Türkiye’nin Akdeniz’deki adımlarına Mısır ve Libya’dan tepki

Mısır ve Yunanistan arasında geçen perşembe günü imzalanan deniz yetki alanlarının sınırlandırılması anlaşmasının imza töreni (Mısır Dışişleri Bakanlığı)
Mısır ve Yunanistan arasında geçen perşembe günü imzalanan deniz yetki alanlarının sınırlandırılması anlaşmasının imza töreni (Mısır Dışişleri Bakanlığı)
TT

Türkiye’nin Akdeniz’deki adımlarına Mısır ve Libya’dan tepki

Mısır ve Yunanistan arasında geçen perşembe günü imzalanan deniz yetki alanlarının sınırlandırılması anlaşmasının imza töreni (Mısır Dışişleri Bakanlığı)
Mısır ve Yunanistan arasında geçen perşembe günü imzalanan deniz yetki alanlarının sınırlandırılması anlaşmasının imza töreni (Mısır Dışişleri Bakanlığı)

Mısır ve Yunanistan, gelecek vaat eden petrol ve gaz rezervlerini içeren bir bölge olarak, Akdeniz’in doğusundaki iki ülke arasında deniz yetki alanlarının sınırlandırılmasına dair bir anlaşma imzaladıktan sonra Türkiye Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, ülkesinin, Doğu Akdeniz’de petrol ve doğalgaz sondajına yeniden başladığını duyurdu. Erdoğan’ın açıklaması, Mısır, Libya hükümeti ve ülkenin doğusundaki Tobruk merkezli parlamentoda öfkeye yol açtı. 7 Ağustos’ta Ayasofya Camii’nde Cuma namazını kıldıktan sonra Erdoğan, “Sondaj faaliyetlerine yeniden başladık ve bu noktada Barbaros Hayrettin'i de yine görevine gönderdik” dedi.
Ülkenin doğusundaki Libyalı siyasiler, bu adımı kışkırtıcı olarak nitelendirirken, Türkiye’nin Doğu Akdeniz’de petrol sondajı çabaları karşısında hızlı bir şekilde harekete geçilmesi gerekliliğini vurguladılar. Politikacılar, Ulusal Mutabakat Hükümeti’nin (UMH) Libya halkını temsil etmediğine ve ülkenin servetlerini dağıtma hakkına sahip olmadığına dikkati çekti.
Libyalı Milletvekili Saib Amgayb, Mısır ile Yunanistan arasında imzalanan deniz yetki alanlarını sınırlandırma anlaşmasının, ‘son derece önemli bir durum’ olduğunu söylerken, iki ülkenin ‘Türkiye’yi dizginleme ve Akdeniz servetlerini kontrol etme umutlarını bozma politikasında’ ilerleyeceğini kanıtlayan ciddi bir adım olduğunu vurguladı.

