İspanya, Cezayir ve Fas’ın silahlanmasından endişeli

Cezayir ile Fas arasındaki silahlanma yarışı, İspanyol Krallığını sarsıyor (Getty Images)
Cezayir ile Fas arasındaki silahlanma yarışı, İspanyol Krallığını sarsıyor (Getty Images)
TT

İspanya, Cezayir ve Fas’ın silahlanmasından endişeli

Cezayir ile Fas arasındaki silahlanma yarışı, İspanyol Krallığını sarsıyor (Getty Images)
Cezayir ile Fas arasındaki silahlanma yarışı, İspanyol Krallığını sarsıyor (Getty Images)

Ali Yahya
Cezayir ve Fas arasındaki silahlanma yarışının, İspanyol krallığını sarstığı anlaşılıyor. Nitekim İspanya’nın milliyetçi Vox partisi, İspanyol parlamentosuna sunduğu tasarıda, daha fazla silah elde etmek ve Cezayir ile Fas’ın silahlanmasına karşı ABD ile ilişkileri güçlendirmek için savunma bütçesinin artırılması çağrısında bulundu.

Cezayir ve Fas'ın silahlanması, İspanya’nın güvenliğini tehdit mi ediyor?
İspanya’nın üçüncü büyük siyasi gücü olan söz konusu partinin önerisinde, Cezayir’in bilhassa donanma açısından çok güçlü bir silahlanma sürecine girdiği ve bu konuda bir sıçrama gerçekleştirdiği, nitekim hassas Rus füzelerine sahip İskender füze sistemi satın almasının ardından bu ülkenin Kuzey Akdeniz ülkelerini endişelendirir hale geldiği ifadeleri yer alıyor. Aynı şekilde Fas ordusunun da modernize edilerek Afrika’daki en güçlü orduya dönüştürülmesinin planlandığı, Fas ile ABD ilişkilerindeki seviyenin artırıldığı vurgulanıyor. Fas’ın komşu ülkeler ile arasında ihtilaf çıkması veya kara ve deniz sularında egemenlik talebi etmesi durumunda ABD-Fas yakınlaşmasının bu ülkeye destek sağlayacağına da değiniliyor. Böylece, Fas'ın İspanyol yönetimi altındaki Ceuta ve Melilla şehirlerini yeniden kazanma girişimlerinden korkusuna işaret ediliyor.
İki ‘dost ülke’ olarak tanımladığı Cezayir ve Fas'ın ordularını geliştirme hakkına sahip olduğunu belirten Vox partisi, karşılığında da İspanya'nın Ceuta, Melilla ve Kanarya Adaları üzerindeki egemenliğini korumak için askeri üstünlüğünü garanti etmesini talep ediyor. Aynı zamanda, ülkesi hükümetini ABD ile ilişkileri ihmal ettiği için eleştirerek İspanyol ordusu bütçesini gayri safi milli hasılanın yüzde 2’sine yükseltme ihtiyacını vurguluyor.

Tarihi korkular
Şarku’l Avsat’ın Independent Arabia’dan aktardığı habere göre Cezayir Üniversitesi Siyaset Bilimi ve Uluslararası İlişkiler Bölümü’nden Prof. Dr. Beşir Budelal, İspanya içindeki güçlü sesleri temsil eden aşırı sağcı partilerin iki ülke arasındaki en az 300 yıl önceki savaşa dayanan eski İspanyol-Cezayir düşmanlığını hatırlatıp yaşatmak istiyor olabileceklerine değiniyor. Bu nedenle aşırı sağ, Güneybatı Akdeniz ülkelerine düşman tezlerini desteklemek için bugün bu tarihsel arka planı temel aldığını söyleyen Budelal, Cezayir’in son yıllarda Akdeniz’in en güçlü donanması haline gelmesini sağlayacak ve buradaki çıkarlarını koruyacak stratejik silahlara sahip olmasının İspanya’yı rahatsız ettiğini vurguluyor.
Fas konusunda ise, bu sağcı çevrelerin İspanyol karşıtı ve Ceuta ve Melilla gibi tartışmalı Fas bölgelerini isteyen bir hükümet ile sonuçlanacak siyasi değişikliklere karşı dikkatli olduğu anlaşılıyor. Nitekim Budelal, bilhassa küresel jeopolitik değişimler, Çin ve Rusya gibi uluslararası güçlerin yükselişi, Avrupa Birliği'nin dağılması ve bağımsız bir Avrupa savunmasının olmaması, ABD ve NATO savunma şemsiyesinin Avrupa üzerinden kaldırılması işaretlerinin görünmeye başlaması gibi hususlar dolayısıyla İspanya’nın söz konusu korkusunun yerinde olduğunu vurguluyor. İspanya'daki mevcut siyasi dengelerde azınlık olmasına rağmen aşırı sağın tüm dizginleri eline almak ve seçimde atılım gerçekleştirmek için bu öneriyi doğru zamanda gündeme getirdiğini dile getiren Budelal, zirâ koronavirüs salgınının toplumsal ve ekonomik yansımalarının bu cenâhın ülkenin iç ve dış politikalarında nüfuz alanı kazanmasını sağladığını da ekliyor.

