Türkiye’nin Navtex ilanının ardından Yunanistan alarma geçti

Türkiye’nin Navtex ilanının ardından Yunanistan alarma geçti
TT

Türkiye’nin Navtex ilanının ardından Yunanistan alarma geçti

Türkiye’nin Navtex ilanının ardından Yunanistan alarma geçti

Türkiye’nin Oruç Reis sismik araştırma gemisinin yapacağı sondaj faaliyetleri kapsamında Doğu Akdeniz’de yeni bir Navtex ilan etmesinin ardından Yunanistan, Ulusal Güvenlik Konseyi Başbakan Kiryakos Miçotakis başkanlığında acil toplantı gerçekleştirildiğini açıkladı.
Türkiye, 23 Ağustos’a kadar Navtex ilan ederek, Oruç Reis gemisinin önümüzdeki iki hafta boyunca Doğu Akdeniz’de sismik araştırmalar yapacağını bildirdi.
Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Fatih Dönmez, Twitter hesabından yaptığı açıklamada Oruç Reis gemisinin Doğu Akdeniz’e geldiğini belirterek, “Türkiye’nin enerji bağımsızlığı için Akdeniz’de ve Karadeniz’deki çalışmalarımız aralıksız devam edecek. 83 milyon arkanda Oruç Reis. Rast gele” ifadelerini kullandı.
Oruç Reis, Ataman ve Cengiz Han isimli gemilerle Kıbrıs açıklarında daha önce ilan edilen bölgede sismik çalışmalarını sürdürecek.
Türkiye, daha önce arama faaliyetlerini Yunanistan’daki Girit adası kıyılarına kadar genişletmeyi planladı ancak Almanya Başbakanı Angela Merkel’in arabuluculuğu ile Türkiye faaliyetlerini askıya alarak müzakere için adım attı.
Yunanistan ise müzakere ilkesini kabul edeceğini açıkladı ancak bunu tehdit altında gerçekleşmeyi reddetti.
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, birkaç gün önce yaptığı açıklamada, Almanya’nın arabuluculuğuyla Yunanistan ile görüşmeler yapılması için Doğu Akdeniz’deki sondaj çalışmalarının bir süre durduğunu hatırlatarak, “Yunanistan verilen sözleri yerine getirmedi. Doğu Akdeniz’de sondaj çalışmalarına yeniden başladık. Sözlerinde durmuyorlar” şeklinde konuştu.
Erdoğan’ın bu açıklaması, Mısır ve Yunanistan’ın geçtiğimiz Perşembe günü Doğu Akdeniz’de bulunan iki ülke arasındaki deniz sınırlarını belirleyecek münhasır ekonomik bölge anlaşmasına imza atmasının ardından geldi.
Cumhurbaşkanlığı Sözcüsü İbrahim Kalın ise katıldığı bir televizyon programında, Doğu Akdeniz’de anlaşmayı bozan ve güveni sarsan tarafın Yunanistan olduğunu vurguladı.
Kalın, “Yunanistan'ın şu ana kadar Avrupa Birliği'ni arkasına alarak Türkiye karşıtı yaptığı lobi faaliyetlerinin gerçek yüzünü, Avrupalılar şimdi daha net bir şekilde görmüşlerdir” dedi.
Yunanistan ile Doğu Akdeniz’deki son gelişmeler konusunda 2,5 aydır müzakere yürüttüklerini dile getiren Kalın, “Adres olarak tarafsız bölge Berlin’e gittik Orada bu konuyu görüştük ve tam anlaşmış idik. Hatta Dışişleri Bakanlıklarımız bu konuda ortak açıklama yapmak için metin üzerinde dahi mutabık kaldı. Bizim açıklamamızdan bir gün önce Yunanistan Mısır ile böyle bir anlaşma yaptığını açıkladı” şeklinde konuştu.
