Lübnan Başbakanı Hassan Diyab günah keçisi olmamak için istifa etti

Hassan Diyab, hükümetinin istifa kararını Cumhurbaşkanı Mişel Avn’a teslim etti (Reuters)
Hassan Diyab, hükümetinin istifa kararını Cumhurbaşkanı Mişel Avn’a teslim etti (Reuters)
TT

Lübnan Başbakanı Hassan Diyab günah keçisi olmamak için istifa etti

Hassan Diyab, hükümetinin istifa kararını Cumhurbaşkanı Mişel Avn’a teslim etti (Reuters)
Hassan Diyab, hükümetinin istifa kararını Cumhurbaşkanı Mişel Avn’a teslim etti (Reuters)

Lübnan Başbakanı Hassan Diyab, bazıları istifa eden, bazıları ise hükümetin bağımsız olmaması durumunda istifa edeceğini açıklayan birçok bakanın yürüttüğü baskı sonrasında istifa etti. Diyab böylelikle Hükümetinin görevden alınmasının da önüne geçmiş oldu.
Diyab’ın Cumhurbaşkanı Mişel Avn’a teslim ettiği istifa mektubu ülke siyasetinde teknokratlar hükümeti beklentisini arttırdı.
Diyab'ın son ana kadar hükümetine bağlılığını koruduğunu söyleyen Lübnanlı kaynaklar, ancak istifa eden ve istifa tehdidinde bulunan bakan sayısının yediye çıkmasının bakanların üçte birini kaybetmesi dolayısıyla hükümeti yasal olarak düşüreceğini belirtti. Temsilciler Meclisi Başkanı Nebih Berri'nin Beyrut’ta yaşanan patlamaya ilişkin hükümete hesap verebilirlik oturumu düzenlenmesi konusundaki ısrarı ise Diyab'ı parlamento huzuruna ‘suçlular’ olarak çıkmayı reddeden bakanlar önünde utanç verici bir konuma getirmişti.
Kamu Güvenliği Genel Müdürü Binbaşı General Abbas İbrahim’in yönettiği iletişimleri takip eden kaynakların ifade ettiğine göre, Diyab kararını nihayete erdirmek için General İbrahim’in Ayn et-Tina’dan (Berri’nin karargahı) dönmesini beklemişti. Ancak Berri’nin söz konusu oturum hakkındaki ısrarı ve bakanların bunu reddetmesi, istifanın verilmesine neden oldu.
İstifa konuşmasında, topa tuttuğu eleştirmenleri gerçekleri çarpıtan birer borazan olarak niteleyen Diyab, patlamanın ülkedeki yaygın yolsuzluğun bir sonucu olduğunu vurguladı. Patlamanın sorumluluğunu ve kamu borcunu üstüne atmaya çalıştıkları hükümetin elinden geleni yaptığını söyleyen Diyab, “Devlete üstün gelen yolsuzluk sisteminden kurtulamayız. Yolsuzluğun örneklerinden biri de Beyrut’ta gerçekleşen patlamadır” diyerek sözlerine şu şekilde devam etti:
“Yönetimdeki kronik yolsuzluk hastalığı sonucunda Lübnan'ı vuran ve Lübnanlılara acı çektiren trajedinin dehşetini hala derinlerde hissediyoruz. Zirâ bu trajedinin ölçeği tarif edilemeyecek derecede. Ancak bazıları sanki başka bir zamanda yaşıyor, bazıları ise sadece seçimlerde popülarite toplamakla ilgileniyor. Bu kimseler, kendilerine karşı patlak veren 17 Ekim Devrimini iyi okumamış, Lübnan'ın değişim taleplerini sulandırabileceklerini zannederek hesaplarına devam etmiş olanlardır. Bizim ilgilendiğimiz konu ise ülkeyi içine girdiği durumdan kurtarmak oldu. Bu minvalde pek çok şeye katlandık ve çalışmak istedik. Borazanlar ise gerçekleri çarpıtmaktan asla vazgeçmedi. Lübnanlılar değişim istiyor. Ancak değişim ile aramızda devleti kontrol etmek için tüm kirli yöntemlerle direnen bir sınıf tarafından taşınan oldukça kalın bir duvar var. Eşitliğin olmadığı bir savaşta ısrarla ve onurla savaştık. Onlar ise ellerindeki tüm silahları kullandı; insanlara yalan söyleyip gerçekleri çarpıttılar. Zirâ hükümetin kendilerine karşı bir tehdit teşkil ettiğini biliyorlardı. Bugün ise tüm insani, toplumsal ve ulusal yansımalarıyla ülkeyi sarsan bu depremin yaşandığı noktadayız. Öncelikli kaygımız, bu yansımaları ele alarak etkili bir soruşturma gerçekleştirmektir. Biz bugün, bu felaketin sorumlularının hesaba tutulmasını talep eden insanlara bağlıyız.”