Mısır ve Yunanistan yakınlaşması
Mısır Dışişleri Bakanı Samih Şukri, geçtiğimiz Perşembe günü Yunan mevkidaşı ile düzenlediği bir basın toplantısında, iki ülke arasındaki anlaşmanın, ‘petrol ve doğalgaz rezervleri başta olmak üzere özel ekonomik bölgede mevcut olan rezervlerinin kullanımını en üst düzeye çıkarma konusunda ilerlemeye izin verdiğini’ ifade etti.
Yunan Bakan Nikos Dendias, Fayiz es-Serrac başkanlığındaki UMH ve Türkiye arasında imzalanan anlaşmaya dikkati çekerken, anlaşmanın yasadışı olduğunu ve uluslararası hukuku ihlal ettiğini vurguladı. Dendias, Mısır devletiyle işbirliği içinde ülkesinin, bölgedeki tüm zorluklarla karşı karşıya olduğunu ifade etti.
Öte yandan Kahire Üniversite’sinde siyaset bilimi profesörü Dr. Tarık Fehmi, “Anlaşmazlık ilk etapta Türkiye- Yunanistan arasındaydı. Ankara, Türkiye ile Yunanistan arasında Avrupa çerçevesinde müzakerelerin olması beklentisiyle hamlesini hızlandırdı. Ancak tökezlediğinde ve Kahire ile Atina arasında anlaşma imzalandığında Türkiye, tırmanış için çalıştı” değerlendirmesinde bulundu.
Fehmi, Şarku’l Avsat’a yaptığı açıklamada, Türkiye’nin tavrının yeni bir şey içermediğini söylerken, “Türkiye’nin açıklamalarındaki temel gelişme, ihlal içermesidir. Sondajın başladığı açıklaması, Türkiye adına bir tırmanış sayılıyor” dedi.
Mısır Temsilciler Meclisi üyesi Milletvekili Ahmed Saad, Türkiye Cumhurbaşkanının 7 Ağustos’ta Akdeniz’deki sondaj çalışmalarının yeniden başlamasıyla ilgili açıklamasını reddettiğini vurguladı. Saad, Şarku’l Avsat’a yaptığı açıklamada ‘Türkiye tarafından ortaya koyulan yeni tırmanış adımlarının, son dönemde Türkiye’nin provokatif girişimleri çerçevesinde geldiğini söyledi.
Libyalı siyasi aktivist Yaroub el-Baraki, Erdoğan’ın gelecekte zorluklarla karşılaşacağını, çünkü attığı adımların, liranın çöküşü ve çok sarsılan Türkiye ekonomisindeki zorlukları artırdığını ifade etti.
Baraki, Şarku’l Avsat’a yaptığı açıklamada, “Türkiye Cumhurbaşkanının sadece iki seçeneği var. Birincisi herkesin yararına güvenli kabul ediliyor. Selçuklu İmparatorluğu’nun yanılsamalarından vazgeçerek, bulunduğu tüm ülkelerle anlaşarak, bölge ve ülke için istikrarlı bir durumu kabul etmek. En zor olan ikincisi seçenek ise, denizcilik anlaşmasını güvence altına alabilmek, Libya’da Petrol Hilali’ne ulaşabilmek, on yıllardır en kötü koşullarından geçen ekonomisini canlandıracak şekilde taze paraya ulaşabilmek için Libya’da büyük bir savaşa girmesi” dedi.
Türkiye, Yunanistan ile bu hususta müzakerelere başlamak için geçen hafta bölgedeki sondaj faaliyetlerini askıya almıştı. Ancak Erdoğan, 7 Ağustos’ta bölgedeki enerji kaynaklarının araştırılmasına ilişkin taahhütlerin yerine getirilmediğini açıkladı.
Gelişme, Mısır’ın Türkiye Dışişleri Bakanlığı’nın Kahire ile Atina arasında sınır anlaşması hususundaki açıklamasına dair şaşkınlık yaşadığı bir dönemde yaşandı. Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü Ahmed Hafız, Twitter üzerinden yaptığı açıklamada, “Mısır ile Yunanistan arasında deniz yetki alanlarını belirlemek için Perşembe günü imzalanan anlaşmaya ilişkin Türkiye Dışişleri Bakanlığı tarafından yayınlanan ifadelere gelince, bu tür ifadelerin ve iddiaların, anlaşmayı ve ayrıntılarını bilmeyen bir tarafça yayınlanması şaşırtıcıdır” değerlendirmesinde bulundu.

BAE anlaşmadan memnun
Birleşik Arap Emirlikleri (BAE) Dışişleri Bakanı Enver Karkaş da Mısır ile Yunanistan arasında imzalanan anlaşmayı memnuniyetle karşıladığını belirtti. BAE, anlaşmayı ‘Orman Yasası karşısında uluslararası hukuk için bir zafer’ olarak niteledi.
Karkaş, 7 Ağustos’ta Twitter üzerinden yaptığı bir açıklamada, “Uluslararası hukuk sistemi, devletler arasındaki ilişkileri yöneten, barış ve güvenliği sağlayan sağlam bir esastır” dedi.
Türkiye ve Libya’da uluslararası açıdan tanınan UMH, geçen yıl bölgede deniz yetki alanlarının sınırlandırılması için benzer bir anlaşma imzalamıştı.