Cumhurbaşkanı Erdoğan tarafından, Mısır ile yapılan anlaşmanın ardından Yunanistan ile görüşmelerin durdurulması konusunda talimat aldıklarını vurgulayan Kalın şu ifadeleri kullandı;
“Cumhurbaşkanımızdan talimatı net bir şekilde aldık. ‘Görüşmeleri durduruyorsunuz Almanlara da Yunanlılara da bildirin, biz bu müzakereleri başlatamıyoruz. Yunanistan ile Mısır’ın yaptığı anlaşmada bizim için yok hükmündedir’ diye. Çünkü bu Türkiye’yi Doğu Akdeniz’de dışarıda bırakmaya ve bizi Antalya Körfezi’ne mahkum etmeye dönük bir hamle.”
Türkiye’yi Doğu Akdeniz’e hapsedecek herhangi bir girişime onay vermenin söz konusu olmadığının altını çizen Kalın, “Bütün bunlara rağmen biz bu meselelerin yolu ile diyalog yoluyla çözülmesinden yanayız ancak burada bu anlaşmayı bozan ve güveni sarsan Yunanistan tarafıdır” dedi.
Diğer yandan, Yunanistan Savunma Bakanlığı, Oruç Reis gemisinin önümüzdeki günlerde araştırma ve keşif operasyonları yapmak üzere hareket edeceği bilgisinin alınmasının ardından donanmanın kırmızı alarm durumuna geçtiğini açıkladı.
Türkiye, Yunanistan’ın Mısır ile deniz sınırlarını belirleme anlaşmasının ardından ilan ettiği Navtex uyarı notunda, 10-11 Ağustos arasında Akdeniz açıklarında atış eğitimleri gerçekleştirileceğini duyurdu.
Yunanistan merkezli Army Voice sitesine göre Yunan ordusu, Türkiye’nin Rodos ve Meis adaları arasındaki bölgede askeri tatbikat düzenleme planı nedeniyle alarm verdiğini duyurarak, ordu birimlerinin izinlerinin iptal edildiğini bildirdi.
Türkiye’nin Navtex ilan etmesinin ardından Yunanistan Dışişleri Bakanlığı da, Türkiye’ye Doğu Akdeniz’deki ‘yasadışı eylemlerini’ durdurma çağrısında bulundu.
Bakanlık ayrıca bu faaliyetleri ‘provokatif’ olarak nitelendirerek, bunların bölgede barış ve güvenliğe zarar vereceğini savundu.
Reuters’a göre Yunanistan Dışişleri Bakanlığı tarafından yapılan açıklamada, “Yunanistan şantajı kabul etmeyecektir. Egemenlik haklarını koruyacaktır” ifadesi kullanıldı.
Almanya Dışişleri Bakanlığı Sözcü Yardımcısı Christofer Burger ise “Sondaj faaliyetleri yanlış bir sinyaldir. Tek taraflı adımlar, bizi hiç bir şekilde çözüme yaklaştırmıyor. Türkiye bu tür adımlarla Avrupa Birliği (AB) ile ilişkilerine ilave yük binmesine yol açıyor. Her iki tarafa, açıkta kalan tüm sorulara müzakereler yoluyla yanıt bulma, planlandığı gibi Atina ile Ankara arasında ikili diyalogu başlatma çağrısını yapıyoruz” şeklinde bir açıklama yaptı.
AB Dış İlişkiler ve Güvenlik Politikası Yüksek Temsilcisi Josep Borrell, Mısır ile Yunanistan arasında anlaşmanın imzalanmasının ardından Türk donanmasının Akdeniz’deki hareketlerinin büyük endişe yarattığını iddia etti.



