Mısırlılar yarın senatoyu seçecek

Ulusal Seçim Kurulu, Medya ve Göçmenler İdaresi seçime katılımı teşvik ediyor

TT

Mısırlılar yarın senatoyu seçecek

Mısırlı seçmenler, yurtdışındaki Mısırlıların dün (Pazar) oy kullanmaya başlamasının ardından, yarın (Salı) senato seçimlerinde oy kullanmak için sandığa gidecek.
Ulusal Seçim Kurulu Başkanı Müsteşar Laçin İbrahim, dün yaptığı basın açıklamasında, tüm vatandaşları Senato seçimlerine geniş bir katılım sağlamaya çağırdı. Yaptığı açıklamada Laçin, “Siyasi haklarını kullanmaları ve Mısır’ın aydınlık yönünü tüm dünyaya göstermeleri için Mısırlıları, koronavirüs salgın riskini azaltmak için sıkı bir biçimde uygulanan koruyucu tedbirlere bağlı kalmaya, yurtiçinde planlanan seçim günlerine yoğun ilgi göstererek katılım sağlamaya çağırıyorum” ifadelerine yer verdi.
Laçin, gençleri seçimlere katılmaya teşvik etmek için, “Gençler Mısır’ın bugünün, geçmişinin ve geleceğinin umududur. Onların senato seçimlerine yoğun ve aktif bir biçimde katılmaları ülkeleri ve geleceklerine olan hırslarını vurguluyor. Bu nedenle Mısır gençliğinin Senato seçimlerine yoğun bir şekilde katılım sağlayarak, tüm dünyaya güçlü bir mesaj vereceğine inanıyorum” dedi. Laçin, “Mısırlı kadınlar ailenin ve Mısır halkının direği oldukları gibi haklarını bildikleri ve bunlara düşkün oldukları için erkekleri seçimlere katılmaya teşvik edecek ve seçmenlere öncülük edecektir.” ifadelerine yer verdi. Laçin ayrıca, “Seçim Kurulu’nun koronavirüs salgınını önlemek için, sandık kurullarını seçim sürecinden önce bir defa, aynı gün seçimlerin bitiminden sonra ikinci defa olmak üzere sterilize edilerek sandık merkezlerinde gerekli tüm tedbirleri alacağını” vurguladı.
Ulusal Seçim Kurulu’na göre, Mısır’da aday ve seçmen olarak oy kullanma hakkına sahip 62 milyon seçmen bulunuyor.
Öte yandan, Vefd Partisi Başkanı ve Temsilciler Meclisi Anayasa ve Yasama Komisyonu Başkanı Bahauddin Ebu Şakka dün yaptığı basın açıklamasında, seçmenlerin iki gün sürecek olan Senato seçimlerinde mazeretsiz olarak oy kullanmaları konusunda uyararak, oy kullanmayanların, Siyasi Hakların Kullanımına Dair Kanunun hükümlerine göre para cezasına çarptırılacağına işaret etti. Ebu Şakka, “Seçim haklarına dair olan 57. madde hükmünce, adı seçmen kütüğüne kayıtlı olan kişilerin, herhangi bir mazeret olmadan seçimlerde veya referandumlarda oy kullanmaması halinde 500 cüneyhi (yaklaşık 30 dolar) geçmeyen para cezasına çarptırılacağını” vurguladı.
Konuyla ilgili olarak, Göç ve Yurtdışındaki Mısırlılar İşlerinden sorumlu Devlet Bakanı Nebile Makram, dün (Pazar) yurtdışındaki Mısırlıların senato seçimlerindeki oylamalarına yönelik düzenlediği basın toplantısında,  “oylama işleminin sadece hızlı posta yoluyla, Göç Bakanlığı tarafından ilgili makamlarla koordineli olarak ilk kez gerçekleştirildiğini” ifade etti.
Bakan, “Yurtdışındaki Mısır vatandaşlarının seçimlere katılımı için hızlı posta mekanizmasının belirlenmesinin, yurtdışındaki Mısırlı vatandaşların sağlığını korumak ve yeni tip koronavirüs salgınını önlemek için alınan ihtiyati tedbirlerin bir parçası olarak geldiğini” ifade etti. Bakan ayrıca, “Oy kullanmak şahsi bir eylemdir. Bu nedenle her vatandaşın kendi zarfını ayrı ayrı göndermesi gerekiyor.” ifadelerine yer verdi.
Konuyla ilgili olarak Bakan, senato seçimlerini takip edecek olan Göç Bakanlığı’ndaki ünitenin, geçtiğimiz saatlerde, seçimlerde oy kullanma adımları ve yöntemleriyle ilgili bazı sorular ve merak edilen konulara dair çağrılar aldığını belirtti. Mısır Enformasyon Bakanı Usame Heykel, 2020 Senato seçimleri bağlamında basına yaptığı açıklamada, medyaya ve gazetecilere seslenerek, Siyasi Hakların Kullanılmasına Dair Kanun’un ortaya koyduğu kurallara uyulmasının gereğine işaret ederek, ikinci yasama organının (senato) demokratik yapının ve kalkınmanın temellerinden biri olduğunu belirtti. Heykel ayrıca, medya mensupları ve gazetecilere, seçim sürecinin Mısır’a ve halkına yaraşır şekilde görüntülenmesini sağlamada büyük bir görev düştüğünü ifade etti.
 