Hükümetin bir yol haritası çıkarmak için çaba gösterdiğini vurgulayan Diyab, “Gerçekleri çarpıtanlar, fitneden beslenenler, insanların kanı ile ticaret yapanlar var” dedi.
Diyab’ın söz konusu konuşması, hükümetinin son oturumuna başkanlık ettikten yaklaşık iki saat sonra geldi. Sağlık Bakanı Hamad Hasan, hükümetin istifa kararı aldığını açıklamış; Kamu İşleri ve Ulaştırma Bakanı Mişel Neccar ise Beyrut limanında bulunan patlayıcı malzemeler konusundan patlamanın yalnızca 24 saat öncesinde haberdar olduğunu söylemişti. Soruşturmanın idari olduğunu ve henüz sona ermediğini, bu nedenle Bakanlar Kurulu’nda herhangi bir karar alınmadığını belirten Neccar, “Mesele, Lübnan'daki en yüksek yargı organı olan Adli Meclis’e sevk edilecek” demişti. Sağlık Bakanı Hasan ise şu ifadeleri kullandı:
“Hükümetin istifası, sorumluluktan kaçış değil sorumluluktur; Lübnan toplumunun, hükümetin ve meclisin yargının adil olması, her türlü kısıtlamadan muaf tutulması ve her şeyi ismiyle adlandırması yönündeki arzusunu yansıtır. Bu konuda eksik olan kim varsa, kamuoyu ve vicdanı önünde sorumluluk almalıdır. Diğer yandan hükümet, istifasından önce alınması gereken bir dizi önemli karar aldı. Bunlardan en önemlisi ise patlama olayının Adli Meclis’e sevk edilmesi ve tutuklanan birinci sınıf çalışanların durumuydu.”
Diyab, birkaç gün önce, Enformasyon Bakanı Menal Abdussamed, Çevre Bakanı Damianos Kattar ve Adalet Bakanı Marie Kloud Necm’in istifa ettiğini duyurmuştu. Dün de birçok bakan istifa edeceği tehdidinde bulunmuş; Maliye Bakanı Gazi Vazni de istifasını sunmuştu.
Lübnan Savunma Bakanı Zeina Akar, Diyab'ın hükümetin istifasını ilan etme niyetini açıklamasına rağmen, söz konusu oturumun ardından istifasını sunduğunu açıklamış ve şu ifadeleri kullanmıştı:
“Bu felaketin meydana gelmesi, tek tek bakanların değil, tümüyle hükümetin istifasını gerektiriyor. İstifayı ertelemiştim; zirâ sorumluluğu birlikte taşımamız gerekiyor. Buraya birlikte geldik birlikte çıkacağız. Beyrut limanında meydana gelen patlama olayının Adli Meclis’e sevki, patlamada hayatını kaybeden tüm kurbanların Lübnan ordusu şehidi sayılması hakkında bir karar çıkarılması, kısmen veya tam engellilerin sosyal güvence için Ulusal Sosyal Güvenlik Fonu’ndan yararlanmasının sağlanması ise bunun öncesinde gelecek.”
Gençlik ve Spor Bakanı Farmanieh Ohanian, oturum öncesinde yaptığı açıklamada toplantıda söz konusu felaketin getirdiği vaziyet nedeniyle Bakanlar Kurulundan hükümetin istifasını talep edeceğini bildirmişti.
Haberleşme Bakanı Talal Havvat “Hükümet toplu olarak istifa etmezse benim istifa edeceğim kesin” ifadelerini kullanırken Göçmen Bakanı Gada Şureym ise şöyle söylemişti:
“Teknokrasi için toplu istifadan yanayım. Sabahtan beri bu konuda baskı yapıyorum. Böyle bir şey gerçekleşmediği taktirde istifa eden ben olacağım. Altı aylık hükümetin yolsuzluk, ihmal ve yüzsüzlüğün sorumluluğunu alması yönünde sağlam senaryolar var. Sorumluluklarımızdan kaçmayacağız. Ancak yalnızca bazılarının günah keçisi ilan edilmesine izin vermeyeceğiz. Hesaba çekilecek ve tıpkı domino taşları gibi teker teker düşeceksiniz. Nitekim Lübnanlılar, canlarına kast edenleri, hayallerini ve vatanlarının zenginliğini çalanları çok iyi tanıyor.”
Lübnan İçişleri Bakanı Muhammed Fehmi, televizyonda yayınlanan bir röportajında, “Patlamanın hemen sonrasında hükümetin istifasından yanaydım. Ancak bugün, hükümetin istifası sorumluluktan kaçış ve baskı altında gelmektedir. Sorumluluktan kaçmak ise ayıptır” ifadelerinde bulunmuştu.