Batı Akdeniz'deki askeri dinamikler
Nitekim İspanyol siyasi sınıfının korkuları, ülkenin askeri kurumu içerisinde Fas ve Cezayir’in silahlanma yarışı ve bu yarışın İspanyol krallığını zayıflatabileceği hakkındaki endişelerini ortaya koyuyor. Zirâ Madrid, kendisini, Fas ve Cezayir'in dikkat edilmesi gereken askeri güçlere dönüştüğü askeri dinamiğin ortasında buldu.
Fakat bu endişe yeni değil; daha önce de İspanyol Deniz Kuvvetleri Komutanlığından önemli bir isim, ülkesinin Cezayir denizaltı silahının İspanyol muadilinden daha iyi performans göstermesi dolayısıyla, kendisini Cezayir'den gelecek olası saldırılara açık gördüğünü dile getirmişti. Aynı zamanda Cezayir denizaltı silahının daha önce görüşmemiş gelişmişlik seviyelerine ulaştığı, İspanya’nın denizaltı silahının ise üzerine durulması gereken bir seviyede kaldığını vurgulamıştı.

Endişenin üstesinden gelinmesi yönünde ABD ve Avrupa hareketliliği
Afrikalı Gazeteci ve Hukukçular Birliği Genel Sekreteri Beki Binamir’in Independent Arabia’ya yaptığı açıklamaya göre, İspanyol partisi Ciudadanos’un geçtiğimiz Nisan ayında ABD'li milletvekillerine, Washington'un Fas lehine onayladığı ve Harpoon saldırı füzeleri ile ilgili silah anlaşmalarını durdurmaları talebinde bulunan bir mektup yollamıştı. Partinin Avrupa Parlamentosu’nda Dış İlişkilerden Sorumlu milletvekili Ramon Bauza; ABD Senato Dış İlişkiler Komitesi Başkanı James Rich ve Temsilciler Meclisi Dış İlişkiler Komitesi Başkanı Eliot Engel’den İspanyol ulusal güvenliğine ve ABD ve Batı Avrupa ülkeleri için stratejik önem arz eden Cebelitarık Boğazı’na olası olumsuz askeri etkileri nedeniyle bu anlaşmaya karşı çıkmaları talebinde bulunmuştu. 
İspanyol partisinin, aynı zamanda İspanya'daki çeşitli siyasi partiler ve ordunun Fas'ın bu füzeleri deniz sınırı dosyasında kullanmayı planladığını tahmin ettiğine değinen Binamir, Ceuta ve Melilla gibi tozlu dosyaları nedeniyle Fas’ın askeri tehlike kaynağı olarak görüldüğünü de ekliyor. ABD’nin Fas'a sattığı silahların İspanya için herhangi bir tehlike oluşturmadığı iddiası ile karşı karşıya kalan söz konusu İspanyol korkularının bölgenin yakın dönemde yenin gelişmelere şahit olacağı yeni bir döneme girildiğine işaret ettiğine değinen Binamir; İspanya’nın Cezayir ve Fas donanmalarına karşı dikkatli olacağını da vurguluyor.

