Suriye'nin kuzeybatısında ve olayların ön saflarındaki Kürt Dağı’nda kırılgan sakinlik sona erdi

Yeniden başlayan çatışmalar, İdlib’i yine ateş hattına soktu (İndepenedent Arabia)
Yeniden başlayan çatışmalar, İdlib’i yine ateş hattına soktu (İndepenedent Arabia)
TT

Suriye'nin kuzeybatısında ve olayların ön saflarındaki Kürt Dağı’nda kırılgan sakinlik sona erdi

Yeniden başlayan çatışmalar, İdlib’i yine ateş hattına soktu (İndepenedent Arabia)
Yeniden başlayan çatışmalar, İdlib’i yine ateş hattına soktu (İndepenedent Arabia)

Rola Youseff
Suriye’de rejim ordusunun bir sonraki hedefinin, aylarca süren kırılgan sakinliğin Suriye kıyılarının kuzey dağlarındaki son çatışmalar tarafından sona erdirilmesinin ardından Lazkiye kırsalındaki Kürt Dağı’nı yeniden kontrol altına almak olduğu anlaşılıyor.
Suriye İnsan Hakları Gözlemevi'nin (SOHR) aktardığı bilgilere göre rejim güçlerinin, El Kaide ile bağlantılı aşırılık yanlısı Hurras ed-Din (Dinin Muhafızları) örgütü tarafından kontrol edilen İdlib'e bitişik dağdaki sürpriz saldırısı sonucu rejim güçlerinden 12, örgütten 6 unsur öldü.

Saha yeniden alevlendi
Bu kırılgan sakinlik, sadece Kürt Dağı’nda sona ermedi. Özellikle, hem rejim hem de Rusya tarafından takviyelerde bulunulan Suriye'nin en önemli bölgelerinden biri olan ve Tartus dahil olmak üzere kıyı boyunca askeri üslerin yer aldığı Lazkiye’ye yakınlığı nedeniyle bu bölge de etkilendi. Aynı şekilde Rus savaş uçaklarının, İdlib kırsalındaki Binniş kentini hedef aldığı kaydedildi.
Independent Arabia’ya konuşan sahadaki bir kaynak, Lazkiye’ye yakın Kürt Dağı’na yönelik saldırılar ile yapılan askeri tehdidin sona erdirilmesi gerektiğine dair dolaylı bir karar olduğunu belirtti. Kaynak bunun nedenini, bölgedeki aşırılık yanlısı bir örgütün varlığının rejime yakın ve müttefik askeri üsler ve noktalar için her zaman bir tehdit oluşmasına bağladı.
Aşırılık yanlısı muhalif grupların - bir fırsatını bulduklarında - Suriye ve Rus güçlerinin insansız hava araçları (İHA) ile üzerlerine füzeler yağdırmaktan çekinmeyeceği bir zamanda bu durum, Suriye’nin sahil kenti Cebele yakınlarındaki Rusya’nın kontrolünde olan Hmeymim Hava Üssü için her zaman bir kabus olmuştur.
Rusya’nın Suriye’deki Tarafları Uzlaştırma Merkezi’nin Başkanı Aleksandr Şerbitskiy, 12 Temmuz'da yaptığı açıklamada, Rus hava savunma sistemlerinin Hmeymim Hava Üssü’ne yapılan silahlı bir saldırıyı engellediğini söyledi. Şerbitskiy, “Savunma sistemlerimiz, üssün etrafındaki bölgeye kuzeydoğu yönünden yaklaşan iki İHA tespit etti. Rus savaş uçakları, hava üssünden beş kilometre uzaklıkta saldırı hazırlığındaki İHA’ları imha etti” ifadelerini kullandı.

