Lübnan Başbakanı Hassan Diyab günah keçisi olmamak için istifa etti

Hassan Diyab, hükümetinin istifa kararını Cumhurbaşkanı Mişel Avn’a teslim etti (Reuters)
Hassan Diyab, hükümetinin istifa kararını Cumhurbaşkanı Mişel Avn’a teslim etti (Reuters)
TT

Lübnan Başbakanı Hassan Diyab günah keçisi olmamak için istifa etti

Hassan Diyab, hükümetinin istifa kararını Cumhurbaşkanı Mişel Avn’a teslim etti (Reuters)
Hassan Diyab, hükümetinin istifa kararını Cumhurbaşkanı Mişel Avn’a teslim etti (Reuters)

Lübnan Başbakanı Hassan Diyab, bazıları istifa eden, bazıları ise hükümetin bağımsız olmaması durumunda istifa edeceğini açıklayan birçok bakanın yürüttüğü baskı sonrasında istifa etti. Diyab böylelikle Hükümetinin görevden alınmasının da önüne geçmiş oldu.
Diyab’ın Cumhurbaşkanı Mişel Avn’a teslim ettiği istifa mektubu ülke siyasetinde teknokratlar hükümeti beklentisini arttırdı.
Diyab'ın son ana kadar hükümetine bağlılığını koruduğunu söyleyen Lübnanlı kaynaklar, ancak istifa eden ve istifa tehdidinde bulunan bakan sayısının yediye çıkmasının bakanların üçte birini kaybetmesi dolayısıyla hükümeti yasal olarak düşüreceğini belirtti. Temsilciler Meclisi Başkanı Nebih Berri'nin Beyrut’ta yaşanan patlamaya ilişkin hükümete hesap verebilirlik oturumu düzenlenmesi konusundaki ısrarı ise Diyab'ı parlamento huzuruna ‘suçlular’ olarak çıkmayı reddeden bakanlar önünde utanç verici bir konuma getirmişti.
Kamu Güvenliği Genel Müdürü Binbaşı General Abbas İbrahim’in yönettiği iletişimleri takip eden kaynakların ifade ettiğine göre, Diyab kararını nihayete erdirmek için General İbrahim’in Ayn et-Tina’dan (Berri’nin karargahı) dönmesini beklemişti. Ancak Berri’nin söz konusu oturum hakkındaki ısrarı ve bakanların bunu reddetmesi, istifanın verilmesine neden oldu.
İstifa konuşmasında, topa tuttuğu eleştirmenleri gerçekleri çarpıtan birer borazan olarak niteleyen Diyab, patlamanın ülkedeki yaygın yolsuzluğun bir sonucu olduğunu vurguladı. Patlamanın sorumluluğunu ve kamu borcunu üstüne atmaya çalıştıkları hükümetin elinden geleni yaptığını söyleyen Diyab, “Devlete üstün gelen yolsuzluk sisteminden kurtulamayız. Yolsuzluğun örneklerinden biri de Beyrut’ta gerçekleşen patlamadır” diyerek sözlerine şu şekilde devam etti:
“Yönetimdeki kronik yolsuzluk hastalığı sonucunda Lübnan'ı vuran ve Lübnanlılara acı çektiren trajedinin dehşetini hala derinlerde hissediyoruz. Zirâ bu trajedinin ölçeği tarif edilemeyecek derecede. Ancak bazıları sanki başka bir zamanda yaşıyor, bazıları ise sadece seçimlerde popülarite toplamakla ilgileniyor. Bu kimseler, kendilerine karşı patlak veren 17 Ekim Devrimini iyi okumamış, Lübnan'ın değişim taleplerini sulandırabileceklerini zannederek hesaplarına devam etmiş olanlardır. Bizim ilgilendiğimiz konu ise ülkeyi içine girdiği durumdan kurtarmak oldu. Bu minvalde pek çok şeye katlandık ve çalışmak istedik. Borazanlar ise gerçekleri çarpıtmaktan asla vazgeçmedi. Lübnanlılar değişim istiyor. Ancak değişim ile aramızda devleti kontrol etmek için tüm kirli yöntemlerle direnen bir sınıf tarafından taşınan oldukça kalın bir duvar var. Eşitliğin olmadığı bir savaşta ısrarla ve onurla savaştık. Onlar ise ellerindeki tüm silahları kullandı; insanlara yalan söyleyip gerçekleri çarpıttılar. Zirâ hükümetin kendilerine karşı bir tehdit teşkil ettiğini biliyorlardı. Bugün ise tüm insani, toplumsal ve ulusal yansımalarıyla ülkeyi sarsan bu depremin yaşandığı noktadayız. Öncelikli kaygımız, bu yansımaları ele alarak etkili bir soruşturma gerçekleştirmektir. Biz bugün, bu felaketin sorumlularının hesaba tutulmasını talep eden insanlara bağlıyız.”