İslamofobi hastalığı
Siyasi analist Muhammed es-Sadık Emin, Independent Arabia’ya verdiği demeçte, nüfusun yalnızca 2,6’sının Müslüman olmasına rağmen (Avrupa’da ise yüzde 4,6) bilhassa İspanya’daki sağcı partilerin İslamofobi hastalığına yakalandığı düşüncesinden bahsediyor. Diğer yandan, aşırı sağın Fas ve Cezayir’in silahlanmasından korkusunun abartı olduğunu, zirâ bu gelişmenin ne İspanya ne de başka ülkelere yönelik herhangi bir güvenlik tehdidi oluşturmadığını vurguluyor. Nitekim Fas'ın zorlu iç ve ekonomik koşullarının, İspanyolların işgal ettiği Fas topraklarını geri almasına veya geri almayı talep etmesine dahi izin vermediğine değiniyor.
Cezayir sınırlarında ciddi derecede güvenlik sorunları ve tehlikenin varlığına değinen Emin, bu nedenle Cezayir ordusunun silahlandırılmasının yalnızca Cezayir'in değil, Fas ve İspanya da dahil olmak üzere bölgedeki tüm ülkelerin güvenliği için gerekli olduğuna işaret ediyor. Aynı zamanda Cezayir'in İspanya ile herhangi bir sınır anlaşmazlığının bulunmadığını ekleyen Binamir, iki ülkenin dışişleri bakanlarının deniz sınırlarıyla ilgili açıklamalarının aralarındaki dostane ilişkilerle ilgili tüm belirsizlikleri ortadan kaldırabileceği, iddia edilen deniz anlaşmazlıklarına dair söylentileri çürütebileceğini belirtiyor.



Ulusal Komite: Hadramut'taki ihlallerle bağlantılı toplu mezarların varlığını araştırıyoruz

Birleşik Arap Emirlikleri güçleri tarafından Hadramut'ta işletilen yasadışı hapishanelerden biri, (Şarku'l Avsat)
Birleşik Arap Emirlikleri güçleri tarafından Hadramut'ta işletilen yasadışı hapishanelerden biri, (Şarku'l Avsat)
TT

Ulusal Komite: Hadramut'taki ihlallerle bağlantılı toplu mezarların varlığını araştırıyoruz

Birleşik Arap Emirlikleri güçleri tarafından Hadramut'ta işletilen yasadışı hapishanelerden biri, (Şarku'l Avsat)
Birleşik Arap Emirlikleri güçleri tarafından Hadramut'ta işletilen yasadışı hapishanelerden biri, (Şarku'l Avsat)

Yemen Ulusal İnsan Hakları İhlalleri Araştırma Komisyonu, Hadramut Valiliği'nde 2016'dan bu yana meydana gelen ihlallere ilişkin soruşturmaları kapsamında, keyfi tutuklama ve zorla kaybetmeye maruz kalan 100'den fazla mağdurun ifadesini dinlediğini açıkladı.

Komitenin üyesi ve resmi sözcüsü Eşrak el-MaKtari, Şarku'l Avsat'a yaptığı özel açıklamada, komitenin şu ana kadar söz konusu ihlallerle bağlantılı olduğundan şüphelenilen 3 mezar hakkında ihbar aldığını ve bunların araştırılarak doğrulandığını belirtti.

Resim  Hadhramut kıyılarında keyfi tutuklama ve zorla kaybetme mağdurları için düzenlenen kamuya açık duruşma sırasında Ulusal Soruşturma Komisyonu (Ulusal Komisyon)

Açıklamasında, komitenin, tutuklama ve işkence mağdurlarından bir kısmını, ihlallerin niteliğini ve uygulanan yöntemleri daha doğru bir şekilde tespit etmek amacıyla, tutuldukları gözaltı merkezlerine götüreceğini ifade etti.

