Fizan Bölge Konseyi Libya’yı bölecek mi güçlendirecek mi?

Fizan Bölge Konseyi Libya’yı bölecek mi güçlendirecek mi?
TT

Fizan Bölge Konseyi Libya’yı bölecek mi güçlendirecek mi?

Fizan Bölge Konseyi Libya’yı bölecek mi güçlendirecek mi?

Libya’nın güneyinde bir araya gelen çeşitli kabileler, ‘bölgenin uzun yıllar süren kaos, adaletsizlik ve yoksullukla boğuştuğunu, bunun sefalet içinde olmalarına ve haklarını kaybetmelerine neden olduğunu ve güvenliklerine yönelik tehdit oluşturduğunu savunarak ‘Fizan Bölge Konseyi’nin kurulduğunu duyurdular.
İtalya, ülkenin güneydeki bazı önemli isimlerin itirazlarına rağmen bu adımı memnuniyetle karşıladığını bildirdi.
Dokuz yıl önce eski rejimin devrilmesinden bu yana Libya’nın güneyi, ötekileştirilme, dışlanma, hükümet hizmetlerinin eksikliği, başta petrol ürünleri olmak üzere yüksek emtia fiyatları ve elektrik kesintilerinden şikayet ediyordu. Fakat bazıları, bu tür şikâyetlerin ülkeyi böleceğinden korkuyordu. Bunlardan biri olan Libya Kentleri ve Kabileleri Yüksek Konseyi altındaki Fizan Kabileleri Konseyi Başkanı Ali Misbah Ebu Sibiha, Fizan bölgesindeki herhangi bir oluşumu kategorik olarak reddettiğini ve böyle bir adımın, Fizan’ı bir araya getirse bile vatanın bölünmesinin bir habercisi olduğunu söyledi.
Ebu Sibiha, tüm Fizanlılara seslenerek, “Hasta yatağımda ölümle mücadele ediyorum, ancak bu adımı reddediyor ve buna karşı uyarıyorum” ifadelerini kullandı.
Şarku’l Avsat’ın yerel kaynaklardan edindiği bilgiye göre Konsey bildirisinde, Libya’nın “bölünmez bütünlüğü” vurgulansa da birlik ve toprak bütünlüğünün, Fizan'ı yöneten adem-i merkeziyetçi oluşum için piramidin temeli olduğu belirtilerek yönetimin adem-i merkeziyetçi olarak değiştirildiği açıklandı. Bildiride, “Adem-i merkeziyetçiliğe geçiş, Fizan’ı yöneten özerk ve sivil bir yapının oluşturulması, kabul görmesi ve güçlendirilmesinin yanı sıra toplumunu ilerletmek, bölgede güvenlik ve istikrarı sağlamak, bölge ekonomisini canlandırmak ve sakinlerine hizmet etmek için gerekli geniş yetkilere, bağımsız mali kaynaklara ve uygun yürütme mekanizmalarına sahip olmasını gerektiriyor” ifadeleri yer aldı.
Bildiride ayrıca şu uyarı yapıldı:
“BM Genel Kurulunun 21 Kasım 1949 tarihli kararı ve 24 Aralık 1951 Bağımsızlık Günü'nden gelen tarihi referans uyarınca Fizan kendisini siyasi olarak temsil etme hakkına sahiptir. Kendine has özelliklere sahip bir coğrafi bölge olan Fizan’ın sakinlerinin herhangi bir siyasi, ekonomik, askeri süreçte veya güvenlik düzenlemesinde üçte bir oranında temsil edilme hakkına vardır. Bu hakkın tanınmaması ya da uygulanmaması siyasi bir çözümün yanı sıra ulusal ve toplumsal adalet girişimlerini de zayıflatır.”
Ulusal Mutabakat Hükümeti'nin (UMH) eski İş ve Rehabilitasyon Bakanı Dr. Ali Kalme Muhammed, Şarku’l Avsat’a yaptığı açıklamada bildiriyi savunurken Fizan ve Cufra, Ubari, Merzuk, Gat, el-Katrun, eş-Şati gibi bölgelerinde yaşayanların çoğunun bildiriyi onayladıklarını söyledi. Dr. Muhammed, bildirinin, söz konusu bölgelerde yaşayan Araplar, Tebu ve Tuareg kabilelerine mensup halk, halkın önde gelenleri, siyasi elitler, akademisyenler, gençler ve kadınlar tarafından desteklendiğini vurguladı.
