İkinci dalga koronavirüs salgınına karşı önlem alma çağrıları arttı

Barselona’da koronavirüs testi yapılan bir çadırın önünde geçen bir adam (AFP)
Barselona’da koronavirüs testi yapılan bir çadırın önünde geçen bir adam (AFP)
TT

İkinci dalga koronavirüs salgınına karşı önlem alma çağrıları arttı

Barselona’da koronavirüs testi yapılan bir çadırın önünde geçen bir adam (AFP)
Barselona’da koronavirüs testi yapılan bir çadırın önünde geçen bir adam (AFP)

Dünya genelinde yeni tip koronavirüse (Kovid-19) yakalananların sayısı 20 milyon 280 bini aşarken, özellikle Avrupa’da yaşanan ikinci dalgası korkusu nedeniyle virüse karşı harekete geçme çağrıları yoğunlaştı.
Dünya Sağlık Örgütü (WHO) Genel Direktörü Tedros Adhanom Ghebreyesus, Aralık ayında patlak vermesinden bu yana 740 bine yakın kişinin hayatını kaybetmesine neden olan koronavirüsü kontrol altına almak için hükümetler ve vatandaşların mümkün olan her şeyi yapması gerektiğini söyledi.
WHO Direktörü yaptığı yazılı açıklamada şu ifadeleri kullandı;
“Bu hafta 20 milyonu aşan Kovid-19 vakası ve 750 bin ölüme ulaşacağız. Bu istatistiklerin arkasında büyük bir acı ve ıstırap var. Bunun dünya için zor bir an olduğunu biliyorum. Ama açık olmak istiyorum, yeşeren umut filizleri var ve bir ülke, bölge, şehir veya kasaba nerede olursa olsun salgını tersine çevirmek için asla çok geç değil. Pandemiyi etkili bir şekilde ele almanın iki temel unsuru var; Liderler harekete geçmek için adım atmalı ve vatandaşlar yeni önlemler almalı.”
Merkezi İsveç’in başkenti Stockholm’de bulunan Avrupa Hastalık Önleme ve Kontrol Merkezi (OCDC), Birleşmiş Milletler (BM) ile birlikte Avrupa hükümetlerine yeni önlemler tavsiye etti.
OCDC’nin açıklamasında, Avrupa Birliği’nde (AB) her gün 10 bin ila 15 bin arasında yeni vaka tespit edildiğine vurgu yapılarak, “Birkaç ülkede, sosyal mesafe tedbirlerinin gevşemesiyle bağlantılı olarak vaka sayısında gerçek bir artışa tanık oluyoruz” ifadelerine yer verildi.İspanya, koronavirüs salgınını ‘tamamen’ kontrol edemeyeceğini itiraf ederken, İtalya, Avrupalı ​​komşuları arasında artan vakalarla ‘kuşatılacağından’ korkuyor.Finlandiya gibi bazı ülkeler, riskli bir ülkeden gelen her yolcuya 14 günlük karantina altına alınacağını, bu kurala uymayanlara ise para cezası hatta üç ay hapis cezası duygulanacağını duyurdu.
Fransa’nın başkenti Paris’te, vaka sayılarındaki artışı önlemek için 10 Ağustos’tan (dün) itibaren tüm vatandaş ve turistlerin maske takması zorunluluk haline geldi.
Yunanistan, yeni rekor sayıda vakaları kaydettikten sonra, bazı turistik şehirlerinde geceleri bar ve restoranları kapatmaya karar verdi.
Koronavirüs vakaları dünya genelinde artmaya devam ederken, 6 Mart’ta ilk vakaların yaşandığı Kolombiya’da ölü sayısı 13 bini aştı.
Brezilya’da geçtiğimiz Pazar günü ölü sayısı 100 bini aştı ve sosyal medyada hayatını kaybedenlerin aileleriyle dayanışma mesajları ve hükümete yönelik sert eleştiriler yoğunlaştı.
Salgın, sağlık üzerindeki etkilerinin yanı sıra küresel ekonomide de bir durgunluğa neden oldu. Bununla birlikte kültürel ve sportif etkinliklerin tarihini de değiştirildi.
Almanya Sağlık Bakanı, ülkede vaka sayısının arttığı bir dönemde futbol taraftarlarının stadyumlara dönmesi fikrini reddetti.
İtalya’da beş milletvekilinin, büyük mali güçlükleri olan insanlara tahsis edilen aylık 600 eurodan yararlandığının ortaya çıkması ülkede tepkilere neden oldu.
 



