Türkiye’nin Akdeniz’deki adımlarına Mısır ve Libya’dan tepki

Mısır ve Yunanistan arasında geçen perşembe günü imzalanan deniz yetki alanlarının sınırlandırılması anlaşmasının imza töreni (Mısır Dışişleri Bakanlığı)
Mısır ve Yunanistan arasında geçen perşembe günü imzalanan deniz yetki alanlarının sınırlandırılması anlaşmasının imza töreni (Mısır Dışişleri Bakanlığı)
TT

Türkiye’nin Akdeniz’deki adımlarına Mısır ve Libya’dan tepki

Mısır ve Yunanistan arasında geçen perşembe günü imzalanan deniz yetki alanlarının sınırlandırılması anlaşmasının imza töreni (Mısır Dışişleri Bakanlığı)
Mısır ve Yunanistan arasında geçen perşembe günü imzalanan deniz yetki alanlarının sınırlandırılması anlaşmasının imza töreni (Mısır Dışişleri Bakanlığı)

Mısır ve Yunanistan, gelecek vaat eden petrol ve gaz rezervlerini içeren bir bölge olarak, Akdeniz’in doğusundaki iki ülke arasında deniz yetki alanlarının sınırlandırılmasına dair bir anlaşma imzaladıktan sonra Türkiye Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, ülkesinin, Doğu Akdeniz’de petrol ve doğalgaz sondajına yeniden başladığını duyurdu. Erdoğan’ın açıklaması, Mısır, Libya hükümeti ve ülkenin doğusundaki Tobruk merkezli parlamentoda öfkeye yol açtı. 7 Ağustos’ta Ayasofya Camii’nde Cuma namazını kıldıktan sonra Erdoğan, “Sondaj faaliyetlerine yeniden başladık ve bu noktada Barbaros Hayrettin'i de yine görevine gönderdik” dedi.
Ülkenin doğusundaki Libyalı siyasiler, bu adımı kışkırtıcı olarak nitelendirirken, Türkiye’nin Doğu Akdeniz’de petrol sondajı çabaları karşısında hızlı bir şekilde harekete geçilmesi gerekliliğini vurguladılar. Politikacılar, Ulusal Mutabakat Hükümeti’nin (UMH) Libya halkını temsil etmediğine ve ülkenin servetlerini dağıtma hakkına sahip olmadığına dikkati çekti.
Libyalı Milletvekili Saib Amgayb, Mısır ile Yunanistan arasında imzalanan deniz yetki alanlarını sınırlandırma anlaşmasının, ‘son derece önemli bir durum’ olduğunu söylerken, iki ülkenin ‘Türkiye’yi dizginleme ve Akdeniz servetlerini kontrol etme umutlarını bozma politikasında’ ilerleyeceğini kanıtlayan ciddi bir adım olduğunu vurguladı.