Hükümetin bir yol haritası çıkarmak için çaba gösterdiğini vurgulayan Diyab, “Gerçekleri çarpıtanlar, fitneden beslenenler, insanların kanı ile ticaret yapanlar var” dedi.
Diyab’ın söz konusu konuşması, hükümetinin son oturumuna başkanlık ettikten yaklaşık iki saat sonra geldi. Sağlık Bakanı Hamad Hasan, hükümetin istifa kararı aldığını açıklamış; Kamu İşleri ve Ulaştırma Bakanı Mişel Neccar ise Beyrut limanında bulunan patlayıcı malzemeler konusundan patlamanın yalnızca 24 saat öncesinde haberdar olduğunu söylemişti. Soruşturmanın idari olduğunu ve henüz sona ermediğini, bu nedenle Bakanlar Kurulu’nda herhangi bir karar alınmadığını belirten Neccar, “Mesele, Lübnan'daki en yüksek yargı organı olan Adli Meclis’e sevk edilecek” demişti. Sağlık Bakanı Hasan ise şu ifadeleri kullandı:
“Hükümetin istifası, sorumluluktan kaçış değil sorumluluktur; Lübnan toplumunun, hükümetin ve meclisin yargının adil olması, her türlü kısıtlamadan muaf tutulması ve her şeyi ismiyle adlandırması yönündeki arzusunu yansıtır. Bu konuda eksik olan kim varsa, kamuoyu ve vicdanı önünde sorumluluk almalıdır. Diğer yandan hükümet, istifasından önce alınması gereken bir dizi önemli karar aldı. Bunlardan en önemlisi ise patlama olayının Adli Meclis’e sevk edilmesi ve tutuklanan birinci sınıf çalışanların durumuydu.”
Diyab, birkaç gün önce, Enformasyon Bakanı Menal Abdussamed, Çevre Bakanı Damianos Kattar ve Adalet Bakanı Marie Kloud Necm’in istifa ettiğini duyurmuştu. Dün de birçok bakan istifa edeceği tehdidinde bulunmuş; Maliye Bakanı Gazi Vazni de istifasını sunmuştu.
Lübnan Savunma Bakanı Zeina Akar, Diyab'ın hükümetin istifasını ilan etme niyetini açıklamasına rağmen, söz konusu oturumun ardından istifasını sunduğunu açıklamış ve şu ifadeleri kullanmıştı:
“Bu felaketin meydana gelmesi, tek tek bakanların değil, tümüyle hükümetin istifasını gerektiriyor. İstifayı ertelemiştim; zirâ sorumluluğu birlikte taşımamız gerekiyor. Buraya birlikte geldik birlikte çıkacağız. Beyrut limanında meydana gelen patlama olayının Adli Meclis’e sevki, patlamada hayatını kaybeden tüm kurbanların Lübnan ordusu şehidi sayılması hakkında bir karar çıkarılması, kısmen veya tam engellilerin sosyal güvence için Ulusal Sosyal Güvenlik Fonu’ndan yararlanmasının sağlanması ise bunun öncesinde gelecek.”
Gençlik ve Spor Bakanı Farmanieh Ohanian, oturum öncesinde yaptığı açıklamada toplantıda söz konusu felaketin getirdiği vaziyet nedeniyle Bakanlar Kurulundan hükümetin istifasını talep edeceğini bildirmişti.
Haberleşme Bakanı Talal Havvat “Hükümet toplu olarak istifa etmezse benim istifa edeceğim kesin” ifadelerini kullanırken Göçmen Bakanı Gada Şureym ise şöyle söylemişti:
“Teknokrasi için toplu istifadan yanayım. Sabahtan beri bu konuda baskı yapıyorum. Böyle bir şey gerçekleşmediği taktirde istifa eden ben olacağım. Altı aylık hükümetin yolsuzluk, ihmal ve yüzsüzlüğün sorumluluğunu alması yönünde sağlam senaryolar var. Sorumluluklarımızdan kaçmayacağız. Ancak yalnızca bazılarının günah keçisi ilan edilmesine izin vermeyeceğiz. Hesaba çekilecek ve tıpkı domino taşları gibi teker teker düşeceksiniz. Nitekim Lübnanlılar, canlarına kast edenleri, hayallerini ve vatanlarının zenginliğini çalanları çok iyi tanıyor.”
Lübnan İçişleri Bakanı Muhammed Fehmi, televizyonda yayınlanan bir röportajında, “Patlamanın hemen sonrasında hükümetin istifasından yanaydım. Ancak bugün, hükümetin istifası sorumluluktan kaçış ve baskı altında gelmektedir. Sorumluluktan kaçmak ise ayıptır” ifadelerinde bulunmuştu.