Erdoğan’dan anlaşmaya tepki
Cumhurbaşkanı Erdoğan, Mısır ve Yunanistan arasında deniz sınırlarının belirlenmesine ilişkin imzalanan anlaşmayı ‘değersiz ve geçersiz’ olarak nitelendirdi. Erdoğan, ülkesinin Doğu Akdeniz’de petrol ve doğalgaz aramalarına devam edeceğini vurgularken, daha önce de Almanya Başbakanı Angela Merkel’in talebi üzerine Atina ile görüşmelerde bulunmak üzere sondaj faaliyetlerini askıya aldıklarını, ancak Yunanistan’ın, taahhütlerine uymadığını ve bu yüzden de gaz aramak üzere bir gemi gönderdiklerini ifade etti.
Erdoğan, Yunanistan’a dikkati çekerek, deniz yetki alanlarında herhangi bir hakkı olmayanlarla pazarlık etmelerine gerek olmadığını söylerken, ülkesinin Libya ile imzalanan mutabakatlara büyük bir kararlılıkla uymaya devam edeceğini vurguladı. Cumhurbaşkanı, Yunanistan’ın, Mısır ile deniz sınırına sahip olmadığını ve aynı şekilde Libya ile de deniz sınırına sahip olmadığını, bu yüzden Mısır veya Libya ile herhangi bir anlaşma imzalama hakkının bulunmadığını vurguladı. Erdoğan, “Yunanistan ile Mısır arasında yapılan bu anlaşmanın hiçbir kıymet-i harbiyesi yok. Niye yok? Şimdi bir defa buralara baktığımız zaman özellikle Yunanistan'ın yani Libya ile ilgili olarak buradaki kıyıdaş olma konusunda bir alakası var mı? Ne işi var orada? Mısır'ın bir alakası var mı? Yok” ifadelerini kullandı.
Türkiye, iki ülke arasındaki coğrafi mesafeye ve ortak deniz sınırlarının olmamasına rağmen, 27 Kasım 2019’da Akdeniz’de yetki alanlarının sınırlandırılması için bir mutabakat zaptı imzalamıştı.