Trump: İran'a karşı sınırlı bir saldırı düzenlemeyi değerlendiriyorum

Başkan Donald Trump, Beyaz Saray Devlet Yemek Salonu'nda Valiler Birliği ile yaptığı kahvaltıda konuşuyor (AP)
Başkan Donald Trump, Beyaz Saray Devlet Yemek Salonu'nda Valiler Birliği ile yaptığı kahvaltıda konuşuyor (AP)
TT

Trump: İran'a karşı sınırlı bir saldırı düzenlemeyi değerlendiriyorum

Başkan Donald Trump, Beyaz Saray Devlet Yemek Salonu'nda Valiler Birliği ile yaptığı kahvaltıda konuşuyor (AP)
Başkan Donald Trump, Beyaz Saray Devlet Yemek Salonu'nda Valiler Birliği ile yaptığı kahvaltıda konuşuyor (AP)

ABD Başkanı Donald Trump bugün İran'a karşı sınırlı bir askeri saldırı düzenlemeyi düşündüğünü söyledi, ancak daha fazla ayrıntı vermedi.

ABD ordusu, İran'a karşı birkaç hafta sürebilecek ve güvenlik tesislerinin yanı sıra nükleer altyapıyı da bombalamayı içerebilecek bir operasyona hazırlanıyor.

İran'ı nükleer programı konusunda anlaşmaya varmaya zorlamak için sınırlı bir saldırıyı düşünüp düşünmediği sorulduğunda, Beyaz Saray'da gazetecilere, "Sanırım bunu düşündüğümü söyleyebilirim" dedi.

Trump dün, İran'ın bir anlaşmaya varması için 10 ila 15 günlük bir sürenin "yeterli" olacağına inandığını söyledi. Ancak görüşmeler yıllardır tıkanmış durumda ve İran, füze programını kısıtlama ve silahlı gruplarla bağlarını koparma yönündeki daha geniş ABD ve İsrail taleplerini görüşmeyi reddediyor.

Şarku'l Avsat'ın Reuters'ten aktardığına göre iki ABD yetkilisi, İran'la ilgili ABD askeri planlamasının ileri bir aşamaya ulaştığını ve seçenekler arasında bireyleri hedef alan bir saldırı, hatta Trump'ın emriyle Tahran'da rejim değişikliğinin de yer aldığını söyledi. Bu askeri seçenekler, diplomatik çabaların başarısız olması durumunda ABD'nin İran'la ciddi bir çatışmaya hazırlandığının son göstergesi.

Son haftalarda yapılan dolaylı görüşmelerde çok az ilerleme kaydedildi ve taraflardan biri veya her ikisi bunu savaşa hazırlıkta geciktirme taktiği olarak kullanıyor olabilir.

İran, geçen yıl İsrail ve ABD'nin nükleer ve askeri tesislerini hedef alan 12 günlük saldırılarının yanı sıra ocak ayındaki kitlesel protestoların şiddetle bastırılmasının ardından, hiç olmadığı kadar savunmasız bir konumda bulunuyor.

 İran'ın BM Güvenlik Konseyi'ne dün yazdığı mektupta, BM Büyükelçisi Emir Said İrevani, ülkesinin "gerilim veya savaş aramadığını ve savaş başlatmayacağını", ancak herhangi bir ABD saldırganlığına "kararlı ve orantılı bir şekilde" karşılık vereceğini belirtti.

Şöyle devam etti: “Bu koşullar altında, bölgedeki tüm düşman üsleri, tesisleri ve varlıkları, İran'ın savunma yanıtı çerçevesinde meşru hedefler olarak kabul edilecektir.”

Bu haftanın başlarında İran, dünyanın ticareti yapılan petrolünün yaklaşık beşte birinin geçtiği Körfez'in dar su yolu olan Hürmüz Boğazı'nda gerçek mühimmatlı tatbikatlar gerçekleştirdi. Ülke içinde de gerilim artıyor; yas tutanlar, 40 gün önce güvenlik güçleri tarafından öldürülen protestocuları anmak için törenler düzenliyor ve bazı gösterilerde yetkililerin tehditlerine rağmen hükümet karşıtı sloganlar atılıyor.


İsrail'in Lübnan'ın güneyindeki Adise kasabası yakınlarında gerçekleştirdiği bombalama operasyonu

İsrail'in ocak ayında Lübnan'ın güneyindeki Kanarit köyüne düzenlediği hava saldırısının yol açtığı hasar, 16 Şubat 2026 (AFP)
İsrail'in ocak ayında Lübnan'ın güneyindeki Kanarit köyüne düzenlediği hava saldırısının yol açtığı hasar, 16 Şubat 2026 (AFP)
TT

İsrail'in Lübnan'ın güneyindeki Adise kasabası yakınlarında gerçekleştirdiği bombalama operasyonu

İsrail'in ocak ayında Lübnan'ın güneyindeki Kanarit köyüne düzenlediği hava saldırısının yol açtığı hasar, 16 Şubat 2026 (AFP)
İsrail'in ocak ayında Lübnan'ın güneyindeki Kanarit köyüne düzenlediği hava saldırısının yol açtığı hasar, 16 Şubat 2026 (AFP)

İsrail güçleri bu sabah erken saatlerde Lübnan'ın güneyindeki Adise kasabası yakınlarında bir bombalama operasyonu gerçekleştirdi.