Gruplar Gazze'yi yeni bir savaştan kurtarmak konusunda anlaştı

Gazze Şeridi'nin merkezindeki Nuseyrat mülteci kampında dün Filistinli bir çocuk (AFP)
Gazze Şeridi'nin merkezindeki Nuseyrat mülteci kampında dün Filistinli bir çocuk (AFP)
TT

Gruplar Gazze'yi yeni bir savaştan kurtarmak konusunda anlaştı

Gazze Şeridi'nin merkezindeki Nuseyrat mülteci kampında dün Filistinli bir çocuk (AFP)
Gazze Şeridi'nin merkezindeki Nuseyrat mülteci kampında dün Filistinli bir çocuk (AFP)

İsrail, 10 Ekim'de yürürlüğe giren Gazze Şeridi'ndeki ateşkeste ihlallerini artırırken, müzakere sürecine katılan ve halen katılmakta olan Hamas ve Filistinli grupların kaynakları, liderlerinin arabulucuların İsrail'i anlaşmanın şartlarına uymaya ve anlaşmayı uygulamaya zorlama konusunda yetersiz ve aciz olduğunu düşündüğünü söylüyor.

Arabulucular ve diğer taraflarla devam eden iletişimin birçok ayrıntısına ve perde arkasına aşina olan kaynaklar, Şarku'l Avsat'a, Filistinli grupların bu ihlaller konusunda sabırlarının tükenmekte olduğu konusunda hemfikir olduklarını, ancak aynı zamanda bu ihlallere askeri olarak yanıt verme kapasitelerinin olmadığını da kabul ettiklerini söyledi.

Kaynaklar, savaşa geri dönme ihtimalinin ortadan kaldırılması gerektiği konusunda görüş birliği olduğunu belirtiyor.


Paris'te binlerce kişi Filistinlilere destek için gösteri düzenledi

Paris'te binlerce kişi Filistinlilere destek gösterisi düzenledi (DPA)
Paris'te binlerce kişi Filistinlilere destek gösterisi düzenledi (DPA)
TT

Paris'te binlerce kişi Filistinlilere destek için gösteri düzenledi

Paris'te binlerce kişi Filistinlilere destek gösterisi düzenledi (DPA)
Paris'te binlerce kişi Filistinlilere destek gösterisi düzenledi (DPA)

İsrail ve Hamas arasında iki yıldan uzun süredir devam eden kanlı savaşın harap ettiği Gazze Şeridi'ndeki Filistinlilere destek olmak için dün Paris'te binlerce kişi gösteri düzenledi.

Organizatörlerin yaklaşık 50 bin, Paris polisinin ise yaklaşık 8 bin 400 kişi olduğunu tahmin ettiği kalabalık, "Gazze, Gazze, Paris seninle" ve "Paris'ten Gazze'ye direniş!" gibi sloganlar atarak yürüdü. Filistin bayrakları ve "Filistin, sessiz kalmayacağız" ve "Soykırımı durdurun" yazılı pankartlar taşıdılar.

Yürüyüşe, başta Boyun Eğmeyen Fransa Partisi lideri Jean-Luc Mélenchon olmak üzere birçok sol görüşlü siyasi isim katıldı.

Fransa-Filistin Dayanışma Derneği Başkanı Anne Tuyon, ateşkesin 10 Ekim'de yürürlüğe girmesinden yedi hafta sonra AFP'ye yaptığı açıklamada, "Henüz hiçbir şeyin yolunda olmadığını unutmamalıyız" dedi. Dernek, gösteriye çağrıda bulunan 80 STK, siyasi parti ve sendikadan biri.

frgt
Paris'te binlerce kişi Filistinlilere destek gösterisi düzenledi (DPA)

"Ateşkes sadece bir sis perdesi... İsrail bunu her gün ihlal ediyor, Gazze'ye insani yardımların girmesini engellemeye devam ediyor ve Gazze'deki altyapıyı ve evleri yıkmaya devam ediyor. Kalıcı bir ateşkes ve soykırımın sona ermesini talep ediyoruz."