Cepheye hazırlık
Suriye rejim güçlerinden olan sahadaki kaynak, Lazkiye kırsalının geri kalanını kontrol etmek amacıyla ‘çok yakında’ askeri bir operasyon başlatılacağını söyledi.
Bununla birlikte Heyetu Tahriru'ş Şam’ın (HTŞ) İdlib kırsalındaki en büyük mühimmat depolarından birinin yok edilmesiyle aynı zamanda Hurras ed-Din örgütü unsurlarıyla yaşanan son çatışmaların zamanlamasının önemi netleşmedi.
Aynı kaynak şöyle devam etti:
“İdlib operasyonunu tamamlamak için Rus kuvvetlerine bağlı 5. Kolordu unsurları da dahil olmak üzere orduya destek güçler için büyük ölçekli hazırlıklar Mayıs 2019'un sonlarında başladı. Bütün hazırlıklar, Moskova’nın bu cephede belirleyici olacak en geniş saldırıyı başlatmak üzere verdiği destekle yapılıyor. 48 saat önce yapılan duyuruyla taktiksel askeri operasyonlar artarken Lazkiye kırsalında konuşlanan güçler arasında tam bir hazırlık durumu hüküm sürdü. Ancak saldırının kesin tarihi açıklanmadı.”

İdlib’in kaderi
Askeri çatışmaların durmasının ardından hakim olan kırılgan sakinlik, Haleplilerin duyduğu İdlib kırsalında güçlü patlamanın sesiyle sona erdi. Gözlemciler, -eğer rejimin aktardığı hikayeye bakılırsa- şiddetli patlamanın, HTŞ’nin en büyük mühimmat deposunu vuran Rus savaş uçağının 25 kilometre uzaklıktaki Türk radarlarından kaçmak için düşük irtifada uçmasından kaynaklanmış olabileceği teorisini dışlamıyorlar. Olaydan sonra yayınlanan bir Rus raporunda bölgeyi sarsan bir dizi büyük patlama yaşandığı bildirildi.
Öte yandan muhalif aktivistler, bombardımanın yerinden edilmiş insanları hedef aldığını ve geniş kapsamlı yıkıcı gücünün, üç sivilin ölümüyle birlikte ciddi maddi hasara yol açtığını belirttiler. Anadolu Ajansı’nın (AA) haberine göre Rusya-Türkiye mutabakatını sabote etmeye çalışan İranlı milislerin desteğiyle İdlib'in güney kırsalındaki Cebel ez-Zaviye bölgesi hedef alınarak Suriye'nin kuzeybatısındaki Gerginliği Azaltma Bölgeleri’nde ilan edilen ateşkes anlaşması ihlal edildi.

Ankara ve anlaşma
Büyük çaplı ihlalin ardından gerginlik, İdlib’e yeniden döndü. Şarku’l Avsat’ın Independent Arabia kaynaklı haberine göre, Türkiye’nin desteklediği muhalif gruplar, Rusya ile Türkiye arasında 6 Mart’ta yapılan ateşkes anlaşmasına uymaya devam ederken yaşanan son gelişme hem kırsal hem de kentsel kesimiyle İdlib'in yeniden ateş hattına girmesine neden oldu.
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin'le haftalardır yaptığı telefon görüşmelerinde İdlib cephesinde rejim güçlerinin gerçekleştirdiği askeri ihlalleri reddetmesine rağmen Ankara HTŞ’nin mühimmat deposunun bombalanmasına önemli bir eleştiride bulunmadı.
Türkiye konusunda uzman Ali Bakeer yaptığı değerlendirmede, “Türkiye, müttefiki Rusya’dan İstanbul’da imzalanan ateşkes anlaşmasına saygı göstermesinden başka bir şey istemiyor. Şuan dahi büyük çaplı bir askeri operasyonun başlatılmasına karşı çıkıyor” dedi. Ankara’nın eli kolu bağlı durmayacağını vurgulayan Bakeer, “Ankara’nın yanıtı belirleyici olacaktır ve herhangi bir yeni ihlal durumunda daha fazla sivilin yerinden edilmesine izin vermeyecektir” ifadelerini kullandı.
Ankara, Suriye Demokratik Güçleri’nin (SDG) bir Amerikan şirketi olan Delta Crescent Energy ile Suriye petrolünün çıkarılması konusunda anlaşmaya varmasının ardından Suriye'nin kuzeydoğusundaki son gelişmelere dair daha fazla endişe duymaya başladı.
Türkiye Dışişleri Bakanlığı, petrolün çıkarılmasıyla ilgili anlaşmaya yönelik eleştirilerini dile getirdi. Bakanlıktan 3 Ağustos’ta yapılan açıklamada, ‘terörün finansmanı’ olarak görülen ve ‘Suriye’nin toprak bütünlüğünü ve egemenliğini hedefleyen bu adımı’ Washington’ın desteklemesinden duyulan üzüntü dile getirildi.



