Sudan ordusu ile HDK arasında devam eden savaşta, Sennar eyaletinin Senga kentinde ve Mavi Nil eyaletinin Yabus beldesinde hem askerlerden hem de sivillerden onlara ölü ve yaralı olduğu bildirilirken, iki gün boyunca insansız hava araçlarının (İHA) da dahil olduğu çatışmalar yaşandı.

Görgü tanıkları, HDK'ya ait İHA’ların pazartesi sabahı Senga'yı bombaladığını ve ordunun 17. Piyade Tümeni karargahını hedef aldığını söyledi.

Görgü tanıklarının ifadesine göre 17. Piyade Tümeni karargahında yapılan bir toplantı sırasında gerçekleşen saldırıda askeri personelden ve sivillerden çok sayıda kişi öldürdü. Sennar Eyaleti Sağlık Bakanı İbrahim el-İvad, Ultra Sudan platformunda yayınlanan açıklamalarında 17 kişinin öldüğünü ve 13 kişinin yaralandığını söyledi, ancak ölen ve yaralananların kimler olduğuna değinmedi.

Sennar Hükümeti Sözcüsü Adem Abdullah, olayın önemini küçümseyerek, bir İHA’nın şehri hedef aldığını ve saha savunma sistemleri tarafından durdurulduğunu, sayımı devam eden sivillerin kayıplarının ise saha savunma sistemlerinin İHA’ya verdiği tepki sonucu meydana geldiğini söyledi.

Sudan Egemenlik Konseyi Başkan Yardımcısı Malik Agar'a bağlı Mavi Nil Halk Hareketi, HDK'nın yaydığı ‘kötü niyetli söylentilere kanılmaması’ çağrısında bulunan bir açıklama yayınladı, ancak tam olarak ne olduğu konusunda ayrıntılı bilgi vermedi.

Sudan ordusu henüz bir açıklama yapmazken ordu yanlısı platformlar, HDK'nın insansız hava araçlarının şehirdeki ordu kışlalarını ve sivilleri hedef aldığını bildirdi. Tanıklar ise 17. Piyade Tümeni'nin toplantı yeri yakınlarındaki bir okulun İHA’larla vurulduğunu söyledi.

Görgü tanıkları, saldırının Sennar, El Cezire, Beyaz Nil ve Mavi Nil merkez eyaletlerinin valilerinin tümen karargahında yaptıkları toplantı sırasında gerçekleştiğini söylediler, ancak bu bilgi henüz doğrulanamadı.

xcdfgth
Pazar günü Hartum'daki bir mezarlıkta savaş kurbanlarının bulunduğu çantaları inceleyen Sudanlılar (AP)

Beyaz Nil Valisi, aralarında protokol müdürü ve bir korumasının da olduğu bazı yardımcılarının öldüğünü açıkladı.

Orduya yakınlığıyla bilinen gazeteci Mazmul Ebu el-Kasım, Facebook'ta, stratejik bir İHA saldırısının Sennar eyaletindeki Senga kentinde bulunan 17. Piyade Tümeni karargahını dört füzeyle hedef aldığını söyledi.

HDK komutanlarından Paşa Tabik, Facebook sayfasında yaptığı bir paylaşımda 17. Tümen karargahında yaşananları ‘geçici bir olay” olarak nitelendirdi. Tabik, saldırıya ilişkin daha fazla bilgi vermedi.

Tabik, Sennar'da yaşananların, ‘Egemenlik Konseyi Başkanı Abdulfettah el-Burhan, ordu komutanları ve onların arkasındaki İslamcı hareket ve savaşın devam etmesi gerektiğini savunanlara yönelik doğrudan bir mesaj’ olduğunu söyledi.

Çeşitli savaş bölgelerinde benzer operasyonların devam edeceğini söyleyen Tabik, “Gelecekte yaşananlar daha şiddetli, daha acı ve daha ıstırap verici olacak” dedi.

Öte yandan Sudan ordusundan dün yapılan açıklamada, Senga ve Yabus'taki olaylara değinilmeden ordu güçlerinin son 72 saat içinde Kordofan, Darfur ve Mavi Nil bölgelerindeki savaş alanlarında HDK’ya ait 107 askeri aracı ve bazı yakıt ve mühimmat depolarını imha ettiği, onlarca HDK üyesini öldürdüğü ve yaraladığı belirtildi.