İsrail, şubat ayı sonunda Sınır Tanımayan Doktorlar örgütünün Gazze'deki faaliyetlerini yasakladı

Gazze Şeridi'nin merkezindeki Zuveyda kentinde, yanık tedavisi için gerekli tıbbi ekipman, ilaç ve temel malzemelerin ciddi bir şekilde yetersiz olduğu ortamda, Filistinli bir kadın Sınır Tanımayan Doktorlar hastanesinde yanıkları olan genç bir kadına yardım ediyor (Reuters)
Gazze Şeridi'nin merkezindeki Zuveyda kentinde, yanık tedavisi için gerekli tıbbi ekipman, ilaç ve temel malzemelerin ciddi bir şekilde yetersiz olduğu ortamda, Filistinli bir kadın Sınır Tanımayan Doktorlar hastanesinde yanıkları olan genç bir kadına yardım ediyor (Reuters)
TT

İsrail, şubat ayı sonunda Sınır Tanımayan Doktorlar örgütünün Gazze'deki faaliyetlerini yasakladı

Gazze Şeridi'nin merkezindeki Zuveyda kentinde, yanık tedavisi için gerekli tıbbi ekipman, ilaç ve temel malzemelerin ciddi bir şekilde yetersiz olduğu ortamda, Filistinli bir kadın Sınır Tanımayan Doktorlar hastanesinde yanıkları olan genç bir kadına yardım ediyor (Reuters)
Gazze Şeridi'nin merkezindeki Zuveyda kentinde, yanık tedavisi için gerekli tıbbi ekipman, ilaç ve temel malzemelerin ciddi bir şekilde yetersiz olduğu ortamda, Filistinli bir kadın Sınır Tanımayan Doktorlar hastanesinde yanıkları olan genç bir kadına yardım ediyor (Reuters)

İsrail, bugün yaptığı açıklamada, Sınır Tanımayan Doktorlar örgütünün Filistinli çalışanlarının listesini sunamaması üzerine Gazze'deki insani yardım faaliyetlerini durduracağını duyurdu.

Yurtdışı İşleri ve Antisemitizmle Mücadele Bakanlığı, "Gazze Şeridi'ndeki Sınır Tanımayan Doktorlar'ın faaliyetlerine son verme yönünde adımlar atıldığını" açıkladı.