Trump: İran'a karşı sınırlı bir saldırı düzenlemeyi değerlendiriyorum

Başkan Donald Trump, Beyaz Saray Devlet Yemek Salonu'nda Valiler Birliği ile yaptığı kahvaltıda konuşuyor (AP)
Başkan Donald Trump, Beyaz Saray Devlet Yemek Salonu'nda Valiler Birliği ile yaptığı kahvaltıda konuşuyor (AP)
TT

Trump: İran'a karşı sınırlı bir saldırı düzenlemeyi değerlendiriyorum

Başkan Donald Trump, Beyaz Saray Devlet Yemek Salonu'nda Valiler Birliği ile yaptığı kahvaltıda konuşuyor (AP)
Başkan Donald Trump, Beyaz Saray Devlet Yemek Salonu'nda Valiler Birliği ile yaptığı kahvaltıda konuşuyor (AP)

ABD Başkanı Donald Trump bugün İran'a karşı sınırlı bir askeri saldırı düzenlemeyi düşündüğünü söyledi, ancak daha fazla ayrıntı vermedi.

ABD ordusu, İran'a karşı birkaç hafta sürebilecek ve güvenlik tesislerinin yanı sıra nükleer altyapıyı da bombalamayı içerebilecek bir operasyona hazırlanıyor.

İran'ı nükleer programı konusunda anlaşmaya varmaya zorlamak için sınırlı bir saldırıyı düşünüp düşünmediği sorulduğunda, Beyaz Saray'da gazetecilere, "Sanırım bunu düşündüğümü söyleyebilirim" dedi.

Trump dün, İran'ın bir anlaşmaya varması için 10 ila 15 günlük bir sürenin "yeterli" olacağına inandığını söyledi. Ancak görüşmeler yıllardır tıkanmış durumda ve İran, füze programını kısıtlama ve silahlı gruplarla bağlarını koparma yönündeki daha geniş ABD ve İsrail taleplerini görüşmeyi reddediyor.

Şarku'l Avsat'ın Reuters'ten aktardığına göre iki ABD yetkilisi, İran'la ilgili ABD askeri planlamasının ileri bir aşamaya ulaştığını ve seçenekler arasında bireyleri hedef alan bir saldırı, hatta Trump'ın emriyle Tahran'da rejim değişikliğinin de yer aldığını söyledi. Bu askeri seçenekler, diplomatik çabaların başarısız olması durumunda ABD'nin İran'la ciddi bir çatışmaya hazırlandığının son göstergesi.

Son haftalarda yapılan dolaylı görüşmelerde çok az ilerleme kaydedildi ve taraflardan biri veya her ikisi bunu savaşa hazırlıkta geciktirme taktiği olarak kullanıyor olabilir.

İran, geçen yıl İsrail ve ABD'nin nükleer ve askeri tesislerini hedef alan 12 günlük saldırılarının yanı sıra ocak ayındaki kitlesel protestoların şiddetle bastırılmasının ardından, hiç olmadığı kadar savunmasız bir konumda bulunuyor.

 İran'ın BM Güvenlik Konseyi'ne dün yazdığı mektupta, BM Büyükelçisi Emir Said İrevani, ülkesinin "gerilim veya savaş aramadığını ve savaş başlatmayacağını", ancak herhangi bir ABD saldırganlığına "kararlı ve orantılı bir şekilde" karşılık vereceğini belirtti.

Şöyle devam etti: “Bu koşullar altında, bölgedeki tüm düşman üsleri, tesisleri ve varlıkları, İran'ın savunma yanıtı çerçevesinde meşru hedefler olarak kabul edilecektir.”

Bu haftanın başlarında İran, dünyanın ticareti yapılan petrolünün yaklaşık beşte birinin geçtiği Körfez'in dar su yolu olan Hürmüz Boğazı'nda gerçek mühimmatlı tatbikatlar gerçekleştirdi. Ülke içinde de gerilim artıyor; yas tutanlar, 40 gün önce güvenlik güçleri tarafından öldürülen protestocuları anmak için törenler düzenliyor ve bazı gösterilerde yetkililerin tehditlerine rağmen hükümet karşıtı sloganlar atılıyor.


İsrail'in Lübnan'ın güneyindeki Adise kasabası yakınlarında gerçekleştirdiği bombalama operasyonu

İsrail'in ocak ayında Lübnan'ın güneyindeki Kanarit köyüne düzenlediği hava saldırısının yol açtığı hasar, 16 Şubat 2026 (AFP)
İsrail'in ocak ayında Lübnan'ın güneyindeki Kanarit köyüne düzenlediği hava saldırısının yol açtığı hasar, 16 Şubat 2026 (AFP)
TT

İsrail'in Lübnan'ın güneyindeki Adise kasabası yakınlarında gerçekleştirdiği bombalama operasyonu

İsrail'in ocak ayında Lübnan'ın güneyindeki Kanarit köyüne düzenlediği hava saldırısının yol açtığı hasar, 16 Şubat 2026 (AFP)
İsrail'in ocak ayında Lübnan'ın güneyindeki Kanarit köyüne düzenlediği hava saldırısının yol açtığı hasar, 16 Şubat 2026 (AFP)

İsrail güçleri bu sabah erken saatlerde Lübnan'ın güneyindeki Adise kasabası yakınlarında bir bombalama operasyonu gerçekleştirdi.