Suriye: Şam’daki Tedamun mahallesi katliamının zanlısı yakalandı

Emced Yusuf (Suriye İçişleri Bakanlığı)
Emced Yusuf (Suriye İçişleri Bakanlığı)
TT

Suriye: Şam’daki Tedamun mahallesi katliamının zanlısı yakalandı

Emced Yusuf (Suriye İçişleri Bakanlığı)
Emced Yusuf (Suriye İçişleri Bakanlığı)

Suriye İçişleri Bakanlığı bugün yaptığı açıklamada, 2013 yılında başkent Şam’da meydana gelen Tedamun katliamının zanlısının yakalandığını duyurdu.

Bakanlıktan yapılan açıklamada, “İçişleri Bakanlığı tarafından gerçekleştirilen titiz bir güvenlik operasyonu kapsamında, Şam’ın Tedamun mahallesinde onlarca sivilin hayatını kaybettiği katliamın birinci dereceden zanlısı Emced Yusuf yakalanmıştır” denildi.

Açıklamada, operasyon öncesinde birkaç gün süren izleme ve takip faaliyetlerinin yürütüldüğü, operasyonun Hama kırsalındaki Sehl el-Gab bölgesinde gerçekleştirildiği belirtildi. Bakanlık ayrıca, katliama karıştığı değerlendirilen diğer kişilerin yakalanması için çalışmaların sürdüğünü ve şüphelilerin adalete teslim edileceğini bildirdi.

Suriye İçişleri Bakanı Enes Hattab da X platformunda yaptığı paylaşımda, “Tedamun katliamının birinci dereceden zanlısı olan Emced Yusuf, titiz bir güvenlik operasyonunun ardından artık elimizde” ifadesini kullandı.

Suriye devlet televizyonu el-İhbariyye, yakalanan Emced Yusuf’un, devrik Beşşar Esed rejimine bağlı askeri istihbaratta görev yapmış eski bir subay olduğunu bildirdi. Haberde, 1986 doğumlu Yusuf’un Hama kırsalındaki Sehl el-Gab bölgesine bağlı Nab’ et-Tayyib köyünden olduğu, askeri istihbaratın 227’nci şubesinde görev yaptığı belirtildi. Ayrıca, bu operasyonun ilk olmadığı, İçişleri Bakanlığı’nın 2025 yılında katliama karıştığı belirtilen üç kişiyi daha gözaltına aldığı, bunlar arasında görüntülerde Yusuf ile birlikte yer alan ve ‘Mario’ lakabıyla bilinen Kâmil Abbas’ın da bulunduğu aktarıldı.

Öte yandan, ABD ve Birleşik Krallık’ın, yargısız infazlar da dahil olmak üzere ciddi insan hakları ihlallerine karıştığı gerekçesiyle Emced Yusuf’a daha önce yaptırım uyguladığı hatırlatıldı.

Fransa’nın ise Tedamun katliamı dosyasını terörle mücadele savcılığına sevk ettiği, söz konusu suçun en ağır uluslararası suçlar kapsamında değerlendirildiği ve faillerin cezasız kalmaması gerektiğinin vurgulandığı belirtildi.