Abdulaziz el-Hılu liderliğindeki HDK’nın müttefiki olan silahlı grup Sudan Halk Kurtuluş Hareketi-Kuzey (SPLM-N) ise yaptığı açıklamada, ordunun bir savaş uçağının pazar günü Mavi Nil eyaletindeki Yabus beldesini bombaladığını, bu saldırıda çoğu kadın ve çocuk olmak üzere 93 sivilin öldüğünü ve 32 kişinin yaralandığını bildirdi.

Sudan ordusu olayla ilgili yorum yapmasa da orduya bağlı platformlar, Sudan'ın Etiyopya sınırına yakın Yabus beldesindeki HDK mevzilerine hava saldırıları düzenlediğini, onlarca askeri aracın imha edildiğini ve HDK’ya ağır kayıplar verdirildiğini bildirdi.

Bu platformlara göre Sudan ordusu, 15 Nisan 2023'te savaşın başlamasından bu yana HDK’nın Etiyopya sınırındaki mevzilerini ilk kez hedef aldı.

Bununla birlikte İslamcı çizgideki Sudan Doktorlar Ağı tarafından yapılan açıklamada, dün Güney Kordofan eyaletinin Habila bölgesindeki Kartala beldesinde bir HDK konvoyunun bombalanması sonucu beş kişinin öldüğü ve bazı kişilerin de yaralandığı ifade edildi.

Dilling ve Kadugli şehirlerindeki kuşatmayı kırmak amacıyla geçici olarak kontrolünü ele geçirdikten sonra geçtiğimiz hafta Habila şehrinin kontrolünü kaybeden ordu güçleri Kartala beldesinden çekilmişti.


İsrailli yetkililer Gazze'yi işgal etme planı öneriyor: Nükleer bomba atmayı teklif ettiler

Aşırılıkçı yerleşimciler, Şubat 2024'te Gazze'ye geçerek bir karakol kurmaya çalıştı (DPA)
Aşırılıkçı yerleşimciler, Şubat 2024'te Gazze'ye geçerek bir karakol kurmaya çalıştı (DPA)
TT

İsrailli yetkililer Gazze'yi işgal etme planı öneriyor: Nükleer bomba atmayı teklif ettiler

Aşırılıkçı yerleşimciler, Şubat 2024'te Gazze'ye geçerek bir karakol kurmaya çalıştı (DPA)
Aşırılıkçı yerleşimciler, Şubat 2024'te Gazze'ye geçerek bir karakol kurmaya çalıştı (DPA)

Üç bakan ve iktidar koalisyonundaki yaklaşık 10 milletvekilinin girişimiyle, dün Knesset'te (İsrail parlamentosu) “Gazze - Ertesi Gün” başlıklı bir konferans düzenlendi. Şeridin Geleceği için Siyasi Plan Yerleşim liderleri ve yüzlerce konuk konferansa katıldı ve konferans sırasında, Yahudilerin tarihi hakkı olduğunu iddia ederek oraya geri dönüp yerleşmeyi müzakere ettiler.

Konferans, Parlamento Anayasa ve Adalet Komitesi Başkanı Simcha Rotman'ın girişimiyle, Yerleşim Bakanı Orit Strock, Yahudi Mirası Bakanı Amichai Eliyahu ve Diaspora İşleri Bakanı'nın katılımıyla gerçekleşti. Bu isimlerin tamamı, Itamar Ben-Gvir ve Bezalel Smotrich liderliğindeki Dini Siyonist bloktan ve Likud'dan Avichai Shekli de konferansa katıldı. Konferansta, Gazze çevresinde yaşanan siyasi olaylarla ilgilenmediklerini, bununla ABD Başkanı Donald Trump'ın savaşı sona erdirme planını kastettiklerini açıkladılar.

Gazze Şeridi'nin işgalini savunanlar, “Gazze Şeridi için tek gerçekçi planın İsrail'in burayı tamamen kontrol altına alması ve yerleşim yerlerini yeniden inşa etmesi olduğunu” iddia ediyorlar. Gazze'deki her binayı ve ev kalıntısını yerle bir eden ordunun mevcut operasyonlarını, kendi faaliyetleri için bir teşvik olarak görüyorlar.