Bakanlık, kararın "Sınır Tanımayan Doktorlar'ın, bölgede faaliyet gösteren tüm insani yardım kuruluşları için geçerli şart olan yerel personel listelerini sunamaması" üzerine alındığını belirterek, örgütün faaliyetlerini durduracağını ve 28 Şubat'a kadar Gazze'den ayrılacağını kaydetti.

Sınır Tanımayan Doktorlar (MSF), salı günü, İsrail'in Gazze Şeridi ve Batı Şeridi'ne erişimini sürdürmesi için talep ettiği personel listelerini vermeyeceğini açıkladı ve ekibinin güvenliği konusunda garanti alamadığını ifade etti.

Gazze'deki hastaneleri destekleyen MSF, İsrail'in bu ay Filistin topraklarındaki faaliyetlerini durdurması emrini verdiği 37 uluslararası kuruluştan biri. Bu kuruluşlar, personel bilgilerini sunma zorunluluğu da dahil olmak üzere yeni düzenlemelere uymadıkları takdirde faaliyetlerini durduracaklar.

Yardım kuruluşları, personel hakkında kişisel bilgilerin paylaşılmasının güvenliklerini tehlikeye atabileceğini belirterek, Gazze'deki iki yıllık savaş sırasında öldürülen veya yaralanan yüzlerce yardım çalışanını örnek gösteriyor.

Şarku'l Avsat'ın Reuters'ten aktardığına göre kayıt sürecini yöneten İsrail Diaspora İşleri Bakanlığı, yaptığı açıklamalarda, Hamas'ı Sınır Tanımayan Doktorlar'a baskı yapmakla suçladı. Bakanlık herhangi bir kanıt sunmadı, ancak Gazze Sağlık Bakanlığı'nın 29 Ocak'ta ortak sağlık kuruluşlarına bağlı sağlık çalışanlarının verilerini paylaşmayı reddettiğini, bunun nedeninin ise güvenlik endişeleri olduğunu belirtti. Bakanlık, Sınır Tanımayan Doktorlar'ın kendileriyle iletişime geçmediğini belirtti.

İsrail daha önce, veri kaydının Filistinli silahlı gruplara yardım ulaşmasını engellemek amacıyla yapıldığını belirtmişti. Yardım kuruluşları, önemli miktarda yardımın başka yerlere yönlendirildiğini reddediyor. Sınır Tanımayan Doktorlar (MSF) geçen hafta, bu bilgiyi ifşa etmeyi kabul eden Filistinli ve uluslararası personelin kısmi bir listesini paylaşmaya hazır olduğunu, ancak listenin yalnızca idari amaçlarla kullanılması ve ekibini tehlikeye atılmaması şartıyla bunu yapacağını söyledi. MSF, insani tıbbi malzemelerin yönetimini kontrol altında tutmak istediğini belirtti. Örgüt yaptığı açıklamada, "Tekrarlanan çabalara rağmen, son birkaç gündür İsrail yetkilileriyle gerekli somut garantiler konusunda bir anlaşmaya varamadığımız ortaya çıktı" ifadelerini kullandı. MSF, Gazze ve Batı Şeria'daki faaliyetlerine getirilen yasağın, Gazze'de devam eden insani kriz göz önüne alındığında, insani hizmetler üzerinde yıkıcı bir etkiye sahip olabileceğini belirtti.