İşrak el-Mukatri, mağdurların ifadelerinin çoğunun, soruşturmacıların kasten onlara zarar verdiğini ve insanlık onurlarını ihlal ettiğini doğruladığını, aynı zamanda "Bütün bunlar neden?" diye sorduklarını söyledi. Sözlerine şöyle devam etti: "Mağdurlara neyin onları tatmin edeceğini sorduğumuzda, acılarını ve işkencenin etkilerini aşarak, her şeyden önce onurlarının iade edilmesini ve bu ihlallerden sorumlu olanların hesap vermesini talep ediyorlar."

Komitenin, Hadramut halkı arasında kendilerine verilen zararın daha büyük olduğu yönündeki kanaate rağmen, Aden, Lahj ve Socotra dahil olmak üzere diğer valilikleri de ziyaret etmeyi planladığını belirtti. Komitenin, mağdurlara karşı kullanılan bir dizi yasadışı uygulamayı ve bununla birlikte gelen özgürlük ve kişisel güvenlik hakkının, düşünce ve ifade özgürlüğünün ciddi ihlallerini ve yasa dışı gözaltıları incelediğini kaydetti.

csdfrgt
Komite, Hadramut'ta meydana gelen ihlallerle bağlantılı mezarların varlığını araştırdığını açıkladı, (Şarku'l Avsat)

Komite sözcüsü, misyonlarının uluslararası standartlara uygun sistematik bir soruşturma yürütmek, ulusal yargıya sevk edilmeye uygun yasal dosyaları hazırlamak ve adaletin sağlanmasına olanak tanıyan her yolu izlemek olduğunu vurgulayarak, bu ihlallere ilişkin bir raporun önümüzdeki iki ay içinde yayınlanacağını öngördü.

Eşrak el-Mukatri, komitenin Hadramut Valiliği'nde altı yasadışı gözaltı ve tutuklama merkeziyle ilgili raporlar aldığını bildirdi. Açıklamasında, "Bu merkezler aslında resmi hizmet kurumları ve tesisleriydi, ancak daha sonra gözaltı merkezleri ve özgürlüğün kısıtlandığı yerler olarak yeniden düzenlendiler" dedi.

Son siyasi, güvenlik ve askeri değişikliklerin, mağdurların seslerini yükseltmeleri ve gerçeklerin daha net bir şekilde ortaya çıkması için fırsat sağladığını ifade etti. Mümkün olduğunca çok eski tutuklu ve zorla kaybettirilen kişiden bilgi alınmasının gerekliliğini vurgulayan Eşrak al-Mukatri, bu nedenle komitenin halka açık bir grup oturumu düzenlediğini, ardından bireysel ve grup oturumları yaptığını belirtti.

sdvd
Işrak el-Mukatri, Ulusal Komite üyesi ve resmi sözcü (Şarku'l Avsat)

Kurbanların ifadelerine göre, Birleşik Arap Emirlikleri'ne bağlı güçler tarafından işletilen Hadramut'taki en öne çıkan yasadışı gözaltı merkezleri arasında Riyan Havaalanı, el-Dhaba Limanı ve Kampı, Cumhurbaşkanlığı Sarayı ve el-Rabva Kampı'nın yanı sıra, artık feshedilmiş olan Güney Geçiş Konseyi'nin liderlerinden Ebu Ali el-Hadrami'nin yönettiği güvenlik destek kampları da bulunuyordu.

İşrak al-Mukatri, komitenin dinlediği ifadelerin "çok acı verici olduğunu ve Hadramut'ta böyle bir şey görmeyi beklemediklerini" vurguladı.