Lübnan'ın resmi Ulusal Haber Ajansı'na göre, büyük patlama saat 02:20'de meydana geldi.

İsrail ile Lübnan Hizbullahı arasında, bir yıldan fazla süren ve partinin askeri ve liderlik altyapısına darbeler aldığı çatışmanın ardından, 27 Kasım'dan beri yürürlükte olan bir anlaşma bulunuyor.

Anlaşma, Lübnan ordusunun ve Lübnan'daki Birleşmiş Milletler Geçici Gücü'nün (UNIFIL) konuşlandırılmasının güçlendirilmesi karşılığında, Hizbullah savaşçılarının Litani Nehri'nin güneyindeki bölgeden (sınırdan yaklaşık 30 km uzaklıkta) çekilmesini ve askeri altyapısının tasfiye edilmesini öngörüyordu.

Anlaşma ayrıca İsrail'in savaş sırasında girdiği tüm bölgelerden çekilmesini de öngörüyordu. Bununla birlikte, İsrail sınırın her iki tarafını da izleyebilmek için beş yüksek noktada askeri varlığını sürdürdü. Ayrıca, askeri hedefler veya Hizbullah unsurları olduğunu iddia ettiği yerlere neredeyse her gün saldırılar düzenliyor ve güçleri buldozerle yıkım ve tahribat operasyonlarına devam ediyor.


ABD Adalet Bakanlığı genel merkezine Trump'ın posteri asıldı

İşçiler, Donald Trump’ın fotoğrafını taşıyan yeni bir pankartı, Washington’daki ABD Adalet Bakanlığı binasının cephesine yerleştiriyor (AFP)
İşçiler, Donald Trump’ın fotoğrafını taşıyan yeni bir pankartı, Washington’daki ABD Adalet Bakanlığı binasının cephesine yerleştiriyor (AFP)
TT

ABD Adalet Bakanlığı genel merkezine Trump'ın posteri asıldı

İşçiler, Donald Trump’ın fotoğrafını taşıyan yeni bir pankartı, Washington’daki ABD Adalet Bakanlığı binasının cephesine yerleştiriyor (AFP)
İşçiler, Donald Trump’ın fotoğrafını taşıyan yeni bir pankartı, Washington’daki ABD Adalet Bakanlığı binasının cephesine yerleştiriyor (AFP)

ABD Başkanı Donald Trump’ın fotoğrafını taşıyan bir pankart, ABD Adalet Bakanlığı binasına asıldı. Bu adım, Trump’ın Washington’daki bir kuruma kimliğini yansıtma yönündeki son girişimi olarak değerlendiriliyor.

Mavi renkli pankart, dün (perşembe) binanın bir köşesindeki iki sütun arasına yerleştirildi. Pankartta “Amerika’yı Yeniden Güvenli Hale Getirelim” sloganı yer aldı.

Trump, geçen yıl Beyaz Saray’a dönüşünden bu yana federal kurumlar üzerindeki varlığını ve nüfuzunu pekiştirmek için güçlü adımlar atıyor.

Trump, kültürel ve siyasi kurumları yeniden şekillendirirken kendisine yakın isimleri görevlendiriyor, önde gelen kurumların adlarını değiştiriyor ve geçmiş soruşturmalarla bağlantılı yetkilileri geri plana itiyor. Eleştirmenler ise bu adımların, siyasi iktidar ile normal şartlarda bağımsız olması gereken kamu görevleri arasındaki sınırları ortadan kaldırdığını savunuyor.

Geçen yıl Trump’ın fotoğrafını taşıyan pankartlar, ABD Çalışma Bakanlığı, ABD Tarım Bakanlığı ve Amerikan Barış Enstitüsü binalarına da asılmıştı.

Trump tarafından atanan bir yönetim kurulu, Aralık ayında John F. Kennedy Sahne Sanatları Merkezi’ne Trump adının eklenmesi yönünde oy kullandı. Ayrıca Washington’daki Amerikan Barış Enstitüsü binasına da Trump’ın adı verildi.

Son pankarta ilişkin soruları Beyaz Saray, Adalet Bakanlığı’na yönlendirdi. Bakanlık ise şu ana kadar yorum talebine yanıt vermedi.