Lübnan'ın resmi Ulusal Haber Ajansı'na göre, büyük patlama saat 02:20'de meydana geldi.

İsrail ile Lübnan Hizbullahı arasında, bir yıldan fazla süren ve partinin askeri ve liderlik altyapısına darbeler aldığı çatışmanın ardından, 27 Kasım'dan beri yürürlükte olan bir anlaşma bulunuyor.

Anlaşma, Lübnan ordusunun ve Lübnan'daki Birleşmiş Milletler Geçici Gücü'nün (UNIFIL) konuşlandırılmasının güçlendirilmesi karşılığında, Hizbullah savaşçılarının Litani Nehri'nin güneyindeki bölgeden (sınırdan yaklaşık 30 km uzaklıkta) çekilmesini ve askeri altyapısının tasfiye edilmesini öngörüyordu.

Anlaşma ayrıca İsrail'in savaş sırasında girdiği tüm bölgelerden çekilmesini de öngörüyordu. Bununla birlikte, İsrail sınırın her iki tarafını da izleyebilmek için beş yüksek noktada askeri varlığını sürdürdü. Ayrıca, askeri hedefler veya Hizbullah unsurları olduğunu iddia ettiği yerlere neredeyse her gün saldırılar düzenliyor ve güçleri buldozerle yıkım ve tahribat operasyonlarına devam ediyor.


ABD Adalet Bakanlığı genel merkezine Trump'ın posteri asıldı

İşçiler, Donald Trump’ın fotoğrafını taşıyan yeni bir pankartı, Washington’daki ABD Adalet Bakanlığı binasının cephesine yerleştiriyor (AFP)
İşçiler, Donald Trump’ın fotoğrafını taşıyan yeni bir pankartı, Washington’daki ABD Adalet Bakanlığı binasının cephesine yerleştiriyor (AFP)
TT

ABD Adalet Bakanlığı genel merkezine Trump'ın posteri asıldı

İşçiler, Donald Trump’ın fotoğrafını taşıyan yeni bir pankartı, Washington’daki ABD Adalet Bakanlığı binasının cephesine yerleştiriyor (AFP)
İşçiler, Donald Trump’ın fotoğrafını taşıyan yeni bir pankartı, Washington’daki ABD Adalet Bakanlığı binasının cephesine yerleştiriyor (AFP)

ABD Başkanı Donald Trump’ın fotoğrafını taşıyan bir pankart, ABD Adalet Bakanlığı binasına asıldı. Bu adım, Trump’ın Washington’daki bir kuruma kimliğini yansıtma yönündeki son girişimi olarak değerlendiriliyor.

Mavi renkli pankart, dün (perşembe) binanın bir köşesindeki iki sütun arasına yerleştirildi. Pankartta “Amerika’yı Yeniden Güvenli Hale Getirelim” sloganı yer aldı.

Trump, geçen yıl Beyaz Saray’a dönüşünden bu yana federal kurumlar üzerindeki varlığını ve nüfuzunu pekiştirmek için güçlü adımlar atıyor.

Trump, kültürel ve siyasi kurumları yeniden şekillendirirken kendisine yakın isimleri görevlendiriyor, önde gelen kurumların adlarını değiştiriyor ve geçmiş soruşturmalarla bağlantılı yetkilileri geri plana itiyor. Eleştirmenler ise bu adımların, siyasi iktidar ile normal şartlarda bağımsız olması gereken kamu görevleri arasındaki sınırları ortadan kaldırdığını savunuyor.

Geçen yıl Trump’ın fotoğrafını taşıyan pankartlar, ABD Çalışma Bakanlığı, ABD Tarım Bakanlığı ve Amerikan Barış Enstitüsü binalarına da asılmıştı.

Trump tarafından atanan bir yönetim kurulu, Aralık ayında John F. Kennedy Sahne Sanatları Merkezi’ne Trump adının eklenmesi yönünde oy kullandı. Ayrıca Washington’daki Amerikan Barış Enstitüsü binasına da Trump’ın adı verildi.

Son pankarta ilişkin soruları Beyaz Saray, Adalet Bakanlığı’na yönlendirdi. Bakanlık ise şu ana kadar yorum talebine yanıt vermedi.