Çavuşoğlu: Anlaşma yasadışı
Öte yandan Türkiye Dışişleri Bakanı Mevlüt Çavuşoğlu, Türkiye’nin Doğu Akdeniz’deki çıkarlarını sonsuza kadar korumaya devam edeceğini vurguladı. Avrupa Birliği (AB) Dış İlişkiler ve Güvenlik Politikası Yüksek Temsilcisi ve Komisyon Başkan Yardımcısı Josep Borrell ile Malta’daki görüşmesinin ardından Perşembe gecesi Twitter üzerinden yaptığı açıklamada, “AB’yle ilişkilerimizin bazı üye devletlerce rehin alınmasına izin verilmemeli ve göç konusunda AB sözünde durmalı” ifadelerine yer verdi.
Çavuşoğlu, Mısır ile Yunanistan arasında imzalanan anlaşmanın yasa dışı olduğunu ve bölge ile AB’ye zarar vereceğini kaydetti.
Öte yandan Türkiye Dışişleri Bakanlığı, anlaşmayı reddederken, anlaşmanın Türkiye açısından yok hükmünde olduğunu açıkladı. Bakanlık, Ankara’nın söz konusu bölgede hiçbir faaliyete izin vermeyeceğini, Türkiye ve Kıbrıs Türklerinin Doğu Akdeniz'deki meşru haklarını savunmayı sürdüreceğini vurguladı. Bakanlık ayrıca, sınırı çizilen bölgenin Birleşmiş Milletler’e (BM) bildirilen, Türkiye’nin ‘neritik bölge’ olarak isimlendirdiği alanı kapsadığını belirtti ve Yunanistan ile Mısır’ın imzaladığı antlaşmayı Türkiye ve Libya’nın ‘’deniz alanlarını gaspı’ olarak yorumladı.
Mısır Dışişleri Bakanlığı ise Türkiye Dışişleri Bakanlığı tarafından yapılan açıklamalara ilişkin şaşkınlığını dile getirdi. Bakanlık, “Bu tür ifadelerin ve iddiaların, anlaşmayı ve ayrıntılarını tam olarak bilmeyen bir tarafça yayınlanmış olması şaşırtıcıdır” dedi.
Türkiye’nin açıklamaları karşısından Yunanistan Dışişleri Bakanı Nikos Dendias da 7 Ağustos’ta, Türkiye’nin krizleri tırmandırdığını ve bu durumun, Mısır ile deniz sınırı anlaşmasının imzalanmasının ardından yaptığı açıklamalarla kanıtlandığını ifade etti. Dendias, “Bölgeyi istikrara kavuşturmayı amaçlayan Mısır ile anlaşma karşısında Türkiye’nin tepkisi bizi şaşırttı” dedi.
Yunanistan Başbakanı Kyriakos Mitsotakis ise ülkesinin, Akdeniz bölgesindeki anlaşmazlıkları çözmek için Türkiye ile bir anlaşmaya varılamaması halinde Uluslararası Adalet Divanı’na başvurmayı amaçladıklarını belirtti.
Greek City Times internet sitesine göre Mitsotakis, ülkesinin ‘Türkiye’nin Yunanistan’a münhasır ekonomik bölgede herhangi bir sismik araştırma yürütmesini kabul etmeyeceğini’ belirttiğini vurguladı. Henüz bölgeye Türk gemisinin ulaşmadığına dair olumlu bir göstergenin varlığına dikkati çeken Mitsotakis, “Münhasır ekonomik bölgeler konusu, iki taraf arasındaki istişarelerin özünü oluşturur” şeklinde konuştu.
Öte yandan Malta, Türk arabuluculuğu yoluyla, Türkiye’nin Kasım 2019’da UMH ile imzaladığı deniz anlaşmasına benzer bir anlaşma yapmak amacıyla hamlelere başladı. Hammuda Seyyale başkanlığındaki Trablus Temsilciler Meclisi, gerekli meşruiyeti sağlama bahanesiyle anlaşmanın onaylanması için hazırlıklar yapıyor. Türkiye Dışişleri Bakanı Mevlüt Çavuşoğlu ve Maltalı mevkidaşı Evarist Bartolo’nın Perşembe günü Trablus ziyareti başta olmak üzere, geçtiğimiz günlerde Ankara ve Trablus’ta Türk yetkililer huzurunda Malta ve UMH’den yetkililer arasında tekrarlı ziyaretler ve görüşmeler gerçekleştirilmişti. İki Bakan, Başkanlık Konseyi Başkanı Fayiz es-Serrac, Dışişleri Bakanı Muhammed Seyyale ve UMH’den bir dizi yetkili ile görüşmeler gerçekleştirmişti.
Söz konusu görüşmeler öncesinde de Türkiye Savunma Bakanı Hulusi Akar, 20 Temmuz’da Libya meselesini görüşmek üzere Ankara’da UMH Dışişleri Bakanı Fethi Başağa ve Malta Ulusal Güvenlik ve İçişleri Bakanı Byron Camilleri ile üçlü bir toplantı düzenledi. Malta, Türkiye ile uzlaşı halinde, geri çekildiği ‘Libya’ya silah girişini denetlemeyi amaçlayan AB’nin Irini operasyonunu’ reddettiğini kaydetti.
Gözlemciler de Türkiye’nin Malta ile koordinasyon dahilinde, AB içerisinde Doğu Akdeniz ve Libya’daki hamlelerini desteklemek için bir ses elde etmeye çalıştığına inanıyor.