Hükümetin Hartum’a dönüşü… Yerinden edilenlerin geri dönüşüne katkı sağlar mı?

Port Sudan’dan dönecek hükümeti karşılamaya hazırlanan Hartum’daki simge yapılardan biri (Şarku’l Avsat)
Port Sudan’dan dönecek hükümeti karşılamaya hazırlanan Hartum’daki simge yapılardan biri (Şarku’l Avsat)
TT

Hükümetin Hartum’a dönüşü… Yerinden edilenlerin geri dönüşüne katkı sağlar mı?

Port Sudan’dan dönecek hükümeti karşılamaya hazırlanan Hartum’daki simge yapılardan biri (Şarku’l Avsat)
Port Sudan’dan dönecek hükümeti karşılamaya hazırlanan Hartum’daki simge yapılardan biri (Şarku’l Avsat)

Sudan hükümeti, savaş nedeniyle uzun süredir uzak kaldığı başkent Hartum’daki varlığını yeniden tesis etmeyi planlıyor. Bu kapsamda hükümet, Kızıldeniz kıyısındaki Port Sudan’dan yürüttüğü faaliyetlerini yeniden Hartum’a taşımak üzere savaşın izlerini silme, ortamı hazırlama, kamu hizmetlerini yeniden başlatma ve altyapıyı onarma yönünde yoğun çaba sarf ediyor. Ancak bazı analistler ve gözlemciler bu adımı “siyasi pazarlama” olarak nitelendirirken, hizmet sunumuna somut bir katkı sağlamayacağını savunuyor. Gündemdeki temel soru ise şu: Bu adım, yüz binlerce yerinden edilmiş kişinin başkente geri dönmesine ve yeniden imara katkı sağlar mı?

Hükümet, Nisan 2023’te Hızlı Destek Kuvvetleri ile savaşın patlak vermesinin ardından ülkenin doğusundaki Kızıldeniz eyaletine bağlı Port Sudan’dan çalışmaya başlamıştı.

Altı bakanlık geri döndü

Geçen temmuz ayında, Egemenlik Konseyi üyesi İbrahim Cabir başkanlığında, bakanlıkların ve devlet kurumlarının Hartum’a dönüşü için uygun koşulları hazırlamak ve vatandaşların geri dönüşüne elverişli ortamı oluşturmak amacıyla bir komite kuruldu. Şarku’l Avsat, Hartum’daki “Kuleler Kompleksi”nde son hazırlıkların tamamlandığını ve altı bakanlığın geri döndüğünü tespit etti. Dönen bakanlıklar şunlar: Adalet, Madenler, Sanayi ve Ticaret, Sosyal Refah, Kültür ve Enformasyon ile Yükseköğretim. Ayrıca Başbakanlık Ofisi de yeniden Hartum’da faaliyete geçti.

Son günlerde, Geçiş Dönemi Egemenlik Konseyi Başkanı Abdulfettah el-Burhan, bakanlıkların yeni binalarını, Sudan Maden Kaynakları Şirketi’nin merkezini ve Öğretmen Hastanesi’ni ziyaret ederek Hartum’dan yeniden çalışmalara başlanmasını inceledi.