Şarku’l Avsat’ın AP’den aktardığına göre, 6 dakika 43 saniyelik bir video kaydında, Suriye askeri istihbaratına bağlı 227’nci şube unsurlarının, yaklaşık 40 tutukludan oluşan bir grubu Şam’ın Yermuk Mülteci Kampı yakınlarındaki Tedamun mahallesinde bulunan terk edilmiş bir binaya götürdüğü görülüyor. Söz konusu mahallenin, savaş boyunca hükümet güçleri ile muhalifler arasında bir cephe hattı olduğu ifade edildi.

Görüntülerde, tutukluların gözlerinin bağlı ve ellerinin arkadan kelepçeli olduğu dikkat çekiyor. Silahlı unsurların, tutukluları tek tek eski lastiklerle dolu bir çukurun kenarına getirdiği, ardından ittiği veya tekmelediği ve düşüşleri sırasında ateş açtığı görülüyor.

Videoda, istihbarat unsurlarının bazı tutuklulara, içinde keskin nişancı bulunan bir koridordan geçeceklerini ve koşmaları gerektiğini söylediği, ardından bu kişilerin daha önce öldürülenlerin cesetlerinin üzerine düştüğü görülüyor.

Çukurdaki cesetlerin üst üste yığılmasıyla birlikte bazılarının hâlâ hareket ettiği, silahlı kişilerin ise ceset yığınının üzerine ateş etmeyi sürdürdüğü dikkat çekiyor.

Suriyeliler, kısa süre önce Tedamun katliamının 13. yıl dönümünü andı. Suriyeli insan hakları kaynaklarının belgelerine göre, olayda 40’tan fazla kişi hayatını kaybetti. Kurbanların bir çukurda toplandığı, bazılarının diri diri yakıldığı, Emced Yusuf’un ise tutukluların atıldığı çukuru görüntüledikten sonra ateşe verilmesini kaydettiği ifade edildi.

Beşşar Esed rejiminin devrilmesinin ardından, katliamda hayatını kaybedenlerin yakınlarından onlarcası, Emced Yusuf’un liderliğindeki güvenlik unsurlarının Tedamun mahallesi ve çevre bölgelerden sivilleri toplayarak, daha önce yayımlanan görüntülerde yer alan çukura götürdüklerine tanıklık ettiklerini belirtti.


Lübnan Ateşkesi’nin uzatıldığını açıklayan Trump Hürmüz’de baskıyı artırıyor

Lübnan Ateşkesi’nin uzatıldığını açıklayan Trump Hürmüz’de baskıyı artırıyor
TT

Lübnan Ateşkesi’nin uzatıldığını açıklayan Trump Hürmüz’de baskıyı artırıyor

Lübnan Ateşkesi’nin uzatıldığını açıklayan Trump Hürmüz’de baskıyı artırıyor

ABD diplomasisi dün  (Perşembe) Beyaz Saray’da dikkat çekici bir ilerleme kaydetti. Başkan Donald Trump, Lübnan ve İsrail’in ateşkesi “3 hafta” daha uzatma konusunda anlaşmaya vardığını duyurdu. Bu adımın, 17 Nisan’dan bu yana yürürlükte olan “Nisan mutabakatı”nın çökmesini önlemeyi amaçladığı belirtildi. Açıklama, Trump’ın iki ülkenin büyükelçilerini Beyaz Saray’da kabul ederek bizzat katıldığı “kritik” görüşmelerin ardından geldi. Görüşmeler, Beyrut’un güneydeki kırılgan sükûneti pekiştirmek amacıyla ateşkesin uzatılması talebi üzerine yapıldı.

Siyasi düzeydeki bu görece rahatlamaya rağmen sahada gerilim sürüyor. İsrail ordusu, roket platformlarını imha ettiğini ve Hizbullah’tan 3 unsurun öldürüldüğünü açıkladı. İsrail Kamu Yayın Kurumu ise, Hizbullah’ın gönderdiği bir insansız hava aracı saldırısında bir askerin yaralandığını bildirdi. Hizbullah da, İsrail’in “ihlallerine” karşılık olarak Ştula kasabasını hedef aldığını duyurdu.