Mısır ve Yunanistan yakınlaşması
Mısır Dışişleri Bakanı Samih Şukri, geçtiğimiz Perşembe günü Yunan mevkidaşı ile düzenlediği bir basın toplantısında, iki ülke arasındaki anlaşmanın, ‘petrol ve doğalgaz rezervleri başta olmak üzere özel ekonomik bölgede mevcut olan rezervlerinin kullanımını en üst düzeye çıkarma konusunda ilerlemeye izin verdiğini’ ifade etti.
Yunan Bakan Nikos Dendias, Fayiz es-Serrac başkanlığındaki UMH ve Türkiye arasında imzalanan anlaşmaya dikkati çekerken, anlaşmanın yasadışı olduğunu ve uluslararası hukuku ihlal ettiğini vurguladı. Dendias, Mısır devletiyle işbirliği içinde ülkesinin, bölgedeki tüm zorluklarla karşı karşıya olduğunu ifade etti.
Öte yandan Kahire Üniversite’sinde siyaset bilimi profesörü Dr. Tarık Fehmi, “Anlaşmazlık ilk etapta Türkiye- Yunanistan arasındaydı. Ankara, Türkiye ile Yunanistan arasında Avrupa çerçevesinde müzakerelerin olması beklentisiyle hamlesini hızlandırdı. Ancak tökezlediğinde ve Kahire ile Atina arasında anlaşma imzalandığında Türkiye, tırmanış için çalıştı” değerlendirmesinde bulundu.
Fehmi, Şarku’l Avsat’a yaptığı açıklamada, Türkiye’nin tavrının yeni bir şey içermediğini söylerken, “Türkiye’nin açıklamalarındaki temel gelişme, ihlal içermesidir. Sondajın başladığı açıklaması, Türkiye adına bir tırmanış sayılıyor” dedi.
Mısır Temsilciler Meclisi üyesi Milletvekili Ahmed Saad, Türkiye Cumhurbaşkanının 7 Ağustos’ta Akdeniz’deki sondaj çalışmalarının yeniden başlamasıyla ilgili açıklamasını reddettiğini vurguladı. Saad, Şarku’l Avsat’a yaptığı açıklamada ‘Türkiye tarafından ortaya koyulan yeni tırmanış adımlarının, son dönemde Türkiye’nin provokatif girişimleri çerçevesinde geldiğini söyledi.
Libyalı siyasi aktivist Yaroub el-Baraki, Erdoğan’ın gelecekte zorluklarla karşılaşacağını, çünkü attığı adımların, liranın çöküşü ve çok sarsılan Türkiye ekonomisindeki zorlukları artırdığını ifade etti.
Baraki, Şarku’l Avsat’a yaptığı açıklamada, “Türkiye Cumhurbaşkanının sadece iki seçeneği var. Birincisi herkesin yararına güvenli kabul ediliyor. Selçuklu İmparatorluğu’nun yanılsamalarından vazgeçerek, bulunduğu tüm ülkelerle anlaşarak, bölge ve ülke için istikrarlı bir durumu kabul etmek. En zor olan ikincisi seçenek ise, denizcilik anlaşmasını güvence altına alabilmek, Libya’da Petrol Hilali’ne ulaşabilmek, on yıllardır en kötü koşullarından geçen ekonomisini canlandıracak şekilde taze paraya ulaşabilmek için Libya’da büyük bir savaşa girmesi” dedi.
Türkiye, Yunanistan ile bu hususta müzakerelere başlamak için geçen hafta bölgedeki sondaj faaliyetlerini askıya almıştı. Ancak Erdoğan, 7 Ağustos’ta bölgedeki enerji kaynaklarının araştırılmasına ilişkin taahhütlerin yerine getirilmediğini açıkladı.
Gelişme, Mısır’ın Türkiye Dışişleri Bakanlığı’nın Kahire ile Atina arasında sınır anlaşması hususundaki açıklamasına dair şaşkınlık yaşadığı bir dönemde yaşandı. Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü Ahmed Hafız, Twitter üzerinden yaptığı açıklamada, “Mısır ile Yunanistan arasında deniz yetki alanlarını belirlemek için Perşembe günü imzalanan anlaşmaya ilişkin Türkiye Dışişleri Bakanlığı tarafından yayınlanan ifadelere gelince, bu tür ifadelerin ve iddiaların, anlaşmayı ve ayrıntılarını bilmeyen bir tarafça yayınlanması şaşırtıcıdır” değerlendirmesinde bulundu.

BAE anlaşmadan memnun
Birleşik Arap Emirlikleri (BAE) Dışişleri Bakanı Enver Karkaş da Mısır ile Yunanistan arasında imzalanan anlaşmayı memnuniyetle karşıladığını belirtti. BAE, anlaşmayı ‘Orman Yasası karşısında uluslararası hukuk için bir zafer’ olarak niteledi.
Karkaş, 7 Ağustos’ta Twitter üzerinden yaptığı bir açıklamada, “Uluslararası hukuk sistemi, devletler arasındaki ilişkileri yöneten, barış ve güvenliği sağlayan sağlam bir esastır” dedi.
Türkiye ve Libya’da uluslararası açıdan tanınan UMH, geçen yıl bölgede deniz yetki alanlarının sınırlandırılması için benzer bir anlaşma imzalamıştı.