28 Aralık’ta Bakanlar Kurulu İşlerinden Sorumlu Devlet Bakanı Lamiya Abdulgafar, Başbakan Kamil İdris’in “önümüzdeki günlerde” görevine Hartum’dan başlayacağını açıkladı. Resmî haber ajansı SONA, bakanın, yeni yılın başından itibaren bakanlıkların Hartum’daki yeni binalarına taşınarak çalışmalarına başlamasına yönelik düzenlemeleri incelediğini bildirdi.

Hartum Eyaleti Hükümeti Sözcüsü et-Tayyib Saadeddin, federal bakanlıkların başkentten yeniden görev yapmaya başlamasının, vatandaşların evlerine dönüşü için genel ortamın hazırlanmasına yönelik üst komitenin çalışmalarına güçlü bir ivme kazandıracağını söyledi. Şarku’l Avsat’a konuşan Saadeddin, özellikle sağlık ve yükseköğretim başta olmak üzere hizmet sunan bakanlıkların Hartum’da bulunmasının, vatandaşların zorunlu işlemler için Port Sudan’a seyahat etme külfetini ortadan kaldıracağını ifade etti. Eyalet hükümetinin dönüşü desteklediğini vurgulayan Saadeddin, elektrik, su ve temizlik gibi temel hizmetlerin sağlanması ve bakanlıkların vatandaşlara hizmet verebilmesi için uygun ortamın hazırlanması konusunda taahhütte bulunduklarını kaydetti.

fvbgh
Hartum’daki devlet kurumlarından biri; savaş sırasında tamamen tahrip edildi (Şarku’l Avsat)

Başbakanın Basın Danışmanı Muhammed Abdülkadir de Şarku’l Avsat’a yaptığı açıklamada, bakanlıkların Hartum’a dönüşünün başlıca hedeflerinin sivil hayatı normalleştirmek, yeniden imar programlarını canlandırmak ve başarıya ulaştırmak, yerinden edilenler ile mültecilerin geri dönüşünü teşvik etmek olduğunu söyledi. Dönüşün, devlet yönetiminin talimatları doğrultusunda gerçekleştiğine dikkat çeken Abdülkadir, bunun siyasi ve hizmet alanında istikrarı pekiştirme, başkent Hartum’a yeniden hayat verme ve savaşın yol açtığı büyük yıkımın ardından imar sürecini hızlandırma açısından önemli bir işaret olduğunu vurguladı.

Hizmet sunumu

Enformasyon Bakanlığı Medya Direktörü Neda Osman ise Şarku’l Avsat’a yaptığı değerlendirmede, devlet kurumlarının Hartum’a dönüşünün güvenlik açısından da hayatın geri dönmesi anlamına geldiğini belirterek, mahallelerdeki olumsuz görüntülerin denetlenmesi ve yabancı unsurların varlığının kontrol altına alınmasına katkı sağlayacağını, savaşın tahrip ettiği alanlarda yaşamın yeniden canlanmasına yardımcı olacağını söyledi.

Siyasi pazarlama mı?

Yazar ve siyaset analisti Muhammed Hamid Cuma Nawar ise bakanlıkların Hartum’a dönüşünün, vatandaşlara somut fayda sağlamaktan ziyade daha çok siyasi bir boyut taşıdığı görüşünde. Şarku’l Avsat’a konuşan Nawar, “Bakanlıklar, kurum ya da yapı olarak genellikle vatandaşlara doğrudan hizmet sunan birimler değildir. Örneğin Elektrik ya da Petrol Bakanlığı, vatandaşın ihtiyaç duyduğu hizmetleri doğrudan kendisi vermez; bu hizmetler, bakanlığın Port Sudan’da ya da Hartum’da olmasından bağımsız olarak faaliyet göstermesi gereken şirketler veya kurumlar aracılığıyla sunulur” dedi.

fgth
Hartum Havalimanı’ndan bir görünüm; altyapıda meydana gelen yıkımın izleri ve yanmış bazı uçaklar (Şarku’l Avsat)

Nawar, bakanlıkların Hartum’da bulunmasının istikrar mesajı verdiğini ve dış kamuoyuna yönelik bir siyasi pazarlama niteliği taşıdığını, bunun anlaşılır bir hedef olduğunu belirtti. Ancak vatandaşlar açısından daha acil ihtiyaçların bulunduğunu vurgulayan Nawar, bunların başında elektrik ve su hizmetlerinin yeniden sağlanması, güvenliğin temini, sağlık merkezleri, okullar ve üniversitelerin hizmete dönmesi geldiğini, bu alanlarda ilerlemenin daha yavaş olduğunu ifade etti.