Dr. Muhammed, Fizan Bölge Konseyi'nin kurulmasının ülkenin bölünmesine katkıda bulunabileceğine düşünenler olduğuna dair bir soruyu, “Konsey bildirisinde yer alan hedefler ve talepler son derece açık. Bunun üzerine yorum yapmaya gerek olduğunu düşünmüyorum” şeklinde yanıtladı. Libya'nın doğusu Berka bölgesini yöneten Tobruk merkezli Temsilciler Meclisi (TM) Başkanı Akile Salih’in girişimiyle hemfikir olduğunu ifade eden Dr. Muhammed, ayrıca Kahire Girişimi ve Libya konulu Berlin Konferansı’nın sonuçlarını da desteklediğini kaydetti.
Bu gelişmeyi, Libya’nın batısını ve doğusunu yöneten hükümetleri sarsan ‘Büyük Fizan Başkaldırısı’ olarak niteleyen Dr. Muhammed, “Pratikte var olan Trablus ve Berka idari bölgelerindekine benzer şekilde Fizan Bölge Konseyi’nin kurulmasını talep eden bu kutlu ve barışçıl ayaklanmayla Fizan’ın üzerine hak güneşi doğdu. Bu ayaklanma, Fizan halkını kurtarmayı, milli servetin Libya'nın tüm bölgeleri arasında adil bir şekilde dağıtılması yoluyla Fizanlıların yaşadığı haksızlıkları, ötekileştirmeleri, yoksulluğu ve korkularını gidermeyi amaçlıyor” şeklinde konuştu.
Fizan bölgesinde birçok kültürü bir araya getiren faktörün, ‘ortak tarih ve kader’ olduğuna işaret edilen bildiride, tüm sakinlerinin hiçbir dışlamaya veya ötekileştirmeye maruz kalmadan adem-i merkeziyetçi yapıda yer alma hakkına sahip olduğu vurgulandı. Bildiride ayrıca “Fizan’ın siyasi, ekonomik, sosyal ve güvenlik kurumları tüm sakinlerinin adalet ve fırsat eşitliği temelinde katılımını garanti ediyor” denildi.
Bununla birlikte sosyal uzlaşıya dikkat çekilen bildiride, Fizan’ın adem-i merkeziyetçi yönetiminin ‘aynı vatandaki tüm insanlar için uzlaşı sağlamaya, barış içinde birlikte yaşamaya, ülke içinde ve dışında yerinden edilmiş kişilerin geri dönüşünü sağlamak için tüm önlemleri almaya, milli ve uluslararası yasa ve geleneklere uygun bir şekilde geçiş döneminde bölgeye adalet getirmeye ve genel af yasalarını uygulamaya’ istekli olduğu vurgulandı.
Bildiride ayrıca yönetim kadrolarında gücün adil dağılımının yanı sıra bu kadrolarda kadınların ve özel gereksinimli bireylerin de bulunmasına önem verileceğinin altı çizilirken, “Tüm bunlar, Fizan’ın gelişimi için temel direklerdir. Bununla birlikte bir bütün olarak ulusal düzeyde toplum katılımı ilkelerinin pekiştirilmesidir” ifadeleri yer aldı.
Libya’nın iç işlerine herhangi bir şekilde yabancı bir müdahalenin tamamen reddedildiği vurgulanan bildiride, “Ülkemiz içindeki sorunlarımızı, her türlü dış müdahaleden uzak, açık ve şeffaf ulusal diyalog yoluyla çözebiliyoruz” denildi.
Öte yandan İtalya, güneydeki bazı isimlerin Fizan Bölge Konseyi’nin kurulmasına yönelik itirazlarını görmezden gelirken Dışişleri ve Uluslararası İşbirliği Bakanlığı aracılığıyla yaşanan gelişmeyi memnuniyetle karşıladığını bildirdi.
İtalyan haber ajansı Adnkronos (AKI) tarafından yayınlanan bir bakanlık açıklamasında bu adımın, güney bölgesindeki ‘geniş sosyal ve kabile gerçekliğinin bir göstergesi’ olduğu ve ‘siyasi uzlaşı sürecine giden yoldaki son gelişmeleri’ temsil ettiği belirtildi.