Arap Koalisyonu, Aden'de silah dağıtımının ardından ez-Zubeydi'nin kaçtığını duyurdu

Arap Koalisyonu Ortak Kuvvetler Komutanlığı Sözcüsü Tümgeneral Turki el-Maliki (Şarku’l Avsat)
Arap Koalisyonu Ortak Kuvvetler Komutanlığı Sözcüsü Tümgeneral Turki el-Maliki (Şarku’l Avsat)
TT

Arap Koalisyonu, Aden'de silah dağıtımının ardından ez-Zubeydi'nin kaçtığını duyurdu

Arap Koalisyonu Ortak Kuvvetler Komutanlığı Sözcüsü Tümgeneral Turki el-Maliki (Şarku’l Avsat)
Arap Koalisyonu Ortak Kuvvetler Komutanlığı Sözcüsü Tümgeneral Turki el-Maliki (Şarku’l Avsat)

Yemen’de meşru hükümeti destekleyen Arap Koalisyonu’nun Ortak Kuvvetler Komutanlığı, Güney Geçiş Konseyi (GGK) Başkanı Aydarus ez-Zubeydi’nin hareketliliğine eşlik eden yeni ayrıntıları açıkladı. Açıklama, GGK’ye bağlı güçlerin Hadramut ve el-Mehra vilayetlerinde gerçekleştirdiği askeri girişimlerin ardından geldi.

Arap Koalisyonu Ortak Kuvvetler Komutanlığı Sözcüsü Tümgeneral Turki el-Maliki, Ortak Kuvvetler Komutanlığı’nın 4 Ocak tarihinde ez-Zubeydi’ye, son askeri tırmanışın nedenlerinin ele alınması amacıyla, 48 saat içinde Suudi Arabistan’a gelmesi yönünde bildirimde bulunduğunu belirtti. El-Maliki, görüşmenin Başkanlık Konseyi Başkanı Reşad el-Alimi ve Koalisyon liderliği ile yapılmasının planlandığını ifade etti.

El-Maliki, söz konusu davetin, Suudi Arabistan’ın öncülüğünde yürütülen ve güneydeki tarafların tutumunu birleştirmeyi, istikrarı sağlamayı ve iç çatışmalara sürüklenmenin önüne geçmeyi amaçlayan kapsamlı bir diyalog konferansına hazırlık çerçevesinde yapıldığını kaydetti.

El-Maliki, yaptığı açıklamada, ez-Zubeydi’nin Yemen Hava Yolları’na ait bir uçakla seyahatinin fiilen organize edildiğini, ancak uçuşun saatlerce ertelendikten sonra iptal edildiğini belirtti. El-Maliki, bu durumun ardından sahada gerginlik yaşandığını, havalimanı çevresindeki sivil tesislerin yakınında silahlı unsurlar ve askeri araçların görüldüğünü ifade etti.

El-Maliki, GGK’ye bağlı güçlerin Aden kentinde çeşitli hareketlilikler gerçekleştirdiğini, askeri konuşlanma yapıldığını ve havalimanı içindeki hareketliliğin engellendiğini kaydetti. Açıklamada, bazı yolların kapatıldığı ve kent genelinde silahlı unsurların konuşlandırıldığı, Koalisyon’un bu durumu ‘gerekçesiz bir adım’ olarak değerlendirdiği ve bunun güvenlik ile istikrarı tehdit ettiği vurgulandı.

Arap Koalisyonu, ez-Zubeydi’ye ‘ev hapsi’ uygulandığı ya da alıkonulduğu yönündeki iddiaları kesin bir dille yalanladı. Açıklamada, ez-Zubeydi’nin hareketlerinin serbest olduğu ve seyahatinin engellendiğine dair iddiaların asılsız olduğu belirtildi. Ayrıca, Başkanlık Konseyi Başkanı Reşad el-Alimi’nin, Aden’de olası silahlı çatışmaların önlenmesi ve durumun kontrol altına alınması amacıyla Koalisyon’dan müdahale talebinde bulunduğu ifade edildi. Önceliğin sivillerin korunması, kentlerin militarizasyonunun önlenmesi ve askeri güçler arasında herhangi bir çatışmanın engellenmesi olduğu kaydedildi.