ABD'nin arabuluculuğunda varılan ateşkes anlaşmasının şartları uyarınca, İsrail ordusu Gazze Şeridi'nden "sarı hat"ın gerisine çekildi ve bu hat, İsrail'e bölgenin yüzde 50'sinden fazlasının kontrolünü hâlâ sağlıyor.

Ancak, Hamas'ın 7 Ekim 2023'te İsrail'e saldırmasının ardından patlak veren savaşta ateşkes son derece kırılgan olmaya devam ediyor.

Anne Tuyon, "İsrail'in uluslararası hukuka uymasını sağlamanın tek yolu yaptırımlar uygulanmasıdır" diyerek, işgal altındaki Batı Şeria'da yerleşimci şiddetinin "eşi benzeri görülmemiş boyutlara" ulaştığı "yerleşim faaliyetlerindeki şaşırtıcı hızlanma"yı kınadı.

Tam adını vermek istemeyen 72 yaşındaki Saliha, Gazze'deki "soykırıma" karşı düzenlenen bir yürüyüşe katılmak için geldiğini söyledi.

"Tüm insanlık çaresizce izliyor. Bu tam bir dokunulmazlık," diyerek, "İnsanların bunu görüp de hiçbir şey yapamaması son derece şok edici. Yapabileceğimiz tek şey seferber olmak" ifadelerini kullandı.

İsminin açıklanmasını istemeyen 42 yaşındaki Bertrand ise perşembe günü işgal altındaki Batı Şeria'da bulunan Cenin'de İsrail polisi ve ordusunun ortak operasyonunda öldürülen iki adamın videolarının da kanıtladığı gibi, "katliam ve soykırımın devam ettiğini" söyledi. Birleşmiş Milletler, "bir başka yargısız infaz gibi görünen" olayın soruşturulması çağrısında bulundu.

Protestocular, ekonomik ve mali yaptırımların olmaması nedeniyle, "Sokaklarda ve seçilmiş yetkililer aracılığıyla baskı yapmaya devam etmeliyiz" diye düşünüyor.


İsrail'in saldırıları, Lübnan halkının günlük hayatını felç ediyor

Lübnanlı askerler, Hizbullah’ın askeri kanadının lideri Heysem et-Tabtabai suikastında hedef alınan güney banliyölerindeki binanın çevresine güvenlik kordonu oluşturdu (AP)
Lübnanlı askerler, Hizbullah’ın askeri kanadının lideri Heysem et-Tabtabai suikastında hedef alınan güney banliyölerindeki binanın çevresine güvenlik kordonu oluşturdu (AP)
TT

İsrail'in saldırıları, Lübnan halkının günlük hayatını felç ediyor

Lübnanlı askerler, Hizbullah’ın askeri kanadının lideri Heysem et-Tabtabai suikastında hedef alınan güney banliyölerindeki binanın çevresine güvenlik kordonu oluşturdu (AP)
Lübnanlı askerler, Hizbullah’ın askeri kanadının lideri Heysem et-Tabtabai suikastında hedef alınan güney banliyölerindeki binanın çevresine güvenlik kordonu oluşturdu (AP)

Lübnanlılar, hayatlarını kritik bir dönemeçte kısıtlayan bir belirsizlik dönemi yaşıyor. Genel ruh halleri iki tarihte birleşiyor. Bunlardan birincisi dün başlayan ve 2 Aralık 2025'te sona erecek olan Papa XIV. Leo'nun Beyrut ziyareti, ikincisi yıl sonuna kadar Hizbullah'ın silahlarını teslim etmesi sorununu çözmek için ABD tarafından verilen sürenin dolduğu son tarih.

Bu iki uç nokta arasında, bölgeler, mezhepler ve sınıflar arasında ortak bir endişe hali hakim. Bu durum, yurtdışında yaşayanlar ve yerel halkın ifadeleriyle de açıkça görülüyor. Artık siyasi takvimler, seyahatten işe ve kutlamalara, günlük planlara kadar kişisel kararların ritmini belirliyor.

Psikolog Dr. Davud Ferec, Şarku’l Avsat’a yaptığı değerlendirmede, “Lübnan halkı, belirleyici anlar olarak gördükleri iki takvimle meşgulken şu anda savaş kaygısının doruk noktasını yaşıyor” diyerek durumu kendi yorumuyla açıklıyor.

Dr. Ferec, sözlerini şöyle sürdürdü:

“Genel olarak, kararın halkın elinde olmadığı, halkın kararı etkileme gücünün olmadığı, halkı koruyacak önleyici planların olmadığı ve halkın güvenlik hissi verecek psikolojik alternatiflerin olmadığı kanısı var. Bu yüzden beklemek bir yaşam biçimi haline geliyor.”