Mukalla'da komite tarafından düzenlenen duruşmalarda mağdurlar, tutuklanmalarının gerçekleştiği bağlamı açıklayarak, evlerinden, iş yerlerinden veya halka açık yollardan alındıklarını ve ailelerine haber verilmeden veya onlarla iletişim kurmalarına izin verilmeden çeşitli süreler boyunca gizli gözaltı merkezlerine götürüldüklerini belirtti. Gözaltında çeşitli şiddet türlerine, fiziksel işkenceye, kötü muameleye ve psikolojik zarara maruz kaldıklarını, bunun da birçok vakada kalıcı sakatlıklara, fiziksel deformitelere ve psikolojik bozukluklara ve hastalıklara yol açtığını ifade ettiler.

fevf
Birleşik Arap Emirlikleri güçleri tarafından Hadramut'ta işletilen yasadışı hapishanelerden biri, (Şarku'l Avsat)

Mağdurlar ayrıca işkence sonucu ölen meslektaşları hakkında ifadeler verdiler, bu ihlalleri işlemekle suçlananların isim listelerini ve gözaltı merkezlerinin isim ve yerlerine ilişkin ayrıntıları sundular. Ayrıca komite üyelerine serbest bırakıldıktan sonraki sağlık durumlarını belgeleyen tıbbi raporlar, videolar ve fotoğraflar teslim ettiler.

Ulusal Komite'ye göre mağdurlar ifadelerinin sonunda, bu ihlallerden sorumlu olanların hesap vermesini, bireysel ve kolektif zararların tazmin edilmesini, onurlarının iade edilmesini ve çeşitli aşağılamalara ve insanlık onuruna yönelik saldırılara maruz kalan herkesin adalete kavuşturulmasını talep etme konusundaki kararlılıklarını teyit ettiler.

 


Analistler: Fas ve Etiyopya arasındaki askeri iş birliği Mısır’ı endişelendirmiyor

Etiyopya ve Fas arasında Ortak Savunma Komitesi'nin ilk toplantısı gerçekleşti (ENA)
Etiyopya ve Fas arasında Ortak Savunma Komitesi'nin ilk toplantısı gerçekleşti (ENA)
TT

Analistler: Fas ve Etiyopya arasındaki askeri iş birliği Mısır’ı endişelendirmiyor

Etiyopya ve Fas arasında Ortak Savunma Komitesi'nin ilk toplantısı gerçekleşti (ENA)
Etiyopya ve Fas arasında Ortak Savunma Komitesi'nin ilk toplantısı gerçekleşti (ENA)

Fas ve Etiyopya arasındaki askeri iş birliği konusunda yapılan bir toplantı, özellikle Büyük Etiyopya Rönesans Barajı'nın su güvenliğine yönelik tehdidi konusunda Addis Ababa ile anlaşmazlık yaşayan Mısır'ın tutumu hakkında soru işaretlerine yol açtı.

Dün Şarku’l Avsat’a konuşan Mısırlı bir kaynak, Kahire'nin henüz resmi olarak yorum yapmadığı Fas-Etiyopya askeri iş birliğinin ‘Kahire'yi endişelendirmediğini ve bu konuda Rabat ile sessiz diplomatik görüşmeler yapılacağını’ söyledi.

Mısır ordusunda eski üst düzey bir subay olan bir askeri uzman da bu görüşe katılıyor. Bu iş birliğinin ‘Kahire için endişe kaynağı olmadığını’ doğrulayan uzman, Fas'ın ‘şu anda Kahire'nin düşmanı ve su haklarına karşı çıkan’ Etiyopya ile iş birliği yapmasına şaşırdığını belirtti.

dfrgt6y
Büyük Etiyopya Rönesans Barajı (Etiyopya Başbakanı'nın Facebook sayfası)

Ancak Etiyopyalı bir milletvekili Şarku’l Avsat'a yaptığı açıklamada, Fas ile yapılan bu işbirliğinin Kahire'ye yönelik olmadığını veya herhangi bir tehdit mesajı ya da çatışma niyeti taşımadığını belirtti.

Addis Ababa'nın ülkesinin yeniden doğuşuna ve kalkınmasına odaklandığını ve kimseyle askeri çatışmaya girmeye niyetli olmadığını belirtti.

Tartışmalı toplantı

Fas gazetesi Hespress, bu ayın ortalarında, Fas-Etiyopya Ortak Askeri Komitesi'nin ilk toplantısını Addis Ababa'da yaptığını ve toplantıda ‘iki ülke arasında askeri ve savunma iş birliği alanında bir eylem planının’ tartışıldığını bildirdi.