“Bakanlıkların dönüşü tek başına, vatandaşların geri dönüş programları üzerinde büyük bir etki yaratmaz” diyen Nawar, daha istikrarlı bölgelerde elektrik ve su hizmetleri sağlandığı için dönen vatandaşların, geri dönüşlerini bakanlıkların dönüşüne bağlamadıklarını söyledi.

Bu çerçevede, sosyal medya üzerinden çok sayıda gözlemcinin sorduğu kritik soru gündemdeki yerini koruyor: Bu adım, yüz binlerce yerinden edilmiş kişinin başkente geri dönmesine ve yeniden imara katkı sağlar mı, yoksa yalnızca siyasi bir tanıtım hamlesi midir?


Halep'te SDG'nin düzenlediği bombardımanda bir asker ve üç sivil hayatını kaybetti

Suriye Devlet Başkanı Beşşar Esed'ın devrilmesinin birinci yıldönümünde Halep'te düzenlenen askeri geçit töreninde, tanksavar füzeleri taşıyan Suriye askerleri (Suriye Savunma Bakanlığı)
Suriye Devlet Başkanı Beşşar Esed'ın devrilmesinin birinci yıldönümünde Halep'te düzenlenen askeri geçit töreninde, tanksavar füzeleri taşıyan Suriye askerleri (Suriye Savunma Bakanlığı)
TT

Halep'te SDG'nin düzenlediği bombardımanda bir asker ve üç sivil hayatını kaybetti

Suriye Devlet Başkanı Beşşar Esed'ın devrilmesinin birinci yıldönümünde Halep'te düzenlenen askeri geçit töreninde, tanksavar füzeleri taşıyan Suriye askerleri (Suriye Savunma Bakanlığı)
Suriye Devlet Başkanı Beşşar Esed'ın devrilmesinin birinci yıldönümünde Halep'te düzenlenen askeri geçit töreninde, tanksavar füzeleri taşıyan Suriye askerleri (Suriye Savunma Bakanlığı)

Suriye Arap Haber Ajansı (SANA) bugün, SDG'nin Şeyh Maksud mahallesi yakınlarındaki ordu mevzilerini insansız hava araçlarıyla (İHA) hedef alması sonucu Halep'te bir Suriye askerinin öldüğünü, birçok kişinin de yaralandığını bildirdi.

Ajans daha sonra, SDG'nin Halep'in el-Meydan mahallesindeki konut binalarını bombalaması sonucu 3 sivilin öldüğünü ve birçok kişinin yaralandığını bildirdi.

SDG ise Suriye Savunma Bakanlığı'na bağlı silahlı grupların Şeyh Maksud mahallesini keşif uçağıyla hedef aldığını ve mahalle sakinlerinden birinin öldüğünü açıkladı.

cdfvgthy
Suriye Devlet Başkanı Ahmed eş-Şara, 10 Mart'ta Şam'da SDG'nin Suriye ordusuna entegrasyonuna ilişkin anlaşmanın SDG Lideri Mazlum Abdi ile imzalanması sırasında (EPA)

Geçen ay Halep'te SDG ile Suriye hükümet güçleri arasında kanlı çatışmalar çıktı ve onlarca kişi öldü veya yaralandı. Suriye hükümeti, SDG'yi Halep'te hükümetin iç güvenlik güçlerine saldırmakla suçlarken, SDG ise Savunma Bakanlığı'na bağlı silahlı grupların kendi güçlerine saldırdığını iddia etti.

10 Mart'ta SDG, Suriye Cumhurbaşkanı Ahmed eş-Şara ile bir anlaşma imzaladı ve bu anlaşma uyarınca, tüm sivil ve askeri kurumlarını geçen yılın sonuna kadar Suriye devletine entegre etmeyi kabul etti.

SDG ile Suriye hükümet güçleri arasındaki son çatışmalar, her iki tarafın liderlerinin Şam'da bir araya gelerek aralarındaki askeri entegrasyonu görüşmelerinden iki gün sonra meydana geldi.


Suudi Arabistan'ın kapsamlı ve sorumlu yaklaşımı, Yemen'in güneyindeki gelişmeleri nasıl kontrol altına aldı?