Dörtlü Mekanizma’nın Sudan savaşını sona erdirme planında çıkmaz yaşanıyor

Sudan Egemenlik Konseyi Başkanı ve Ordu Komutanı Orgeneral Abdulfettah el-Burhan ile Hızlı Destek Kuvvetleri (HDK) Komutanı Korgeneral Muhammed Hamdan Daklu (Hamideti) (Arşiv – AFP)
Sudan Egemenlik Konseyi Başkanı ve Ordu Komutanı Orgeneral Abdulfettah el-Burhan ile Hızlı Destek Kuvvetleri (HDK) Komutanı Korgeneral Muhammed Hamdan Daklu (Hamideti) (Arşiv – AFP)
TT

Dörtlü Mekanizma’nın Sudan savaşını sona erdirme planında çıkmaz yaşanıyor

Sudan Egemenlik Konseyi Başkanı ve Ordu Komutanı Orgeneral Abdulfettah el-Burhan ile Hızlı Destek Kuvvetleri (HDK) Komutanı Korgeneral Muhammed Hamdan Daklu (Hamideti) (Arşiv – AFP)
Sudan Egemenlik Konseyi Başkanı ve Ordu Komutanı Orgeneral Abdulfettah el-Burhan ile Hızlı Destek Kuvvetleri (HDK) Komutanı Korgeneral Muhammed Hamdan Daklu (Hamideti) (Arşiv – AFP)

Sudan’daki savaşı durdurmaya yönelik çabalar, son aylarda Dörtlü Mekanizma’nın yol haritasının kayda değer bir sonuç üretememesi nedeniyle çıkmaza girmiş durumda.

Ufkun tıkandığı bu süreçte, çok sayıda kaynak, bu yönde kapalı kapılar ardında ve son derece gizli yürütülen bazı görüşmelerin yapılmış olabileceğini, bu nedenle herhangi bir bilginin sızmasının önüne geçildiğini belirtiyor.

Aynı kaynaklar, Sudan Egemenlik Konseyi Başkanı ve Ordu Komutanı Orgeneral Abdulfettah el-Burhan’ın, Dörtlü Mekanizma’yı devre dışı bırakmaya yönelik bir girişim içinde olduğunu ve doğrudan ABD Başkanı Donald Trump’ın öncülük edeceği yeni bir müzakere hattı oluşturmayı hedeflediğini ifade ediyor. Burhan’ın, bu yaklaşımı çeşitli açıklamalarında birden fazla kez dile getirdiği kaydediliyor.

Şarku’l Avsat’a konuşan siyasi kaynaklar ise Dörtlü Mekanizma’nın özellikle en kritik başlık olan ateşkesin sağlanması konusunda sunduğu yol haritasında somut bir ilerleme kaydedememesine rağmen, arabulucuların girişimin başarısız olduğunu ilan etmediğini ya da görüşmeleri sonlandırdıklarına dair bir açıklama yapmadığını aktardı.

Dörtlü Mekanizma’nın yol haritası

 Sudan'daki çatışmanın iki tarafının temsilcileri, Mayıs 2023'te Cidde Bildirgesi’nin imzalanması sırasında (Reuters)Sudan'daki çatışmanın iki tarafının temsilcileri, Mayıs 2023'te Cidde Bildirgesi’nin imzalanması sırasında (Reuters)

ABD, Suudi Arabistan, Mısır ve Birleşik Arap Emirlikleri’nden (BAE) oluşan Dörtlü Mekanizma’nın yol haritası, geçtiğimiz yıl eylül ayında, insani yardımların Sudan’ın tüm bölgelerine ulaştırılmasını kolaylaştırmak amacıyla üç ay süreli insani ateşkes öngörmüş, bunun ardından kapsamlı bir ateşkes ilan edilmesini ve dokuz ay içinde Sudanlıların güvenini kazanacak meşru sivil hükümetin kurulmasına yol açacak siyasi sürecin başlatılmasını önermişti. Ancak girişim, Sudan ordusunun reddi ve ülkesindeki çatışma karşısında tarafsız olmadığı yönündeki şüpheleri nedeniyle engelle karşılaştı.

Kaynaklar, Dörtlü Mekanizma yol haritasının Sudan’daki savaşı durdurmaya yönelik şu anda masadaki tek girişim olduğunu ve yaklaşık üç yıldır süren, Birleşmiş Milletler’e (BM) göre dünyadaki en büyük insani felakete yol açan yıkıcı çatışmayı sona erdirmek amacıyla tarafların bölgesel düzeyde uzlaşması sonucunda ortaya çıktığını belirtiyor.