Aynı kaynağa göre 2025 yılının haziran ayında Rabat'ta imzalanan askeri iş birliği anlaşması, eğitim, bilimsel araştırma ve askeri tıp alanlarında iş birliğinin yanı sıra bu ortak askeri komitenin kurulmasını da öngörüyordu. Etiyopya Haber Ajansı (ENA) bir sonraki gün, Addis Ababa ve Rabat'ın çeşitli askeri alanlarda ikili iş birliğini güçlendirmek amacıyla ilk ortak savunma komitesi toplantısını gerçekleştirdiğini bildirdi.

ENA’nın haberine göre görüşmelerde ‘iki ülke arasındaki askeri iş birliğinin, savunma kurumları, eğitim ve öğretim, savunma sanayii, teknoloji transferi ve diğer askeri faaliyet alanlarında karşılıklı fayda sağlayacak şekilde teşvik edilmesi’ konuları ele alındı.

Etiyopya Ulusal Savunma Kuvvetleri (ENDF) Dış İlişkiler ve Askeri İşbirliği Genel Müdürü Teshome Gemechu, o dönemde Etiyopya ile Fas arasındaki ilişkilerin birçok sektörde istikrarlı bir şekilde güçlendiğini ve iki ülke arasındaki uzun soluklu dostluğun Afrika dayanışmasını ve karşılıklı çıkarlar için birlikte çalışma konusundaki ortak taahhüdü yansıttığını vurguladı.

Gemechu, ayrıca, ortak komite toplantısının ‘Etiyopya-Fas ilişkilerinde tarihi bir dönüm noktası olduğunu ve mutabık kalınan iş birliği alanlarının pratik olarak uygulanması için yeni bir aşama açtığını’ belirtti.

ENA, Fas Silahlı Kuvvetleri Tedarik Direktörü Tuğgeneral Abdulkadir Osman'ın toplantı sırasında varılan anlaşmayı ‘askeri ilişkilerde önemli bir gelişme’ olarak nitelendirdiğini aktardı.

Tuğgeneral Osman, ‘Fas'ın Etiyopya ile savunma iş birliğini daha da güçlendirmeye kararlı olduğunu’ vurguladı.

“Sessiz diplomasi”

Bu konuda Şarku’l Avsat’a değerlendirmelerde bulunan Mısırlı bir kaynak, Fas-Etiyopya iş birliğinin ‘açıklığa kavuşturulması gerektiğini, ancak genel olarak endişe verici olmadığını, özellikle de Kahire'nin Rabat ile ilişkilerinin çok iyi olduğunu’ söyledi.

Kaynak, Rabat ile ‘sessiz diplomasi’ yaklaşımının benimseneceğini ve bu konuyla ilgili tartışmaların ‘suçlama bağlamında değil, sorunun doğasını anlamak ve Mısır'ın bu konudaki endişelerini tartışmak amacıyla’ yapılacağını düşünüyor.

Fas-Etiyopya görüşmesi, ABD Başkanı Donald Trump'ın bu ayın ortalarında Mısır Cumhurbaşkanı Abdulfettah es-Sisi'ye gönderdiği mektupla aynı zamana denk geldi. Trump, mektupta “Nil Nehri'nin suyunun paylaşımı sorununu temelden ve sonsuza kadar çözmek için Mısır ve Etiyopya arasında ABD'nin arabuluculuğunu yeniden başlatmaya hazırım” ifadelerini kullandı. Trump, daha önce de defalarca kez, yönetiminin Kahire ile Addis Ababa arasında bir savaşı önlediğini söylemiş, ancak daha fazla ayrıntı vermemişti.

Mısırlı kaynak, Etiyopya'nın Mısır'a mesajlar göndermeye çalıştığına inanıyor. Bu mesajlar, Mısır ve Sudan'ın duyarlılığı ve Addis Ababa'nın yorum yapmaması üzerine Trump'ın arabuluculuk açıklamasının ardından artacak.

Öte yandan Etiyopyalı Milletvekili Muhammed Nur Ahmed, Fas ile iş birliğinin sadece askeri alanda değil, ticaret ve diplomasiyi de kapsadığını ve kimseye tehdit oluşturmaktan ziyade, bölge ülkeleriyle ilişkileri güçlendiren mesajlar taşıdığını düşünüyor.