Suudi Arabistan Savunma Bakanı Prens Halid bin Selman, Riyad'da Yemen Başkanlık Konseyi Başkan Yardımcısı Tarık Salih ile bir araya geldi. (Tarık Salih'in X hesabı)
Suudi Arabistan Savunma Bakanı Prens Halid bin Selman, Riyad'da Yemen Başkanlık Konseyi Başkan Yardımcısı Tarık Salih ile bir araya geldi. (Tarık Salih'in X hesabı)
TT

Suudi Arabistan'ın kapsamlı ve sorumlu yaklaşımı, Yemen'in güneyindeki gelişmeleri nasıl kontrol altına aldı?

Suudi Arabistan Savunma Bakanı Prens Halid bin Selman, Riyad'da Yemen Başkanlık Konseyi Başkan Yardımcısı Tarık Salih ile bir araya geldi. (Tarık Salih'in X hesabı)
Suudi Arabistan Savunma Bakanı Prens Halid bin Selman, Riyad'da Yemen Başkanlık Konseyi Başkan Yardımcısı Tarık Salih ile bir araya geldi. (Tarık Salih'in X hesabı)

Suudi Arabistan, Güney Yemen’deki son gelişmelere karşı yüksek düzeyde bir ihtiyat ve sakin bir yaklaşım sergiledi. Analistler, bu yaklaşımın, Güney Geçiş Konseyi (GGK) güçlerinin Hadramut ve el-Mehra vilayetlerinde kontrolü ele geçirmesine rağmen, Yemen hükümeti veya Meşruiyeti Destekleme Koalisyonu ile herhangi bir koordinasyon sağlanmaması sonrası gösterildiğini belirtti.

Körfez Araştırmaları Merkezi Başkanı Dr. Abdulaziz bin Sakr, Suudi Arabistan Savunma Bakanı Prens Halid bin Selman’ın Riyad’da Yemen siyasi hareketinin farklı taraflarından isimleri kabul etmesini (Bunlar arasında Yemen Başkanlık Konseyi Başkan Yardımcısı Tarık Salih ve Yemen Başkanlık Konseyi üyesi Abdurrahman Ebu Zura da yer aldı), Suudi Arabistan’ın Yemen’deki karmaşık durumu yönetirken izlediği akıllı ve temkinli politikanın somut bir örneği olarak değerlendirdi.

Suudi Arabistan, Yemen’deki son gelişmelere karşı izlediği ihtiyatlı ve kapsayıcı politikasını sürdürdü. Bin Sakr, “Suudi Arabistan, kuruluşundan bu yana Merhum Kral Abdulaziz döneminden itibaren ihtiyat ve bilgelik temelinde bir dış politika izliyor. Bu anlayış, Savunma Bakanı Prens Halid bin Selman’ın Yemen siyasi hareketinin farklı taraflarıyla yaptığı görüşmede de ortaya çıktı” dedi.

Bin Sakr, Suudi yaklaşımını şöyle açıkladı: “Taraflar doğru yola döndüklerinde ve Suudi çağrılarına yanıt verdiklerinde, Prens Halid ve Suudi yönetimi onları kucaklayarak ihtiyat ve kapsayıcılık ilkelerini uyguladı. Bu yaklaşım, Suudi yönetiminin temel değerlerini ve etik anlayışını yansıtıyor. Suudi Arabistan, Yemen’e sadece komşu olduğu için değil, iki halk arasındaki ortak gelenekler ve sosyal bağlar nedeniyle de özel önem veriyor.”

Gelişmeler çerçevesinde, 3 Aralık’ta GGK, doğu eyaletlerine askeri konvoylar göndererek Seyun’daki Birinci Askerî Bölge Karargâhı ve Cumhurbaşkanlığı Sarayı da dahil olmak üzere bazı kilit kurumları kontrol altına aldı. GGK güçleri ayrıca Mukalla ve el-Mehra’da da konuşlandı; ancak buralarda çatışma yaşanmadı.