Aynı kaynaklar, son gelişmelerin Dörtlü Mekanizma dışında yeni bir müzakere sürecinin varlığına işaret etmediğini, yaşananların ise ordunun bu girişimi en kısa sürede kabul etmesini sağlamaya yönelik çabalardan ibaret olduğunu ifade ediyor. Bu kapsamda, Sudan hükümetiyle iyi ilişkilere sahip bazı ülkelerin, yönetimi girişime olumlu yaklaşmaya teşvik etmek için diplomatik temaslarını yoğunlaştırdığı belirtiliyor.

Tek platform

Siyasi analist el-Cemil el-Fadıl, Şarku’l Avsat’a yaptığı değerlendirmede, Dörtlü Mekanizma girişiminin Sudan’da uzayan savaş krizinin çözümü için bölge ülkeleri arasında üzerinde uzlaşı sağlanmış tek platform olmayı sürdürdüğünü söyledi. El-Fadıl, söz konusu girişimin, ABD Başkanı Donald Trump ile Mısır Cumhurbaşkanı Abdulfettah Sisi arasında, ocak ayı ortasında Davos Forumu kapsamında yapılan görüşmede de güçlü biçimde gündeme geldiğini belirtti.

El-Fadıl, iki lider arasındaki görüşmelerin esas olarak Dörtlü Mekanizma çerçevesinde Sudan’daki savaşı sona erdirmeye yönelik ortak çabalara odaklandığını, önceliğin insani ateşkesin kalıcı hale getirilmesi olduğunu ifade etti. Bununla birlikte girişimin sahada somut kazanımlar elde etmesi gerektiğini vurgulayan el-Fadıl, mevcut tabloya bakıldığında sürecin çıkmaza girdiğinin söylenemeyeceğini dile getirdi.

Washington’daki insani yardım konferansı

 Sudan’da dünyadaki en büyük iç göç yaşandı. (Reuters)Sudan’da dünyadaki en büyük iç göç yaşandı. (Reuters)

El-Fadıl, ABD yönetimine yakın çevrelerden sızan bilgilerle bağlantı kurarak, Washington’un 3 Şubat’ta Sudan’a destek amacıyla uluslararası bir insani yardım konferansı düzenlemeye hazırlandığını ve önümüzdeki kısa dönemde kayda değer bir ilerleme yaşanmasının beklendiğini söyledi. Bu adımın, Dörtlü Mekanizma tarafından ortaya konan çözüm yol haritasının parçası olduğunu da ifade etti.

El-Fadıl, ABD yönetiminin, Sudan ordusu ile Hızlı Destek Kuvvetleri’nden (HDK) ateşkes ve çatışmaların durdurulması yönünde taahhüt almadan böyle bir insani konferansı düzenlemeye gitmesinin mümkün olmadığını vurguladı.

Mevcut veriler ışığında, Washington’da yapılması planlanan insani konferansla eş zamanlı olarak yol haritasının uygulanmasına yönelik taraflar arasında örtülü bir mutabakat bulunabileceğini dışlamayan el-Fadıl, sürecin başarısının tüm tarafların gerçek ve somut tavizler vermesine bağlı olduğunu dile getirdi.


İsrail, Gazze Şeridi sakinleri için Refah sınır kapısının sınırlı olarak açıldığını duyurdu

Bugün Mısır tarafından Refah sınır kapısından bir vinç geçiyor (AP).
Bugün Mısır tarafından Refah sınır kapısından bir vinç geçiyor (AP).
TT

İsrail, Gazze Şeridi sakinleri için Refah sınır kapısının sınırlı olarak açıldığını duyurdu

Bugün Mısır tarafından Refah sınır kapısından bir vinç geçiyor (AP).
Bugün Mısır tarafından Refah sınır kapısından bir vinç geçiyor (AP).