Fizan Libya’nın üçüncü parçası
Libya'yı oluşturan Trablus (Kuzeybatı) ve Berka (Doğu) üç ana bölgeden biri olan Fizan ülkenin güneybatısında yer almakta.
1551-1577 yılları arasında Fizan Osmanlı İmparatorluğu egemenliğine girdi. 1711'de Trablus’un İstanbul'a sözde bağlı ama fiiliyatta özerk Karamanlı Hanedanı'nın eline geçmesiyle Fizan’ın Osmanlılarla bağlantısı kesildi. Osmanlılar 1835’te tekrar Fizan’ı İstanbul’a bağladı.
1911’de İtalya'nın Trablus'u işgal etmesinin ardından 1912’de Fizan da Uşi anlaşmasıyla İtalya’ya bağlandı. Fizan'daki Arap birliklerinin İtalyanlara direnişi ise 1930'lara kadar devam etti.
İtalyan ve Fransız işgallerinden 1947’de kurtulmasından sonra Trablusgarp, Fizan ve Berka (Sirenayka) birleşip 1951’de Libya Birleşik Krallığı'nı kurdular.



Irak, 350 bin Suriyeli mülteciyi kabul ettiği haberlerini reddediyor

Irak İçişleri Bakanlığı'na bağlı bir güvenlik görevlisi
Irak İçişleri Bakanlığı'na bağlı bir güvenlik görevlisi
TT

Irak, 350 bin Suriyeli mülteciyi kabul ettiği haberlerini reddediyor

Irak İçişleri Bakanlığı'na bağlı bir güvenlik görevlisi
Irak İçişleri Bakanlığı'na bağlı bir güvenlik görevlisi

Irak İçişleri Bakanlığı yaptığı açıklamada, Irak'ın Suriyeli mültecilere sınırlarını açtığı ve 350 bin mülteciyi kabul edeceği yönündeki haberleri yalanladı.

Irak İçişleri Bakanlığı'nın açıklamasında, "Bu haberleri kesinlikle yalanlıyoruz, ancak bilgi aktarımında doğruluğa ve haberlerin yalnızca resmi kaynaklardan alınmasına, kötü niyetli söylentilerden kaçınılması gerektiğini uyarıyoruz" denildi.

Şarku'l Avsat'ın DPA'dan aktardığına göre bakanlık açıklamasında ayrıca, "blog yazarlarının yanlış bilgi yaymaktan kaçınmaları ve yetkili kurumların resmi web sitelerini takip etmenin önemini" vurguladı.


Maliki, Irak Başbakanlık yarışında çekilmenin eşiğinde

Irak Başbakanı Muhammed Şiya es-Sudani ve fotoğrafta solunda Nuri el-Maliki (AFP)
Irak Başbakanı Muhammed Şiya es-Sudani ve fotoğrafta solunda Nuri el-Maliki (AFP)
TT

Maliki, Irak Başbakanlık yarışında çekilmenin eşiğinde

Irak Başbakanı Muhammed Şiya es-Sudani ve fotoğrafta solunda Nuri el-Maliki (AFP)
Irak Başbakanı Muhammed Şiya es-Sudani ve fotoğrafta solunda Nuri el-Maliki (AFP)

Irak’ta Kanun Devleti Koalisyonu lideri Nuri el-Maliki’nin üçüncü kez başbakanlık koltuğuna oturma ihtimali, artan Amerikan baskısı ve Koordinasyon Çerçevesi içindeki derinleşen bölünmeler nedeniyle giderek zayıflıyor. Buna karşılık Kürt tarafı, cumhurbaşkanlığı makamının akıbetinin, bir sonraki başbakanın ismi netleşmeden karara bağlanamayacağı görüşünde.

Koordinasyon Çerçevesi’nden üst düzey bir kaynak, Şarku’l Avsat’a yaptığı açıklamada, “Nuri el-Maliki’nin üçüncü dönem şansı ciddi biçimde geriliyor” dedi. Kaynağa göre Maliki’nin adaylıkta ısrarı, “fiilen yeniden başbakan olmak istemesinden ziyade, Muhammed Şiya es-Sudani’nin bu makama gelmesini engelleme” amacını taşıyor.