Sahada bir diğer kritik cephe ise Hürmüz Boğazı. ABD ile İran arasındaki gerilim “bilek güreşi” aşamasına ulaşmış durumda. Trump, ABD’nin boğaz üzerinde “tam kontrol” sağladığını ve buranın “sıkı şekilde kapalı kalacağını” belirtirken, mayın döşeyen unsurlara “ateş açılması” talimatı verdiğini açıkladı. ABD güçlerinin İran’a ait hedeflerin yaklaşık yüzde 75’ini vurduğunu da öne sürdü. İran’ın ateşkes sürecinde askeri kapasitesini artırabileceğinden şüphe duyduğunu dile getiren Trump, buna rağmen “kalıcı” olması şartıyla bir anlaşmaya açık kapı bıraktı.

Bu baskıya karşılık İran da tansiyonu yükseltti. Daha fazla mayın döşendiği ve iki konteyner gemisinin alıkonulduğu bildirildi. Bu hamlelerin, ABD’nin bir İran petrol tankerine yönelik operasyonuna karşılık olarak gerçekleştirildiği ifade edildi.

Washington’da varılan “üç haftalık anlaşma” ile Hürmüz’de tırmanan kriz arasında kalan bölge, sınır hattında sükûnet arayışı ile denizlerdeki nüfuz mücadelesinin iç içe geçtiği son derece karmaşık bir tabloyla karşı karşıya bulunuyor.


Irak’ta başbakan adaylığı konusunda karar anı yaklaşıyor

Koordinasyon Çerçevesi güçlerinin Bağdat'taki bir toplantısından (INA)
Koordinasyon Çerçevesi güçlerinin Bağdat'taki bir toplantısından (INA)
TT

Irak’ta başbakan adaylığı konusunda karar anı yaklaşıyor

Koordinasyon Çerçevesi güçlerinin Bağdat'taki bir toplantısından (INA)
Koordinasyon Çerçevesi güçlerinin Bağdat'taki bir toplantısından (INA)

Irak’ta başbakan adayının belirlenmesiyle ilgili anayasal süre yarın doluyor. Sürenin dolmasına kısa bir süre kala (Şii) Koordinasyon Çerçevesi güçlerinin liderleri arasında başbakan adayının belirlenmesi konusunda yoğun görüşmeler yaşandı.

Şarku’l Avsat’a konuşan çeşitli kaynaklar, Koordinasyon Çerçevesi güçlerinin liderlerinden Nuri el-Maliki, Kays el-Hazali, Ammar el-Hekim ve Hamam Hamudi arasında gerçekleşen görüşmelerde, Basem el-Bedri'nin adaylığı konusundaki anlaşmazlıkların giderilmesi olasılığının ele alındığını söyledi.

Hesap Verebilirlik ve Adalet Kurulu Başkanı Bedri, başbakan adayının 8 oy çoğunluğuyla seçilmesi konusunda mutabık kalan Koordinasyon Çerçevesi liderlerinin 12 oyundan 7'sini almıştı.

Kaynaklar, Şii ittifakın üzerinde uzlaştığı aday konusunda kararını ertelemesinin, bazıları mevcut Başbakan Muhammed Şiya es-Sudani'nin adaylığını destekleyen kararsız oylar olmasından kaynaklandığını açıkladı.

Şarku’l Avsat’ın edindiği bilgilere göre son saatlerdeki görüşmeler Koordinasyon Çerçevesi güçlerini başbakanlık için nihai bir aday üzerinde anlaşmaya yaklaştırsa da olası sürpriz gelişmeler, Koordinasyon Çerçevesi masasında yer alan 6 kişilik listeden başka bir adaya geri dönülmesine neden olabilir.