Erdoğan’dan anlaşmaya tepki
Cumhurbaşkanı Erdoğan, Mısır ve Yunanistan arasında deniz sınırlarının belirlenmesine ilişkin imzalanan anlaşmayı ‘değersiz ve geçersiz’ olarak nitelendirdi. Erdoğan, ülkesinin Doğu Akdeniz’de petrol ve doğalgaz aramalarına devam edeceğini vurgularken, daha önce de Almanya Başbakanı Angela Merkel’in talebi üzerine Atina ile görüşmelerde bulunmak üzere sondaj faaliyetlerini askıya aldıklarını, ancak Yunanistan’ın, taahhütlerine uymadığını ve bu yüzden de gaz aramak üzere bir gemi gönderdiklerini ifade etti.
Erdoğan, Yunanistan’a dikkati çekerek, deniz yetki alanlarında herhangi bir hakkı olmayanlarla pazarlık etmelerine gerek olmadığını söylerken, ülkesinin Libya ile imzalanan mutabakatlara büyük bir kararlılıkla uymaya devam edeceğini vurguladı. Cumhurbaşkanı, Yunanistan’ın, Mısır ile deniz sınırına sahip olmadığını ve aynı şekilde Libya ile de deniz sınırına sahip olmadığını, bu yüzden Mısır veya Libya ile herhangi bir anlaşma imzalama hakkının bulunmadığını vurguladı. Erdoğan, “Yunanistan ile Mısır arasında yapılan bu anlaşmanın hiçbir kıymet-i harbiyesi yok. Niye yok? Şimdi bir defa buralara baktığımız zaman özellikle Yunanistan'ın yani Libya ile ilgili olarak buradaki kıyıdaş olma konusunda bir alakası var mı? Ne işi var orada? Mısır'ın bir alakası var mı? Yok” ifadelerini kullandı.
Türkiye, iki ülke arasındaki coğrafi mesafeye ve ortak deniz sınırlarının olmamasına rağmen, 27 Kasım 2019’da Akdeniz’de yetki alanlarının sınırlandırılması için bir mutabakat zaptı imzalamıştı.