İsminin açıklanmasını istemeyen kaynak, Sudani’nin daha önce Maliki lehine geri adım attığını, bunun karşılığında ise Maliki’nin hükümet kuramaması hâlinde kendisini destekleyeceği yönünde bir taahhütte bulunduğunu, Maliki’nin bugün bu durumu siyasi bir koz olarak kullanmaya çalıştığını belirtti. Kaynak, Kanun Devleti Koalisyonu liderinin, kazanamasa bile “alternatif adayın belirlenmesinde etkili bir söz sahibi olmak” istediğini vurguladı.

cfgthy
Bağdat’ta ABD Büyükelçiliği yakınında Maliki’ye destek amacıyla düzenlenen gösteride, Maliki taraftarları (DPA)

Aynı kaynak, Maliki’nin adaylığına karşı olduğu yönündeki Amerikan mesajlarının, resmi adaylık açıklamasından önce bile Koordinasyon Çerçevesi içindeki herkes tarafından bilindiğini ifade etti.

Maliki, televizyon röportajında, Sudani’nin destek karşılığında kendisinden herhangi bir güvence talep etmediğini savunarak, başbakanlıktan çekilme kararının Sudani’ye ait olduğunu ve bunun kendisini şaşırttığını söyledi.

Koordinasyon Çerçevesi’nin Kürdistan çıkarması

Bu gelişmelerle eş zamanlı olarak, Muhammed Şiya es-Sudani başkanlığında ve Bedir Örgütü lideri Hadi el-Amiri ile El-Esas İttifakı Başkanı Muhsin el-Mandalavi’nin de yer aldığı Koordinasyon Çerçevesi heyetinin Erbil ve Süleymaniye’ye yaptığı ziyaret, cumhurbaşkanlığı dosyasında Kürt tutumunu yumuşatmayı başaramadı.

Siyasi kaynaklara göre heyet, cumhurbaşkanlığıyla ilgili tek bir krizi çözmek için gitti, ancak Kürt bakış açısıyla birbirine bağlı iki krizle — cumhurbaşkanlığı ve başbakanlık — geri döndü. Kürtler , “Şii siyasi liderliğin başbakanlık makamını fiilen belirlediği” kanaatine varmış durumda.

Kaynaklar, Erbil ve Süleymaniye’de Kürt tarafının tek bir tutum ortaya koyduğunu; bunun da, özellikle ABD baskısının arttığı bir ortamda, başbakanın ismi netleşmeden cumhurbaşkanlığı meselesinin karara bağlanamayacağı yönünde olduğunu aktardı. Bu baskılar, ABD Başkanı Donald Trump’ın Maliki’nin başbakan olarak atanmasının sonuçlarına dair uyarı içeren paylaşımının ardından daha da belirginleşti.

Kürt partiler, ABD ile doğrudan bir cepheleşmenin ön safında yer almaktan endişe ediyor. Bu kaygılar, yeni ABD özel temsilcisinin Bağdat’ı ziyaret ederek geçici hükümet başbakanı Muhammed Şiya es-Sudani ile görüşmesi ve Trump’ın paylaşımından bir gün sonra Kürdistan Demokrat Partisi lideri Mesud Barzani ile telefon görüşmesi yapmasıyla daha da arttı.

İki günlük süre ve Kürt belirsizliği

Heyetin Bağdat’a dönüşünün ardından Koordinasyon Çerçevesi, Kürtlere cumhurbaşkanı adayları konusunda tutumlarını netleştirmeleri için iki günlük ek süre tanıma kararı aldı. Aksi hâlde “parlamenter çoğunluk” seçeneğine gidilebileceği, bunun da Kürt partilerden birinin bu makamı kaybetmesine yol açabileceği belirtiliyor.

Buna karşılık Kürt siyasi ve medya söylemi giderek daha muğlak bir hâl aldı. Kürdistan Demokrat Partisi ile Kürdistan Yurtseverler Birliği, cumhurbaşkanlığı makamının “sabit bir Kürt hakkı” olduğu görüşünde ısrar ediyor.

Irak Meclisi İkinci Başkan Yardımcısı ve Kürdistan Demokrat Partisi yöneticilerinden Ferhad Etruşi, partisinde cumhurbaşkanlığı konusunda herhangi bir görüş ayrılığı olduğu iddialarını reddederek, medyada yer alan haberleri “gerçeklikten uzak” olarak niteledi. Etruşi, Kürdistan liderliği ve Mesud Barzani’den çıkacak her karara bağlı kalacaklarını ve bunun kamu yararına hizmet edeceğini vurguladı.