Strook konuşmasında, “Mesele tek bir şeyle ilgili: topraklarımız üzerindeki hakkımızı tanıyıp tanımadığımız” dedi ve ekledi: “Kendimize şunu sormalıyız: Başbakanımız Binyamin Netanyahu, ABD Başkanı'na Gazze'nin bizim olduğunu söyledi mi?” Rotman ise şöyle dedi: “Savaştan öğrendiğimiz en önemli şey, her şeyin Netanyahu ile ilgili olmadığıdır. Ona toplumsal baskı uygulamalıyız.”

cdfgth
İsrailli yerleşimciler, Ağustos 2005'te Gazze'deki Netzarim yerleşiminden ayrılırken yürüyüş yapıyorlar (AP)

Savaşın başında Gazze'ye nükleer bomba atılması çağrısında bulunmasıyla bilinen Bakan Eliyahu, "Bu konferans, hükümet üzerinde kaçınılmaz olarak etki yaratacak ve istenen sonuçları elde edecek güçlü bir kamuoyu baskısının başlangıcıdır" ifadelerini kullandı.

Ona göre, “Gazze'deki gelişmeler, Amerikalıların (Hamas'ın) kendilerine karşı dürüst olmadığını ve iktidarı veya silahlarını bırakmak istemediğini keşfedeceklerini gösteriyor. Bu nedenle İsrail, Gazze'nin kontrolünü ele geçirmeye hazırlanmalı, ancak bu sefer sadece savaşı askeri olarak çözmekle kalmayıp, yerleşimcilerin haklarını geri vermeli ve onları Gazze'deki Gush Katif'e geri döndürmelidir.”

Bakan Shekli, “İsrail'in bu savaşta evlatlarının kanıyla elde ettiği kazanımlar, yüzeysel siyasi anlayışlarla heba edilmemeli, aksine yerleşimcilik gibi büyük bir Siyonist eylemle taçlandırılmalıdır. Bunun başlangıcının, bugün tamamen İsrail'in kontrolünde olan Kuzey Gazze Şeridi'nde olması gerektiğini" belirtti.

vfevfe
İsrailli yerleşimciler, Ağustos 2005'te Gazze'deki Netzarim yerleşiminden ayrılırken yürüyüş yapıyorlar (AP)

Bakan Yardımcısı Almog Cohen, konferansın başlığına itiraz ederek şunları söyledi: “Gazze'den sonraki günü istemiyorum. Şimdi gereken düşmanın ortadan kaldırılmasıdır. Öfkem henüz dinmedi ve sönmedi. Düşmandan daha fazla kan dökülmesini istiyorum (...) Araplar toprak kaybetmeli ki onları yendiğimizi anlasınlar.”

Bu yerleşim faaliyetinin, Doğu Kudüs ve Batı Şeria'daki İsrail yerleşim projelerinin yoğunlaştığı ve İsrail ordusunun himayesinde yerleşimcilerin Filistinlilere yönelik saldırılarının arttığı bir dönemde gerçekleştiği unutulmamalıdır.

Son günlerde, Eriha yakınlarındaki Ras Ein el-Auja'da evlerinin yakınlarına bir karakol kurulmasının ardından 100'den fazla vatandaş evlerini terk etmek zorunda kaldı.

Şarku’l Avsat Haaretz'den aktardığına göre güvenlik yetkilileri, ordunun 7 Ekim'den bu yana Batı Şeria'da Filistinlilere yönelik bin 720 yerleşimci saldırısı kaydettiğini; geçen yıl ise 845 olayın kaydedildiğini, bu olaylarda 200 kişinin yaralandığını ve 4 kişinin öldüğünü söyledi.

40 binden fazla konutun inşası onaylandı, 69 yerleşim yeri kuruldu ve mevcut yerleşim yerlerinin alanları iki katına çıkarılarak genişletildi.

İsrail hükümeti, bir bölgedeki çatışmayı körükleyerek başka bir bölgedeki faaliyetlerden dikkati dağıtmak gibi bilinen bir yöntemi izliyor; örneğin, Gazze savaşı sırasında Batı Şeria'da yerleşim genişletme ve yerinden etme operasyonları yürüttü. Bunun tam tersi de geçerli.