Çavuşoğlu: Anlaşma yasadışı
Öte yandan Türkiye Dışişleri Bakanı Mevlüt Çavuşoğlu, Türkiye’nin Doğu Akdeniz’deki çıkarlarını sonsuza kadar korumaya devam edeceğini vurguladı. Avrupa Birliği (AB) Dış İlişkiler ve Güvenlik Politikası Yüksek Temsilcisi ve Komisyon Başkan Yardımcısı Josep Borrell ile Malta’daki görüşmesinin ardından Perşembe gecesi Twitter üzerinden yaptığı açıklamada, “AB’yle ilişkilerimizin bazı üye devletlerce rehin alınmasına izin verilmemeli ve göç konusunda AB sözünde durmalı” ifadelerine yer verdi.
Çavuşoğlu, Mısır ile Yunanistan arasında imzalanan anlaşmanın yasa dışı olduğunu ve bölge ile AB’ye zarar vereceğini kaydetti.
Öte yandan Türkiye Dışişleri Bakanlığı, anlaşmayı reddederken, anlaşmanın Türkiye açısından yok hükmünde olduğunu açıkladı. Bakanlık, Ankara’nın söz konusu bölgede hiçbir faaliyete izin vermeyeceğini, Türkiye ve Kıbrıs Türklerinin Doğu Akdeniz'deki meşru haklarını savunmayı sürdüreceğini vurguladı. Bakanlık ayrıca, sınırı çizilen bölgenin Birleşmiş Milletler’e (BM) bildirilen, Türkiye’nin ‘neritik bölge’ olarak isimlendirdiği alanı kapsadığını belirtti ve Yunanistan ile Mısır’ın imzaladığı antlaşmayı Türkiye ve Libya’nın ‘’deniz alanlarını gaspı’ olarak yorumladı.
Mısır Dışişleri Bakanlığı ise Türkiye Dışişleri Bakanlığı tarafından yapılan açıklamalara ilişkin şaşkınlığını dile getirdi. Bakanlık, “Bu tür ifadelerin ve iddiaların, anlaşmayı ve ayrıntılarını tam olarak bilmeyen bir tarafça yayınlanmış olması şaşırtıcıdır” dedi.
Türkiye’nin açıklamaları karşısından Yunanistan Dışişleri Bakanı Nikos Dendias da 7 Ağustos’ta, Türkiye’nin krizleri tırmandırdığını ve bu durumun, Mısır ile deniz sınırı anlaşmasının imzalanmasının ardından yaptığı açıklamalarla kanıtlandığını ifade etti. Dendias, “Bölgeyi istikrara kavuşturmayı amaçlayan Mısır ile anlaşma karşısında Türkiye’nin tepkisi bizi şaşırttı” dedi.
Yunanistan Başbakanı Kyriakos Mitsotakis ise ülkesinin, Akdeniz bölgesindeki anlaşmazlıkları çözmek için Türkiye ile bir anlaşmaya varılamaması halinde Uluslararası Adalet Divanı’na başvurmayı amaçladıklarını belirtti.
Greek City Times internet sitesine göre Mitsotakis, ülkesinin ‘Türkiye’nin Yunanistan’a münhasır ekonomik bölgede herhangi bir sismik araştırma yürütmesini kabul etmeyeceğini’ belirttiğini vurguladı. Henüz bölgeye Türk gemisinin ulaşmadığına dair olumlu bir göstergenin varlığına dikkati çeken Mitsotakis, “Münhasır ekonomik bölgeler konusu, iki taraf arasındaki istişarelerin özünü oluşturur” şeklinde konuştu.
Öte yandan Malta, Türk arabuluculuğu yoluyla, Türkiye’nin Kasım 2019’da UMH ile imzaladığı deniz anlaşmasına benzer bir anlaşma yapmak amacıyla hamlelere başladı. Hammuda Seyyale başkanlığındaki Trablus Temsilciler Meclisi, gerekli meşruiyeti sağlama bahanesiyle anlaşmanın onaylanması için hazırlıklar yapıyor. Türkiye Dışişleri Bakanı Mevlüt Çavuşoğlu ve Maltalı mevkidaşı Evarist Bartolo’nın Perşembe günü Trablus ziyareti başta olmak üzere, geçtiğimiz günlerde Ankara ve Trablus’ta Türk yetkililer huzurunda Malta ve UMH’den yetkililer arasında tekrarlı ziyaretler ve görüşmeler gerçekleştirilmişti. İki Bakan, Başkanlık Konseyi Başkanı Fayiz es-Serrac, Dışişleri Bakanı Muhammed Seyyale ve UMH’den bir dizi yetkili ile görüşmeler gerçekleştirmişti.
Söz konusu görüşmeler öncesinde de Türkiye Savunma Bakanı Hulusi Akar, 20 Temmuz’da Libya meselesini görüşmek üzere Ankara’da UMH Dışişleri Bakanı Fethi Başağa ve Malta Ulusal Güvenlik ve İçişleri Bakanı Byron Camilleri ile üçlü bir toplantı düzenledi. Malta, Türkiye ile uzlaşı halinde, geri çekildiği ‘Libya’ya silah girişini denetlemeyi amaçlayan AB’nin Irini operasyonunu’ reddettiğini kaydetti.
Gözlemciler de Türkiye’nin Malta ile koordinasyon dahilinde, AB içerisinde Doğu Akdeniz ve Libya’daki hamlelerini desteklemek için bir ses elde etmeye çalıştığına inanıyor.



Mazlum Abdi: Suriye'deki ateşkesi korumak için yoğun çaba sarf ediyoruz

ABD'nin Suriye Büyükelçisi Tom Barrack ve Suriye Demokratik Güçleri (SDG) lideri Mazlum Abdi (Mazlum Abdi'nin X hesabı)
ABD'nin Suriye Büyükelçisi Tom Barrack ve Suriye Demokratik Güçleri (SDG) lideri Mazlum Abdi (Mazlum Abdi'nin X hesabı)
TT

Mazlum Abdi: Suriye'deki ateşkesi korumak için yoğun çaba sarf ediyoruz

ABD'nin Suriye Büyükelçisi Tom Barrack ve Suriye Demokratik Güçleri (SDG) lideri Mazlum Abdi (Mazlum Abdi'nin X hesabı)
ABD'nin Suriye Büyükelçisi Tom Barrack ve Suriye Demokratik Güçleri (SDG) lideri Mazlum Abdi (Mazlum Abdi'nin X hesabı)

Suriye Demokratik Güçleri (SDG) lideri Mazlum Abdi dün yaptığı açıklamada, "gerçek bir entegrasyonu sağlamak ve mevcut ateşkesi korumak için tüm mevcut araçlarla ve ciddiyetle çalışacağını" söyledi.