Maliki, Koordinasyon Çerçevesi’ni zorluyor

Siyasi kulislerde, Maliki’nin son televizyon açıklamalarının Koordinasyon Çerçevesi içinde dengeleri yeniden sarstığı ve “çelişkili ve dağınık” bir tablo yarattığı belirtiliyor. Bazı çerçeve bileşenleri Trump’ın paylaşımını küçümsemeye ve bunun “satın alınmış” ya da “Irak içinden yazılmış” olabileceğini öne sürmeye çalışsa da, çerçeve içindeki kaynaklara göre asıl zarar, dış baskılardan ziyade Maliki’nin kendi açıklamalarından kaynaklandı.

sdfvgthy
Nuri el-Maliki (Reuters)

Dikkat çekici bir gelişme olarak Bloomberg, Washington’un Maliki’nin başbakan olması hâlinde, İran’a yakınlığı gerekçesiyle Irak’ın petrol ihracat gelirlerine erişimini kısıtlayabileceği uyarısını Iraklı yetkililere ilettiğini bildirdi. Bu uyarının, geçen hafta Türkiye’de Irak Merkez Bankası Başkanı Ali el-Allak ile üst düzey Amerikalı yetkililer arasında yapılan bir toplantıda iletildiği, bunun Trump’ın “Iraklı siyasetçiler Maliki’yi seçemez” ifadeleriyle eş zamanlı olduğu aktarıldı.

Buna karşılık İran’a yakın kaynaklar, Tahran’ın Irak’taki müttefiklerine Trump’ın baskılarına direnme çağrısı yaptığını, İran lideri Ali Hamaney’in geçen ay Kudüs Gücü Komutanı İsmail Kaani’yi Bağdat’a Maliki’nin adaylığı dolayısıyla bir tebrik mesajıyla gönderdiğini ve bunun Washington’da rahatsızlık yarattığını belirtti.

“Şartlı olarak çekilmeye hazırım”

Maliki ise televizyon röportajında, Koordinasyon Çerçevesi’nin çoğunluğunun talep etmesi hâlinde adaylıktan çekilmeye hazır olduğunu söyledi ve adaylığının Irak’a Amerikan yaptırımları getireceği iddiasını reddetti. Adaylığın “tamamen Irak’a ait bir mesele” olduğunu savunan Maliki, ABD Başkanı’nın iç ve dış aktörler tarafından “yanıltıldığını” ileri sürdü; söz konusu paylaşımın “muhtemelen Irak içinden yazıldığını” iddia etti.

Siyasi tıkanıklığın sürmesiyle birlikte, Irak’ta başbakanlık mücadelesinin, dış baskılar ile iç hesapların kesiştiği bir zeminde daha da karmaşık hâle gelmesi bekleniyor. Özellikle Şii siyasi blok içindeki uzlaşma ihtimalinin zayıflaması, süreci daha da belirsiz kılıyor.


İsrail'in Gazze'nin çeşitli bölgelerine düzenlediği bombardımanda 17 Filistinli öldü, en az 40 kişi yaralı

Gazze Şeridi'nin merkezindeki Bureyc mülteci kampında çocuklar çadırların ve geçici barınakların önünden geçiyor, (AFP)
Gazze Şeridi'nin merkezindeki Bureyc mülteci kampında çocuklar çadırların ve geçici barınakların önünden geçiyor, (AFP)
TT

İsrail'in Gazze'nin çeşitli bölgelerine düzenlediği bombardımanda 17 Filistinli öldü, en az 40 kişi yaralı

Gazze Şeridi'nin merkezindeki Bureyc mülteci kampında çocuklar çadırların ve geçici barınakların önünden geçiyor, (AFP)
Gazze Şeridi'nin merkezindeki Bureyc mülteci kampında çocuklar çadırların ve geçici barınakların önünden geçiyor, (AFP)

Gazze Şeridindeki Sivil Savunma'ya göre, bugün İsrail ordusunun Gazze'nin çeşitli bölgelerine düzenlediği bombardımanda 17 Filistinli öldü, çok sayıda Filistinli ise yaralandı. İsrail ordusu ise bir subayının silahlı saldırı sonucu yaralanmasına karşılık olarak "hassas" vuruşlar yapıldığını belirtti.

Şarku'l Avsat'ın AFP'den aktardığına göre Gazze Şeridi Sivil Savunma Sözcüsü Muhammed Basal, "İsrail'in Gazze Şeridi'ne yönelik hava ve topçu bombardımanı sonucu ilk belirlemelere göre, aralarında çok sayıda çocuk, bir bebek ve çok sayıda kadının da bulunduğu 17 şehit ve 40'tan fazla yaralı " olduğunu bildirdi.