Buna karşılık Suudi Arabistan, durumu yatıştırmak ve gerilimi azaltmak amacıyla Tuğgeneral Muhammed Ubeyd el-Kahtani başkanlığında bir heyet gönderdi. Heyet, GGK güçlerinin Aden ve doğudaki ilgili vilayetlere geri çekilmesini ve Vatan Kalkanı Güçleri’nin söz konusu bölgelere yerleşmesini talep etti.

vfgbhyj
Durumu yatıştırmak ve gerilimi azaltmak için Hadramut'u ziyaret eden Tuğgeneral Muhammed Ubeyd el-Kahtani (X)

27 Aralık’ta Halid bin Selman, ‘Yemen’deki Halkımıza’ başlıklı bir mesaj yayımladı. Mesajında güneyin davasının adaletini anlattı, güvenli güney vilayetlerinin boşuna çatışmalara sürüklenmemesi gerektiğini vurguladı ve Yemen’in karşı karşıya olduğu büyük zorlukların farkında olunmasını istedi. Ayrıca fırsat kollayan güçlerin Yemen ve bölgedeki hedeflerine ulaşmalarına izin verilmemesi çağrısında bulundu.

Bin Sakr, Suudi Arabistan’ın Yemen’deki siyasi yapıda düşmanı olmadığını ve tüm tarafların tutumlarını anladığını belirterek, bunun Riyad’ı Yemen’deki çatışmaların çözümünde hem kapsayıcı hem de arabulucu bir rol üstlenmeye uygun kıldığını söyledi.

Bin Sakr, “Yemen’deki durumun iki ana boyutu var: Birincisi Suudi Arabistan’ın ulusal güvenliğinin korunması, ikincisi ise Yemen’in istikrarının ve refahının sağlanması” dedi.

frgt
Suudi Arabistan Savunma Bakanı Prens Halid bin Selman, Yemen Başkanlık Konseyi üyesi Abdurrahman Ebu Zura ile yaptığı görüşmede (Ebu Zura'nın X hesabı)

Son günlerde meşru hükümete bağlı Vatan Kalkanı Güçleri, Meşruiyeti Destekleme Koalisyonu’nun hava desteğiyle birlikte Hadramut ve el-Mehra vilayetlerinde kontrolü yeniden sağladı. GGK’ye bağlı güçler ise sınırlı çatışmaların ardından kendi bölgelerine çekildi.

Bin Sakr, Suudi Arabistan’ın Yemen’in güneyine yönelik yapıcı tutumunu ve tarafların görüşlerine açık yaklaşımını, ‘Yemen’de uzun vadeli istikrarın sağlanması sürecinin bir parçası’ olarak nitelendirdi.

Bin Sakr, “Yemen birliğinin mevcut entegrasyon yapısında bazı sorunların olduğu gerçeği göz ardı edilemez. Bu nedenle güneyin taleplerini makul çözümlerle karşılamak, Suudi stratejisinin bir parçasıdır. Bu yaklaşım, Yemen’deki istikrarı tehdit eden dış müdahalelerin önünü kesmeyi ve Suudi Arabistan’ın ulusal güvenlik çıkarlarını korumayı amaçlıyor” ifadelerini kullandı.

Siyasi analist Dr. Halid el-Habbas ise Suudi Arabistan’ın Yemen’e yönelik tutumunun net olduğunu, amacın ülkenin tüm bileşenleriyle birlikte Yemen’in güvenliğini ve istikrarını sağlamak olduğunu belirtti. El-Habbas, Riyad’ın Yemen’in güneyindeki gelişmelerle ilgili yaklaşımını değerlendirirken, “Yemen, Suudi Arabistan için stratejik bir alan. Burada yaşananlar, doğrudan Suudi ulusal güvenliğini etkiliyor” dedi.

xscdfvgbhyju
Mukalla şehrine konuşlandırılan Vatan Kalkanı Güçleri (Reuters)

El-Habbas, Suudi Arabistan’ın kendi güvenliği ve istikrarını desteklemeye kararlı olduğunu ve tüm ulusal bileşenler arasında eşit mesafede durduğunu vurguladı.

El-Habbas’a göre, Riyad’ın yakın bir tarihte düzenleyeceği Güney Diyalog Konferansı’na, tüm ilgili güney güçlerinin, hatta GGK’nin de katılacak olması, Suudi Arabistan’ın sorumlu ve kapsayıcı yaklaşımının açık bir göstergesi. Bu yaklaşım, güney meselesinin kaderinin zorla dayatma veya askeri darbe yoluyla değil; diyalog ve diplomatik süreç yoluyla belirlenmesini sağlıyor.