Abdi, X platformunda yaptığı açıklamada, Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron'dan bir telefon aldığını ve Macron'un "bizim ve Suriye'de ateşkesin sağlanması ile diyalog ve müzakerelere geri dönülmesi için çalışan tarafların çabalarına destek verdiğini, bunun amacının tüm bölgenin çıkarlarına hizmet eden kalıcı bir çözüm bulmak olduğunu" ifade ettiğini belirtti.

Abdi, "X" platformundaki bir başka paylaşımında, Irak Kürdistan'ında ABD'nin Suriye Büyükelçisi Tom Barrack ve ABD Merkez Komutanlığı Komutanı Amiral Brad Cooper ile görüştüğünü ifade etti.

“ABD’nin ve Başkan Trump’ın ateşkes sürecine yönelik politikasının yanı sıra Büyükelçi Barrack’ın Suriye hükümeti ile aramızdaki diyaloğu ve müzakereleri yeniden başlatma çabaları da ciddi, önemli ve memnuniyet vericidir” ifadelerini kullandı.

Suriye Savunma Bakanlığı salı günü, devlet tarafından açıklanan mutabakatlar doğrultusunda ve “yapılan ulusal çabaların başarısına duyulan endişe nedeniyle” SDG ile dört günlük bir ateşkes ilan etti.

Suriye Devlet Başkanı Ahmed el-Şara, pazar günü SDG ile ateşkesi ve hükümet ile SDG arasında tam entegrasyonu öngören yeni bir anlaşma imzaladı.

Şarku’l Avsat’ın aldığı bilgiye göre anlaşma, "gerekli güvenlik incelemelerinin ardından, SDG'nin tüm askeri ve güvenlik unsurlarının Suriye Savunma ve İçişleri Bakanlıklarının yapısına bireysel olarak entegre edilmesini, askeri rütbelerin verilmesini, mali hakların ve gerektiği gibi lojistik desteğin sağlanmasını ve Kürt bölgelerinin özerkliğinin korunmasını" öngörüyor.


Suriye Demokratik Güçleri (SDG), Halep'in doğusundaki Ayn el-Arab'a doğru el-Aktan hapishanesinden çekiliyor

Suriye güçleri, Suriye'nin kuzeydoğusundaki Rakka şehrinin dışında bulunan el-Aktan hapishanesinin yakınındaki bir bölgeyi koruyor (AFP)
Suriye güçleri, Suriye'nin kuzeydoğusundaki Rakka şehrinin dışında bulunan el-Aktan hapishanesinin yakınındaki bir bölgeyi koruyor (AFP)
TT

Suriye Demokratik Güçleri (SDG), Halep'in doğusundaki Ayn el-Arab'a doğru el-Aktan hapishanesinden çekiliyor

Suriye güçleri, Suriye'nin kuzeydoğusundaki Rakka şehrinin dışında bulunan el-Aktan hapishanesinin yakınındaki bir bölgeyi koruyor (AFP)
Suriye güçleri, Suriye'nin kuzeydoğusundaki Rakka şehrinin dışında bulunan el-Aktan hapishanesinin yakınındaki bir bölgeyi koruyor (AFP)

Suriye Ordusu dün akşam, birliklerinin Suriye Demokratik Güçleri (SDG) üyelerini Rakka vilayetindeki el-Aktan cezaevinden ve çevresinden, Halep'in doğusundaki Ayn el Arab (Kobani) şehrine nakletmeye başladığını duyurdu.

Suriye Ordusu Operasyon Komutanlığı yaptığı açıklamada, "Bu adım, İçişleri Bakanlığı'nın cezaevinin yönetimini devralacağı 18 Ocak anlaşmasının uygulanmasında atılan ilk adımdır" dedi. Açıklamada, ordu güçlerinin SDG mensuplarına Ayn el-Arab civarına kadar eşlik edeceği de belirtildi.

Suriye devlet televizyonu bugün erken saatlerde Dışişleri Bakanlığı'ndan alıntı yaparak, hükümetin, salı günü başlayan dört günlük sürenin dolmasının ardından SDG’nin 18 Ocak'ta varılan anlaşmayı uygulamayı reddetmesi halinde askeri seçeneğe başvuracağını bildirdi.