Filistin Haber Ajansı (WAFA), tıbbi kaynaklara dayanarak, Gazze şehrinin doğusundaki Zeytun ve Tuffah mahallelerinde İsrail ordusunun vatandaşların çadırlarına yönelik topçu bombardımanı sonucu, aralarında bir çocuğun da bulunduğu 9 vatandaşın öldüğünü ve birçok kişinin de yaralandığını bildirdi.

Haberde, Han Yunus şehrinin güneyindeki Kizan Raşvan bölgesinde yerinden edilmiş kişilerin çadırlarını hedef alan topçu bombardımanı sonucunda 3 Filistinlinin öldüğü ve birçok Filistinli’nin ise yaralandığı bildirildi.

Ekim ayında yürürlüğe giren ateşkes anlaşmasından bu yana 530'dan fazla Filistinlinin öldürüldüğü ve bin 460'tan fazla kişinin de yaralandığını belirtildi.

Filistin kaynaklarına göre, İsrail yetkilileri bugün yaralı ve hasta Filistinlilerden oluşan üçüncü grubun Refah kara sınır kapısından geçiş düzenlemelerini iptal etti.

Filistin Kızılayı sözcüsü Raid el-Nims, Alman Basın Ajansı'na (DPA) yaptığı açıklamada, İsrail'in Gazze'ye yönelik askeri tırmanışıyla eş zamanlı olarak, Hamas'ın ateşkes anlaşmasını ihlal ettiği bahanesiyle, bugün Rafah kara sınır kapısından hasta ve yaralıların geçişi için planlanan geçiş koordinasyonunun iptal edildiği konusunda bilgilendirildiklerini söyledi.

Refah sınır kapısından geçiş yapacak hastalar ve yaralılar için yapılan geçiş düzenlemeleri iptal edildi

Gazze Şeridi'nin merkezindeki Bureyc mülteci kampında çocuklar çadırların ve geçici barınakların önünden geçiyor, (AFP)

Gazze: “Al-Sharq Al-Awsat”

Gazze Şeridindeki Sivil Savunma'ya göre, bugün İsrail ordusunun Gazze'nin çeşitli bölgelerine düzenlediği bombardımanda 17 Filistinli öldü, çok sayıda Filistinli ise yaralandı. İsrail ordusu ise bir subayının silahlı saldırı sonucu yaralanmasına karşılık olarak "hassas" vuruşlar yapıldığını belirtti.

Şarku'l Avsat'ın AFP'den aktardığına göre Gazze Şeridi Sivil Savunma Sözcüsü Muhammed Basal, "İsrail'in Gazze Şeridi'ne yönelik hava ve topçu bombardımanı sonucu ilk belirlemelere göre, aralarında çok sayıda çocuk, bir bebek ve çok sayıda kadının da bulunduğu 17 şehit ve 40'tan fazla yaralı " olduğunu bildirdi.

Filistin Haber Ajansı (WAFA), tıbbi kaynaklara dayanarak, Gazze şehrinin doğusundaki Zeytun ve Tuffah mahallelerinde İsrail ordusunun vatandaşların çadırlarına yönelik topçu bombardımanı sonucu, aralarında bir çocuğun da bulunduğu 9 vatandaşın öldüğünü ve birçok kişinin de yaralandığını bildirdi.

Haberde, Han Yunus şehrinin güneyindeki Kizan Raşvan bölgesinde yerinden edilmiş kişilerin çadırlarını hedef alan topçu bombardımanı sonucunda 3 Filistinlinin öldüğü ve birçok Filistinli’nin ise yaralandığı bildirildi.

Ekim ayında yürürlüğe giren ateşkes anlaşmasından bu yana 530'dan fazla Filistinlinin öldürüldüğü ve bin 460'tan fazla kişinin de yaralandığını belirtildi.

Filistin kaynaklarına göre, İsrail yetkilileri bugün yaralı ve hasta Filistinlilerden oluşan üçüncü grubun Refah kara sınır kapısından geçiş düzenlemelerini iptal etti.

Filistin Kızılayı sözcüsü Raid el-Nims, Alman Basın Ajansı'na (DPA) yaptığı açıklamada, İsrail'in Gazze'ye yönelik askeri tırmanışıyla eş zamanlı olarak, Hamas'ın ateşkes anlaşmasını ihlal ettiği bahanesiyle, bugün Rafah kara sınır kapısından hasta ve yaralıların geçişi için planlanan geçiş koordinasyonunun iptal edildiği konusunda bilgilendirildiklerini söyledi.