İsrail, bugün yaptığı açıklamada Gazze Şeridi sakinlerinin geçişine izin vermek üzere Refah Sınır Kapısı’nın sınırlı olarak açıldığını duyurdu.

Şarku'l Avsat'ın AFP'den aktardığına göre İsrail Savunma Bakanlığı’na bağlı Filistin sivil işlerinin koordinasyonundan sorumlu Hükümet Faaliyetlerini Koordinasyon Birimi (COGAT), “Ateşkes anlaşması ve siyasi liderliğin talimatları doğrultusunda, bugün Refah Sınır Kapısı yalnızca sivillerin geçişine açılmıştır” açıklamasında bulundu.

Filistin medya kuruluşları, daha önce Filistinli personeli taşıyan otobüslerin Refah Sınır Kapısı’nın Mısır tarafına ulaştığını, buradan Filistin tarafına geçerek kapıda göreve başlamalarının planlandığını bildirmişti.

Sınır kapısından geçişlerin, sıkı denetim altında ve yalnızca bireylerle sınırlı olacağı belirtiliyor. Bu adım, ateşkesin yürürlüğe girmesinden aylar sonra atılırken, insani yardım kuruluşları uzun süredir abluka altında ve büyük ölçüde tahrip olmuş Gazze’ye yardımların ulaştırılabilmesi için kapının engelsiz şekilde açılması çağrısında bulunuyor.

Ambulanslar, Gazze Şeridi'ne doğru yola çıkmak üzere Refah sınır kapısının Mısır girişinde sıraya girdi (AP)Ambulanslar, Gazze Şeridi'ne doğru yola çıkmak üzere Refah sınır kapısının Mısır girişinde sıraya girdi (AP)

Gazze’de Rafah Sınır Kapısı Yeniden Açıldı, İsrail Saldırılarında 32 Kişi Hayatını Kaybetti

Gazze’de 10 Ekim’den bu yana yürürlükte olan ateşkesin ihlalleri devam ederken, İsrail’in dün gerçekleştirdiği hava saldırılarında 32 kişi yaşamını yitirdi; Gazze Sivil Savunma yetkililerinin bildirdiğine göre ölenler arasında kadınlar ve çocuklar da bulunuyor.

Mısır sınırındaki Refah Kapısı, İsrail topraklarından geçmeden Gazze’ye kara yoluyla açılan tek geçit olarak biliniyor. Ancak kapı, Mayıs 2024’te İsrail güçlerinin kontrolü ele geçirmesinden bu yana kapalıydı. 2025 başında ise kısa bir süreliğine kısmi olarak yeniden açılmıştı.

Ayrı bir gelişmede, Filistin medyasına göre bugün sabah saatlerinde Gazze Vadisi’nin kuzeyinde İsrail dronunu saldırısında bir Filistinli hayatını kaybetti, bazı kişiler de yaralandı. Filistin Haber Ajansı’nın (WAFA) haberine göre böylece dün sabah saatlerinden itibaren Gazze hastanelerine ulaşan ölü sayısı 32’ye yükseldi; ölümlerin 7’si güneyde, 25’i kuzeyde kaydedildi.

Refah Kapısı, Gazze’nin güney sınırında, ateşkesin ardından İsrail’in çekilmediği alanlar içinde yer alıyor; bu da bölgenin yarısından fazlasını kapsıyor. Anlaşmanın ikinci aşamasında kapının yeniden açılması öngörülüyor. BM ve yardım kuruluşları, insani krizin derinleştiği Gazze’de 2 milyondan fazla kişiye yardım ulaştırılabilmesi için geçişin sorunsuz açılmasını talep ediyor.

Sınırlı olmasına rağmen bu adımın, Gazze’nin günlük işlerini yönetmek üzere kurulan 15 Filistinli teknokrattan oluşan Ulusal Yönetim Komitesi’nin çalışmalarını kolaylaştırması bekleniyor. Komite, ABD Başkanı Donald Trump’ın başkanlığını yürüttüğü “Barış Konseyi” denetiminde faaliyet gösterecek.