Açıklamaya göre Koalisyon, sivil tesislerin çevresindeki tüm silahlı unsurların bölgeden çekilmesi ve hükümet ve güvenlik makamlarıyla koordinasyon içinde hareket edilmesi gerektiğini vurguladı.

Ortak Kuvvetler Komutanlığı, Yemen hükümeti ve Aden’deki yerel yetkililerle koordinasyon halinde çalıştığını, güvenlikte herhangi bir bozulmanın önüne geçmeyi, istikrarı korumayı ve sivillerin riske atılmasını engellemeyi hedeflediğini bildirdi. Sahadaki güçlere talimatlara uyma, hayati tesislerden uzak durma ve koordine edilmemiş askeri hareketleri durdurma çağrısı yapıldı. Açıklamada, amacın ‘Aden’i korumak ve çatışmanın kente taşınmasını önlemek’ olduğu ifade edildi.

Koalisyon, açıklamasını, Husilere karşı cephede yer alan taraflar arasında görüş ayrılıklarını gidermeye yönelik siyasi çabalarını sürdürdüğünü ve Yemen hükümeti ile devlet kurumlarına desteğinin devam ettiğini vurgulayarak tamamladı. Kentlerin militarizasyonu ya da yeni bir tırmanışın, yalnızca çatışmanın yayılmasına ve güneydeki siyasi ve güvenlik tablosunun daha da karmaşık hale gelmesine hizmet edeceği uyarısında bulunuldu.


Kahire, Gazze anlaşmasını ilerletmek için önümüzdeki hafta Hamas heyetini ağırlayacak

Gazze Şeridi'nin güneyindeki enkaz yığınları arasında Hamas mensupları ve Uluslararası Kızılhaç Komitesi (ICRC) üyeleri (AFP)
Gazze Şeridi'nin güneyindeki enkaz yığınları arasında Hamas mensupları ve Uluslararası Kızılhaç Komitesi (ICRC) üyeleri (AFP)
TT

Kahire, Gazze anlaşmasını ilerletmek için önümüzdeki hafta Hamas heyetini ağırlayacak

Gazze Şeridi'nin güneyindeki enkaz yığınları arasında Hamas mensupları ve Uluslararası Kızılhaç Komitesi (ICRC) üyeleri (AFP)
Gazze Şeridi'nin güneyindeki enkaz yığınları arasında Hamas mensupları ve Uluslararası Kızılhaç Komitesi (ICRC) üyeleri (AFP)

Filistinli bir kaynak dün Şarku’l Avsat’a yaptığı açıklamada, Kahire’nin gelecek hafta Gazze Şeridi’nde ateşkes anlaşmasının ilerletilmesi amacıyla Hamas’tan bir heyeti ağırlayacağını söyledi.

Hamas’a yakın kaynak, planlanan ziyaretin ateşkes anlaşmasının ikinci aşamasına ilişkin maddeleri ele alacağını, özellikle de anlaşmanın uygulanma sürecini ilerletmek amacıyla Gazze Şeridi’ni yönetecek teknokratlardan oluşan yönetim komitesinin isimlerinin netleştirilmesinin gündemde olacağını belirtti. Kaynak, Hamas lideri ve müzakere heyeti başkanı Halil el-Hayye’nin başkanlık edeceği görüşmelerin gelecek hafta başlayacağını, ancak heyetin Kahire’ye varış tarihinin henüz belirlenmediğini kaydetti.