Etiyopyalı Milletvekili Şarku’l Avsat’a yaptığı açıklamada, Mısır'ın Etiyopya’nın ortaklarından biri olduğunu vurgulayarak “Mısır ile savaşmadılar ve savaşmayacaklar, özellikle de Addis Ababa ilerleme ve refahla ilgileniyor ve Mısır veya başka bir ülkeyle savaşma niyetinde değil” dedi.

Buna karşın Mısırlı askeri stratejist Tümgeneral Samir Ferec, Etiyopya'nın bu gerekçelerini reddetti. Şarku’l Avsat’a değerlendirmelerde bulunan Tümgeneral Ferec, Addis Ababa'yı ‘Mısır'ın su haklarının düşmanı’ olarak nitelendirdi.

Mısır'ın ‘bu iş birliğinden endişe duymadığını” belirten Tümgeneral Ferec, “Arap Birliği üyesi bir ülke, Mısır'ın çıkarlarını tehdit eden başka bir ülkeyle nasıl iş birliği yapabilir?” diye sordu.

Etiyopya'nın bu toplantılardan çıkan mesajlarının Mısır'ı güvenlik veya askeri açıdan etkilemeyeceğini düşünen Mısırlı askeri stratejist, Mısır'ın bu konuyu Rabat ile hemen gündeme getirmeyeceğini, ancak iki ülke arasında gelecekte yapılacak toplantılarda ‘Mısır-Fas ilişkilerine önemli bir etkisi olmadan tutumunu ifade edeceğini’ tahmin ediyor.


Üst düzey askeri komutan Aden'deki bombalı saldırıdan sağ kurtuldu

Hamdi Şukri es-Subeyhi, özellikle Lahic'de, güçlerinin kontrolündeki bölgelerde güvenliğin sağlanmasında önemli bir rol oynuyor (X)
Hamdi Şukri es-Subeyhi, özellikle Lahic'de, güçlerinin kontrolündeki bölgelerde güvenliğin sağlanmasında önemli bir rol oynuyor (X)
TT

Üst düzey askeri komutan Aden'deki bombalı saldırıdan sağ kurtuldu

Hamdi Şukri es-Subeyhi, özellikle Lahic'de, güçlerinin kontrolündeki bölgelerde güvenliğin sağlanmasında önemli bir rol oynuyor (X)
Hamdi Şukri es-Subeyhi, özellikle Lahic'de, güçlerinin kontrolündeki bölgelerde güvenliğin sağlanmasında önemli bir rol oynuyor (X)

Dün, Yemen'in geçici başkenti Aden'de, Amalika Tugayları İkinci Tugay Komutanı ve Aden'de güvenliğin sağlanmasındaki kilit isimlerden biri olan Tuğgeneral Hamdi Şukri es-Subeyhi’nin konvoyuna bomba yüklü araçla saldırı düzenlendi. Gelen haberlere göre Tuğgeneral Subeyhi, askeri konvoyun trafiğin yoğun olduğu Dar Sad bölgesinin Caule beldesinden geçerken meydana gelen patlamadan sağ kurtuldu.

Saldırı, Hadramut'un en büyük şehri Mukelle'deki yerel yetkililerin, yaklaşık üç hafta önce Yemen'den çekilen Birleşik Arap Emirlikleri (BAE) tarafından yönetilen Güney Geçiş Konseyi (GGK) gruplarının gözetiminde bulunan gizli hapishaneleri ve suikastlarda kullanılan patlayıcıları ortaya çıkarmasından bir gün sonra meydana geldi.

Olay, Yemen’deki Meşruiyeti destekleyen Suudi Arabistan liderliğindeki Arap Koalisyonu’nun GGK’yı feshetmesinin ardından ülkenin güney illerinde istikrarı yeniden tesis etmeye ve askeri ve güvenlik güçlerini birleştirmeye çalıştığı bir dönemde güvenlik endişelerini yeniden gündeme getirdi.