Suriye ordusu, pazartesi günü Rakka'nın dışındaki el-Aktan hapishanesini koruma altına aldı. Bu sırada SDG ile hapishaneden çekilme konusunda görüşmeler devam ediyordu (AP)Suriye ordusu, pazartesi günü Rakka'nın dışındaki el-Aktan hapishanesini koruma altına aldı. Bu sırada SDG ile hapishaneden çekilme konusunda görüşmeler devam ediyordu (AP)

Şarku’l Avsat’ın Suriye televizyonundan aktardığına göre Savunma Bakanlığı, Rakka vilayetindeki gerginliği azaltmayı ve kontrol noktalarını istikrara kavuşturmayı amaçlayan uluslararası destekli bir anlaşmaya varıldığını duyurdu.

Suriye televizyonu, adı açıklanmayan bir hükümet kaynağına atıfta bulunarak, Suriye ordusunun ilgili güvenlik yetkilileriyle birlikte, DEAŞ tutuklularının bulunduğu bölüm de dahil olmak üzere el-Aktan hapishanesinin tüm tesislerini devralacağını ve bu hamlenin "Rakka vilayeti üzerindeki kontrolü genişletme ve güvenliğini sağlama gibi en yüce ulusal amaca hizmet ettiğini" belirtti.


Trump "Barış Konseyi"ni kurdu... ve Gazze öncelikli konular arasında yer alıyor

 ABD Başkanı ve katılımcı ülkelerin liderleri ve temsilcileri, dün Davos'ta "Barış Konseyi"nin kurucu tüzüğünün imzalanması sırasında (AFP)
ABD Başkanı ve katılımcı ülkelerin liderleri ve temsilcileri, dün Davos'ta "Barış Konseyi"nin kurucu tüzüğünün imzalanması sırasında (AFP)
TT

Trump "Barış Konseyi"ni kurdu... ve Gazze öncelikli konular arasında yer alıyor

 ABD Başkanı ve katılımcı ülkelerin liderleri ve temsilcileri, dün Davos'ta "Barış Konseyi"nin kurucu tüzüğünün imzalanması sırasında (AFP)
ABD Başkanı ve katılımcı ülkelerin liderleri ve temsilcileri, dün Davos'ta "Barış Konseyi"nin kurucu tüzüğünün imzalanması sırasında (AFP)

ABD Başkanı Donald Trump, dün Davos'ta uluslararası, Arap ve bölgesel temsilcilerin katılımıyla, Gazze Şeridi meselesine öncelik vererek "Barış Konseyi"ni kurdu.

Suudi Arabistan Dışişleri Bakanı Prens Faysal bin Ferhan, Trump ve konseyin kurulmasını memnuniyetle karşılayan ve katılan çeşitli ülkelerin liderleri ve temsilcilerinin huzurunda konseyin kuruluş tüzüğünün imzalanmasına katıldı.

Trump, İsrail ile Hamas arasındaki savaşın "sona çok yaklaştığını" söyleyerek, "Geriye sadece küçük çatışmalar kaldı ve bunları çok kolay bir şekilde söndürebiliriz" dedi. "Gazze'yi güzel bir şekilde yeniden inşa etme" taahhüdünden bahsettikten sonra, Hamas'a doğrudan bir uyarıda bulunarak, üyelerinin "ellerinde silahlarla doğmuş olmalarına" rağmen, silahsızlanmaları çağrısında bulundu.

ABD Dışişleri Bakanı Marco Rubio, Gazze meselesinin önceliğini vurgulayarak, "Konseyin en öncelikli görevi Gazze'deki barış anlaşmasının kalıcı hale gelmesini sağlamaktır" dedi ve diğer konuların daha sonra ele alınacağını ifade etti.

Dünya genelindeki müttefiklerini rahatlatmak amacıyla Trump, konseyin Birleşmiş Milletler ile iş birliği içinde çalışacağını vurguladı. "İstediğimiz hemen her şeyi yapabileceğiz ve bunu Birleşmiş Milletler ile iş birliği içinde yapacağız" dedi.