Öte yandan Şarku’l Avsat dün El Fetih’e yakın iki Filistinli kaynakla da temas kurdu. Söz konusu kaynaklar, İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu’nun engelleri karşısında, anlaşmanın ikinci aşamasına yönelik düzenlemelerde Mısır’ın rolünün büyük önem taşıdığını vurguladı. Netanyahu’nun dün yaptığı açıklamada, son İsrailli rehinenin cenazesi teslim edilmeden Refah Sınır Kapısı’nın açılmayacağını duyurmasının bu engellerin son örneği olduğu ifade edildi.

İsrail Kamu Yayın Kuruluşu KAN dün yaptığı haberde, Netanyahu’nun Gazze Şeridi ile Mısır arasındaki Refah Sınır Kapısı’nın, Gazze’de tutulan son İsrailli rehine Ran Gvili’nin cenazesi geri verilmeden açılmasını reddetme tutumunda ısrarcı olduğunu aktardı. Netanyahu’nun, bu konuda ABD yönetimiyle yapılmış anlaşmalar bulunduğunu savunduğu belirtildi.

Refah Sınır Kapısı’nın açılmasına yönelik bu İsrail geri adımı, Gazze ateşkes anlaşmasının ilk aşamasının başladığı 10 Ekim’de hayata geçirilmesi beklenen düzenlemenin uygulanmaması anlamına geliyor. İsrail gazetesi Haaretz’in pazar günü bilgili kaynaklara dayandırdığı haberinde ise Refah Sınır Kapısı’nın yakın zamanda iki yönlü olarak açılmasının planlandığı, kapının yönetiminde Avrupalı güçlerin merkezi bir rol üstleneceği ve bu güçlerin İsrail’e ulaştığı, bölgede konuşlandırılmaya hazır olduğu belirtilmişti.


Suriye: Halep'te ordu güçleri ile SDG arasında yeniden çatışmalar başladı

Suriye Demokratik Güçleri’nin (SDG) Halep İç Hastalıkları Hastanesi'ni hedef almasının ardından hastalar ve yaralılar er-Razi Hastanesi'ne getirildi. (SANA)
Suriye Demokratik Güçleri’nin (SDG) Halep İç Hastalıkları Hastanesi'ni hedef almasının ardından hastalar ve yaralılar er-Razi Hastanesi'ne getirildi. (SANA)
TT

Suriye: Halep'te ordu güçleri ile SDG arasında yeniden çatışmalar başladı

Suriye Demokratik Güçleri’nin (SDG) Halep İç Hastalıkları Hastanesi'ni hedef almasının ardından hastalar ve yaralılar er-Razi Hastanesi'ne getirildi. (SANA)
Suriye Demokratik Güçleri’nin (SDG) Halep İç Hastalıkları Hastanesi'ni hedef almasının ardından hastalar ve yaralılar er-Razi Hastanesi'ne getirildi. (SANA)

Suriye resmi haber ajansı SANA, Halep’te ordu ile Suriye Demokratik Güçleri (SDG) arasındaki çatışmaların bugün yeniden başladığını bildirdi. Ajans, SDG güçlerinin es-Suryan mahallesini topçu ateşiyle hedef aldığını aktardı. Ordunun Halep’teki Kastelo ve Şihan hattında SDG unsurlarıyla çatıştığını belirten ajans başka detay vermedi.

Dün ise resmi Suriye medya organları, SDG’nin şehirdeki birkaç mahalleyi hedef aldığını ve ordunun ateş kaynaklarına karşılık verdiğini duyurmuştu. Bu saldırıların 4 sivilin ölümüne ve 10 kişinin yaralanmasına yol açtığı öne sürülmüştü. Ancak SDG, bu iddiaları reddederek, Halep’teki mahallelerin Suriye Savunma Bakanlığı’na bağlı silahlı gruplar tarafından ‘ağır silahlarla’ hedef alındığını, bunun sonucunda 3 kişinin hayatını kaybettiğini ve 26 kişinin yaralandığını açıkladı.